Konusunu Oylayın.: Namaz da fazla sure okunmasında bir sakınca var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Namaz da fazla sure okunmasında bir sakınca var mıdır?
  1. 01.Eylül.2011, 00:06
    1
    Misafir

    Namaz da fazla sure okunmasında bir sakınca var mıdır?

  2. 01.Eylül.2011, 00:19
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Namaz da fazla sure okunmasında bir sakınca var mıdır?




    Farz Namazda Okunan Sureler


    Bu konuyla ilgili rivayetlerin tamamı biraraya getirildiğinde, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in şu ve şu sûreler okunsun diye bir tayin yapmadığı görülür. Çünkü Kur'ân'ın tamamı ALLAH kelâmıdır, hangi sûre veya âyet okunsa, O'nun kelâmı tilâvet edilmiş olur.

    İlgili hadîsler:

    Câbir b. Semûre (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Peygamber (a.s.) Efendimiz sabah namazında Kaf Ve'l-Kurâni'l-Mecîd ve benzeri sûreleri okurdu. Onun bu namazdan sonraki namazları daha hafif tutulurdu.

    Diğer bir rivayette ise şöyle demiştir:

    "Peygamber (a.s.) öğle namazında Ve'lleylî İza Yağşa'yı, ikindi namazında da buna benzer bir sûreyi; sabah namazında ise, ondan daha uzununu okurdu."

    Bir başka rivayette, demiştir ki:

    "Güneş batıya meyledince öğle namazını kılar ve Ve'lleyli Îza Yağşa'yı ve benzeri bir sûreyi okurdu; ikindi namazında da ona benzer sûre okurdu. Hulâsa O'nun bütün namazları böyle idi, ancak sabah namazı müstesna.. Resûlüllah (a.s.) sabah namazının kıraa-tini uzun tutardı."[135]

    Cübeyr b. Mut'un (r.a.)’dan yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında Va't-Turi sûresini okuduğunu işittim."[136]

    İbn Abbas (r.a.)’dan yapılan rivayette, Ümmu'1-Fazl bint Haris, o Ve'l-Mürselatı Urfen sûresini okurken işitmiş ve şöyle demiş-tir:

    "Oğulcağızım! sen bu süreyi okumanla bana, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında onu okuduğunu hatırlattın.."[137]

    Hz. Aişe (r.a.)’dan yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz akşam namazında A'raf sûresini iki rekâte tefrik ederek okurdu."[138]

    İbn Ömer (r.a.)’dan yapılan rivayette demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz akşam namazında Kul Ya Eyyühe'l-Kafîrun ile İhlas sûrelerini okurdu."[139]

    Câbir (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Peygamber (a.s.) Efendimiz şöyle buyurdu:

    "Ya Muâz! sen fettan mısın veya sen fatin misin? Sebbih İsme Rebbike'l-A’la Ve's-Şemsi Ve Duhaha Ve'lleyli İza Yağşa ile namazı kılsaydın ya.."[140]

    Fettan, çok fitneci; fâtin ise sadece fitneci anlamına gelir. Bun-dan maksat, imamın namazı fazla uzatmamasını tenbih içindir. Çün-kü cemaat arasında çok yaşlı, hasta ve âcil ihtiyaç sahipleri bulunabilir. Onları üzmek, işlerinden alıkoymak bir bakıma nefret uyandır-mak ve fitneye sebep olmaktır.

    Süleyman b. Yesar (r.a.)’den, o da Ebu Hüreyre (r.a.)’den yap-tığı rivayette, Ebu Hüreyre (r.a.) demiştir ki:

    "Falan adamdan namaz hususunda Resûlüllah'a en çok benzeyen başka bir kimse görmedim ki o adam Medine'de imamlık yapıyordu. Süleyman diyor ki, ben onun arkasında namaz kıldım: Öğle namazının ilk iki rekâtini uzatıyordu, son iki rekâtini ise hafif tutuyordu. İkindi namazını da hafif tutuyordu; akşamın ilk iki rekâtinde kısar-i mufassaldan okuyordu; yatsı namazının ilk iki rekâtinde vasat-i mufassalden oku-yordu; sabah namazında ise, tival-i mufassaldan okuyordu."[141]

    Hadislerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

    1- Sabah namazında tival-i mufassaldan okumak müstehabdır. 744. dibnottada belirttiğimiz gibi, bu Hücurat'tan başlar veya ona kadar devam eder.

    2- Diğer dört vakitte kılınan namazlarda ise kıraati tival-i evsattan seçip okumak müstehabdır.

    3- Akşam namazında ise, kısa sûreleri okumak müstehabdır. Bununla beraber yalnız başına kılan kimse onda da tival-ı mufassal-dan veya evsattan okuyabilir. Uzun bir süreyi iki rekâte tefrik edip okumasında da bir sakınca yoktur.

    4- Öğle namazının ilk iki rekâtini biraz uzun, son iki rekâti-ni kısa tutmak müstehaptır.

    Hadislerin ışığında müctehit imamların görüş, ictihat ve istidlâlleri:

    a) Hanefîlere göre:

    Eyleşik durumda olan kimsenin sabah namazının iki rekâtinde 40 ilâ 50 âyet okuması sünnettir. Tabii Fatiha sûresi bu sayıya dahil değildir. Öğle namazında da buna yakın uzunlukta okumak sünnettir. İkindi ve yatsı namazlarının iki rekâtinde yirmi âyet okumak, akşam namazının her rekâtında kısa bir âyet okumak sünnettir. Eyleşik durumda olanlar için tival-i mufassaldan okumalarının müstehab olduğu söylenmiştir ki, bunlar Hücurat'tan Bürûc'a kadar olan sûrelerdir. Evsât olanları ise, Bürûc'dan Lem yekün'a kadar olanlar-dır. Kısar (kısa) olanları ise, Lem yekûn'dan Kur'ân'ın sonuna kadar olan sûrelerdir. Nitekim el-Muhit ve el-Vikaye kitaplarında da böy-le açıklanmıştır.[142]

    Ancak Hanefîlerden bir kısmının bu konuda farklı görüş ve ic-tihatları olmuştur. el-Hasen diyor ki: "Sabah namazında altmış ile yüz arasında âyet okumak en çoğu, kırk âyet okumak en azı sayılır. Tabii bu sayı iki rekâte tefrik edilir, şöyle ki, birinci rekâtte yirmi beş âyet, ikinci rekâtte onbeş âyet okunur. Bazısı da sabahın iki rekâtinde kırk âyet, zayıf ve tembeller için, elli ilâ altmış arası vasat durumda olanlar için, altmışla yüz arası çok istekli ve gayretliler için uygundur. Bazısı da uzunluk ve kısalık, gecenin uzunluk ve kı-salığına göre ayarlanır, demiştir. Çok kısa gecelerde az uyku uyun-duğu için sabah namazı vasat ölçüde tutulur. Uzun gecelerde ise ti-val-i mufassaldan okunur."[143]

    b) Şâfiîlere göre:

    İster imam, ister münferit olsun sabah namazında tival-i mufassaldan, öğle namazında ona yakın uzunluktaki sûreleri; ikindi ve yatsı namazlarında ortalama uzunlukta olan sûreleri okumak sünnettir. Eğer imamın arkasında kendisine uyanlar belli bir sınır-da olup başkasının gelip yetişmesi söz konusu değilse, onların rıza-sını alması uygun olur. Akşam namazında ise kısa sûre okumak sün-nettir.[144]

    c) Hanbelilere göre:

    Öğle namazının ilk iki rekâtında Fatiha'dan sonra birincisi uzun, ikincisi ondan biraz kısa olmak üzere iki sûre okumak; ikindi nama-zının da ilk iki rekâtinde, birincisinde uzun ikincisinde biraz kısa olmak üzere iki sûre okumak; sabah namazının birinci rekâtinde uzun bir sûre, ikincisinde ona nisbetle kısa bir sure okumak sünnet-tir.

    Hanbelîler bu konuda Ebu Katâde hadisiyle istidlal etmişlerdir. Ayrıca Ebu Berze'den yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimiz'in sabah namazının iki rekâtinde 60-100 arasında âyet okuduğu belirtilmiştir ki, Hanbelîler bunu sabah namazı için bir ölçü olarak benimsemişler.

    Ayrıca bu konuda Resûlüllah'ın (a.s.) Muâz'a şöyle tavsiyede bulunduğu sahih rivayetle sabit olmuştur:

    "Ve'ş-Şemsi Ve Duhaha ve Sebbih İsme Rabbike'l-Ata sûrelerini oku!"[145]

    Buharî ve Müslim'in ittifakla aldığı bu hadîs de Hanbelîlerin is-tidlal ettiği dayanaklardan biridir.

    d) Mâlikîlere göre:

    Cübeyr b. Mut'im'in babasından yaptığı rivayete göre, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında ve't-Tûr sûresini okuduğunu işittiğini kaydetmiştir. Ebu Abdıllah es-Sunabihî'den yapılan riva-yette de, Medine'ye gelip akşam namazını Ebu Bekir Sıddık (r.a.)’ın arkasında kılmış ve Fâtiha'dan sonra halîfenin kısa sûrelerden okuduğunu işittiğini belirtmiştir. Mâlikîler bu rivayetle istidlal et-mişlerdir.[146]

    Sabah namazında ise, Hişam b. Urve'nin babasından yaptığı ri-vayete göre, Ebu Bekir Sıddîk (r.a.) sabah namazını kıldırırken Ba-kara sûresini iki rekâtte okuyup tamamlamıştır.

    Âmir b. Rebi'a da diyor ki:

    "Hz. Ömer'in arkasında sabah nama-zını kıldım, birinci rekâtte Yusuf, ikinci rekâtte Hac sûresini okudu." Mâlikîler bu hususta ilgili rivayetle istidlal ederek, sabah namazla-rında tival-i mufassaldan okunmasının mûstehab olduğunu söyle-mişlerdir.

    Sonuç olarak öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında kıraati cemaatın durumuna ve ortamın mevcut ölçülerine göre, uzun veya kısa tutmakta fayda vardır. Nitekim Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in bazan akşam namazında Ve'ş-Şemsi ve bir de Sebbih İsme Rabbike'l-A'la sûrelerini, bazan da en kısa sûreleri okuduğu; sabah namazında bazan uzun sûreleri, bazan da kısa sûreleri okuduğu vakidir. Bütün bunları mevcut ortama ve cemaatin durumuna göre ayarlamıştır. Nitekim daha önce de naklettiğimiz gibi, Muâz (r.a.) akşam namazını imam olup cemaate kıldırınca Fâtiha'dan sonra Bakara ve Nisa sürelerini okumaya başlamıştır. O yüzden bir adam namaza niyete başladığı halde, uzatıldığını görünce imamdan ayrı-lıp yalnız başına kılmıştır. Muâz onun bu davranışını münafıklıkla vasıflarken durum Hz. Peygamber'e (a.s.) bildirilmiş ve Peygambe-rimiz (a.s.), Muâz'a şöyle buyurmuştur:

    "Ya Muâz sen fitneci mi-sin? Sebbih İsme Rabbike ve Ve'ş-Şemsi ve Duhaha sûrele-rini okusaydın ya.. Çünkü sana uyanlar arasında hacet sahibi, zayıf, küçük ve büyük kimseler bulunuyor.."[147]

    Ayrıca Ebu Hüreyre'den yapılan rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında kısa sûrelerden okuduğu rivayet edil-miştir.[148]

    Birinci ve ikinci rekâtlerde okunacak sûrelerin aynı uzunlukta mı, yoksa birincisinin daha mı uzun olması sünnettir? Bu hususta Ebu Katâde el-Ansarî'den yapılan rivayette demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s) Efendimiz öğle namazının ilk iki rekâtinden birincisinde uzun, ikincisinde kısa sûre okur ve âyetleri işittirecek kadar bazan sesi-ni hafif yükseltirdi. İkindi namazında Fâtiha'dan sonra birinci rekâtte sûreyi uzatır, ikinci rekâtte biraz kısa tutardı. Sabah namazın-da da birinci rekâtın kıraatini uzatır, ikinci rekâtinkini ona nisbetle biraz kısa tutardı."[149]

    İbn Dakik el-Iyd bu hadîsin açıklamasında diyor ki: Şafiiler, Peygamber (a.s.) Efendimiz'in birinci rekâtlerde kıraatin uzun tut-masını, gelecek olan cemaatin namaza yetişmesiyle yorumlamışlar-dır. Kurtubî ise, bu hususta kesin bir delil yoktur, diyor.[150]

    765 nolu Câbir b. Semüre hadisinde Resûlüllah'ın sabah nama-zında Kaf ve benzeri sûreleri okurdu, ifadesi, devamlılık arzeden "kâne" fiiliyle belirtilmiştir. Bundan, çoğu zaman bu ve benzeri sûreleri okuduğu anlaşılıyorsa da, bazan bu, fiilin sadece vukuunu da ifade eder. O bakımdan ikinci mânaya hamli daha uygundur. Nite-kim Tirmizî ve Nesâî'nin Amir b. Hars'ten yaptıkları rivayette, Resû-lüllah (a.s.) Efendimiz'in bazan sabah namazında Îza'ş-Şemsü Küvvîrat sûresini okuduğu da olurdu. Ayrıca Müslim'in Abdullah b. Sâib'den yaptığı rivayette, Resûlüllah (a.s.) Mekke'de sabah na-mazını kıldırırken Mü'minin süresiyle kıraate başladığı belirtiliyor. Buharî'nin yaptığı tesbite göre, bazan da Ve'ttûr sûresini okudu-ğu vakidir.

    Yine Buhari ve Müslim'in Ebû Berze'den yaptıkları rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimizin sabah namazında 60 ilâ 100 âyet ara-sında okuduğu ifade edilmektedir. Nesâi'nin ashabdan bir adamdan yaptığı rivayette ise, sabah namazında Rum sûresini ve aynı zaman-da sadece Muavvazateyn'i okuduğu tesbit edilmiştir. Yine Nesâî'nin Akabe b. Âmir'den yaptığı rivayete göre, Peygamberimiz (a.s.) sa-bah namazında İnna Fetehna sûresini okumuştur.

    Buna benzer daha birçok sahîh rivayetler vardır. Sonuç olarak hepsini dikkate aldığımızda, Peygamber (a.s.) Efendimiz gerek sa-bah namazında, gerekse diğer namazlarda devamlı belirli bazı sû-releri okumakla yetinmemiş, muhtelif sûreleri okumak suretiyle belli bir kaç sûrenin belirlenerek devamlı onların okunmasının müstehab olmadığını belirtmek istemiştir.

    766 nolu Cübeyr b. Mut'im hadisinde, Resûlüllah (a.s.) Efendi-miz'in akşam namazında Tür sûresini okuduğu yine "kâne" fiiliyle ifâde edilmiştir. Yukarıdaki açıklama burada da geçerlidir. Çünkü Resûlüllah'ın akşam namazlarında yalnız Tûr sûresini değil, muh-telif sûreleri muhtelif günlerde okuduğu vakidir. O bakımdan İmam Mâlik, akşam namazında uzun sûreleri okumak mekruhtur, demiş-tir. İmam Şafiî ise, bunda kerahet görmediği gibi, müstehab da saymamıştır.[151]

    767 nolu Ümmu'1-Fazl hadîsi, akşam namazında 50 âyetten iba-ret olan Murselât sûresini okuduğunu belirtiyor. Bu, akşam nama-zında uzun sûre okumanın hem mekruh olmadığını, hem de bu hu-sustaki hükmün kaldırılmadığını göstermektedir. Zira Resûlüllah'ın bu sûreyi vefatından birkaç gün önce okuduğu tesbit edilmiştir. O halde cemaatın, ortamın elverişli olup olmadığına bakılarak uzun veya kısa sûreler okumakta bir sakınca yoktur. Ne var ki, Peygam-berimizin (a.s.) ekseriya kısa sûre okuduğuna bakılırsa, karşımıza müstehab ölçü çıkmış olur.

    768 nolu Hz. Aişe (r.a.) hadîsinin isnadı Nesâî'de tesbit edilmiştir. İsnadında zayıf sayılan Bakiye bulunuyorsa da, Ebû Hayat'ın ona tabi olduğuna bakılınca, mahzur kendiliğinden ortadan kalkıyor, çünkü Ebû Hayat sika (güvenilir ve doğru) bir zat olarak bilin-mektedir.

    Bu hadîsin bir benzerini İbn Ebî Şeybe, kendi Musannaf’inde Ebu Eyyûb'dan şu lafızla rivayet etmiştir:

    "Peygamber (a.s.) Efen-dimiz akşam namazında iki rekâtte Araf sûresinin tamamını okudu." Ayrıca Hafız İbn Huzayme, Zeyd b. Sabit hadîsinden bunun bir ben-zerini tahrîc etmiştir ki, sıhhatına, Buharî, Ebû Dâvud ve Tirmizî'nin Zeyd b. Sâbit'ten (r.a.) yaptıkları şu rivayet delâlet ve şahitlik et-mektedir: "Peygamber (a.s.) Efendimiz akşam namazında uzun sû-relerden okudu." Ebû Dâvud şu fazlalığı da rivayet etmiştir:

    "Ona sordum, uzun sûrelerden okuduğu hangisidir? A'rafdır diye cevap verdi..."

    769 nolu İbn Ömer hadîsinin isnadının zahirine bakılınca, sahih olduğu görülürse de ma'lûl olduğu tesbit edilmiştir. Nitekim Darekutnî, bu hadîsin rivayetinde râvilerinden bazısının hatâ yaptığını söylemiştir. Aynı hadisin bir benzerini İbn Hibbân ve Beyhakî Cabir b. Semure'den rivayet etmişse de isnadında Saîd b. Simak bulu-nuyor ki, bu zat metruktür. Zehebî, Ebû Hatim er-Râzî'nin onun hak-kında "metrukü'l-hadîs" dediğini nakletmiştir.[152]

    770 nolu Câbir hadîsine gelince, el-Feth kitabında olayın yatsı namazıyla ilgili olduğu kaydedilmiştir. Nitekim Buharî, Câbir hadîsiyle ilgili rivayetinde bunu tasrîh etmiştir.[153]

    Hadîsin, yatsı namazında orta uzunlukta olan sûrelerin okun-masının meşruiyetine delâlet ettiğini söyliyebiliriz. Aynı zamanda ortama göre, yatsı namazını hafif tutmanın, yani kıraati uzatmaksızın kısa sûrelerle kılmakta bir sakınca olmadığı anlaşılıyor. Özel-likle imam olacak kimsenin bu hususlara dikkat etmesi sünnettir.

    771 nolu Süleyman b. Yesar hadîsini İbn Huzayme ve başka hadis hafızları sahîhlemişler. Bülûğü’l-merâm'da Nesâî'nin bu hadîsin isnadını sahih olduğuna dikkat çekilmiştir.[154]

    el-Hafız el-Feth'de diyor ki, kıraatin uzunluk ve kısalığıyla ilgi-li muhtelif rivayetleri biraraya getirdiğimizde, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in şartlara ve ortamlara göre, bazan uzattığı, bazan kısa tuttuğu, bazan orta uzunluktaki sûreleri okuduğu ortaya çıkar ve bun-da ümmet için kolaylık söz konusudur.



    Çıkarılan Hükümler:


    1- Sabah namazının birinci rekâtinde, durum müsaitse uzun sûrelerden birini, ikinci rekâtte orta uzunluktaki sûrelerden birini okumak müstehabdır.

    2- Yine sabah namazında her iki rekâtte 60 ilâ 100 âyet ara-sında okumak meşru'dür.

    3- Durum müsait olmadığı takdirde sabah namazını orta uzunluktaki sûrelerle, daha da müsait olmadığı zaman kısa sûreler-le kılmakta bir sakınca yoktur.

    4- Öğle ve ikindi namazlarında orta uzunluktaki sûreleri oku-mak müstehabdır. Durum müsait değilse, yani cemaat arasında has-ta, zayıf, iş sahibi gibi kimseler bulunuyorsa, biraz daha kısa sûrele-ri okumakta hiçbir sakınca yoktur.

    5- Öğle namazındaki kıraati ikindiye nisbetle biraz uzun tut-mak müstehabdır.

    6- Akşam namazını kısa sûrelerle kıldırmak müstehabdır. Bu-nunla beraber yalnız başına kılan kimse, uzun sûrelerle de kılabilir. Bunda da bir sakınca yoktur. Yatsı namazı da öyle...



  3. 01.Eylül.2011, 00:19
    2
    Silent and lonely rains



    Farz Namazda Okunan Sureler


    Bu konuyla ilgili rivayetlerin tamamı biraraya getirildiğinde, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in şu ve şu sûreler okunsun diye bir tayin yapmadığı görülür. Çünkü Kur'ân'ın tamamı ALLAH kelâmıdır, hangi sûre veya âyet okunsa, O'nun kelâmı tilâvet edilmiş olur.

    İlgili hadîsler:

    Câbir b. Semûre (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Peygamber (a.s.) Efendimiz sabah namazında Kaf Ve'l-Kurâni'l-Mecîd ve benzeri sûreleri okurdu. Onun bu namazdan sonraki namazları daha hafif tutulurdu.

    Diğer bir rivayette ise şöyle demiştir:

    "Peygamber (a.s.) öğle namazında Ve'lleylî İza Yağşa'yı, ikindi namazında da buna benzer bir sûreyi; sabah namazında ise, ondan daha uzununu okurdu."

    Bir başka rivayette, demiştir ki:

    "Güneş batıya meyledince öğle namazını kılar ve Ve'lleyli Îza Yağşa'yı ve benzeri bir sûreyi okurdu; ikindi namazında da ona benzer sûre okurdu. Hulâsa O'nun bütün namazları böyle idi, ancak sabah namazı müstesna.. Resûlüllah (a.s.) sabah namazının kıraa-tini uzun tutardı."[135]

    Cübeyr b. Mut'un (r.a.)’dan yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında Va't-Turi sûresini okuduğunu işittim."[136]

    İbn Abbas (r.a.)’dan yapılan rivayette, Ümmu'1-Fazl bint Haris, o Ve'l-Mürselatı Urfen sûresini okurken işitmiş ve şöyle demiş-tir:

    "Oğulcağızım! sen bu süreyi okumanla bana, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında onu okuduğunu hatırlattın.."[137]

    Hz. Aişe (r.a.)’dan yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz akşam namazında A'raf sûresini iki rekâte tefrik ederek okurdu."[138]

    İbn Ömer (r.a.)’dan yapılan rivayette demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz akşam namazında Kul Ya Eyyühe'l-Kafîrun ile İhlas sûrelerini okurdu."[139]

    Câbir (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

    "Peygamber (a.s.) Efendimiz şöyle buyurdu:

    "Ya Muâz! sen fettan mısın veya sen fatin misin? Sebbih İsme Rebbike'l-A’la Ve's-Şemsi Ve Duhaha Ve'lleyli İza Yağşa ile namazı kılsaydın ya.."[140]

    Fettan, çok fitneci; fâtin ise sadece fitneci anlamına gelir. Bun-dan maksat, imamın namazı fazla uzatmamasını tenbih içindir. Çün-kü cemaat arasında çok yaşlı, hasta ve âcil ihtiyaç sahipleri bulunabilir. Onları üzmek, işlerinden alıkoymak bir bakıma nefret uyandır-mak ve fitneye sebep olmaktır.

    Süleyman b. Yesar (r.a.)’den, o da Ebu Hüreyre (r.a.)’den yap-tığı rivayette, Ebu Hüreyre (r.a.) demiştir ki:

    "Falan adamdan namaz hususunda Resûlüllah'a en çok benzeyen başka bir kimse görmedim ki o adam Medine'de imamlık yapıyordu. Süleyman diyor ki, ben onun arkasında namaz kıldım: Öğle namazının ilk iki rekâtini uzatıyordu, son iki rekâtini ise hafif tutuyordu. İkindi namazını da hafif tutuyordu; akşamın ilk iki rekâtinde kısar-i mufassaldan okuyordu; yatsı namazının ilk iki rekâtinde vasat-i mufassalden oku-yordu; sabah namazında ise, tival-i mufassaldan okuyordu."[141]

    Hadislerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

    1- Sabah namazında tival-i mufassaldan okumak müstehabdır. 744. dibnottada belirttiğimiz gibi, bu Hücurat'tan başlar veya ona kadar devam eder.

    2- Diğer dört vakitte kılınan namazlarda ise kıraati tival-i evsattan seçip okumak müstehabdır.

    3- Akşam namazında ise, kısa sûreleri okumak müstehabdır. Bununla beraber yalnız başına kılan kimse onda da tival-ı mufassal-dan veya evsattan okuyabilir. Uzun bir süreyi iki rekâte tefrik edip okumasında da bir sakınca yoktur.

    4- Öğle namazının ilk iki rekâtini biraz uzun, son iki rekâti-ni kısa tutmak müstehaptır.

    Hadislerin ışığında müctehit imamların görüş, ictihat ve istidlâlleri:

    a) Hanefîlere göre:

    Eyleşik durumda olan kimsenin sabah namazının iki rekâtinde 40 ilâ 50 âyet okuması sünnettir. Tabii Fatiha sûresi bu sayıya dahil değildir. Öğle namazında da buna yakın uzunlukta okumak sünnettir. İkindi ve yatsı namazlarının iki rekâtinde yirmi âyet okumak, akşam namazının her rekâtında kısa bir âyet okumak sünnettir. Eyleşik durumda olanlar için tival-i mufassaldan okumalarının müstehab olduğu söylenmiştir ki, bunlar Hücurat'tan Bürûc'a kadar olan sûrelerdir. Evsât olanları ise, Bürûc'dan Lem yekün'a kadar olanlar-dır. Kısar (kısa) olanları ise, Lem yekûn'dan Kur'ân'ın sonuna kadar olan sûrelerdir. Nitekim el-Muhit ve el-Vikaye kitaplarında da böy-le açıklanmıştır.[142]

    Ancak Hanefîlerden bir kısmının bu konuda farklı görüş ve ic-tihatları olmuştur. el-Hasen diyor ki: "Sabah namazında altmış ile yüz arasında âyet okumak en çoğu, kırk âyet okumak en azı sayılır. Tabii bu sayı iki rekâte tefrik edilir, şöyle ki, birinci rekâtte yirmi beş âyet, ikinci rekâtte onbeş âyet okunur. Bazısı da sabahın iki rekâtinde kırk âyet, zayıf ve tembeller için, elli ilâ altmış arası vasat durumda olanlar için, altmışla yüz arası çok istekli ve gayretliler için uygundur. Bazısı da uzunluk ve kısalık, gecenin uzunluk ve kı-salığına göre ayarlanır, demiştir. Çok kısa gecelerde az uyku uyun-duğu için sabah namazı vasat ölçüde tutulur. Uzun gecelerde ise ti-val-i mufassaldan okunur."[143]

    b) Şâfiîlere göre:

    İster imam, ister münferit olsun sabah namazında tival-i mufassaldan, öğle namazında ona yakın uzunluktaki sûreleri; ikindi ve yatsı namazlarında ortalama uzunlukta olan sûreleri okumak sünnettir. Eğer imamın arkasında kendisine uyanlar belli bir sınır-da olup başkasının gelip yetişmesi söz konusu değilse, onların rıza-sını alması uygun olur. Akşam namazında ise kısa sûre okumak sün-nettir.[144]

    c) Hanbelilere göre:

    Öğle namazının ilk iki rekâtında Fatiha'dan sonra birincisi uzun, ikincisi ondan biraz kısa olmak üzere iki sûre okumak; ikindi nama-zının da ilk iki rekâtinde, birincisinde uzun ikincisinde biraz kısa olmak üzere iki sûre okumak; sabah namazının birinci rekâtinde uzun bir sûre, ikincisinde ona nisbetle kısa bir sure okumak sünnet-tir.

    Hanbelîler bu konuda Ebu Katâde hadisiyle istidlal etmişlerdir. Ayrıca Ebu Berze'den yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimiz'in sabah namazının iki rekâtinde 60-100 arasında âyet okuduğu belirtilmiştir ki, Hanbelîler bunu sabah namazı için bir ölçü olarak benimsemişler.

    Ayrıca bu konuda Resûlüllah'ın (a.s.) Muâz'a şöyle tavsiyede bulunduğu sahih rivayetle sabit olmuştur:

    "Ve'ş-Şemsi Ve Duhaha ve Sebbih İsme Rabbike'l-Ata sûrelerini oku!"[145]

    Buharî ve Müslim'in ittifakla aldığı bu hadîs de Hanbelîlerin is-tidlal ettiği dayanaklardan biridir.

    d) Mâlikîlere göre:

    Cübeyr b. Mut'im'in babasından yaptığı rivayete göre, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında ve't-Tûr sûresini okuduğunu işittiğini kaydetmiştir. Ebu Abdıllah es-Sunabihî'den yapılan riva-yette de, Medine'ye gelip akşam namazını Ebu Bekir Sıddık (r.a.)’ın arkasında kılmış ve Fâtiha'dan sonra halîfenin kısa sûrelerden okuduğunu işittiğini belirtmiştir. Mâlikîler bu rivayetle istidlal et-mişlerdir.[146]

    Sabah namazında ise, Hişam b. Urve'nin babasından yaptığı ri-vayete göre, Ebu Bekir Sıddîk (r.a.) sabah namazını kıldırırken Ba-kara sûresini iki rekâtte okuyup tamamlamıştır.

    Âmir b. Rebi'a da diyor ki:

    "Hz. Ömer'in arkasında sabah nama-zını kıldım, birinci rekâtte Yusuf, ikinci rekâtte Hac sûresini okudu." Mâlikîler bu hususta ilgili rivayetle istidlal ederek, sabah namazla-rında tival-i mufassaldan okunmasının mûstehab olduğunu söyle-mişlerdir.

    Sonuç olarak öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında kıraati cemaatın durumuna ve ortamın mevcut ölçülerine göre, uzun veya kısa tutmakta fayda vardır. Nitekim Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in bazan akşam namazında Ve'ş-Şemsi ve bir de Sebbih İsme Rabbike'l-A'la sûrelerini, bazan da en kısa sûreleri okuduğu; sabah namazında bazan uzun sûreleri, bazan da kısa sûreleri okuduğu vakidir. Bütün bunları mevcut ortama ve cemaatin durumuna göre ayarlamıştır. Nitekim daha önce de naklettiğimiz gibi, Muâz (r.a.) akşam namazını imam olup cemaate kıldırınca Fâtiha'dan sonra Bakara ve Nisa sürelerini okumaya başlamıştır. O yüzden bir adam namaza niyete başladığı halde, uzatıldığını görünce imamdan ayrı-lıp yalnız başına kılmıştır. Muâz onun bu davranışını münafıklıkla vasıflarken durum Hz. Peygamber'e (a.s.) bildirilmiş ve Peygambe-rimiz (a.s.), Muâz'a şöyle buyurmuştur:

    "Ya Muâz sen fitneci mi-sin? Sebbih İsme Rabbike ve Ve'ş-Şemsi ve Duhaha sûrele-rini okusaydın ya.. Çünkü sana uyanlar arasında hacet sahibi, zayıf, küçük ve büyük kimseler bulunuyor.."[147]

    Ayrıca Ebu Hüreyre'den yapılan rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in akşam namazında kısa sûrelerden okuduğu rivayet edil-miştir.[148]

    Birinci ve ikinci rekâtlerde okunacak sûrelerin aynı uzunlukta mı, yoksa birincisinin daha mı uzun olması sünnettir? Bu hususta Ebu Katâde el-Ansarî'den yapılan rivayette demiştir ki:

    "Resûlüllah (a.s) Efendimiz öğle namazının ilk iki rekâtinden birincisinde uzun, ikincisinde kısa sûre okur ve âyetleri işittirecek kadar bazan sesi-ni hafif yükseltirdi. İkindi namazında Fâtiha'dan sonra birinci rekâtte sûreyi uzatır, ikinci rekâtte biraz kısa tutardı. Sabah namazın-da da birinci rekâtın kıraatini uzatır, ikinci rekâtinkini ona nisbetle biraz kısa tutardı."[149]

    İbn Dakik el-Iyd bu hadîsin açıklamasında diyor ki: Şafiiler, Peygamber (a.s.) Efendimiz'in birinci rekâtlerde kıraatin uzun tut-masını, gelecek olan cemaatin namaza yetişmesiyle yorumlamışlar-dır. Kurtubî ise, bu hususta kesin bir delil yoktur, diyor.[150]

    765 nolu Câbir b. Semüre hadisinde Resûlüllah'ın sabah nama-zında Kaf ve benzeri sûreleri okurdu, ifadesi, devamlılık arzeden "kâne" fiiliyle belirtilmiştir. Bundan, çoğu zaman bu ve benzeri sûreleri okuduğu anlaşılıyorsa da, bazan bu, fiilin sadece vukuunu da ifade eder. O bakımdan ikinci mânaya hamli daha uygundur. Nite-kim Tirmizî ve Nesâî'nin Amir b. Hars'ten yaptıkları rivayette, Resû-lüllah (a.s.) Efendimiz'in bazan sabah namazında Îza'ş-Şemsü Küvvîrat sûresini okuduğu da olurdu. Ayrıca Müslim'in Abdullah b. Sâib'den yaptığı rivayette, Resûlüllah (a.s.) Mekke'de sabah na-mazını kıldırırken Mü'minin süresiyle kıraate başladığı belirtiliyor. Buharî'nin yaptığı tesbite göre, bazan da Ve'ttûr sûresini okudu-ğu vakidir.

    Yine Buhari ve Müslim'in Ebû Berze'den yaptıkları rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimizin sabah namazında 60 ilâ 100 âyet ara-sında okuduğu ifade edilmektedir. Nesâi'nin ashabdan bir adamdan yaptığı rivayette ise, sabah namazında Rum sûresini ve aynı zaman-da sadece Muavvazateyn'i okuduğu tesbit edilmiştir. Yine Nesâî'nin Akabe b. Âmir'den yaptığı rivayete göre, Peygamberimiz (a.s.) sa-bah namazında İnna Fetehna sûresini okumuştur.

    Buna benzer daha birçok sahîh rivayetler vardır. Sonuç olarak hepsini dikkate aldığımızda, Peygamber (a.s.) Efendimiz gerek sa-bah namazında, gerekse diğer namazlarda devamlı belirli bazı sû-releri okumakla yetinmemiş, muhtelif sûreleri okumak suretiyle belli bir kaç sûrenin belirlenerek devamlı onların okunmasının müstehab olmadığını belirtmek istemiştir.

    766 nolu Cübeyr b. Mut'im hadisinde, Resûlüllah (a.s.) Efendi-miz'in akşam namazında Tür sûresini okuduğu yine "kâne" fiiliyle ifâde edilmiştir. Yukarıdaki açıklama burada da geçerlidir. Çünkü Resûlüllah'ın akşam namazlarında yalnız Tûr sûresini değil, muh-telif sûreleri muhtelif günlerde okuduğu vakidir. O bakımdan İmam Mâlik, akşam namazında uzun sûreleri okumak mekruhtur, demiş-tir. İmam Şafiî ise, bunda kerahet görmediği gibi, müstehab da saymamıştır.[151]

    767 nolu Ümmu'1-Fazl hadîsi, akşam namazında 50 âyetten iba-ret olan Murselât sûresini okuduğunu belirtiyor. Bu, akşam nama-zında uzun sûre okumanın hem mekruh olmadığını, hem de bu hu-sustaki hükmün kaldırılmadığını göstermektedir. Zira Resûlüllah'ın bu sûreyi vefatından birkaç gün önce okuduğu tesbit edilmiştir. O halde cemaatın, ortamın elverişli olup olmadığına bakılarak uzun veya kısa sûreler okumakta bir sakınca yoktur. Ne var ki, Peygam-berimizin (a.s.) ekseriya kısa sûre okuduğuna bakılırsa, karşımıza müstehab ölçü çıkmış olur.

    768 nolu Hz. Aişe (r.a.) hadîsinin isnadı Nesâî'de tesbit edilmiştir. İsnadında zayıf sayılan Bakiye bulunuyorsa da, Ebû Hayat'ın ona tabi olduğuna bakılınca, mahzur kendiliğinden ortadan kalkıyor, çünkü Ebû Hayat sika (güvenilir ve doğru) bir zat olarak bilin-mektedir.

    Bu hadîsin bir benzerini İbn Ebî Şeybe, kendi Musannaf’inde Ebu Eyyûb'dan şu lafızla rivayet etmiştir:

    "Peygamber (a.s.) Efen-dimiz akşam namazında iki rekâtte Araf sûresinin tamamını okudu." Ayrıca Hafız İbn Huzayme, Zeyd b. Sabit hadîsinden bunun bir ben-zerini tahrîc etmiştir ki, sıhhatına, Buharî, Ebû Dâvud ve Tirmizî'nin Zeyd b. Sâbit'ten (r.a.) yaptıkları şu rivayet delâlet ve şahitlik et-mektedir: "Peygamber (a.s.) Efendimiz akşam namazında uzun sû-relerden okudu." Ebû Dâvud şu fazlalığı da rivayet etmiştir:

    "Ona sordum, uzun sûrelerden okuduğu hangisidir? A'rafdır diye cevap verdi..."

    769 nolu İbn Ömer hadîsinin isnadının zahirine bakılınca, sahih olduğu görülürse de ma'lûl olduğu tesbit edilmiştir. Nitekim Darekutnî, bu hadîsin rivayetinde râvilerinden bazısının hatâ yaptığını söylemiştir. Aynı hadisin bir benzerini İbn Hibbân ve Beyhakî Cabir b. Semure'den rivayet etmişse de isnadında Saîd b. Simak bulu-nuyor ki, bu zat metruktür. Zehebî, Ebû Hatim er-Râzî'nin onun hak-kında "metrukü'l-hadîs" dediğini nakletmiştir.[152]

    770 nolu Câbir hadîsine gelince, el-Feth kitabında olayın yatsı namazıyla ilgili olduğu kaydedilmiştir. Nitekim Buharî, Câbir hadîsiyle ilgili rivayetinde bunu tasrîh etmiştir.[153]

    Hadîsin, yatsı namazında orta uzunlukta olan sûrelerin okun-masının meşruiyetine delâlet ettiğini söyliyebiliriz. Aynı zamanda ortama göre, yatsı namazını hafif tutmanın, yani kıraati uzatmaksızın kısa sûrelerle kılmakta bir sakınca olmadığı anlaşılıyor. Özel-likle imam olacak kimsenin bu hususlara dikkat etmesi sünnettir.

    771 nolu Süleyman b. Yesar hadîsini İbn Huzayme ve başka hadis hafızları sahîhlemişler. Bülûğü’l-merâm'da Nesâî'nin bu hadîsin isnadını sahih olduğuna dikkat çekilmiştir.[154]

    el-Hafız el-Feth'de diyor ki, kıraatin uzunluk ve kısalığıyla ilgi-li muhtelif rivayetleri biraraya getirdiğimizde, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in şartlara ve ortamlara göre, bazan uzattığı, bazan kısa tuttuğu, bazan orta uzunluktaki sûreleri okuduğu ortaya çıkar ve bun-da ümmet için kolaylık söz konusudur.



    Çıkarılan Hükümler:


    1- Sabah namazının birinci rekâtinde, durum müsaitse uzun sûrelerden birini, ikinci rekâtte orta uzunluktaki sûrelerden birini okumak müstehabdır.

    2- Yine sabah namazında her iki rekâtte 60 ilâ 100 âyet ara-sında okumak meşru'dür.

    3- Durum müsait olmadığı takdirde sabah namazını orta uzunluktaki sûrelerle, daha da müsait olmadığı zaman kısa sûreler-le kılmakta bir sakınca yoktur.

    4- Öğle ve ikindi namazlarında orta uzunluktaki sûreleri oku-mak müstehabdır. Durum müsait değilse, yani cemaat arasında has-ta, zayıf, iş sahibi gibi kimseler bulunuyorsa, biraz daha kısa sûrele-ri okumakta hiçbir sakınca yoktur.

    5- Öğle namazındaki kıraati ikindiye nisbetle biraz uzun tut-mak müstehabdır.

    6- Akşam namazını kısa sûrelerle kıldırmak müstehabdır. Bu-nunla beraber yalnız başına kılan kimse, uzun sûrelerle de kılabilir. Bunda da bir sakınca yoktur. Yatsı namazı da öyle...






+ Yorum Gönder