Konusunu Oylayın.: Örtü ve Namaz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Örtü ve Namaz
  1. 26.Haziran.2011, 00:35
    1
    Misafir

    Örtü ve Namaz






    Örtü ve Namaz Mumsema Örtü ve Namaz konusu hakkında bilgilere ihtiyacım var bana Örtü ve Namaz konusuyla ilgili bilgiler verir misiniz ?


  2. 26.Haziran.2011, 00:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Haziran.2011, 01:03
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Örtü ve Namaz




    Örtü ve Namaz

    İçinde yaşadığımız çağda insanlardan kaynaklanan azgınlıklar söz konusudur. İnsanlar gün geçtikçe Allah'tan uzaklaşıp şeytana yaklaşmaktadırlar. Cahilliklerini bazı teknolojik olaylarla örtmeye çalışmakta, teknolojiyi ve içinde yaşadıkları ortamı Allah'ın emirlerine karşı gelmek için bir bahane kabul etmektedirler. Çağının getirdiği çok inançlı bir yapıya sahip çıkmaktadır. Bir gün Müslüman, bir gün demokrat, ertesi gün satanist vs....
    Kavramlar alt üst edilmiş her kavram dışı kalan içi boşaltılmış bir yapıya kavuşturulmuşlardır. Şimdi biz konumuzu bunlardan uzak Allah'ın istediği ölçü ile açıklayacak ve kavramları Allah'ın kitabı ve Resulullah'ın (sas) sünnetiyle şekillendireceğiz.
    ... Müslüman yani Allah'a teslim olanın hayatı programlanmıştır. Bu program Kur'an ve Sünnet'te mevcuttur. Sadece bu iki kaynak meselelerimizin ölçüsüdür. Biri olmadan diğeri anlaşılamaz. Yalnız Kur'an olamayacağı gibi, yalnız Sünnet'te olmaz. Ama zamanımızda daha öncelerden söylenen bir bid'atın, sapıklığın dillendiğini görüyoruz. O da, "Yalnız Kur'an bize yeter". Bunun olamayacağını öncelikle Kur'an bize öğretir. Bakın Allah (c.c) Kur'an' da mealen şöyle buyuruyor: "De ki: "Eğer Allah'ı seviyor iseniz bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafurdur. Rahimdir."" "De ki: Allah'a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah da kafirleri sevmez." (Al-i-İmran 3/31-32)
    Yalnız Kur'an bize yeter diyenleri Kur'an kendi yalanlar. Yalnız Kur'an bize yeter diyenler Allah'ın sözünü ya görmezlikten gelmiş veya yalanlamıştır. Çünkü eğer sünnet bize ölçü olmayacaksa ve bizden önce ve sonrakilere ölçü olmayacaksa Allah (c.c.) neden Resulünü bize örnek getirsin?
    Bu soru bizi şuna götürür. Yalnız Kur'an bize yeter diyenler gerçekten Kur'an`ı ve Kur'an'ın çağlar üstü mesajını bilmiyorlar!....
    Resulullah (sas) bu tür çıkışların önünü kendi zamanında kesmiştir. Ve tabiî ki sonraki zamanlarda ki bu tür çıkışlarında önünü kesmiştir.
    Mikdad ibn Ma'dikerib'den rivayetle Resulullah (sas) şöyle buyurmuştur: "Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte (onun bir) benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun! Koltuğuna kurulan tok bir adamın size(sadece) şu Kur'an lazımdır onda bulduğunuz helali helal,haramı da haram kabul ediniz( yeter) diyeceği (günler) yakındır.Şunu iyi biliniz ki ehli eşek eti, yırtıcı(hayvanlar)dan köpek dişli olanlar.....size helal değildir..." (Ebu Davud(15/ 354) K Sünne Bab:5 hds no: 4604)
    Bu hadiste bize Kur'an`ın yanında onun benzeri olan sünnetin verildiği söylenmiştir. Bu ikisi birbirinden ayrılmaz.
    Bunun içindir ki Kur'an ve sünnette emredilen Mü'min erkek ve kadınları bağlar.
    Allah (C.C.) mealen şöyle buyurur:
    "Allah ve Resulu bir işi hükme bağladığında hiç bir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadına o işlerde istediklerini yapmak hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse, şüphesiz apaçık bir sapıklıkla sapmış olur." (Ahzab 33/36)
    Bu ayet ölçüdür. Eğer kişiler kadın-erkek müslüman yani Allah'a teslim olduğunu söylüyorsa ölçü budur!...
    Müslüman olmayanları ilgilendirmez!...
    Evet, bu girişten sonra mesele üzerinde durabiliriz. Konu Setri avret, yani örtülmesi gereken yerlerin örtülmesidir. Allah ve Resulü bu konuda ne ölçü koydu. Erkek ve kadın müslümanların örtülmesi gereken yerler ve örtünün ibadetteki yeri ve ölçüsü nedir?
    Öncelikle şunu söyleyelim ki örtünmek fıtri bir özelliktir. Çıplaklık ise insanın fıtratından olamayan hoş lanmayacağı bir özelliktir. Örtünmek Allah'ın razı olduğu bir özellik, çıplaklık ise şeytanın hoşuna giden bir özelliktir. Allah (c.c.) Kur'an da mealen şöyle buyurur:
    "Derken şeytan, kendilerine gizli bırakılmış avret yerlerini göstermek için onlara vesvese verdi. Ve Rabbiniz size bu ağaca ancak iki melek yahut ebedi kalanlardan olamayasınız diye yasakladı." (Araf 7/20) "Nihayet ikisini de aldatarak aşağıya düşürdü. Ağacı(n meyvesini) tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü ve üzerlerine cennet yapraklarından üst üste koyarak örtmeye başladılar. Rableri her ikisine… Size şeytan muhakkak sizin apaçık bir düşmanınızdır, demedim mi? diye seslendi." (Araf 7/22)
    Şeytan insanoğlunun atalarını böyle aldattı mı içlerindeki edeb ve hayâdan dolayı kendilerini yapraklarla örttüler. Çünkü üstlerinden elbiseleri sıyrılmıştı. Ondan dolayıdır ki, örtünme fıtri bir özelliktir diyoruz. Ve şeytan Ana ve babamızı nasıl aldattı ise bizleri de yani onların çocuklarını da aldatmaya çalışıyor ve malesef birçokları üzerinde de başarılı olmuş durumdadır.
    Allah (C.C.) mealen şöyle buyuruyor: "Ey Âdemoğulları, şeytan ana ve babanızı avret yerlerini kendilerine göstermek için üzerlerinden elbiselerini sıyırarak cennetten çıkmalarına sebep olduğu gibi, sakın sizi de fitneye düşürmesin. Çünkü o da kabilesi de sizi kendilerini göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz şeytanları iman etmeyenlere veli kıldık." (Araf 7/27)
    Ayetteki genel ifadeye dikkat edin, "Ey âdemoğulları" yani yeryüzünde yaşayan kim varsa insan neslinden o bu hükme dâhildir. Şeytan insanoğlunu öyle bir aldattı ki, herkes elbiselerinden sıyrılarak Âdem (as) özelliği olan hayâdan uzaklaşmaya başladı. Avrupa topluluklarında Hrıstiyanlığın etkisiyle rahip ve rahibeler gibi her yerini örten bir şekilde olmasa bile genel anlamıyla kapalı giyinmeyi seviyorlardı. Ta ki bu yüzyıla gelinceye kadar. Bu yüzyıl hem Avrupa'nın hemde Avrupayı taklit edenlerin çılgınlıklarına sahne olmuştur. Moda çağımızda Şeytanın en çok kullandığı silahı durumuna geldi. Bir kısım insanları soyup, çıplaklığı onlara güzel gösterdi. Onlar yani soyunanlar bunu kabul etti. Soyunmayanları da yarı giyinik yarı çıplak bir vaziyette vesveseleriyle kuşattı onlara da çıplaklığı sevdirecek düzeye gelinceye kadar da durmayacağa benziyor. Moda adı altında çıkanlara bakın sözümüzün doğruluğuna kanaat getireceksiniz. Düşük belli, göbek gösteren badiler vb! Bu insanların genel hali.
    Ama işin acı olan bir tarafı var ki şeytan örtünme konusunda inandığını iddia eden insanlara da musallat olmuş durumdadır. Maalesef tesettür modası diye bir konu müslümanların gündemine girmiş durumdadır. Örtünmede ki amaç mü'min kadınların güzelliklerinin, ayetin ifadesiyle süslerinin gizlenmesidir. Ama pardösülerden, eşarplara her şey şaşaa kokmakta daha fazla ilgi odağı olmaktadır.
    Şimdi İslam fıkhında kadın ve erkek için namaz ve diğer ibadetlerde dikkat etmesi gereken ölçüyü Kur' an ve Sünnet ışığında aktaralım.
    Setr, örtmek manasınadır. Avrette gizlenmesi lazım gelen şey manasına gelmektedir. Şeriatta kadın ve erkeklerin örtülmesi gereken yerler belli edilmiştir. Zaruret halleri dışında kişinin avret yerlerini örtmesi gizlemesi farzdır.
    Allah (C.C.) mealen şöyle buyurur: "Ey âdemoğulları her mescidde ziynetlerinizi alın..." (Araf7/31) diye buyurmaktadır.
    Hanefi mezhebince erkeğin avret yeri göbeği ile dizkapağı arasıdır. "... Şube babasından, o da dedesinden bildirerek dedi ki; Resulullah (sas) dedi ki:
    "-...Göbekten aşağı diz kapaklarına kadar avrettir..." (Ahmed b. Hanbel Müsned(1/188)Hds no: 6756 Elbani Hasen dedi.)
    Göbek deliğinden aşağıya diz kapaklarının bitimine kadar avrettir. Müslüman erkeklerin namazda örtmekle emrolundukları yer burasıdır. Bir zaruret yokken bu ölçülerin dışına çıkılamaz. Çıkılırsa namaz olmaz.
    Müslüman kadınların avret meselesi ise şöyledir. "Mü'min kadınlara da deki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler. Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler..." (Nur 24/31)
    Ayette geçen kendiliğinden görünen kısmı hariç el ve yüzdür. El ve yüzün dışın da kadının tamamen örtünmesi gerekir.
    Abdullah (ra)'ın rivayetiyle Resulullah(sas) şöyle buyurdu: "Kadın avrettir ve( süslenerek) sokağa çıktığı zaman Şeytan onu ayartır." (Tirmizi (2/328) K. Rada Bab. 18 hds no: 1182 hasen sahih garib.)
    Hadisteki avret kelimesi kadının kendisini tamamıyla örtmesi gerektiğine delildir.
    Hz . Aişe (ra)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: "Allah, aybaşı olan (baliğa kadın)ın namazını ancak başörtüsü ile kabul eder." (Ebu Davud (2/502) K. Salat Bab: 84 hds no: 641)
    Başörtüsüz namaz olmaz. Bu gün kendini müslüman zanneden bazıları başörtüsü olmadan namaz kabul edilir diye bir yalanı bilginlik altındaki cahillikle insanlara sunmuşlardır. Malesef bazıları da dini bilmediklerinden veya hainliklerinden bunun böyle olduğunu söylemişlerdir. Allah`ı her alanda birlemeyenlerin bu namaz kılma sevdası nerden geliyor anlamak zor. Başörtüsünden evvel Allah'ın ilahlığını her türlü alanda kabul olmalıdır ki namaz gibi bir ibadet kabul olsun.
    Konunun başında da dediğimiz gibi Allah ve Resulü bir konuda hükmederse mü'min erkek ve kadınların o işte tercih hakları olamadığı gibi zaten tercihleride Allah'ın ve Resulünün (sas) söylediğidir. İman bunu gerektirir.
    Ayrıca kadının dikkat etmesi gereken ölçü tamamen avret sayıldığından vücudunu belli edecek dar giysileri giymemesi veya ten rengini gösterecek kadar şeffaf giysiler giymemesidir. Bu tür elbiselerle kılınacak namaz da kabul olmaz.
    Aişe (ra)'ın rivayetiyle "Esma binti Ebu bekr(bir gün) üzerinde ince (bir elbise) ile Resulullah (sas)'ın yanına gelmişti. (Hz.Peygamber) ondan yüzünü çevirdi. ve: "Ey Esma! (şurası) muhakkak ki, kadın ergenlik çağına erişince on(un vücudun)dan şundan ve şundan başkasının görünmesi uygun olmaz" dedi ve (kendi) yüzü ile eline işaret etti." (Ebu Davud(14/179) K Libas Bab. 31 hds no: 4104)
    Bu da kadınların elbisesinin nasıl olması gerektiğine bir delildir. Burada dikkat edilmesi gerekli olan konu "elbisesinin ince olmasıdır ". Elbise her yeri örtebilir, ancak illete dikkat edin "İNCE". İnce olan cisim örttüğü şeyi belli eder. Örtüden kasıt kapatmak gizlemek olduğu açıktır. Şeffaf giysiler bu işi görmez. Dolayısıyla böyle giyinen birine örtülü denmez. Burada o kişinin kendini örtülü zannetmesi bir şey ifade etmez Çünkü elbisesi şerî ölçüye uymamaktadır. Burada şuna da dikkat çekelim ki şeffaf giysi nasıl kadının vücut hatlarını belli ediyorsa dar olan elbiseler badi, streç türü zamanımızda ortaya çıkan elbiselerle ve pantolonlarla da İslam'ın istediği gerçek örtünme tarzını sağlamaz. Örtü sağlanmadığından bu giysilerle namaz kılanın namazı kabul olmaz. Bu ölçü kişinin evde tek başına olduğu zaman da aynıdır, insanlarla bulunduğu zamanda da aynıdır.
    Bu tür giyiniş tarzı Resulullah (sas)'ın dilinden reddedilmiştir.
    Ebu Hureyre (ra)a den naklen rivayetle Resulullah (sas) buyurdular ki: "Cehennemliklerden görmediğim iki sınıf vardır. (biri) yanlarında sığırkuyrukları gibi kamçılar bulunup, onlarla insanları döven bir kavim!(diğeri) Giyinmiş çıplak sallanarak yürümeyi öğreten kırıtkan başları Horasan develerinin eğilmiş hörgüçleri gibi bir takım kadınlardır! Bunlar cennete giremeyecek, onun kokusunu da duyamayacaklardır. Hal bu ki onun kokusu şukadar ve şukadar uzaktan duyulacaktır." (Müslim (9/516) K. Libas bab: 34 Hds no: 125)
    Said Havva (rha) İbnul Esir (rha)den hadisle ilgili olarak şunları nakleder:
    " Giyinik çıplak kadınlar."
    Bunlar vücutlarının bazı yerlerini gösterirler başörtülerini de arkalarında (yani başlarının tam kapatmayacak şekilde) bağlarlar. Göğüslerinin bir kısmını gösterirler. Böylelikle giyinik çıplak sayılmaktadırlar. Çünkü vücutlarının bazı kısımları açıktır. Bunların altını gösteren şeffaf giysiler giyen kadınlar oldukları da söylenmiştir. Dolayısıyla bunlar görünüşte giyinik olmakla birlikte gerçekte çıplaktırlar. " (İslam Akaidi Said Havva(3/ 279) çev. Ahmed Varol vdğ Aksa y.)
    Kendilerinden görünen kısımları hariç yani kadınların el ve yüzlerini başkalarına göstermeleri ancak fitnenin olmadığı İslam'ın kişilerde tam manasıyla uygulandığı yerlerde olur. Günümüzde fitne baş olmuşken mü'min kadınların el ve yüzleri açık güzelliklerinden bir bölümünü kâfir kadın ve erkeklere, fasık, inanışı az insanlara göstermeleri de caiz olmaz."


  4. 26.Haziran.2011, 01:03
    2
    Silent and lonely rains



    Örtü ve Namaz

    İçinde yaşadığımız çağda insanlardan kaynaklanan azgınlıklar söz konusudur. İnsanlar gün geçtikçe Allah'tan uzaklaşıp şeytana yaklaşmaktadırlar. Cahilliklerini bazı teknolojik olaylarla örtmeye çalışmakta, teknolojiyi ve içinde yaşadıkları ortamı Allah'ın emirlerine karşı gelmek için bir bahane kabul etmektedirler. Çağının getirdiği çok inançlı bir yapıya sahip çıkmaktadır. Bir gün Müslüman, bir gün demokrat, ertesi gün satanist vs....
    Kavramlar alt üst edilmiş her kavram dışı kalan içi boşaltılmış bir yapıya kavuşturulmuşlardır. Şimdi biz konumuzu bunlardan uzak Allah'ın istediği ölçü ile açıklayacak ve kavramları Allah'ın kitabı ve Resulullah'ın (sas) sünnetiyle şekillendireceğiz.
    ... Müslüman yani Allah'a teslim olanın hayatı programlanmıştır. Bu program Kur'an ve Sünnet'te mevcuttur. Sadece bu iki kaynak meselelerimizin ölçüsüdür. Biri olmadan diğeri anlaşılamaz. Yalnız Kur'an olamayacağı gibi, yalnız Sünnet'te olmaz. Ama zamanımızda daha öncelerden söylenen bir bid'atın, sapıklığın dillendiğini görüyoruz. O da, "Yalnız Kur'an bize yeter". Bunun olamayacağını öncelikle Kur'an bize öğretir. Bakın Allah (c.c) Kur'an' da mealen şöyle buyuruyor: "De ki: "Eğer Allah'ı seviyor iseniz bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafurdur. Rahimdir."" "De ki: Allah'a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah da kafirleri sevmez." (Al-i-İmran 3/31-32)
    Yalnız Kur'an bize yeter diyenleri Kur'an kendi yalanlar. Yalnız Kur'an bize yeter diyenler Allah'ın sözünü ya görmezlikten gelmiş veya yalanlamıştır. Çünkü eğer sünnet bize ölçü olmayacaksa ve bizden önce ve sonrakilere ölçü olmayacaksa Allah (c.c.) neden Resulünü bize örnek getirsin?
    Bu soru bizi şuna götürür. Yalnız Kur'an bize yeter diyenler gerçekten Kur'an`ı ve Kur'an'ın çağlar üstü mesajını bilmiyorlar!....
    Resulullah (sas) bu tür çıkışların önünü kendi zamanında kesmiştir. Ve tabiî ki sonraki zamanlarda ki bu tür çıkışlarında önünü kesmiştir.
    Mikdad ibn Ma'dikerib'den rivayetle Resulullah (sas) şöyle buyurmuştur: "Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte (onun bir) benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun! Koltuğuna kurulan tok bir adamın size(sadece) şu Kur'an lazımdır onda bulduğunuz helali helal,haramı da haram kabul ediniz( yeter) diyeceği (günler) yakındır.Şunu iyi biliniz ki ehli eşek eti, yırtıcı(hayvanlar)dan köpek dişli olanlar.....size helal değildir..." (Ebu Davud(15/ 354) K Sünne Bab:5 hds no: 4604)
    Bu hadiste bize Kur'an`ın yanında onun benzeri olan sünnetin verildiği söylenmiştir. Bu ikisi birbirinden ayrılmaz.
    Bunun içindir ki Kur'an ve sünnette emredilen Mü'min erkek ve kadınları bağlar.
    Allah (C.C.) mealen şöyle buyurur:
    "Allah ve Resulu bir işi hükme bağladığında hiç bir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadına o işlerde istediklerini yapmak hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse, şüphesiz apaçık bir sapıklıkla sapmış olur." (Ahzab 33/36)
    Bu ayet ölçüdür. Eğer kişiler kadın-erkek müslüman yani Allah'a teslim olduğunu söylüyorsa ölçü budur!...
    Müslüman olmayanları ilgilendirmez!...
    Evet, bu girişten sonra mesele üzerinde durabiliriz. Konu Setri avret, yani örtülmesi gereken yerlerin örtülmesidir. Allah ve Resulü bu konuda ne ölçü koydu. Erkek ve kadın müslümanların örtülmesi gereken yerler ve örtünün ibadetteki yeri ve ölçüsü nedir?
    Öncelikle şunu söyleyelim ki örtünmek fıtri bir özelliktir. Çıplaklık ise insanın fıtratından olamayan hoş lanmayacağı bir özelliktir. Örtünmek Allah'ın razı olduğu bir özellik, çıplaklık ise şeytanın hoşuna giden bir özelliktir. Allah (c.c.) Kur'an da mealen şöyle buyurur:
    "Derken şeytan, kendilerine gizli bırakılmış avret yerlerini göstermek için onlara vesvese verdi. Ve Rabbiniz size bu ağaca ancak iki melek yahut ebedi kalanlardan olamayasınız diye yasakladı." (Araf 7/20) "Nihayet ikisini de aldatarak aşağıya düşürdü. Ağacı(n meyvesini) tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü ve üzerlerine cennet yapraklarından üst üste koyarak örtmeye başladılar. Rableri her ikisine… Size şeytan muhakkak sizin apaçık bir düşmanınızdır, demedim mi? diye seslendi." (Araf 7/22)
    Şeytan insanoğlunun atalarını böyle aldattı mı içlerindeki edeb ve hayâdan dolayı kendilerini yapraklarla örttüler. Çünkü üstlerinden elbiseleri sıyrılmıştı. Ondan dolayıdır ki, örtünme fıtri bir özelliktir diyoruz. Ve şeytan Ana ve babamızı nasıl aldattı ise bizleri de yani onların çocuklarını da aldatmaya çalışıyor ve malesef birçokları üzerinde de başarılı olmuş durumdadır.
    Allah (C.C.) mealen şöyle buyuruyor: "Ey Âdemoğulları, şeytan ana ve babanızı avret yerlerini kendilerine göstermek için üzerlerinden elbiselerini sıyırarak cennetten çıkmalarına sebep olduğu gibi, sakın sizi de fitneye düşürmesin. Çünkü o da kabilesi de sizi kendilerini göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz şeytanları iman etmeyenlere veli kıldık." (Araf 7/27)
    Ayetteki genel ifadeye dikkat edin, "Ey âdemoğulları" yani yeryüzünde yaşayan kim varsa insan neslinden o bu hükme dâhildir. Şeytan insanoğlunu öyle bir aldattı ki, herkes elbiselerinden sıyrılarak Âdem (as) özelliği olan hayâdan uzaklaşmaya başladı. Avrupa topluluklarında Hrıstiyanlığın etkisiyle rahip ve rahibeler gibi her yerini örten bir şekilde olmasa bile genel anlamıyla kapalı giyinmeyi seviyorlardı. Ta ki bu yüzyıla gelinceye kadar. Bu yüzyıl hem Avrupa'nın hemde Avrupayı taklit edenlerin çılgınlıklarına sahne olmuştur. Moda çağımızda Şeytanın en çok kullandığı silahı durumuna geldi. Bir kısım insanları soyup, çıplaklığı onlara güzel gösterdi. Onlar yani soyunanlar bunu kabul etti. Soyunmayanları da yarı giyinik yarı çıplak bir vaziyette vesveseleriyle kuşattı onlara da çıplaklığı sevdirecek düzeye gelinceye kadar da durmayacağa benziyor. Moda adı altında çıkanlara bakın sözümüzün doğruluğuna kanaat getireceksiniz. Düşük belli, göbek gösteren badiler vb! Bu insanların genel hali.
    Ama işin acı olan bir tarafı var ki şeytan örtünme konusunda inandığını iddia eden insanlara da musallat olmuş durumdadır. Maalesef tesettür modası diye bir konu müslümanların gündemine girmiş durumdadır. Örtünmede ki amaç mü'min kadınların güzelliklerinin, ayetin ifadesiyle süslerinin gizlenmesidir. Ama pardösülerden, eşarplara her şey şaşaa kokmakta daha fazla ilgi odağı olmaktadır.
    Şimdi İslam fıkhında kadın ve erkek için namaz ve diğer ibadetlerde dikkat etmesi gereken ölçüyü Kur' an ve Sünnet ışığında aktaralım.
    Setr, örtmek manasınadır. Avrette gizlenmesi lazım gelen şey manasına gelmektedir. Şeriatta kadın ve erkeklerin örtülmesi gereken yerler belli edilmiştir. Zaruret halleri dışında kişinin avret yerlerini örtmesi gizlemesi farzdır.
    Allah (C.C.) mealen şöyle buyurur: "Ey âdemoğulları her mescidde ziynetlerinizi alın..." (Araf7/31) diye buyurmaktadır.
    Hanefi mezhebince erkeğin avret yeri göbeği ile dizkapağı arasıdır. "... Şube babasından, o da dedesinden bildirerek dedi ki; Resulullah (sas) dedi ki:
    "-...Göbekten aşağı diz kapaklarına kadar avrettir..." (Ahmed b. Hanbel Müsned(1/188)Hds no: 6756 Elbani Hasen dedi.)
    Göbek deliğinden aşağıya diz kapaklarının bitimine kadar avrettir. Müslüman erkeklerin namazda örtmekle emrolundukları yer burasıdır. Bir zaruret yokken bu ölçülerin dışına çıkılamaz. Çıkılırsa namaz olmaz.
    Müslüman kadınların avret meselesi ise şöyledir. "Mü'min kadınlara da deki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler. Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler..." (Nur 24/31)
    Ayette geçen kendiliğinden görünen kısmı hariç el ve yüzdür. El ve yüzün dışın da kadının tamamen örtünmesi gerekir.
    Abdullah (ra)'ın rivayetiyle Resulullah(sas) şöyle buyurdu: "Kadın avrettir ve( süslenerek) sokağa çıktığı zaman Şeytan onu ayartır." (Tirmizi (2/328) K. Rada Bab. 18 hds no: 1182 hasen sahih garib.)
    Hadisteki avret kelimesi kadının kendisini tamamıyla örtmesi gerektiğine delildir.
    Hz . Aişe (ra)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: "Allah, aybaşı olan (baliğa kadın)ın namazını ancak başörtüsü ile kabul eder." (Ebu Davud (2/502) K. Salat Bab: 84 hds no: 641)
    Başörtüsüz namaz olmaz. Bu gün kendini müslüman zanneden bazıları başörtüsü olmadan namaz kabul edilir diye bir yalanı bilginlik altındaki cahillikle insanlara sunmuşlardır. Malesef bazıları da dini bilmediklerinden veya hainliklerinden bunun böyle olduğunu söylemişlerdir. Allah`ı her alanda birlemeyenlerin bu namaz kılma sevdası nerden geliyor anlamak zor. Başörtüsünden evvel Allah'ın ilahlığını her türlü alanda kabul olmalıdır ki namaz gibi bir ibadet kabul olsun.
    Konunun başında da dediğimiz gibi Allah ve Resulü bir konuda hükmederse mü'min erkek ve kadınların o işte tercih hakları olamadığı gibi zaten tercihleride Allah'ın ve Resulünün (sas) söylediğidir. İman bunu gerektirir.
    Ayrıca kadının dikkat etmesi gereken ölçü tamamen avret sayıldığından vücudunu belli edecek dar giysileri giymemesi veya ten rengini gösterecek kadar şeffaf giysiler giymemesidir. Bu tür elbiselerle kılınacak namaz da kabul olmaz.
    Aişe (ra)'ın rivayetiyle "Esma binti Ebu bekr(bir gün) üzerinde ince (bir elbise) ile Resulullah (sas)'ın yanına gelmişti. (Hz.Peygamber) ondan yüzünü çevirdi. ve: "Ey Esma! (şurası) muhakkak ki, kadın ergenlik çağına erişince on(un vücudun)dan şundan ve şundan başkasının görünmesi uygun olmaz" dedi ve (kendi) yüzü ile eline işaret etti." (Ebu Davud(14/179) K Libas Bab. 31 hds no: 4104)
    Bu da kadınların elbisesinin nasıl olması gerektiğine bir delildir. Burada dikkat edilmesi gerekli olan konu "elbisesinin ince olmasıdır ". Elbise her yeri örtebilir, ancak illete dikkat edin "İNCE". İnce olan cisim örttüğü şeyi belli eder. Örtüden kasıt kapatmak gizlemek olduğu açıktır. Şeffaf giysiler bu işi görmez. Dolayısıyla böyle giyinen birine örtülü denmez. Burada o kişinin kendini örtülü zannetmesi bir şey ifade etmez Çünkü elbisesi şerî ölçüye uymamaktadır. Burada şuna da dikkat çekelim ki şeffaf giysi nasıl kadının vücut hatlarını belli ediyorsa dar olan elbiseler badi, streç türü zamanımızda ortaya çıkan elbiselerle ve pantolonlarla da İslam'ın istediği gerçek örtünme tarzını sağlamaz. Örtü sağlanmadığından bu giysilerle namaz kılanın namazı kabul olmaz. Bu ölçü kişinin evde tek başına olduğu zaman da aynıdır, insanlarla bulunduğu zamanda da aynıdır.
    Bu tür giyiniş tarzı Resulullah (sas)'ın dilinden reddedilmiştir.
    Ebu Hureyre (ra)a den naklen rivayetle Resulullah (sas) buyurdular ki: "Cehennemliklerden görmediğim iki sınıf vardır. (biri) yanlarında sığırkuyrukları gibi kamçılar bulunup, onlarla insanları döven bir kavim!(diğeri) Giyinmiş çıplak sallanarak yürümeyi öğreten kırıtkan başları Horasan develerinin eğilmiş hörgüçleri gibi bir takım kadınlardır! Bunlar cennete giremeyecek, onun kokusunu da duyamayacaklardır. Hal bu ki onun kokusu şukadar ve şukadar uzaktan duyulacaktır." (Müslim (9/516) K. Libas bab: 34 Hds no: 125)
    Said Havva (rha) İbnul Esir (rha)den hadisle ilgili olarak şunları nakleder:
    " Giyinik çıplak kadınlar."
    Bunlar vücutlarının bazı yerlerini gösterirler başörtülerini de arkalarında (yani başlarının tam kapatmayacak şekilde) bağlarlar. Göğüslerinin bir kısmını gösterirler. Böylelikle giyinik çıplak sayılmaktadırlar. Çünkü vücutlarının bazı kısımları açıktır. Bunların altını gösteren şeffaf giysiler giyen kadınlar oldukları da söylenmiştir. Dolayısıyla bunlar görünüşte giyinik olmakla birlikte gerçekte çıplaktırlar. " (İslam Akaidi Said Havva(3/ 279) çev. Ahmed Varol vdğ Aksa y.)
    Kendilerinden görünen kısımları hariç yani kadınların el ve yüzlerini başkalarına göstermeleri ancak fitnenin olmadığı İslam'ın kişilerde tam manasıyla uygulandığı yerlerde olur. Günümüzde fitne baş olmuşken mü'min kadınların el ve yüzleri açık güzelliklerinden bir bölümünü kâfir kadın ve erkeklere, fasık, inanışı az insanlara göstermeleri de caiz olmaz."





+ Yorum Gönder