Konusunu Oylayın.: Şafi mezhebine göre teravih namazı ile ilgili hükümler nelerdir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Şafi mezhebine göre teravih namazı ile ilgili hükümler nelerdir
  1. 21.Haziran.2011, 16:27
    1
    Misafir

    Şafi mezhebine göre teravih namazı ile ilgili hükümler nelerdir






    Şafi mezhebine göre teravih namazı ile ilgili hükümler nelerdir Mumsema Şafi mezhebine göre teravih namazı ile ilgili hükümler neler olduğu hakkında bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 21.Haziran.2011, 16:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Haziran.2011, 17:07
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Şafi mezhebine göre teravih namazı ile ilgili hükümler nelerdir




    Teravih namazı hem erkekler, hem de kadınlar için müekked bir sünnet-i ayndır. Bu namazın faziletiyle ilgili olarak sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöy­le buyurmuştur: "Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızâsı için ra­mazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kişinin geçmiş gü­nahları bağışlanır." (Buhârî, İmân, 27.)

    Teravihin cemaatle kılınması sünnettir. Kişi, teravihi kendi evinde yalnız başına kılabilirse de, cemaat sevabından mahrum olmamak için, aile efradıy­la birlikte cemaat halinde kılmaya gayret etmelidir. Cemaatle kılınmasının sünnet oluşu, Peygamber Efendimizin uygulamalarıyla sabittir. Bununla ilgili bir rivayette Hz. Âişe (r.ah) şöyle demiştir:"Resûlullah (s.a.v) geceleyin (evden) çıkarak mescidde namaz kıldı. Ba­zı kimseler de, onun namazına uyarak namaz kıldılar. Derken halk bu mese­le üzerinde konuşmaya başladı. Bu sebeple evvelkilerden daha çok cemaat toplandı.Resûlullah (s.a.v) ikinci gece de mescide çıktı ve cemaat de ona uyarak namaz kıldı. Cemaat yine bunun üzerinde bu namaz hakkında konuşmaya başladı. Derken üçüncü gece mescidin cemaati çoğaldı, Resûlullah (s.a.v) yi­ne çıkarak cemaate namaz kıldırdı.Dördüncü gece olunca artık mescid, cemaati almaz oldu. Resûlullah (s.a.v) artık cemaate çıkmadı Bunun üzerine cemaatten bazı kimseler, 'Na­maza!...' diye seslenmeye başladılar, fakat Resûlullah (s.a.v) yine onların ya­nına çıkmadı. Nihayet sabah namazına çıktı. Sabah namazını eda edince, ce­maate doğru döndü, sonra şehadet getirerek şöyle buyurdu:'Bilesiniz ki akşamki haliniz bana gizli kalmış değildir. Lâkin ben gece na­mazı(teravih) size farz kılınır da siz onu kılamazsınız diye endişe ettim.'" (Müslim, Müsâfirîn, 178.)

    Başka bir rivayette de sevgili Peygamberimizin; üç, beş ve yirmi yedinci gece olmak üzere ramazanın üç ayrı gecesinde evinden çıkıp mescide gittiği, cemaate sekiz rek'at teravih kıldırdığı, kalan kısmı ise herkesin kendi evinde tamamladığı ve evlerden arı vızıltısı gibi sesler yükseldiği ifade edilmektedir. (Cezîrî, Mezâhib, 1/341.)

    Bu rivayetten anlaşılıyor ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v) müslümanlara, teravihi cemaatle kılmalarını sünnet kılmıştır. Ama bu namazı onlara yirmi rek'at olarak kıldırmış değildir. Cemaatle yirmi rek'at olarak kılınışı, kendisin­den sonra sahâbîlerden günümüze kadar devam edegelmiştir. Sevgili Pey­gamberimiz, ümmetine farz olmasından endişe ettiği için sahâbîlerine üç ge­ceden fazla kıldırmamıştır.
    Yine yukarıdaki rivayetten anlaşıldığına göre teravih namazı sekiz rek'at-tan ibaret değildir. Çünkü rivayetin devamında, müslümanların bu namazı kendi evlerinde tamamladıkları ifade edilmektedir. Hz. Ömer'in bu namazı yir­mi rek'at olarak tesbit etmesi de bunu açıklamaktadır. O, kendi halifeliği dö­neminde mescidde teravihi yirmi rek'at olarak toparlamış ve bu uygulamasını bütün ashap tasvip etmiştir. Kendisinden sonra gelen İslâm büyükleri de onun bu hükmüne uymuşlardır.Yirmi rek'at olan teravih namazını, her iki rek'atta bir selâm vererek kıl­mak gerekir. İki rek'atta bir selâm verilmemesi durumunda kılınan teravih na­mazı sahih olmaz. (Nevevî, el-Mecmû', 3/525-527.)

    Hanefî mezhebine göre ise teravih namazı, dört rek'atta bir selâm verile­rek te kılmabiiir. Sekiz, on, hatta yirmi rek'atın sonunda selâm verilerek kılına-bilirse de bu mekruhtur.
    Teravihin vakti yatsı namazından sonra başlar. Yatsı namazı, akşam na­mazının vaktinde cem'-i takdim şeklinde akşam namazıyla birlikte kılınırsa bi­le, peşi sıra teravih kılmabiiir. Teravihin vakti fecr-i sâdıkın doğması ile sona erer. Vitirden sonra kıiınsa da sahih olmakla birlikte vitirden önce kılınması daha faziletlidir. Vaktinde kılınmayan teravihin daha sonra kaza edilmesi sün­nettir.

    Hanefî mezhebine göre ise vaktinde kılınmayan teravih namazı daha sonra kaza edilmez.

    Teravih kılmakta olan kişinin, selef-i sâlihine uymuş olmak için, arada sa-lât okumaksızın istirahat maksadıyla oturması menduptur. Ancak bu arada zi­kir yapılması gerektiğine dair bir rivayet bulunmamaktadır.

    Teravihi hatimle kıldırmak
    Ramazanın son gecesinde hatmedecek şekilde teravihi hatimle kıldırmak sünnettir. Cemaat bundan rahatsız olacak ve zarar görecekse, onların duru­munu göz önüne alarak bundan vazgeçmek daha uygun olur. Cemaat sıkıl­masın diye teravihi büsbütün acele kıldırmak caiz olmadığı gibi, namazın vas­fını ihlâl edecek şekilde süratli kılmak ve kıldırmak da caiz değildir.Teravihin her iki rek'atı müstakil bir namazdır. Her iki rek'atın başında ni­yet edip iftitah tekbirini aldıktan sonra iftitah duasını okumak gerekir. Bu dua, Fâtiha'dan önce okunmalıdır.Teravihin her teşehhüdünün sonunda Peygamber Efendimiz'e salâtü se­lâm getirilir.Teravihin ayakta kılınması, oturarak kılınmasına; mescidde kılınması, ev­de kılınmasına nisbetle daha faziletlidir.


  4. 21.Haziran.2011, 17:07
    2
    Silent and lonely rains



    Teravih namazı hem erkekler, hem de kadınlar için müekked bir sünnet-i ayndır. Bu namazın faziletiyle ilgili olarak sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöy­le buyurmuştur: "Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızâsı için ra­mazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kişinin geçmiş gü­nahları bağışlanır." (Buhârî, İmân, 27.)

    Teravihin cemaatle kılınması sünnettir. Kişi, teravihi kendi evinde yalnız başına kılabilirse de, cemaat sevabından mahrum olmamak için, aile efradıy­la birlikte cemaat halinde kılmaya gayret etmelidir. Cemaatle kılınmasının sünnet oluşu, Peygamber Efendimizin uygulamalarıyla sabittir. Bununla ilgili bir rivayette Hz. Âişe (r.ah) şöyle demiştir:"Resûlullah (s.a.v) geceleyin (evden) çıkarak mescidde namaz kıldı. Ba­zı kimseler de, onun namazına uyarak namaz kıldılar. Derken halk bu mese­le üzerinde konuşmaya başladı. Bu sebeple evvelkilerden daha çok cemaat toplandı.Resûlullah (s.a.v) ikinci gece de mescide çıktı ve cemaat de ona uyarak namaz kıldı. Cemaat yine bunun üzerinde bu namaz hakkında konuşmaya başladı. Derken üçüncü gece mescidin cemaati çoğaldı, Resûlullah (s.a.v) yi­ne çıkarak cemaate namaz kıldırdı.Dördüncü gece olunca artık mescid, cemaati almaz oldu. Resûlullah (s.a.v) artık cemaate çıkmadı Bunun üzerine cemaatten bazı kimseler, 'Na­maza!...' diye seslenmeye başladılar, fakat Resûlullah (s.a.v) yine onların ya­nına çıkmadı. Nihayet sabah namazına çıktı. Sabah namazını eda edince, ce­maate doğru döndü, sonra şehadet getirerek şöyle buyurdu:'Bilesiniz ki akşamki haliniz bana gizli kalmış değildir. Lâkin ben gece na­mazı(teravih) size farz kılınır da siz onu kılamazsınız diye endişe ettim.'" (Müslim, Müsâfirîn, 178.)

    Başka bir rivayette de sevgili Peygamberimizin; üç, beş ve yirmi yedinci gece olmak üzere ramazanın üç ayrı gecesinde evinden çıkıp mescide gittiği, cemaate sekiz rek'at teravih kıldırdığı, kalan kısmı ise herkesin kendi evinde tamamladığı ve evlerden arı vızıltısı gibi sesler yükseldiği ifade edilmektedir. (Cezîrî, Mezâhib, 1/341.)

    Bu rivayetten anlaşılıyor ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v) müslümanlara, teravihi cemaatle kılmalarını sünnet kılmıştır. Ama bu namazı onlara yirmi rek'at olarak kıldırmış değildir. Cemaatle yirmi rek'at olarak kılınışı, kendisin­den sonra sahâbîlerden günümüze kadar devam edegelmiştir. Sevgili Pey­gamberimiz, ümmetine farz olmasından endişe ettiği için sahâbîlerine üç ge­ceden fazla kıldırmamıştır.
    Yine yukarıdaki rivayetten anlaşıldığına göre teravih namazı sekiz rek'at-tan ibaret değildir. Çünkü rivayetin devamında, müslümanların bu namazı kendi evlerinde tamamladıkları ifade edilmektedir. Hz. Ömer'in bu namazı yir­mi rek'at olarak tesbit etmesi de bunu açıklamaktadır. O, kendi halifeliği dö­neminde mescidde teravihi yirmi rek'at olarak toparlamış ve bu uygulamasını bütün ashap tasvip etmiştir. Kendisinden sonra gelen İslâm büyükleri de onun bu hükmüne uymuşlardır.Yirmi rek'at olan teravih namazını, her iki rek'atta bir selâm vererek kıl­mak gerekir. İki rek'atta bir selâm verilmemesi durumunda kılınan teravih na­mazı sahih olmaz. (Nevevî, el-Mecmû', 3/525-527.)

    Hanefî mezhebine göre ise teravih namazı, dört rek'atta bir selâm verile­rek te kılmabiiir. Sekiz, on, hatta yirmi rek'atın sonunda selâm verilerek kılına-bilirse de bu mekruhtur.
    Teravihin vakti yatsı namazından sonra başlar. Yatsı namazı, akşam na­mazının vaktinde cem'-i takdim şeklinde akşam namazıyla birlikte kılınırsa bi­le, peşi sıra teravih kılmabiiir. Teravihin vakti fecr-i sâdıkın doğması ile sona erer. Vitirden sonra kıiınsa da sahih olmakla birlikte vitirden önce kılınması daha faziletlidir. Vaktinde kılınmayan teravihin daha sonra kaza edilmesi sün­nettir.

    Hanefî mezhebine göre ise vaktinde kılınmayan teravih namazı daha sonra kaza edilmez.

    Teravih kılmakta olan kişinin, selef-i sâlihine uymuş olmak için, arada sa-lât okumaksızın istirahat maksadıyla oturması menduptur. Ancak bu arada zi­kir yapılması gerektiğine dair bir rivayet bulunmamaktadır.

    Teravihi hatimle kıldırmak
    Ramazanın son gecesinde hatmedecek şekilde teravihi hatimle kıldırmak sünnettir. Cemaat bundan rahatsız olacak ve zarar görecekse, onların duru­munu göz önüne alarak bundan vazgeçmek daha uygun olur. Cemaat sıkıl­masın diye teravihi büsbütün acele kıldırmak caiz olmadığı gibi, namazın vas­fını ihlâl edecek şekilde süratli kılmak ve kıldırmak da caiz değildir.Teravihin her iki rek'atı müstakil bir namazdır. Her iki rek'atın başında ni­yet edip iftitah tekbirini aldıktan sonra iftitah duasını okumak gerekir. Bu dua, Fâtiha'dan önce okunmalıdır.Teravihin her teşehhüdünün sonunda Peygamber Efendimiz'e salâtü se­lâm getirilir.Teravihin ayakta kılınması, oturarak kılınmasına; mescidde kılınması, ev­de kılınmasına nisbetle daha faziletlidir.





+ Yorum Gönder