Konusunu Oylayın.: Yunus Suresi 87. ayetinde geçen "Evlerinizi namazgâh yapın." ifadesini açıklar mısınız? Eski kavimlerde namaz ve kıble v

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yunus Suresi 87. ayetinde geçen "Evlerinizi namazgâh yapın." ifadesini açıklar mısınız? Eski kavimlerde namaz ve kıble v
  1. 16.Haziran.2011, 19:37
    1
    Misafir

    Yunus Suresi 87. ayetinde geçen "Evlerinizi namazgâh yapın." ifadesini açıklar mısınız? Eski kavimlerde namaz ve kıble v






    Yunus Suresi 87. ayetinde geçen "Evlerinizi namazgâh yapın." ifadesini açıklar mısınız? Eski kavimlerde namaz ve kıble v Mumsema Yunus Suresi 87. ayetinde geçen "Evlerinizi namazgâh yapın." ifadesini açıklar mısınız? Eski kavimlerde namaz ve kıble var mıydı


  2. 16.Haziran.2011, 19:49
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Yunus Suresi 87. ayetinde geçen "Evlerinizi namazgâh yapın." ifadesini açıklar mısınız? Eski kavimlerde namaz ve




    "Mûsâ’ya ve kardeşine: “Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın, evlerinizi namazgâh yapın, namazı hakkıyla ifa edin ve ey Mûsâ müminleri müjdele!” diye vahyettik." (Yunus, 10/87)
    Hz. Mûsâ (as) ve kardeşinden Mısır'da kavimleri için evler hazırlamalarının istenmesi değişik şekillerde yorumlanmıştır.
    Bazı müfessirler daha sonra gelen na­maz kılma emriyle de bağ kurarak "kıble" kelimesini "mâbedler" anlamıyla açık­lamışlar ve bu buyruğu "Evlerinizi ibadet mahalleri yapınız." şeklinde yorumla­mışlardır. Bazı müfessirler ise "kıble" kelimesinin sözlük anlamından yola çıkarak burada, karşılıklı evler yapıp dayanışma içinde bulunmalarının kastedildiği kana­atini taşımaktadırlar.
    İbn Âşûr bu yorumların tarihî bilgilerle bağdaşmadığını belirtip kendi kanaatini şöyle açıklar: Burada evler hazırlama buyruğu anılan iki peygamberin kendi kavminden olanlara bu yönde talimat vermelerinin istenmesi anlamındadır.
    İsrâiloğullan daha önce Mısır'ın güney bölgesinde Menfis şehri yakınlarında oturmakta olduklarına göre, âyette onların yine Mısır'da başka meskenler edinmeleri kastedilmiş olmalıdır. Kı­sa bir süre sonra İsrâiloğullan'nın -kendi izni ve yardımıyla- Mısır'dan ayrılaca­ğını bilen yüce Allah'ın onlardan mâbedler yapmalarını istemesi anlamlı olmaz; bu emirle onlardan, göçe hazırlık amacıyla, bulundukaları yerin dışında bir mahal­de, muhtemelen çadır veya baraka türü meskenler edinmeleri istenmiş olmalıdır. Tevrat'ta da bu yorumu destekleyen bilgiler vardır.
    Kıble'den maksat da güney is­tikametidir. Bu istikametten kıble diye söz edilmesinin sebebi, Hz. Musa (as)'ın o dö­nemde Hz. İbrahim (as)'in kıblesine yönelmekte bulunuşu olabilir; fakat Hz. Mûsâ (as)'ın güney anlamını ifade eden bir kelime kullanmış ve Kur'an'ın bunu, Araplar ara­sında güney kelimesiyle eş anlamlı olarak kullanımı yaygın olan kıble kelimesiy­le ifade etmiş olması da muhtemeldir. Evlerin bu yöne dönük yapılmasının isten­mesindeki amaç ise, bütün mevsimlerde gündüzün büyük bir kısmında kapıların­dan güneşin girmesi olmalıdır ki bunun birçok yararlan vardır.
    İbn Âşûr'un işaret ettiği üzere, Hz. Musa (as)'ın -ibadet ederken Kudüs yönüne dönmesi emri gelmeden önce- Hz. İbrahim (as)'in kıblesi olan Kabe'ye yönelmekte ol­duğu ve âyette geçen "kıble" kelimesiyle Kabe'nin kastedildiği kanaatini taşıyan­lar bulunduğu gibi, burada maksadın Beytülmakdis olduğu yorumunu yapan mü­fessirler de vardır.
    Âyetteki buyrukların önce ikil, sonra çoğul ve sonunda tekil kalıbında olma­sı müfessirlerce şöyle açıklanmıştır: Önce kendi toplumları için evler hazırlamala­rı hususunda Hz. Mûsâ (as) ve Hz. Harun (as)'a hitap edilmiştir; çünkü yer seçimi ve top­lumların yönlendirilmesi peygamberlerin işidir. Sonra çoğul kalıbı kullanılarak hem onlardan hem de toplumlarındaki bütün yükümlülerden kendi evlerinin, iba­det yerlerinin hazırlanmasına katkı sağlamaları veya kıbleye yönelmeleri ve Al­lah'a kulluk görevini yerine getirmede ihmal göstermemeleri istenmiştir. Nihayet Hz. Musa (as)'a hitap edilerek, önceki âyette endişelerini dile getiren müminleri müj­delemesi, sonunda kurtuluşa erişeceklerini bildirmesi emredİlmektedir. Peygam­berlik görevinde Hz. Harun (as) tâbi durumda olduğu için hitap Hz. Musa (as)'a yapılmış­tır. Bu hitabın Hz. Muhammed (asv)'e yönelik olduğu yorumunu yapanlar olmuşsa da, bu yorum genellikle zayıf bulunmuştur. Ayetteki namaz buyruğunun mahiyeti hakkında kaynaklarda kesin bilgiler bulunmamakla beraber, İsrâiloğullan'nm Hz. Musa (as)'ın gelmesinden önce de Hz. İbrahim (as)'e ve onu izleyenlere uyarak kılmakta oldukları namazın kastedilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.
    Göç hazırlığının işa­retlerini taşıyan ilâhî buyruğun hemen ardından namazı kılmalarının emredilmiş olması, bu dönemde artacak meşguliyet sebebiyle ibadet görevini ihmal etmeme­leri için özel bir ikaz anlamını hatıra getirmektedir.
    "Musa ve kardeşine: "Kavminiz için Mısırda evler yapın, bu evle­ri de (kıbleye yönelen) namazgahlar yapın. Namazı dosdoğru kılın." diye vahyettik. Ayrıca Musa'ya "Müminleri müjdele" dedik."
    Biz Musaya ve kardeşi Haruna: "Mısırda kavminize evler yapın. Evleri­nizi mescitler haline getirip oralarda namaz kılın, namazınızdan dolayı Firavu­nun zulmünden korkmayın. Ayrıca müminleri büyük sevaplarla ve gelecekteki büyük zaferlerle müjdeleyin." diye vahyettik.
    Âyet-i kerimede geçen ve "Evlerinizi namazgahlar yapın." diye tercü­me edilen cümlesi müfessirler tarafından çeşitli şekillerrde izah edilmiştir.
    a. Abdullah b. Abbas, İbrahim en-Nehai, Mücahid, Ebu Malik, Rebi' b. Enes, Dehhak ve İbn-i Zeyd, bu ifadeyi şu şekilde izah etmişlerdir: "Evlerinizi mescitler yapıp onlarda namaz kılın." İsrailoğullan, sadece havralarda namaz kılıyor ve oralarda namaz kılarken de Firavun ve kavminden korkuyorlardı. Bu­nun üzerine Allah teala onlara, evlerini namazgah edinip oralarda namaz kılma­larını emretti.
    b. Abdullah b. Abbaş, Mücahid, Katade ve Dehhaktan nakledilen diğer bir görüşe göre bu ifadenin izahı şöyledir: "Mescitlerinizin yönünü Kâbeye doğ­ru yöneltin." İsrailoğullan, Firavunun işkencesinden şikayetçi olunca, Allah tea­la onlara, evlerini mescitler yapıp mescitlerinin yönlerini de Kâbeye doğru yö­neltmelerini emretmiştir.
    c. Said b. Cübeyre göre ise "bu ifadenin izahı şöyledir: "Siz evlerinizi bir­birlerine karşı vaziyette yapın.
    Taberi, birinci görüşün tercihe şayan olduğunu, çünkü âyetin metninden ilk anlaşılan mananın bu olduğunu, Allah Teala'nın kelamını en çok kullanılan ifadelere göre izah etmenin isabetli olduğunu söylemiştir. (bk. Taberi ve Diyanet Tefsirleri)


  3. 16.Haziran.2011, 19:49
    2
    Editör



    "Mûsâ’ya ve kardeşine: “Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın, evlerinizi namazgâh yapın, namazı hakkıyla ifa edin ve ey Mûsâ müminleri müjdele!” diye vahyettik." (Yunus, 10/87)
    Hz. Mûsâ (as) ve kardeşinden Mısır'da kavimleri için evler hazırlamalarının istenmesi değişik şekillerde yorumlanmıştır.
    Bazı müfessirler daha sonra gelen na­maz kılma emriyle de bağ kurarak "kıble" kelimesini "mâbedler" anlamıyla açık­lamışlar ve bu buyruğu "Evlerinizi ibadet mahalleri yapınız." şeklinde yorumla­mışlardır. Bazı müfessirler ise "kıble" kelimesinin sözlük anlamından yola çıkarak burada, karşılıklı evler yapıp dayanışma içinde bulunmalarının kastedildiği kana­atini taşımaktadırlar.
    İbn Âşûr bu yorumların tarihî bilgilerle bağdaşmadığını belirtip kendi kanaatini şöyle açıklar: Burada evler hazırlama buyruğu anılan iki peygamberin kendi kavminden olanlara bu yönde talimat vermelerinin istenmesi anlamındadır.
    İsrâiloğullan daha önce Mısır'ın güney bölgesinde Menfis şehri yakınlarında oturmakta olduklarına göre, âyette onların yine Mısır'da başka meskenler edinmeleri kastedilmiş olmalıdır. Kı­sa bir süre sonra İsrâiloğullan'nın -kendi izni ve yardımıyla- Mısır'dan ayrılaca­ğını bilen yüce Allah'ın onlardan mâbedler yapmalarını istemesi anlamlı olmaz; bu emirle onlardan, göçe hazırlık amacıyla, bulundukaları yerin dışında bir mahal­de, muhtemelen çadır veya baraka türü meskenler edinmeleri istenmiş olmalıdır. Tevrat'ta da bu yorumu destekleyen bilgiler vardır.
    Kıble'den maksat da güney is­tikametidir. Bu istikametten kıble diye söz edilmesinin sebebi, Hz. Musa (as)'ın o dö­nemde Hz. İbrahim (as)'in kıblesine yönelmekte bulunuşu olabilir; fakat Hz. Mûsâ (as)'ın güney anlamını ifade eden bir kelime kullanmış ve Kur'an'ın bunu, Araplar ara­sında güney kelimesiyle eş anlamlı olarak kullanımı yaygın olan kıble kelimesiy­le ifade etmiş olması da muhtemeldir. Evlerin bu yöne dönük yapılmasının isten­mesindeki amaç ise, bütün mevsimlerde gündüzün büyük bir kısmında kapıların­dan güneşin girmesi olmalıdır ki bunun birçok yararlan vardır.
    İbn Âşûr'un işaret ettiği üzere, Hz. Musa (as)'ın -ibadet ederken Kudüs yönüne dönmesi emri gelmeden önce- Hz. İbrahim (as)'in kıblesi olan Kabe'ye yönelmekte ol­duğu ve âyette geçen "kıble" kelimesiyle Kabe'nin kastedildiği kanaatini taşıyan­lar bulunduğu gibi, burada maksadın Beytülmakdis olduğu yorumunu yapan mü­fessirler de vardır.
    Âyetteki buyrukların önce ikil, sonra çoğul ve sonunda tekil kalıbında olma­sı müfessirlerce şöyle açıklanmıştır: Önce kendi toplumları için evler hazırlamala­rı hususunda Hz. Mûsâ (as) ve Hz. Harun (as)'a hitap edilmiştir; çünkü yer seçimi ve top­lumların yönlendirilmesi peygamberlerin işidir. Sonra çoğul kalıbı kullanılarak hem onlardan hem de toplumlarındaki bütün yükümlülerden kendi evlerinin, iba­det yerlerinin hazırlanmasına katkı sağlamaları veya kıbleye yönelmeleri ve Al­lah'a kulluk görevini yerine getirmede ihmal göstermemeleri istenmiştir. Nihayet Hz. Musa (as)'a hitap edilerek, önceki âyette endişelerini dile getiren müminleri müj­delemesi, sonunda kurtuluşa erişeceklerini bildirmesi emredİlmektedir. Peygam­berlik görevinde Hz. Harun (as) tâbi durumda olduğu için hitap Hz. Musa (as)'a yapılmış­tır. Bu hitabın Hz. Muhammed (asv)'e yönelik olduğu yorumunu yapanlar olmuşsa da, bu yorum genellikle zayıf bulunmuştur. Ayetteki namaz buyruğunun mahiyeti hakkında kaynaklarda kesin bilgiler bulunmamakla beraber, İsrâiloğullan'nm Hz. Musa (as)'ın gelmesinden önce de Hz. İbrahim (as)'e ve onu izleyenlere uyarak kılmakta oldukları namazın kastedilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.
    Göç hazırlığının işa­retlerini taşıyan ilâhî buyruğun hemen ardından namazı kılmalarının emredilmiş olması, bu dönemde artacak meşguliyet sebebiyle ibadet görevini ihmal etmeme­leri için özel bir ikaz anlamını hatıra getirmektedir.
    "Musa ve kardeşine: "Kavminiz için Mısırda evler yapın, bu evle­ri de (kıbleye yönelen) namazgahlar yapın. Namazı dosdoğru kılın." diye vahyettik. Ayrıca Musa'ya "Müminleri müjdele" dedik."
    Biz Musaya ve kardeşi Haruna: "Mısırda kavminize evler yapın. Evleri­nizi mescitler haline getirip oralarda namaz kılın, namazınızdan dolayı Firavu­nun zulmünden korkmayın. Ayrıca müminleri büyük sevaplarla ve gelecekteki büyük zaferlerle müjdeleyin." diye vahyettik.
    Âyet-i kerimede geçen ve "Evlerinizi namazgahlar yapın." diye tercü­me edilen cümlesi müfessirler tarafından çeşitli şekillerrde izah edilmiştir.
    a. Abdullah b. Abbas, İbrahim en-Nehai, Mücahid, Ebu Malik, Rebi' b. Enes, Dehhak ve İbn-i Zeyd, bu ifadeyi şu şekilde izah etmişlerdir: "Evlerinizi mescitler yapıp onlarda namaz kılın." İsrailoğullan, sadece havralarda namaz kılıyor ve oralarda namaz kılarken de Firavun ve kavminden korkuyorlardı. Bu­nun üzerine Allah teala onlara, evlerini namazgah edinip oralarda namaz kılma­larını emretti.
    b. Abdullah b. Abbaş, Mücahid, Katade ve Dehhaktan nakledilen diğer bir görüşe göre bu ifadenin izahı şöyledir: "Mescitlerinizin yönünü Kâbeye doğ­ru yöneltin." İsrailoğullan, Firavunun işkencesinden şikayetçi olunca, Allah tea­la onlara, evlerini mescitler yapıp mescitlerinin yönlerini de Kâbeye doğru yö­neltmelerini emretmiştir.
    c. Said b. Cübeyre göre ise "bu ifadenin izahı şöyledir: "Siz evlerinizi bir­birlerine karşı vaziyette yapın.
    Taberi, birinci görüşün tercihe şayan olduğunu, çünkü âyetin metninden ilk anlaşılan mananın bu olduğunu, Allah Teala'nın kelamını en çok kullanılan ifadelere göre izah etmenin isabetli olduğunu söylemiştir. (bk. Taberi ve Diyanet Tefsirleri)





+ Yorum Gönder