Konusunu Oylayın.: Yanlış kıraat ve namazların iadesi: Geçmişte yanlış okuyarak kıldığımız namazlar için bir sorumluluğumuz var mıdır? Kaza

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yanlış kıraat ve namazların iadesi: Geçmişte yanlış okuyarak kıldığımız namazlar için bir sorumluluğumuz var mıdır? Kaza
  1. 21.Mayıs.2011, 11:52
    1
    Misafir

    Yanlış kıraat ve namazların iadesi: Geçmişte yanlış okuyarak kıldığımız namazlar için bir sorumluluğumuz var mıdır? Kaza






    Yanlış kıraat ve namazların iadesi: Geçmişte yanlış okuyarak kıldığımız namazlar için bir sorumluluğumuz var mıdır? Kaza Mumsema Yanlış kıraat ve namazların iadesi: Geçmişte yanlış okuyarak kıldığımız namazlar için bir sorumluluğumuz var mıdır? Kaza etmemiz gerekir mi?


  2. 21.Mayıs.2011, 11:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Mayıs.2011, 13:16
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Yanlış kıraat ve namazların iadesi: Geçmişte yanlış okuyarak kıldığımız namazlar için bir sorumluluğumuz var mıdı




    Dinî bir kavram olarak "Lahn", Kur'an-ı Kerim okurken yapılan hatayı ifade etmektedir. Buna zelletü'l-kârî de denir.

    Namazda yapılan kıraat hatalarının namazı bozup bozmayacağı konusunda fakihler bir takım ölçüler getirmişlerdir.

    Kur'an, kasten manası değişecek derecede yanlış okunursa namaz bozulur. Fakat Kur'an-ı Kerim'in okunuşunda yanılarak i'rab yönünden yapılacak hata, manayı ne kadar değiştirirse değiştirsin, namazı mutlaka bozmaz. Çünkü insanların çoğu, i'rabın şekillerini ayırmaya güç yetiremez. "İbrahime" kelimesinin sonunu "İbrahimu" şeklinde ötre ve "Rabbuhu" kelimesinin "Ba" harfini de üstün "Rubbehu" şeklinde üstün okumak gibi... "Na'budu" kelimesinin be'sini de "Na'bedu" şeklinde esre okumak böyledir.

    Geçmişte bir kasıt olmadan namazlarda kıraatı yanlış okumanızdan dolayı o kıldığınız namazlar geçerlidir. Bundan dolayı kaza etmeniz gerekmez.

    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

    Arap­ça bil­me­yen bir ta­kım top­lum­la­rın İslâm’a gir­me­si, âyetlerin te­laf­fu­zu ve ha­re­ke­le­rin okun­ma­sı prob­le­mi­ni de bir­lik­te ge­tir­miş­tir. Harf­le­rin te­laf­fu­zu­nu, ha­re­ke ve ke­li­me­le­ri böl­me ile il­gi­li ve ben­ze­ri ko­nu­lar­da­ki zor­luk­lar kar­şı­sın­da müteahhirûn fa­kih­le­ri, oku­yuş ha­ta­sı ya­pan­lar­la il­gi­li ola­rak şu esas­la­rı or­ta­ya koy­du­lar:

    1)
    Ke­li­me­nin ira­bın­da­ki ha­re­ke yan­lış­lı­ğı mut­lak ola­rak na­ma­zı bozmaz. Bu yan­lış­lık yü­zün­den mey­da­na ge­len an­la­mın küf­rü ge­rek­ti­rip ge­rek­tir­me­me­si de so­nu­cu de­ğiş­tir­mez. Çün­kü in­san­la­rın ço­ğu, Kur’an-ı Ke­rim’in irab yön­le­ri­ni bir­bi­rin­den ayı­ra­maz­lar. Meselâ;

    (Rab­bi İb­ra­him’i de­ne­di­ği za­man)” âyetinde, İb­ra­him’i öt­re, Rabbühû’yü üs­tün oku­mak gi­bi. Bu tak­dir­de aye­tin an­la­mı: “İb­ra­him, Rab­bi­ni de­ne­di­ği za­man...” şek­li­ni alır ki, böy­le bir an­lam uy­gun düş­mez. “Na’bu­dü (Biz iba­det ede­riz)” ke­li­me­si­ni “na’bi­dü” şek­lin­de oku­mak da böy­le­dir.

    2) Kur’an’da bir harf ye­ri­ne, yan­lış­lık­la baş­ka bir harf oku­na­cak ol­sa şu eses­la­ra uyu­lur: Eğer bu iki har­fin ara­sın­da -kaf ile kâfta ol­du­ğu gi­bi mah­reç ya­kın­lı­ğı var­sa ve­ya bun­lar “sin ile sad gi­bi” bir mah­reç­ten olup ara­la­rın­da ibdâl (bi­ri­ni di­ğe­ri­ne çe­vir­me) ca­iz ise bu­nun­la na­maz bo­zul­maz. “Felâ tak­her” ye­ri­ne “Felâ tek­her”, “es-Sa­med” ye­ri­ne “es-Se­med” okun­ma­sı gi­bi. “Fet­hun karîb” ye­ri­ne “Fet­hun garîb” okun­ma­sı da böy­le­dir.

    3) Bir zor­la­ma ol­mak­sı­zın iki har­fi bir­bi­rin­den ayır­mak müm­kün ise, böy­le bir oku­yuş­tan ötü­rü na­maz bo­zu­lur. “es-Sâlihât (sa­lih amel­ler)” ke­li­me­sin­de­ki “sâd” ye­ri­ne “et-Tâlihât” tar­zın­da “tâ” ile oku­mak gi­bi. “Al­la­hu ehad” ye­ri­ne “Al­la­hü ehat” oku­mak da böy­le­dir.

    4) Fark­lı oku­nan iki har­fi bir­bi­rin­den ayır­ma güç­lü­ğü var­sa, umu­mun müb­te­la ol­du­ğu bir du­rum ol­du­ğu için ço­ğun­lu­ğa gö­re, böy­le bir oku­yuş­tan ötü­rü na­maz bo­zul­maz. “es-Sırâta” ke­li­me­sin­de “sâd” ye­ri­ne “es-Sirâta” “Sin” ile oku­mak gi­bi.

    5) İki harf ara­sın­da mah­reç bir­li­ği ve­ya ya­kın­lı­ğı ol­ma­dı­ğı hal­de umumî bel­va bu­lu­nup, bun­la­rın ara­la­rı­nı ayır­mak güç ol­sa, bun­lar­dan bi­ri­nin ye­ri­ne di­ğe­ri­nin te­laf­fuz edil­me­si, bir çok fa­ki­he gö­re na­ma­zı boz­maz. “dat” ye­ri­ne “dâl”, “zâl” ve­ya ”zı” har­fi­nin okun­ma­sı ve “zâl” ye­ri­ne de “ze” ve­ya “zı” har­fi­nin te­laf­fuz edil­me­si gi­bi. “Sâd” ile ”sin”, “tâ” ile “te” harf­le­ri de böy­le­dir.

    Meselâ; “Ve lâ’d-dâllîn” ye­ri­ne “Velâ’z-zâllin”, ya­ni “dâd” ye­ri­ne “zı” ve­ya “zâl” okun­ma­sı na­ma­zı boz­maz. Bu­nun­la bir­lik­te bu ko­nu­da baş­ka gö­rüş­ler de var­dır. Bu harf­le­ri ayır­ma­ya gü­cü ye­te­cek olan kim­se­nin bu de­ği­şik­li­ğe fır­sat ver­me­me­si ge­re­kir. Kas­den bu şe­kil­de oku­ma ise na­ma­zı bo­zar.

    6) Şed­de­li har­fi yan­lış­lık­la şed­de­siz, şed­de­siz bir har­fi de şed­de­li oku­mak, uzun oku­na­cak bir har­fi kı­sa, kı­sa oku­na­cak ola­nı uzun, id­gam edi­le­cek har­fi id­gam­sız, id­gam­sız oku­na­cak ola­nı id­gam­lı oku­mak na­ma­zı boz­maz. “İyyâke” ke­li­me­si­ni şed­de­siz “İyâke” oku­mak gi­bi.

    İn­ce oku­na­cak bir har­fi ka­lın, ka­lın oku­na­cak bir har­fi in­ce oku­mak da bu ni­te­lik­te­dir. Çün­kü bu ko­nu­lar­da umumî bel­va var­dır.

    7) Kur’an’dan her­han­gi bir ke­li­me­ye bir harf ilâvesiyle de na­maz bozulmaz. “es-Sıratallezîne” ke­li­me­si­nin ba­şın­da­ki harf-i ta­rif, Kur’an’ın as­lın­da ol­ma­dı­ğı hal­de, ila­ve edi­le­rek okun­sa ma­na­ya te­si­ri bu­lun­ma­dı­ğı için na­ma­zı boz­maz.

    8) Kur’an-ı Ke­rim’de bir ke­li­me­nin harf­le­ri­ni di­ğe­ri­ne bi­tiş­tir­mek­le de na­maz bo­zul­maz. “İyyâ ke­na’bü­dü” ör­ne­ğin­de ol­du­ğu gi­bi. Bu­nun as­lı “İyyâke na’bü­dü (yal­nız sa­na iba­det ede­riz)” şek­lin­de­dir. An­cak bu gi­bi ke­lime ara­la­rın­da sek­te (se­si ke­sip du­rak­la­ma) ya­pıl­ma­ma­sı­na dik­kat et­me­li­dir.

    9) Na­maz­da Kur’an’dan bir ke­li­me­nin bir par­ça­sı ke­sil­se, meselâ; “el-Ham­dü” ye­ri­ne unut­mak­tan ve­ya ne­fe­sin ke­sil­me­sin­den do­la­yı yal­nız “el” de­ni­lip, da­ha son­ra “ham­dü” de­nil­se ve­ya oku­na­cak bir ke­li­me ha­tı­ra gel­me­yip, baş­ka bir ke­li­me­ye ge­çil­se, ço­ğun­lu­ğa gö­re na­maz bo­zul­maz. Çün­kü unut­ma ve­ya ne­fe­sin ke­sil­me­si hu­su­sun­da za­ru­ret ve umumî bel­va var­dır. Meselâ, “Mat­laı’l-fecr” ye­ri­ne ne­fe­sin ke­sil­me­sin­den do­la­yı “Mat­laı’l-fec” di­ye­rek ru­ku­ya va­rıl­sa, na­maz bo­zul­muş ol­maz.

    10) Aye­te yan­lış­lık­la bir harf ila­ve edil­se, eğer ma­na de­ğiş­mez­se na­maz fâsid ol­maz. “Yedhılühû nâran (onu ate­şe so­kar.)” ye­ri­ne “Yüdhılühûm nâran (On­la­rı ate­şe so­kar)” okun­ma­sı gi­bi. Fa­kat ma­na de­ği­şir­se, bir gö­rü­şe gö­re na­maz bo­zu­lur. “İn­ne­ke le mi­ne’l-mürselîn (Şüp­he­siz sen gön­de­ri­len pey­gam­ber­ler­den­sin)” ye­ri­ne “Ve in­ne­ke le mi­ne’l-mür­se­lin (Ye­min ol­sun ki, sen gön­de­ri­len pey­gam­ber­ler­den­sin)” oku­mak gi­bi. Bu­ra­da ye­mi­nin ce­va­bı ye­min ya­pıl­mış ol­mak­ta­dır. An­cak bu du­rum­da na­ma­zın bo­zul­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­yen­ler de var­dır.

    11) Kur’an ke­li­me­le­rin­den bi­ri­nin bir har­fi yan­lış­lık­la ek­sik okun­sa, eğer bu harf, ke­li­me­nin as­lın­dan olur ve ma­na de­ği­şir­se Ebû Hanîfe ve İmam Mu­ham­med’e gö­re na­maz bo­zu­lur. “Mimmâ razaknâ hum (Bi­zim, ken­di­le­ri­ne rı­zık ola­rak ver­dik­le­ri­miz­den)” ye­ri­ne “Mimmâ zeknâ hüm” ve­ya “Ve cealnâ” ye­ri­ne “alnâ” okun­ma­sı gi­bi.

    Yi­ne ke­li­me­nin as­lın­dan ol­ma­mak­la bir­lik­te, hazf­ten do­la­yı, küf­re yol aça­cak bir ma­na mey­da­na ge­lir­se na­maz fâsid olur. “Ve mâ ha­la­ka’z-ze­ke­re ve’l-ünsâ” ye­ri­ne “Ve mâ ha­la­ka’z-ze­ke­re el-ünsâ” okun­ma­sı gi­bi.

    Dü­şü­rü­len harf, asıl­dan ol­ma­dı­ğı ve­ya asıl­dan ol­mak­la bir­lik­te ma­na de­ğiş­me­di­ği tak­dir­de na­maz bo­zul­maz. “el-Vâkıatu” ke­li­me­si­ni “hâ”sız ola­rak “el-Vâkıa” tar­zın­da oku­mak gi­bi.

    12) Na­maz­da Kur’an’da­ki bir ke­li­me tek­rar edil­se, eğer bu­nun­la ma­na de­ğiş­mez­se na­maz bo­zul­maz, ba­zı fa­kih­le­re gö­re ma­na de­ğiş­se de yi­ne bo­zul­maz. Di­ğer ba­zı fa­kih­le­re gö­re ise bo­zu­lur. Sağ­lam gö­rü­len gö­rüş bu­dur. “Rab­bi’l-âlemîn (Âlemlerin Rab­bi)” ye­ri­ne “Rab­bi rab­bi’l-âlemîn (Âlemlerin Rab­bi­nin Rab­bi)” oku­mak gi­bi. Bu­nun­la ma­na­nın de­ği­şe­ce­ği­ni bi­len kim­se­nin bu­nu bu şe­kil­de kas­den oku­ma­sı na­ma­zı bo­zar. Fa­kat bir dil sürç­me­si ve­ya harf­le­ri da­ha gü­zel çı­kar­ma gi­bi bir gay­ret­le okun­du­ğu tak­dir­de na­ma­zın bo­zul­ma­ma­sı da­ha uy­gun gö­rül­mek­te­dir.

    13) Kı­ra­at sı­ra­sın­da oku­nan ayet­le­re yan­lış­lık­la bir ke­li­me ilâve et­mek ya­hut oku­nan ayet­ler­den bir ke­li­me ve­ya bir harf ek­silt­mek ya­hut bir ke­li­me ve­ya har­fi öne al­mak ya­hut son­ra­ya bı­rak­mak ya­hut baş­ka bir ke­li­me va­ya har­fe çe­vi­re­rek oku­mak­la ma­na bo­zul­mu­yor­sa na­maz da bo­zul­maz. “Teâlâ ced­dü Rabbinâ (Rab­bi­mi­zin şa­nı yü­ce ol­du)” dan “yâ” har­fi ek­sil­ti­le­rek “teâle” okumak, “in­fe­ce­ret” ye­ri­ne “in­fe­re­cet”, “Evvâb” ye­ri­ne “Eyyâb” de­mek gi­bi. Ma­na de­ğiş­me­di­ği sü­re­ce bu gi­bi oku­yuş­lar na­ma­zı boz­maz.

    Âyete yan­lış­lık­la ilâve edi­len ke­li­me, Kur’an’da bu­lu­nup ma­na­yı de­ğiş­tir­mez­se na­ma­zı boz­maz. “Lâ ta’budûne illâ’llâhe ve bi’l-va­li­dey­ni ih­sa­nen (Siz an­cak Al­lah’a kul­luk eder, ana-ba­ba­nı­za ih­san­da bu­lu­nur­su­nuz)” aye­ti­nin so­nu­na “ve bir­ren (ve iyi­lik­te)” ke­li­me­si­ni ila­ve et­mek gi­bi.

    Fa­kat ila­ve edi­len ke­li­me, Kur’an’da bu­lun­mak­la bir­lik­te, ma­na­yı küf­rü ge­rek­ti­re­cek şe­kil­de de­ğiş­ti­rir­se na­ma­zı bo­zar. Meselâ; “Men âmene billâhi ve’l-yevmî’l-âhiri ve ami­le sâlihan fe­le­hüm ec­ru­hüm (Kim Al­lah’a ve âhıret gü­nü­ne iman eder ve sâlih amel iş­ler­se on­lar için ecir var­dır)” ayet-i ke­ri­me­si­ne “sâlihan”dan son­ra “ve ke­fe­ra (ve ka­fir olur­sa)” ke­li­me­si­ni ila­ve et­mek ma­na­yı ters çe­vi­rir ve küf­rü ge­rek­ti­rir. Bu yüz­den de na­ma­zı bo­zar.

    Ke­li­me­le­rin yer de­ğiş­tir­me­si ma­na de­ği­şik­li­ği­ne yol aç­maz­sa na­maz bo­zul­maz. “Fîhâ zefîrun ve şehîkun” ye­ri­ne “fîhâ şehîkun ve zefîrun” okun­ma­sı gi­bi. Fa­kat ma­na de­ği­şir­se, fakîhlerin ço­ğun­lu­ğu­na gö­re na­maz bo­zu­lur.

    (Şüp­he­siz iyi kim­se­ler naîm cen­ne­tin­de­dir­ler, gü­nah­kar­lar ise ce­hen­nem­de­dir)” aye­tin­de “cehîm (ce­hen­nem)”i ön­ce, “neîm (cen­net)”i son­ra oku­mak ma­na­yı ters çe­vi­rir.

    14) Ne­se­bin de­ği­şik ola­rak an­la­şıl­ma­sı­na se­bep olan oku­ma yan­lı­şı da na­ma­zı bo­zar. Meselâ; “Mer­yem ib­ne­tu Gaylân (Gay­lan kı­zı Mer­yem)” ve­ya “İsa b. Lok­man (Lok­man oğ­lu İsa)” okun­ma­sıy­la na­maz bo­zu­lur. Çün­kü Hz. İsa ba­ba­sız dün­ya­ya gel­miş­tir. Bu nis­bet Kur’an’a ay­kı­rı dü­şer.

    15) Pel­tek ko­nu­şan kim­se “ra” har­fi­ni “ga” ve­ya “lâm” ya­hut “yâ” ola­rak te­laf­fuz et­se na­ma­zı bo­zul­maz. “Rab­bi’l-âlemîn” ye­ri­ne “Lab­bi’-âlemîn” de­me­si gi­bi. An­cak böy­le kim­se­nin te­laf­fu­zu­nu dü­zet­le­me­ye gay­ret et­me­si ve oku­mak­ta güç­lük çek­me­ye­ce­ği ayet­le­ri bu­lup oku­ma­sı ge­re­kir. Böy­le bir kim­se ümmî me­sa­be­sin­de sa­yı­lır.

    “el-Ham­dü lillâhi” ke­li­me­si­ni “el-hem­dü” ve­ya “Kul hü­val­la­hü ehad” aye­ti­ni “Kül hü­val­la­hu ehad” şek­lin­de oku­yup, baş­ka tür­lü oku­ya­ma­yan­lar da pet­lek hük­mün­de­dir.

    Bir kim­se na­maz­da fa­hiş ha­ta ile kı­ra­at­ta bu­lun­duk­tan son­ra dö­nüp doğ­ru şe­kil­de oku­sa na­ma­zı ca­iz olur.

    Şâfiî ve Hanbelîlere gö­re, Fâtiha dı­şın­da­ki oku­yuş­lar­da mey­da­na ge­len ha­ta na­ma­zı boz­maz. An­cak böy­le bir kim­se bi­le­rek ma­na­yı bo­za­cak şe­kil­de yan­lış okur­sa ken­di­si­nin de, ken­di­si­ne uyan ce­ma­a­tin de na­ma­zı bo­zu­lur. Fa­kat bir kim­se na­maz kı­lar­ken Fa­ti­ha’yı, ma­na­yı de­ğiş­ti­re­cek şe­kil­de yan­lış okur­sa, bu­nu is­ter bi­le­rek, is­ter­se ya­nı­la­rak yap­sın na­ma­zı bâtıl olur. Bu gö­rüş, Fa­ti­ha'­sız na­ma­zın ca­iz ol­ma­ya­ca­ğı esa­sı­na da­ya­nır. Çün­kü bu mez­hep­le­re gö­re na­maz­da Fa­ti­ha’yı oku­mak farz­dır.



  4. 21.Mayıs.2011, 13:16
    2
    Silent and lonely rains



    Dinî bir kavram olarak "Lahn", Kur'an-ı Kerim okurken yapılan hatayı ifade etmektedir. Buna zelletü'l-kârî de denir.

    Namazda yapılan kıraat hatalarının namazı bozup bozmayacağı konusunda fakihler bir takım ölçüler getirmişlerdir.

    Kur'an, kasten manası değişecek derecede yanlış okunursa namaz bozulur. Fakat Kur'an-ı Kerim'in okunuşunda yanılarak i'rab yönünden yapılacak hata, manayı ne kadar değiştirirse değiştirsin, namazı mutlaka bozmaz. Çünkü insanların çoğu, i'rabın şekillerini ayırmaya güç yetiremez. "İbrahime" kelimesinin sonunu "İbrahimu" şeklinde ötre ve "Rabbuhu" kelimesinin "Ba" harfini de üstün "Rubbehu" şeklinde üstün okumak gibi... "Na'budu" kelimesinin be'sini de "Na'bedu" şeklinde esre okumak böyledir.

    Geçmişte bir kasıt olmadan namazlarda kıraatı yanlış okumanızdan dolayı o kıldığınız namazlar geçerlidir. Bundan dolayı kaza etmeniz gerekmez.

    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

    Arap­ça bil­me­yen bir ta­kım top­lum­la­rın İslâm’a gir­me­si, âyetlerin te­laf­fu­zu ve ha­re­ke­le­rin okun­ma­sı prob­le­mi­ni de bir­lik­te ge­tir­miş­tir. Harf­le­rin te­laf­fu­zu­nu, ha­re­ke ve ke­li­me­le­ri böl­me ile il­gi­li ve ben­ze­ri ko­nu­lar­da­ki zor­luk­lar kar­şı­sın­da müteahhirûn fa­kih­le­ri, oku­yuş ha­ta­sı ya­pan­lar­la il­gi­li ola­rak şu esas­la­rı or­ta­ya koy­du­lar:

    1)
    Ke­li­me­nin ira­bın­da­ki ha­re­ke yan­lış­lı­ğı mut­lak ola­rak na­ma­zı bozmaz. Bu yan­lış­lık yü­zün­den mey­da­na ge­len an­la­mın küf­rü ge­rek­ti­rip ge­rek­tir­me­me­si de so­nu­cu de­ğiş­tir­mez. Çün­kü in­san­la­rın ço­ğu, Kur’an-ı Ke­rim’in irab yön­le­ri­ni bir­bi­rin­den ayı­ra­maz­lar. Meselâ;

    (Rab­bi İb­ra­him’i de­ne­di­ği za­man)” âyetinde, İb­ra­him’i öt­re, Rabbühû’yü üs­tün oku­mak gi­bi. Bu tak­dir­de aye­tin an­la­mı: “İb­ra­him, Rab­bi­ni de­ne­di­ği za­man...” şek­li­ni alır ki, böy­le bir an­lam uy­gun düş­mez. “Na’bu­dü (Biz iba­det ede­riz)” ke­li­me­si­ni “na’bi­dü” şek­lin­de oku­mak da böy­le­dir.

    2) Kur’an’da bir harf ye­ri­ne, yan­lış­lık­la baş­ka bir harf oku­na­cak ol­sa şu eses­la­ra uyu­lur: Eğer bu iki har­fin ara­sın­da -kaf ile kâfta ol­du­ğu gi­bi mah­reç ya­kın­lı­ğı var­sa ve­ya bun­lar “sin ile sad gi­bi” bir mah­reç­ten olup ara­la­rın­da ibdâl (bi­ri­ni di­ğe­ri­ne çe­vir­me) ca­iz ise bu­nun­la na­maz bo­zul­maz. “Felâ tak­her” ye­ri­ne “Felâ tek­her”, “es-Sa­med” ye­ri­ne “es-Se­med” okun­ma­sı gi­bi. “Fet­hun karîb” ye­ri­ne “Fet­hun garîb” okun­ma­sı da böy­le­dir.

    3) Bir zor­la­ma ol­mak­sı­zın iki har­fi bir­bi­rin­den ayır­mak müm­kün ise, böy­le bir oku­yuş­tan ötü­rü na­maz bo­zu­lur. “es-Sâlihât (sa­lih amel­ler)” ke­li­me­sin­de­ki “sâd” ye­ri­ne “et-Tâlihât” tar­zın­da “tâ” ile oku­mak gi­bi. “Al­la­hu ehad” ye­ri­ne “Al­la­hü ehat” oku­mak da böy­le­dir.

    4) Fark­lı oku­nan iki har­fi bir­bi­rin­den ayır­ma güç­lü­ğü var­sa, umu­mun müb­te­la ol­du­ğu bir du­rum ol­du­ğu için ço­ğun­lu­ğa gö­re, böy­le bir oku­yuş­tan ötü­rü na­maz bo­zul­maz. “es-Sırâta” ke­li­me­sin­de “sâd” ye­ri­ne “es-Sirâta” “Sin” ile oku­mak gi­bi.

    5) İki harf ara­sın­da mah­reç bir­li­ği ve­ya ya­kın­lı­ğı ol­ma­dı­ğı hal­de umumî bel­va bu­lu­nup, bun­la­rın ara­la­rı­nı ayır­mak güç ol­sa, bun­lar­dan bi­ri­nin ye­ri­ne di­ğe­ri­nin te­laf­fuz edil­me­si, bir çok fa­ki­he gö­re na­ma­zı boz­maz. “dat” ye­ri­ne “dâl”, “zâl” ve­ya ”zı” har­fi­nin okun­ma­sı ve “zâl” ye­ri­ne de “ze” ve­ya “zı” har­fi­nin te­laf­fuz edil­me­si gi­bi. “Sâd” ile ”sin”, “tâ” ile “te” harf­le­ri de böy­le­dir.

    Meselâ; “Ve lâ’d-dâllîn” ye­ri­ne “Velâ’z-zâllin”, ya­ni “dâd” ye­ri­ne “zı” ve­ya “zâl” okun­ma­sı na­ma­zı boz­maz. Bu­nun­la bir­lik­te bu ko­nu­da baş­ka gö­rüş­ler de var­dır. Bu harf­le­ri ayır­ma­ya gü­cü ye­te­cek olan kim­se­nin bu de­ği­şik­li­ğe fır­sat ver­me­me­si ge­re­kir. Kas­den bu şe­kil­de oku­ma ise na­ma­zı bo­zar.

    6) Şed­de­li har­fi yan­lış­lık­la şed­de­siz, şed­de­siz bir har­fi de şed­de­li oku­mak, uzun oku­na­cak bir har­fi kı­sa, kı­sa oku­na­cak ola­nı uzun, id­gam edi­le­cek har­fi id­gam­sız, id­gam­sız oku­na­cak ola­nı id­gam­lı oku­mak na­ma­zı boz­maz. “İyyâke” ke­li­me­si­ni şed­de­siz “İyâke” oku­mak gi­bi.

    İn­ce oku­na­cak bir har­fi ka­lın, ka­lın oku­na­cak bir har­fi in­ce oku­mak da bu ni­te­lik­te­dir. Çün­kü bu ko­nu­lar­da umumî bel­va var­dır.

    7) Kur’an’dan her­han­gi bir ke­li­me­ye bir harf ilâvesiyle de na­maz bozulmaz. “es-Sıratallezîne” ke­li­me­si­nin ba­şın­da­ki harf-i ta­rif, Kur’an’ın as­lın­da ol­ma­dı­ğı hal­de, ila­ve edi­le­rek okun­sa ma­na­ya te­si­ri bu­lun­ma­dı­ğı için na­ma­zı boz­maz.

    8) Kur’an-ı Ke­rim’de bir ke­li­me­nin harf­le­ri­ni di­ğe­ri­ne bi­tiş­tir­mek­le de na­maz bo­zul­maz. “İyyâ ke­na’bü­dü” ör­ne­ğin­de ol­du­ğu gi­bi. Bu­nun as­lı “İyyâke na’bü­dü (yal­nız sa­na iba­det ede­riz)” şek­lin­de­dir. An­cak bu gi­bi ke­lime ara­la­rın­da sek­te (se­si ke­sip du­rak­la­ma) ya­pıl­ma­ma­sı­na dik­kat et­me­li­dir.

    9) Na­maz­da Kur’an’dan bir ke­li­me­nin bir par­ça­sı ke­sil­se, meselâ; “el-Ham­dü” ye­ri­ne unut­mak­tan ve­ya ne­fe­sin ke­sil­me­sin­den do­la­yı yal­nız “el” de­ni­lip, da­ha son­ra “ham­dü” de­nil­se ve­ya oku­na­cak bir ke­li­me ha­tı­ra gel­me­yip, baş­ka bir ke­li­me­ye ge­çil­se, ço­ğun­lu­ğa gö­re na­maz bo­zul­maz. Çün­kü unut­ma ve­ya ne­fe­sin ke­sil­me­si hu­su­sun­da za­ru­ret ve umumî bel­va var­dır. Meselâ, “Mat­laı’l-fecr” ye­ri­ne ne­fe­sin ke­sil­me­sin­den do­la­yı “Mat­laı’l-fec” di­ye­rek ru­ku­ya va­rıl­sa, na­maz bo­zul­muş ol­maz.

    10) Aye­te yan­lış­lık­la bir harf ila­ve edil­se, eğer ma­na de­ğiş­mez­se na­maz fâsid ol­maz. “Yedhılühû nâran (onu ate­şe so­kar.)” ye­ri­ne “Yüdhılühûm nâran (On­la­rı ate­şe so­kar)” okun­ma­sı gi­bi. Fa­kat ma­na de­ği­şir­se, bir gö­rü­şe gö­re na­maz bo­zu­lur. “İn­ne­ke le mi­ne’l-mürselîn (Şüp­he­siz sen gön­de­ri­len pey­gam­ber­ler­den­sin)” ye­ri­ne “Ve in­ne­ke le mi­ne’l-mür­se­lin (Ye­min ol­sun ki, sen gön­de­ri­len pey­gam­ber­ler­den­sin)” oku­mak gi­bi. Bu­ra­da ye­mi­nin ce­va­bı ye­min ya­pıl­mış ol­mak­ta­dır. An­cak bu du­rum­da na­ma­zın bo­zul­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­yen­ler de var­dır.

    11) Kur’an ke­li­me­le­rin­den bi­ri­nin bir har­fi yan­lış­lık­la ek­sik okun­sa, eğer bu harf, ke­li­me­nin as­lın­dan olur ve ma­na de­ği­şir­se Ebû Hanîfe ve İmam Mu­ham­med’e gö­re na­maz bo­zu­lur. “Mimmâ razaknâ hum (Bi­zim, ken­di­le­ri­ne rı­zık ola­rak ver­dik­le­ri­miz­den)” ye­ri­ne “Mimmâ zeknâ hüm” ve­ya “Ve cealnâ” ye­ri­ne “alnâ” okun­ma­sı gi­bi.

    Yi­ne ke­li­me­nin as­lın­dan ol­ma­mak­la bir­lik­te, hazf­ten do­la­yı, küf­re yol aça­cak bir ma­na mey­da­na ge­lir­se na­maz fâsid olur. “Ve mâ ha­la­ka’z-ze­ke­re ve’l-ünsâ” ye­ri­ne “Ve mâ ha­la­ka’z-ze­ke­re el-ünsâ” okun­ma­sı gi­bi.

    Dü­şü­rü­len harf, asıl­dan ol­ma­dı­ğı ve­ya asıl­dan ol­mak­la bir­lik­te ma­na de­ğiş­me­di­ği tak­dir­de na­maz bo­zul­maz. “el-Vâkıatu” ke­li­me­si­ni “hâ”sız ola­rak “el-Vâkıa” tar­zın­da oku­mak gi­bi.

    12) Na­maz­da Kur’an’da­ki bir ke­li­me tek­rar edil­se, eğer bu­nun­la ma­na de­ğiş­mez­se na­maz bo­zul­maz, ba­zı fa­kih­le­re gö­re ma­na de­ğiş­se de yi­ne bo­zul­maz. Di­ğer ba­zı fa­kih­le­re gö­re ise bo­zu­lur. Sağ­lam gö­rü­len gö­rüş bu­dur. “Rab­bi’l-âlemîn (Âlemlerin Rab­bi)” ye­ri­ne “Rab­bi rab­bi’l-âlemîn (Âlemlerin Rab­bi­nin Rab­bi)” oku­mak gi­bi. Bu­nun­la ma­na­nın de­ği­şe­ce­ği­ni bi­len kim­se­nin bu­nu bu şe­kil­de kas­den oku­ma­sı na­ma­zı bo­zar. Fa­kat bir dil sürç­me­si ve­ya harf­le­ri da­ha gü­zel çı­kar­ma gi­bi bir gay­ret­le okun­du­ğu tak­dir­de na­ma­zın bo­zul­ma­ma­sı da­ha uy­gun gö­rül­mek­te­dir.

    13) Kı­ra­at sı­ra­sın­da oku­nan ayet­le­re yan­lış­lık­la bir ke­li­me ilâve et­mek ya­hut oku­nan ayet­ler­den bir ke­li­me ve­ya bir harf ek­silt­mek ya­hut bir ke­li­me ve­ya har­fi öne al­mak ya­hut son­ra­ya bı­rak­mak ya­hut baş­ka bir ke­li­me va­ya har­fe çe­vi­re­rek oku­mak­la ma­na bo­zul­mu­yor­sa na­maz da bo­zul­maz. “Teâlâ ced­dü Rabbinâ (Rab­bi­mi­zin şa­nı yü­ce ol­du)” dan “yâ” har­fi ek­sil­ti­le­rek “teâle” okumak, “in­fe­ce­ret” ye­ri­ne “in­fe­re­cet”, “Evvâb” ye­ri­ne “Eyyâb” de­mek gi­bi. Ma­na de­ğiş­me­di­ği sü­re­ce bu gi­bi oku­yuş­lar na­ma­zı boz­maz.

    Âyete yan­lış­lık­la ilâve edi­len ke­li­me, Kur’an’da bu­lu­nup ma­na­yı de­ğiş­tir­mez­se na­ma­zı boz­maz. “Lâ ta’budûne illâ’llâhe ve bi’l-va­li­dey­ni ih­sa­nen (Siz an­cak Al­lah’a kul­luk eder, ana-ba­ba­nı­za ih­san­da bu­lu­nur­su­nuz)” aye­ti­nin so­nu­na “ve bir­ren (ve iyi­lik­te)” ke­li­me­si­ni ila­ve et­mek gi­bi.

    Fa­kat ila­ve edi­len ke­li­me, Kur’an’da bu­lun­mak­la bir­lik­te, ma­na­yı küf­rü ge­rek­ti­re­cek şe­kil­de de­ğiş­ti­rir­se na­ma­zı bo­zar. Meselâ; “Men âmene billâhi ve’l-yevmî’l-âhiri ve ami­le sâlihan fe­le­hüm ec­ru­hüm (Kim Al­lah’a ve âhıret gü­nü­ne iman eder ve sâlih amel iş­ler­se on­lar için ecir var­dır)” ayet-i ke­ri­me­si­ne “sâlihan”dan son­ra “ve ke­fe­ra (ve ka­fir olur­sa)” ke­li­me­si­ni ila­ve et­mek ma­na­yı ters çe­vi­rir ve küf­rü ge­rek­ti­rir. Bu yüz­den de na­ma­zı bo­zar.

    Ke­li­me­le­rin yer de­ğiş­tir­me­si ma­na de­ği­şik­li­ği­ne yol aç­maz­sa na­maz bo­zul­maz. “Fîhâ zefîrun ve şehîkun” ye­ri­ne “fîhâ şehîkun ve zefîrun” okun­ma­sı gi­bi. Fa­kat ma­na de­ği­şir­se, fakîhlerin ço­ğun­lu­ğu­na gö­re na­maz bo­zu­lur.

    (Şüp­he­siz iyi kim­se­ler naîm cen­ne­tin­de­dir­ler, gü­nah­kar­lar ise ce­hen­nem­de­dir)” aye­tin­de “cehîm (ce­hen­nem)”i ön­ce, “neîm (cen­net)”i son­ra oku­mak ma­na­yı ters çe­vi­rir.

    14) Ne­se­bin de­ği­şik ola­rak an­la­şıl­ma­sı­na se­bep olan oku­ma yan­lı­şı da na­ma­zı bo­zar. Meselâ; “Mer­yem ib­ne­tu Gaylân (Gay­lan kı­zı Mer­yem)” ve­ya “İsa b. Lok­man (Lok­man oğ­lu İsa)” okun­ma­sıy­la na­maz bo­zu­lur. Çün­kü Hz. İsa ba­ba­sız dün­ya­ya gel­miş­tir. Bu nis­bet Kur’an’a ay­kı­rı dü­şer.

    15) Pel­tek ko­nu­şan kim­se “ra” har­fi­ni “ga” ve­ya “lâm” ya­hut “yâ” ola­rak te­laf­fuz et­se na­ma­zı bo­zul­maz. “Rab­bi’l-âlemîn” ye­ri­ne “Lab­bi’-âlemîn” de­me­si gi­bi. An­cak böy­le kim­se­nin te­laf­fu­zu­nu dü­zet­le­me­ye gay­ret et­me­si ve oku­mak­ta güç­lük çek­me­ye­ce­ği ayet­le­ri bu­lup oku­ma­sı ge­re­kir. Böy­le bir kim­se ümmî me­sa­be­sin­de sa­yı­lır.

    “el-Ham­dü lillâhi” ke­li­me­si­ni “el-hem­dü” ve­ya “Kul hü­val­la­hü ehad” aye­ti­ni “Kül hü­val­la­hu ehad” şek­lin­de oku­yup, baş­ka tür­lü oku­ya­ma­yan­lar da pet­lek hük­mün­de­dir.

    Bir kim­se na­maz­da fa­hiş ha­ta ile kı­ra­at­ta bu­lun­duk­tan son­ra dö­nüp doğ­ru şe­kil­de oku­sa na­ma­zı ca­iz olur.

    Şâfiî ve Hanbelîlere gö­re, Fâtiha dı­şın­da­ki oku­yuş­lar­da mey­da­na ge­len ha­ta na­ma­zı boz­maz. An­cak böy­le bir kim­se bi­le­rek ma­na­yı bo­za­cak şe­kil­de yan­lış okur­sa ken­di­si­nin de, ken­di­si­ne uyan ce­ma­a­tin de na­ma­zı bo­zu­lur. Fa­kat bir kim­se na­maz kı­lar­ken Fa­ti­ha’yı, ma­na­yı de­ğiş­ti­re­cek şe­kil­de yan­lış okur­sa, bu­nu is­ter bi­le­rek, is­ter­se ya­nı­la­rak yap­sın na­ma­zı bâtıl olur. Bu gö­rüş, Fa­ti­ha'­sız na­ma­zın ca­iz ol­ma­ya­ca­ğı esa­sı­na da­ya­nır. Çün­kü bu mez­hep­le­re gö­re na­maz­da Fa­ti­ha’yı oku­mak farz­dır.



  5. 21.Mayıs.2011, 13:45
    3
    EarthQuake®
    Yolcu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Kasım.2009
    Üye No: 64514
    Mesaj Sayısı: 494
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: Ankara

    Cevap: Yanlış kıraat ve namazların iadesi: Geçmişte yanlış okuyarak kıldığımız namazlar için bir sorumluluğumuz var mıdı

    Allah razı olsun Desert kardeşim.


  6. 21.Mayıs.2011, 13:45
    3
    Allah razı olsun Desert kardeşim.





+ Yorum Gönder