Konusunu Oylayın.: Anne karnındaki 4-5 aylık bebeğin cenaze namazı kılınırmı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Anne karnındaki 4-5 aylık bebeğin cenaze namazı kılınırmı?
  1. 01.Mart.2011, 20:28
    1
    Misafir

    Anne karnındaki 4-5 aylık bebeğin cenaze namazı kılınırmı?






    Anne karnındaki 4-5 aylık bebeğin cenaze namazı kılınırmı? Mumsema anne karinda olen bebegin cenazesi olurum nasil olur 4/5 aylik bebegin cenazesi olurmu namazi kilinirmi hastane birakmamiz onu yakarak dev edilmesi veya tipta kullanilmasi sakincalimi denerlerde bilim amacli kullanmak sakincalimi 4/5 aylik bebegin bize ariyet davaci olurmu anne karinda 2 hafta once olmustu


  2. 01.Mart.2011, 20:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    anne karinda olen bebegin cenazesi olurum nasil olur 4/5 aylik bebegin cenazesi olurmu namazi kilinirmi hastane birakmamiz onu yakarak dev edilmesi veya tipta kullanilmasi sakincalimi denerlerde bilim amacli kullanmak sakincalimi 4/5 aylik bebegin bize ariyet davaci olurmu anne karinda 2 hafta once olmustu


    Benzer Konular

    - Anne karnındaki bebeğin ruhu varmıdır

    - Anne karnından 6 aylık alınan bebek yıkanırmı cenaze namazı kılınırmı?

    - Anne karnında 4-5 aylık ölen bebeğin cenaze namazı kılınırmı

    - Anne karnında ölen bebeğin cenazesi olur mu nasıl olur 4/5 aylık bebeğin cenazesi olur mu namazı kıl

    - Anne karnındaki bebeğin görüntüleri

  3. 02.Mart.2011, 02:18
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Anne karnındaki 4-5 aylık bebeğin cenaze namazı kılınırmı?




    Düşük veya ölü olarak doğan çocukla ilgili hükümler nelerdir?


    Dört aydan önce düşük olması durumunda bebek yıkanmaz, namazı kılınmaz. Bir beze sarılır ve defnedilir. Bu konuda ihtilaf yoktur. Fakat dört ay ve sonrasında düşük olması durumunda iki farklı görüş vardır:



    1. Eğer çocuk canlı doğmuşsa hem yıkanır hem de cenaze namazı kılınır. Bu konuda ittifak vardır. Fakat doğarken herhangi bir canlılık alameti görülmemişse Hanefiler, İmam Malik, el-Evzâî ve Hasan-ı Basrî’ye göre bu bebeğin cenazesi yıkanır ama namazı kılınmaz. Bu görüşte olanlar şu hadisi delil getirmişlerdir:



    “Eğer çocuk doğduğu zaman ağlar (yani bir canlılık alameti gösterir) de sonra ölürse onun namazı kılınır ve ona varis olunur.” (Ebu Davud, Cenâiz, 44-45; Nesâî, Cenâiz, 26; Dârimî, Ferâiz, 47.) Görüldüğü gibi hadiste bu çocuğun namazının kılınması için ağlaması / canlılık alameti göstermesi şart koşulmuştur. (Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-Sünne, 12. Bs., Müessesetu’r-Risâle, Beyrut, 1996, cilt: 1, sayfa: 277)



    2. Çocuğun ölü doğması ile canlı doğması arasında fark yoktur; her iki durumda da namazı kılınır. Ahmed b. Hanbel, Saîd b. Cübeyr, İbn Sîrîn ve İshâk b. Râheveyh bu görüştedirler. Onlar bu konuda anne karnındaki çocuğa dördüncü ayda ruh üflenmesini esas alırlar. Çünkü cenîn ruh üflendikten sonra artık tam bir insan haline gelir ve canlı olarak doğup sonra ölen bebek gibi bunun da cenaze namazı kılınır. Bu görüşte olanlar ayrıca yukarıdaki hadisin muzdarip[1] olduğunu ve kendisinden daha kuvvetli olan ruh üflenme hadisine muârız olduğunu dolayısıyla bunun delil olarak kabul edilemeyeceğini söylerler. (Bkz.: Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-Sünne, c: 1, s: 277)



    Bu son görüş, Kur’an’a uygundur. Çünkü çocuğun vücut yapısı tamamlanınca ona ruh üflendiği, o andan itibaren tam insan olduğu Kur’an’ın hükmüdür. Allah Teâlâ şöyle buyurur:



    “Yarattığı her şeyi güzel yaratan odur. İnsanı yaratmaya sulanmış topraktan (tîn) başlamıştır.



    Sonra onun soyunu süzülmüş bir özden, dayanıksız bir sudan yaratmıştır.



    Sonra onu düzenli bir şekle sokmuş ve içine ruhundan üflemiştir. Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etmiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Secde 32/7-9)



    Ayetler arası karşılaştırma yapıldığında ruhun 16. haftada üflendiği ortaya çıkmaktadır. Allah Teala şöyle buyurmaktadır:



    “Biz insana, ana babasına karşı tavsiyede bulunduk. Anası onu zar zor taşıdı, sütten kesimi de iki sene içinde oldu.” (Lokman 31/14)



    “Biz insana, ana babasına karşı iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. Anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu, taşıması ve sütten kesimi otuz ay sürer.” (Ahkâf 46/15)



    Süt emzirme süresi 24 ay, ananın cenini bir insan olarak taşıdığı süreyle birlikte bu süre 30 ay olduğu için burada sözü edilen sürenin 6 ay olduğu ortaya çıkar.



    Toplam hamilelik 40 haftadan biraz fazla yani 282 gün kabul edilir. Altı ay, kameri ay olacağı için yarısının 29 gün çektiğini düşünürsek toplam 177 gün eder. Bunu 282’den çıkarınca geriye 105 gün kalır. Onu da 7’ye bölersek toplam 15 hafta eder. Bundan sonra 16. hafta gelir. İşte altı aylık sürenin başlangıcı olan 16. hafta çocuğa ruhun üflendiği haftadır.



    Kur'an bu haftadan itibaren cenine insan adı vermektedir. Dolayısıyla ikinci görüşte belirtildiği gibi bu aydan sonra çocuk ölü olarak da doğsa diğer insanlar gibi cenazesinin yıkanması ve namazının kılınması gerekir.
    arşivden..


  4. 02.Mart.2011, 02:18
    2
    Silent and lonely rains



    Düşük veya ölü olarak doğan çocukla ilgili hükümler nelerdir?


    Dört aydan önce düşük olması durumunda bebek yıkanmaz, namazı kılınmaz. Bir beze sarılır ve defnedilir. Bu konuda ihtilaf yoktur. Fakat dört ay ve sonrasında düşük olması durumunda iki farklı görüş vardır:



    1. Eğer çocuk canlı doğmuşsa hem yıkanır hem de cenaze namazı kılınır. Bu konuda ittifak vardır. Fakat doğarken herhangi bir canlılık alameti görülmemişse Hanefiler, İmam Malik, el-Evzâî ve Hasan-ı Basrî’ye göre bu bebeğin cenazesi yıkanır ama namazı kılınmaz. Bu görüşte olanlar şu hadisi delil getirmişlerdir:



    “Eğer çocuk doğduğu zaman ağlar (yani bir canlılık alameti gösterir) de sonra ölürse onun namazı kılınır ve ona varis olunur.” (Ebu Davud, Cenâiz, 44-45; Nesâî, Cenâiz, 26; Dârimî, Ferâiz, 47.) Görüldüğü gibi hadiste bu çocuğun namazının kılınması için ağlaması / canlılık alameti göstermesi şart koşulmuştur. (Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-Sünne, 12. Bs., Müessesetu’r-Risâle, Beyrut, 1996, cilt: 1, sayfa: 277)



    2. Çocuğun ölü doğması ile canlı doğması arasında fark yoktur; her iki durumda da namazı kılınır. Ahmed b. Hanbel, Saîd b. Cübeyr, İbn Sîrîn ve İshâk b. Râheveyh bu görüştedirler. Onlar bu konuda anne karnındaki çocuğa dördüncü ayda ruh üflenmesini esas alırlar. Çünkü cenîn ruh üflendikten sonra artık tam bir insan haline gelir ve canlı olarak doğup sonra ölen bebek gibi bunun da cenaze namazı kılınır. Bu görüşte olanlar ayrıca yukarıdaki hadisin muzdarip[1] olduğunu ve kendisinden daha kuvvetli olan ruh üflenme hadisine muârız olduğunu dolayısıyla bunun delil olarak kabul edilemeyeceğini söylerler. (Bkz.: Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-Sünne, c: 1, s: 277)



    Bu son görüş, Kur’an’a uygundur. Çünkü çocuğun vücut yapısı tamamlanınca ona ruh üflendiği, o andan itibaren tam insan olduğu Kur’an’ın hükmüdür. Allah Teâlâ şöyle buyurur:



    “Yarattığı her şeyi güzel yaratan odur. İnsanı yaratmaya sulanmış topraktan (tîn) başlamıştır.



    Sonra onun soyunu süzülmüş bir özden, dayanıksız bir sudan yaratmıştır.



    Sonra onu düzenli bir şekle sokmuş ve içine ruhundan üflemiştir. Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etmiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Secde 32/7-9)



    Ayetler arası karşılaştırma yapıldığında ruhun 16. haftada üflendiği ortaya çıkmaktadır. Allah Teala şöyle buyurmaktadır:



    “Biz insana, ana babasına karşı tavsiyede bulunduk. Anası onu zar zor taşıdı, sütten kesimi de iki sene içinde oldu.” (Lokman 31/14)



    “Biz insana, ana babasına karşı iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. Anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu, taşıması ve sütten kesimi otuz ay sürer.” (Ahkâf 46/15)



    Süt emzirme süresi 24 ay, ananın cenini bir insan olarak taşıdığı süreyle birlikte bu süre 30 ay olduğu için burada sözü edilen sürenin 6 ay olduğu ortaya çıkar.



    Toplam hamilelik 40 haftadan biraz fazla yani 282 gün kabul edilir. Altı ay, kameri ay olacağı için yarısının 29 gün çektiğini düşünürsek toplam 177 gün eder. Bunu 282’den çıkarınca geriye 105 gün kalır. Onu da 7’ye bölersek toplam 15 hafta eder. Bundan sonra 16. hafta gelir. İşte altı aylık sürenin başlangıcı olan 16. hafta çocuğa ruhun üflendiği haftadır.



    Kur'an bu haftadan itibaren cenine insan adı vermektedir. Dolayısıyla ikinci görüşte belirtildiği gibi bu aydan sonra çocuk ölü olarak da doğsa diğer insanlar gibi cenazesinin yıkanması ve namazının kılınması gerekir.
    arşivden..


  5. 08.Ağustos.2011, 03:46
    3
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Anne karnındaki 4-5 aylık bebeğin cenaze namazı kılınırmı?

    Ölü Doğan Bebeğin Namazı Kılınır mı?


    Evet, mesele bilinirse şüphelenmeye mahal kalmaz, halledilir. Bilinmezse, bir sürü rahatsızlığa sebep olur, hiç lüzumu olmadığı halde şüphe ve tereddütlere düşülür. Halbuki kitaplarımızda bunların hepsi açık seçik izah edilmiştir. Şaşırmaya hiç mi hiç lüzum yoktur. Bilinmesi gereken hususlar şunlardır:

    1) Çocuk doğarken canlı doğmuşsa, yâni bağırmış, yahut hareket etmiş, canlı doğduğuna kanaat getirilmişse, bu çocuk tıpkı büyük insan gibi muamele görür. Canlı olarak doğduktan hemen sonra da vefat etse, cenazesi yıkanır, bir beze sarılır, namazı kılınır ve sonra defnedilir. Yeter ki canlı doğduğuna kâni olunsun. Hattâ, ismi de konulur. Defni, ismi konduktan sonra yapılır.

    2) Şâyet, doğan çocuk canlılık işareti göstermemişse, ağlamamış, aksırmamış, esnememiş, ölü olarak doğduğuna kanaat getirilmişse, yine bir isim verilir, yıkanır, bir beze sarılır, ama namazı kılınmadan defnedilir. Ölü olarak doğması, sadece namazdan mahrum bırakır, diğer hususlar aynen icrâ edilir. Hattâ düşük dahi böyle defnedilir. Ölü olarak doğan, yahut düşen çocuğun yıkanıp, beze sarılarak defin yapılması, insanlığın kerameti içindir. İnsan oluşu, onu böyle bir hizmete lâyık kılar. Çünkü insan küçük de olsa mükerremdir, hürmete lâyıktır. Ölü olarak doğan, yahut düşen çocuğun namazı kılınmadığı gibi, haksız olarak, kasten babasını, anasını öldüren hayırsız evlâdın da namazı kılınmaz. Ana-babasını haksız yere öldüren çocuk da, sanki düşük gibidir. Yaşadığı hayatının ona bir fayda sağlamadığı, işlediği azim cinayetinden anlaşılmıştır. Bu kâtil bu cinayetinden dolayı kısas yapılıp öldürülse namazı kılınmaz.

    Ahmet Şahin, Zaman Gazetesi


  6. 08.Ağustos.2011, 03:46
    3
    Administrator
    Ölü Doğan Bebeğin Namazı Kılınır mı?


    Evet, mesele bilinirse şüphelenmeye mahal kalmaz, halledilir. Bilinmezse, bir sürü rahatsızlığa sebep olur, hiç lüzumu olmadığı halde şüphe ve tereddütlere düşülür. Halbuki kitaplarımızda bunların hepsi açık seçik izah edilmiştir. Şaşırmaya hiç mi hiç lüzum yoktur. Bilinmesi gereken hususlar şunlardır:

    1) Çocuk doğarken canlı doğmuşsa, yâni bağırmış, yahut hareket etmiş, canlı doğduğuna kanaat getirilmişse, bu çocuk tıpkı büyük insan gibi muamele görür. Canlı olarak doğduktan hemen sonra da vefat etse, cenazesi yıkanır, bir beze sarılır, namazı kılınır ve sonra defnedilir. Yeter ki canlı doğduğuna kâni olunsun. Hattâ, ismi de konulur. Defni, ismi konduktan sonra yapılır.

    2) Şâyet, doğan çocuk canlılık işareti göstermemişse, ağlamamış, aksırmamış, esnememiş, ölü olarak doğduğuna kanaat getirilmişse, yine bir isim verilir, yıkanır, bir beze sarılır, ama namazı kılınmadan defnedilir. Ölü olarak doğması, sadece namazdan mahrum bırakır, diğer hususlar aynen icrâ edilir. Hattâ düşük dahi böyle defnedilir. Ölü olarak doğan, yahut düşen çocuğun yıkanıp, beze sarılarak defin yapılması, insanlığın kerameti içindir. İnsan oluşu, onu böyle bir hizmete lâyık kılar. Çünkü insan küçük de olsa mükerremdir, hürmete lâyıktır. Ölü olarak doğan, yahut düşen çocuğun namazı kılınmadığı gibi, haksız olarak, kasten babasını, anasını öldüren hayırsız evlâdın da namazı kılınmaz. Ana-babasını haksız yere öldüren çocuk da, sanki düşük gibidir. Yaşadığı hayatının ona bir fayda sağlamadığı, işlediği azim cinayetinden anlaşılmıştır. Bu kâtil bu cinayetinden dolayı kısas yapılıp öldürülse namazı kılınmaz.

    Ahmet Şahin, Zaman Gazetesi





+ Yorum Gönder