Konusunu Oylayın.: İş yerinde sahibi olamayan bir kıyafetle namaz kılmak harammıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İş yerinde sahibi olamayan bir kıyafetle namaz kılmak harammıdır?
  1. 29.Ocak.2011, 17:10
    1
    Misafir

    İş yerinde sahibi olamayan bir kıyafetle namaz kılmak harammıdır?






    İş yerinde sahibi olamayan bir kıyafetle namaz kılmak harammıdır? Mumsema iş yerınde sahıbı olamayan bır kıyafetle namaz kılmak harammıdır.


  2. 29.Ocak.2011, 19:36
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: iş yerinde sahibi olamayan bir kıyafetle namaz kılmak harammıdır?




    İSLAMDA SAHİPSİZ EŞYA (LUKATA)

    Sözlükte "yerden kaldırılan buluntu, yitik, başak, madendeki altın parçaları" gibi anlamlara gelen lukata, bir fıkıh kavramı olarak, sahibinin koruması altında olmayan, sahibi tarafından kaybedilen şeyi ifade etmektedir. Yitiği alan kimseye mültekıt denir.
    Hz. Peygamber, buluntu malın emânet olarak alınıp bir yıl ilan edilmesini, fakat deve gibi kendisini koruyabilen ve bir zarar gelmeyeceğinden emin olunan malların ise bırakılmasını, sahibinin onu bulacağını belirtmiştir (Buhârî, İlim, 28; Şürb, 12; Lukata, 2, 3, 4,11; Talâk 22; Edeb 75; Müslim, Lukata, 1; Muvatta, Akdiye, 46; Ebû Dâvud, Lukata, 1; Tirmizî, Ahkâm, 35). Başka bir hadislerinde de; "Kim bir buluntu ele geçirirse, buna adâlet sahibi birini şâhid tutsun, ne buluntuyu gizlesin ne de nazardan kaçırsın. Sahibini bulunca hemen ona versin. Sahibini bulamazsa (bilsin ki) bu mal Allah'ındır; onu dilediğine verir." buyurmuşlardır (Ebû Dâvud, Lukata, 1).
    Hz. Peygamber'in koymuş olduğu bu ilkelerden hareketle, fakihler buluntunun durumu ve yapılması gerekenler konusunda kurallar koymaya çalışmışlardır. Buna göre, yitiği bulanın, sahibine vermek üzere alması tavsiye edilmiştir. Hatta zayi olması endişesi var ise alınması vacip olarak kabul edilmiştir. Yitik malı bulan kimse, bunu sahibine vermek üzere aldığına bir şahit tutması gerekir. Şahit tutarsa, bulduğu mal yanında emanettir; bir kusuru olmadan telef olması halinde tazmîn etmesi gerekmez. Ancak şahit tutmazsa, malın telef olması halinde, sebebine bakılmaksızın tazmîn etmesi gerekir.
    Lukatayı alan kişi, malın durumuna göre uygun bir şekilde ve uygun bir süre ilan eder. Hadislerde bu bir yıl olarak belirlenmiştir. Sahibinin ortaya çıkması ihtimali kalmayınca, fakirlere onun adına sadaka olarak verir. Daha sonra sahibinin çıkması halinde, sadaka olarak verdiğini söyler. Mal sahibi bunu kabul ederse, sevabı kendisinin olur. Kabul etmemesi halinde bu mal fakirin yanında olduğu gibi bulunursa onu geri alır, yoksa bulan tazmîn eder. Kıymetsiz şeylerin uzun süre ilan edilmesi gerekmez. Buluntu malların devlet yetkililerine verilmesi de caizdir. Günümüzde, kayıp eşyalar için bürolar kurulmuş olup, buralarda mallar daha güvenli bir şekilde muhafaza edilebilmekte, ayrıca buralar kaybeden için de müracaat mekanı olmaktadır. Bu nedenle, kayıp bir malı bulan kişinin bunu alıp devlet yetkililerine vermesi daha uygun olur.


  3. 29.Ocak.2011, 19:36
    2
    Administrator



    İSLAMDA SAHİPSİZ EŞYA (LUKATA)

    Sözlükte "yerden kaldırılan buluntu, yitik, başak, madendeki altın parçaları" gibi anlamlara gelen lukata, bir fıkıh kavramı olarak, sahibinin koruması altında olmayan, sahibi tarafından kaybedilen şeyi ifade etmektedir. Yitiği alan kimseye mültekıt denir.
    Hz. Peygamber, buluntu malın emânet olarak alınıp bir yıl ilan edilmesini, fakat deve gibi kendisini koruyabilen ve bir zarar gelmeyeceğinden emin olunan malların ise bırakılmasını, sahibinin onu bulacağını belirtmiştir (Buhârî, İlim, 28; Şürb, 12; Lukata, 2, 3, 4,11; Talâk 22; Edeb 75; Müslim, Lukata, 1; Muvatta, Akdiye, 46; Ebû Dâvud, Lukata, 1; Tirmizî, Ahkâm, 35). Başka bir hadislerinde de; "Kim bir buluntu ele geçirirse, buna adâlet sahibi birini şâhid tutsun, ne buluntuyu gizlesin ne de nazardan kaçırsın. Sahibini bulunca hemen ona versin. Sahibini bulamazsa (bilsin ki) bu mal Allah'ındır; onu dilediğine verir." buyurmuşlardır (Ebû Dâvud, Lukata, 1).
    Hz. Peygamber'in koymuş olduğu bu ilkelerden hareketle, fakihler buluntunun durumu ve yapılması gerekenler konusunda kurallar koymaya çalışmışlardır. Buna göre, yitiği bulanın, sahibine vermek üzere alması tavsiye edilmiştir. Hatta zayi olması endişesi var ise alınması vacip olarak kabul edilmiştir. Yitik malı bulan kimse, bunu sahibine vermek üzere aldığına bir şahit tutması gerekir. Şahit tutarsa, bulduğu mal yanında emanettir; bir kusuru olmadan telef olması halinde tazmîn etmesi gerekmez. Ancak şahit tutmazsa, malın telef olması halinde, sebebine bakılmaksızın tazmîn etmesi gerekir.
    Lukatayı alan kişi, malın durumuna göre uygun bir şekilde ve uygun bir süre ilan eder. Hadislerde bu bir yıl olarak belirlenmiştir. Sahibinin ortaya çıkması ihtimali kalmayınca, fakirlere onun adına sadaka olarak verir. Daha sonra sahibinin çıkması halinde, sadaka olarak verdiğini söyler. Mal sahibi bunu kabul ederse, sevabı kendisinin olur. Kabul etmemesi halinde bu mal fakirin yanında olduğu gibi bulunursa onu geri alır, yoksa bulan tazmîn eder. Kıymetsiz şeylerin uzun süre ilan edilmesi gerekmez. Buluntu malların devlet yetkililerine verilmesi de caizdir. Günümüzde, kayıp eşyalar için bürolar kurulmuş olup, buralarda mallar daha güvenli bir şekilde muhafaza edilebilmekte, ayrıca buralar kaybeden için de müracaat mekanı olmaktadır. Bu nedenle, kayıp bir malı bulan kişinin bunu alıp devlet yetkililerine vermesi daha uygun olur.





+ Yorum Gönder