Konusunu Oylayın.: Avrupa’da yatsı namazının vakti ile ilgili olarak neyi esas almalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Avrupa’da yatsı namazının vakti ile ilgili olarak neyi esas almalıyız?
  1. 23.Ocak.2011, 23:56
    1
    Misafir

    Avrupa’da yatsı namazının vakti ile ilgili olarak neyi esas almalıyız?






    Avrupa’da yatsı namazının vakti ile ilgili olarak neyi esas almalıyız? Mumsema Avrupa’da yatsı namazının vakti ile ilgili olarak neyi esas almalıyız?


  2. 23.Ocak.2011, 23:56
    1
    Kayitsiz Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayitsiz Üye
    Misafir



  3. 24.Ocak.2011, 01:38
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Avrupa’da yatsı namazının vakti ile ilgili olarak neyi esas almalıyız?




    Konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulunun açıklaması -teknik terimler zor anlaşıldığından bir kenara bırakılarak- özetle aşağıya alınmıştır:

    Gündüz veya Gecenin Oluşmadığı Bölgeler

    Vakit, namazın şartı ve sebebi olduğundan, namaz vakitlerinden biri veya ikisi oluşmayan bölgelerde bu namazların farz olmadığını ileri sürenler olmuştur. Ancak İslâm bilginlerinin çoğunluğu, vakit, namazın şartı ve sebebi olmakla birlikte, namazın asıl sebebinin ilâhî hitap olduğunu söylemişlerdir. İlâhî hitabın gereği bütün Müslümanlar, günde (24 saatte) 5 vakit namazı kılmakla mükelleftirler. Dünyada, bazı bölgelerde bazı vakitler tam olarak oluşmasa da, kutuplara yakın bölgelerde günlerce, hatta aylarca güneş doğmasa veya batmasa da bir gün 24 saattir ve tarih değişimi de buna göre olmaktadır. Bu sebeple, bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa veya tam olarak belirlenemiyorsa, takdir yapılarak namazlar kılınır.

    Deccal hadisi olarak bilinen hadiste Hz. Peygamber, Deccal yeryüzünde 40 gün kalacaktır. Bu kırk günün bir günü bir yıl gibi, bir günü bir ay gibi, bir günü bir hafta gibi, diğer günleri ise normal günleriniz gibi olacaktır. deyince ashab, uzun günlerde bir günlük namazın yeterli olup olmadığını sormuşlar, bunun üzerine Hz. Peygamber Hayır bir günlük namaz yeterli değildir; namaz vakitlerini takdir edersiniz. buyurmuştur (Müslim, Kitabu'l-Fiten ve Eşrâtu's-Sâat, 20).

    Bu hadis, vakitlerin oluşmamasının namazı düşürmeyeceğini ve vakit oluşmayan bölge ve zamanlarda vakitlerin takdir edilerek namazın kılınması gerektiğini açıkça göstermektedir.

    Yatsının çok geç oluşup çalışanların sıkıntıya düşmeleri durumunda akşam ile yatsı namazının akşam namazının vaktinde birleştirilerek kılınabilecektir.

    Hz. Peygamber (a.s.) normal şartlardan farklı olan yolculuk, yağmur, çamur gibi durumlarda öğle ile ikindi ve akşam ile yatsıyı cem-i takdîm ve cem-i tehir ile birleştirerek kıldığı sahih hadislerde yer almaktadır (Buhârî, Taksîru's-Salât, 15; Müslim, Salatu'l-Müsâfir, 5-6; Tirmizî, Salât, 282; Ebû Dâvûd, Salât, 274).

    Abdullah b. Abbas, Rasulullah (a.s.)ın ümmetine sıkıntı olmadığını göstermek amacıyla korku, yağmur gibi bir illet olmaksızın, Medine'de öğle ile ikindi ve akşamla yatsıyı birleştirerek kıldığını nakletmiştir (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 6; Tirmizî, Salât, 26; Ebû Dâvûd, Salât, 274; Ahmed, Müsned, I/223, 251, 283, 346, 354, H.No:1953, 2265, 2557, 3235, 3323).

    Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerde, yolculuk, hastalık, yağmur, kar, dolu, korku gibi durumlarda, zorluk ve meşakkat bulunduğundan, öğle ile ikindi ve akşamla yatsının cem-i takdim veya cem-i tehir ile kılınabileceği, küçük farklılıklarla kabul edilmiştir (Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, I/271 vd.; Şîrâzî, el-Mühezzeb, I/104; İbn Kudâme, Muğnî, 2/112; Derdîr, eş-Şerhu'l-Kebîr, I/368; İbn Hazm, el-Muhallâ, III/165-166).

    Kabul etmek gerekir ki, şafak normalden çok geç kaybolan yerlerde yatsı namazı için şafağın kaybolmasını beklemekte karşılaşılan zorluk ve meşakkat, müçtehitlerin namazların cem edilerek kılınmasına (birleştirilerek bir vakitte kılınmasına) cevaz verdikleri zorluklardan çok daha ağırdır. Namazların cem edilerek kılınmasının gayesi zorluğu kaldırmak olduğuna göre, bu bölgelerde yaşayan Müslümanlar gerektiğinde namazlarını cem edebilirler.

    Buna göre durumu müsait olanlar yatsı namazını takvimde belirtilen saatte kılarlar. Durumu uygun olmayanlar Akşam Namazı ile cem ederek kılabilirler.

    Ayrıca müslümanların çoğunluğunun kabul ettiği uygulamalara uyarak namaz kılanlar olursa onlara da saygılı olmak gerekir.
    T: C: Din İşleri Yüksek Kurulunun konuyla ilgili detaylı bilgileri İnternet üzerinden "diyanet.gov.tr" sitesinden bakılabilir.
    SİE



  4. 24.Ocak.2011, 01:38
    2
    Silent and lonely rains



    Konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulunun açıklaması -teknik terimler zor anlaşıldığından bir kenara bırakılarak- özetle aşağıya alınmıştır:

    Gündüz veya Gecenin Oluşmadığı Bölgeler

    Vakit, namazın şartı ve sebebi olduğundan, namaz vakitlerinden biri veya ikisi oluşmayan bölgelerde bu namazların farz olmadığını ileri sürenler olmuştur. Ancak İslâm bilginlerinin çoğunluğu, vakit, namazın şartı ve sebebi olmakla birlikte, namazın asıl sebebinin ilâhî hitap olduğunu söylemişlerdir. İlâhî hitabın gereği bütün Müslümanlar, günde (24 saatte) 5 vakit namazı kılmakla mükelleftirler. Dünyada, bazı bölgelerde bazı vakitler tam olarak oluşmasa da, kutuplara yakın bölgelerde günlerce, hatta aylarca güneş doğmasa veya batmasa da bir gün 24 saattir ve tarih değişimi de buna göre olmaktadır. Bu sebeple, bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa veya tam olarak belirlenemiyorsa, takdir yapılarak namazlar kılınır.

    Deccal hadisi olarak bilinen hadiste Hz. Peygamber, Deccal yeryüzünde 40 gün kalacaktır. Bu kırk günün bir günü bir yıl gibi, bir günü bir ay gibi, bir günü bir hafta gibi, diğer günleri ise normal günleriniz gibi olacaktır. deyince ashab, uzun günlerde bir günlük namazın yeterli olup olmadığını sormuşlar, bunun üzerine Hz. Peygamber Hayır bir günlük namaz yeterli değildir; namaz vakitlerini takdir edersiniz. buyurmuştur (Müslim, Kitabu'l-Fiten ve Eşrâtu's-Sâat, 20).

    Bu hadis, vakitlerin oluşmamasının namazı düşürmeyeceğini ve vakit oluşmayan bölge ve zamanlarda vakitlerin takdir edilerek namazın kılınması gerektiğini açıkça göstermektedir.

    Yatsının çok geç oluşup çalışanların sıkıntıya düşmeleri durumunda akşam ile yatsı namazının akşam namazının vaktinde birleştirilerek kılınabilecektir.

    Hz. Peygamber (a.s.) normal şartlardan farklı olan yolculuk, yağmur, çamur gibi durumlarda öğle ile ikindi ve akşam ile yatsıyı cem-i takdîm ve cem-i tehir ile birleştirerek kıldığı sahih hadislerde yer almaktadır (Buhârî, Taksîru's-Salât, 15; Müslim, Salatu'l-Müsâfir, 5-6; Tirmizî, Salât, 282; Ebû Dâvûd, Salât, 274).

    Abdullah b. Abbas, Rasulullah (a.s.)ın ümmetine sıkıntı olmadığını göstermek amacıyla korku, yağmur gibi bir illet olmaksızın, Medine'de öğle ile ikindi ve akşamla yatsıyı birleştirerek kıldığını nakletmiştir (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 6; Tirmizî, Salât, 26; Ebû Dâvûd, Salât, 274; Ahmed, Müsned, I/223, 251, 283, 346, 354, H.No:1953, 2265, 2557, 3235, 3323).

    Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerde, yolculuk, hastalık, yağmur, kar, dolu, korku gibi durumlarda, zorluk ve meşakkat bulunduğundan, öğle ile ikindi ve akşamla yatsının cem-i takdim veya cem-i tehir ile kılınabileceği, küçük farklılıklarla kabul edilmiştir (Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, I/271 vd.; Şîrâzî, el-Mühezzeb, I/104; İbn Kudâme, Muğnî, 2/112; Derdîr, eş-Şerhu'l-Kebîr, I/368; İbn Hazm, el-Muhallâ, III/165-166).

    Kabul etmek gerekir ki, şafak normalden çok geç kaybolan yerlerde yatsı namazı için şafağın kaybolmasını beklemekte karşılaşılan zorluk ve meşakkat, müçtehitlerin namazların cem edilerek kılınmasına (birleştirilerek bir vakitte kılınmasına) cevaz verdikleri zorluklardan çok daha ağırdır. Namazların cem edilerek kılınmasının gayesi zorluğu kaldırmak olduğuna göre, bu bölgelerde yaşayan Müslümanlar gerektiğinde namazlarını cem edebilirler.

    Buna göre durumu müsait olanlar yatsı namazını takvimde belirtilen saatte kılarlar. Durumu uygun olmayanlar Akşam Namazı ile cem ederek kılabilirler.

    Ayrıca müslümanların çoğunluğunun kabul ettiği uygulamalara uyarak namaz kılanlar olursa onlara da saygılı olmak gerekir.
    T: C: Din İşleri Yüksek Kurulunun konuyla ilgili detaylı bilgileri İnternet üzerinden "diyanet.gov.tr" sitesinden bakılabilir.
    SİE






+ Yorum Gönder