Konusunu Oylayın.: Namazın birey ve topluma kazandırdıkları nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 17 kişi
Namazın birey ve topluma kazandırdıkları nelerdir?
  1. 02.Ocak.2011, 00:44
    1
    Misafir

    Namazın birey ve topluma kazandırdıkları nelerdir?






    Namazın birey ve topluma kazandırdıkları nelerdir? Mumsema Namazın birey ve topluma kazandırdıkları neler olduğu hakkında bir yazı yazar mısınız ?


  2. 06.Haziran.2013, 21:18
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Namazın birey ve topluma kazandırdıkları nelerdir?




    Namaz ve diğer ibadetlerin Yararları


    İBADETİN FERDÎ ve SOSYAL FAYDALARI


    İbadet, sözlükte boyun eğme, teslimiyet içinde tabi olma, tapınma, kulluk etme anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak ibadetin ifade ettiği manayı açıklamak üzere, "Mükellefin Rabbına duyduğu saygıdan ötürü nefsinin isteklerine karşı durması, Yaratıcı'sının emirlerine uygun davranmasıdır.", "Niyete bağlı olmak kaydıyla işlendiğinde sevap kazanılan fiildir."(1) "Kulun Allah'a karşı kulluk ve bağlılığını sözler ve hareketlerle ifade etmesidir." Ve "Cenab-ı Hakka hem şükran borcunu ödemek, hem de bağlılığı ve sevgiyi göstermek için yapılan fiil ve hareketlerdir." (2) gibi çeşitli tanımlar yapılmıştır. İbadet edene "abid", ibadet edilene "ma'bud" ve ibadet edilen mekana da "ma'bed" denir.
    İslâm'da ibadet, insanın yaratılışının asıl gayesi, imanın zaruri bir sonucudur. "Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye
    yarattım." (3) ayeti, yaratılışın temel gayesinin Allah'a kulluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İslâm'ın temelini iman ve
    ibadet oluşturur. Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde İslâm'ın ne olduğu gerçek manasıyla tarif edilerek ortaya konulur. Hz.
    Peygamber (s.a.s.) buyurmuştur ki: "İslâm beş temel üzerine bina edilmiştir. Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in
    O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmek, Namaz kılmak, Zekat vermek, Beyt-i haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."
    (4)
    İslâm alimleri arasında İslâm'ı tarif etmesi ve şartlarını ortaya koyması bakımından büyük şöhret kazanan bu hadis, dikkat
    edilecek olursa iki kısımdan ibarettir. Birinci kısım Allah'tan başka ilah olmadığına ve Hz. muhammed'in O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmek; ikinci kısım ise, namaz, zekat, hac ve oruç gibi ameli ibadetleri ifa etmektir. Kısacası İslâm, şahadet ve amelden ibarettir. (5)
    Dinler tarihini incelediğimizde, gerek hak din olsun, gerekse batıl din olsun, içinde ibadet olmayan, emirler ve yasaklar
    bulunmayan hiç bir dine rastlamak mümkün değildir. Allah katında yegane din olan İslâm (6) dininde de ibadet vardır ve
    zorunludur. Kişi mü'min olduğu müddetçe, buluğ çağından itibaren ölümüne kadar ibadet etmeye mecburdur. Allah Teala'nın "Ölüm sana gelinceye kadar Rabbına ibadet et." (7) emri bu mecburiyeti açıkça ifade etmektedir. Yapmaya mecbur olduğumuz tüm ibadetler kul oluşumuzun idraki içinde ancak ve ancak Allahın rızasını kazanmak, O'na layık kul olmak azmi ve gayretiyle yapılması halinde anlam kazanır ve gayesine ulaşır. Günde beş vakit kıldığımız namazların her rekatında okuduğumuz Fatiha suresindeki "Ancak sana ibadet eder ve ancak Sen'den yardım isteriz." (8) ayeti, yapılması icabeden tüm ibadetlerin ancak Allah için ve O'nun rızasını kazanmak maksadıyla yapılması gerektiğini kesin olarak ifade etmektedir.
    Dünya hayatında mutluluk ve huzurla geçip giden bir hayat yaşamanın, ebedî bir hayat olan ahirette de zarara uğramamanın ve hüsranda kalmamanın, kurtuluş, felah, mutluluk, esenlik ve saadette olmanın tek çıkar yolu, iman ettikten sonra yapılması
    gereken ibadetleri yapmaktır. Bu hakikat Asr suresinde özlü olarak ifade edilmektedir: "Asra andolsun ki, insan ziyandadır.
    Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyanda değillerdir." (9)
    "Yaratana karşı kulluğun başlıca göstergesi ibadettir. İbadetsiz bir müslüman, acaba kendini itaatkar bir mü'min sayabilir mi?
    Bugün Rabbının istek ve emirlerini yerine getirmeyenin, yarın O'ndan ne istemeye hakkı olur? Gökteki ve yerdeki bütün varlıklar O'na bağlılıklarını sürdürürken, hele inanan bir müslümanın ibadet etmemekte dayatmasının manasını anlamak mümkün değildir.
    Cenab-ı Hakk'ın salih ve abid bir kulu olabilmenin ve böylece ulvî derecelere ulaşabilmenin, kendimizi O'nun azabından ve
    gazabından kurtarıp, rahmetine kavuşabilmenin yegane şartı ibadetlerimize devam etmektir. İbadetlerimiz sayesinde yüzümüz
    nurlanacak, günahlarımız eriyecek ve Rabbımız bizlerden razı olacaktır. Sonsuz ve ebedî olan ahiret hayatı ibadetsiz, ahlâksız,
    hayırsız nasıl kazanılır? Şu kısa ömrümüzü Rabbımız tarafından bizlere emredilen, Peygamberimiz (s.a.s.)'in uygulamalı olarak
    bildirdiği ibadetlerimizi ihmal etmeden, onları vaktinde ve şartlarına uygun bir şekilde yaparak değerlendirmeliyiz. İbadetlerin terkinden doğacak ve sonucu terkedilen ibadetin cinsine göre ahirette uygulanacak olan cezalara asla özenmemeliyiz." (10)
    İnsanın ibadet etmekle zarara uğraması, sıhhatinden, servetinden, vaktinden ve şahsiyetinden bir şey kaybetmesi asla söz konusu
    değildir. Aksine ibadetin, insanın fert olarak kendine ve topluma kazandırdığı faydalar sayılamayacak kadar çoktur. İbadetin
    kazandırdığı faydalar genel olarak dinî, ferdî ve sosyal olmak üzere üç kısma ayrılır.
    1- İbadetin Dinî Faydaları:
    İbadetlerin başı, dinin direği ve temeli olan namaz ibadeti Allah ile kul arasında bağ kurar. Beş vakit namazı vaktinde, usul ve
    şartlarına uygun olarak kılanların, büyük günahlardan uzaklaşmaları ve el çekmeleri sebebiyle diğer günahlarının affedileceği ayet ve hadislerle sabittir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Ey Muhammed! Sana vahyolunan kitabı oku. Namazı dosdoğru kıl.
    Şüphesiz ki namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar. Allah'ı anmak elbette büyük bir ibadettir. Allah ne yaptığınızı çok iyi bilir." (11), "Namazlarında huşu içinde bulunan mü'minler kurtuluşa ermişlerdir." (12)
    Hz. Peygamber: "Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve her gün beş kere bu nehirde yıkansa kendisinde kir diye
    bir şey kalır mı? diye buyurdu. Sahabe: Hayır kalmaz. dediler. bunun üzerine, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle buyurdu: Beş vakit namaz da böyledir. Suyun kirleri temizlediği gibi günahları temizler."(13) Kılınan namazların, büyük günahların dışında kalan küçük günahlar için keffaret olduğu bir hadiste şöyle buyrulur: "Büyük günah işlenmediği sürece, beş vakit namaz ile Cuma namazı diğer Cumaya kadar işlenen günahları örter." (14)
    2- İbadetin Ferdî Faydaları:
    Beden ile yapılan ibadetlerden olan namaz ibadeti, kulu Allah'a yaklaştırır. Kişiyi sabır ve şükre alıştırır. İnsanın ruhunu, iradesini
    ve moralini güçlendirir, stresten ve ruhî sıkıntılardan kurtulmasında önemli rol oynar. Hergün, günün belli vakitlerinde namaz kılan mü'min dünyanın hırs, kötülük ve gösterişlerinden korunmuş olur. Huşu içinde kılınacak namaz; ihlas, takva ve güzel ahlâkın meydana gelmesini sağlar.(15)
    Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Sabırla, namazla Allah'tan yardım dileyin. Şüphesiz bu, Allah'a saygı gösterenlerden
    başkasına ağır gelir."(16)
    Hz. Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Dünyanızdan bana kadın ve güzel koku sevdirildi. Namaz ise gözbebeğim
    kılındı." (17) Hz. Peygamber'in üzüntü ve keder zamanında huzur ve sükuna kavuşmak için: "Ey Bilal, kalk, ezan oku da namaz
    kılalım ve huzura kavuşalım."(18) dediği nakledilir.
    Beden ile yapılan bir ibadet olan oruç ibadeti insanın nefsini dizginlemesini ve kendisinden başkalarını da düşünmesini sağlaması sayesinde kişiyi manevî bir haz ve mutluluğa ulaştırır.
    Mal ile yapılan ibadetlerle insan, toplumda beraber yaşadığı insanlara yardım etmek ve onların ihtiyaçlarının karşılanmasında
    katkıda bulunmak suretiyle, insanî ve vicdanî görev ve sorumluluğunu yerine getirmenin rahatlığı içinde daima sevinç ve mutluluk duyar. Varlıklı insan, sahip olduğu mal-mülk ve servetinden belli bir miktarı zarurî ihtiyaçlarını kendi imkanları ile yeterince karşılayamayan insanlara vermek suretiyle, o insanların sevgisini ve gönüllerini kazanır. Yaşadığı çevrede büyük küçük herkes tarafından sevilen ve sayılan bir insan olur. Böylelikle dinin kendisine yüklediği görevi samimiyetle yerine getiren zengin mü'min, cimrilikten kurtulup cömert, yardımsever ve hayırsever bir insan olur. Ayrıca gönlünde her zaman yer tutabilmesi mümkün olabilecek olan kibir ve büyüklenme duygusundan kendini kurtarma yolundaki azim ve gayretini fiilî olarak ortaya koymuş olur.
    3- İbadetin Sosyal Faydaları:
    Kulu Allah'a yaklaştıran namaz, ırk, dil, renk, ülke, fakir ve zengin ayrımı yapmaksızın mü'minleri bir safta toplar ve toplum
    şuurunu güçlendirir. Sosyal kaynaşmayı ve dayanışmayı gerçekliştererek toplumda birlik ve beraberliği kuvvetlendirir.
    Zekat ibadeti, İslâm'daki sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın gerçekleşmesini temin eder. Dinen fakir olanların, zengin ve
    servet sahibi olanların mallarında yine dinin belirlediği belli bir hakları vardır. Zenginlerin bir kısım mallarını fakirlere, yoksullara
    vermeleri farz kılınmıştır. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Onların mallarında dilenen ve mahrun olanlar için belli bir hak vardır."
    (19)
    Hac ibadeti, dünyanın çeşitli bölgelerinden milyonlarca müslümanı renk, dil ve ülke ayrımı gözetilmeksizin bir araya getirir.
    Dünyanın değişik ülkelerinden gelen müslümanların birbirleriyle tanışıp görüşmelerine, ekonomik bakımdan bütünleşmelerine,
    düşmanları karşısında tek saf halinde yardımlaşmalarına zemin hazırlar. Hac, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan mü'minler
    arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirir. Arap olanla olmayanın, siyahla beyazın takva dışında herhangi bir üstünlüğünün
    bulunmadığı inancını vicdanlara ve zihinlere yerleştirir. (20)
    Sonuç olarak ibadetler, imanın görüntüsü ve koruyucusudurlar. İnanan insanı ruhen olgunlaştırır ve günlük hayatının düzenli
    olmasını sağlarlar. İbadetler, kalblere Allah sevgisini ve korkusunu yerleştirir, her türlü kötü düşüncelerden arındırır. İnsandaki sorumluluk duygusunu arttırıp dürüstlüğe sevkeder. İbadetlere samimi olarak devam eden mü'minler, daima Allah'ın emirlerini yerine getirir, yasaklarından şiddetle kaçınır, alçak gönüllü, güler yüzlü ve tatlı dilli olur ve güzel ahlâkla bezenirler. Neticede ibadetler, inanan insana Allah'ın rızasını, hoşnutluğunu, dünya ve ahiret mutluluğunu kazandırır.
    1- İslam'da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış
    Ansiklopedisi, c. II, s. 330, İstanbul 1997.
    2- Osman Pazarlı, Din Psikolojisi, s. 189,
    İstanbul 1972.
    3- ez - Zariyat, 56.
    4- Buhâri, I, 8; Müslim, I,45.
    5- Doç. Dr. Talat Koçyiğit, Hadislerin Işığında
    İman İbadet Ahlak, Ankara 1974.
    6- Âl-i İmran, 19.
    7- el-Hıcr, 99.
    8- el-Fatiha, 4.
    9- el-Asr, 1-3.
    10- O. Fehmi Dursunoğlu, İhmalin Acı Sonu, s.
    40-41, İstanbul 1986.
    11- el-Ankebut, 45.
    12- el-Mü'minun, 1-2.
    13- Buhâri, Mevakit, 6; Müslim, Mesacid, 283;
    Tirmizi, Edeb, 80,90; Nesai, salat, 7; İbn
    Mace, İkame, 193.
    14- Müslim, Tahare, 14,15; Tirmizi, Mevakit, 46;
    İbn Mace, Tahare, 79, 106; İbn Hanbel,
    Müsned, II, 229, 358, 400.
    15- Doç. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam
    İlmihali, s. 194, İstanbul 1991.
    16- el-Bakara, 45.
    17- Nesai, İşretü'n Nisa, 1; İbn Hanbel, III, 128,
    199, 285.
    18- Nesai, Mevakit, 46; İbn Hanbel, I, 206, 268,
    280, V, 388.
    19- el-Mearic, 24-25.
    20- Doç. Dr. Hamdi Döndüren, a.g.e., s. 562.
    İbrahim MALKOÇ
    Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat
    Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör.


  3. 06.Haziran.2013, 21:18
    2
    Moderatör



    Namaz ve diğer ibadetlerin Yararları


    İBADETİN FERDÎ ve SOSYAL FAYDALARI


    İbadet, sözlükte boyun eğme, teslimiyet içinde tabi olma, tapınma, kulluk etme anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak ibadetin ifade ettiği manayı açıklamak üzere, "Mükellefin Rabbına duyduğu saygıdan ötürü nefsinin isteklerine karşı durması, Yaratıcı'sının emirlerine uygun davranmasıdır.", "Niyete bağlı olmak kaydıyla işlendiğinde sevap kazanılan fiildir."(1) "Kulun Allah'a karşı kulluk ve bağlılığını sözler ve hareketlerle ifade etmesidir." Ve "Cenab-ı Hakka hem şükran borcunu ödemek, hem de bağlılığı ve sevgiyi göstermek için yapılan fiil ve hareketlerdir." (2) gibi çeşitli tanımlar yapılmıştır. İbadet edene "abid", ibadet edilene "ma'bud" ve ibadet edilen mekana da "ma'bed" denir.
    İslâm'da ibadet, insanın yaratılışının asıl gayesi, imanın zaruri bir sonucudur. "Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye
    yarattım." (3) ayeti, yaratılışın temel gayesinin Allah'a kulluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İslâm'ın temelini iman ve
    ibadet oluşturur. Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde İslâm'ın ne olduğu gerçek manasıyla tarif edilerek ortaya konulur. Hz.
    Peygamber (s.a.s.) buyurmuştur ki: "İslâm beş temel üzerine bina edilmiştir. Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in
    O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmek, Namaz kılmak, Zekat vermek, Beyt-i haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."
    (4)
    İslâm alimleri arasında İslâm'ı tarif etmesi ve şartlarını ortaya koyması bakımından büyük şöhret kazanan bu hadis, dikkat
    edilecek olursa iki kısımdan ibarettir. Birinci kısım Allah'tan başka ilah olmadığına ve Hz. muhammed'in O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmek; ikinci kısım ise, namaz, zekat, hac ve oruç gibi ameli ibadetleri ifa etmektir. Kısacası İslâm, şahadet ve amelden ibarettir. (5)
    Dinler tarihini incelediğimizde, gerek hak din olsun, gerekse batıl din olsun, içinde ibadet olmayan, emirler ve yasaklar
    bulunmayan hiç bir dine rastlamak mümkün değildir. Allah katında yegane din olan İslâm (6) dininde de ibadet vardır ve
    zorunludur. Kişi mü'min olduğu müddetçe, buluğ çağından itibaren ölümüne kadar ibadet etmeye mecburdur. Allah Teala'nın "Ölüm sana gelinceye kadar Rabbına ibadet et." (7) emri bu mecburiyeti açıkça ifade etmektedir. Yapmaya mecbur olduğumuz tüm ibadetler kul oluşumuzun idraki içinde ancak ve ancak Allahın rızasını kazanmak, O'na layık kul olmak azmi ve gayretiyle yapılması halinde anlam kazanır ve gayesine ulaşır. Günde beş vakit kıldığımız namazların her rekatında okuduğumuz Fatiha suresindeki "Ancak sana ibadet eder ve ancak Sen'den yardım isteriz." (8) ayeti, yapılması icabeden tüm ibadetlerin ancak Allah için ve O'nun rızasını kazanmak maksadıyla yapılması gerektiğini kesin olarak ifade etmektedir.
    Dünya hayatında mutluluk ve huzurla geçip giden bir hayat yaşamanın, ebedî bir hayat olan ahirette de zarara uğramamanın ve hüsranda kalmamanın, kurtuluş, felah, mutluluk, esenlik ve saadette olmanın tek çıkar yolu, iman ettikten sonra yapılması
    gereken ibadetleri yapmaktır. Bu hakikat Asr suresinde özlü olarak ifade edilmektedir: "Asra andolsun ki, insan ziyandadır.
    Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyanda değillerdir." (9)
    "Yaratana karşı kulluğun başlıca göstergesi ibadettir. İbadetsiz bir müslüman, acaba kendini itaatkar bir mü'min sayabilir mi?
    Bugün Rabbının istek ve emirlerini yerine getirmeyenin, yarın O'ndan ne istemeye hakkı olur? Gökteki ve yerdeki bütün varlıklar O'na bağlılıklarını sürdürürken, hele inanan bir müslümanın ibadet etmemekte dayatmasının manasını anlamak mümkün değildir.
    Cenab-ı Hakk'ın salih ve abid bir kulu olabilmenin ve böylece ulvî derecelere ulaşabilmenin, kendimizi O'nun azabından ve
    gazabından kurtarıp, rahmetine kavuşabilmenin yegane şartı ibadetlerimize devam etmektir. İbadetlerimiz sayesinde yüzümüz
    nurlanacak, günahlarımız eriyecek ve Rabbımız bizlerden razı olacaktır. Sonsuz ve ebedî olan ahiret hayatı ibadetsiz, ahlâksız,
    hayırsız nasıl kazanılır? Şu kısa ömrümüzü Rabbımız tarafından bizlere emredilen, Peygamberimiz (s.a.s.)'in uygulamalı olarak
    bildirdiği ibadetlerimizi ihmal etmeden, onları vaktinde ve şartlarına uygun bir şekilde yaparak değerlendirmeliyiz. İbadetlerin terkinden doğacak ve sonucu terkedilen ibadetin cinsine göre ahirette uygulanacak olan cezalara asla özenmemeliyiz." (10)
    İnsanın ibadet etmekle zarara uğraması, sıhhatinden, servetinden, vaktinden ve şahsiyetinden bir şey kaybetmesi asla söz konusu
    değildir. Aksine ibadetin, insanın fert olarak kendine ve topluma kazandırdığı faydalar sayılamayacak kadar çoktur. İbadetin
    kazandırdığı faydalar genel olarak dinî, ferdî ve sosyal olmak üzere üç kısma ayrılır.
    1- İbadetin Dinî Faydaları:
    İbadetlerin başı, dinin direği ve temeli olan namaz ibadeti Allah ile kul arasında bağ kurar. Beş vakit namazı vaktinde, usul ve
    şartlarına uygun olarak kılanların, büyük günahlardan uzaklaşmaları ve el çekmeleri sebebiyle diğer günahlarının affedileceği ayet ve hadislerle sabittir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Ey Muhammed! Sana vahyolunan kitabı oku. Namazı dosdoğru kıl.
    Şüphesiz ki namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar. Allah'ı anmak elbette büyük bir ibadettir. Allah ne yaptığınızı çok iyi bilir." (11), "Namazlarında huşu içinde bulunan mü'minler kurtuluşa ermişlerdir." (12)
    Hz. Peygamber: "Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve her gün beş kere bu nehirde yıkansa kendisinde kir diye
    bir şey kalır mı? diye buyurdu. Sahabe: Hayır kalmaz. dediler. bunun üzerine, Rasulüllah (s.a.s.) şöyle buyurdu: Beş vakit namaz da böyledir. Suyun kirleri temizlediği gibi günahları temizler."(13) Kılınan namazların, büyük günahların dışında kalan küçük günahlar için keffaret olduğu bir hadiste şöyle buyrulur: "Büyük günah işlenmediği sürece, beş vakit namaz ile Cuma namazı diğer Cumaya kadar işlenen günahları örter." (14)
    2- İbadetin Ferdî Faydaları:
    Beden ile yapılan ibadetlerden olan namaz ibadeti, kulu Allah'a yaklaştırır. Kişiyi sabır ve şükre alıştırır. İnsanın ruhunu, iradesini
    ve moralini güçlendirir, stresten ve ruhî sıkıntılardan kurtulmasında önemli rol oynar. Hergün, günün belli vakitlerinde namaz kılan mü'min dünyanın hırs, kötülük ve gösterişlerinden korunmuş olur. Huşu içinde kılınacak namaz; ihlas, takva ve güzel ahlâkın meydana gelmesini sağlar.(15)
    Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Sabırla, namazla Allah'tan yardım dileyin. Şüphesiz bu, Allah'a saygı gösterenlerden
    başkasına ağır gelir."(16)
    Hz. Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Dünyanızdan bana kadın ve güzel koku sevdirildi. Namaz ise gözbebeğim
    kılındı." (17) Hz. Peygamber'in üzüntü ve keder zamanında huzur ve sükuna kavuşmak için: "Ey Bilal, kalk, ezan oku da namaz
    kılalım ve huzura kavuşalım."(18) dediği nakledilir.
    Beden ile yapılan bir ibadet olan oruç ibadeti insanın nefsini dizginlemesini ve kendisinden başkalarını da düşünmesini sağlaması sayesinde kişiyi manevî bir haz ve mutluluğa ulaştırır.
    Mal ile yapılan ibadetlerle insan, toplumda beraber yaşadığı insanlara yardım etmek ve onların ihtiyaçlarının karşılanmasında
    katkıda bulunmak suretiyle, insanî ve vicdanî görev ve sorumluluğunu yerine getirmenin rahatlığı içinde daima sevinç ve mutluluk duyar. Varlıklı insan, sahip olduğu mal-mülk ve servetinden belli bir miktarı zarurî ihtiyaçlarını kendi imkanları ile yeterince karşılayamayan insanlara vermek suretiyle, o insanların sevgisini ve gönüllerini kazanır. Yaşadığı çevrede büyük küçük herkes tarafından sevilen ve sayılan bir insan olur. Böylelikle dinin kendisine yüklediği görevi samimiyetle yerine getiren zengin mü'min, cimrilikten kurtulup cömert, yardımsever ve hayırsever bir insan olur. Ayrıca gönlünde her zaman yer tutabilmesi mümkün olabilecek olan kibir ve büyüklenme duygusundan kendini kurtarma yolundaki azim ve gayretini fiilî olarak ortaya koymuş olur.
    3- İbadetin Sosyal Faydaları:
    Kulu Allah'a yaklaştıran namaz, ırk, dil, renk, ülke, fakir ve zengin ayrımı yapmaksızın mü'minleri bir safta toplar ve toplum
    şuurunu güçlendirir. Sosyal kaynaşmayı ve dayanışmayı gerçekliştererek toplumda birlik ve beraberliği kuvvetlendirir.
    Zekat ibadeti, İslâm'daki sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın gerçekleşmesini temin eder. Dinen fakir olanların, zengin ve
    servet sahibi olanların mallarında yine dinin belirlediği belli bir hakları vardır. Zenginlerin bir kısım mallarını fakirlere, yoksullara
    vermeleri farz kılınmıştır. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Onların mallarında dilenen ve mahrun olanlar için belli bir hak vardır."
    (19)
    Hac ibadeti, dünyanın çeşitli bölgelerinden milyonlarca müslümanı renk, dil ve ülke ayrımı gözetilmeksizin bir araya getirir.
    Dünyanın değişik ülkelerinden gelen müslümanların birbirleriyle tanışıp görüşmelerine, ekonomik bakımdan bütünleşmelerine,
    düşmanları karşısında tek saf halinde yardımlaşmalarına zemin hazırlar. Hac, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan mü'minler
    arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirir. Arap olanla olmayanın, siyahla beyazın takva dışında herhangi bir üstünlüğünün
    bulunmadığı inancını vicdanlara ve zihinlere yerleştirir. (20)
    Sonuç olarak ibadetler, imanın görüntüsü ve koruyucusudurlar. İnanan insanı ruhen olgunlaştırır ve günlük hayatının düzenli
    olmasını sağlarlar. İbadetler, kalblere Allah sevgisini ve korkusunu yerleştirir, her türlü kötü düşüncelerden arındırır. İnsandaki sorumluluk duygusunu arttırıp dürüstlüğe sevkeder. İbadetlere samimi olarak devam eden mü'minler, daima Allah'ın emirlerini yerine getirir, yasaklarından şiddetle kaçınır, alçak gönüllü, güler yüzlü ve tatlı dilli olur ve güzel ahlâkla bezenirler. Neticede ibadetler, inanan insana Allah'ın rızasını, hoşnutluğunu, dünya ve ahiret mutluluğunu kazandırır.
    1- İslam'da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış
    Ansiklopedisi, c. II, s. 330, İstanbul 1997.
    2- Osman Pazarlı, Din Psikolojisi, s. 189,
    İstanbul 1972.
    3- ez - Zariyat, 56.
    4- Buhâri, I, 8; Müslim, I,45.
    5- Doç. Dr. Talat Koçyiğit, Hadislerin Işığında
    İman İbadet Ahlak, Ankara 1974.
    6- Âl-i İmran, 19.
    7- el-Hıcr, 99.
    8- el-Fatiha, 4.
    9- el-Asr, 1-3.
    10- O. Fehmi Dursunoğlu, İhmalin Acı Sonu, s.
    40-41, İstanbul 1986.
    11- el-Ankebut, 45.
    12- el-Mü'minun, 1-2.
    13- Buhâri, Mevakit, 6; Müslim, Mesacid, 283;
    Tirmizi, Edeb, 80,90; Nesai, salat, 7; İbn
    Mace, İkame, 193.
    14- Müslim, Tahare, 14,15; Tirmizi, Mevakit, 46;
    İbn Mace, Tahare, 79, 106; İbn Hanbel,
    Müsned, II, 229, 358, 400.
    15- Doç. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam
    İlmihali, s. 194, İstanbul 1991.
    16- el-Bakara, 45.
    17- Nesai, İşretü'n Nisa, 1; İbn Hanbel, III, 128,
    199, 285.
    18- Nesai, Mevakit, 46; İbn Hanbel, I, 206, 268,
    280, V, 388.
    19- el-Mearic, 24-25.
    20- Doç. Dr. Hamdi Döndüren, a.g.e., s. 562.
    İbrahim MALKOÇ
    Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat
    Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör.





+ Yorum Gönder