Konusunu Oylayın.: Namazın önemi ve faydaları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Namazın önemi ve faydaları
  1. 05.Aralık.2010, 17:35
    1
    Misafir

    Namazın önemi ve faydaları






    Namazın önemi ve faydaları Mumsema Namazın önemi ve faydaları hakkında bilgilere ihtiyacım var ben aradığım şeyi bulamadım lütfen bana yardımcı olun


  2. 05.Aralık.2010, 17:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Namazın önemi ve faydaları hakkında bilgilere ihtiyacım var ben aradığım şeyi bulamadım lütfen bana yardımcı olun


    Benzer Konular

    - Namazın topluma faydaları nelerdir

    - Cematle namazın topluma faydaları

    - Namazın faydaları nelerdir?

    - Namaz kılmanın faydaları & Namazın önemi

    - Namazın sağlığımız üzerindeki faydaları

  3. 05.Aralık.2010, 19:11
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Namazın önemi ve faydaları




    NAMAZIN FAYDALARI NEDİR?

    Namaz, hadîs-i şerîfte;"dinin direği"olarak vasfedilen bir ibâdettir İbadet ise, yine Kur'ân-ı Kerîm'de belirtildiği üzere, "yaratılışımızın sebebi" dir
    Namaz, Allâh'ı zikretme sırrının farklı derecelerdeki tecellî mekânı ve mü'minin mi'racıdır Rûhî bakımdan binbir mânevî tecellî ve ziyâfetin makâmı olan bu ibâdete devam sayesinde, vücudumuzun da sayısız istifade ve nasibi vardır
    * * *
    Göz merceklerinin kasılmadan görebildiği ve böylelikle rahatlayıp dinlendiği mesafe 1,5 metre civarındadır Bu mesafe ise, namaz kılan kişinin secde yaptığı yere olan uzaklığıdır Bilindiği gibi namazda secde yapılan yere bakılır ve böylelikle farkında olmadan göz mercekleri dinlendirilir Günde 40 rekat hesabı ile bu dinlenme takrîben bir saat tutar ki, bu nimet, göz için bulunmaz bir sağlık reçetesidir
    Vücudun en zahmet çeken yerleri, eklemlerdir Ve bütün eklemler, namaz içinde yıpranmışlıkları gidererek sağlıklarına kavuşurlar Şunu da açıkça belirtmek gerekir ki, namaz dışında hiçbir hareket tarzı, vücuda bu ölçüde fayda sağlamaz Ayrıca namazın bir ibâdet disiplini içinde devamlılığı, eklemlerdeki bu huzuru ömrün sonuna kadar götürür
    Kalbin çalışmasında ve hissî sistemlerle olan alâkasında, elektromanyetik eksenler, en ideal çizgilere gelir Özellikle sağlıklı kişilerin günlük elektromanyetik tesirlerle, göğüs bölgelerinde hissettikleri huzursuzluklara, namaz kılanlarda hemen hemen hiç rastlanmamaktadır
    * * *

    Namazın, psikolojimiz içinde pek çok faydası vardır:
    Günde bir saat kadar da olsa, dünya telâşesinden kurtulur ve namazın penceresiyle nefes alırız Namazlarımızı devam ettirmekle, her türlü aşırılık ve günahtan uzak kalır, ihtiras ve buna bağlı streslerden büyük ölçüde kurtuluruz
    Namaz kılanlarda tevekkül duygusu, kendiliğinden gelişir Böylece rûh hastalıklarında önemli bir rolü olan vesveseler (evhamlar) de giderilmiş olur
    * * *

    Namaz, ahlâkî hayatımızı da tanzîm eder Şöyle ki;
    Namaz kılan insanlar, Cenâb-ı Hakk'ın huzûrunda her gün onlarca defa okuduğu,"Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz" andını, şuur altında yavaş yavaş geliştirerek ahlâkî yapılarını tahlil ederler
    Namazın rûhâniyetinden mahrum bir şekilde, şeklen de olsa onu edâ etmeye çalışanlar, secdeye kapandıkları için gururlarını kırarlar Bu ise çok hayâtî bir meseledir Zira ahlâk açısından en tehlikeli hastalık "gurur"dur Bütün kavgaların, nefretlerin temelinde, nefsin bu zâlim hastalığı yatar Namazı bir ibâdet ciddiyeti içinde devam ettirenlerin gururları, secdeye her vardıklarında mânevî bir hikmetle törpülenir Sırf bu açıdan bile namaz, ahlâka temel olan bir ibadettir
    Namaz, insanı kontrol eden titiz bir bekçidir Îmânda ortaya çıkabilecek aşınmalar ve zaaf, namaz kılanlarda görülmez Bu yüzden îmânın hastalıkları ve İslâmiyet'in temel yasakları olan riyâ ve yalan, karakter çizgimizde, yerini ihlas ve sadâkate bırakır Böylelikle Efendimiz'in ifadesinde yerini alan,"Müslüman yalan söylemez"" hükmü tecellî etmiş olur
    Namazın; insanın maddî veya rûhî yapısında ortaya çıkardığı tesirler, bu birkaç satırda sayamayacağımız kadar çoktur
    Fakat kesinlikle unutmamalıyız ki, buraya kadar saymış olduğumuz, maddî, bedenî ve rûhî faydalar; bizim ibadet yapış amacımız olamaz, olmamalıdır İbâdetler, Allâh emrettiği için ve O'nun istediği şekilde yapılmalıdır Yoksa, perhiz yapmak için oruç tutmak, vücudu dinlendirmek için abdest almak ve benzeri maksatlarla ibadetleri îfâ etmeye çalışmak, Allâh korusun, insanın âhireti açısından faydadan çok zarar meydana getirebilir
    Biz, Allâh emrettiği için abdest alırız, onun emri sebebiyle namaz kılar ve diğer ibadetlerimizi yerine getiririz Sonsuz merhamet sahibi olan Allâh, ibadetlerine devam eden kullarına ne gibi faydalar lütfetmişse, bu emirlerini yerine getirdikçe zaten üzerimizde tecellî edecektir
    O halde bizleri sayısız rızıklarla perverde kılan Allâh Teâlâ'ya her an hamd ve şükr hâlinde olmalıyız
    O'nun bizlere sunduğu bu nimetlerin kıymetinin idraki içerisinde, kulluk vazifemizi en güzel şekilde ifâ edebilmeyi Yüce Mevlâmız hepimize nasip etsin Âmin!


  4. 05.Aralık.2010, 19:11
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    NAMAZIN FAYDALARI NEDİR?

    Namaz, hadîs-i şerîfte;"dinin direği"olarak vasfedilen bir ibâdettir İbadet ise, yine Kur'ân-ı Kerîm'de belirtildiği üzere, "yaratılışımızın sebebi" dir
    Namaz, Allâh'ı zikretme sırrının farklı derecelerdeki tecellî mekânı ve mü'minin mi'racıdır Rûhî bakımdan binbir mânevî tecellî ve ziyâfetin makâmı olan bu ibâdete devam sayesinde, vücudumuzun da sayısız istifade ve nasibi vardır
    * * *
    Göz merceklerinin kasılmadan görebildiği ve böylelikle rahatlayıp dinlendiği mesafe 1,5 metre civarındadır Bu mesafe ise, namaz kılan kişinin secde yaptığı yere olan uzaklığıdır Bilindiği gibi namazda secde yapılan yere bakılır ve böylelikle farkında olmadan göz mercekleri dinlendirilir Günde 40 rekat hesabı ile bu dinlenme takrîben bir saat tutar ki, bu nimet, göz için bulunmaz bir sağlık reçetesidir
    Vücudun en zahmet çeken yerleri, eklemlerdir Ve bütün eklemler, namaz içinde yıpranmışlıkları gidererek sağlıklarına kavuşurlar Şunu da açıkça belirtmek gerekir ki, namaz dışında hiçbir hareket tarzı, vücuda bu ölçüde fayda sağlamaz Ayrıca namazın bir ibâdet disiplini içinde devamlılığı, eklemlerdeki bu huzuru ömrün sonuna kadar götürür
    Kalbin çalışmasında ve hissî sistemlerle olan alâkasında, elektromanyetik eksenler, en ideal çizgilere gelir Özellikle sağlıklı kişilerin günlük elektromanyetik tesirlerle, göğüs bölgelerinde hissettikleri huzursuzluklara, namaz kılanlarda hemen hemen hiç rastlanmamaktadır
    * * *

    Namazın, psikolojimiz içinde pek çok faydası vardır:
    Günde bir saat kadar da olsa, dünya telâşesinden kurtulur ve namazın penceresiyle nefes alırız Namazlarımızı devam ettirmekle, her türlü aşırılık ve günahtan uzak kalır, ihtiras ve buna bağlı streslerden büyük ölçüde kurtuluruz
    Namaz kılanlarda tevekkül duygusu, kendiliğinden gelişir Böylece rûh hastalıklarında önemli bir rolü olan vesveseler (evhamlar) de giderilmiş olur
    * * *

    Namaz, ahlâkî hayatımızı da tanzîm eder Şöyle ki;
    Namaz kılan insanlar, Cenâb-ı Hakk'ın huzûrunda her gün onlarca defa okuduğu,"Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz" andını, şuur altında yavaş yavaş geliştirerek ahlâkî yapılarını tahlil ederler
    Namazın rûhâniyetinden mahrum bir şekilde, şeklen de olsa onu edâ etmeye çalışanlar, secdeye kapandıkları için gururlarını kırarlar Bu ise çok hayâtî bir meseledir Zira ahlâk açısından en tehlikeli hastalık "gurur"dur Bütün kavgaların, nefretlerin temelinde, nefsin bu zâlim hastalığı yatar Namazı bir ibâdet ciddiyeti içinde devam ettirenlerin gururları, secdeye her vardıklarında mânevî bir hikmetle törpülenir Sırf bu açıdan bile namaz, ahlâka temel olan bir ibadettir
    Namaz, insanı kontrol eden titiz bir bekçidir Îmânda ortaya çıkabilecek aşınmalar ve zaaf, namaz kılanlarda görülmez Bu yüzden îmânın hastalıkları ve İslâmiyet'in temel yasakları olan riyâ ve yalan, karakter çizgimizde, yerini ihlas ve sadâkate bırakır Böylelikle Efendimiz'in ifadesinde yerini alan,"Müslüman yalan söylemez"" hükmü tecellî etmiş olur
    Namazın; insanın maddî veya rûhî yapısında ortaya çıkardığı tesirler, bu birkaç satırda sayamayacağımız kadar çoktur
    Fakat kesinlikle unutmamalıyız ki, buraya kadar saymış olduğumuz, maddî, bedenî ve rûhî faydalar; bizim ibadet yapış amacımız olamaz, olmamalıdır İbâdetler, Allâh emrettiği için ve O'nun istediği şekilde yapılmalıdır Yoksa, perhiz yapmak için oruç tutmak, vücudu dinlendirmek için abdest almak ve benzeri maksatlarla ibadetleri îfâ etmeye çalışmak, Allâh korusun, insanın âhireti açısından faydadan çok zarar meydana getirebilir
    Biz, Allâh emrettiği için abdest alırız, onun emri sebebiyle namaz kılar ve diğer ibadetlerimizi yerine getiririz Sonsuz merhamet sahibi olan Allâh, ibadetlerine devam eden kullarına ne gibi faydalar lütfetmişse, bu emirlerini yerine getirdikçe zaten üzerimizde tecellî edecektir
    O halde bizleri sayısız rızıklarla perverde kılan Allâh Teâlâ'ya her an hamd ve şükr hâlinde olmalıyız
    O'nun bizlere sunduğu bu nimetlerin kıymetinin idraki içerisinde, kulluk vazifemizi en güzel şekilde ifâ edebilmeyi Yüce Mevlâmız hepimize nasip etsin Âmin!


  5. 05.Aralık.2010, 19:13
    3
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Namazın önemi ve faydaları

    NAMAZ - NAMAZIN ÖNEMİ



    Eğer Islâm`ı tek kelime ile anlatmamız istense, "Namaz" diyebiliriz. Bu yüzden Allah Rasülü namazı, "dinin orta direği" diye nitelemiştir.(el-Hindî age. I/278 (1372), Ebu Naîm`den.)

    İnsanlar Allah`ı tanımak için yaratılmışlardır. (K. ez-Zâriyat (51 ) 56: Ayrıca bk, Aclûn[M1>î[M2>, Kesfu`I-hafâ N/173.) Allah`ı iyi tanımışlığın en güzel göstergesi namazdır.

    Namazın toplayıcılık niteliği vardır. Onda her türlü ibadetten bir parça bulunur. (Imam Rabbani Mektubat`ında bunu güzel izah eder.)

    Namazı Yaratıcımız (c.c.) imana denk tutmus ve kıble değiştiginde, "geçmiş namazlarımız boşa mi gitti?" diye soranlara, "Allah sizin imanınızı zayi etmez" buyurarak, namazdan "iman" diye söz etmiştir. (K. Bakara (2) 143.)

    Bu yüzden sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)`in arkadaşları da: "Biz namazdan başka hiçbir ibadeti terketmeyi küfre yani. kâfir olmaya denk saymazdık" demişlerdir.

    Dünyada en üst makamdan en aşağı görülenine kadar herkesi aynı safta toplayıp, Allah`ın karşısında hepsinin insan olarak eşit olduklarını namaz kadar vurgulayan bir başka eylem yoktur.

    İnsanın bedeninin gıdaya ve çeşitli vitaminlere ihtiyacı olduğu gibi, ruhunun da gıdaya ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Ruhun temel gıdası namazdır. Ve insanın bedeni çeşitli kirlerle kirlendigi gibi ruhu da kirlenir. Namaz bu her iki kiri de temizler.

    Namaz insanı yalnızlık duygusundan kurtarır. Günde en az beş defa tekbir alırken dünyayı ve içinde bulunanları arkasına atan, bu hareketiyle en azından şunları demek ister:

    Bütün dünya bir yana olsa bana Allah`ım yeter. Ben ondan başka boyun eğecek kimse tanımıyorum.

    Allah-u Ekber = En büyük Allah`tır, diyorum ve benim namazıma O`nun ihtiyacı olmadığını da böylelikle itiraf ediyorum.

    Namaz sevgili Peygamberimiz aracılığıyla bizzat Yüce Allah`ımızın bize gönderdiği bir hediyedir; onu nasıl reddederiz?

    Namaz Miraç hediyesi olmakla mü`minlerin Miracı sayılmıştır. Yani namaz insanı manâ âleminde alabildiğine yükselten bir asansördür. Ona tutunmayanlar aşağıların aşağısında kalacaklardır.

    Namaza belki de en az muhtaç olan insan, Allah`ın Rasûlü Muhammed`dir. Ama o, aynı zamanda namazı en iyi anlayan insandır. Bu yüzden onun, ayakları şişecek kadar namaz kıldığıolurdu. Aişe annemiz ona bir seferinde acıyarak: "Ey Allah`ın Rasûlü, Allah senin geçmiş gelecek bütün günahlarını bağışladığını söylüyor, öyleyse kendini bunca yormak niçin?" diye sorduğunda O da:

    "Sükreden bir kul olmayayım mi?" buyurmuştur. (Buharî tefsir 48, teheccüd 6; Müslim, münafikûn 79, 81.) Demek ki namaz, Allah`ımızın verdiği sayısız nimetlere karşı da bir şükür, yani tesekkürdür.

    Artık kalp temizliğinin nasıl olduğunu daha iyi anlıyor olmalıyız. Demek ki, kalp temizliği namaz kılmamayı değil, daha çok kılmayı gerektirir.

    Ancak namazın bütün bu iyi etkileri için bir şart vardır: Onu Allah`la yüzyüzeymis gibi kılmak. Yani "huşû" ya da "ihsan". Kendisini Allah`la konuşuyor sayarak o şekilde namaz kılmak. Onun için namaz kılanın önünden geçilmez. Konuşanlar, arasından geçmek terbiyesizliktir.

    Bu yüzden Allah, kurtuluşa erecekler içerisinde öncelikle namazlarını "huşû" içinde kılanları sayar. ("Mû`minler elbette kurtulacaktır: Onlar ki, namazlarında huşuludurlar, boş şeylerden yüzçevirirler, zekâtlarını verirler, ırzlarını korurlar..:` K. Müminûn (23) 1-9.)

    Bu yüzden Allah (c.c.) "Beni anmak için namaz kıl." (Tâ-hâ (20) 14.) buyurur. Demek ki namaz Allah`ı anmak yani zikretmek ve hatırlamak için kılınır.

    Bu yüzden Allah (c.c.): "dosdoğru kılınan namaz insanları her kötülükten alıkoyar." (Akebût (29) 45.) buyurur. Bunu herkes, kırk gün değil, sadece bir hafta, hattâ bir gün huşû`lu namaz kılmakla açık seçik görür. Ama olabildiğince düşünerek, olabildiğince kontaktta.

    Bu yüzden Allah Rasûlü dünya meşgaleleriyle yorulduğu ve sıkıldığızamanlarda: "Ey Bilal, kalk da bizi ferahlat!" (Ebû Dâvûd, edep 78; Müsned V/364, 371.) yani, ezan oku da namaz kılalım, buyururlardı.

    Onun arkadaşlarından bazıları da namaza durduklarında Allah`tan başka her şeyi unuturlardı. Hattâ birisinin sırtına ok saplanmışti. Acısına dayanamadığı için çıkaramıyorlardı. Bu yüzden o namaza durduğunda çıkardılar. Duymamıştı bile. (Benzer bir olay için bk. Kandıhlevî, Hayâtu`s-sahabe NI/605.)

    Bir başkası, namazda hatırına gelip kendisini Allah`ı anmaktan alıkoyduğu için, çok değerli hurma bahçesini Allah Rasûlü`ne bağışladı. (bk. Kandıhlevî age NI/544; Ibnü`I-münzir, et-Tergib I/316. )

    Artık nasıl namaz kılmayız? Nasıl AlIah`a kulluğu kabullenmeyiz? Nasıl çocuğumuza namaz kıldırmamakla ona acıdığımızı zannederiz? Namazın yaşınıda, onu emreden belirliyor ve elçisine: "Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namaz kılmayı öğretin ve onları namaza başlatin, on yaşına geldiklerinde de, eğer namaz kılmadıkları olursa, dövün, yataklarını da ayırın." dedirtiyor. Gerçekten de çocukken başlanılmayan şeylere sonradan alışmak çok zordur.

    sorularla islamiyet


  6. 05.Aralık.2010, 19:13
    3
    ~~Medinenin Gülü ~~
    NAMAZ - NAMAZIN ÖNEMİ



    Eğer Islâm`ı tek kelime ile anlatmamız istense, "Namaz" diyebiliriz. Bu yüzden Allah Rasülü namazı, "dinin orta direği" diye nitelemiştir.(el-Hindî age. I/278 (1372), Ebu Naîm`den.)

    İnsanlar Allah`ı tanımak için yaratılmışlardır. (K. ez-Zâriyat (51 ) 56: Ayrıca bk, Aclûn[M1>î[M2>, Kesfu`I-hafâ N/173.) Allah`ı iyi tanımışlığın en güzel göstergesi namazdır.

    Namazın toplayıcılık niteliği vardır. Onda her türlü ibadetten bir parça bulunur. (Imam Rabbani Mektubat`ında bunu güzel izah eder.)

    Namazı Yaratıcımız (c.c.) imana denk tutmus ve kıble değiştiginde, "geçmiş namazlarımız boşa mi gitti?" diye soranlara, "Allah sizin imanınızı zayi etmez" buyurarak, namazdan "iman" diye söz etmiştir. (K. Bakara (2) 143.)

    Bu yüzden sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)`in arkadaşları da: "Biz namazdan başka hiçbir ibadeti terketmeyi küfre yani. kâfir olmaya denk saymazdık" demişlerdir.

    Dünyada en üst makamdan en aşağı görülenine kadar herkesi aynı safta toplayıp, Allah`ın karşısında hepsinin insan olarak eşit olduklarını namaz kadar vurgulayan bir başka eylem yoktur.

    İnsanın bedeninin gıdaya ve çeşitli vitaminlere ihtiyacı olduğu gibi, ruhunun da gıdaya ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Ruhun temel gıdası namazdır. Ve insanın bedeni çeşitli kirlerle kirlendigi gibi ruhu da kirlenir. Namaz bu her iki kiri de temizler.

    Namaz insanı yalnızlık duygusundan kurtarır. Günde en az beş defa tekbir alırken dünyayı ve içinde bulunanları arkasına atan, bu hareketiyle en azından şunları demek ister:

    Bütün dünya bir yana olsa bana Allah`ım yeter. Ben ondan başka boyun eğecek kimse tanımıyorum.

    Allah-u Ekber = En büyük Allah`tır, diyorum ve benim namazıma O`nun ihtiyacı olmadığını da böylelikle itiraf ediyorum.

    Namaz sevgili Peygamberimiz aracılığıyla bizzat Yüce Allah`ımızın bize gönderdiği bir hediyedir; onu nasıl reddederiz?

    Namaz Miraç hediyesi olmakla mü`minlerin Miracı sayılmıştır. Yani namaz insanı manâ âleminde alabildiğine yükselten bir asansördür. Ona tutunmayanlar aşağıların aşağısında kalacaklardır.

    Namaza belki de en az muhtaç olan insan, Allah`ın Rasûlü Muhammed`dir. Ama o, aynı zamanda namazı en iyi anlayan insandır. Bu yüzden onun, ayakları şişecek kadar namaz kıldığıolurdu. Aişe annemiz ona bir seferinde acıyarak: "Ey Allah`ın Rasûlü, Allah senin geçmiş gelecek bütün günahlarını bağışladığını söylüyor, öyleyse kendini bunca yormak niçin?" diye sorduğunda O da:

    "Sükreden bir kul olmayayım mi?" buyurmuştur. (Buharî tefsir 48, teheccüd 6; Müslim, münafikûn 79, 81.) Demek ki namaz, Allah`ımızın verdiği sayısız nimetlere karşı da bir şükür, yani tesekkürdür.

    Artık kalp temizliğinin nasıl olduğunu daha iyi anlıyor olmalıyız. Demek ki, kalp temizliği namaz kılmamayı değil, daha çok kılmayı gerektirir.

    Ancak namazın bütün bu iyi etkileri için bir şart vardır: Onu Allah`la yüzyüzeymis gibi kılmak. Yani "huşû" ya da "ihsan". Kendisini Allah`la konuşuyor sayarak o şekilde namaz kılmak. Onun için namaz kılanın önünden geçilmez. Konuşanlar, arasından geçmek terbiyesizliktir.

    Bu yüzden Allah, kurtuluşa erecekler içerisinde öncelikle namazlarını "huşû" içinde kılanları sayar. ("Mû`minler elbette kurtulacaktır: Onlar ki, namazlarında huşuludurlar, boş şeylerden yüzçevirirler, zekâtlarını verirler, ırzlarını korurlar..:` K. Müminûn (23) 1-9.)

    Bu yüzden Allah (c.c.) "Beni anmak için namaz kıl." (Tâ-hâ (20) 14.) buyurur. Demek ki namaz Allah`ı anmak yani zikretmek ve hatırlamak için kılınır.

    Bu yüzden Allah (c.c.): "dosdoğru kılınan namaz insanları her kötülükten alıkoyar." (Akebût (29) 45.) buyurur. Bunu herkes, kırk gün değil, sadece bir hafta, hattâ bir gün huşû`lu namaz kılmakla açık seçik görür. Ama olabildiğince düşünerek, olabildiğince kontaktta.

    Bu yüzden Allah Rasûlü dünya meşgaleleriyle yorulduğu ve sıkıldığızamanlarda: "Ey Bilal, kalk da bizi ferahlat!" (Ebû Dâvûd, edep 78; Müsned V/364, 371.) yani, ezan oku da namaz kılalım, buyururlardı.

    Onun arkadaşlarından bazıları da namaza durduklarında Allah`tan başka her şeyi unuturlardı. Hattâ birisinin sırtına ok saplanmışti. Acısına dayanamadığı için çıkaramıyorlardı. Bu yüzden o namaza durduğunda çıkardılar. Duymamıştı bile. (Benzer bir olay için bk. Kandıhlevî, Hayâtu`s-sahabe NI/605.)

    Bir başkası, namazda hatırına gelip kendisini Allah`ı anmaktan alıkoyduğu için, çok değerli hurma bahçesini Allah Rasûlü`ne bağışladı. (bk. Kandıhlevî age NI/544; Ibnü`I-münzir, et-Tergib I/316. )

    Artık nasıl namaz kılmayız? Nasıl AlIah`a kulluğu kabullenmeyiz? Nasıl çocuğumuza namaz kıldırmamakla ona acıdığımızı zannederiz? Namazın yaşınıda, onu emreden belirliyor ve elçisine: "Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namaz kılmayı öğretin ve onları namaza başlatin, on yaşına geldiklerinde de, eğer namaz kılmadıkları olursa, dövün, yataklarını da ayırın." dedirtiyor. Gerçekten de çocukken başlanılmayan şeylere sonradan alışmak çok zordur.

    sorularla islamiyet





+ Yorum Gönder