Konusunu Oylayın.: Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 22 kişi
Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?
  1. 03.Kasım.2010, 16:40
    1
    Misafir

    Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?






    Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız? Mumsema Cuma namazının önemini hadis ayetler ışında anlatınız? cuma namazının önemi hakkında hadis ve ayet verir misiniz ?


  2. 03.Kasım.2010, 16:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 03.Kasım.2010, 17:33
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?




    Cuma gününün fazileti hakkında buyurulan bu kabil hadis­i şeriflerden dolayı İslâm bilginleri arasında konuşulan ve halka mal olarak darbımesel hükmüne gelen bazı güzel söz ve değerlendirmeler vardır. Mesela denilmiştir ki, "Cuma haftanın; Ramazan yılın; Hac ise ömrün ölçüsüdür." Yani şuurlu bir şekilde cuma namazını kılan; bugünü, İslâmî literatürde belirtilen bilgilere göre değerlendiren kişi bir hafta boyunca bunun feyz ve bereketinin tesirinde yaşar, her cuma bu tekrarlandıkça ömür boyu aydınlık bir hayat geçmiş olur. Bunun gibi Ramazan ayını âyet ve hadislerin ışığında değerlendiren mü'min onun feyziyle senenin bütün ay ve günlerini kıymetlendirebilir. Hac ibadeti kendisine farz olan zengin mü'min de bu ibadeti samimi bir şekilde yerine getirirse günahları bağışlanır ve eğer hac süresince edindiği mânevî ışığı iyi kullanabilirse bir ömür boyu mutlu olur. Yine, denilmiştir ki: "Cuma içindeki icabet saati, (dua ve dileklerin kabul edildiği an) Ramazan içindeki Kadir gecesi gibidir."

    Cuma günü gusletmek (tepeden tırnağa yıkanmak), gereken temizlikleri yapmak, dişleri fırçalamak, hoş­hafif koku sürünmek, temiz elbiseler giyinmek, güler yüzlü ve sevinçli olmak iyi görülmüştür. Peygamberimiz (sas) Medine civarındaki köylerden toz ve ter kokusu ile cumaya gelenlere "Bari, bu gününüz için iyice yıkanıp temizlenseniz!" buyurmuştur.
    (Müslim, Cum'a, 9)

    Cuma günleri sabah namazında Peygamber Efendimiz (sas) Secde ve Dehr (İnsân) surelerini okurdu. Bunun sebebi bu surelerin cuma günü, olmuş ve olacak olayları ihtiva etmesidir. Dolayısıyla bu sureler okunduğu takdirde Hz. Âdem'in yaratılışı, âhiret hayatının tasviri, insanların öbür âlemde yeniden dirilişi gibi cuma günü cereyan etmiş ve edecek olan hâdiseler hatırlanmış, bunlara olan îman tazelenmiş olacaktır. Secde Sûresi'nde Cenab­ı Hakk; Kur'an­ı Kerim'in, insanların uyarılması için indirilmiş bir gerçek olduğunu belirttikten sonra göklerin ve yerin yaratılışını hatırlatır ve "O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?" (Secde, 32/4) diye sorar. İnsanın yaratılışına değinir ve "..Size kulaklar, gözler, kalpler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz." (Secde, 32/9) buyurarak insanları uyarır. Surenin devamında Yüce Allah sapıkların dünyada iken ahirette tekrar diriltilmek konusunda inkâra gittiklerini hatırlatarak, böylelerinin öldükten sonra öbür âlemdeki pişmanlıklarını şöyle açıklar: "Suçluları, Rablerinin huzurunda başları önüne eğilmiş olarak, Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık, derlerken bir görsen!" (Secde, 32/13) Diğer taraftan, Allah'ın âyetlerine inananlar, büyüklük taslamayarak Cenab­ı Hakk'ı övüp yüceltenler, korku ve ümit içinde Hak Teâlâ'ya yalvaranlar, Yüce Mevlâ'nın ihsan ettiği rızıklardan sarf edenlerdir. Secde Sûresi'nde belirtilen bir gerçek de "En zalim kimselerin, kendilerine Allah'ın âyetleri hatırlatılınca onlardan yüz çevirenler." olduğudur. Sûre'nin son kısmında Yüce Allah inkârcılara şöyle seslenir: "Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevk etmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi? Kuru yerlere suyu gönderip, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?"
    (Secde, 32/26­27)

    "Dehr (İnsân)" Sûresi'nin ilk âyetlerinde Cenab­ı Hak, insanın bir nutfeden yaratıldığını belirttikten sonra ona görme ve işitme verildiğini ve doğruyu bulmak için yol gösterildiğini ifade eder. Sûre'nin devamında açıklandığına göre insanlar bu dünyada imtihan üzeredirler, ama bazıları şükrederler, diğer bazıları ise nankörlük ederler. Yüce Allah, bu surenin beşinci ayetinden itibaren iyilerin âhirette karşılaşacağı sonsuz mükâfatı tasvir eder: "Şüphesiz iyiler kâfur katılmış bir tastan içerler. Bu, ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır. Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği; yoksula, öksüze ve esire yedirirler."

    "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Biz karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz, çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabb'imizden korkarız." derler. "Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neş'e verir. Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada zencefil karışık bir tasla içirilirler. O pınara (Selsebil) denir."
    (İnsan, 76/5­18)

    Cuma günü ve Cuma namazı İslâm'a mahsus en büyük şiar ve sembollerdendir. Kurban bayramından önceki arefe günü Arafat'ta hac için bir araya gelen mü'minler topluluğu yılda bir kere tekrarlanmak kaydıyla bütün dünya üzerindeki Müslümanların en büyük toplantılarıdır. Bunun dışında mü'minlerin büyük kalabalıklar halinde ibadet ortamında kendiliğinden en çok bir araya geldiği günler bayram namazları ve cuma namazıdır. Bilhassa cuma namazının her hafta yeniden tekrarlanması, Müslümanların her hafta bir bayram sevinci içinde bir araya gelmeleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

    Cuma günü öğle vakti ezan okununca erkeklerin cuma namazına gitmesi farzdır. Bu konuda Cenab­ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrılınca Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Bilseniz bu, sizin hakkınızda daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın. Allah'ın lütfunu arayın. Allah'ı anın ki, felâh bulasınız."
    (Cum'a, 62/9­10)

    Dolayısıyla bu büyük gün ibadetin şuurunda olmayan, bunun idrakinden uzak, ilgisizlik içinde kalanların gafillerden sayılacağı hadis­i şeriflerde açıklanmıştır. Nitekim cumayı terk etmenin büyük günah olduğu bizzat Peygamber Efendimiz (sas) tarafından belirtilmiştir. Bu konuda Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmaktadır: "Birtakım kimseler ya cumayı terketmekten kesin olarak vazgeçerler, yahut da Allah onların kalplerini mühürleyecek, sonra kendileri muhakkak surette gafillerden olacaklardır." (Müslim, Cum'a, 40) "Üç cuma namazını, aldırmayarak mazeretsiz bırakıp kılmayan kimsenin Allah, kalbini mühürler." (
    et­Tâc, I, 273)

    Cuma günü ve gecesi Peygamber (sas)'e salavat getirmenin sevap ve fazileti büyüktür. Çünkü mü'minler sahip oldukları iman selametini ve İslâm saâdetini O'na borçludurlar. Cenab­ı Hak O'nun hürmetine hem dünyevi hem de uhrevi saâdet ve hayrı mü'minlere bahşetmiştir. Onlara verilecek İlâhi lütuf ve ihsanlar cuma günü ellerine geçecek, cennetteki makamlarına o gün gönderileceklerdir. Cennete girdikleri zaman mü'minlere beklediklerinin çok üstünde ziyadesiyle İlâhi lütufların yağdırılacağı "Mezid günü" o gündür. Ayrıca dünyada o gün mü'minler için bayramdır, o gün hulus­i kalple Cenab­ı Hakk'a uzanan eller geri çevrilmez; çünkü icabet saati (dua ve dileklerin kabul edildiği an) o günün içindedir. O günü bayram şuuru içinde idrak eden evler bereketle, hazla dolar. İşte bütün bunlar Hz. Peygamber'i tasdikin ve O'nun izinden ayrılmaksızın yürümenin hayırlı meyveleridir. Bu şuur içinde cuma gecesi ve günü, mü'minlerin, saadet sebebi olan âlemlerin efendisi Hz. Muhammed (sas)'e çokça salavat getirmeleri uygun olur. Nitekim ­kaynaklarda naklolunduğuna göre­ Hz. Peygamber (sas) Müslümanlara, cuma günü kendisi için çok salât ü selâm gönderilmesini tavsiye etmiş ve salât ü selâmların o gün kendisine arz olunacağını haber vermiştir.

    Hasılı, cuma günü, Müslümanların haftalık bayram günüdür, bu günün faziletleri saymakla bitmez. Bu münasebetle Müslümanlar cuma günü, ibadetlerine daha çok dikkat etmeli ve Peygamberimiz'e salât ü selâmda bulunmalıdırlar. Bununla beraber onu daha çok sevmeli ve hadis­i şerifleri anlamaya çalışmalıdırlar. Cuma günü Kehf Sûresi'ni okuyanlara uhrevi mükâfat müjdelenmiş, her cuma namazının diğer cumaya kadar günahlara kefaret olduğu belirtilmiştir. Cuma günü yoksullara yapılan yardımın sevabı da boldur. Cuma günü va'zü nasihat günüdür. Cuma va'zında ve hutbesinde konular, Müslümanların önemli meselelerine ışık tutmalı ve herkes bu mânevi aydınlık içinde hatalarını düzeltmeye, eksiklerini gidermeye çalışmalıdır.

    Cenab­ı Hak, aylar içinde Ramazan'ı, geceler içinde Kadir Gecesi'ni, dünya içinde Mekke'yi, insanlar arasında Hz. Muhammed (sas)'i seçtiği gibi günler içinde de cumayı seçmiştir.




  4. 03.Kasım.2010, 17:33
    2
    Silent and lonely rains



    Cuma gününün fazileti hakkında buyurulan bu kabil hadis­i şeriflerden dolayı İslâm bilginleri arasında konuşulan ve halka mal olarak darbımesel hükmüne gelen bazı güzel söz ve değerlendirmeler vardır. Mesela denilmiştir ki, "Cuma haftanın; Ramazan yılın; Hac ise ömrün ölçüsüdür." Yani şuurlu bir şekilde cuma namazını kılan; bugünü, İslâmî literatürde belirtilen bilgilere göre değerlendiren kişi bir hafta boyunca bunun feyz ve bereketinin tesirinde yaşar, her cuma bu tekrarlandıkça ömür boyu aydınlık bir hayat geçmiş olur. Bunun gibi Ramazan ayını âyet ve hadislerin ışığında değerlendiren mü'min onun feyziyle senenin bütün ay ve günlerini kıymetlendirebilir. Hac ibadeti kendisine farz olan zengin mü'min de bu ibadeti samimi bir şekilde yerine getirirse günahları bağışlanır ve eğer hac süresince edindiği mânevî ışığı iyi kullanabilirse bir ömür boyu mutlu olur. Yine, denilmiştir ki: "Cuma içindeki icabet saati, (dua ve dileklerin kabul edildiği an) Ramazan içindeki Kadir gecesi gibidir."

    Cuma günü gusletmek (tepeden tırnağa yıkanmak), gereken temizlikleri yapmak, dişleri fırçalamak, hoş­hafif koku sürünmek, temiz elbiseler giyinmek, güler yüzlü ve sevinçli olmak iyi görülmüştür. Peygamberimiz (sas) Medine civarındaki köylerden toz ve ter kokusu ile cumaya gelenlere "Bari, bu gününüz için iyice yıkanıp temizlenseniz!" buyurmuştur.
    (Müslim, Cum'a, 9)

    Cuma günleri sabah namazında Peygamber Efendimiz (sas) Secde ve Dehr (İnsân) surelerini okurdu. Bunun sebebi bu surelerin cuma günü, olmuş ve olacak olayları ihtiva etmesidir. Dolayısıyla bu sureler okunduğu takdirde Hz. Âdem'in yaratılışı, âhiret hayatının tasviri, insanların öbür âlemde yeniden dirilişi gibi cuma günü cereyan etmiş ve edecek olan hâdiseler hatırlanmış, bunlara olan îman tazelenmiş olacaktır. Secde Sûresi'nde Cenab­ı Hakk; Kur'an­ı Kerim'in, insanların uyarılması için indirilmiş bir gerçek olduğunu belirttikten sonra göklerin ve yerin yaratılışını hatırlatır ve "O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?" (Secde, 32/4) diye sorar. İnsanın yaratılışına değinir ve "..Size kulaklar, gözler, kalpler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz." (Secde, 32/9) buyurarak insanları uyarır. Surenin devamında Yüce Allah sapıkların dünyada iken ahirette tekrar diriltilmek konusunda inkâra gittiklerini hatırlatarak, böylelerinin öldükten sonra öbür âlemdeki pişmanlıklarını şöyle açıklar: "Suçluları, Rablerinin huzurunda başları önüne eğilmiş olarak, Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık, derlerken bir görsen!" (Secde, 32/13) Diğer taraftan, Allah'ın âyetlerine inananlar, büyüklük taslamayarak Cenab­ı Hakk'ı övüp yüceltenler, korku ve ümit içinde Hak Teâlâ'ya yalvaranlar, Yüce Mevlâ'nın ihsan ettiği rızıklardan sarf edenlerdir. Secde Sûresi'nde belirtilen bir gerçek de "En zalim kimselerin, kendilerine Allah'ın âyetleri hatırlatılınca onlardan yüz çevirenler." olduğudur. Sûre'nin son kısmında Yüce Allah inkârcılara şöyle seslenir: "Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevk etmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi? Kuru yerlere suyu gönderip, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?"
    (Secde, 32/26­27)

    "Dehr (İnsân)" Sûresi'nin ilk âyetlerinde Cenab­ı Hak, insanın bir nutfeden yaratıldığını belirttikten sonra ona görme ve işitme verildiğini ve doğruyu bulmak için yol gösterildiğini ifade eder. Sûre'nin devamında açıklandığına göre insanlar bu dünyada imtihan üzeredirler, ama bazıları şükrederler, diğer bazıları ise nankörlük ederler. Yüce Allah, bu surenin beşinci ayetinden itibaren iyilerin âhirette karşılaşacağı sonsuz mükâfatı tasvir eder: "Şüphesiz iyiler kâfur katılmış bir tastan içerler. Bu, ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır. Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği; yoksula, öksüze ve esire yedirirler."

    "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Biz karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz, çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabb'imizden korkarız." derler. "Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neş'e verir. Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada zencefil karışık bir tasla içirilirler. O pınara (Selsebil) denir."
    (İnsan, 76/5­18)

    Cuma günü ve Cuma namazı İslâm'a mahsus en büyük şiar ve sembollerdendir. Kurban bayramından önceki arefe günü Arafat'ta hac için bir araya gelen mü'minler topluluğu yılda bir kere tekrarlanmak kaydıyla bütün dünya üzerindeki Müslümanların en büyük toplantılarıdır. Bunun dışında mü'minlerin büyük kalabalıklar halinde ibadet ortamında kendiliğinden en çok bir araya geldiği günler bayram namazları ve cuma namazıdır. Bilhassa cuma namazının her hafta yeniden tekrarlanması, Müslümanların her hafta bir bayram sevinci içinde bir araya gelmeleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

    Cuma günü öğle vakti ezan okununca erkeklerin cuma namazına gitmesi farzdır. Bu konuda Cenab­ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrılınca Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Bilseniz bu, sizin hakkınızda daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın. Allah'ın lütfunu arayın. Allah'ı anın ki, felâh bulasınız."
    (Cum'a, 62/9­10)

    Dolayısıyla bu büyük gün ibadetin şuurunda olmayan, bunun idrakinden uzak, ilgisizlik içinde kalanların gafillerden sayılacağı hadis­i şeriflerde açıklanmıştır. Nitekim cumayı terk etmenin büyük günah olduğu bizzat Peygamber Efendimiz (sas) tarafından belirtilmiştir. Bu konuda Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmaktadır: "Birtakım kimseler ya cumayı terketmekten kesin olarak vazgeçerler, yahut da Allah onların kalplerini mühürleyecek, sonra kendileri muhakkak surette gafillerden olacaklardır." (Müslim, Cum'a, 40) "Üç cuma namazını, aldırmayarak mazeretsiz bırakıp kılmayan kimsenin Allah, kalbini mühürler." (
    et­Tâc, I, 273)

    Cuma günü ve gecesi Peygamber (sas)'e salavat getirmenin sevap ve fazileti büyüktür. Çünkü mü'minler sahip oldukları iman selametini ve İslâm saâdetini O'na borçludurlar. Cenab­ı Hak O'nun hürmetine hem dünyevi hem de uhrevi saâdet ve hayrı mü'minlere bahşetmiştir. Onlara verilecek İlâhi lütuf ve ihsanlar cuma günü ellerine geçecek, cennetteki makamlarına o gün gönderileceklerdir. Cennete girdikleri zaman mü'minlere beklediklerinin çok üstünde ziyadesiyle İlâhi lütufların yağdırılacağı "Mezid günü" o gündür. Ayrıca dünyada o gün mü'minler için bayramdır, o gün hulus­i kalple Cenab­ı Hakk'a uzanan eller geri çevrilmez; çünkü icabet saati (dua ve dileklerin kabul edildiği an) o günün içindedir. O günü bayram şuuru içinde idrak eden evler bereketle, hazla dolar. İşte bütün bunlar Hz. Peygamber'i tasdikin ve O'nun izinden ayrılmaksızın yürümenin hayırlı meyveleridir. Bu şuur içinde cuma gecesi ve günü, mü'minlerin, saadet sebebi olan âlemlerin efendisi Hz. Muhammed (sas)'e çokça salavat getirmeleri uygun olur. Nitekim ­kaynaklarda naklolunduğuna göre­ Hz. Peygamber (sas) Müslümanlara, cuma günü kendisi için çok salât ü selâm gönderilmesini tavsiye etmiş ve salât ü selâmların o gün kendisine arz olunacağını haber vermiştir.

    Hasılı, cuma günü, Müslümanların haftalık bayram günüdür, bu günün faziletleri saymakla bitmez. Bu münasebetle Müslümanlar cuma günü, ibadetlerine daha çok dikkat etmeli ve Peygamberimiz'e salât ü selâmda bulunmalıdırlar. Bununla beraber onu daha çok sevmeli ve hadis­i şerifleri anlamaya çalışmalıdırlar. Cuma günü Kehf Sûresi'ni okuyanlara uhrevi mükâfat müjdelenmiş, her cuma namazının diğer cumaya kadar günahlara kefaret olduğu belirtilmiştir. Cuma günü yoksullara yapılan yardımın sevabı da boldur. Cuma günü va'zü nasihat günüdür. Cuma va'zında ve hutbesinde konular, Müslümanların önemli meselelerine ışık tutmalı ve herkes bu mânevi aydınlık içinde hatalarını düzeltmeye, eksiklerini gidermeye çalışmalıdır.

    Cenab­ı Hak, aylar içinde Ramazan'ı, geceler içinde Kadir Gecesi'ni, dünya içinde Mekke'yi, insanlar arasında Hz. Muhammed (sas)'i seçtiği gibi günler içinde de cumayı seçmiştir.




  5. 03.Kasım.2010, 17:35
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?

    Kufe'de hutbe verirken minberden şöyle seslenmiştir: "Cuma günü olunca şeytan çarşı ve pazara erkenden bayraklarıyla gider, insanlara binbir engel çıkararak mani olmaya, onları cumadan (hiç olsun) geciktirmeye çalışır. Melekler de erkenden gidip mescidin kapılarına dururlar. Gelenleri birinci saatte gelenler, ikinci saatte gelenler diye yazarlar. Bu hal imam (hutbeye) çıkıncaya kadar devam eder. Kişi mescidde, imamı görüp, dinleyebileceği bir yere oturup can kulağıyla dinledi ve konuşmadı mı, kendisine iki kat sevap vardır. Kişi uzakta kalır ve imamı dinleyemeyeceği bir yere oturur, sessiz durur ve konuşmazsa bir hisse sevap alır. Eğer, imamı görüp dinleyebileceği bir yere oturur fakat boş konuşma yapar, sessiz kalmazsa, ona iki hisse vebal yazılır. Eğer, dinleme ve görme imkanı olmayan bir yere oturur ve boş konuşur ve sessiz kalmazsa, ona bir hisse vebal vardır. Kim de yanındaki arkadaşına cuma günü "sus" derse "boş konuşmuş" olur. Kim de boş konuşur ise, o cumadaki sevaptan nasibsiz kalır." (Hz. Ali) konuşmasının sonunda şunu söyledi: "Ben bunu Resulullah (sav)'dan işittim."

    Ebu Davud, Salat 209,


    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cum'a, en hayırlı günlerinizden biridir. Hz. Adem aleyhisselam(ıntoprağı) o gün yaratıldı, o gün kabzedildi. (Kıyamette Sur'a) o gün üflenecek, sayha da o günde olacak. Öyleyse o gün bana salavatı çok okuyun. Zira salavatlarınız bana arzedilir." Orada bulunanlar: "Salavatlarımız size nasıl arzedilir? Siz çürümüş olacaksınız!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Allah Teala Hazretleri, Arz'a peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı" buyurdular.

    Ebu Davud, Salat 207, Nesai, Cum'a 5,



    Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de, Cuma günü ve gecesinde işlenilenden daha kötüsü yoktur. Ramuz

    Cuma günü günah işlemeden geçerse, diğer günler de selametle geçer.İ.Gazali


    Cuma günü, kuşlar, vahşi hayvanlar birbirine, “Selam size, bugün Cumadır” derlerDeylemi.

    Cuma diğer Cumaya kadar ve fazladan üç gün içinde işlenen günahlara kefaret olur. Çünkü iyi bir amel işleyene on kat sevap verilir.Taberani

    Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.Deylemi


    Cuma günü sabah namazından önce, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh” okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa, bütün günahları affolur.İbni Sünni


    Cuma günü veya gecesi ölen mümin, şehid olur, kabir azabından kurtulur.Ebu Nuaym

    Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret eden kimsenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.Tirmizi

    Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.Dare Kutni

    Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.İsfehani

    Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk verilir.Taberani


    Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cuma namazını farz kıldı. Adil veya zalim bir imam (başkan) zamanında küçümseyerek veya inkâr ederek Cuma namazını terk edenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekatı, haccı, orucu ve hiçbir ibadeti kabul olmaz.İbni Mace

    Allah’a ve ahirete inanan, Cuma namazına gitsin!Taberani

    Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir (iyilik yapamaz olur), gafil olur.Müslim

    Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.Tirmizi

    Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn (yani iki Kul euzu'yu) okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.İbni Sünni

    Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.Müslim

    Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.Hakim

    Cumaya gelmeyen erkeklerin evlerini yıksam diye düşündüm.Buhari


  6. 03.Kasım.2010, 17:35
    3
    Silent and lonely rains
    Kufe'de hutbe verirken minberden şöyle seslenmiştir: "Cuma günü olunca şeytan çarşı ve pazara erkenden bayraklarıyla gider, insanlara binbir engel çıkararak mani olmaya, onları cumadan (hiç olsun) geciktirmeye çalışır. Melekler de erkenden gidip mescidin kapılarına dururlar. Gelenleri birinci saatte gelenler, ikinci saatte gelenler diye yazarlar. Bu hal imam (hutbeye) çıkıncaya kadar devam eder. Kişi mescidde, imamı görüp, dinleyebileceği bir yere oturup can kulağıyla dinledi ve konuşmadı mı, kendisine iki kat sevap vardır. Kişi uzakta kalır ve imamı dinleyemeyeceği bir yere oturur, sessiz durur ve konuşmazsa bir hisse sevap alır. Eğer, imamı görüp dinleyebileceği bir yere oturur fakat boş konuşma yapar, sessiz kalmazsa, ona iki hisse vebal yazılır. Eğer, dinleme ve görme imkanı olmayan bir yere oturur ve boş konuşur ve sessiz kalmazsa, ona bir hisse vebal vardır. Kim de yanındaki arkadaşına cuma günü "sus" derse "boş konuşmuş" olur. Kim de boş konuşur ise, o cumadaki sevaptan nasibsiz kalır." (Hz. Ali) konuşmasının sonunda şunu söyledi: "Ben bunu Resulullah (sav)'dan işittim."

    Ebu Davud, Salat 209,


    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cum'a, en hayırlı günlerinizden biridir. Hz. Adem aleyhisselam(ıntoprağı) o gün yaratıldı, o gün kabzedildi. (Kıyamette Sur'a) o gün üflenecek, sayha da o günde olacak. Öyleyse o gün bana salavatı çok okuyun. Zira salavatlarınız bana arzedilir." Orada bulunanlar: "Salavatlarımız size nasıl arzedilir? Siz çürümüş olacaksınız!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Allah Teala Hazretleri, Arz'a peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı" buyurdular.

    Ebu Davud, Salat 207, Nesai, Cum'a 5,



    Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de, Cuma günü ve gecesinde işlenilenden daha kötüsü yoktur. Ramuz

    Cuma günü günah işlemeden geçerse, diğer günler de selametle geçer.İ.Gazali


    Cuma günü, kuşlar, vahşi hayvanlar birbirine, “Selam size, bugün Cumadır” derlerDeylemi.

    Cuma diğer Cumaya kadar ve fazladan üç gün içinde işlenen günahlara kefaret olur. Çünkü iyi bir amel işleyene on kat sevap verilir.Taberani

    Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.Deylemi


    Cuma günü sabah namazından önce, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh” okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa, bütün günahları affolur.İbni Sünni


    Cuma günü veya gecesi ölen mümin, şehid olur, kabir azabından kurtulur.Ebu Nuaym

    Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret eden kimsenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.Tirmizi

    Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.Dare Kutni

    Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.İsfehani

    Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk verilir.Taberani


    Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cuma namazını farz kıldı. Adil veya zalim bir imam (başkan) zamanında küçümseyerek veya inkâr ederek Cuma namazını terk edenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekatı, haccı, orucu ve hiçbir ibadeti kabul olmaz.İbni Mace

    Allah’a ve ahirete inanan, Cuma namazına gitsin!Taberani

    Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir (iyilik yapamaz olur), gafil olur.Müslim

    Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.Tirmizi

    Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn (yani iki Kul euzu'yu) okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.İbni Sünni

    Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.Müslim

    Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.Hakim

    Cumaya gelmeyen erkeklerin evlerini yıksam diye düşündüm.Buhari


  7. 25.Kasım.2010, 11:00
    4
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?

    Cenab­ı Hak, aylar içinde Ramazan'ı, geceler içinde Kadir Gecesi'ni, dünya içinde Mekke'yi, insanlar arasında Hz. Muhammed (sas)'i seçtiği gibi günler içinde de cumayı seçmiştir.


    Allah c.c. razı olsun kardeşim
    Cuma gününün kıymetini bilenlerden oluruz inşallah


  8. 25.Kasım.2010, 11:00
    4
    Hüvel Baki..
    Cenab­ı Hak, aylar içinde Ramazan'ı, geceler içinde Kadir Gecesi'ni, dünya içinde Mekke'yi, insanlar arasında Hz. Muhammed (sas)'i seçtiği gibi günler içinde de cumayı seçmiştir.


    Allah c.c. razı olsun kardeşim
    Cuma gününün kıymetini bilenlerden oluruz inşallah


  9. 24.Şubat.2011, 17:55
    5
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?

    Cuma namazının önemi nedir?

    Cuma günü çok değerli ve mübarek bir gündür. Bu konuda Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır:
    "Bizler Ehl­i Kitab'a göre en son gelmişken, kıyamet gününde faziletçe en başa geçecek olanlarız. Şundan dolayı ki, bizden evvel onlara Kitab verildi de Allah'ın onlara farz buyurduğu gün bu cuma günü iken, onlar anlaşmazlık çıkarıp başka günlere saygı gösterdiler. Bize ise o güne itibar etmek hususunda Hak Teala hidayet verdi (Doğru yolu gösterdi). Artık bu hususta insanlar bizden geri kalmış oldular. Yahudilerin ibadet günü yarın (cumartesi), Hıristiyanlarınki ise öbür gün (pazar)'dür. (Tecrîd, III, 3.)
    "Âdem o gün yaratıldı, o gün cennetten yere indirildi, o gün tövbesi kabul edildi ve o gün vefat etti, kıyamet günü de o gün kopacaktır. İns ve cinden başka hiç-bir yaratık yoktur ki, tan yeri ağardıktan gün doğuncaya kadar ­kıyamet belki bu gün kopar korkusu ile­ kulak kabartmasın. Bir de o günün içinde bir saat vardır ki, bir Müslüman kul, tesadüfen, o esnada namaz kılıp Allah Teâlâ Hazretleri'nden bir hacetini dilerse onu Allah Teala muhakkak ona verir." (Tecrîd, III, 4­5; Müslim, Cum'a, 17)
    Cuma gününün fazileti hakkında buyurulan bu kabil hadis­i şeriflerden dolayı İslâm bilginleri arasında konuşulan ve halka mal olarak darbımesel hükmüne gelen bazı güzel söz ve değerlendirmeler vardır. Mesela denilmiştir ki, "Cuma haftanın; Ramazan yılın; Hac ise ömrün ölçüsüdür." Yani şuurlu bir şekilde cuma namazını kılan; bugünü, İslâmî literatürde belirtilen bilgilere göre değerlendiren kişi bir hafta boyunca bunun feyz ve bereketinin tesirinde yaşar, her cuma bu tekrarlandıkça ömür boyu aydınlık bir hayat geçmiş olur. Bunun gibi Ramazan ayını âyet ve hadislerin ışığında değerlendiren mü'min onun feyziyle senenin bütün ay ve günlerini kıymetlendirebilir. Hac ibadeti kendisine farz olan zengin mü'min de bu ibadeti samimi bir şekilde yerine getirirse günahları bağışlanır ve eğer hac süresince edindiği mânevî ışığı iyi kullanabilirse bir ömür boyu mutlu olur. Yine, denilmiştir ki: "Cuma içindeki icabet saati, (dua ve dileklerin kabul edildiği an) Ramazan içindeki Kadir gecesi gibidir."
    Cuma günü gusletmek (tepeden tırnağa yıkanmak), gereken temizlikleri yapmak, dişleri fırçalamak, hoş­hafif koku sürünmek, temiz elbiseler giyinmek, güler yüzlü ve sevinçli olmak iyi görülmüştür. Peygamberimiz (sas) Medine civarındaki köylerden toz ve ter kokusu ile cumaya gelenlere "Bari, bu gününüz için iyice yıkanıp temizlenseniz!" buyurmuştur. (Müslim, Cum'a, 9)
    Cuma günleri sabah namazında Peygamber Efendimiz (sas) Secde ve Dehr (İnsân) surelerini okurdu. Bunun sebebi bu surelerin cuma günü, olmuş ve olacak olayları ihtiva etmesidir. Dolayısıyla bu sureler okunduğu takdirde Hz. Âdem'in yaratılışı, âhiret hayatının tasviri, insanların öbür âlemde yeniden dirilişi gibi cuma günü cereyan etmiş ve edecek olan hâdiseler hatırlanmış, bunlara olan îman tazelenmiş olacaktır. Secde Sûresi'nde Cenab­ı Hakk; Kur'an­ı Kerim'in, insanların uyarılması için indirilmiş bir gerçek olduğunu belirttikten sonra göklerin ve yerin yaratılışını hatırlatır ve "O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?" (Secde, 32/4) diye sorar. İnsanın yaratılışına değinir ve "..Size kulaklar, gözler, kalpler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz." (Secde, 32/9) buyurarak insanları uyarır. Surenin devamında Yüce Allah sapıkların dünyada iken ahirette tekrar diriltilmek konusunda inkâra gittiklerini hatırlatarak, böylelerinin öldükten sonra öbür âlemdeki pişmanlıklarını şöyle açıklar: "Suçluları, Rablerinin huzurunda başları önüne eğilmiş olarak, Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık, derlerken bir görsen!" (Secde, 32/13) Diğer taraftan, Allah'ın âyetlerine inananlar, büyüklük taslamayarak Cenab­ı Hakk'ı övüp yüceltenler, korku ve ümit içinde Hak Teâlâ'ya yalvaranlar, Yüce Mevlâ'nın ihsan ettiği rızıklardan sarf edenlerdir. Secde Sûresi'nde belirtilen bir gerçek de "En zalim kimselerin, kendilerine Allah'ın âyetleri hatırlatılınca onlardan yüz çevirenler." olduğudur. Sûre'nin son kısmında Yüce Allah inkârcılara şöyle seslenir: "Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevk etmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi? Kuru yerlere suyu gönderip, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?" (Secde, 32/26­27)
    "Dehr (İnsân)" Sûresi'nin ilk âyetlerinde Cenab­ı Hak, insanın bir nutfeden yaratıldığını belirttikten sonra ona görme ve işitme verildiğini ve doğruyu bulmak için yol gösterildiğini ifade eder. Sûre'nin devamında açıklandığına göre insanlar bu dünyada imtihan üzeredirler, ama bazıları şükrederler, diğer bazıları ise nankörlük ederler. Yüce Allah, bu surenin beşinci ayetinden itibaren iyilerin âhirette karşılaşacağı sonsuz mükâfatı tasvir eder: "Şüphesiz iyiler kâfur katılmış bir tastan içerler. Bu, ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır. Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği; yoksula, öksüze ve esire yedirirler."
    "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Biz karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz, çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabb'imizden korkarız." derler. "Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neş'e verir. Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada zencefil karışık bir tasla içirilirler. O pınara (Selsebil) denir." (İnsan, 76/5­18)
    Cuma günü ve Cuma namazı İslâm'a mahsus en büyük şiar ve sembollerdendir. Kurban bayramından önceki arefe günü Arafat'ta hac için bir araya gelen mü'minler topluluğu yılda bir kere tekrarlanmak kaydıyla bütün dünya üzerindeki Müslümanların en büyük toplantılarıdır. Bunun dışında mü'minlerin büyük kalabalıklar halinde ibadet ortamında kendiliğinden en çok bir araya geldiği günler bayram namazları ve cuma namazıdır. Bilhassa cuma namazının her hafta yeniden tekrarlanması, Müslümanların her hafta bir bayram sevinci içinde bir araya gelmeleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır.
    Cuma günü öğle vakti ezan okununca erkeklerin cuma namazına gitmesi farzdır. Bu konuda Cenab­ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrılınca Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Bilseniz bu, sizin hakkınızda daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın. Allah'ın lütfunu arayın. Allah'ı anın ki, felâh bulasınız." (Cum'a, 62/9­10)
    Dolayısıyla bu büyük gün ibadetin şuurunda olmayan, bunun idrakinden uzak, ilgisizlik içinde kalanların gafillerden sayılacağı hadis­i şeriflerde açıklanmıştır. Nitekim cumayı terk etmenin büyük günah olduğu bizzat Peygamber Efendimiz (sas) tarafından belirtilmiştir. Bu konuda Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmaktadır: "Birtakım kimseler ya cumayı terketmekten kesin olarak vazgeçerler, yahut da Allah onların kalplerini mühürleyecek, sonra kendileri muhakkak surette gafillerden olacaklardır." (Müslim, Cum'a, 40) "Üç cuma namazını, aldırmayarak mazeretsiz bırakıp kılmayan kimsenin Allah, kalbini mühürler." (et­Tâc, I, 273)
    Cuma günü ve gecesi Peygamber (sas)'e salavat getirmenin sevap ve fazileti büyüktür. Çünkü mü'minler sahip oldukları iman selametini ve İslâm saâdetini O'na borçludurlar. Cenab­ı Hak O'nun hürmetine hem dünyevi hem de uhrevi saâdet ve hayrı mü'minlere bahşetmiştir. Onlara verilecek İlâhi lütuf ve ihsanlar cuma günü ellerine geçecek, cennetteki makamlarına o gün gönderileceklerdir. Cennete girdikleri zaman mü'minlere beklediklerinin çok üstünde ziyadesiyle İlâhi lütufların yağdırılacağı "Mezid günü" o gündür. Ayrıca dünyada o gün mü'minler için bayramdır, o gün hulus­i kalple Cenab­ı Hakk'a uzanan eller geri çevrilmez; çünkü icabet saati (dua ve dileklerin kabul edildiği an) o günün içindedir. O günü bayram şuuru içinde idrak eden evler bereketle, hazla dolar. İşte bütün bunlar Hz. Peygamber'i tasdikin ve O'nun izinden ayrılmaksızın yürümenin hayırlı meyveleridir. Bu şuur içinde cuma gecesi ve günü, mü'minlerin, saadet sebebi olan âlemlerin efendisi Hz. Muhammed (sas)'e çokça salavat getirmeleri uygun olur. Nitekim ­kaynaklarda naklolunduğuna göre­ Hz. Peygamber (sas) Müslümanlara, cuma günü kendisi için çok salât ü selâm gönderilmesini tavsiye etmiş ve salât ü selâmların o gün kendisine arz olunacağını haber vermiştir.
    Hasılı, cuma günü, Müslümanların haftalık bayram günüdür, bu günün faziletleri saymakla bitmez. Bu münasebetle Müslümanlar cuma günü, ibadetlerine daha çok dikkat etmeli ve Peygamberimiz'e salât ü selâmda bulunmalıdırlar. Bununla beraber onu daha çok sevmeli ve hadis­i şerifleri anlamaya çalışmalıdırlar. Cuma günü Kehf Sûresi'ni okuyanlara uhrevi mükâfat müjdelenmiş, her cuma namazının diğer cumaya kadar günahlara kefaret olduğu belirtilmiştir. Cuma günü yoksullara yapılan yardımın sevabı da boldur. Cuma günü va'zü nasihat günüdür. Cuma va'zında ve hutbesinde konular, Müslümanların önemli meselelerine ışık tutmalı ve herkes bu mânevi aydınlık içinde hatalarını düzeltmeye, eksiklerini gidermeye çalışmalıdır.
    Cenab­ı Hak, aylar içinde Ramazan'ı, geceler içinde Kadir Gecesi'ni, dünya içinde Mekke'yi, insanlar arasında Hz. Muhammed (sas)'i seçtiği gibi günler içinde de cumayı seçmiştir.
    Mübarek Gün ve Geceler Hüseyin Algül


  10. 24.Şubat.2011, 17:55
    5
    Moderatör
    Cuma namazının önemi nedir?

    Cuma günü çok değerli ve mübarek bir gündür. Bu konuda Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır:
    "Bizler Ehl­i Kitab'a göre en son gelmişken, kıyamet gününde faziletçe en başa geçecek olanlarız. Şundan dolayı ki, bizden evvel onlara Kitab verildi de Allah'ın onlara farz buyurduğu gün bu cuma günü iken, onlar anlaşmazlık çıkarıp başka günlere saygı gösterdiler. Bize ise o güne itibar etmek hususunda Hak Teala hidayet verdi (Doğru yolu gösterdi). Artık bu hususta insanlar bizden geri kalmış oldular. Yahudilerin ibadet günü yarın (cumartesi), Hıristiyanlarınki ise öbür gün (pazar)'dür. (Tecrîd, III, 3.)
    "Âdem o gün yaratıldı, o gün cennetten yere indirildi, o gün tövbesi kabul edildi ve o gün vefat etti, kıyamet günü de o gün kopacaktır. İns ve cinden başka hiç-bir yaratık yoktur ki, tan yeri ağardıktan gün doğuncaya kadar ­kıyamet belki bu gün kopar korkusu ile­ kulak kabartmasın. Bir de o günün içinde bir saat vardır ki, bir Müslüman kul, tesadüfen, o esnada namaz kılıp Allah Teâlâ Hazretleri'nden bir hacetini dilerse onu Allah Teala muhakkak ona verir." (Tecrîd, III, 4­5; Müslim, Cum'a, 17)
    Cuma gününün fazileti hakkında buyurulan bu kabil hadis­i şeriflerden dolayı İslâm bilginleri arasında konuşulan ve halka mal olarak darbımesel hükmüne gelen bazı güzel söz ve değerlendirmeler vardır. Mesela denilmiştir ki, "Cuma haftanın; Ramazan yılın; Hac ise ömrün ölçüsüdür." Yani şuurlu bir şekilde cuma namazını kılan; bugünü, İslâmî literatürde belirtilen bilgilere göre değerlendiren kişi bir hafta boyunca bunun feyz ve bereketinin tesirinde yaşar, her cuma bu tekrarlandıkça ömür boyu aydınlık bir hayat geçmiş olur. Bunun gibi Ramazan ayını âyet ve hadislerin ışığında değerlendiren mü'min onun feyziyle senenin bütün ay ve günlerini kıymetlendirebilir. Hac ibadeti kendisine farz olan zengin mü'min de bu ibadeti samimi bir şekilde yerine getirirse günahları bağışlanır ve eğer hac süresince edindiği mânevî ışığı iyi kullanabilirse bir ömür boyu mutlu olur. Yine, denilmiştir ki: "Cuma içindeki icabet saati, (dua ve dileklerin kabul edildiği an) Ramazan içindeki Kadir gecesi gibidir."
    Cuma günü gusletmek (tepeden tırnağa yıkanmak), gereken temizlikleri yapmak, dişleri fırçalamak, hoş­hafif koku sürünmek, temiz elbiseler giyinmek, güler yüzlü ve sevinçli olmak iyi görülmüştür. Peygamberimiz (sas) Medine civarındaki köylerden toz ve ter kokusu ile cumaya gelenlere "Bari, bu gününüz için iyice yıkanıp temizlenseniz!" buyurmuştur. (Müslim, Cum'a, 9)
    Cuma günleri sabah namazında Peygamber Efendimiz (sas) Secde ve Dehr (İnsân) surelerini okurdu. Bunun sebebi bu surelerin cuma günü, olmuş ve olacak olayları ihtiva etmesidir. Dolayısıyla bu sureler okunduğu takdirde Hz. Âdem'in yaratılışı, âhiret hayatının tasviri, insanların öbür âlemde yeniden dirilişi gibi cuma günü cereyan etmiş ve edecek olan hâdiseler hatırlanmış, bunlara olan îman tazelenmiş olacaktır. Secde Sûresi'nde Cenab­ı Hakk; Kur'an­ı Kerim'in, insanların uyarılması için indirilmiş bir gerçek olduğunu belirttikten sonra göklerin ve yerin yaratılışını hatırlatır ve "O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?" (Secde, 32/4) diye sorar. İnsanın yaratılışına değinir ve "..Size kulaklar, gözler, kalpler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz." (Secde, 32/9) buyurarak insanları uyarır. Surenin devamında Yüce Allah sapıkların dünyada iken ahirette tekrar diriltilmek konusunda inkâra gittiklerini hatırlatarak, böylelerinin öldükten sonra öbür âlemdeki pişmanlıklarını şöyle açıklar: "Suçluları, Rablerinin huzurunda başları önüne eğilmiş olarak, Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık, derlerken bir görsen!" (Secde, 32/13) Diğer taraftan, Allah'ın âyetlerine inananlar, büyüklük taslamayarak Cenab­ı Hakk'ı övüp yüceltenler, korku ve ümit içinde Hak Teâlâ'ya yalvaranlar, Yüce Mevlâ'nın ihsan ettiği rızıklardan sarf edenlerdir. Secde Sûresi'nde belirtilen bir gerçek de "En zalim kimselerin, kendilerine Allah'ın âyetleri hatırlatılınca onlardan yüz çevirenler." olduğudur. Sûre'nin son kısmında Yüce Allah inkârcılara şöyle seslenir: "Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevk etmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi? Kuru yerlere suyu gönderip, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?" (Secde, 32/26­27)
    "Dehr (İnsân)" Sûresi'nin ilk âyetlerinde Cenab­ı Hak, insanın bir nutfeden yaratıldığını belirttikten sonra ona görme ve işitme verildiğini ve doğruyu bulmak için yol gösterildiğini ifade eder. Sûre'nin devamında açıklandığına göre insanlar bu dünyada imtihan üzeredirler, ama bazıları şükrederler, diğer bazıları ise nankörlük ederler. Yüce Allah, bu surenin beşinci ayetinden itibaren iyilerin âhirette karşılaşacağı sonsuz mükâfatı tasvir eder: "Şüphesiz iyiler kâfur katılmış bir tastan içerler. Bu, ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır. Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği; yoksula, öksüze ve esire yedirirler."
    "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Biz karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz, çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabb'imizden korkarız." derler. "Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neş'e verir. Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada zencefil karışık bir tasla içirilirler. O pınara (Selsebil) denir." (İnsan, 76/5­18)
    Cuma günü ve Cuma namazı İslâm'a mahsus en büyük şiar ve sembollerdendir. Kurban bayramından önceki arefe günü Arafat'ta hac için bir araya gelen mü'minler topluluğu yılda bir kere tekrarlanmak kaydıyla bütün dünya üzerindeki Müslümanların en büyük toplantılarıdır. Bunun dışında mü'minlerin büyük kalabalıklar halinde ibadet ortamında kendiliğinden en çok bir araya geldiği günler bayram namazları ve cuma namazıdır. Bilhassa cuma namazının her hafta yeniden tekrarlanması, Müslümanların her hafta bir bayram sevinci içinde bir araya gelmeleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır.
    Cuma günü öğle vakti ezan okununca erkeklerin cuma namazına gitmesi farzdır. Bu konuda Cenab­ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrılınca Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Bilseniz bu, sizin hakkınızda daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın. Allah'ın lütfunu arayın. Allah'ı anın ki, felâh bulasınız." (Cum'a, 62/9­10)
    Dolayısıyla bu büyük gün ibadetin şuurunda olmayan, bunun idrakinden uzak, ilgisizlik içinde kalanların gafillerden sayılacağı hadis­i şeriflerde açıklanmıştır. Nitekim cumayı terk etmenin büyük günah olduğu bizzat Peygamber Efendimiz (sas) tarafından belirtilmiştir. Bu konuda Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmaktadır: "Birtakım kimseler ya cumayı terketmekten kesin olarak vazgeçerler, yahut da Allah onların kalplerini mühürleyecek, sonra kendileri muhakkak surette gafillerden olacaklardır." (Müslim, Cum'a, 40) "Üç cuma namazını, aldırmayarak mazeretsiz bırakıp kılmayan kimsenin Allah, kalbini mühürler." (et­Tâc, I, 273)
    Cuma günü ve gecesi Peygamber (sas)'e salavat getirmenin sevap ve fazileti büyüktür. Çünkü mü'minler sahip oldukları iman selametini ve İslâm saâdetini O'na borçludurlar. Cenab­ı Hak O'nun hürmetine hem dünyevi hem de uhrevi saâdet ve hayrı mü'minlere bahşetmiştir. Onlara verilecek İlâhi lütuf ve ihsanlar cuma günü ellerine geçecek, cennetteki makamlarına o gün gönderileceklerdir. Cennete girdikleri zaman mü'minlere beklediklerinin çok üstünde ziyadesiyle İlâhi lütufların yağdırılacağı "Mezid günü" o gündür. Ayrıca dünyada o gün mü'minler için bayramdır, o gün hulus­i kalple Cenab­ı Hakk'a uzanan eller geri çevrilmez; çünkü icabet saati (dua ve dileklerin kabul edildiği an) o günün içindedir. O günü bayram şuuru içinde idrak eden evler bereketle, hazla dolar. İşte bütün bunlar Hz. Peygamber'i tasdikin ve O'nun izinden ayrılmaksızın yürümenin hayırlı meyveleridir. Bu şuur içinde cuma gecesi ve günü, mü'minlerin, saadet sebebi olan âlemlerin efendisi Hz. Muhammed (sas)'e çokça salavat getirmeleri uygun olur. Nitekim ­kaynaklarda naklolunduğuna göre­ Hz. Peygamber (sas) Müslümanlara, cuma günü kendisi için çok salât ü selâm gönderilmesini tavsiye etmiş ve salât ü selâmların o gün kendisine arz olunacağını haber vermiştir.
    Hasılı, cuma günü, Müslümanların haftalık bayram günüdür, bu günün faziletleri saymakla bitmez. Bu münasebetle Müslümanlar cuma günü, ibadetlerine daha çok dikkat etmeli ve Peygamberimiz'e salât ü selâmda bulunmalıdırlar. Bununla beraber onu daha çok sevmeli ve hadis­i şerifleri anlamaya çalışmalıdırlar. Cuma günü Kehf Sûresi'ni okuyanlara uhrevi mükâfat müjdelenmiş, her cuma namazının diğer cumaya kadar günahlara kefaret olduğu belirtilmiştir. Cuma günü yoksullara yapılan yardımın sevabı da boldur. Cuma günü va'zü nasihat günüdür. Cuma va'zında ve hutbesinde konular, Müslümanların önemli meselelerine ışık tutmalı ve herkes bu mânevi aydınlık içinde hatalarını düzeltmeye, eksiklerini gidermeye çalışmalıdır.
    Cenab­ı Hak, aylar içinde Ramazan'ı, geceler içinde Kadir Gecesi'ni, dünya içinde Mekke'yi, insanlar arasında Hz. Muhammed (sas)'i seçtiği gibi günler içinde de cumayı seçmiştir.
    Mübarek Gün ve Geceler Hüseyin Algül


  11. 12.Eylül.2014, 08:22
    6
    NuN
    Üye

    Profili:
    NuN
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2007
    Üye No: 1953
    Mesaj Sayısı: 2,081
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Cuma namazının önemini ayet ve hadisler ışığında anlatır mısınız?

    Cuma namazı ayet ve hadisler çoktur.
    Bütün ayet ve hadislerde, cumanın erkeklere farz olduğunu, cuma namazına gitmek ve hutbeyi dinlemek gerektiği vurgulanmaktadır.


  12. 12.Eylül.2014, 08:22
    6
    NuN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    NuN
    Üye
    Cuma namazı ayet ve hadisler çoktur.
    Bütün ayet ve hadislerde, cumanın erkeklere farz olduğunu, cuma namazına gitmek ve hutbeyi dinlemek gerektiği vurgulanmaktadır.





+ Yorum Gönder