Konusunu Oylayın.: Namaz Kılan ıle Kılmayan Arasındaki Fark Ve Namaz Daki Rüku Ve Secdedeki Mesajlar nelerdir

5 üzerinden 4.33 | Toplam : 3 kişi
Namaz Kılan ıle Kılmayan Arasındaki Fark Ve Namaz Daki Rüku Ve Secdedeki Mesajlar nelerdir
  1. 22.Eylül.2010, 12:05
    1
    Misafir

    Namaz Kılan ıle Kılmayan Arasındaki Fark Ve Namaz Daki Rüku Ve Secdedeki Mesajlar nelerdir

  2. 23.Eylül.2010, 09:22
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: Namaz Kılan ıle Kılmayan Arasındaki Fark Ve Namaz Daki Rüku Ve Secdedeki Mesajlar nelerdir




    Hz Mevlana’nin, Huşu ile Kilinan Namaz Tarifi

    Mesnevide Mevlana hazretleri namaz kılan mü’mini söyle izah etmiştir:
    Kurban kestiğin vakit, Allah’U EKBER dersin. Öldürülmeye layık olan nefsin zebhi (boğazlanması) sırasında da öyle diyorsun. Namaz kılanın cismi İsmail, ruhu da Hz. İbrahim gibidir ki, ruh AllahU EKBER demekle cismin zebhine (boğazlanmasına) tekbir getirmiş olur.

    AllahU EKBER diyerek miracının kapısını açan mü’min manevi yolculuğa baslar. Manevi sarhoşluk içinde vücudu kıyamda bir sütun gibi durmaktadır. Kıyam halindeki mü’min kâinattaki bütün dağların, tepelerin kıyam sevabını isler. Ruh taşımayan varlıkların Allah(cc)’i zikretmeleri kıyam halindedir. Mü’min elini göbeğinin altına bağlamış olduğu halde Rabbiyle mulakamet eder. Kurandan ayetler okur. Mevla’sına midesine haram lokma girmemesi için dua eder ve sohbet başlamistir. Surelerin anası olan Fatiha suresini okur. Her bir ayeti okurken derin bir tefekkure dalar. Ya Rabbi yalniz sana kulluk eder, senden yardım isteriz derken kendinden geçer. Bu durduğu ayetin ağırlığını dağlar bile çekemez. Bu ayet ona aciz bir kul olduğunu hatırlatır. Bu sure öyle derin manalara sahip ki tefsiri ile alakali hükümler ortaya konulsa 70 deve bu yükü çekemez. Okudugu sure öyle bir suredir ki Alemlerin Rabbi’nin ancak Allah(cc)’i olduğunu tasdik eder ve kalbindeki yüzlerce putu kırar. Mevlana Hazretlerinin tabiriyle onun ruhu İbrahim’i ruh olmuştur. Nefsinin tum putlarını kırmaya başlar. O, öyle bir süreçtir ki derin bir tefekkürle okuyan kimse ne nükleer güçlerden ne de süper güçlerden korkmaz. Mü’min namazda Fatihayı her rekâtta tekrar okur çünkü bu derin manalar onu olgunlaştıracak ve onu melekleştirecektir. Mü’min kendisinin hidayete tabi olanlarla birlikte, manevi nimetlerle mücehhez olan peygamberler, sıddıklar, şehitler ve velilerle birlikte olmak için dua eder. Yahudileri, Hıristiyanları, Putperestleri, tağutları kendisinden uzak eylemesi icin can-i gönülden dua eder ve Mevla’sına yalvarır.

    Mü’min kıyamını Fatiha suresi ile kapatmaz. Çünkü manevi bu tadı hiçbir şeyde bulamayacağını bilir. Kıyamını uzatır, onun emirlerine mutlak teslimiyetini ifade etmek icin bir sure daha okur. Mevla’sıyla sohbet eder tarifi mümkün olmayan manevi bir zevke gark olur. İlahi tecellilere mazhar olur ve içi dışı nurla dolar. Bu ilahi tecellilere daha fazla dayanamaz. Kıyam esnasında Mevla’sından öyle hitaplar işitir ki, mahcubiyetle iki kat olup rukuya varir. Onu rükûda tesbih ve takdis eder. Allah’(cc)’in zatından başka hiçbir gücün önünde eğilmediğini, Allah’(cc)’ dan başka hiçbir otorite tanımadığını bu ameliyle teyit eder. Ayni zamanda kendisi için rükû ya vardığı Rabbine bu haliyle şükretmektedir. Dört ayaklı rükû eder haldeki tüm mahlûkatın sevabına nail olur. Cunku onlar gibi rükû halinde Rabbini zikretmektedir. Bu halinden Mevla o kadar memnun olur ki, onun hamdını işitir. Mü’min Mevla’sından,’ başını kaldır ey kulum ben senden razı oldum hitabını işitir’. Rükûdan basını kaldırır semiAllahu limenhamideh Allah(cc)’i kendisine hamdedenin hamdini işitir der. Mevla’sından ne güzel bir müjde, ne güzel bir haber işitmiş olur.

    Rükûdan başını kaldıran Mü’min hamd etmesinin Rabbimiz tarafından kabul edildiğini öğrenir öğrenmez, Ey Rabbimiz hamd sana mahsustur:

    Rabbenalekel hamd der, fakat daha fazla ayakta durma mecali kalmamıştır olduğu yere yığılır kalır secdeye kapanır…

    Mü’min secdede vecd halinde kendinden geçmiş bir haldedir. O, an Mevla’sına en yakın olduğu andır. Miracının son merhalesine ulaşmıştır. Bundan sonrasını Sah Veliyullah Dehlevi ( k.s) Hazretlerinden dinleyelim. İnsan göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir an içinde Allah’IN arşının huzuruna götürülür ve mümkün olan en yakın mesafe ile yüce Allah’IN arşının eşiğine kendini yakın bulur. İşte tam bu sırada o kişinin bütün ruhunu kaplayan ilahi tecelliler meydana gelir. O kimse orada oyle şeyler görür hisseder ki insanin konuştuğu dil bunu ifade etmekten aciz kalır. Bir şimsek hızıyla cereyan eden bu hal geçip gittikten sonra insan, daha önceki durum ve şartlarına döner. Ancak bu cezbe ve vecd halinin kaybolup gitmesi sebebiyle kendini üzüntü ve ıstırap içinde bulur. Böylece elinden kaçırdığı bir şeyi tekrar bulabilmek icin büyük gayret gösterir. Marifetullah sayesinde bu dünyada sahip olduğu şartlar dâhilinde, Mevla’sıyla beraber olma durumuna ulaşmaya, yükselmeye çalışır.

    Mü’min secdede bir kez daha aciz bir kul olduğunu hatırlar. Şerefli alnını toprağa koyarak bir kez daha kalbindeki putları kırar, onlardan hiçbir eser bırakmaz. Şerefli başını hiçbir güç karşısında eğmeyeceğinin sözünü verir. Alnına Mü’min olduğunun damgası vurulur. Mevla’mızın fethe suresi 19. ayetindeki müjdesine mazhar olur. Mevla’mız bu ayette mü’minlerin alnında secde izinden nişanları olduğunu haber vermiştir.

    Mevla’sına yakın olduğu bu secde anında Mü’min Rabbini tespih eder. En büyük olan Rabbimi tenzih ederim Subhane Rabbiyel Ala der. Mu’min Ervah-i Ezelde ruhu ile secdeye varmıştı. Gayb âleminde verdiği sözü simdi Şuhut âleminde ispatlamıştır.

    Mü’minin miracının kalan kısmını şimdide Mesneviden dinleyelim. Mevlana Hazretleri mü’minin secdede iken halini şöyle anlatmaktadır: Mu’min secdede iken Rabbinden bir hitap işitir. Mevla kuluna, Ey kulum! Secdeden başını kaldır da, yapmış olduklarından haber ver der. O musalli (namaz kılan) ikinci defa başını kaldırırsa da yinede utandığından yine yılan gibi yüzü üstüne düşer… Cenabı Hak ona tekrar hitap eder, başını kaldır ve izah etki yaptıklarını senden birer ve inceden inceye soracağım… Hakkin heybetli hitabı namaz kılan kimsenin ruhuna tesir eylediğinden ayakta duracak kuvveti kalmaz… O hitabın ağırlığıyla diz üstü oturur.

    Secde hali, lafızlarla izah edilemez. Cümleler onu izahtan acizdir. Secde hali kişinin manevi haliyle irtibatlıdır. Bu hal yaşanmadan tarif edilemez. Manevi bir ağırlığın altında ayağa kalkacak dermanı kalmayan Mü’min iki dizi üzerinde kemali edeple oturur haldeyken, Mevla’sıyla mulakamet eder. Rasulullah’( s.a.v)de orada hatırlar ona salata selam eder. Artik miracının sonuna gelmiştir. Son anini ganimet bilip Mevla’sından bazı isteklerde bulunur. Dünya ve ahiret islerinde kendisinin Rabbimize çok muhtaç oldugunu bilir. Her iki dünyasının iyiliklerle, güzelliklerle dolmasını Mevla’sından ister. Burada, Anne ve Babasını, Mü’min kardeşlerini unutmaz onları da hatırlar ve onlar icinde Rabbinden mağfiret talep eder.

    O yüce makamdan, Mevla’sından ayrılmak istemese de artik ayrılık vakti gelmiştir. Mevla’sından kemali edeple hal diliyle izin ister. O, ayrılık ani çok zor bir andır. Bunun tarifi mümkün değildir. Bu ayrılış o kadar zordur ki, bir annenin evladını kaybettiği acıdan daha zordur. Bu hali yasayanlar bilir. Yine Mevlana (ks) hazretlerinden bu ayrılık anını dinleyelim: Musalli (namaz kılan kimse) selam verirken, sağ tarafına enbiya ve büyük zatlar canibine yüzünü çevirir… Hal lisanıyla, Ey manevi sultanlar! Şefaat edin ki bu leimin ( alçak ve zelil olan) ayağı da, kilimi de çamura batıp, kalmıştır der…

    Nebiler (lisanî hal ile) derler ki: çare günü gitti. Çare orada, yani dünyada idi. Simdi o çare aleti kayboldu.

    Bu sefer musalli (mahzun bir halde) yüzünü soldan tarafa ve hısımı, akrabası cihetine çevirir. Onlar (lisanî hal ile) derler ki: Sus, efendi, cevabini Allah(cc)’a söyle, biz kim oluyoruz. Bizden elini çek ve ümidini kes… O Zavallı adam herkesten ümidini kesince iki elini birden duaya kaldırır ve söyle der: İlahi! Herkesten ümidim kesildi. Evvelde sensin, Ahir de sensin…




  3. 23.Eylül.2010, 09:22
    2
    Özel Üye



    Hz Mevlana’nin, Huşu ile Kilinan Namaz Tarifi

    Mesnevide Mevlana hazretleri namaz kılan mü’mini söyle izah etmiştir:
    Kurban kestiğin vakit, Allah’U EKBER dersin. Öldürülmeye layık olan nefsin zebhi (boğazlanması) sırasında da öyle diyorsun. Namaz kılanın cismi İsmail, ruhu da Hz. İbrahim gibidir ki, ruh AllahU EKBER demekle cismin zebhine (boğazlanmasına) tekbir getirmiş olur.

    AllahU EKBER diyerek miracının kapısını açan mü’min manevi yolculuğa baslar. Manevi sarhoşluk içinde vücudu kıyamda bir sütun gibi durmaktadır. Kıyam halindeki mü’min kâinattaki bütün dağların, tepelerin kıyam sevabını isler. Ruh taşımayan varlıkların Allah(cc)’i zikretmeleri kıyam halindedir. Mü’min elini göbeğinin altına bağlamış olduğu halde Rabbiyle mulakamet eder. Kurandan ayetler okur. Mevla’sına midesine haram lokma girmemesi için dua eder ve sohbet başlamistir. Surelerin anası olan Fatiha suresini okur. Her bir ayeti okurken derin bir tefekkure dalar. Ya Rabbi yalniz sana kulluk eder, senden yardım isteriz derken kendinden geçer. Bu durduğu ayetin ağırlığını dağlar bile çekemez. Bu ayet ona aciz bir kul olduğunu hatırlatır. Bu sure öyle derin manalara sahip ki tefsiri ile alakali hükümler ortaya konulsa 70 deve bu yükü çekemez. Okudugu sure öyle bir suredir ki Alemlerin Rabbi’nin ancak Allah(cc)’i olduğunu tasdik eder ve kalbindeki yüzlerce putu kırar. Mevlana Hazretlerinin tabiriyle onun ruhu İbrahim’i ruh olmuştur. Nefsinin tum putlarını kırmaya başlar. O, öyle bir süreçtir ki derin bir tefekkürle okuyan kimse ne nükleer güçlerden ne de süper güçlerden korkmaz. Mü’min namazda Fatihayı her rekâtta tekrar okur çünkü bu derin manalar onu olgunlaştıracak ve onu melekleştirecektir. Mü’min kendisinin hidayete tabi olanlarla birlikte, manevi nimetlerle mücehhez olan peygamberler, sıddıklar, şehitler ve velilerle birlikte olmak için dua eder. Yahudileri, Hıristiyanları, Putperestleri, tağutları kendisinden uzak eylemesi icin can-i gönülden dua eder ve Mevla’sına yalvarır.

    Mü’min kıyamını Fatiha suresi ile kapatmaz. Çünkü manevi bu tadı hiçbir şeyde bulamayacağını bilir. Kıyamını uzatır, onun emirlerine mutlak teslimiyetini ifade etmek icin bir sure daha okur. Mevla’sıyla sohbet eder tarifi mümkün olmayan manevi bir zevke gark olur. İlahi tecellilere mazhar olur ve içi dışı nurla dolar. Bu ilahi tecellilere daha fazla dayanamaz. Kıyam esnasında Mevla’sından öyle hitaplar işitir ki, mahcubiyetle iki kat olup rukuya varir. Onu rükûda tesbih ve takdis eder. Allah’(cc)’in zatından başka hiçbir gücün önünde eğilmediğini, Allah’(cc)’ dan başka hiçbir otorite tanımadığını bu ameliyle teyit eder. Ayni zamanda kendisi için rükû ya vardığı Rabbine bu haliyle şükretmektedir. Dört ayaklı rükû eder haldeki tüm mahlûkatın sevabına nail olur. Cunku onlar gibi rükû halinde Rabbini zikretmektedir. Bu halinden Mevla o kadar memnun olur ki, onun hamdını işitir. Mü’min Mevla’sından,’ başını kaldır ey kulum ben senden razı oldum hitabını işitir’. Rükûdan basını kaldırır semiAllahu limenhamideh Allah(cc)’i kendisine hamdedenin hamdini işitir der. Mevla’sından ne güzel bir müjde, ne güzel bir haber işitmiş olur.

    Rükûdan başını kaldıran Mü’min hamd etmesinin Rabbimiz tarafından kabul edildiğini öğrenir öğrenmez, Ey Rabbimiz hamd sana mahsustur:

    Rabbenalekel hamd der, fakat daha fazla ayakta durma mecali kalmamıştır olduğu yere yığılır kalır secdeye kapanır…

    Mü’min secdede vecd halinde kendinden geçmiş bir haldedir. O, an Mevla’sına en yakın olduğu andır. Miracının son merhalesine ulaşmıştır. Bundan sonrasını Sah Veliyullah Dehlevi ( k.s) Hazretlerinden dinleyelim. İnsan göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir an içinde Allah’IN arşının huzuruna götürülür ve mümkün olan en yakın mesafe ile yüce Allah’IN arşının eşiğine kendini yakın bulur. İşte tam bu sırada o kişinin bütün ruhunu kaplayan ilahi tecelliler meydana gelir. O kimse orada oyle şeyler görür hisseder ki insanin konuştuğu dil bunu ifade etmekten aciz kalır. Bir şimsek hızıyla cereyan eden bu hal geçip gittikten sonra insan, daha önceki durum ve şartlarına döner. Ancak bu cezbe ve vecd halinin kaybolup gitmesi sebebiyle kendini üzüntü ve ıstırap içinde bulur. Böylece elinden kaçırdığı bir şeyi tekrar bulabilmek icin büyük gayret gösterir. Marifetullah sayesinde bu dünyada sahip olduğu şartlar dâhilinde, Mevla’sıyla beraber olma durumuna ulaşmaya, yükselmeye çalışır.

    Mü’min secdede bir kez daha aciz bir kul olduğunu hatırlar. Şerefli alnını toprağa koyarak bir kez daha kalbindeki putları kırar, onlardan hiçbir eser bırakmaz. Şerefli başını hiçbir güç karşısında eğmeyeceğinin sözünü verir. Alnına Mü’min olduğunun damgası vurulur. Mevla’mızın fethe suresi 19. ayetindeki müjdesine mazhar olur. Mevla’mız bu ayette mü’minlerin alnında secde izinden nişanları olduğunu haber vermiştir.

    Mevla’sına yakın olduğu bu secde anında Mü’min Rabbini tespih eder. En büyük olan Rabbimi tenzih ederim Subhane Rabbiyel Ala der. Mu’min Ervah-i Ezelde ruhu ile secdeye varmıştı. Gayb âleminde verdiği sözü simdi Şuhut âleminde ispatlamıştır.

    Mü’minin miracının kalan kısmını şimdide Mesneviden dinleyelim. Mevlana Hazretleri mü’minin secdede iken halini şöyle anlatmaktadır: Mu’min secdede iken Rabbinden bir hitap işitir. Mevla kuluna, Ey kulum! Secdeden başını kaldır da, yapmış olduklarından haber ver der. O musalli (namaz kılan) ikinci defa başını kaldırırsa da yinede utandığından yine yılan gibi yüzü üstüne düşer… Cenabı Hak ona tekrar hitap eder, başını kaldır ve izah etki yaptıklarını senden birer ve inceden inceye soracağım… Hakkin heybetli hitabı namaz kılan kimsenin ruhuna tesir eylediğinden ayakta duracak kuvveti kalmaz… O hitabın ağırlığıyla diz üstü oturur.

    Secde hali, lafızlarla izah edilemez. Cümleler onu izahtan acizdir. Secde hali kişinin manevi haliyle irtibatlıdır. Bu hal yaşanmadan tarif edilemez. Manevi bir ağırlığın altında ayağa kalkacak dermanı kalmayan Mü’min iki dizi üzerinde kemali edeple oturur haldeyken, Mevla’sıyla mulakamet eder. Rasulullah’( s.a.v)de orada hatırlar ona salata selam eder. Artik miracının sonuna gelmiştir. Son anini ganimet bilip Mevla’sından bazı isteklerde bulunur. Dünya ve ahiret islerinde kendisinin Rabbimize çok muhtaç oldugunu bilir. Her iki dünyasının iyiliklerle, güzelliklerle dolmasını Mevla’sından ister. Burada, Anne ve Babasını, Mü’min kardeşlerini unutmaz onları da hatırlar ve onlar icinde Rabbinden mağfiret talep eder.

    O yüce makamdan, Mevla’sından ayrılmak istemese de artik ayrılık vakti gelmiştir. Mevla’sından kemali edeple hal diliyle izin ister. O, ayrılık ani çok zor bir andır. Bunun tarifi mümkün değildir. Bu ayrılış o kadar zordur ki, bir annenin evladını kaybettiği acıdan daha zordur. Bu hali yasayanlar bilir. Yine Mevlana (ks) hazretlerinden bu ayrılık anını dinleyelim: Musalli (namaz kılan kimse) selam verirken, sağ tarafına enbiya ve büyük zatlar canibine yüzünü çevirir… Hal lisanıyla, Ey manevi sultanlar! Şefaat edin ki bu leimin ( alçak ve zelil olan) ayağı da, kilimi de çamura batıp, kalmıştır der…

    Nebiler (lisanî hal ile) derler ki: çare günü gitti. Çare orada, yani dünyada idi. Simdi o çare aleti kayboldu.

    Bu sefer musalli (mahzun bir halde) yüzünü soldan tarafa ve hısımı, akrabası cihetine çevirir. Onlar (lisanî hal ile) derler ki: Sus, efendi, cevabini Allah(cc)’a söyle, biz kim oluyoruz. Bizden elini çek ve ümidini kes… O Zavallı adam herkesten ümidini kesince iki elini birden duaya kaldırır ve söyle der: İlahi! Herkesten ümidim kesildi. Evvelde sensin, Ahir de sensin…




  4. 23.Eylül.2010, 15:27
    3
    YaZaROW
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2010
    Üye No: 77650
    Mesaj Sayısı: 1,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Namaz Kılan ıle Kılmayan Arasındaki Fark Ve Namaz Daki Rüku Ve Secdedeki Mesajlar nelerdir

    Şöyle bir cümle söylemek istiyorum. NAMAZ kılan cennet'e kesinlikle gidecektir. (Hakkıyla kılan) Bunda hiçbir kusur yoktur (Son nefesi saymayarak söylüyorum, Allah son nefese kadar imanı nasip etsin.) Namaz kılmayan kişi de kesinlikle kaza etmezse cehenneme gidecektir. (Sürekli değil imanı varsa çıkacaktır fakat kesinlikle ceheneme uğrayacaktır.) Çünkü Rabbimiz (c.c) kendine ibadet edip yasaklarını yapmayanla, kendine ibadet etmeyip yasakları umursamayanları bilendir. Herkese hakkıyla hükmedip adaletiyle hüküm vereceğini kıymetli kitabımız Kur'an'ı Kerimde defalarca belirtmiştir.


  5. 23.Eylül.2010, 15:27
    3
    YaZaROW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Şöyle bir cümle söylemek istiyorum. NAMAZ kılan cennet'e kesinlikle gidecektir. (Hakkıyla kılan) Bunda hiçbir kusur yoktur (Son nefesi saymayarak söylüyorum, Allah son nefese kadar imanı nasip etsin.) Namaz kılmayan kişi de kesinlikle kaza etmezse cehenneme gidecektir. (Sürekli değil imanı varsa çıkacaktır fakat kesinlikle ceheneme uğrayacaktır.) Çünkü Rabbimiz (c.c) kendine ibadet edip yasaklarını yapmayanla, kendine ibadet etmeyip yasakları umursamayanları bilendir. Herkese hakkıyla hükmedip adaletiyle hüküm vereceğini kıymetli kitabımız Kur'an'ı Kerimde defalarca belirtmiştir.


  6. 13.Mart.2013, 13:02
    4
    Misafir

    Cevap: Namaz Kılan ıle Kılmayan Arasındaki Fark Ve Namaz Daki Rüku Ve Secdedeki Mesajlar nelerdir

    ALLAH hiçbir kimseyi iman yolundan ayırmasın


  7. 13.Mart.2013, 13:02
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    ALLAH hiçbir kimseyi iman yolundan ayırmasın





+ Yorum Gönder