Konusunu Oylayın.: Namazın camilerde kılınması

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Namazın camilerde kılınması
  1. 09.Aralık.2009, 20:39
    1
    Misafir

    Namazın camilerde kılınması






    Namazın camilerde kılınması Mumsema Namazın camilerde kılınması neden çok sevaptır Namazın camilerde kılınması hakkında bilgilere ihtiyacım var


  2. 09.Aralık.2009, 20:39
    1
    beyra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    beyra
    Misafir
  3. 27.Mayıs.2013, 14:35
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Namazın camilerde kılınması




    Camilerde namaz kılmak niçin daha sevaptır?
    Cemaatle namaz kılmanın önemi hakkında bilgi verir misiniz?




    Cami; toplayıcı, toplayan, kaplayan, Müslümanların ibadet gayesiyle toplandıkları yer, ma'bed.

    "Câmi" terimi "(cemaatleri) bir araya getiren mescid" anlamındaki "el-mescidü'l-câmi"den kısaltılarak sonradan kullanılmaya başlanmıştır.

    Kur'an'da, hadislerde ve ilk tarihî kaynaklarda "câmi" yerine "mescid" kelimesi geçmektedir. "Mescid", "secde edilen yer" anlamında bir mekân ismidir. Namazın başka rükünleri de olmasına rağmen ibadet edilen yer, önemine binaen secdeye izafe edilmiştir.

    İnsanın daha ilk yaratılışında şahit olduğu secde (Bakara, 2/34) hürmet ve tazimin en güzel ifadesidir. Hz. Peygamber (s.a.s) onu, kulun Allah'a en yakın anı olarak vasıflandırmıştır. (Nesâî, Tatbik, 78) İçinde Allah'a ibadet edilen her yere mescid denilmiştir. Kur'an bu geniş anlamıyla mescidi geçmiş dinlerin mabedleri ile beraber zikreder.(Hac, 22/41 ).

    Batı dillerinde kullanılmakta olan "mosquee" ve benzeri terimler "mescid"in değişik telaffuzundan doğmuştur.

    Osmanlılar da sultanlar tarafından yaptırılan câmilere "salâtin câmi", vezirler ve rical tarafından yaptırılanlara, yaptıranın adına izafeten "... câmii" küçük olanlara da "mescid" demişlerdir.

    Peygamber Efendimiz (asv), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42) Allah Resulü (asv), hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise cemaate katılarak Hz. Ebu Bekir (ra)'in arkasında namaz kılmıştır. Bu itibarla cemaatle namaz kılma, İslâm'ın bir şiarı ve sembolüdür. Asr-ı saadet'ten günümüze vazgeçilmez bir uygulama olarak gelmiş ve aynen de kıyamete kadar devam edecektir/etmelidir.

    İslâm dini birlik ve beraberliğe, uhuvvete çok önem vermiştir. Günde beş vakit namazın bir arada kılınmasının teşvik edilmesi, hafta da bir Cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının topluca kılınmasının gerekli görülmesi, Müslümanların birbiriyle görüşmesine, bir birinin hal ve hatırını sormasına, birbirleriyle yardımlaşmalarına vesile olması gibi birçok hayati hikmetleri vardır.

    Kur'an-ı Kerim'de şu ayette: "Ey Resulüm! Sen müminlerin içinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir kısmı sana tâbi olarak namaza dursun ve silahlarını yanlarına alsınlar." (Nisa, 4/102) cephede cihad ederken, en tehlikeli bir yerde ve zaman da bile cemaatle namaz kılmaktan bahsedilmektedir. Cephede savaşırken bile cemaatle namaz kılmanın teşvik edilmesi, normal zamanlarda cemaate riayet edilmesinin daha öncelikli ve önemli olduğuna vurgu yapılmış olmaktadır.

    Cemaata devam etmek, cemaatle namaz kılmak sünneti müekkededir. Aynı zamanda Peygamber Efendimizin sünnetlerinin en kuvvetlisidir. Resul-i Ekrem, her zaman cemaate devam etmişlerdir. Resul-i Ekrem bu konuda cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmiyedi derece daha faziletlidir. Eğer müminler yatsı ve sabah namazlarının cemaatle kılınmasının sevabını bilseler emekliyerek camilere koşarlardı.1,2.

    Yatsı namazını cemaatle kılanlar yarı geceye kadar namaz kılmış sayılırlar. Sabah namazını cemaatle kılanların ise, bütün geceyi ibadetle geçirmiş gibi olacaklarını haber vermiştir.3

    Bir gün sabah namazını kıldıran Hazreti Ömer, cemaatten birinin gelmediğini görünce, o kimsenin neden gelmediğini sormuştur. Demişler ki O zatı muhterem geceleri yatmaz devamlı ibadet eder, ihtimal ki sabaha yakın uyuya kalmış ve bu yüzden cemaate gelememiştir. Hazreti Ömer, eğer O kimse gece uyumuş olsa da, sabah cemaatından geri kalmamış olsa onun için daha hayırlı olurdu, demiştir.4

    Yine Peygamberimiz, eğer müslümanlar birinci saftaki fazileti bilseler orada yer bulabilmek için aralarında kur’a çekmek zorunda kalırlardı, eğer camiye erken gitmenin sevabını bilseler, önce gidebilmek için yarışırlardı.5

    Gece karanlıklarında, evlerinden kalkarak namaz kılmak üzere camiye gidenler tam bir aydınlık içinde bulunacaklardır.6

    Camilere devam edenleri görürseniz onların cennetlik olduklarına şahitlik ediniz, buyurmuştur.7

    Cemaate devam etmek derecemizin yükselmesine, günahlarımızın bağışlanmasına vesile olur. Nitekim Resul-i Ekrem; günahların bağışlanmasını, derecelerin yükselmesini sağlayan iyiliklerden biri de camiye giderken atılan adımlardır.

    8 Kıyamet günü arşialanın gölgesinde istirahat edeceklerden biri de; camilere gönül veren, cemaate devam eden müslümanlardır, buyurarak cemaatin önemini belirtmiştir.9 Yukarıda okunan ayeti kerimede namazı doğru dürüst kılınız, zekatı veriniz, rükü edenlerle beraber rüku ediniz, buyurulmuştur.

    Müslümanların günde beş defa bir araya gelmeleri, huşu ve huzurla namaz kılmaları Cenab-ı Hakk’a kemal tazimde bulunmak üzere rüku ve secdeye eğilmeleri, davranışların en güzeli, ibadetlerin en mükemmelidir. Müslümanların bir arada bulunması, safların düzgün tutulması, namazların kabulüne ve ruhların tekamülüne bir sebepdir. Cemaatin özelliği, safların düzenliliği Allah’ın rızasının kazanılmasına bir vesiledir. Cemaate devam edenlerin en çok sevap alanı, en uzak yerden gelendir.10

    Cuma ve Bayram namazlarında cemaatın şart kılınması, cemaatle namaz kılmanın fazilet ve önemini belirtmektedir. Cemaatle yalnız farz namazları, bir de ramazanda Vitir ve Teravih namazları kılınır. Diğer namazlar cemaatle kılınmaz.

    Cemaate devam etmek, zaruret olmadıkça terk edilmemelidir. Hastalık, ihtiyarlık gibi meşru mazeretler bulunmadıkça, şiddetli soğuklar, sel ve fırtınalar, çamur ve yağmurlu havalar engel olmadıkça cemaate devam edilmelidir. Resul-i Ekrem, cennete girmek için ne yapmalıyım diye soran kişiye: İmam ol. İmamlığa gücüm yetmez, Müezzin ol. Müezzinliği de beceremem. O halde cemaate devam et. Ön safta yer almaya gayret eyle, buyurmuştur. Her zaman namazı cemaatle kılmaya gayret edelim, birlik ve düzenimizi bozmayalım, yekdiğerimizden ayrılmayalım, birbirimize karşı saygılı olalım, yekvücut olduğumuzu her yerde gösterelim. Böylelikle Allah’ın rahmetinden, ibadetlerin feyzinden yararlanalım. Resul-i Ekrem ve Eshab-ı Kiramın yolundan ayrılmayalım.

    1) Riyazu’s Salih”n, c. 2, H.1058.

    2) Aynı eser, c. 2. H. 1076.

    3) Aynı eser, c. 2, H. 1075.

    4) İmam-ı Rabban”’nin Mektubatı.

    5) Riyazu’s Salihin, c. 2, H. 1037.

    6) Aynı eser, c. 2. H. 1061.

    7) Aynı eser, c. 2, H. 1054.

    8) Aynı eser, c. 2, 1063.

    9) Aynı eser, c. 1, H. 377.

    10) Aynı eser, c. 2, H. 1061.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *



  4. 27.Mayıs.2013, 14:35
    2
    Devamlı Üye



    Camilerde namaz kılmak niçin daha sevaptır?
    Cemaatle namaz kılmanın önemi hakkında bilgi verir misiniz?




    Cami; toplayıcı, toplayan, kaplayan, Müslümanların ibadet gayesiyle toplandıkları yer, ma'bed.

    "Câmi" terimi "(cemaatleri) bir araya getiren mescid" anlamındaki "el-mescidü'l-câmi"den kısaltılarak sonradan kullanılmaya başlanmıştır.

    Kur'an'da, hadislerde ve ilk tarihî kaynaklarda "câmi" yerine "mescid" kelimesi geçmektedir. "Mescid", "secde edilen yer" anlamında bir mekân ismidir. Namazın başka rükünleri de olmasına rağmen ibadet edilen yer, önemine binaen secdeye izafe edilmiştir.

    İnsanın daha ilk yaratılışında şahit olduğu secde (Bakara, 2/34) hürmet ve tazimin en güzel ifadesidir. Hz. Peygamber (s.a.s) onu, kulun Allah'a en yakın anı olarak vasıflandırmıştır. (Nesâî, Tatbik, 78) İçinde Allah'a ibadet edilen her yere mescid denilmiştir. Kur'an bu geniş anlamıyla mescidi geçmiş dinlerin mabedleri ile beraber zikreder.(Hac, 22/41 ).

    Batı dillerinde kullanılmakta olan "mosquee" ve benzeri terimler "mescid"in değişik telaffuzundan doğmuştur.

    Osmanlılar da sultanlar tarafından yaptırılan câmilere "salâtin câmi", vezirler ve rical tarafından yaptırılanlara, yaptıranın adına izafeten "... câmii" küçük olanlara da "mescid" demişlerdir.

    Peygamber Efendimiz (asv), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42) Allah Resulü (asv), hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise cemaate katılarak Hz. Ebu Bekir (ra)'in arkasında namaz kılmıştır. Bu itibarla cemaatle namaz kılma, İslâm'ın bir şiarı ve sembolüdür. Asr-ı saadet'ten günümüze vazgeçilmez bir uygulama olarak gelmiş ve aynen de kıyamete kadar devam edecektir/etmelidir.

    İslâm dini birlik ve beraberliğe, uhuvvete çok önem vermiştir. Günde beş vakit namazın bir arada kılınmasının teşvik edilmesi, hafta da bir Cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının topluca kılınmasının gerekli görülmesi, Müslümanların birbiriyle görüşmesine, bir birinin hal ve hatırını sormasına, birbirleriyle yardımlaşmalarına vesile olması gibi birçok hayati hikmetleri vardır.

    Kur'an-ı Kerim'de şu ayette: "Ey Resulüm! Sen müminlerin içinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir kısmı sana tâbi olarak namaza dursun ve silahlarını yanlarına alsınlar." (Nisa, 4/102) cephede cihad ederken, en tehlikeli bir yerde ve zaman da bile cemaatle namaz kılmaktan bahsedilmektedir. Cephede savaşırken bile cemaatle namaz kılmanın teşvik edilmesi, normal zamanlarda cemaate riayet edilmesinin daha öncelikli ve önemli olduğuna vurgu yapılmış olmaktadır.

    Cemaata devam etmek, cemaatle namaz kılmak sünneti müekkededir. Aynı zamanda Peygamber Efendimizin sünnetlerinin en kuvvetlisidir. Resul-i Ekrem, her zaman cemaate devam etmişlerdir. Resul-i Ekrem bu konuda cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmiyedi derece daha faziletlidir. Eğer müminler yatsı ve sabah namazlarının cemaatle kılınmasının sevabını bilseler emekliyerek camilere koşarlardı.1,2.

    Yatsı namazını cemaatle kılanlar yarı geceye kadar namaz kılmış sayılırlar. Sabah namazını cemaatle kılanların ise, bütün geceyi ibadetle geçirmiş gibi olacaklarını haber vermiştir.3

    Bir gün sabah namazını kıldıran Hazreti Ömer, cemaatten birinin gelmediğini görünce, o kimsenin neden gelmediğini sormuştur. Demişler ki O zatı muhterem geceleri yatmaz devamlı ibadet eder, ihtimal ki sabaha yakın uyuya kalmış ve bu yüzden cemaate gelememiştir. Hazreti Ömer, eğer O kimse gece uyumuş olsa da, sabah cemaatından geri kalmamış olsa onun için daha hayırlı olurdu, demiştir.4

    Yine Peygamberimiz, eğer müslümanlar birinci saftaki fazileti bilseler orada yer bulabilmek için aralarında kur’a çekmek zorunda kalırlardı, eğer camiye erken gitmenin sevabını bilseler, önce gidebilmek için yarışırlardı.5

    Gece karanlıklarında, evlerinden kalkarak namaz kılmak üzere camiye gidenler tam bir aydınlık içinde bulunacaklardır.6

    Camilere devam edenleri görürseniz onların cennetlik olduklarına şahitlik ediniz, buyurmuştur.7

    Cemaate devam etmek derecemizin yükselmesine, günahlarımızın bağışlanmasına vesile olur. Nitekim Resul-i Ekrem; günahların bağışlanmasını, derecelerin yükselmesini sağlayan iyiliklerden biri de camiye giderken atılan adımlardır.

    8 Kıyamet günü arşialanın gölgesinde istirahat edeceklerden biri de; camilere gönül veren, cemaate devam eden müslümanlardır, buyurarak cemaatin önemini belirtmiştir.9 Yukarıda okunan ayeti kerimede namazı doğru dürüst kılınız, zekatı veriniz, rükü edenlerle beraber rüku ediniz, buyurulmuştur.

    Müslümanların günde beş defa bir araya gelmeleri, huşu ve huzurla namaz kılmaları Cenab-ı Hakk’a kemal tazimde bulunmak üzere rüku ve secdeye eğilmeleri, davranışların en güzeli, ibadetlerin en mükemmelidir. Müslümanların bir arada bulunması, safların düzgün tutulması, namazların kabulüne ve ruhların tekamülüne bir sebepdir. Cemaatin özelliği, safların düzenliliği Allah’ın rızasının kazanılmasına bir vesiledir. Cemaate devam edenlerin en çok sevap alanı, en uzak yerden gelendir.10

    Cuma ve Bayram namazlarında cemaatın şart kılınması, cemaatle namaz kılmanın fazilet ve önemini belirtmektedir. Cemaatle yalnız farz namazları, bir de ramazanda Vitir ve Teravih namazları kılınır. Diğer namazlar cemaatle kılınmaz.

    Cemaate devam etmek, zaruret olmadıkça terk edilmemelidir. Hastalık, ihtiyarlık gibi meşru mazeretler bulunmadıkça, şiddetli soğuklar, sel ve fırtınalar, çamur ve yağmurlu havalar engel olmadıkça cemaate devam edilmelidir. Resul-i Ekrem, cennete girmek için ne yapmalıyım diye soran kişiye: İmam ol. İmamlığa gücüm yetmez, Müezzin ol. Müezzinliği de beceremem. O halde cemaate devam et. Ön safta yer almaya gayret eyle, buyurmuştur. Her zaman namazı cemaatle kılmaya gayret edelim, birlik ve düzenimizi bozmayalım, yekdiğerimizden ayrılmayalım, birbirimize karşı saygılı olalım, yekvücut olduğumuzu her yerde gösterelim. Böylelikle Allah’ın rahmetinden, ibadetlerin feyzinden yararlanalım. Resul-i Ekrem ve Eshab-ı Kiramın yolundan ayrılmayalım.

    1) Riyazu’s Salih”n, c. 2, H.1058.

    2) Aynı eser, c. 2. H. 1076.

    3) Aynı eser, c. 2, H. 1075.

    4) İmam-ı Rabban”’nin Mektubatı.

    5) Riyazu’s Salihin, c. 2, H. 1037.

    6) Aynı eser, c. 2. H. 1061.

    7) Aynı eser, c. 2, H. 1054.

    8) Aynı eser, c. 2, 1063.

    9) Aynı eser, c. 1, H. 377.

    10) Aynı eser, c. 2, H. 1061.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *






+ Yorum Gönder