+ Yorum Gönder
Namazlar ve Namaz Hakkında Soru ve Cevaplar Kategorisinden İmamdan farklı bir mekânda hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Fetva Meclisi
    Moderatör
    Reklam

    İmamdan farklı bir mekânda hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi?

    Reklam





    İmamdan farklı bir mekânda hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi? Mumsema İmamdan farklı bir mekânda hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi?

    Cemaatle namaz kılınırken imamla cemaatin yerlerinin hakikaten veya hükmen bir olması gerekir. Bu birlik, safların bitişik olmasıyla sağlanır. Eğer namaz aynı bina içinde kılınıyorsa, içerdekilerin mekânları bir sayılır. Bu itibarla, çok katlı binalarda mescit olarak kullanılan bir katta cemaatle namaz kılınırken, bu kat cemaati almadığı takdirde, alt veya üstten bu kata bitişik katlarda duran cemaatin, hoparlör veya müezzinin tebliği ile imamın intikallerinden haberdar olmaları halinde, imama uymaları sahihtir. İmamı veya imamı görenleri görmeleri şart değildir. Ses bağlantısının kesilmesi durumunda ise, imamın hareketlerinin takip edilememesi sebebiyle imama uyanların namazları bozulur (İbn-i Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 369-370, 394; Abdurrahman el-Cezîrî, Kitabu’l-Fıkh ale’l- mezâhibi’l-erbea, I, 415).





  2. EHLİMAN
    Kıdemli Üye

    Cevap: İmamdan farklı bir mekânda hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi?


    Reklam


    Cemaat ile namaz kılarken imamı görmek görmek mümkün değil ise sesi ile namaza devam edilir.Fakat özellikle cuma günleri her yer dolmakta ve dışarılara taşmaktadır.Böyle durumlarda imamın sesini duyurmak için müezzin yada hoparlör sistemi olması gerekir.

  3. Misafir
    Hanefi mezhebinde kıymetli kitapları bulunan, fıkıh uzmanı İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:
    Dağa çarpıp yankılanan ses, insan sesi olarak kabul edilmez. Vasıtasız [aracısız], bizzat insanın söylemesi gerekir. Yankı ile gelen ses, hakiki ses hükmünde olmadığı için, böyle duyulan bir secde âyeti için secde-i tilavet gerekmez. İmamdan başkasının sesine âmin diyenin namazı bozulur. (Redd-ül-muhtar)

    Elmalılı Hamdi Yazır, Araf suresinin 204. âyetinin tefsirinde diyor ki:
    Kıraat (okumak) bir ihtiyari iştir ki, akıllı ve konuşan bir insanın ağzından çıkanı anlamaya ve anlatmaya yönelik bir maksat taşıyan, sesli olarak okumak demektir. Nitekim vahiy meleği olan Hazret-i Cebrail’in işi bile aslında bir kıraat (Kur’an okuma) değil, bir ikra, yani okutmaktır. Allah’ın yaptığı iş ise vahyi indirmek ve kıraati yaratmaktır. Cansız varlıklardan çıkan seslere kıraat denilemeyeceği gibi, aks-i seda’dan, yani sesin yankılanmasından meydana gelen işe de kıraat denilemez. Bunun içindir ki, fakihler bir kıraatin yankılanmasından hâsıl olan yankının kıraat ve tilavet hükmünde olmadığını, mesela tilavet secdesi gerekmeyeceğini beyan etmişlerdir. Bir kitabı sessiz olarak okumaya kıraat denilemeyeceği gibi, çalan veya çınlayan, yankı yapan bir sesi dinlemek de kıraat dinlemek demek değildir, bir çınlamayı dinlemektir. Şu halde Kur’an okuyan bir okuyucunun sesini aksettiren gramofon veya radyodan gelen sese de kıraat denilemez. Bu gibi sesler bir kıraat değil, bir kıraatin yankısı ve yansımasıdır, bunlara dinleme ve susma emrinin hükmü terettüp etmez. (s. 2361)

+ Yorum Gönder