Konusunu Oylayın.: Ahirete inancın davranışlarımız üzerindeki etkileri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Ahirete inancın davranışlarımız üzerindeki etkileri
  1. 08.Aralık.2009, 18:55
    1
    Misafir

    Ahirete inancın davranışlarımız üzerindeki etkileri

  2. 10.Kasım.2013, 19:28
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: ahirete inancın davranışlarımız üzerindeki etkileri




    Ahirete İman ve Hayatımıza Etkileri

    ahirete inanmak davranışlarımızı nasıl etkiler

    Bu dünyada hepimiz misafiriz. Kısa bir misafirlikten sonra da her gün binlerce insanı yolcu ettiğimiz ebediyet yurduna elbette bizlerde gideceğiz. Kabir âleminden sonrada kâinatın sonu olan kıyamet ile yeniden dirileceğiz. İşte o günde Mahşer meydanında herkes kendi derdine düşecek, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak. O gün bir takım yüzler olacak ki; pırıl pırıl parlayacak, gülecek ve sevinecek. O gün nice yüzlerde toz toprak içinde olacak, etraflarını siyahlık bürüyecek.(1) Zerre kadar hayır işleyende, zerre kadar şer işleyende onu görecek.(2)

    Ahiret hayatına hazırlanmak için bize ömür sermayesi verilmiştir. Bu sermayeyi en iyi şekilde değerlendirmenin yolu ise Dinimizin emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır. Bu sebeple her gün neler yaptığımıza bakmalı ve ahiret yurdunda hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz. Çünkü bu dünyadan ayrıldıktan sonra bir daha geriye dönüş olmayacaktır. Yüce Rabbimiz bir ayette bu hususu bizlere şöyle bildirmektedir. “Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönder ki, terk ettiğim dünyada Salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir...”(3)

    Yaşadığımız sürece ölümü ve ahireti unutmayalım. İmanımızı kemale ulaştırmaya çalışalım. Ruhlarımızın gıdası, gönüllerimizin huzur ve mutluluğu, maddi ve manevi sıkıntılarımızın ilacı ve imanımızın gerekliliği olan ibadetlerimizi yerine getirelim. Güzel ahlaktan asla ayrılmayalım. Hileden, yalandan, iftiradan, fitneden, fesattan, kalp kırmaktan, devlet malına el uzatmaktan, mala, cana ve namusa tecavüzden sakınalım.
    bir ayet ile sonlandırıyorum. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”(4)

    İsmail Hakkı Nayir

    1. Abese, 80/33-42
    2. Zilzal, 99/7-8
    3. Müminun, 23/99-100
    4. Haşr, 59/18


  3. 10.Kasım.2013, 19:28
    2
    Moderatör



    Ahirete İman ve Hayatımıza Etkileri

    ahirete inanmak davranışlarımızı nasıl etkiler

    Bu dünyada hepimiz misafiriz. Kısa bir misafirlikten sonra da her gün binlerce insanı yolcu ettiğimiz ebediyet yurduna elbette bizlerde gideceğiz. Kabir âleminden sonrada kâinatın sonu olan kıyamet ile yeniden dirileceğiz. İşte o günde Mahşer meydanında herkes kendi derdine düşecek, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak. O gün bir takım yüzler olacak ki; pırıl pırıl parlayacak, gülecek ve sevinecek. O gün nice yüzlerde toz toprak içinde olacak, etraflarını siyahlık bürüyecek.(1) Zerre kadar hayır işleyende, zerre kadar şer işleyende onu görecek.(2)

    Ahiret hayatına hazırlanmak için bize ömür sermayesi verilmiştir. Bu sermayeyi en iyi şekilde değerlendirmenin yolu ise Dinimizin emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır. Bu sebeple her gün neler yaptığımıza bakmalı ve ahiret yurdunda hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz. Çünkü bu dünyadan ayrıldıktan sonra bir daha geriye dönüş olmayacaktır. Yüce Rabbimiz bir ayette bu hususu bizlere şöyle bildirmektedir. “Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönder ki, terk ettiğim dünyada Salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir...”(3)

    Yaşadığımız sürece ölümü ve ahireti unutmayalım. İmanımızı kemale ulaştırmaya çalışalım. Ruhlarımızın gıdası, gönüllerimizin huzur ve mutluluğu, maddi ve manevi sıkıntılarımızın ilacı ve imanımızın gerekliliği olan ibadetlerimizi yerine getirelim. Güzel ahlaktan asla ayrılmayalım. Hileden, yalandan, iftiradan, fitneden, fesattan, kalp kırmaktan, devlet malına el uzatmaktan, mala, cana ve namusa tecavüzden sakınalım.
    bir ayet ile sonlandırıyorum. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”(4)

    İsmail Hakkı Nayir

    1. Abese, 80/33-42
    2. Zilzal, 99/7-8
    3. Müminun, 23/99-100
    4. Haşr, 59/18


  4. 10.Kasım.2013, 19:29
    3
    Ebu Ducane
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2008
    Üye No: 8931
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: ahirete inancın davranışlarımız üzerindeki etkileri

    AHİRETE İNANCA ETKİLERİ
    Âhiret gününe ve bu günde olacak hâdiselere inanmanın, îman esasları içinde hususî ve mühim bir yeri vardır Kur'an-ı Kerîm'de îman esasları çok defa "Allah'a ve âhiret gününe îman" olarak özetlenir
    Allah'ın kudret ve irâdesi ile yaratılan insan, bu dünyada az veya çok yaşadıktan sonra ölecek, bedeni çürüyerek toprak olacaktır Fakat insanın cevherini, hakikî varlığını ve üstün cihetini teşkîl eden ruh, maddî olmadığı için yaşamaya devam edecektir
    İnsanı ilk defa yoktan vâr eden Allah, onun cismini kıyâmet günü tekrar yaratacak, ruhunu ona döndürerek tekrar diriltecek, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekip ceza ve mükâfatını verecektir
    Onun için insanın, dünya hayatına inandığı ve oradaki saadetine çalıştığı gibi, âhiret hayatına da inanması ve oradaki mutluluğu için de çalışması gerekir Aslında bu dünya bir deneme yeri, bir imtihan salonu ve âhiretin ekin mahallidir Burada ne ekilirse, orada o biçilecektir Bu sebeble âhiret hayatı, dünya hayatının gayesidir İnsan dünyası için çalıştığı gibi, ebedî hayat yeri olan âhireti için, oradaki saadet ve mutluluğu için de çalışmalıdır
    Bu ise onun âhirete inanarak Allah'ın emirlerine uyması, yasaklarından kaçması, hayırlı işleri yapması, böylece Rabbinin rızasını kazanması, yani, tam bir İslâmî hayat yaşaması ile mümkündür
    Peygamberimiz bu bakımdan "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın hemen ölecekmiş gibi âhiret için çalışınız" buyurmuştur
    Âhirete îmanın önemini bu şekilde belirttikten sonra, insan hayatı üzerindeki te'sirlerini de şu şekilde özetleyebiliriz:
    Yüce Allah'a ve ebediyet ülkesi ahirete îman, insanların ümidlerini yenilemek, acılarını hafifletmek ve karşılaştığı zorlukları yenmekte en büyük yardımcıdır
    Çünkü böyle bir îmana sâhip olan bir kimse, bütün musibetlere sabırla karşılık verir, başına gelen felâketler karşısında ümidsizliğe düşmeden, o engelleri aşmaya şevkle ve ümidle çalışır
    Âhirete îman, insanı iki güzel vasfa sâhip kılar:
    1 Bollukta, verdiği nimetler için Allah'a şükretmek,
    2 Darlıkta ise, hâline sabretmek ve Rabbine isyân etmemek
    Allah'a ve âhirete îman, insanı daima iyilik ve hayır işlemeye, şerden ve kötülüklerden kaçınmaya, ahlâk ve fazilet ile zinetlenmeye, Allah'tan korkarak her işinde O'nun koyduğu İlâhî ölçülere uymaya da sevkeder
    Böyle bir îman sâhibi, hiçbir işinde doğruluktan ayrılmaz Her şey'i zamanında ve eksiksiz yapar Nefsine, ailesine, çevresine, vatan ve milletine, hattâ insanlığa karşı dürüst hareket eder Onlara samimî olarak sevgi ve şefkat göstermeyi, faydalı olmayı, hizmet edebilmeyi kendine hayat düsturu bilir
    Hak ve adaletten de ayrılmaz, kimseye zulmetmez Zengin olmak istese, kötü yollara sapmaz, hile yapmaz, kimseyi aldatmaz Malını daima hayırlı ve faydalı işlere sarfeder Kendi hakkını bilir, başkalarının da hukukunu gözetir Fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmaktan zevk duyar Kendisi için sevdiğini mü'min kardeşi için de sever Çünkü o, ceza ve mükâfat günü olan âhirete kesin olarak inanmakta, bu dünyada yapılan işlerin orada hesabının verileceğini bilmekte, her hareketini bu esasa göre ayarlamaktadır Bu esas, ferd ve cem'iyetin hayatını düzenleyen, sulh ve huzuru te'min eden çok önemli bir faktördür

    Mehmet Dikmen


  5. 10.Kasım.2013, 19:29
    3
    Devamlı Üye
    AHİRETE İNANCA ETKİLERİ
    Âhiret gününe ve bu günde olacak hâdiselere inanmanın, îman esasları içinde hususî ve mühim bir yeri vardır Kur'an-ı Kerîm'de îman esasları çok defa "Allah'a ve âhiret gününe îman" olarak özetlenir
    Allah'ın kudret ve irâdesi ile yaratılan insan, bu dünyada az veya çok yaşadıktan sonra ölecek, bedeni çürüyerek toprak olacaktır Fakat insanın cevherini, hakikî varlığını ve üstün cihetini teşkîl eden ruh, maddî olmadığı için yaşamaya devam edecektir
    İnsanı ilk defa yoktan vâr eden Allah, onun cismini kıyâmet günü tekrar yaratacak, ruhunu ona döndürerek tekrar diriltecek, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekip ceza ve mükâfatını verecektir
    Onun için insanın, dünya hayatına inandığı ve oradaki saadetine çalıştığı gibi, âhiret hayatına da inanması ve oradaki mutluluğu için de çalışması gerekir Aslında bu dünya bir deneme yeri, bir imtihan salonu ve âhiretin ekin mahallidir Burada ne ekilirse, orada o biçilecektir Bu sebeble âhiret hayatı, dünya hayatının gayesidir İnsan dünyası için çalıştığı gibi, ebedî hayat yeri olan âhireti için, oradaki saadet ve mutluluğu için de çalışmalıdır
    Bu ise onun âhirete inanarak Allah'ın emirlerine uyması, yasaklarından kaçması, hayırlı işleri yapması, böylece Rabbinin rızasını kazanması, yani, tam bir İslâmî hayat yaşaması ile mümkündür
    Peygamberimiz bu bakımdan "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın hemen ölecekmiş gibi âhiret için çalışınız" buyurmuştur
    Âhirete îmanın önemini bu şekilde belirttikten sonra, insan hayatı üzerindeki te'sirlerini de şu şekilde özetleyebiliriz:
    Yüce Allah'a ve ebediyet ülkesi ahirete îman, insanların ümidlerini yenilemek, acılarını hafifletmek ve karşılaştığı zorlukları yenmekte en büyük yardımcıdır
    Çünkü böyle bir îmana sâhip olan bir kimse, bütün musibetlere sabırla karşılık verir, başına gelen felâketler karşısında ümidsizliğe düşmeden, o engelleri aşmaya şevkle ve ümidle çalışır
    Âhirete îman, insanı iki güzel vasfa sâhip kılar:
    1 Bollukta, verdiği nimetler için Allah'a şükretmek,
    2 Darlıkta ise, hâline sabretmek ve Rabbine isyân etmemek
    Allah'a ve âhirete îman, insanı daima iyilik ve hayır işlemeye, şerden ve kötülüklerden kaçınmaya, ahlâk ve fazilet ile zinetlenmeye, Allah'tan korkarak her işinde O'nun koyduğu İlâhî ölçülere uymaya da sevkeder
    Böyle bir îman sâhibi, hiçbir işinde doğruluktan ayrılmaz Her şey'i zamanında ve eksiksiz yapar Nefsine, ailesine, çevresine, vatan ve milletine, hattâ insanlığa karşı dürüst hareket eder Onlara samimî olarak sevgi ve şefkat göstermeyi, faydalı olmayı, hizmet edebilmeyi kendine hayat düsturu bilir
    Hak ve adaletten de ayrılmaz, kimseye zulmetmez Zengin olmak istese, kötü yollara sapmaz, hile yapmaz, kimseyi aldatmaz Malını daima hayırlı ve faydalı işlere sarfeder Kendi hakkını bilir, başkalarının da hukukunu gözetir Fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmaktan zevk duyar Kendisi için sevdiğini mü'min kardeşi için de sever Çünkü o, ceza ve mükâfat günü olan âhirete kesin olarak inanmakta, bu dünyada yapılan işlerin orada hesabının verileceğini bilmekte, her hareketini bu esasa göre ayarlamaktadır Bu esas, ferd ve cem'iyetin hayatını düzenleyen, sulh ve huzuru te'min eden çok önemli bir faktördür

    Mehmet Dikmen





+ Yorum Gönder