Konusunu Oylayın.: Mısır Tarihi ve Hz.Yusuf

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 3 kişi
Mısır Tarihi ve Hz.Yusuf
  1. 01.Aralık.2009, 18:11
    1
    Misafir

    Mısır Tarihi ve Hz.Yusuf

  2. 27.Mayıs.2013, 21:50
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Mısır Tarihi ve Hz.Yusuf




    Mısır Tarihi ve Hz.Yusuf

    Mısır, insanlık tarihinin en eski medeniyet merkezlerinden biridir. Kur’ân-ı Kerîm, hiçbir toplumun peygambersiz bırakılmadığını bildirmektedir. Hatta bazı toplumlara aynı anda birden fazla peygamber gönderildiği de bilinmektedir. Mısır gibi bir medeniyet merkezinin de bundan mahrum kaldığı düşünülemez. Fakat Kur’ân-ı Kerîm, Mısıra gönderilmiş peygamberlerden ilk olarak Yûsuf aleyhisselamdan bahseder. Her ne kadar açıkça bir tarihleme yapmasa da yaşadığı döneme ait bazı ipuçlarını en ince detaylarına kadar verir. Kur’ân-ı Kerîm’in eski Mısır hayatına ait verdiği bu bilgilere arkeoloji ancak son yüzyılda yaptığı araştırmalarla ulaşabilmiştir.

    Hazret-i Yûsuf’un kıssası, MÖ 1700-1600 sıralarında Mısır’ı istila eden ve Asyalı kavimler topluluğundan müteşekkil Hiksoslar dönemini hatırlatmaktadır. Bu ihtimali kuvvetlendiren bazı sebepler vardır ki birincisi; Yûsuf isminden kaynaklanmaktadır. Yûsuf adına şahıs ismi olarak Hiksosların dilinde “Yu-ys” şeklinde rastlanır. İkincisi; Bu dönem monoteist eğilimlerin en yoğun olduğu dönemlerin hemen civarıdır. 1400-1350 tarihleri arasında ortaya çıkan Aton dini, yeni krallık döneminin 18. Sülalesine mensup olan firavn Akhneton yahut Amenhotep IV tarafından birdenbire Mısır’ın dini ilan edilir. Güneş yuvarlığı ile simgeleşen Aton, tevhidi öngören bir dinin ilahının Mısır dilindeki adı olur. Bu dine ait bilgiler Akhneton’un kurduğu başkent olan Tel el Amarna’da ele geçirilmiştir. Aslında tek ilah addedilen Aton, Tutmose III zamanından beri biliniyordu ki bu, peygamberlerden arta kalan tevhid inancının kalıntısından başka bir şey değildi. Akhneton zamanında ortaya çıkan tek tanrılı dinin, gerçekten ilahi bir din olup olmadığı konusu olup olmadığı konusu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Sebebi de hiyeroglif metinlerinin İslami birikimleri olmayan uzmanlarca günümüz dillerine çevrilmiş olmasıdır. Zira bu tercümanların hakim oldukları literatür, tahrif edilmiş Kitab-ı Mukaddes’in tezgahından geçmiş, bazen putperestliğe kaymış bir inanç sistemine sahiptir. Dolayısıyla bu gözlüğün ardından bakılarak yapılan tercümelerde, karanlıkta kalan pekçok husus bulunmaktadır. Bu arkeologların tercümelerine göre Akhneton’un ortaya çıkardığı dinin simgesi güneştir. Oysa, ilk peygamberden son peygambere kadar vazedilen tüm şeriatlerde Allahü teala, onun yarattıklarıyla resmedilmemiştir. Belki de Akhneton, Mısır tarihinin en güçlü sınıfı olan Amon rahiplerinin siyasal gücünü kırmak için böyle bir sistem geliştirmişti. Nitekim bunun tam tersi II. Ramses zamanında yaşanmıştır. II. Ramses, Amon rahiplerin siyasal gücünü artırırken, Amon rahipleri de onun dinsel gücünü artırmışlardır. Öyle ki, o zamana kadar görülmemiş boyutlarda bir uygulamayla “tanrı” ilan edilmiştir. Gerçi daha önce tanrılık iddiasında bulunan firavunlar çıkmıştı fakat, II. Ramses’in uygulaması kadar olmamıştı.


    Üçüncü sebebi ise şöyle izah edebiliriz; Kur’ân-ı Kerîmden anlaşıldığına göre Yûsuf aleyhisselam, Mısırlı idarecilerle -tebliğin dışında- hiçbir itikadi çatışmaya girmemiştir. Başka bir deyişle, Mısırlı idareciler Yûsuf aleyhisselamın tevhidi tebliğ etmesine karşı çıkmamışlardır. Oysa klasik Mısır idarecileri kendilerini tanrı ilan edecek kadar sapkınlık içerisinde olmuşlardır. Demek ki Yûsuf aleyhisselam dönemindeki Mısır idarecileri böyle bir itikada sahip değillerdi. Faklı bir kültüre sahiptiler. Kur’ân-ı Kerîm’de, Yûsuf aleyhisselam dönemindeki Mısır yöneticisi “melik” olarak isimlendirilmektedir. Oysa Mûsâ aleyhisselam dönemindeki yönetici hakkında “firavn” ismi kullanılmaktadır. Bu da ister istemez, Mısırda çok farklı ve özel bir dönemi akla getirmektedir. Büyük bir ihtimalle Hazret-i Yûsuf Hiksosların döneminde vazife yapmıştı.


    Yusuf (Arapça: /Yusuf, İbranice: /Yosef), İbrani din büyüğü ve atası.[1]. İslamiyete göre peygamberdir. Yakup'un (İsrail) on iki oğlundan en küçüğünün (Bünyamin) bir büyüğüdür. İsrailoğullarını meydana getiren on iki boydan birinin başıdır. Büyükbabası İshak, büyük-büyükbabası İbrahim'dir. Yakup'un en sevgili eşinden olan en sevgili oğludur.
    Tanah'a göre Yakup tarafından Yusuf'a rengarenk bir kaftan hediye edilmiştir. Yusuf'a Tanrı tarafından rüyaları yorumlama ilmi bahşedilmiştir. Kıskanç ağabeyleri tarafından önce kuyuya atılmış, sonra Mısır'lılara köle olarak satılmıştır.
    Musevi ve İslami kaynaklardaki Yusuf bahsi büyük benzerlik göstermektedir. Hristiyanlık'taki Yosef bahsi Musevilikteki ile aynıdır. Tanah ve Eski Ahit'in Yaratılış (Tekvin) kısmı ile Kur'an'da Yusuf Suresi'nde yaşam hikâyesi anlatılır.
    Yusuf'un annesi, babası ve kardeşleri

    Yusuf doğmadan uzun yıllar önce babası Yakup ikizkardeşi Esav'ı ve babası İshak'ı kandırarak, ama olan babasının kardeşi yerine kendisini kutsamasını sağladı. Durum ortaya çıkınca Esav'ın kendisini öldürmesinden korkarak Kenan Ülkesi'ni terketti ve Harran'a, dayısının yanına geldi. Dayısı Lavan'ın yanında çoban olarak çalışmaya başladı. Dayısının Lea ve Rahel adında iki kızı vardı. Yakup Rahel'e aşık oldu. Karşılığında herbir kız için yedişer yıl çalışmak koşuluyla dayısı iki kızını da Yakup'a verdi.
    Yakup'un Lea'dan Ruben, Şimon, Levi, Yehuda, İssakar ve Zevulun isimlerinde altı oğlu oldu. Sevgili eşi Rahel kısırdı. Rahel'in cariyesi Bilha'dan Dan ve Naftali isimlerinde iki oğlu oldu. Lea'nın cariyesi Zilpa'dan Gad ve Aşer isimlerinde iki oğlu oldu. Tanrı Rahel'in dualarını kabul etti ve kısır olduğu halde Yusuf'u doğurdu.
    20 yıl çalıştıktan sonra Yakup mallarını ve ailesini alarak dayısının yanından kaçtı. Kenan Ülkesi'ne dönerken Tanrı ile güreşti ve İsrail ismini aldı. Geri döndüğünde kardeşi Esav onu affetti. Burada Rahel bir oğul daha doğurdu ve doğum esnasında hayatını kaybetti. En küçük oğlunun adını Bünyamin koydu. Böylece Yakup'un ileride İsrailoğulları'nı meydana getirecek olan oniki oğlu olmuş oldu.
    Yusuf'un düşleri
    Yusuf doğduğunda Yakup oldukça yaşlıydı. Ağabeylerinden çok küçük olan Yusuf'a özel bir düşkünlüğü vardı. Yusuf'a upuzun, rengarenk bir kaftan yaptırmıştı. Ağabeyleri Yusuf'u çok kıskanıyorlardı. Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı. Yusuf onyedi yaşına girdi. Ağabeyleri ile birlikte babasının sürülerini güdüyor, ağabeylerinin yaptıklarını babasına anlatıyordu.
    Yusuf birgün bir rüya gördü. Rüyasında kardeşleri ile birlikte tarlada demet bağlıyordu. Birden Yusuf'un demeti ayağa dikildi ve kardeşlerinin demetleri Yusuf'unkinin önünde eğildiler. Yusuf bu rüyayı anlattığında kardeşleri ondan bir kat daha nefret ettiler.
    Yusuf bir rüya daha gördü. Bu rüyasında ”Yusuf babasına: Babacığım, gerçekten ben "rüyamda" on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm demişti. (Babası) Demişti ki: Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak...” (Yusuf Suresi, 4–6)
    Kuyuya atılması [değiştir]
    Kardeşlerinin Yusuf'u kıskanması babası İsrail'in de aklına takılmıştı ancak bu konuda bir şey yapmadı. Kardeşleri Dotan'a sürüleri otlatmaya gittikleri birgün Yusuf'u öldürme planları Yaptılar. Babaları Yusuf'u arkalarından yanlarına gönderdi. Ağabeylerinin ne yaptıklarını kendisine anlatmasını tembihledi. Ağabeyi Ruben[3] Yusuf'a kıyamadı ve onu ıssız bir yerdeki susuz kuyuya atmalarını tavsiye etti. Sonradan gidip onu kurtarmayı planlıyordu. Bu plan diğerlerinin aklına yattı. Renkli kaftanını çıkarıp Yusuf'u kuyuya attılar ve yemeğe oturdular.
    Bir süre sonra Mısır'a giden bir Midyan ticaret kervanı gördüler. Yehuda, "Yusuf ne de olsa kardeşimizdir, canına kıymayalım. Gelin onu İsmailoğulları'na[4] satalım", dedi. Yusuf'u kuyudan çekip çıkardılar ve yirmi gümüşe Midyan'lı İsmailoğulları'na sattılar. Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler. Yakup Yusuf'u vahşi bir hayvanın parçaladığını düşündü ve günlerce ağlayarak yas tuttu. Elbiselerini parçalayarak beline çul sardı. Oğulları ve kızları denedilerse de onu avutamadılar.
    Bu arada Medyenlılar da Yusuf'u Mısır'da firavunun bir görevlisine, muhafız birliği komutanı Potifar'a sattılar.
    Yusuf zindana düşer [değiştir]
    Yusuf efendisi Potifar'ın evinde kalıyordu. Yaptığı her işte başarılı oluyordu. Potifar'ın evinin de bereketi artmıştı. Muhafız komutanı Potifar Yusuf'un tanrının özel bir kulu olduğunu düşündü. Onu malikanesindeki herşeyden sorumlu kıldı.
    Yusuf oldukça yakışıklı bir genç olmuştu. Efendisinin eşi Yusuf'a göz koydu ve onunla beraber olmak istedi. Yusuf kendisine bunca iyilik yapan efendisine bu kötülüğü yapmayacağını ve tanrının buyruğuna karşı gelmeyeceğini söyleyerek karşı çıktı. Kadın elbisesini tutunca Yusuf elbiseyi bırakarak odadan çıktı. Kadın Yusuf'un kendisiyle yatmaya çalıştığını, çığlık atınca da elbisesini bırakıp kaçtığını söyleyerek iftira attı. Efendisi Yusuf'u zindana attırdı.
    Zindanda rüya yorumculuğu yapar
    Zindancıbaşı Yusuf'tan hoşnut kaldı ve onu diğer tutukluların başı yaptı. Zindancıbaşı her türlü sorumluluğu Yusuf'a verdi. Yusuf tanrının izni ile herşeyde başarılı oluyordu.
    Bir süre sonra Firavun'u kızdıran sarayın baş sakisi ve fırıncıbaşısı zindana atıldılar. Yusuf onların hizmetine verildi. Her ikisinin de keyifsiz olduğu birgün Yusuf nedenini sordu. İkisi de bir önceki gece birer rüya gördüklerini ve yorumlayacak kimse olmadığını söylediler. Yusuf, "yorum tanrıya özgüdür" dedi ve rüyalarını anlatmalarını istedi.
    Baş saki rüyasında üç asma çubuğu gördüğünü, tomurcuklar açar açmaz salkım salkım üzüm verdiklerini, üzümleri firavunun kasesine sıktığını ve firavuna sunduğunu gördüğünü söyledi. Yusuf baş sakinin üç gün içerisinde zindandan kurtulacağını ve eski görevine iade edileceğini söyledi. Sakinin kurtulduktan sonra kendisini unutmamasını ve yardım etmesini istedi. Haksız yere ülkesinden uzaklaştırıldığını ve zindana düştüğünü söyledi.
    Fırıncıbaşının rüyası ise şöyleydi. Fırıncıbaşı başının üstünde üç sepet beyaz ekmek taşıyordu. En üstteki sepette firavun için pişirilmiş pastalar vardı. Kuşlar sepetteki pastaları yiyorlardı. Yusuf fırıncıbaşıya üç gün içerisinde asılacağını ve başının etini kuşların yiyeceğini söyledi.
    Üç gün sonra Firavun'un doğumgünü partisi vardı. Firavun baş sakiyi affetti ve görevine iade etti, fırıncıbaşıyı ise astırdı. Ancak baş saki Yusuf'un kendisine yardım etmesi konusunda söylediklerini anımsamadı.
    Firavun'un rüyası [değiştir]
    Yusuf zindanda 7 yıl daha geçirdi. Tam 7 yıl sonra firavun bir düş gördü. Rüyasında Nil Nehri'nin kıyısında duruyordu. Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar. Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında öbür ineklerin yanında durdular. Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı. Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü. Bir sapın ucunda yedi güzel ve dolgun başak bitti. Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti. Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular.
    Firavun uyandığında çok kaygılandı. Mısır'daki tüm bilge ve büyücüleri çağırdı ancak kimse düşü yorumlayamadı. Birden baş saki Yusuf'u hatırladı ve zindanda başlarından geçenleri firavuna anlattı. Firavun Yusuf'u huzuruna çağırttı ve rüyasını yorumlamasını emretti. Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi. Bolluk süresince ülkedeki ürünlerin beştebirini depolamasını tavsiye etti. Benzer rüyaların iki kere görünmesinin ise tanrının kesin kararını verdiğinin ve en kısa zamanda uygulamaya geçeceğinin göstergesi olduğunu söyledi. Bilgili bir adam bulup Mısır'ın başına geçirmesini tavsiye etti.
    Yusuf'un Mısır'a hükümdar oluşu [değiştir]
    Yusuf'un söylediklerinden çok etkilenen ve onun bilgeliğine hayran kalan Firavun IV.Amenhotep, mühür yüzüğünü parmağından çıkarıp Yusuf'un eline taktı. Adını Safenat-Paneah (Zafenadpena) olarak değiştirdi.[5] Onu tüm Mısır'a ve saraya hükümdar atadı. Yusuf hükümdar olduğunda 30 yaşındaydı.[6] Yusuf Mısır'da Firavun'dan sonra ikinci adam oldu. Kıtlık yılları gelmeden önce toplayabildiği kadar tahıl toplayıp depoladı. On Kenti'nin kahini Safenat-Paneah'ın kızı Asenat ile evlendi. Asenat'tan Manaşşe ve Efrayim isminde iki oğlu oldu.
    Kardeşleriyle biraraya gelişi
    Yedi yıllık bolluk sona erince şiddetli bir kıtlık başgösterdi. Kıtlık civar ülkelere de yayıldı. Herkes Yusuf'tan buğday satın almaya başladı. Yusuf'un babası Yakup'ta on oğlunu Mısır'a tahıl satın almaya gönderdi. En küçük oğlu Bünyamin'i, Yusuf gibi başına bir şeyler gelmesinden korktuğu için göndermedi.
    Yusuf ağabeylerini tanıdı ancak onlar Yusuf'u tanımadılar. Yusuf onlara bir oyun oynamaya karar verdi. Mısır'a casusluk amacıyla geldiklerini iddia etti ve hayat hikâyelerini anlattırdı. Ağabeyleri Bünyamin'den bahsedince, onu da getirmelerini emretti. Ağabeyleri bu başlarına gelenlerin Yusuf'a yaptıklarının cezası olduğunu düşündüler. Kendi aralarında İbranice konuşurlarken Mısır'lı zannettikleri Yusuf'un onları anladığını bilmiyorlardı. Yusuf Ağabeyi Şimon'u tutsak olarak bırakmalarını söyledi ve diğerlerini tahıl vererek geri gönderdi. Tahıl için verdikleri paralarını da gizlice tahılların arasına saklattı. Ağabeyleri ayrılınca bir kenarda gizlice ağladı.
    Yolda paraları bulan ağabeylerinin korkusu bir kat daha arttı. Eve varınca Yakup'a Mısır hükümdarının Bünyamin'i de görmek istediğini söylediler. Yakup bu fikre şiddetle karşı çıktı. Önce Yusuf'u sonra Şimon'u kaybettiğini, şimdi de Bünyamin'i kaybedeceğini söyledi. Ancak kıtlık iyice şiddetlenince onları tahıl almaları için yeniden göndermeye karar verdi ve gönülsüz olarak Bünyamin'i de götürmelerine razı oldu. Yanlarına ülkenin en iyi ürünlerinden hediye paketleri verdi. Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi. Yeni alacakları tahıl için de iki kat para verdi. Tanrı'dan Mısır'ın hükümdarına merhamet vermesini diledi.
    Kardeşleri Yusuf'u görünce önünde yerlere kapandılar. Yusuf onları yemeğe davet etti. Kendisiyle aynı anneden olma küçük Bünyamin'i görmek çok dokunmuştu. Odadan çıkıp gizlice ağladı. Yemek esnasında kardeşleri Yusuf'un karşısında büyükten küçüğe sıralandılar. Normalde Yusuf'la beraber yemek yiyen Mısır'lı heyete ayrıca servis yapıldı zira Mısırlılar İbrani'lerle beraber yemek yemeyi iğrenç buluyorlardı. Yemekte Bünyamin'e diğerlerinden beş kat fazla yiyecek servisi yapıldı.
    Ertesi gün kardeşlerinin torbalarına tahıl doldurttu. Bünyamin'in torbasına ise şarap içmekte[7] ve fal bakmakta kullandığı[7] gümüş kasesini ve tahılın parasını saklattı. Kardeşleri yola çıktıklarında kahyasını gönderip onları durdurttu ve hırsızlıkla itham etti. Kardeşleri hırsız aralarından biri ise onu öldürmelerini, diğerlerini köle almasını söylediler. Yusuf bunun yerine hırsızı köle alacağını, diğerlerini salacağını söyledi. Torbalar aranınca kase ve paralar Bünyamin'in torbasında çıktı. Yehuda, Bünyamin yerine kendisini köle olarak alması için Yusuf'a yalvardı. Yaşlı babalarının Yusuf'tan sonra Bünyamin'in de acısına dayanamayacağını söyledi.
    Yusuf huzurundaki Mısırlıları odadan çıkardı. Kardeşlerinin önünde hıçkıra hıçkıra ağladı ve yıllar önce köle olarak sattıkları Yusuf olduğunu söyledi. Yusuf'un kardeşleri ile biraraya geldiğini duyan firavun çok sevindi ve Yusuf'a tüm ailesini Mısır'a getirmesini, onlara Mısır'ın en güzel yerlerini vereceğini söyledi. Yusuf yanlarına elbise, para ve tahıl vererek kardeşlerini ülkelerine geri yolladı. Babasını da alıp gelmelerini söyledi.
    Kardeşleri eve dönüp olanları Yakup'a anlattılar. Gece rüyasında Tanrı Yakup'a "Mısır'a gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım. Seninle birlikte Mısır'a gelecek, soyunu bu ülkeye geri getireceğim. Senin gözlerini Yusuf'un elleri kapayacak," dedi.
    Yakup (İsrail) ve İsrailoğulları'nın Mısır'a yerleşmesi


    Yusuf ve Kardeşleri Firavun'un Huzurunda,
    Yakup, tüm ailesi ve tüm malları ile Yusuf'un gönderdiği arabalara binerek Mısır'a göçtü. Oğullarının eşleri hariç toplam 70 kişiydiler. Yusuf Firavun'a hayvancılık yaptıklarını söylemelerini öğütledi. Yusuf malları ile birlikte geldiklerini söyledi, bu sayede Goşen'e yerleşebileceklerini ümit ediyordu. Zira Mısır'lılar çobanlardan iğrenirlerdi. Firavun onları ülkenin en iyi yerine, Goşen'deki Ramses bölgesine yerleştirdi. Aralarından becerikli olanları da sarayın sürülerinden sorumlu yaptı. Bu sırada Yakup 130 yaşındaydı.
    Kıtlık iyice şiddetlendi. Halk elinde avucunda ne varsa Yusuf'a getirip tahıl yiyecek satın alıyordu. Zamanla halkta para kalmadı. Yusuf halka hayvanları karşılığında yiyecek vermeye başladı. Hayvanlar da bitince arazileri karşılığında yiyecek vermeye başladı.
    İsrail'in ölümü
    Yusuf babası Yakup'un hastalandığını duydu. Oğullarını alarak babasının yanına gitti. Yakup, "Atalarım İbrahim'in, İshak'ın hizmet ettiği, Bugüne dek yaşamım boyunca bana çobanlık eden Tanrı, beni bütün kötülüklerden kurtaran melek bu gençleri kutsasın! Adım ve atalarım İbrahim'le İshak'ın adları bu gençlerle yaşasın! Yeryüzünde çoğaldıkça çoğalsınlar.›› diyerek torunlarını kutsadı. Ancak sağ elini Manaşşe yerine küçük olan Efrayim'in başına koydu. Yusuf babasını uyarınca Yakup, durumun farkında olduğunu ancak Efrayim'den daha büyük bir halk olacağını söyledi. Böylece Efrayim'i Manaşşe'nin önüne geçirmiş oldu. Yakup daha sonra oğullarına son sözlerini[8] söyledi ve 147 yaşında öldü. Vasiyeti üzerine Kenan ülkesinde toprağa verildi.
    Babaları İsrail ölünce Yusuf'un kardeşlerini bir korku sardı. Daha önce yaptıkları kötülük nedeniyle kendilerinden intikam almasından korkuyorlardı. Bu nedenle İsrail'in ölmeden önce Yusuf'tan kardeşlerini affetmesini istediği yalanını uydurdular. Yusuf gönüllerini ferah tutmalarını söyledi. Yusuf, "Korkmayın. Ben Tanrı mıyım? Siz bana kötülük düşündünüz, ama Tanrı bugün olduğu gibi birçok halkın yaşamını korumak için o kötülüğü iyiliğe çevirdi. Korkmanıza gerek yok, size de çocuklarınıza da bakacağım." dedi ve kardeşlerini affetti.[9]
    Yusuf'un ölümü
    Yusuf Tevrat'a göre 110 yıl yaşadı. Torunlarının torunlarını gördü. Ölmeden önce yakınlarına, "Ben ölmek üzereyim," dedi, "ama Allah kesinlikle size yardım edecek; sizi İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a ant içerek söz verdiği topraklara götürecek." Sonra onlara ant içirerek, "Allah kesinlikle size yardım edecek" dedi, "O zaman kemiklerimi buradan götürürsünüz." Yusuf Mısır'da mumyalanıp bir tabuta kondu.
    İslam'a göre

    Yusuf İslamiyet'e göre peygamberdir. Hayatı Yusuf Suresi'nde kısaca anlatılır. Kur'an'daki hayat hikâyesi Tevrat'takiyle paraleldir. Kur'an'da bahsedilmeyen ayrıntılar İslam alimleri tarafından açıklanmıştır.
    Yusuf konusunda Kur'an ile Tevrat'taki farklı noktalar
    Kur'an'da babasının Yusuf'a verdiği uzun renkli kaftandan sözedilmez.
    Kur'an'da Yusuf'un çok büyük bir güzelliğe sahip olduğundan bahsedilir.[kaynak belirtilmeli] Babası Yakub'un onu çok sevmesinin nedenlerinden biri de Yusuf'un güzelliğidir. Ancak Tevrat'ta bu geçmez.
    Kur'an'a göre Yusuf "güneş, ay ve on bir yıldızı kendisine secde ederken gördüğünü" [1]. kardeşlerinden önce babasına söyler ve babası onu bu rüyayı kardeşlerine anlatmaması konusunda tembihler. Aksi takdirde ona tuzak kuracaklarını söyler. [2] Kur'an'da Yusuf'un diğer rüyasından bahsedilmez.
    Kardeşleri kıra gittikleri birgün Yusuf'u da yanlarında götürmek isterler ancak Yakup onu bir kurdun yemesinden korktuğunu söyler. Daha sonra ikna olur ve gitmesine izin verir. Tevrat'ta ise ağabeylerinin neler yaptıklarını kendisine haber vermesi için Yakup tarafından gönderilir.
    Kardeşleri onu öldürmeyi planladıklarında aralarından biri kuyuya atmayı önerir. Kur'an'da ismi verilmeyen bu kardeş Tevrat'a göre Ruben'dir ve Yusuf'u kurtarmaya çalışmaktadır. Kur'an'da Ruben'in onu kurtarmaya çalıştığından bahsedilmez. Aksine birilerinin Yusuf'u alıp götürmesini dilediği belirtilir.
    Kardeşleri Yusuf'un kanlı gömleğini Yakup'a getirirler ve onu bir kurdun yediğini söylerler. Tevrat'a göre ise kardeşleri "Bunu bulduk" diyerek Yusuf'un renkli kaftanını getirmiş, kurt yemiş olabileceği teşhisini Yakup koymuştur.
    Yusuf'un kuyuda kimler tarafından bulunduğu Kur'an'da belirtilmez. Ağabeylerinin onu kuyuda terkettiği belirtilir. Tevrat'a göre ise onu Midyan'lı İsmailoğulları'na[4] satmışlardır.
    Yusuf'un köle olarak satıldığı evde hanımı onunla birlikte olmak ister ve Yusuf kaçarken gömleğini arkadan yırtar. Gömlek önden değil de arkadan yırtıldığı için efendisi Aziz, Yusuf'a inanır ancak dedikodudan korkarak onu zindana attırır. Tevrat'ta ise Yusuf elbisesini bırakarak kaçmıştır ve efendisi muhafız birliği komutanı Potifar, hanımına inanır.
    Kur'an'da zindan arkadaşlarının kimliklerinden bahsedilmez. Yusuf onları Allah'a inanmaya davet eder.
    Kur'an'a göre firavunun rüyasını eski zindan arkadaşı zindana gelerek Yusuf'a anlatır ve yorumlamasını ister. Tevrat'ta ise Yusuf Firavun'un huzuruna çıkarak yorumlar. Rüya ve yapılan yorum paralel olmakla beraber ufak farklılıklar vardır.
    Kardeşleri Yusuf'un huzuruna çıktığında geçen olaylar Kur'an'da anlatılmaz. Kardeşleri torbalarında paralarını bulunca bununla yeniden erzak almak isterler. Tevrat'ta ise parayı geri getirerek iade ederler. Yeni erzak için de iki misli para getirirler.
    Kur'an'da Yusuf'un annesiyle babasını huzuruna çıkardığından bahsedilir.[kaynak belirtilmeli] Ama Tevrat'ta Yakub'un bir çok eşi vardır ve Yusuf'un annesi Rahel çoktan ölmüştür.
    Kur'an'a göre emniyet tedbiri olarak Mısır'a herbiri ayrı kapılardan girerler. Tevrat'ta bundan bahsedilmez.
    Kur'an'a göre Mısır'dan ayrılırlarken torbalarına saklanan değerli şey kralın su maşrapasıdır. Tevrat'a göre ise Yusuf'un fal baktığı gümüş şarap kasesidir.
    Kur'an'a göre Yusuf, Bünyamin'e gizlice ağabeyi olduğunu açıklar. Diğerleri sonradan onun Yusuf olduğunu anlarlar. Tevrat'ta ise Yusuf toplu halde hepsine açıklar.
    Kur'an'a göre Yakup'un gözleri Yusuf'un acısından boz olur. Yusuf onu iyileştirmek için gömleğini gönderir. Yakup'un gözleri açılır. Tevrat'ta bundan bahsedilmez.



  3. 27.Mayıs.2013, 21:50
    2
    Devamlı Üye



    Mısır Tarihi ve Hz.Yusuf

    Mısır, insanlık tarihinin en eski medeniyet merkezlerinden biridir. Kur’ân-ı Kerîm, hiçbir toplumun peygambersiz bırakılmadığını bildirmektedir. Hatta bazı toplumlara aynı anda birden fazla peygamber gönderildiği de bilinmektedir. Mısır gibi bir medeniyet merkezinin de bundan mahrum kaldığı düşünülemez. Fakat Kur’ân-ı Kerîm, Mısıra gönderilmiş peygamberlerden ilk olarak Yûsuf aleyhisselamdan bahseder. Her ne kadar açıkça bir tarihleme yapmasa da yaşadığı döneme ait bazı ipuçlarını en ince detaylarına kadar verir. Kur’ân-ı Kerîm’in eski Mısır hayatına ait verdiği bu bilgilere arkeoloji ancak son yüzyılda yaptığı araştırmalarla ulaşabilmiştir.

    Hazret-i Yûsuf’un kıssası, MÖ 1700-1600 sıralarında Mısır’ı istila eden ve Asyalı kavimler topluluğundan müteşekkil Hiksoslar dönemini hatırlatmaktadır. Bu ihtimali kuvvetlendiren bazı sebepler vardır ki birincisi; Yûsuf isminden kaynaklanmaktadır. Yûsuf adına şahıs ismi olarak Hiksosların dilinde “Yu-ys” şeklinde rastlanır. İkincisi; Bu dönem monoteist eğilimlerin en yoğun olduğu dönemlerin hemen civarıdır. 1400-1350 tarihleri arasında ortaya çıkan Aton dini, yeni krallık döneminin 18. Sülalesine mensup olan firavn Akhneton yahut Amenhotep IV tarafından birdenbire Mısır’ın dini ilan edilir. Güneş yuvarlığı ile simgeleşen Aton, tevhidi öngören bir dinin ilahının Mısır dilindeki adı olur. Bu dine ait bilgiler Akhneton’un kurduğu başkent olan Tel el Amarna’da ele geçirilmiştir. Aslında tek ilah addedilen Aton, Tutmose III zamanından beri biliniyordu ki bu, peygamberlerden arta kalan tevhid inancının kalıntısından başka bir şey değildi. Akhneton zamanında ortaya çıkan tek tanrılı dinin, gerçekten ilahi bir din olup olmadığı konusu olup olmadığı konusu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Sebebi de hiyeroglif metinlerinin İslami birikimleri olmayan uzmanlarca günümüz dillerine çevrilmiş olmasıdır. Zira bu tercümanların hakim oldukları literatür, tahrif edilmiş Kitab-ı Mukaddes’in tezgahından geçmiş, bazen putperestliğe kaymış bir inanç sistemine sahiptir. Dolayısıyla bu gözlüğün ardından bakılarak yapılan tercümelerde, karanlıkta kalan pekçok husus bulunmaktadır. Bu arkeologların tercümelerine göre Akhneton’un ortaya çıkardığı dinin simgesi güneştir. Oysa, ilk peygamberden son peygambere kadar vazedilen tüm şeriatlerde Allahü teala, onun yarattıklarıyla resmedilmemiştir. Belki de Akhneton, Mısır tarihinin en güçlü sınıfı olan Amon rahiplerinin siyasal gücünü kırmak için böyle bir sistem geliştirmişti. Nitekim bunun tam tersi II. Ramses zamanında yaşanmıştır. II. Ramses, Amon rahiplerin siyasal gücünü artırırken, Amon rahipleri de onun dinsel gücünü artırmışlardır. Öyle ki, o zamana kadar görülmemiş boyutlarda bir uygulamayla “tanrı” ilan edilmiştir. Gerçi daha önce tanrılık iddiasında bulunan firavunlar çıkmıştı fakat, II. Ramses’in uygulaması kadar olmamıştı.


    Üçüncü sebebi ise şöyle izah edebiliriz; Kur’ân-ı Kerîmden anlaşıldığına göre Yûsuf aleyhisselam, Mısırlı idarecilerle -tebliğin dışında- hiçbir itikadi çatışmaya girmemiştir. Başka bir deyişle, Mısırlı idareciler Yûsuf aleyhisselamın tevhidi tebliğ etmesine karşı çıkmamışlardır. Oysa klasik Mısır idarecileri kendilerini tanrı ilan edecek kadar sapkınlık içerisinde olmuşlardır. Demek ki Yûsuf aleyhisselam dönemindeki Mısır idarecileri böyle bir itikada sahip değillerdi. Faklı bir kültüre sahiptiler. Kur’ân-ı Kerîm’de, Yûsuf aleyhisselam dönemindeki Mısır yöneticisi “melik” olarak isimlendirilmektedir. Oysa Mûsâ aleyhisselam dönemindeki yönetici hakkında “firavn” ismi kullanılmaktadır. Bu da ister istemez, Mısırda çok farklı ve özel bir dönemi akla getirmektedir. Büyük bir ihtimalle Hazret-i Yûsuf Hiksosların döneminde vazife yapmıştı.


    Yusuf (Arapça: /Yusuf, İbranice: /Yosef), İbrani din büyüğü ve atası.[1]. İslamiyete göre peygamberdir. Yakup'un (İsrail) on iki oğlundan en küçüğünün (Bünyamin) bir büyüğüdür. İsrailoğullarını meydana getiren on iki boydan birinin başıdır. Büyükbabası İshak, büyük-büyükbabası İbrahim'dir. Yakup'un en sevgili eşinden olan en sevgili oğludur.
    Tanah'a göre Yakup tarafından Yusuf'a rengarenk bir kaftan hediye edilmiştir. Yusuf'a Tanrı tarafından rüyaları yorumlama ilmi bahşedilmiştir. Kıskanç ağabeyleri tarafından önce kuyuya atılmış, sonra Mısır'lılara köle olarak satılmıştır.
    Musevi ve İslami kaynaklardaki Yusuf bahsi büyük benzerlik göstermektedir. Hristiyanlık'taki Yosef bahsi Musevilikteki ile aynıdır. Tanah ve Eski Ahit'in Yaratılış (Tekvin) kısmı ile Kur'an'da Yusuf Suresi'nde yaşam hikâyesi anlatılır.
    Yusuf'un annesi, babası ve kardeşleri

    Yusuf doğmadan uzun yıllar önce babası Yakup ikizkardeşi Esav'ı ve babası İshak'ı kandırarak, ama olan babasının kardeşi yerine kendisini kutsamasını sağladı. Durum ortaya çıkınca Esav'ın kendisini öldürmesinden korkarak Kenan Ülkesi'ni terketti ve Harran'a, dayısının yanına geldi. Dayısı Lavan'ın yanında çoban olarak çalışmaya başladı. Dayısının Lea ve Rahel adında iki kızı vardı. Yakup Rahel'e aşık oldu. Karşılığında herbir kız için yedişer yıl çalışmak koşuluyla dayısı iki kızını da Yakup'a verdi.
    Yakup'un Lea'dan Ruben, Şimon, Levi, Yehuda, İssakar ve Zevulun isimlerinde altı oğlu oldu. Sevgili eşi Rahel kısırdı. Rahel'in cariyesi Bilha'dan Dan ve Naftali isimlerinde iki oğlu oldu. Lea'nın cariyesi Zilpa'dan Gad ve Aşer isimlerinde iki oğlu oldu. Tanrı Rahel'in dualarını kabul etti ve kısır olduğu halde Yusuf'u doğurdu.
    20 yıl çalıştıktan sonra Yakup mallarını ve ailesini alarak dayısının yanından kaçtı. Kenan Ülkesi'ne dönerken Tanrı ile güreşti ve İsrail ismini aldı. Geri döndüğünde kardeşi Esav onu affetti. Burada Rahel bir oğul daha doğurdu ve doğum esnasında hayatını kaybetti. En küçük oğlunun adını Bünyamin koydu. Böylece Yakup'un ileride İsrailoğulları'nı meydana getirecek olan oniki oğlu olmuş oldu.
    Yusuf'un düşleri
    Yusuf doğduğunda Yakup oldukça yaşlıydı. Ağabeylerinden çok küçük olan Yusuf'a özel bir düşkünlüğü vardı. Yusuf'a upuzun, rengarenk bir kaftan yaptırmıştı. Ağabeyleri Yusuf'u çok kıskanıyorlardı. Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı. Yusuf onyedi yaşına girdi. Ağabeyleri ile birlikte babasının sürülerini güdüyor, ağabeylerinin yaptıklarını babasına anlatıyordu.
    Yusuf birgün bir rüya gördü. Rüyasında kardeşleri ile birlikte tarlada demet bağlıyordu. Birden Yusuf'un demeti ayağa dikildi ve kardeşlerinin demetleri Yusuf'unkinin önünde eğildiler. Yusuf bu rüyayı anlattığında kardeşleri ondan bir kat daha nefret ettiler.
    Yusuf bir rüya daha gördü. Bu rüyasında ”Yusuf babasına: Babacığım, gerçekten ben "rüyamda" on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm demişti. (Babası) Demişti ki: Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak...” (Yusuf Suresi, 4–6)
    Kuyuya atılması [değiştir]
    Kardeşlerinin Yusuf'u kıskanması babası İsrail'in de aklına takılmıştı ancak bu konuda bir şey yapmadı. Kardeşleri Dotan'a sürüleri otlatmaya gittikleri birgün Yusuf'u öldürme planları Yaptılar. Babaları Yusuf'u arkalarından yanlarına gönderdi. Ağabeylerinin ne yaptıklarını kendisine anlatmasını tembihledi. Ağabeyi Ruben[3] Yusuf'a kıyamadı ve onu ıssız bir yerdeki susuz kuyuya atmalarını tavsiye etti. Sonradan gidip onu kurtarmayı planlıyordu. Bu plan diğerlerinin aklına yattı. Renkli kaftanını çıkarıp Yusuf'u kuyuya attılar ve yemeğe oturdular.
    Bir süre sonra Mısır'a giden bir Midyan ticaret kervanı gördüler. Yehuda, "Yusuf ne de olsa kardeşimizdir, canına kıymayalım. Gelin onu İsmailoğulları'na[4] satalım", dedi. Yusuf'u kuyudan çekip çıkardılar ve yirmi gümüşe Midyan'lı İsmailoğulları'na sattılar. Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler. Yakup Yusuf'u vahşi bir hayvanın parçaladığını düşündü ve günlerce ağlayarak yas tuttu. Elbiselerini parçalayarak beline çul sardı. Oğulları ve kızları denedilerse de onu avutamadılar.
    Bu arada Medyenlılar da Yusuf'u Mısır'da firavunun bir görevlisine, muhafız birliği komutanı Potifar'a sattılar.
    Yusuf zindana düşer [değiştir]
    Yusuf efendisi Potifar'ın evinde kalıyordu. Yaptığı her işte başarılı oluyordu. Potifar'ın evinin de bereketi artmıştı. Muhafız komutanı Potifar Yusuf'un tanrının özel bir kulu olduğunu düşündü. Onu malikanesindeki herşeyden sorumlu kıldı.
    Yusuf oldukça yakışıklı bir genç olmuştu. Efendisinin eşi Yusuf'a göz koydu ve onunla beraber olmak istedi. Yusuf kendisine bunca iyilik yapan efendisine bu kötülüğü yapmayacağını ve tanrının buyruğuna karşı gelmeyeceğini söyleyerek karşı çıktı. Kadın elbisesini tutunca Yusuf elbiseyi bırakarak odadan çıktı. Kadın Yusuf'un kendisiyle yatmaya çalıştığını, çığlık atınca da elbisesini bırakıp kaçtığını söyleyerek iftira attı. Efendisi Yusuf'u zindana attırdı.
    Zindanda rüya yorumculuğu yapar
    Zindancıbaşı Yusuf'tan hoşnut kaldı ve onu diğer tutukluların başı yaptı. Zindancıbaşı her türlü sorumluluğu Yusuf'a verdi. Yusuf tanrının izni ile herşeyde başarılı oluyordu.
    Bir süre sonra Firavun'u kızdıran sarayın baş sakisi ve fırıncıbaşısı zindana atıldılar. Yusuf onların hizmetine verildi. Her ikisinin de keyifsiz olduğu birgün Yusuf nedenini sordu. İkisi de bir önceki gece birer rüya gördüklerini ve yorumlayacak kimse olmadığını söylediler. Yusuf, "yorum tanrıya özgüdür" dedi ve rüyalarını anlatmalarını istedi.
    Baş saki rüyasında üç asma çubuğu gördüğünü, tomurcuklar açar açmaz salkım salkım üzüm verdiklerini, üzümleri firavunun kasesine sıktığını ve firavuna sunduğunu gördüğünü söyledi. Yusuf baş sakinin üç gün içerisinde zindandan kurtulacağını ve eski görevine iade edileceğini söyledi. Sakinin kurtulduktan sonra kendisini unutmamasını ve yardım etmesini istedi. Haksız yere ülkesinden uzaklaştırıldığını ve zindana düştüğünü söyledi.
    Fırıncıbaşının rüyası ise şöyleydi. Fırıncıbaşı başının üstünde üç sepet beyaz ekmek taşıyordu. En üstteki sepette firavun için pişirilmiş pastalar vardı. Kuşlar sepetteki pastaları yiyorlardı. Yusuf fırıncıbaşıya üç gün içerisinde asılacağını ve başının etini kuşların yiyeceğini söyledi.
    Üç gün sonra Firavun'un doğumgünü partisi vardı. Firavun baş sakiyi affetti ve görevine iade etti, fırıncıbaşıyı ise astırdı. Ancak baş saki Yusuf'un kendisine yardım etmesi konusunda söylediklerini anımsamadı.
    Firavun'un rüyası [değiştir]
    Yusuf zindanda 7 yıl daha geçirdi. Tam 7 yıl sonra firavun bir düş gördü. Rüyasında Nil Nehri'nin kıyısında duruyordu. Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar. Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında öbür ineklerin yanında durdular. Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı. Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü. Bir sapın ucunda yedi güzel ve dolgun başak bitti. Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti. Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular.
    Firavun uyandığında çok kaygılandı. Mısır'daki tüm bilge ve büyücüleri çağırdı ancak kimse düşü yorumlayamadı. Birden baş saki Yusuf'u hatırladı ve zindanda başlarından geçenleri firavuna anlattı. Firavun Yusuf'u huzuruna çağırttı ve rüyasını yorumlamasını emretti. Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi. Bolluk süresince ülkedeki ürünlerin beştebirini depolamasını tavsiye etti. Benzer rüyaların iki kere görünmesinin ise tanrının kesin kararını verdiğinin ve en kısa zamanda uygulamaya geçeceğinin göstergesi olduğunu söyledi. Bilgili bir adam bulup Mısır'ın başına geçirmesini tavsiye etti.
    Yusuf'un Mısır'a hükümdar oluşu [değiştir]
    Yusuf'un söylediklerinden çok etkilenen ve onun bilgeliğine hayran kalan Firavun IV.Amenhotep, mühür yüzüğünü parmağından çıkarıp Yusuf'un eline taktı. Adını Safenat-Paneah (Zafenadpena) olarak değiştirdi.[5] Onu tüm Mısır'a ve saraya hükümdar atadı. Yusuf hükümdar olduğunda 30 yaşındaydı.[6] Yusuf Mısır'da Firavun'dan sonra ikinci adam oldu. Kıtlık yılları gelmeden önce toplayabildiği kadar tahıl toplayıp depoladı. On Kenti'nin kahini Safenat-Paneah'ın kızı Asenat ile evlendi. Asenat'tan Manaşşe ve Efrayim isminde iki oğlu oldu.
    Kardeşleriyle biraraya gelişi
    Yedi yıllık bolluk sona erince şiddetli bir kıtlık başgösterdi. Kıtlık civar ülkelere de yayıldı. Herkes Yusuf'tan buğday satın almaya başladı. Yusuf'un babası Yakup'ta on oğlunu Mısır'a tahıl satın almaya gönderdi. En küçük oğlu Bünyamin'i, Yusuf gibi başına bir şeyler gelmesinden korktuğu için göndermedi.
    Yusuf ağabeylerini tanıdı ancak onlar Yusuf'u tanımadılar. Yusuf onlara bir oyun oynamaya karar verdi. Mısır'a casusluk amacıyla geldiklerini iddia etti ve hayat hikâyelerini anlattırdı. Ağabeyleri Bünyamin'den bahsedince, onu da getirmelerini emretti. Ağabeyleri bu başlarına gelenlerin Yusuf'a yaptıklarının cezası olduğunu düşündüler. Kendi aralarında İbranice konuşurlarken Mısır'lı zannettikleri Yusuf'un onları anladığını bilmiyorlardı. Yusuf Ağabeyi Şimon'u tutsak olarak bırakmalarını söyledi ve diğerlerini tahıl vererek geri gönderdi. Tahıl için verdikleri paralarını da gizlice tahılların arasına saklattı. Ağabeyleri ayrılınca bir kenarda gizlice ağladı.
    Yolda paraları bulan ağabeylerinin korkusu bir kat daha arttı. Eve varınca Yakup'a Mısır hükümdarının Bünyamin'i de görmek istediğini söylediler. Yakup bu fikre şiddetle karşı çıktı. Önce Yusuf'u sonra Şimon'u kaybettiğini, şimdi de Bünyamin'i kaybedeceğini söyledi. Ancak kıtlık iyice şiddetlenince onları tahıl almaları için yeniden göndermeye karar verdi ve gönülsüz olarak Bünyamin'i de götürmelerine razı oldu. Yanlarına ülkenin en iyi ürünlerinden hediye paketleri verdi. Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi. Yeni alacakları tahıl için de iki kat para verdi. Tanrı'dan Mısır'ın hükümdarına merhamet vermesini diledi.
    Kardeşleri Yusuf'u görünce önünde yerlere kapandılar. Yusuf onları yemeğe davet etti. Kendisiyle aynı anneden olma küçük Bünyamin'i görmek çok dokunmuştu. Odadan çıkıp gizlice ağladı. Yemek esnasında kardeşleri Yusuf'un karşısında büyükten küçüğe sıralandılar. Normalde Yusuf'la beraber yemek yiyen Mısır'lı heyete ayrıca servis yapıldı zira Mısırlılar İbrani'lerle beraber yemek yemeyi iğrenç buluyorlardı. Yemekte Bünyamin'e diğerlerinden beş kat fazla yiyecek servisi yapıldı.
    Ertesi gün kardeşlerinin torbalarına tahıl doldurttu. Bünyamin'in torbasına ise şarap içmekte[7] ve fal bakmakta kullandığı[7] gümüş kasesini ve tahılın parasını saklattı. Kardeşleri yola çıktıklarında kahyasını gönderip onları durdurttu ve hırsızlıkla itham etti. Kardeşleri hırsız aralarından biri ise onu öldürmelerini, diğerlerini köle almasını söylediler. Yusuf bunun yerine hırsızı köle alacağını, diğerlerini salacağını söyledi. Torbalar aranınca kase ve paralar Bünyamin'in torbasında çıktı. Yehuda, Bünyamin yerine kendisini köle olarak alması için Yusuf'a yalvardı. Yaşlı babalarının Yusuf'tan sonra Bünyamin'in de acısına dayanamayacağını söyledi.
    Yusuf huzurundaki Mısırlıları odadan çıkardı. Kardeşlerinin önünde hıçkıra hıçkıra ağladı ve yıllar önce köle olarak sattıkları Yusuf olduğunu söyledi. Yusuf'un kardeşleri ile biraraya geldiğini duyan firavun çok sevindi ve Yusuf'a tüm ailesini Mısır'a getirmesini, onlara Mısır'ın en güzel yerlerini vereceğini söyledi. Yusuf yanlarına elbise, para ve tahıl vererek kardeşlerini ülkelerine geri yolladı. Babasını da alıp gelmelerini söyledi.
    Kardeşleri eve dönüp olanları Yakup'a anlattılar. Gece rüyasında Tanrı Yakup'a "Mısır'a gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım. Seninle birlikte Mısır'a gelecek, soyunu bu ülkeye geri getireceğim. Senin gözlerini Yusuf'un elleri kapayacak," dedi.
    Yakup (İsrail) ve İsrailoğulları'nın Mısır'a yerleşmesi


    Yusuf ve Kardeşleri Firavun'un Huzurunda,
    Yakup, tüm ailesi ve tüm malları ile Yusuf'un gönderdiği arabalara binerek Mısır'a göçtü. Oğullarının eşleri hariç toplam 70 kişiydiler. Yusuf Firavun'a hayvancılık yaptıklarını söylemelerini öğütledi. Yusuf malları ile birlikte geldiklerini söyledi, bu sayede Goşen'e yerleşebileceklerini ümit ediyordu. Zira Mısır'lılar çobanlardan iğrenirlerdi. Firavun onları ülkenin en iyi yerine, Goşen'deki Ramses bölgesine yerleştirdi. Aralarından becerikli olanları da sarayın sürülerinden sorumlu yaptı. Bu sırada Yakup 130 yaşındaydı.
    Kıtlık iyice şiddetlendi. Halk elinde avucunda ne varsa Yusuf'a getirip tahıl yiyecek satın alıyordu. Zamanla halkta para kalmadı. Yusuf halka hayvanları karşılığında yiyecek vermeye başladı. Hayvanlar da bitince arazileri karşılığında yiyecek vermeye başladı.
    İsrail'in ölümü
    Yusuf babası Yakup'un hastalandığını duydu. Oğullarını alarak babasının yanına gitti. Yakup, "Atalarım İbrahim'in, İshak'ın hizmet ettiği, Bugüne dek yaşamım boyunca bana çobanlık eden Tanrı, beni bütün kötülüklerden kurtaran melek bu gençleri kutsasın! Adım ve atalarım İbrahim'le İshak'ın adları bu gençlerle yaşasın! Yeryüzünde çoğaldıkça çoğalsınlar.›› diyerek torunlarını kutsadı. Ancak sağ elini Manaşşe yerine küçük olan Efrayim'in başına koydu. Yusuf babasını uyarınca Yakup, durumun farkında olduğunu ancak Efrayim'den daha büyük bir halk olacağını söyledi. Böylece Efrayim'i Manaşşe'nin önüne geçirmiş oldu. Yakup daha sonra oğullarına son sözlerini[8] söyledi ve 147 yaşında öldü. Vasiyeti üzerine Kenan ülkesinde toprağa verildi.
    Babaları İsrail ölünce Yusuf'un kardeşlerini bir korku sardı. Daha önce yaptıkları kötülük nedeniyle kendilerinden intikam almasından korkuyorlardı. Bu nedenle İsrail'in ölmeden önce Yusuf'tan kardeşlerini affetmesini istediği yalanını uydurdular. Yusuf gönüllerini ferah tutmalarını söyledi. Yusuf, "Korkmayın. Ben Tanrı mıyım? Siz bana kötülük düşündünüz, ama Tanrı bugün olduğu gibi birçok halkın yaşamını korumak için o kötülüğü iyiliğe çevirdi. Korkmanıza gerek yok, size de çocuklarınıza da bakacağım." dedi ve kardeşlerini affetti.[9]
    Yusuf'un ölümü
    Yusuf Tevrat'a göre 110 yıl yaşadı. Torunlarının torunlarını gördü. Ölmeden önce yakınlarına, "Ben ölmek üzereyim," dedi, "ama Allah kesinlikle size yardım edecek; sizi İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a ant içerek söz verdiği topraklara götürecek." Sonra onlara ant içirerek, "Allah kesinlikle size yardım edecek" dedi, "O zaman kemiklerimi buradan götürürsünüz." Yusuf Mısır'da mumyalanıp bir tabuta kondu.
    İslam'a göre

    Yusuf İslamiyet'e göre peygamberdir. Hayatı Yusuf Suresi'nde kısaca anlatılır. Kur'an'daki hayat hikâyesi Tevrat'takiyle paraleldir. Kur'an'da bahsedilmeyen ayrıntılar İslam alimleri tarafından açıklanmıştır.
    Yusuf konusunda Kur'an ile Tevrat'taki farklı noktalar
    Kur'an'da babasının Yusuf'a verdiği uzun renkli kaftandan sözedilmez.
    Kur'an'da Yusuf'un çok büyük bir güzelliğe sahip olduğundan bahsedilir.[kaynak belirtilmeli] Babası Yakub'un onu çok sevmesinin nedenlerinden biri de Yusuf'un güzelliğidir. Ancak Tevrat'ta bu geçmez.
    Kur'an'a göre Yusuf "güneş, ay ve on bir yıldızı kendisine secde ederken gördüğünü" [1]. kardeşlerinden önce babasına söyler ve babası onu bu rüyayı kardeşlerine anlatmaması konusunda tembihler. Aksi takdirde ona tuzak kuracaklarını söyler. [2] Kur'an'da Yusuf'un diğer rüyasından bahsedilmez.
    Kardeşleri kıra gittikleri birgün Yusuf'u da yanlarında götürmek isterler ancak Yakup onu bir kurdun yemesinden korktuğunu söyler. Daha sonra ikna olur ve gitmesine izin verir. Tevrat'ta ise ağabeylerinin neler yaptıklarını kendisine haber vermesi için Yakup tarafından gönderilir.
    Kardeşleri onu öldürmeyi planladıklarında aralarından biri kuyuya atmayı önerir. Kur'an'da ismi verilmeyen bu kardeş Tevrat'a göre Ruben'dir ve Yusuf'u kurtarmaya çalışmaktadır. Kur'an'da Ruben'in onu kurtarmaya çalıştığından bahsedilmez. Aksine birilerinin Yusuf'u alıp götürmesini dilediği belirtilir.
    Kardeşleri Yusuf'un kanlı gömleğini Yakup'a getirirler ve onu bir kurdun yediğini söylerler. Tevrat'a göre ise kardeşleri "Bunu bulduk" diyerek Yusuf'un renkli kaftanını getirmiş, kurt yemiş olabileceği teşhisini Yakup koymuştur.
    Yusuf'un kuyuda kimler tarafından bulunduğu Kur'an'da belirtilmez. Ağabeylerinin onu kuyuda terkettiği belirtilir. Tevrat'a göre ise onu Midyan'lı İsmailoğulları'na[4] satmışlardır.
    Yusuf'un köle olarak satıldığı evde hanımı onunla birlikte olmak ister ve Yusuf kaçarken gömleğini arkadan yırtar. Gömlek önden değil de arkadan yırtıldığı için efendisi Aziz, Yusuf'a inanır ancak dedikodudan korkarak onu zindana attırır. Tevrat'ta ise Yusuf elbisesini bırakarak kaçmıştır ve efendisi muhafız birliği komutanı Potifar, hanımına inanır.
    Kur'an'da zindan arkadaşlarının kimliklerinden bahsedilmez. Yusuf onları Allah'a inanmaya davet eder.
    Kur'an'a göre firavunun rüyasını eski zindan arkadaşı zindana gelerek Yusuf'a anlatır ve yorumlamasını ister. Tevrat'ta ise Yusuf Firavun'un huzuruna çıkarak yorumlar. Rüya ve yapılan yorum paralel olmakla beraber ufak farklılıklar vardır.
    Kardeşleri Yusuf'un huzuruna çıktığında geçen olaylar Kur'an'da anlatılmaz. Kardeşleri torbalarında paralarını bulunca bununla yeniden erzak almak isterler. Tevrat'ta ise parayı geri getirerek iade ederler. Yeni erzak için de iki misli para getirirler.
    Kur'an'da Yusuf'un annesiyle babasını huzuruna çıkardığından bahsedilir.[kaynak belirtilmeli] Ama Tevrat'ta Yakub'un bir çok eşi vardır ve Yusuf'un annesi Rahel çoktan ölmüştür.
    Kur'an'a göre emniyet tedbiri olarak Mısır'a herbiri ayrı kapılardan girerler. Tevrat'ta bundan bahsedilmez.
    Kur'an'a göre Mısır'dan ayrılırlarken torbalarına saklanan değerli şey kralın su maşrapasıdır. Tevrat'a göre ise Yusuf'un fal baktığı gümüş şarap kasesidir.
    Kur'an'a göre Yusuf, Bünyamin'e gizlice ağabeyi olduğunu açıklar. Diğerleri sonradan onun Yusuf olduğunu anlarlar. Tevrat'ta ise Yusuf toplu halde hepsine açıklar.
    Kur'an'a göre Yakup'un gözleri Yusuf'un acısından boz olur. Yusuf onu iyileştirmek için gömleğini gönderir. Yakup'un gözleri açılır. Tevrat'ta bundan bahsedilmez.






+ Yorum Gönder