Konusunu Oylayın.: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?
  1. 29.Kasım.2009, 12:39
    1
    Misafir

    Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

  2. 30.Kasım.2009, 04:47
    2
    DZALBAY
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,274
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 61

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?




    Alıntı
    hz rabia ilk kadın evliya mıdır???
    Siz bir insanın evliya olup olmadığına karar vermeye yetkili misiniz?Nereden bileceksiniz ondan önce evliya olup olmadığını?Her evliya,açıktan keramet göstermiş mi?

    Mesela Hz Aişe (r.anha)valdemiz,Rabia-tül Adeviyye'den önce yaşamış biri olarak evliya mıydı değil miydi?Nerden bileceğiz?Hz Fatıma (r.anha) valdemiz evliya mıydı, değil miydi?

    Bu sorunuzun bilinen cevabı yoktur kardeş...


  3. 30.Kasım.2009, 04:47
    2
    Seyirci Üye



    Alıntı
    hz rabia ilk kadın evliya mıdır???
    Siz bir insanın evliya olup olmadığına karar vermeye yetkili misiniz?Nereden bileceksiniz ondan önce evliya olup olmadığını?Her evliya,açıktan keramet göstermiş mi?

    Mesela Hz Aişe (r.anha)valdemiz,Rabia-tül Adeviyye'den önce yaşamış biri olarak evliya mıydı değil miydi?Nerden bileceğiz?Hz Fatıma (r.anha) valdemiz evliya mıydı, değil miydi?

    Bu sorunuzun bilinen cevabı yoktur kardeş...


  4. 30.Kasım.2009, 11:22
    3
    sultanımsın
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Kasım.2009
    Üye No: 65012
    Mesaj Sayısı: 130
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 48

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

    Alıntı
    Siz bir insanın evliya olup olmadığına karar vermeye yetkili misiniz?
    tabiki hayır. o arkadaşta bunu kabul eder tabi..

    Alıntı
    Nereden bileceksiniz ondan önce evliya olup olmadığını?
    biraz araştırsaydı bulabilirdi..

    Alıntı
    Her evliya,açıktan keramet göstermiş mi?
    gerektiği yerde Rabbimizin izni ile göstereni var göstermeyeni.


    Alıntı
    Mesela Hz Aişe (r.anha)valdemiz,Rabia-tül Adeviyye'den önce yaşamış biri olarak evliya mıydı değil miydi?
    Muhterem Annelerimizi vedahi Sahabei Kiram Efendilerimizi Evliya olarak tarif etmeyiz. Onlar Rabbimizin çok özel kulları. Evliya Allah Dostu demek olduğu için Sahabei Kiram Efendilerimiz için zaten bunu kullanmak abes çünkü Onlar Kur an ı Kerimde buyurulduğu üzere Rabbimizin Razı olduğu insanlar. Evliya Tabiri Onlardan sonra gelen insanlar için genelde kullanılmıştır. buda zaten insanlar tarafından ister istemez söylenilen bir sıfat mesela Abdulkadir Geylani Hz.leri için müslüman alemi Evliya tabirini kullanıyor neden Evliya olduğu için. daha özel manada Rabbimizin katında meleklere hitaben bu benim dostum demediği biri için yerdeki insanlar Bu Rabbimizin dostudur diyemez. biri çıkıp desede zaten kabul görmez. Rabiatül Adeviye Hz.leri Kadın Evliyalardan.. hayatını okuduğum için ordan gönlüm söylüyor. ben söylemesemde insanlar zaten ortak olarak ister istemez söyleyiveriyor.

    Alıntı
    Nerden bileceğiz?Hz Fatıma (r.anha) valdemiz evliya mıydı, değil miydi?
    yazı dilinden anlaşılmıyor ne denmek istendiği onun için yorum yapmıyorum. ama okunduğu gibi ise soru, şahsınıza kesinlikle söylemiyorum ama bu sorunun karşılığı koskocaman bir OHA.


  5. 30.Kasım.2009, 11:22
    3
    Alıntı
    Siz bir insanın evliya olup olmadığına karar vermeye yetkili misiniz?
    tabiki hayır. o arkadaşta bunu kabul eder tabi..

    Alıntı
    Nereden bileceksiniz ondan önce evliya olup olmadığını?
    biraz araştırsaydı bulabilirdi..

    Alıntı
    Her evliya,açıktan keramet göstermiş mi?
    gerektiği yerde Rabbimizin izni ile göstereni var göstermeyeni.


    Alıntı
    Mesela Hz Aişe (r.anha)valdemiz,Rabia-tül Adeviyye'den önce yaşamış biri olarak evliya mıydı değil miydi?
    Muhterem Annelerimizi vedahi Sahabei Kiram Efendilerimizi Evliya olarak tarif etmeyiz. Onlar Rabbimizin çok özel kulları. Evliya Allah Dostu demek olduğu için Sahabei Kiram Efendilerimiz için zaten bunu kullanmak abes çünkü Onlar Kur an ı Kerimde buyurulduğu üzere Rabbimizin Razı olduğu insanlar. Evliya Tabiri Onlardan sonra gelen insanlar için genelde kullanılmıştır. buda zaten insanlar tarafından ister istemez söylenilen bir sıfat mesela Abdulkadir Geylani Hz.leri için müslüman alemi Evliya tabirini kullanıyor neden Evliya olduğu için. daha özel manada Rabbimizin katında meleklere hitaben bu benim dostum demediği biri için yerdeki insanlar Bu Rabbimizin dostudur diyemez. biri çıkıp desede zaten kabul görmez. Rabiatül Adeviye Hz.leri Kadın Evliyalardan.. hayatını okuduğum için ordan gönlüm söylüyor. ben söylemesemde insanlar zaten ortak olarak ister istemez söyleyiveriyor.

    Alıntı
    Nerden bileceğiz?Hz Fatıma (r.anha) valdemiz evliya mıydı, değil miydi?
    yazı dilinden anlaşılmıyor ne denmek istendiği onun için yorum yapmıyorum. ama okunduğu gibi ise soru, şahsınıza kesinlikle söylemiyorum ama bu sorunun karşılığı koskocaman bir OHA.


  6. 30.Kasım.2009, 20:09
    4
    DZALBAY
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,274
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 61

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

    Alıntı
    şahsınıza kesinlikle söylemiyorum ama bu sorunun karşılığı koskocaman bir OHA.
    Bu hiç anlaşılmıyor???Bu ne biçim bir ifade yahu kardeşim?Böyle bir mevzuda ne gereği vardı şimdi bunun?

    Ben ne demek istediğimi yeteri kadar açık anlattım.Rabiatül Adeviyye'den önce yaşayan hanımlardan hangisinin evliya olduğunu,hangisinin olmadığını kim tesbit edecek manasına bir iki isim yazdım.Evliya Allah'ın cc dostu olduğuna göre,bu ifade çok mu abes kaçtı yani?Evliyalık,sahabeyi alçaltıcı bir makam mı ki?Çok yadırgadım bu üç harfi...


  7. 30.Kasım.2009, 20:09
    4
    Seyirci Üye
    Alıntı
    şahsınıza kesinlikle söylemiyorum ama bu sorunun karşılığı koskocaman bir OHA.
    Bu hiç anlaşılmıyor???Bu ne biçim bir ifade yahu kardeşim?Böyle bir mevzuda ne gereği vardı şimdi bunun?

    Ben ne demek istediğimi yeteri kadar açık anlattım.Rabiatül Adeviyye'den önce yaşayan hanımlardan hangisinin evliya olduğunu,hangisinin olmadığını kim tesbit edecek manasına bir iki isim yazdım.Evliya Allah'ın cc dostu olduğuna göre,bu ifade çok mu abes kaçtı yani?Evliyalık,sahabeyi alçaltıcı bir makam mı ki?Çok yadırgadım bu üç harfi...


  8. 30.Kasım.2009, 21:09
    5
    Rüyet-iTaksîr
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ekim.2009
    Üye No: 61896
    Mesaj Sayısı: 219
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

    Kullanılan tabirlere bağlı kalmayalım yani sahabe yada Evliya gibi. En alim kişi dahi olsa bir insanın makamı Peygambermizi s.a.v görümüş en cahil sahabenin makamından aşağıdadır. Sanırım doğru biliyorum. Bu sebeple Hz.Aişe r.a. le Hz.Rabia k.s. bu bakımdan örneklemeye gerek yok zira makam farklılıkları var. Evliya dediğimiz kişiler sahabe döneminde yaşamamış alim kişilerdir. Bu bakımdan Sahabe dönemini ayrı tutarsak kadın olarak benim Hz.Rabia k.s. bildiğim ilk kadın alim evliya idir..Ama tabiki yanlış olabilir...


  9. 30.Kasım.2009, 21:09
    5
    Kullanılan tabirlere bağlı kalmayalım yani sahabe yada Evliya gibi. En alim kişi dahi olsa bir insanın makamı Peygambermizi s.a.v görümüş en cahil sahabenin makamından aşağıdadır. Sanırım doğru biliyorum. Bu sebeple Hz.Aişe r.a. le Hz.Rabia k.s. bu bakımdan örneklemeye gerek yok zira makam farklılıkları var. Evliya dediğimiz kişiler sahabe döneminde yaşamamış alim kişilerdir. Bu bakımdan Sahabe dönemini ayrı tutarsak kadın olarak benim Hz.Rabia k.s. bildiğim ilk kadın alim evliya idir..Ama tabiki yanlış olabilir...


  10. 30.Kasım.2009, 21:23
    6
    lamelif
    ~~SÜKUT LEHÇESİ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2009
    Üye No: 47150
    Mesaj Sayısı: 1,133
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 44
    Bulunduğu yer: İstanbul

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

    Rabia-i Adeviyye (ks) velî hanımlardan biridir. Basra’da büyüyüp, Kudüs’te 135 tarihinde (Miladi 752) vefat etmiştir. Rabia-i Adeviyye, Basra’da dindar bir babanın fakir çocuğu olarak doğmuş, baliğ olmadan vefat eden anne-babasından sonra da, fakirlik ve öksüzlük mihneti altında yalnız bir hayata mecbur kalmıştır.
    Allah âdildir. Bir yandan alırsa, diğer yandan verir. Bu yokluk ve mahrumiyet, kendini Allah’a veren Rabia’da mânevi duyguların inkişafına sebep olmuş; iç âlemine dönen Rabia, kısa zamanda günün, büyük velîlerinden Süfyân-ı Sevrî, Hasan-ı Basrî gibi zâtların da gıbta ve takdirlerine lâyık hâle gelmiştir.

    Kulübeciğinin içinde serili bir hasır, köşesinde ise içi hurma yaprağı ile dolu bir minderciğinden ibaret ev döşemesi, onu hiçbir zaman üzmemiş, bilâkis huzur verip vecd almasına sebep olmuştur.

    Nitekim kendisini ziyarete gelen Süfyân-i Sevrî, “Yâ Rabia, arzu ederseniz yakınlarınız size yardım ederler. Bulunduğunuz bu mütevazı döşemeyi değiştirir, hâlinize bir çekidüzen verebilirsiniz.” yollu bir teklifte bulunmak istemiş, ancak Rabia’nın cevabı kesin olmuştur: “Ben hâlimden müşteki değilim ki, onlara müracâat ihtiyacını duyayım. Hattâ içinde bulunduğum hâlden, Bütün Dünya Elinde Olan’a dahi müracaat etmedim. Nerede kaldı ki, o dünyanın zerresine sahip olan âciz insanlara rica edeyim!”

    Tarihlerin kaydettiklerine göre, Rabia’da bir tek ölçü vardı. O da şu fanî ömrün, İslâm’a en uygun şekilde yaşanıp yaşanmaması idi. Şayet, dinî emirlere tıpatıp uyan bir hayat yaşanıyorsa, onun nazarında işte bu hayat gayesini bulmuş, hedefine ermişti. İsterse o hayat, hasır üstünde geçsin, isterse hasır dahi bulamasın da toprak üstünde devam etsin.

    Bundandır ki, Basralı zenginlerden olan Süleyman Haşimî kendisine bir mektup yazıp, kazancını ve ileride daha da çoğalacak servetini izah ettikten sonra: “Bütün bunlar senin emrine âmâdedir. Yeter ki, beni kabul eyle, nikâhım altına girmeye razı ol.” deyince, Rabia’nın cevabı sert olmuştur: “Kazancınla mağrur olup, ona güvenme. Bunlar köpük gibidirler. Ne ölüme mani olurlar, ne de başına gelecek bir takdire. Sen yarın varacağın İlâhî huzurda sana lâzım olana bak, onunla teselli ol. Bir de sakın ben ölürken vasiyet ederim de bu servetimle arkamdan hayır işlerler, diye bir vesveseye de aldanma. Sen kendin kendine vâsi ol, servetini kendi elinde İslâmî hizmete harca, ölmeden vasiyetini kendin yerine getir. Şunu da unutma ki, emrime âmâde edeceğini yazdığın şey, gönlüme ağırlık, kalbime karanlık verir. Benim için cazip birşey olmaktan çoktan uzaklaşmıştır onlar.”

    Rabia, vefatından önceki günlerde babasına sık sık şöyle hatırlatma yapardı:

    “Babacığım, bizi haramla beslemekten kork. Ben dünyada aç kalmaya sabredebilirim. Ama cehennem ateşinde yanmaya dayanamam!”

    Hanımlar, ziyaretine gelirler, nasihat isterlerdi. Söylediklerinden biri de şöyledir: “İyiliklerinizi de gizleyin. Tıpkı kötülüklerinizi gizlediğiniz gibi. İyiliklerini ilân etmek, rüzgârın karşısında un savurmak gibidir. Alıp götürür. Eliniz boşta kalır.”

    Rabia, bütün varlığını imana, İslâm’a bağlamış, dinî hayatın İslâmî hizmetin dışında hiçbir şeyi düşünemez, kalbine getiremez olmuştu. Bu yüzden evlenmeyi bile düşünmemişti.

    Bir gün kendisine, niçin evlenmediğini sordular. Cevabı şöyle oldu: “Üç şey vardır ki benim bütün dünyamı dolduruyor. Evlenmeyi düşünmeye vakit bırakmıyor.” Sordular: “Nedir o üç şey?” Cevap verdi: “Son nefesimi verirken imanla gidecek miyim? Mahşerde kitabım sağımdan mı, solumdan mı verilecek? Halk, cennetle cehennem yolunda ikiye bölününce, ben hangisinde yer alacağım.”

    Bir gün namazda iken evine hırsız giren Rabia, namazını bitirinceye kadar hırsızın birşey bulamayıp eli boş döndüğünü anlayınca seslendi: “Ey muhtaç adam, bari ibrikteki sudan abdest alıp iki rek’at namaz kıl da emeğin büsbütün boşuna gitmesin.”

    Hırsız şaşırmış, korkuyla karışık bir ruh hâline kapılmıştı. Hemen abdest alıp orada namaza durdu. Rabia bundan sonra ellerini kaldırıp dua etti: “Yâ Rab, bu muhtaç, benim evimde alacak birşey bulamadı, onu Senin kapına gönderdim. Sen elbette benim gibi değilsin. Onu boş çevirmezsin.”

    Namazı bitiren hırsızın, tevbe, istiğfar etmeye başladığını duyunca, bu defa da şöyle yalvardı: “Yâ Rab, bu adam kapında birkaç dakika bekledi, hemen kabul ettin; ama bu âciz, bütün ömür boyu kapındayım, hâlâ böyle kabul edilemedim!” Kalbine doğan ses şöyleydi: “Üzülme, onu senin hürmetine kabul ettik!”
    Selam ve dua ile.


    Hazret-i Rabia'nın Hayatından

    Beni Kendinle Meşgul Eyle.



    Hazret-i Râbia, çok oruç tutardı. Bir defâsında bir hafta hiç yiyecek bulamadı. Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi. Nefsine eziyet ettiğini düşünürken birisi kapıyı çaldı. Bir tabak yemek getirdi, o da yemeği alıp, yere koydu. Mum getirmeğe gitti, gelince bir kedinin yemeğini dökmüş olduğunu gördü. Su bardağını almaya gitti. Mum söndü. Su içmek isterken bardak düşüp kırıldı.
    O da;
    "Yâ Rabbî! Bu zavallı kulunu imtihan ediyorsun, fakat âcizliğimden sabredemiyorum." diyerek bir âh çekti. Bu âhtan neredeyse ev yanacaktı.
    Bir ses duyuldu:
    "Ey Râbia, istersen dünyâ nîmetlerini üstüne saçayım. İstersen, üzerindeki dert ve belâları kaldırayım. Fakat bu dertler, belâlar ile dünyâ bir arada bulunmaz."
    Bu sözü işitince;
    "Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle ve senden alıkoyacak işlere bulaştırma." diye duâ etti.
    Bundan sonra dünyâ zevklerinden öyle kesildi ki; kıldığı namazı;
    "Bu benim son namazımdır." diye huşû ile kılar, hep Allahü teâlâ ile meşgûl olurdu. Hattâ birisi gelip kendisini Allahü teâlâ ile meşgûliyetten alıkoyar korkusuyla;
    "Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle de, kimse senden alıkoymasın." diye duâ ederdi.



    Boşa Yorulmuş

    Râbia-tül Adeviyye, bir gece, evinde geç vakitlere kadar namaz kılarken hasırın üzerinde uyuya kaldı. Bu arada evine bir hırsız girdi. Her tarafı aradı, çalacak bir şey bulamadı.
    Giderken;
    "Girmişken boş çıkmayayım" diyerek, Râbia hazretlerinin dışarıda giydiği örtüsünü aldı. Evden çıkarken yolunu şaşırdı, kapıyı bulamadı. Geri dönüp örtüyü aldığı yere bıraktı. Bu sefer rahatlıkla kapıyı buldu. Kapıyı bulunca tekrar geri dönüp, örtüyü aldı. Fakat yine kapıyı bulamadı. Bu hâl yedi defa tekrarlandı.
    Yedinci defâ tekrar örtüyü eline alınca şöyle bir ses duydu:
    "Ey kişi kendini yorma. O yıllardır kendini bize ısmarladı. Şeytanın ona yaklaşma gücü yok iken, hırsızın onun örtüsüne yaklaşması mümkün müdür? Git, yorulma, boşuna uğraşma. O uyuyorsa da dostu uyanıktır ve onu korumaktadır."

    Bu hâdiseden korkup dışarı fırlayan hırsız, tövbe edip bu kötü huyundan vazgeçti.


  11. 30.Kasım.2009, 21:23
    6
    ~~SÜKUT LEHÇESİ~~
    Rabia-i Adeviyye (ks) velî hanımlardan biridir. Basra’da büyüyüp, Kudüs’te 135 tarihinde (Miladi 752) vefat etmiştir. Rabia-i Adeviyye, Basra’da dindar bir babanın fakir çocuğu olarak doğmuş, baliğ olmadan vefat eden anne-babasından sonra da, fakirlik ve öksüzlük mihneti altında yalnız bir hayata mecbur kalmıştır.
    Allah âdildir. Bir yandan alırsa, diğer yandan verir. Bu yokluk ve mahrumiyet, kendini Allah’a veren Rabia’da mânevi duyguların inkişafına sebep olmuş; iç âlemine dönen Rabia, kısa zamanda günün, büyük velîlerinden Süfyân-ı Sevrî, Hasan-ı Basrî gibi zâtların da gıbta ve takdirlerine lâyık hâle gelmiştir.

    Kulübeciğinin içinde serili bir hasır, köşesinde ise içi hurma yaprağı ile dolu bir minderciğinden ibaret ev döşemesi, onu hiçbir zaman üzmemiş, bilâkis huzur verip vecd almasına sebep olmuştur.

    Nitekim kendisini ziyarete gelen Süfyân-i Sevrî, “Yâ Rabia, arzu ederseniz yakınlarınız size yardım ederler. Bulunduğunuz bu mütevazı döşemeyi değiştirir, hâlinize bir çekidüzen verebilirsiniz.” yollu bir teklifte bulunmak istemiş, ancak Rabia’nın cevabı kesin olmuştur: “Ben hâlimden müşteki değilim ki, onlara müracâat ihtiyacını duyayım. Hattâ içinde bulunduğum hâlden, Bütün Dünya Elinde Olan’a dahi müracaat etmedim. Nerede kaldı ki, o dünyanın zerresine sahip olan âciz insanlara rica edeyim!”

    Tarihlerin kaydettiklerine göre, Rabia’da bir tek ölçü vardı. O da şu fanî ömrün, İslâm’a en uygun şekilde yaşanıp yaşanmaması idi. Şayet, dinî emirlere tıpatıp uyan bir hayat yaşanıyorsa, onun nazarında işte bu hayat gayesini bulmuş, hedefine ermişti. İsterse o hayat, hasır üstünde geçsin, isterse hasır dahi bulamasın da toprak üstünde devam etsin.

    Bundandır ki, Basralı zenginlerden olan Süleyman Haşimî kendisine bir mektup yazıp, kazancını ve ileride daha da çoğalacak servetini izah ettikten sonra: “Bütün bunlar senin emrine âmâdedir. Yeter ki, beni kabul eyle, nikâhım altına girmeye razı ol.” deyince, Rabia’nın cevabı sert olmuştur: “Kazancınla mağrur olup, ona güvenme. Bunlar köpük gibidirler. Ne ölüme mani olurlar, ne de başına gelecek bir takdire. Sen yarın varacağın İlâhî huzurda sana lâzım olana bak, onunla teselli ol. Bir de sakın ben ölürken vasiyet ederim de bu servetimle arkamdan hayır işlerler, diye bir vesveseye de aldanma. Sen kendin kendine vâsi ol, servetini kendi elinde İslâmî hizmete harca, ölmeden vasiyetini kendin yerine getir. Şunu da unutma ki, emrime âmâde edeceğini yazdığın şey, gönlüme ağırlık, kalbime karanlık verir. Benim için cazip birşey olmaktan çoktan uzaklaşmıştır onlar.”

    Rabia, vefatından önceki günlerde babasına sık sık şöyle hatırlatma yapardı:

    “Babacığım, bizi haramla beslemekten kork. Ben dünyada aç kalmaya sabredebilirim. Ama cehennem ateşinde yanmaya dayanamam!”

    Hanımlar, ziyaretine gelirler, nasihat isterlerdi. Söylediklerinden biri de şöyledir: “İyiliklerinizi de gizleyin. Tıpkı kötülüklerinizi gizlediğiniz gibi. İyiliklerini ilân etmek, rüzgârın karşısında un savurmak gibidir. Alıp götürür. Eliniz boşta kalır.”

    Rabia, bütün varlığını imana, İslâm’a bağlamış, dinî hayatın İslâmî hizmetin dışında hiçbir şeyi düşünemez, kalbine getiremez olmuştu. Bu yüzden evlenmeyi bile düşünmemişti.

    Bir gün kendisine, niçin evlenmediğini sordular. Cevabı şöyle oldu: “Üç şey vardır ki benim bütün dünyamı dolduruyor. Evlenmeyi düşünmeye vakit bırakmıyor.” Sordular: “Nedir o üç şey?” Cevap verdi: “Son nefesimi verirken imanla gidecek miyim? Mahşerde kitabım sağımdan mı, solumdan mı verilecek? Halk, cennetle cehennem yolunda ikiye bölününce, ben hangisinde yer alacağım.”

    Bir gün namazda iken evine hırsız giren Rabia, namazını bitirinceye kadar hırsızın birşey bulamayıp eli boş döndüğünü anlayınca seslendi: “Ey muhtaç adam, bari ibrikteki sudan abdest alıp iki rek’at namaz kıl da emeğin büsbütün boşuna gitmesin.”

    Hırsız şaşırmış, korkuyla karışık bir ruh hâline kapılmıştı. Hemen abdest alıp orada namaza durdu. Rabia bundan sonra ellerini kaldırıp dua etti: “Yâ Rab, bu muhtaç, benim evimde alacak birşey bulamadı, onu Senin kapına gönderdim. Sen elbette benim gibi değilsin. Onu boş çevirmezsin.”

    Namazı bitiren hırsızın, tevbe, istiğfar etmeye başladığını duyunca, bu defa da şöyle yalvardı: “Yâ Rab, bu adam kapında birkaç dakika bekledi, hemen kabul ettin; ama bu âciz, bütün ömür boyu kapındayım, hâlâ böyle kabul edilemedim!” Kalbine doğan ses şöyleydi: “Üzülme, onu senin hürmetine kabul ettik!”
    Selam ve dua ile.


    Hazret-i Rabia'nın Hayatından

    Beni Kendinle Meşgul Eyle.



    Hazret-i Râbia, çok oruç tutardı. Bir defâsında bir hafta hiç yiyecek bulamadı. Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi. Nefsine eziyet ettiğini düşünürken birisi kapıyı çaldı. Bir tabak yemek getirdi, o da yemeği alıp, yere koydu. Mum getirmeğe gitti, gelince bir kedinin yemeğini dökmüş olduğunu gördü. Su bardağını almaya gitti. Mum söndü. Su içmek isterken bardak düşüp kırıldı.
    O da;
    "Yâ Rabbî! Bu zavallı kulunu imtihan ediyorsun, fakat âcizliğimden sabredemiyorum." diyerek bir âh çekti. Bu âhtan neredeyse ev yanacaktı.
    Bir ses duyuldu:
    "Ey Râbia, istersen dünyâ nîmetlerini üstüne saçayım. İstersen, üzerindeki dert ve belâları kaldırayım. Fakat bu dertler, belâlar ile dünyâ bir arada bulunmaz."
    Bu sözü işitince;
    "Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle ve senden alıkoyacak işlere bulaştırma." diye duâ etti.
    Bundan sonra dünyâ zevklerinden öyle kesildi ki; kıldığı namazı;
    "Bu benim son namazımdır." diye huşû ile kılar, hep Allahü teâlâ ile meşgûl olurdu. Hattâ birisi gelip kendisini Allahü teâlâ ile meşgûliyetten alıkoyar korkusuyla;
    "Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle de, kimse senden alıkoymasın." diye duâ ederdi.



    Boşa Yorulmuş

    Râbia-tül Adeviyye, bir gece, evinde geç vakitlere kadar namaz kılarken hasırın üzerinde uyuya kaldı. Bu arada evine bir hırsız girdi. Her tarafı aradı, çalacak bir şey bulamadı.
    Giderken;
    "Girmişken boş çıkmayayım" diyerek, Râbia hazretlerinin dışarıda giydiği örtüsünü aldı. Evden çıkarken yolunu şaşırdı, kapıyı bulamadı. Geri dönüp örtüyü aldığı yere bıraktı. Bu sefer rahatlıkla kapıyı buldu. Kapıyı bulunca tekrar geri dönüp, örtüyü aldı. Fakat yine kapıyı bulamadı. Bu hâl yedi defa tekrarlandı.
    Yedinci defâ tekrar örtüyü eline alınca şöyle bir ses duydu:
    "Ey kişi kendini yorma. O yıllardır kendini bize ısmarladı. Şeytanın ona yaklaşma gücü yok iken, hırsızın onun örtüsüne yaklaşması mümkün müdür? Git, yorulma, boşuna uğraşma. O uyuyorsa da dostu uyanıktır ve onu korumaktadır."

    Bu hâdiseden korkup dışarı fırlayan hırsız, tövbe edip bu kötü huyundan vazgeçti.


  12. 30.Kasım.2009, 22:10
    7
    sultanımsın
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Kasım.2009
    Üye No: 65012
    Mesaj Sayısı: 130
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 48

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

    Alıntı
    Nerden bileceğiz?Hz Fatıma (r.anha) valdemiz evliya mıydı, değil miydi?
    dzalbay abicim kusuruma bakma biraz argo oldu ama yukarıdaki sorunun karşılığı argo olarak karşılığı budu.


    Alıntı
    .Rabiatül Adeviyye'den önce yaşayan hanımlardan hangisinin evliya olduğunu,hangisinin olmadığını kim tesbit edecek manasına bir iki isim yazdım
    böyle denseydi şöyle cevap verilebilirdi. sahabe olmayanlar hariç bilemeyiz tabi hangisinin evliya olup olmadığını ama şu günümüze zaten isimleri gelmiş olanlar hep evliya olan kadınlardır genelde.

    Alıntı
    En alim kişi dahi olsa bir insanın makamı Peygambermizi s.a.v görümüş en cahil sahabenin
    amman rüyet kardeşim iyi niyetlisin biliyorum cahil sahabe olmaz sahabenin hepsi en büyük müçtehitlerden daha bilgilidir. şöyle daha uygun olurdu "kendi aralarındaki en düşük derecedeki " tabiri olmalıydı.




    Argo kelimem için özür dilerim ama kendimi tutamadım..


  13. 30.Kasım.2009, 22:10
    7
    Alıntı
    Nerden bileceğiz?Hz Fatıma (r.anha) valdemiz evliya mıydı, değil miydi?
    dzalbay abicim kusuruma bakma biraz argo oldu ama yukarıdaki sorunun karşılığı argo olarak karşılığı budu.


    Alıntı
    .Rabiatül Adeviyye'den önce yaşayan hanımlardan hangisinin evliya olduğunu,hangisinin olmadığını kim tesbit edecek manasına bir iki isim yazdım
    böyle denseydi şöyle cevap verilebilirdi. sahabe olmayanlar hariç bilemeyiz tabi hangisinin evliya olup olmadığını ama şu günümüze zaten isimleri gelmiş olanlar hep evliya olan kadınlardır genelde.

    Alıntı
    En alim kişi dahi olsa bir insanın makamı Peygambermizi s.a.v görümüş en cahil sahabenin
    amman rüyet kardeşim iyi niyetlisin biliyorum cahil sahabe olmaz sahabenin hepsi en büyük müçtehitlerden daha bilgilidir. şöyle daha uygun olurdu "kendi aralarındaki en düşük derecedeki " tabiri olmalıydı.




    Argo kelimem için özür dilerim ama kendimi tutamadım..


  14. 30.Kasım.2009, 23:04
    8
    Rüyet-iTaksîr
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ekim.2009
    Üye No: 61896
    Mesaj Sayısı: 219
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

    Alıntı
    "kendi aralarındaki en düşük derecedeki " tabiri olmalıydı.
    EyvAllah kardeş haklısın yanlış kullanmışım kelimeyi Allah c.c. razı olsun..


  15. 30.Kasım.2009, 23:04
    8
    Alıntı
    "kendi aralarındaki en düşük derecedeki " tabiri olmalıydı.
    EyvAllah kardeş haklısın yanlış kullanmışım kelimeyi Allah c.c. razı olsun..


  16. 02.Ocak.2010, 03:18
    9
    Misafir

    --->: Hz.Rabia ilk kadın evliya mıdır?

    - Buharî Aişe’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Fatıma, (selâmullahi aleyha) Peygamberin (s.a.a) yürüyüşüne benzer bir yürüyüşle geldi; Peygamber (s.a.a) (onu görünce) dedi ki: “Hoş geldin, kızım Fatıma.” Sonra Fatıma’yı kendi sağ veya sol yanında oturttu ve ona gizlice bir şey söyledi. Fatıma ağlamaya başladı. Ben: “Neden ağlıyorsun.?” diye sordum. Sonra (Resulullah yine) gizlice ona bir şey söyledi. (Bu defa) Fatıma güldü.

    Ben: “Bu güne kadar böylesine üzüntüyle iç içe olan bir sevinç görmemiştim!” dedim ve Resulullah’ın ne söylediğini sordum.

    Fatıma: “Ben Resulullah’ın (s.a.a) sırrını açıklayacak değilim.” diye cevap verdi.

    Resulullah (s.a.a) vefat ettikten sonra (tekrar aynı soruyu) sordum. O şöyle cevap verdi: “Resulullah gizlice bana buyurdu ki: “Cebrâil yılda sadece bir defa Kur’an’ı bana sunuyordu. Ama bu yıl iki defa sundu. Ben bu olay için ecelimin yetiştiğinden başka bir sebep görmüyorum. Ve sen Ehl-i Beyt’in arasında bana kavuşacak ilk şahıssın.” (Bunları duyunca ağladım.)

    Sonra buyurdu ki: “Acaba cennet hanımlarının seyyidesi (en üstünü) veya müminlerin hanımlarının seyyidesi olmak seni hoşnut etmez mi?” Bunu duyunca da güldüm."


  17. 02.Ocak.2010, 03:18
    9
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    - Buharî Aişe’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Fatıma, (selâmullahi aleyha) Peygamberin (s.a.a) yürüyüşüne benzer bir yürüyüşle geldi; Peygamber (s.a.a) (onu görünce) dedi ki: “Hoş geldin, kızım Fatıma.” Sonra Fatıma’yı kendi sağ veya sol yanında oturttu ve ona gizlice bir şey söyledi. Fatıma ağlamaya başladı. Ben: “Neden ağlıyorsun.?” diye sordum. Sonra (Resulullah yine) gizlice ona bir şey söyledi. (Bu defa) Fatıma güldü.

    Ben: “Bu güne kadar böylesine üzüntüyle iç içe olan bir sevinç görmemiştim!” dedim ve Resulullah’ın ne söylediğini sordum.

    Fatıma: “Ben Resulullah’ın (s.a.a) sırrını açıklayacak değilim.” diye cevap verdi.

    Resulullah (s.a.a) vefat ettikten sonra (tekrar aynı soruyu) sordum. O şöyle cevap verdi: “Resulullah gizlice bana buyurdu ki: “Cebrâil yılda sadece bir defa Kur’an’ı bana sunuyordu. Ama bu yıl iki defa sundu. Ben bu olay için ecelimin yetiştiğinden başka bir sebep görmüyorum. Ve sen Ehl-i Beyt’in arasında bana kavuşacak ilk şahıssın.” (Bunları duyunca ağladım.)

    Sonra buyurdu ki: “Acaba cennet hanımlarının seyyidesi (en üstünü) veya müminlerin hanımlarının seyyidesi olmak seni hoşnut etmez mi?” Bunu duyunca da güldüm."





+ Yorum Gönder