Konusunu Oylayın.: Misafirlik adabı

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 2 kişi
Misafirlik adabı
  1. 19.Kasım.2009, 00:53
    1
    Misafir

    Misafirlik adabı






    Misafirlik adabı Mumsema Misafirlik adabı nlerdir?


  2. 19.Kasım.2009, 00:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Kasım.2009, 02:00
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Misafirlik adabı




    buyrun:

    Misafirlik ve Davet Âdabı


  4. 19.Kasım.2009, 02:00
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



  5. 25.Haziran.2013, 13:30
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Misafirlik adabı

    İslam Ahlakına Göre Misafirlik Adabı
    İslam ahlakında misafir ağırlama ve misafir olma adabı nasıldır?
    Hz. İbrahim kıssasında, misafir ağırlama adabıyla ilgili hangi önemli bilgiler aktarılmıştır?
    Evlere girildiğinde selam vermek neden önemlidir?
    İnsanlara güzel ahlakın yanı sıra hal ve tavır olarak da nasıl mükemmel olunacağı Kuran'da bildirilir. Kuran ahlakına göre yaşayan bir insan konuşmalarıyla, bakışlarıyla, sevgi ve saygı anlayışıyla, görünümüyle, aklıyla, tüm davranışlarıyla olabilecek en kusursuz hale gelir. Elbette ki hiçbir insanın tam anlamıyla kusursuz olması mümkün değildir. Çünkü kusursuzluk sadece Allah'a mahsus bir üstünlüktür. Ancak Kuran ahlakına göre yaşamak, bir insana maddi ve manevi anlamda bir mükemmellik ve güzellik verir. Allah bir ayetinde iman eden kulları için "... Bizden kendilerine güzellik geçmiş bulunanlar..." (Enbiya Suresi, 101) şeklinde bildirmektedir.

    Allah, Kuran'da elçilerin üstün ahlak ve tavırlarının yanı sıra, geçmişteki insanların bozuk tavır ve konuşmalarından da örnekler vererek, beğendiği ahlakı bizlere tanıtmaktadır. Müminlerin titizlik göstermeleri gereken bu ahlak özelliklerinden biri de misafirlik adabıdır.

    Misafire İkram Adabı
    Misafir ağırlamak, bazı kişiler tarafından genellikle maddi ve manevi bir külfet olarak algılanır. Çünkü bu insanlar misafir ağırlamayı, Yüce Allah'ın rızasını kazanmaya ve güzel ahlak sergilemeye vesile olacak bir ortam olarak algılamazlar. Toplumsal bir gelenek ya da sosyal bir zorunluluk olarak görürler. Bu konuda ancak menfaat sağlama ihtimali onlar için şevklendirici olur. Oysa Kuran ahlakını benimsemiş bir mümin için misafir ağırlamak değerli bir ibadet ve güzel ahlakın ortaya konulabileceği bir vesiledir. Bu nedenle müminler, iman etmeyen insanların aksine misafiri güzellikle karşılarlar.

    Peygamberler Allah'ın insanlara ahlak ve tavır güzelliğinde örnek olarak yarattığı çok değerli insanlardır. Bizler din ahlakının nasıl yaşanması gerektiğini peygamberlerimizin kıssalarından öğrenebiliriz. Bu kıssalardan biri de Hz. İbrahim ve konukları ile ilgilidir. Bir misafirin İslam ahlakına göre nasıl ağırlanması gerektiği Kuran'da Hz. İbrahim örnek verilerek açıklanır. Aşağıdaki ayetlerde hayatı müminlere güzel bir örnek olan Hz. İbrahim'in, yaşadığı olay şöyle haber verilmektedir:

    “Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "(Haklarında bil gim olmayan) Yabancı bir topluluk." Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.” (Zariyat Suresi, 24-27)

    Kuran'da bahsi geçen Hz. İbrahim'in konuklarını ağırlama şekli, İslam ahlakının günlük hayata yansıyan en güzel örneklerinden bir tanesidir. Bu ayetlerdeki bilgilere göre:

    Misafir Güzellikle Karşılanmalıdır: Hz. İbrahim kıssasında olduğu gibi müminler, ağırlayacağı kimselere öncelikle saygı, sevgi, huzur ve güleryüz sunar. Bunlar olmadan yalnızca ikrama dayalı bir ağırlama hoşnut edici olmaz. Nitekim Hz İbrahim de konuklarını selam diyerek karşılamaktadır. Çünkü Yüce Allah “Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır.” (Nisa Suresi, 86) ayetinde selam verildiğinde en güzel şekilde karşılık vermenin önemine dikkat çekmiştir. Kuran ahlakında güzel davranışlarda bulunma konusunda bir yarış söz konusudur. Müminin daha misafiri karşılarken verdiği selam da bunun bir örneğidir.

    Din ahlakına göre yaşamayan insanlar, genellikle önce selam verenin karşı taraf olmasını bekler ve ilk selam veren olmayı küçük düşürücü olarak görürler. Halbuki dirlik ve güzellik temennisi olan selam, müminlerin ibadet olarak yerine getirdiği bir ahlak özelliğidir. Bu nedenle müminler selam vermek için sıra beklemez ve Allah'ın bu emrini gerektiği an yerine getirirler. Kendilerine selam verenlere ise daha güzeliyle karşılık verirler.

    Misafir Rahat Ettirilmelidir: Kuran ahlakına sahip müminler, misafirin olabilecek tüm ihtiyaçlarını, özenle düşünür, onun söylemesine ve hissettirmesine gerek kalmadan bu ihtiyaçlarını karşılarlar.

    İkram Sezdirmeden Hazırlanmalıdır: Ayette bildirildiği gibi Hz. İbrahim gelen misafirlere sunacağı ikramı sezdirmeden yapmıştır. Çünkü misafir olan kişi, çoğu zaman nezaketinden dolayı karşı tarafa ihtiyaçlarını hissettirmez. Hatta çoğu zaman da ince düşünceli davranarak kendisine yapılacak olan ikramları engellemeye çalışır. Böyle bir kişiye örneğin bir ihtiyacı olup olmadığı sorulacak olsa büyük olasılıkla olmadığını söyleyecek ve teşekkürle karşılık verecektir. Bu durumda da Kuran ahlakına göre gösterilecek olan en uygun tavır, ikramın sezdirilmeden yapılması, kesinlikle konuğun kendisine sorulmadan, herşeyin ince ince düşünülerek hazırlanıp sunulmasıdır.

    Evlere Girildiğinde Selam Verilmesi
    Müminler cennetin kapısında meleklerin esenlik dilekleriyle ve selamlarıyla karşılanırlar. Ayrıca Kuran'da cennet halkının kendi aralarındaki konuşmalarından örnek verilirken birbirlerine dirlik temennisi olarak selam verdikleri şöyle bildirilir:

    “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onları imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere yöneltip-iletir (hidayet eder). Oradaki duaları: "Allah'ım, Sen ne Yücesin"dir ve oradaki dirlik temennileri: "Selam"dır; dualarının sonu da: "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Yunus Suresi, 9-10)

    Bu nedenle evlere girilirken selam vererek girmek, orada bulunan insanlara cennet ahlakını hatırlatacağı için ruha hoşnutluk verir. Ayrıca selam verilerek içeri girilmesi, eve giren kişinin mümin olduğuna işaret ettiği için bir güvenilirlik alametidir. Allah evlere girerken selam verilmesi gerektiğini bir ayetinde şu şekilde bildirmektedir:
    “Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.” (Nur Suresi, 27)

    İkram Gecikmeden Yapılmalıdır: Yine bu ayetlerde işaret edilen bir başka güzel tavır da, söz konusu ikramın gecikmeden yapılmasına yöneliktir. Böyle bir tavır herşeyden önce kişinin, misafirin varlığından duyduğu memnuniyeti ifade eder. Çünkü ikramın ayette de haber verildiği gibi “hemen”, “çok geçmeden” yapılmış olması, kişinin karşı tarafa hizmet etme ve ağırlama konusundaki tevazusunu ve şevkini ortaya koyar.

    İkramın En İyisi Seçilmelidir: Misafir ağırlama adabında uygun tavırlardan biri de Zariyat Suresinde haber verildiği gibi ikram edilebilecek en iyi yiyeceklerin seçilmesidir. Hz. İbrahim evine gelen konukları tanımadığı halde yapabileceği ikramın en iyisini yapmaya çalışmış ve hemen giderek “semiz bir buzağı” ile geri dönmüştür. Etin en lezzetlisi, en sağlıklısı ve en besleyicisi de en “semiz” olanıdır. Hz. İb rahim'in bu ahlakını örnek alan müminler de misafir ağırlarken imkanları oranında malzemelerin en tazesini, en temizini ve en lezzetlisini seçmeli ve özenli bir biçimde hazırlanmalıdır, ki bu ayetin bir işaretidir.

    Yüce Allah'a iman, insanları birçok konuda mükemmelleştirdiği gibi hal ve tavır olarak da mükemmele götürür. Din ahlakının bir gereği olarak sürekli vicdanına uyan bir mümin, her yerde en güzel, en rahatlatıcı, ince düşünceli ve en hoşnut edici tavrı bulmayı umabilir.

    Misafirliğe Gitme Adabı
    Bir kişinin evine misafir olarak gidildiğinde en güzel, en rahatlatıcı ve en asil tavrın nasıl olması gerektiği de Kuran ayetlerinde bize açıklanmaktadır. Ayetlerde Peygamber Efendimiz (sav)'in evine nasıl girilmesi gerektiği örnek verilerek misafirlik adabının nasıl olması gerektiği bildirilir. Bu konuyla ilgili ayet şöyledir:
    “Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın...” (Ahzab Suresi, 53)

    Misafirliğe gidildiğinde karşı tarafa eza ve sıkıntı vermemek için Kur'an'da dikkat çekilen hususlar şunlardır:
    Misafirliğe gidildiğinde bu ziyaretin yemek vaktine denk gelmemesine itina ederek, karşı tarafı zor durumda bırakmamak.
    Eğer yemek vaktinden evvel gidilmişse yemek vaktine kadar beklememek. Ancak ev sahibinden bir davet olduğu zaman yemeğe kalmak.
    Yemeğin yenmesinden sonra gerekmedikçe söze dalıp, karşı tarafın vaktini boş yere alarak oturup kalmamak.
    Bütün bunlar İslam ahlakının bir kişiye kazandırdığı insaniyetin ve üstün ahlak anlayışının günlük hayata yansıyan örnekleridir. Her an güzel ahlak göstermekle mükellef olan bir mümin, evine konuk olan bir kişiye kim olursa olsun, hangi mevkide ya da kaç yaşında olursa olsun hürmetle, sevgi ve saygıyla yaklaşır. Her hareketiyle karşısındaki insana değer verdiğini hissettirir. Bu ahlakından karşısındaki kişi kadar kendisi de çok fazla zevk alır. Aynı şekilde misafirliğe giderken de adaba ve ince düşünceye dair çok güzel davranışlar şergiler. Çünkü misafirlik adabı İslam ahlakının kişiye kazandırdığı aklın, ince düşüncenin ve merhamet anlayışının bir tecellisidir.
    fıkıhinfo


  6. 25.Haziran.2013, 13:30
    3
    Moderatör
    İslam Ahlakına Göre Misafirlik Adabı
    İslam ahlakında misafir ağırlama ve misafir olma adabı nasıldır?
    Hz. İbrahim kıssasında, misafir ağırlama adabıyla ilgili hangi önemli bilgiler aktarılmıştır?
    Evlere girildiğinde selam vermek neden önemlidir?
    İnsanlara güzel ahlakın yanı sıra hal ve tavır olarak da nasıl mükemmel olunacağı Kuran'da bildirilir. Kuran ahlakına göre yaşayan bir insan konuşmalarıyla, bakışlarıyla, sevgi ve saygı anlayışıyla, görünümüyle, aklıyla, tüm davranışlarıyla olabilecek en kusursuz hale gelir. Elbette ki hiçbir insanın tam anlamıyla kusursuz olması mümkün değildir. Çünkü kusursuzluk sadece Allah'a mahsus bir üstünlüktür. Ancak Kuran ahlakına göre yaşamak, bir insana maddi ve manevi anlamda bir mükemmellik ve güzellik verir. Allah bir ayetinde iman eden kulları için "... Bizden kendilerine güzellik geçmiş bulunanlar..." (Enbiya Suresi, 101) şeklinde bildirmektedir.

    Allah, Kuran'da elçilerin üstün ahlak ve tavırlarının yanı sıra, geçmişteki insanların bozuk tavır ve konuşmalarından da örnekler vererek, beğendiği ahlakı bizlere tanıtmaktadır. Müminlerin titizlik göstermeleri gereken bu ahlak özelliklerinden biri de misafirlik adabıdır.

    Misafire İkram Adabı
    Misafir ağırlamak, bazı kişiler tarafından genellikle maddi ve manevi bir külfet olarak algılanır. Çünkü bu insanlar misafir ağırlamayı, Yüce Allah'ın rızasını kazanmaya ve güzel ahlak sergilemeye vesile olacak bir ortam olarak algılamazlar. Toplumsal bir gelenek ya da sosyal bir zorunluluk olarak görürler. Bu konuda ancak menfaat sağlama ihtimali onlar için şevklendirici olur. Oysa Kuran ahlakını benimsemiş bir mümin için misafir ağırlamak değerli bir ibadet ve güzel ahlakın ortaya konulabileceği bir vesiledir. Bu nedenle müminler, iman etmeyen insanların aksine misafiri güzellikle karşılarlar.

    Peygamberler Allah'ın insanlara ahlak ve tavır güzelliğinde örnek olarak yarattığı çok değerli insanlardır. Bizler din ahlakının nasıl yaşanması gerektiğini peygamberlerimizin kıssalarından öğrenebiliriz. Bu kıssalardan biri de Hz. İbrahim ve konukları ile ilgilidir. Bir misafirin İslam ahlakına göre nasıl ağırlanması gerektiği Kuran'da Hz. İbrahim örnek verilerek açıklanır. Aşağıdaki ayetlerde hayatı müminlere güzel bir örnek olan Hz. İbrahim'in, yaşadığı olay şöyle haber verilmektedir:

    “Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "(Haklarında bil gim olmayan) Yabancı bir topluluk." Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.” (Zariyat Suresi, 24-27)

    Kuran'da bahsi geçen Hz. İbrahim'in konuklarını ağırlama şekli, İslam ahlakının günlük hayata yansıyan en güzel örneklerinden bir tanesidir. Bu ayetlerdeki bilgilere göre:

    Misafir Güzellikle Karşılanmalıdır: Hz. İbrahim kıssasında olduğu gibi müminler, ağırlayacağı kimselere öncelikle saygı, sevgi, huzur ve güleryüz sunar. Bunlar olmadan yalnızca ikrama dayalı bir ağırlama hoşnut edici olmaz. Nitekim Hz İbrahim de konuklarını selam diyerek karşılamaktadır. Çünkü Yüce Allah “Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır.” (Nisa Suresi, 86) ayetinde selam verildiğinde en güzel şekilde karşılık vermenin önemine dikkat çekmiştir. Kuran ahlakında güzel davranışlarda bulunma konusunda bir yarış söz konusudur. Müminin daha misafiri karşılarken verdiği selam da bunun bir örneğidir.

    Din ahlakına göre yaşamayan insanlar, genellikle önce selam verenin karşı taraf olmasını bekler ve ilk selam veren olmayı küçük düşürücü olarak görürler. Halbuki dirlik ve güzellik temennisi olan selam, müminlerin ibadet olarak yerine getirdiği bir ahlak özelliğidir. Bu nedenle müminler selam vermek için sıra beklemez ve Allah'ın bu emrini gerektiği an yerine getirirler. Kendilerine selam verenlere ise daha güzeliyle karşılık verirler.

    Misafir Rahat Ettirilmelidir: Kuran ahlakına sahip müminler, misafirin olabilecek tüm ihtiyaçlarını, özenle düşünür, onun söylemesine ve hissettirmesine gerek kalmadan bu ihtiyaçlarını karşılarlar.

    İkram Sezdirmeden Hazırlanmalıdır: Ayette bildirildiği gibi Hz. İbrahim gelen misafirlere sunacağı ikramı sezdirmeden yapmıştır. Çünkü misafir olan kişi, çoğu zaman nezaketinden dolayı karşı tarafa ihtiyaçlarını hissettirmez. Hatta çoğu zaman da ince düşünceli davranarak kendisine yapılacak olan ikramları engellemeye çalışır. Böyle bir kişiye örneğin bir ihtiyacı olup olmadığı sorulacak olsa büyük olasılıkla olmadığını söyleyecek ve teşekkürle karşılık verecektir. Bu durumda da Kuran ahlakına göre gösterilecek olan en uygun tavır, ikramın sezdirilmeden yapılması, kesinlikle konuğun kendisine sorulmadan, herşeyin ince ince düşünülerek hazırlanıp sunulmasıdır.

    Evlere Girildiğinde Selam Verilmesi
    Müminler cennetin kapısında meleklerin esenlik dilekleriyle ve selamlarıyla karşılanırlar. Ayrıca Kuran'da cennet halkının kendi aralarındaki konuşmalarından örnek verilirken birbirlerine dirlik temennisi olarak selam verdikleri şöyle bildirilir:

    “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onları imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere yöneltip-iletir (hidayet eder). Oradaki duaları: "Allah'ım, Sen ne Yücesin"dir ve oradaki dirlik temennileri: "Selam"dır; dualarının sonu da: "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Yunus Suresi, 9-10)

    Bu nedenle evlere girilirken selam vererek girmek, orada bulunan insanlara cennet ahlakını hatırlatacağı için ruha hoşnutluk verir. Ayrıca selam verilerek içeri girilmesi, eve giren kişinin mümin olduğuna işaret ettiği için bir güvenilirlik alametidir. Allah evlere girerken selam verilmesi gerektiğini bir ayetinde şu şekilde bildirmektedir:
    “Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.” (Nur Suresi, 27)

    İkram Gecikmeden Yapılmalıdır: Yine bu ayetlerde işaret edilen bir başka güzel tavır da, söz konusu ikramın gecikmeden yapılmasına yöneliktir. Böyle bir tavır herşeyden önce kişinin, misafirin varlığından duyduğu memnuniyeti ifade eder. Çünkü ikramın ayette de haber verildiği gibi “hemen”, “çok geçmeden” yapılmış olması, kişinin karşı tarafa hizmet etme ve ağırlama konusundaki tevazusunu ve şevkini ortaya koyar.

    İkramın En İyisi Seçilmelidir: Misafir ağırlama adabında uygun tavırlardan biri de Zariyat Suresinde haber verildiği gibi ikram edilebilecek en iyi yiyeceklerin seçilmesidir. Hz. İbrahim evine gelen konukları tanımadığı halde yapabileceği ikramın en iyisini yapmaya çalışmış ve hemen giderek “semiz bir buzağı” ile geri dönmüştür. Etin en lezzetlisi, en sağlıklısı ve en besleyicisi de en “semiz” olanıdır. Hz. İb rahim'in bu ahlakını örnek alan müminler de misafir ağırlarken imkanları oranında malzemelerin en tazesini, en temizini ve en lezzetlisini seçmeli ve özenli bir biçimde hazırlanmalıdır, ki bu ayetin bir işaretidir.

    Yüce Allah'a iman, insanları birçok konuda mükemmelleştirdiği gibi hal ve tavır olarak da mükemmele götürür. Din ahlakının bir gereği olarak sürekli vicdanına uyan bir mümin, her yerde en güzel, en rahatlatıcı, ince düşünceli ve en hoşnut edici tavrı bulmayı umabilir.

    Misafirliğe Gitme Adabı
    Bir kişinin evine misafir olarak gidildiğinde en güzel, en rahatlatıcı ve en asil tavrın nasıl olması gerektiği de Kuran ayetlerinde bize açıklanmaktadır. Ayetlerde Peygamber Efendimiz (sav)'in evine nasıl girilmesi gerektiği örnek verilerek misafirlik adabının nasıl olması gerektiği bildirilir. Bu konuyla ilgili ayet şöyledir:
    “Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın...” (Ahzab Suresi, 53)

    Misafirliğe gidildiğinde karşı tarafa eza ve sıkıntı vermemek için Kur'an'da dikkat çekilen hususlar şunlardır:
    Misafirliğe gidildiğinde bu ziyaretin yemek vaktine denk gelmemesine itina ederek, karşı tarafı zor durumda bırakmamak.
    Eğer yemek vaktinden evvel gidilmişse yemek vaktine kadar beklememek. Ancak ev sahibinden bir davet olduğu zaman yemeğe kalmak.
    Yemeğin yenmesinden sonra gerekmedikçe söze dalıp, karşı tarafın vaktini boş yere alarak oturup kalmamak.
    Bütün bunlar İslam ahlakının bir kişiye kazandırdığı insaniyetin ve üstün ahlak anlayışının günlük hayata yansıyan örnekleridir. Her an güzel ahlak göstermekle mükellef olan bir mümin, evine konuk olan bir kişiye kim olursa olsun, hangi mevkide ya da kaç yaşında olursa olsun hürmetle, sevgi ve saygıyla yaklaşır. Her hareketiyle karşısındaki insana değer verdiğini hissettirir. Bu ahlakından karşısındaki kişi kadar kendisi de çok fazla zevk alır. Aynı şekilde misafirliğe giderken de adaba ve ince düşünceye dair çok güzel davranışlar şergiler. Çünkü misafirlik adabı İslam ahlakının kişiye kazandırdığı aklın, ince düşüncenin ve merhamet anlayışının bir tecellisidir.
    fıkıhinfo





+ Yorum Gönder