Konusunu Oylayın.: Nefsin kötü halleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Nefsin kötü halleri
  1. 12.Kasım.2009, 23:16
    1
    Misafir

    Nefsin kötü halleri






    Nefsin kötü halleri Mumsema nefsin kötü halleri


  2. 12.Kasım.2009, 23:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Kasım.2013, 12:31
    2
    Ebu Ducane
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2008
    Üye No: 8931
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: nefsin kötü halleri




    NEFSİN KÖTÜ HALLERİ
    Nefsin kötülükleri insanda “hâl” olarak hüküm sürer. Kurtulmak tek başımıza çok zor. Tamamıyla insanın içine sinmiştir. Bunun kötülüğünü iyice idrak edip kabullenerek sabır ve dua ile Allah’tan yardım istemeli. Ha deyince olmuyor. İnsan yeter ki kurtulmak istesin, bunu gerçekten istesin. Ama insan o hallerden kurtulmak ister mi? Bu ise nefsin bulunduğu aşağı seviyelerdeki bir özelliğidir. Kurtulmak istemek başka, kurtulmanın gerekliliğine inanmak başka. İnce bir mesele. İşte burasını görmek zor.
    Gerçekten kurtulmak istersek Allah dualarımızı kabul eder, önümüze vesileler çıkarır, fırsatlar yaratır.

    Bir hoca efendi dua ediyordu, cemaat âmin diyordu. Hoca efendi duaya ara verdi dedi ki “Diliniz âmin diyor ama kalbiniz âmin demiyor!”
    Baktım ben de öyleydim. Formalite icabı âmin diyordum. Allahın rızasına uygun halleri ve hareketleri hem istiyoruz(!) hem de istemiyoruz.

    Şuur seviyemizin düşüklüğünden dolayı bir şeyin gerekliliğine inanmamızı istek sanırız. “İstiyorum ama olmuyor” deriz. Olmuyordur çünkü gerçekten istemiyoruzdur. İsteyen insan isteğine kavuşmak için “gereken” her çabayı uygular.
    Meselâ namazın gerekliliğine kesin inanan insan niçin namaz kılmaz? İyi düşünsün. Televizyon var. Futbol var. Laklak etmek, dedikodu yapmak var. Yorgun argın işten gelirken yolda sevdiğin birisine rastlarsın 15 – 20 dakika ayakta sohbet edersin bu sana ağır gelmez. Arkadaşın gitmese belki ayakta bir saat konuşacaksın. Ama eve gelince beş dakika namaz sana çok ağır gelir.
    Gerekliliğine kesin inandığın halde namaz kılmadığın gibi, kibirden gururdan ve diğer bütün kötü hallerden kurtulamamanın da çok benzer sebepleri var. İyi düşünelim.

    “Kötü hallerden kurtulmayı gerçekten isteyebilmek” için samimi dua etmeli, fiili olarak çareler aramalı. Nefis terbiyesi aşamalar halinde olmalı. Mevlânâ’nın bir sözü: “Merdivenler basamak basamak çıkılır.”
    Nefis terbiyesine nefsi emmare seviyesinde iken içinde bulunduğumuz kötü halleri bilmekle başlanır. O halleri tanımayan kişi ne ile savaştığını bilemez. Nefsi emmare makamındaki hatalarımızdan çok küçük bir örnek: İnsanlarla dalga geçmek. Yendiğinin ispatı: Zamanla insanlarla dalga geçmek için eline çok fırsatlar geçmiştir ama yapmamışsındır, çünkü bu sana çok çirkin gelmektedir. Diğer noktalarda da başarı kaydettiysen bu seviyeden kurtuldun demektir. Sırada ikinci savaş alanı gelir: Nefsi levvame seviyesi. Burada da terk edilmesi gereken hatalar ve kazanılması gereken faziletler tespit edilerek işe başlanır. Acele etmeden, hırsa kapılmadan, gerektiği gibi üstünde durursak Rab olarak Allah’a teslimiyet gösteriyoruz demektir. Bizi terbiye edecek olan Allah’tır.
    Sahip olduğumuz kötü hallerimiz genellikle inançlarımızın tersinedir. Bazen inandığımız halde olduğumuz yanılgısına düşeriz. Hele bir de iddia edersek kısa bir süre sonra öyle olaylarla karşılaşırız ki hiç de inandığımız gibi yaşayamadığımızı görürüz. Bize gösterilir. Allah Rab sıfatı ile bizi eğitir, terbiye eder, en iyi duruma getirir. Yeter ki teslim olalım. Allah’ı değil de başkalarını Rab kabul edenler hiçbir yere varamaz.
    Peygamber efendimiz bir tebliğ mektubunda “Allah’ı bırakıp da bazımız bazımızı Rabler edinmeyelim” buyurmuştur. Kimin veya neyin yolunda isen senin Rabbin odur. Seni kim veya ne hangi yolda terbiye ediyor bunu iyi gör.

    Yanlışları kabullenmek kolay. Önemli olan çözüm yolları bulmaya ciddi çalışmaktır.
    İnandığımız İslam doğrultusunda iyi hallere sahip olmak istememizi iyi düşünelim. Acaba gerçekten istiyor muyuz? Bu uğurda ne yapıyoruz?


  4. 10.Kasım.2013, 12:31
    2
    Devamlı Üye



    NEFSİN KÖTÜ HALLERİ
    Nefsin kötülükleri insanda “hâl” olarak hüküm sürer. Kurtulmak tek başımıza çok zor. Tamamıyla insanın içine sinmiştir. Bunun kötülüğünü iyice idrak edip kabullenerek sabır ve dua ile Allah’tan yardım istemeli. Ha deyince olmuyor. İnsan yeter ki kurtulmak istesin, bunu gerçekten istesin. Ama insan o hallerden kurtulmak ister mi? Bu ise nefsin bulunduğu aşağı seviyelerdeki bir özelliğidir. Kurtulmak istemek başka, kurtulmanın gerekliliğine inanmak başka. İnce bir mesele. İşte burasını görmek zor.
    Gerçekten kurtulmak istersek Allah dualarımızı kabul eder, önümüze vesileler çıkarır, fırsatlar yaratır.

    Bir hoca efendi dua ediyordu, cemaat âmin diyordu. Hoca efendi duaya ara verdi dedi ki “Diliniz âmin diyor ama kalbiniz âmin demiyor!”
    Baktım ben de öyleydim. Formalite icabı âmin diyordum. Allahın rızasına uygun halleri ve hareketleri hem istiyoruz(!) hem de istemiyoruz.

    Şuur seviyemizin düşüklüğünden dolayı bir şeyin gerekliliğine inanmamızı istek sanırız. “İstiyorum ama olmuyor” deriz. Olmuyordur çünkü gerçekten istemiyoruzdur. İsteyen insan isteğine kavuşmak için “gereken” her çabayı uygular.
    Meselâ namazın gerekliliğine kesin inanan insan niçin namaz kılmaz? İyi düşünsün. Televizyon var. Futbol var. Laklak etmek, dedikodu yapmak var. Yorgun argın işten gelirken yolda sevdiğin birisine rastlarsın 15 – 20 dakika ayakta sohbet edersin bu sana ağır gelmez. Arkadaşın gitmese belki ayakta bir saat konuşacaksın. Ama eve gelince beş dakika namaz sana çok ağır gelir.
    Gerekliliğine kesin inandığın halde namaz kılmadığın gibi, kibirden gururdan ve diğer bütün kötü hallerden kurtulamamanın da çok benzer sebepleri var. İyi düşünelim.

    “Kötü hallerden kurtulmayı gerçekten isteyebilmek” için samimi dua etmeli, fiili olarak çareler aramalı. Nefis terbiyesi aşamalar halinde olmalı. Mevlânâ’nın bir sözü: “Merdivenler basamak basamak çıkılır.”
    Nefis terbiyesine nefsi emmare seviyesinde iken içinde bulunduğumuz kötü halleri bilmekle başlanır. O halleri tanımayan kişi ne ile savaştığını bilemez. Nefsi emmare makamındaki hatalarımızdan çok küçük bir örnek: İnsanlarla dalga geçmek. Yendiğinin ispatı: Zamanla insanlarla dalga geçmek için eline çok fırsatlar geçmiştir ama yapmamışsındır, çünkü bu sana çok çirkin gelmektedir. Diğer noktalarda da başarı kaydettiysen bu seviyeden kurtuldun demektir. Sırada ikinci savaş alanı gelir: Nefsi levvame seviyesi. Burada da terk edilmesi gereken hatalar ve kazanılması gereken faziletler tespit edilerek işe başlanır. Acele etmeden, hırsa kapılmadan, gerektiği gibi üstünde durursak Rab olarak Allah’a teslimiyet gösteriyoruz demektir. Bizi terbiye edecek olan Allah’tır.
    Sahip olduğumuz kötü hallerimiz genellikle inançlarımızın tersinedir. Bazen inandığımız halde olduğumuz yanılgısına düşeriz. Hele bir de iddia edersek kısa bir süre sonra öyle olaylarla karşılaşırız ki hiç de inandığımız gibi yaşayamadığımızı görürüz. Bize gösterilir. Allah Rab sıfatı ile bizi eğitir, terbiye eder, en iyi duruma getirir. Yeter ki teslim olalım. Allah’ı değil de başkalarını Rab kabul edenler hiçbir yere varamaz.
    Peygamber efendimiz bir tebliğ mektubunda “Allah’ı bırakıp da bazımız bazımızı Rabler edinmeyelim” buyurmuştur. Kimin veya neyin yolunda isen senin Rabbin odur. Seni kim veya ne hangi yolda terbiye ediyor bunu iyi gör.

    Yanlışları kabullenmek kolay. Önemli olan çözüm yolları bulmaya ciddi çalışmaktır.
    İnandığımız İslam doğrultusunda iyi hallere sahip olmak istememizi iyi düşünelim. Acaba gerçekten istiyor muyuz? Bu uğurda ne yapıyoruz?





+ Yorum Gönder