Konusunu Oylayın.: Çok önemli mevzu iradeyi reddediyorum.ama dinden cıkarmıyım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Çok önemli mevzu iradeyi reddediyorum.ama dinden cıkarmıyım
  1. 12.Kasım.2009, 17:35
    1
    Misafir

    Çok önemli mevzu iradeyi reddediyorum.ama dinden cıkarmıyım






    Çok önemli mevzu iradeyi reddediyorum.ama dinden cıkarmıyım Mumsema kardeşim bak ben müslümanım ama kafam bi türlü anlamıyor haşa töbede bana bir virüs gibi bişey bulaştı beynimi kemiriyor.şimdi beni dinle.bahsetttimiz örnekte diyorki kaptan seciyor sağ ada yada sol ada ben insan için düşündüğümde kaptan mesela sol adayı secti günah adasını.ben diyorumki kaptan neden solu secti.başka bi örnek ben sabah kalktım sabah namazını kılcam kılmak için iki şans var kılmak veya kılmamak.secimiimde etkili olan ve hatta belirleyici olan etkenler var.mesela ben o aksam risale okumadıysam ruhum tam sabah üşüme fedakarlıgına hazır degildir benim sucum olmamıs olur.neden risale okumadın dicen oda kitabım yoktu.neden almadın param yoktu.ben mesela bunlaır attım ama her sectigimiz seyde bi sebep var o sebepde kendisinden öncekine bağlı sonundada allaha.dünya herseye hakim olan allaha ait onun isteği dısında bişey nasıl gelişebilir aklım almıyor.ban acıklaman

    veya facebook tan eklerseniz cok sevinirim(bir kişinin imanını kurtarmak güneşin doğup battığı herseyden hayırlı)


  2. 12.Kasım.2009, 17:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    kardeşim bak ben müslümanım ama kafam bi türlü anlamıyor haşa töbede bana bir virüs gibi bişey bulaştı beynimi kemiriyor.şimdi beni dinle.bahsetttimiz örnekte diyorki kaptan seciyor sağ ada yada sol ada ben insan için düşündüğümde kaptan mesela sol adayı secti günah adasını.ben diyorumki kaptan neden solu secti.başka bi örnek ben sabah kalktım sabah namazını kılcam kılmak için iki şans var kılmak veya kılmamak.secimiimde etkili olan ve hatta belirleyici olan etkenler var.mesela ben o aksam risale okumadıysam ruhum tam sabah üşüme fedakarlıgına hazır degildir benim sucum olmamıs olur.neden risale okumadın dicen oda kitabım yoktu.neden almadın param yoktu.ben mesela bunlaır attım ama her sectigimiz seyde bi sebep var o sebepde kendisinden öncekine bağlı sonundada allaha.dünya herseye hakim olan allaha ait onun isteği dısında bişey nasıl gelişebilir aklım almıyor.ban acıklaman

    veya facebook tan eklerseniz cok sevinirim(bir kişinin imanını kurtarmak güneşin doğup battığı herseyden hayırlı)


    Benzer Konular

    - Recm ile ilgili önemli bir mevzu...

    - Acaba dinden çıkarmıyım vesveseleri

    - Dinden çıkmış mıyımdır?? Ne yapacağım ?? Çok önemli

    - Korkuyorum Acaba Dinden Çıkarmıyım

    - Dinden çıkarmıyım?

  3. 12.Kasım.2009, 19:02
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    --->: çok önemli mevzu iradeyi reddediyorum.ama dinden cıkarmıyım




    Alıntı
    kardeşim bak ben müslümanım ama kafam bi türlü anlamıyor haşa töbede bana bir virüs gibi bişey bulaştı beynimi kemiriyor.şimdi beni dinle.bahsetttimiz örnekte diyorki kaptan seciyor sağ ada yada sol ada ben insan için düşündüğümde kaptan mesela sol adayı secti günah adasını.ben diyorumki kaptan neden solu secti.başka bi örnek ben sabah kalktım sabah namazını kılcam kılmak için iki şans var kılmak veya kılmamak.secimiimde etkili olan ve hatta belirleyici olan etkenler var.mesela ben o aksam risale okumadıysam ruhum tam sabah üşüme fedakarlıgına hazır degildir benim sucum olmamıs olur.neden risale okumadın dicen oda kitabım yoktu.neden almadın param yoktu.ben mesela bunlaır attım ama her sectigimiz seyde bi sebep var o sebepde kendisinden öncekine bağlı sonundada allaha.dünya herseye hakim olan allaha ait onun isteği dısında bişey nasıl gelişebilir aklım almıyor.ban acıklaman

    veya facebook tan eklerseniz cok sevinirim(bir kişinin imanını kurtarmak güneşin doğup battığı herseyden hayırlı)
    msn ye gerek yok. derdi olan burda paylaşır.

    İRADE

    İstemek, dilemek, meyletmek, arzulamak. Kelâm ilminde Allah'ın bir sıfatı ve aynı zamanda insanın bir özeliği olarak ele alınmıştır.
    Allah'ın sıfatı olarak irade; O'nu diğer sıfatlarıyla beraber tavsif eder. Allah nasıl her şeyin kusursuz ve mükemmeline sahipse ve her konuda mutlak kemâl O'na nisbet edilmek gerekiyorsa; irade hususunda da Allah mutlak irade sahibidir. Yani Allah'ın iradesini kısıtlayan, onu tehdit eden herhangi bir başka irade sözkonusu olamaz. Öyleyse Allah'ın iradesi bütün yaratıklar üzerinde mutlak surette geçerlidir. "Rabbin şüphesiz irade ettiği şeyi kolaylıkla yapabilen ve yerine getirebilendir" (Hûd, 11/107) Bu konudaki diğer Kur'an ayetleri şöyledir: "Allah bir şeyi dilediği zaman, onun buyruğu sadece o şeye "ol " demektir; o da hemen olur" (Yâsin, 36/82); "Rabbin dilediğini yaratır ve seçer" (el-Kasas, 28/68);"şüphe yok ki Allah dilediğine hükmeder" (el-Mâide, 5/1). Allah'ın iradesi bütün yaratılmışlar, yani bütün varlıklar üzerinde geçerli ise, nasıl oluyor da insanın da bir iradeye sahip olduğu söylenebiliyor? Bu noktada İslâm tarihinin çok erken dönemlerinden itibaren meydana gelen tartışmalar, iki-üç asır devam etmiş ve nihayet hicrî asırdan itibaren belli bir kararlılık bulmuştur. Ehl-i Sünnet kelâmcılarına göre; Allah mutlak irade sahibidir. Bu irade fark gözetmeksizin bütün varlıklar üzerinde egemendir. Ama insanın da dünyada imtihan edilebilmesi için belirli bir kudrete sahip olması gereklidir ki, yaptıklarından sorumlu tutulabilsin. Şu halde insan belirli bir fiili yapmaya niyetlendiği zaman ilâhî irâdenin kulun fiillerini halk etmesi esnasında İrâde-i Külliyeye katılır, yani onu kesb eder. İşte insan bu kesbi dolayısıyla sorumluluğu üzerine almaktadır. Bu sorumluluğu yüklenip iradesini kullanmaya da ihtiyar denilir.
    İrade-i Külliyye ve İrade-i Cüz'iyye:
    İslâm akaidindeki belli başlı konulardan biri de irade-i külliye meselesidir. Kavramın Kelâm ilmindeki ıstılahi anlamı; bütün yaratılmışların üzerinde tek ve mutlak bir iradenin, yani Allah'ın iradesinin bulunduğudur. Bütün yaratıklar (ister canlı ister cansız olsun) bu ilahî iradeye boyun eğerler. İslâm akaidinde tevhid, bütün inanç sisteminin merkezidir. Her şey tek bir ilahî kaynaktan vücut bulmuştur. Bütün kainatın Allah karşısında pasif olduğu düşünülürse, her fiilin Allah tarafından "halk" edilmiş olması da tabiidir. Fakat insanoğlunun yaratılma hikmeti, onun bu dünyada bir imtihana tabi tutulması olduğu için, kullara da bir çeşit irade verilmiştir. İşte buna Kelâmda; İrade-i Cüz'iyye" denilmektedir. Burada İslâm tarihinde, çokça tartışılmış bir konuya geliyoruz. İlk kelâm tartışmalarını başlatan Mu'tezile ekolü, insanın kendi fiillerinin yaratıcısı olduğunu savunmuş ve ilahî iradenin (irade-i külliyye) insanı bu dünyadaki fiillerinde serbest bıraktığını söylemiştir (Mu'tezile'ye kaderiyye de denilmektedir). Buna karşılık bir diğer ekol olan Cebriyye, insanın hiçbir iradeye sahip bulunmadığını, onun bütün yapıp ettiklerinin irade-i külliyyeye ait olduğunu iddia etmektedir. Her ikisinden de ayrıları Ehl-i Sünnet akaidi ise, orta yolu tutarak şunları ileri sürmüştür. Her ne kadar Allah Teâlâ, bütün fiillerin yaratıcısı ise de, kullarını birtakım hükümler ve ödevlerle yükümlü tutmuş olduğundan. bunları yerine getirmeleri için onlara bir irade de bağışlamıştır. İnsan iyiyi de kötüyü de seçmekte serbesttir. Dilerse Allah'ın istemediği bir iş yapar; dilerse onun arzuladığı bir işi yapar. Şu kadar ki; ne zaman kendi iradesini bir fiili yapmaya yöneltirse o zaman Allahu Teâlâ o fiili yaratır. Bu durumda, o fiili Allah'ın kudreti yaratmıştır. Fakat, insanın iradesi de o fiili isteme suretiyle fiile ortak olmuştur. İşte buna, yani irade-i cüz'iyyenin ilâhi fiile katılışına "kesb" denilir. Aksi takdirde, kişinin bu fiilde hiçbir katkısı olmaması (Cebriyenin görüşü), zulmü iktiza eder ki, bu Cenâb-ı Hakka noksanlık izafe etmek manasına gelir. Mu'tezile'nin ileri sürdüğü ve fiillerini yalnız insanın yarattığı görüşü ise, İrade-i külliyye haricinde ona denk bir başka irade kabul etmek demektir ki, bu da şirk anlamına gelir. Şu halde Ehl-i sünnetin görüşü bu ikisinden de ayrılır. İnsan irade sahibidir; ama aynı zamanda daha küllî bir irade tarafından kuşatılmıştır. Bu sebeple yerine getirdiği filler, kendisinin seçmesi, Hak Teâlâ'nın halketmesi ve bu ikisinin neticesinde kulun bu halk edilen fiili kesb etmesi şeklinde vukû' bulur.
    Kur'an-ı Kerîm'den anlaşıldığına göre; Allah'ın irade sıfatı iki şekilde olur:
    a- Tekvinî İrade: Bir şeye taalluk edince hemen vuku bulur.
    Yukarıdaki ayetler bunun misalidir.
    b- Teşriî irade: Bu, Allah'ın muhabbet ve rızası demektir. Bu manada Allah'ın irade etmiş olduğu şeyin meydana gelmesi vacip değildir.
    "Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez" (el-Bakara, 2/ 185) ayeti bu türdendir.
    Allah Teâla, bu manadaki iradesini ilâhi bir lutfu olarak kullarının iradesine bağlamıştır. Kul neyi dilerse Allah onu irâde edip kulun isteğine uygun olarak yaratır. Kul da yaptığı şeyleri kendi hür iradesiyle yaptığı için sorumlu olur.
    Allah Teâlâ, kulun isteğine ve çalışmasına göre hayra da irade eder, şerri de. Fakat hayrı rızası var iken; şerre rızası yoktur (Nureddin es-Sâbûnî, Maturidiyye Akaidi, terc. Bekir Topaloğlu, s. 105, 106).
    H. FEHMİ KUMANLIOĞLU



  4. 12.Kasım.2009, 19:02
    2
    Üye



    Alıntı
    kardeşim bak ben müslümanım ama kafam bi türlü anlamıyor haşa töbede bana bir virüs gibi bişey bulaştı beynimi kemiriyor.şimdi beni dinle.bahsetttimiz örnekte diyorki kaptan seciyor sağ ada yada sol ada ben insan için düşündüğümde kaptan mesela sol adayı secti günah adasını.ben diyorumki kaptan neden solu secti.başka bi örnek ben sabah kalktım sabah namazını kılcam kılmak için iki şans var kılmak veya kılmamak.secimiimde etkili olan ve hatta belirleyici olan etkenler var.mesela ben o aksam risale okumadıysam ruhum tam sabah üşüme fedakarlıgına hazır degildir benim sucum olmamıs olur.neden risale okumadın dicen oda kitabım yoktu.neden almadın param yoktu.ben mesela bunlaır attım ama her sectigimiz seyde bi sebep var o sebepde kendisinden öncekine bağlı sonundada allaha.dünya herseye hakim olan allaha ait onun isteği dısında bişey nasıl gelişebilir aklım almıyor.ban acıklaman

    veya facebook tan eklerseniz cok sevinirim(bir kişinin imanını kurtarmak güneşin doğup battığı herseyden hayırlı)
    msn ye gerek yok. derdi olan burda paylaşır.

    İRADE

    İstemek, dilemek, meyletmek, arzulamak. Kelâm ilminde Allah'ın bir sıfatı ve aynı zamanda insanın bir özeliği olarak ele alınmıştır.
    Allah'ın sıfatı olarak irade; O'nu diğer sıfatlarıyla beraber tavsif eder. Allah nasıl her şeyin kusursuz ve mükemmeline sahipse ve her konuda mutlak kemâl O'na nisbet edilmek gerekiyorsa; irade hususunda da Allah mutlak irade sahibidir. Yani Allah'ın iradesini kısıtlayan, onu tehdit eden herhangi bir başka irade sözkonusu olamaz. Öyleyse Allah'ın iradesi bütün yaratıklar üzerinde mutlak surette geçerlidir. "Rabbin şüphesiz irade ettiği şeyi kolaylıkla yapabilen ve yerine getirebilendir" (Hûd, 11/107) Bu konudaki diğer Kur'an ayetleri şöyledir: "Allah bir şeyi dilediği zaman, onun buyruğu sadece o şeye "ol " demektir; o da hemen olur" (Yâsin, 36/82); "Rabbin dilediğini yaratır ve seçer" (el-Kasas, 28/68);"şüphe yok ki Allah dilediğine hükmeder" (el-Mâide, 5/1). Allah'ın iradesi bütün yaratılmışlar, yani bütün varlıklar üzerinde geçerli ise, nasıl oluyor da insanın da bir iradeye sahip olduğu söylenebiliyor? Bu noktada İslâm tarihinin çok erken dönemlerinden itibaren meydana gelen tartışmalar, iki-üç asır devam etmiş ve nihayet hicrî asırdan itibaren belli bir kararlılık bulmuştur. Ehl-i Sünnet kelâmcılarına göre; Allah mutlak irade sahibidir. Bu irade fark gözetmeksizin bütün varlıklar üzerinde egemendir. Ama insanın da dünyada imtihan edilebilmesi için belirli bir kudrete sahip olması gereklidir ki, yaptıklarından sorumlu tutulabilsin. Şu halde insan belirli bir fiili yapmaya niyetlendiği zaman ilâhî irâdenin kulun fiillerini halk etmesi esnasında İrâde-i Külliyeye katılır, yani onu kesb eder. İşte insan bu kesbi dolayısıyla sorumluluğu üzerine almaktadır. Bu sorumluluğu yüklenip iradesini kullanmaya da ihtiyar denilir.
    İrade-i Külliyye ve İrade-i Cüz'iyye:
    İslâm akaidindeki belli başlı konulardan biri de irade-i külliye meselesidir. Kavramın Kelâm ilmindeki ıstılahi anlamı; bütün yaratılmışların üzerinde tek ve mutlak bir iradenin, yani Allah'ın iradesinin bulunduğudur. Bütün yaratıklar (ister canlı ister cansız olsun) bu ilahî iradeye boyun eğerler. İslâm akaidinde tevhid, bütün inanç sisteminin merkezidir. Her şey tek bir ilahî kaynaktan vücut bulmuştur. Bütün kainatın Allah karşısında pasif olduğu düşünülürse, her fiilin Allah tarafından "halk" edilmiş olması da tabiidir. Fakat insanoğlunun yaratılma hikmeti, onun bu dünyada bir imtihana tabi tutulması olduğu için, kullara da bir çeşit irade verilmiştir. İşte buna Kelâmda; İrade-i Cüz'iyye" denilmektedir. Burada İslâm tarihinde, çokça tartışılmış bir konuya geliyoruz. İlk kelâm tartışmalarını başlatan Mu'tezile ekolü, insanın kendi fiillerinin yaratıcısı olduğunu savunmuş ve ilahî iradenin (irade-i külliyye) insanı bu dünyadaki fiillerinde serbest bıraktığını söylemiştir (Mu'tezile'ye kaderiyye de denilmektedir). Buna karşılık bir diğer ekol olan Cebriyye, insanın hiçbir iradeye sahip bulunmadığını, onun bütün yapıp ettiklerinin irade-i külliyyeye ait olduğunu iddia etmektedir. Her ikisinden de ayrıları Ehl-i Sünnet akaidi ise, orta yolu tutarak şunları ileri sürmüştür. Her ne kadar Allah Teâlâ, bütün fiillerin yaratıcısı ise de, kullarını birtakım hükümler ve ödevlerle yükümlü tutmuş olduğundan. bunları yerine getirmeleri için onlara bir irade de bağışlamıştır. İnsan iyiyi de kötüyü de seçmekte serbesttir. Dilerse Allah'ın istemediği bir iş yapar; dilerse onun arzuladığı bir işi yapar. Şu kadar ki; ne zaman kendi iradesini bir fiili yapmaya yöneltirse o zaman Allahu Teâlâ o fiili yaratır. Bu durumda, o fiili Allah'ın kudreti yaratmıştır. Fakat, insanın iradesi de o fiili isteme suretiyle fiile ortak olmuştur. İşte buna, yani irade-i cüz'iyyenin ilâhi fiile katılışına "kesb" denilir. Aksi takdirde, kişinin bu fiilde hiçbir katkısı olmaması (Cebriyenin görüşü), zulmü iktiza eder ki, bu Cenâb-ı Hakka noksanlık izafe etmek manasına gelir. Mu'tezile'nin ileri sürdüğü ve fiillerini yalnız insanın yarattığı görüşü ise, İrade-i külliyye haricinde ona denk bir başka irade kabul etmek demektir ki, bu da şirk anlamına gelir. Şu halde Ehl-i sünnetin görüşü bu ikisinden de ayrılır. İnsan irade sahibidir; ama aynı zamanda daha küllî bir irade tarafından kuşatılmıştır. Bu sebeple yerine getirdiği filler, kendisinin seçmesi, Hak Teâlâ'nın halketmesi ve bu ikisinin neticesinde kulun bu halk edilen fiili kesb etmesi şeklinde vukû' bulur.
    Kur'an-ı Kerîm'den anlaşıldığına göre; Allah'ın irade sıfatı iki şekilde olur:
    a- Tekvinî İrade: Bir şeye taalluk edince hemen vuku bulur.
    Yukarıdaki ayetler bunun misalidir.
    b- Teşriî irade: Bu, Allah'ın muhabbet ve rızası demektir. Bu manada Allah'ın irade etmiş olduğu şeyin meydana gelmesi vacip değildir.
    "Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez" (el-Bakara, 2/ 185) ayeti bu türdendir.
    Allah Teâla, bu manadaki iradesini ilâhi bir lutfu olarak kullarının iradesine bağlamıştır. Kul neyi dilerse Allah onu irâde edip kulun isteğine uygun olarak yaratır. Kul da yaptığı şeyleri kendi hür iradesiyle yaptığı için sorumlu olur.
    Allah Teâlâ, kulun isteğine ve çalışmasına göre hayra da irade eder, şerri de. Fakat hayrı rızası var iken; şerre rızası yoktur (Nureddin es-Sâbûnî, Maturidiyye Akaidi, terc. Bekir Topaloğlu, s. 105, 106).
    H. FEHMİ KUMANLIOĞLU






+ Yorum Gönder