Konusunu Oylayın.: İslamda Nifak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslamda Nifak
  1. 09.Kasım.2009, 20:41
    1
    Misafir

    İslamda Nifak






    İslamda Nifak Mumsema Hutbe hazırlamak için islamda nifak konulu hutbe metninden yararlanmak istiyorum. Allah razı olsun. selamlar.


  2. 09.Kasım.2009, 20:41
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Kasım.2013, 12:29
    2
    Ebu Ducane
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2008
    Üye No: 8931
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: Islamda Nifak




    İSLAMDA NİFAK
    Muhterem Müslümanlar!

    Cenâb-ı Hak biz kullarına maddî nimetler verdiği gibi birçok manevî nimetler de ihsan etmiştir. Bu nimetlerden biri de sıhhattir.
    Sağlık nimeti, birçok maddî nimetlerden üstündür. Zira sıhhati-miz yerinde olmazsa yediğimizden ve içtiğimizden tad alamayız. Oru-cumuzu tutamaz ve namazımızı erkânına riayetle kılamayız.
    Birçok kimseler, sağlığı bir nimet olarak bilmedikleri için sıhha-tini korumakta gaflete düşerler.

    Bunun için Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar:
    «İki (değerli) nimet vardır ki halk bunlar (m kadrini anlamayıp) da aldanmıştır. (Onlar): Sıhhat ve boş (zamandan faydalanmak) dır» (D.
    insan, sağlık nimetinin kadrini, ancak ondan mahrum, kaldığı za-man anlar. Fakat sonradan duyulan nedamet fayda vermez.
    Yarım asra yakın padişahlık yapan Kanûnî'nin sıhhati saltanata tercih eden şu beyti ne kadar değerlidir:
    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.
    însan, sağlıkla geçirdiği demlerin neş'esine doyamaz. Sağlam in-san, kuru ekmek yese de tadını alır. Hasta olan bir şahıs ise en lez-zetli yemeklerden tad alamaz. Âlemlerin Fahr-i ebedîsi bulunan ,

    Pey-gamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde buyurmaktadırlar ki:
    «Canı emniyette, cesedi sıhhatte ve günlük nafakası da yanında olduğu halde sabahlayan, sanki dünya (malı) nın hepsi kendisine ve-rilmiş gibi (bahtiyar) dır» (2).
    Sağlığımızın korunması, dinî bir vecibedir.

    Bu sebeple Resûlullah Efendimiz, «Nefsin senin binitindir, ona acı» buyurmaktadır.
    Sıhhatimizi koruyabilmek için, zarurî gıdamızı almak; ibadetleri-mizi aksatmayacak kadar, uyku ve istirahatinüze dikkat etmek ve za-rarlı şeylerden sakmmak lâzımdır.

    Allahü Teâlâ, yeryüzündeki «Rahman» sofrasında yeyip içme-mize müsaade buyurmuş; «israf etmeyiniz» ihtarı ile oburluğa sed çekmiştir. Bugün tıbben sabit olmuştur ki, birçok hastalıklar, çok ye-mekten ileri gelmektedir. Doktorlar, oburluktan gelecek zararlara
    karşı, hastalarına perhiz tavsiye etmektedirler. Bir hadîs-i şerifte, «Her hastalığın başı oburluktur» buyurulmaktadır (3).

    islâm dini, çok yemekten gelecek zararı, asırlarca evvel, en veciz ifade ile işaret etmiştir.
    Günlük çalışmalarımızla yorgun ve bitâb düşen vücudumuzu, ge-cenin istirahatiyle dinlendirecek ve ertesi günkü çalışmalarımız için güç kazandıracağız.

    Bir âyet-i kerimede buyuruluyor ki:
    «Uykunuzu dinlenme yaptık» (4).
    Sağlığımız için bu kadarı da kâfi gelmemektedir. Sıhhatimize za-rar verecek ve hayatımızı tehlikeye düşürecek, sulu ve kuru, sarhoç-luk verici maddeleri kullanmaktan kaçınmak gerekmektedir.

    Aziz mü'minler! ' .
    Sağlığımızın korunması bakımından dikkatle üzerinde duracağı-mız hususlardan biri de bulaşıcı hastalıklardan sakınmaktır.

    Dinimiz; asırlarca evvel, hem de Peygamber Efendimiz'in diliyle, bu hususu ortaya koymuştur. İslâmın haber verdiği bu hakikat, mo-dern tıb, asırlarca sonra teyid etmiş bulunmaktadır, işte bu hususta-ki hadîs-i şeriflerden birkaçı:
    Buhârî'nin Tarih'inde naklettiği hadîste buyrulmaktadır ki:

    «Cüzzamlıdan arslandan sakınıldığı gibi sakınınız» (5). «Cüzzam-Iı ile aranızda bir veya iki mızrak boyu (aralık) bulunduğu halde ko-nuşun» (6). «Hasta (develeri) sıhhatli olanların yanına getirmeyiniz» hadîs-i şerifleri bazı hastalıklarda bulaşma bulunduğunun açık vesi-kalarıdır.
    Diğer bir hadîste buyrulmaktadır ki:
    «Elinde et ve balık kokusu bulunduğu halde geceleyip de bu yüz-den başına bir mu&ibet gelen, kendisinden başkasını ayıplamasını»
    (7).

    Mikropların en fazla üreme istidadı gösterdiği «Et ve balığa ko-kan mendil (ve peçeteyi) odalarınızdan çıkarınız. Çünkü o, habis var-lıkların durağıdır» buyrulmuştur (8).

    Ne mikroskop ne de tıbbî teçhizatın bulunmadığı bir devirde, mik-robu «Habis varlık» tabiriyle beşeriyete haber verip, buna karşı dik-katli olmayı tavsiye eden Peygamber Efendimizin buyruklarına riâyet etmemiz gerekir.

    Allahü Teâlâ okuduğumuz âyet-i kerimede buyuru-yor ki:
    «Kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın...» (9
    Dinimiz; hastalığa tutulan kimseye sabır, tevekkül ve takdire rı-za tavsiye ederken bir taraftan da şöyle buyruîmustur: «Mirminin hastalık ve ağrısı, hatalarına kefarettir» (10).

    Ateş, demirin pasını nasıl temizler ise, ateşli bir hastalık da günah kirlerini öyle temizler.
    Hastalık; bazı kimselerin derecesinin artmasına, bazı kimselerin de bağışlanmasına sebep olur. «Allahü Teâlâ kulundan her bir günahı ört (üp bağışla) mal; için hastalığa mübtelâ kılar» (11).

    Allah'ımızın Safî ism-i şerifinin tecellisine nail olabilmek, ancak hastalığa tutulduktan sonra müyesser olmaktadır. Büyük nimetlere ermek için küçük zahmetlere katlanmak gerekir. Zahmetlerin ardın-da rahmetler gizlidir.
    Her hastalığın bir devası, ona iyi gelecek ilâcı-mevcuttur. Fakat hastalığın teşhisi ve buna deva olabilecek şeyin bilinmesi gerekir.

    Bir hadîs-i şerifte buyrulmaktadır:
    «Her hastalığın bir ilâcı vardır. Hastalığın ilâcı denk gelirse. Al-lah'ın izniyle, (hastalıktan) kurtulur» (2).

    İnsanı dünya ve âhirette saadete eriştirmeyi hedef tutan dini-miz, asırlarca önce karantina usulünü koymuştur. Bir yerde bulunur-ken veba hastalığı çıkarsa oradan çıkmayı, harp sahasından kaçmak gibi, büyük bir günah saymıştır. Bir memlekette veba bulunduğu işi-tilince artık oraya girmemek gerektiği bildirilmiştir.

    Din kardeşlerim!

    Sıhhatli olmak için; mutlaka temiz olmak, teiniz durmak ve pis-likten korunmak lâzımdır.
    Dinimiz su içine, gölgesinden faydalanılan yerlere, meyveli ağaç altlarına, kannca gibi hayvanların yuvalarına, yollara ve umumî yer-lere abdest bozmayı veya bu pislikleri yollara atmayı şiddetle yasak kılmıştır.

    Peygamber Efendimiz:
    «Lanet (ettiri) ci iki şeyden sakının» buyuranca ashab:
    «Ö iki lanet (ettiri) ci şey nedir?» dediler. Resûlulîah Efendimiz:
    «taşanların yollarını helaya çeviren şey (ler) dir» buyurdu (13).

    Yemeğe otururken ve kalktıktan sonra el yıkamayı, cum'a ve bay-ram namazlarına giderken boy abdesti almayı, beş vakit- namazda abdesti, dişlerin misvakla temizlenmesini emreden dinimiz; hastalık-ları önlemek için çok mühim emirler vermiş bulunmaktadır,

    Sağlam ve sıhhatli olayım diyen kimse temizliğe ve hastalıklar-dan korunmaya çok dikkat gösterecektir



  4. 10.Kasım.2013, 12:29
    2
    Devamlı Üye



    İSLAMDA NİFAK
    Muhterem Müslümanlar!

    Cenâb-ı Hak biz kullarına maddî nimetler verdiği gibi birçok manevî nimetler de ihsan etmiştir. Bu nimetlerden biri de sıhhattir.
    Sağlık nimeti, birçok maddî nimetlerden üstündür. Zira sıhhati-miz yerinde olmazsa yediğimizden ve içtiğimizden tad alamayız. Oru-cumuzu tutamaz ve namazımızı erkânına riayetle kılamayız.
    Birçok kimseler, sağlığı bir nimet olarak bilmedikleri için sıhha-tini korumakta gaflete düşerler.

    Bunun için Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar:
    «İki (değerli) nimet vardır ki halk bunlar (m kadrini anlamayıp) da aldanmıştır. (Onlar): Sıhhat ve boş (zamandan faydalanmak) dır» (D.
    insan, sağlık nimetinin kadrini, ancak ondan mahrum, kaldığı za-man anlar. Fakat sonradan duyulan nedamet fayda vermez.
    Yarım asra yakın padişahlık yapan Kanûnî'nin sıhhati saltanata tercih eden şu beyti ne kadar değerlidir:
    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.
    însan, sağlıkla geçirdiği demlerin neş'esine doyamaz. Sağlam in-san, kuru ekmek yese de tadını alır. Hasta olan bir şahıs ise en lez-zetli yemeklerden tad alamaz. Âlemlerin Fahr-i ebedîsi bulunan ,

    Pey-gamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde buyurmaktadırlar ki:
    «Canı emniyette, cesedi sıhhatte ve günlük nafakası da yanında olduğu halde sabahlayan, sanki dünya (malı) nın hepsi kendisine ve-rilmiş gibi (bahtiyar) dır» (2).
    Sağlığımızın korunması, dinî bir vecibedir.

    Bu sebeple Resûlullah Efendimiz, «Nefsin senin binitindir, ona acı» buyurmaktadır.
    Sıhhatimizi koruyabilmek için, zarurî gıdamızı almak; ibadetleri-mizi aksatmayacak kadar, uyku ve istirahatinüze dikkat etmek ve za-rarlı şeylerden sakmmak lâzımdır.

    Allahü Teâlâ, yeryüzündeki «Rahman» sofrasında yeyip içme-mize müsaade buyurmuş; «israf etmeyiniz» ihtarı ile oburluğa sed çekmiştir. Bugün tıbben sabit olmuştur ki, birçok hastalıklar, çok ye-mekten ileri gelmektedir. Doktorlar, oburluktan gelecek zararlara
    karşı, hastalarına perhiz tavsiye etmektedirler. Bir hadîs-i şerifte, «Her hastalığın başı oburluktur» buyurulmaktadır (3).

    islâm dini, çok yemekten gelecek zararı, asırlarca evvel, en veciz ifade ile işaret etmiştir.
    Günlük çalışmalarımızla yorgun ve bitâb düşen vücudumuzu, ge-cenin istirahatiyle dinlendirecek ve ertesi günkü çalışmalarımız için güç kazandıracağız.

    Bir âyet-i kerimede buyuruluyor ki:
    «Uykunuzu dinlenme yaptık» (4).
    Sağlığımız için bu kadarı da kâfi gelmemektedir. Sıhhatimize za-rar verecek ve hayatımızı tehlikeye düşürecek, sulu ve kuru, sarhoç-luk verici maddeleri kullanmaktan kaçınmak gerekmektedir.

    Aziz mü'minler! ' .
    Sağlığımızın korunması bakımından dikkatle üzerinde duracağı-mız hususlardan biri de bulaşıcı hastalıklardan sakınmaktır.

    Dinimiz; asırlarca evvel, hem de Peygamber Efendimiz'in diliyle, bu hususu ortaya koymuştur. İslâmın haber verdiği bu hakikat, mo-dern tıb, asırlarca sonra teyid etmiş bulunmaktadır, işte bu hususta-ki hadîs-i şeriflerden birkaçı:
    Buhârî'nin Tarih'inde naklettiği hadîste buyrulmaktadır ki:

    «Cüzzamlıdan arslandan sakınıldığı gibi sakınınız» (5). «Cüzzam-Iı ile aranızda bir veya iki mızrak boyu (aralık) bulunduğu halde ko-nuşun» (6). «Hasta (develeri) sıhhatli olanların yanına getirmeyiniz» hadîs-i şerifleri bazı hastalıklarda bulaşma bulunduğunun açık vesi-kalarıdır.
    Diğer bir hadîste buyrulmaktadır ki:
    «Elinde et ve balık kokusu bulunduğu halde geceleyip de bu yüz-den başına bir mu&ibet gelen, kendisinden başkasını ayıplamasını»
    (7).

    Mikropların en fazla üreme istidadı gösterdiği «Et ve balığa ko-kan mendil (ve peçeteyi) odalarınızdan çıkarınız. Çünkü o, habis var-lıkların durağıdır» buyrulmuştur (8).

    Ne mikroskop ne de tıbbî teçhizatın bulunmadığı bir devirde, mik-robu «Habis varlık» tabiriyle beşeriyete haber verip, buna karşı dik-katli olmayı tavsiye eden Peygamber Efendimizin buyruklarına riâyet etmemiz gerekir.

    Allahü Teâlâ okuduğumuz âyet-i kerimede buyuru-yor ki:
    «Kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın...» (9
    Dinimiz; hastalığa tutulan kimseye sabır, tevekkül ve takdire rı-za tavsiye ederken bir taraftan da şöyle buyruîmustur: «Mirminin hastalık ve ağrısı, hatalarına kefarettir» (10).

    Ateş, demirin pasını nasıl temizler ise, ateşli bir hastalık da günah kirlerini öyle temizler.
    Hastalık; bazı kimselerin derecesinin artmasına, bazı kimselerin de bağışlanmasına sebep olur. «Allahü Teâlâ kulundan her bir günahı ört (üp bağışla) mal; için hastalığa mübtelâ kılar» (11).

    Allah'ımızın Safî ism-i şerifinin tecellisine nail olabilmek, ancak hastalığa tutulduktan sonra müyesser olmaktadır. Büyük nimetlere ermek için küçük zahmetlere katlanmak gerekir. Zahmetlerin ardın-da rahmetler gizlidir.
    Her hastalığın bir devası, ona iyi gelecek ilâcı-mevcuttur. Fakat hastalığın teşhisi ve buna deva olabilecek şeyin bilinmesi gerekir.

    Bir hadîs-i şerifte buyrulmaktadır:
    «Her hastalığın bir ilâcı vardır. Hastalığın ilâcı denk gelirse. Al-lah'ın izniyle, (hastalıktan) kurtulur» (2).

    İnsanı dünya ve âhirette saadete eriştirmeyi hedef tutan dini-miz, asırlarca önce karantina usulünü koymuştur. Bir yerde bulunur-ken veba hastalığı çıkarsa oradan çıkmayı, harp sahasından kaçmak gibi, büyük bir günah saymıştır. Bir memlekette veba bulunduğu işi-tilince artık oraya girmemek gerektiği bildirilmiştir.

    Din kardeşlerim!

    Sıhhatli olmak için; mutlaka temiz olmak, teiniz durmak ve pis-likten korunmak lâzımdır.
    Dinimiz su içine, gölgesinden faydalanılan yerlere, meyveli ağaç altlarına, kannca gibi hayvanların yuvalarına, yollara ve umumî yer-lere abdest bozmayı veya bu pislikleri yollara atmayı şiddetle yasak kılmıştır.

    Peygamber Efendimiz:
    «Lanet (ettiri) ci iki şeyden sakının» buyuranca ashab:
    «Ö iki lanet (ettiri) ci şey nedir?» dediler. Resûlulîah Efendimiz:
    «taşanların yollarını helaya çeviren şey (ler) dir» buyurdu (13).

    Yemeğe otururken ve kalktıktan sonra el yıkamayı, cum'a ve bay-ram namazlarına giderken boy abdesti almayı, beş vakit- namazda abdesti, dişlerin misvakla temizlenmesini emreden dinimiz; hastalık-ları önlemek için çok mühim emirler vermiş bulunmaktadır,

    Sağlam ve sıhhatli olayım diyen kimse temizliğe ve hastalıklar-dan korunmaya çok dikkat gösterecektir






+ Yorum Gönder