Konusunu Oylayın.: Hz.Musa'nın kıssalarından

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz.Musa'nın kıssalarından
  1. 04.Kasım.2009, 22:18
    1
    Misafir

    Hz.Musa'nın kıssalarından






    Hz.Musa'nın kıssalarından Mumsema ÖNCELİKLE ALEYKÜMSELAM :D H.z Musa'nın kıssalarından bilen varsa lütfen paylaşabilir mi? İnanın çok ödevim var yardımlarınızı bekliyorum.

    yorum yazın istediğiniz konuyu söyleyin ben hemen koyarım.(saçma sapan olmasın)


  2. 04.Kasım.2009, 22:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 04.Kasım.2009, 23:12
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Hz.Musa'nın kıssalarından




    Bir gün, Musa (a.s) yolda giderken bir ihtiyar gördü. İhtiyarlığın.dan beli bükülmüş beline kemer bağlamış, önünde bir ateşe ibadet ediyordu. Musa (a.s):
    -Kaç seneden beri bu ateşe ibadet ediyorsun? diye sordu.
    İhtiyar:
    -Dörtyüz doksan senedir,. diye ce*vap verdi.
    Musa (a.s):
    -Ey ihtiyar! Bu ateşe ibadete tövbe edip Meliki Cebbar Teâla Hazretlerine kulluğa dön,buyurduklarında . O ateşperest;
    -Ya Musa! Allah Tealaya dönsem beni kabul eder mi? dedi.
    Hazreti Musa:
    «Evet! kabul eder; Rabbul Alemiyn Erhamürrahımiyndir, buyurması üzerine ihtiyar:
    -Ya Musa! Allah kendinden kaçanları lütuf ve keremiyle kabul edecekse benim üzerime İslamı arz eyle!» dedi. Musa (a.s) arz etmesiyle iman etti.
    Kendisine, İslam ferahlığıyla ölüm geldi ve bekâ alemine göçtü. Musa (a.s) techiz ve tekfinini yaptıktan soma durup: «Ya ilahi! Senin bu kuluna bir tevhid kelimesiyle muamele edeceğini bana bildirmeni istiyorum» dedi. Hemen Cebrail (a.s) teşrif buyurup:
    -Ya Musa Rabbin sana selam eder ve buyururki ki: «Bilmez misin ki, La ilahe illaIlah Musa resülüllah demesiyle bizim ile sulh yapan kimseyi Ben Azimüşşan cennete yaklaştırıp cennet elbiselerinden giydiririm» buyurdu.
    Musa kavmi ne bu kıssayı haber verdi. Kavmi: « La ilahe illaIlah Musa resülüllah» sözünün harflerini saydılar yirmi dört harf idi. Bu durumda herbir harf için o ihtiyarın yiı:ım bir senelik günahını Allah Teâlâ mağfifiret buyurmuş oldu dediler.
    Kaynak: Mekaasıdu't Talibiyn, M.Raif Efendi



  4. 04.Kasım.2009, 23:12
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



    Bir gün, Musa (a.s) yolda giderken bir ihtiyar gördü. İhtiyarlığın.dan beli bükülmüş beline kemer bağlamış, önünde bir ateşe ibadet ediyordu. Musa (a.s):
    -Kaç seneden beri bu ateşe ibadet ediyorsun? diye sordu.
    İhtiyar:
    -Dörtyüz doksan senedir,. diye ce*vap verdi.
    Musa (a.s):
    -Ey ihtiyar! Bu ateşe ibadete tövbe edip Meliki Cebbar Teâla Hazretlerine kulluğa dön,buyurduklarında . O ateşperest;
    -Ya Musa! Allah Tealaya dönsem beni kabul eder mi? dedi.
    Hazreti Musa:
    «Evet! kabul eder; Rabbul Alemiyn Erhamürrahımiyndir, buyurması üzerine ihtiyar:
    -Ya Musa! Allah kendinden kaçanları lütuf ve keremiyle kabul edecekse benim üzerime İslamı arz eyle!» dedi. Musa (a.s) arz etmesiyle iman etti.
    Kendisine, İslam ferahlığıyla ölüm geldi ve bekâ alemine göçtü. Musa (a.s) techiz ve tekfinini yaptıktan soma durup: «Ya ilahi! Senin bu kuluna bir tevhid kelimesiyle muamele edeceğini bana bildirmeni istiyorum» dedi. Hemen Cebrail (a.s) teşrif buyurup:
    -Ya Musa Rabbin sana selam eder ve buyururki ki: «Bilmez misin ki, La ilahe illaIlah Musa resülüllah demesiyle bizim ile sulh yapan kimseyi Ben Azimüşşan cennete yaklaştırıp cennet elbiselerinden giydiririm» buyurdu.
    Musa kavmi ne bu kıssayı haber verdi. Kavmi: « La ilahe illaIlah Musa resülüllah» sözünün harflerini saydılar yirmi dört harf idi. Bu durumda herbir harf için o ihtiyarın yiı:ım bir senelik günahını Allah Teâlâ mağfifiret buyurmuş oldu dediler.
    Kaynak: Mekaasıdu't Talibiyn, M.Raif Efendi



  5. 04.Kasım.2009, 23:13
    3
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Hz.Musa'nın kıssalarından

    Hz. Musa a.s., köy köy, şehir şehir dolaşıp; insanlara Allah'ın dinini öğretirken, bir gün yolu Allah'ın, ceza olarak bütün halkını yaktığı bir köye düştü ve:
    "Ey Rabbim" dedi. "Bu köyde yaşayanlar arasında çocuklar, günahsız, suçsuzz kimseler ve hayvanlar da vardı. Sadece suçluları ve günahkarları cezalandırabilecekken, böyle yapmayıp tüm köyü cezalandırmışsın. senin şefkatin ve acıman sınırsıdır ve sen tüm canlılara bu şefkatinle davranırın. Sen işlerini de bizim aklımıızn eremediği yüksek bilginle yaparsın. Buna olan inancım tamdır. Fakat ben merak ettim; günahkarlarla beraber masum insanları niçin yaktın?" diyerek,fazla oyalanmadan, yoluna devam etti.
    Bir müddet sonra hem bir şeyler yemek, hem de yol yorgunluğunu biraz olsun üzerinden atmakbir ağacın altına oturdu. Ağacın az ötesinde büyük bir karınca yuvası vardı. Karıncalar harıl harıl çalışıyordu. Bu karıncalarda bir tanesi gelip dinlenmekte olan Hz.Musa aleyhisselamı ısırdı. Musa a.s karıncaya öfkelendi Yerdeki kurumuş odunlardan birini ateşle tutuşturdu, geldi, tüm karınca yuvasını ateşe verdi. Tüm karıncalar yanarak öldü. Musa a.s bildiren dini hükümler arasında karınca yakmak günah değildi.
    Bunun üzerin Allah (c.c) şöyle seslendi:
    "Ey Musa! Seni sadece bir tek karınca ısırmışken, sen bütün karınca yuvasını ateşe mi verdin. Bir karınca yüzünden koca karınca ülkesini her ana hamde eden, beni en güzel sözlerle öven bir toplumu yakıp yok ettin, öyle mi?"
    Hz.Musa a.s. gerek kendi gördüğü karşısında söyledikleri, gerek yaptığı karşısında Cenab-ı Hakk'ın seslenişinden öğrenmiş oldu ki;
    Suçlularla beraber olanlar, kendileri suçsuz olsalar dahi aynı cezaya uğrarlar. Ancak Allah c.c. hesap gününde onları birbirinden ayırır, her birine hak ettiği karşılığı fazlasıyla verir.
    Bizler de kötü insanlarla beraber olmamalı, onların yaşadıkları yerlerde bulunmamalıyız. Bulunmak zorunda kalırsak onları uygun bir lisan ile uyarmalı, oradan bir an önce uzaklaşmaya bakmalıyız.
    Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi
    .


  6. 04.Kasım.2009, 23:13
    3
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    Hz. Musa a.s., köy köy, şehir şehir dolaşıp; insanlara Allah'ın dinini öğretirken, bir gün yolu Allah'ın, ceza olarak bütün halkını yaktığı bir köye düştü ve:
    "Ey Rabbim" dedi. "Bu köyde yaşayanlar arasında çocuklar, günahsız, suçsuzz kimseler ve hayvanlar da vardı. Sadece suçluları ve günahkarları cezalandırabilecekken, böyle yapmayıp tüm köyü cezalandırmışsın. senin şefkatin ve acıman sınırsıdır ve sen tüm canlılara bu şefkatinle davranırın. Sen işlerini de bizim aklımıızn eremediği yüksek bilginle yaparsın. Buna olan inancım tamdır. Fakat ben merak ettim; günahkarlarla beraber masum insanları niçin yaktın?" diyerek,fazla oyalanmadan, yoluna devam etti.
    Bir müddet sonra hem bir şeyler yemek, hem de yol yorgunluğunu biraz olsun üzerinden atmakbir ağacın altına oturdu. Ağacın az ötesinde büyük bir karınca yuvası vardı. Karıncalar harıl harıl çalışıyordu. Bu karıncalarda bir tanesi gelip dinlenmekte olan Hz.Musa aleyhisselamı ısırdı. Musa a.s karıncaya öfkelendi Yerdeki kurumuş odunlardan birini ateşle tutuşturdu, geldi, tüm karınca yuvasını ateşe verdi. Tüm karıncalar yanarak öldü. Musa a.s bildiren dini hükümler arasında karınca yakmak günah değildi.
    Bunun üzerin Allah (c.c) şöyle seslendi:
    "Ey Musa! Seni sadece bir tek karınca ısırmışken, sen bütün karınca yuvasını ateşe mi verdin. Bir karınca yüzünden koca karınca ülkesini her ana hamde eden, beni en güzel sözlerle öven bir toplumu yakıp yok ettin, öyle mi?"
    Hz.Musa a.s. gerek kendi gördüğü karşısında söyledikleri, gerek yaptığı karşısında Cenab-ı Hakk'ın seslenişinden öğrenmiş oldu ki;
    Suçlularla beraber olanlar, kendileri suçsuz olsalar dahi aynı cezaya uğrarlar. Ancak Allah c.c. hesap gününde onları birbirinden ayırır, her birine hak ettiği karşılığı fazlasıyla verir.
    Bizler de kötü insanlarla beraber olmamalı, onların yaşadıkları yerlerde bulunmamalıyız. Bulunmak zorunda kalırsak onları uygun bir lisan ile uyarmalı, oradan bir an önce uzaklaşmaya bakmalıyız.
    Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi
    .


  7. 04.Kasım.2009, 23:13
    4
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Hz.Musa'nın kıssalarından

    Hz. Musa Aleyhisselâm, bir gün münacatları esnasında «Ya Rabbî! Cennette benim arkadaşım kimdir, bana göster.» diye iltica eder. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri:
    - Ya Musa! Filan şehirde, filan çarşıda ve şu şemail ve isimde bir kasap vardır. O kimsedir, diye ilham eyler.
    Hz. Musa Aleyhisselâm hemen hareket eder ve o kasabı bulur. Dükkânının karşı tarafında, bir miktar seyrederek ahvaline vâkıf olmak üzere oturur. Görür ki gayet gaddar ve zalim bir kimsedir. Sattığını hep eksik tartmaktadır. Hz. Musa'nın hatırına, bu kimse bana nasıl arkadaş olabilir, her halde o başka bir kimse olması lâzımdır, diye gelir. Tam o esnada Hz. Cebrail gelerek, o kimsenin olduğunu haber verir.
    Hz. Musa Aleyhisselâm akşama kadar dükkânın önünde oturur ve akşam olunca, kasap bir miktar et alarak elindeki zembiline koyar ve evine gitmek üzere iken, Hz. Musa: «Ya kasap, beni misafir kabul eder misin? diye sorar. Kasap da «Buyurun, sizin gibi muhabbetli misafiri asla görmedim. Bu gece hizmetinizle şerefleneyim.» der ve beraberce giderler. Hemen Hz. Musa Aleyhisselâmm önüne yemekler ko-yar ve «Ey mübarek zat isterseniz siz yeyin. Şayet beraber yiyelim derseniz, bir miktar beklemeniz lâzım gelecek. Zira benim çok mühim bir işim vardır, müsâdenizle onu yerine getireyim.» der. Ve getirmiş olduğu eti iyice pişirip, evin köşesinde asılı bir zembıM aşağıya indirir. İçinden son derece küçük ve zayıf bir kadın çıkarır. O'nun ağzına yavaş yavaş eti verir. Karnını doyurduktan sonra altını da temizler ve tekrar yerine asarak Hz. Musa Aleyhisselâmın yanına gelir. Özür dileyerek birlikte yemek yemeye başlarlar.
    Kadına yemek yedirirken kadının dudakları bir kaç defa hareket etmiş ve konuşur gibi olmuş. Bu hali Hz. Musa Aleyhisselâm farketmiş olduğu için o kimseye:
    - Ey kişi, bu senin annen midir?
    -Evet, annemdir. Çok ihtiyar ve mecalsizdir. Her gün böylece dükkândan geldiğim zaman hizmet ederim.
    - Yemek yedirirken dudakları kıpırdadı. Sözü anlaşılır mı?
    - Evet anlaşılır. Her ne zaman, karnını doyurup hizmetini yaptığımda «Ya Rabbî, bu oğlumu cennette Musa'ya arkadaş eyle.» diye dua eder.
    - Ey kimse! Sana müjdeler olsun kî, annenin duası dergah-ı izzette kabul oldu. Musa benim, der ve ilham-ı ilâhî ile oraya geldiğini söyler.
    O kimse de çok sevinir ve bütün günahlarına tevbe ve istiğfar ederek ibadet ile meşgul olmaya başlar.
    Böylece annesine yapmış olduğu hizmet sebebi ile, salihler zümresine dahil olur


  8. 04.Kasım.2009, 23:13
    4
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    Hz. Musa Aleyhisselâm, bir gün münacatları esnasında «Ya Rabbî! Cennette benim arkadaşım kimdir, bana göster.» diye iltica eder. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri:
    - Ya Musa! Filan şehirde, filan çarşıda ve şu şemail ve isimde bir kasap vardır. O kimsedir, diye ilham eyler.
    Hz. Musa Aleyhisselâm hemen hareket eder ve o kasabı bulur. Dükkânının karşı tarafında, bir miktar seyrederek ahvaline vâkıf olmak üzere oturur. Görür ki gayet gaddar ve zalim bir kimsedir. Sattığını hep eksik tartmaktadır. Hz. Musa'nın hatırına, bu kimse bana nasıl arkadaş olabilir, her halde o başka bir kimse olması lâzımdır, diye gelir. Tam o esnada Hz. Cebrail gelerek, o kimsenin olduğunu haber verir.
    Hz. Musa Aleyhisselâm akşama kadar dükkânın önünde oturur ve akşam olunca, kasap bir miktar et alarak elindeki zembiline koyar ve evine gitmek üzere iken, Hz. Musa: «Ya kasap, beni misafir kabul eder misin? diye sorar. Kasap da «Buyurun, sizin gibi muhabbetli misafiri asla görmedim. Bu gece hizmetinizle şerefleneyim.» der ve beraberce giderler. Hemen Hz. Musa Aleyhisselâmm önüne yemekler ko-yar ve «Ey mübarek zat isterseniz siz yeyin. Şayet beraber yiyelim derseniz, bir miktar beklemeniz lâzım gelecek. Zira benim çok mühim bir işim vardır, müsâdenizle onu yerine getireyim.» der. Ve getirmiş olduğu eti iyice pişirip, evin köşesinde asılı bir zembıM aşağıya indirir. İçinden son derece küçük ve zayıf bir kadın çıkarır. O'nun ağzına yavaş yavaş eti verir. Karnını doyurduktan sonra altını da temizler ve tekrar yerine asarak Hz. Musa Aleyhisselâmın yanına gelir. Özür dileyerek birlikte yemek yemeye başlarlar.
    Kadına yemek yedirirken kadının dudakları bir kaç defa hareket etmiş ve konuşur gibi olmuş. Bu hali Hz. Musa Aleyhisselâm farketmiş olduğu için o kimseye:
    - Ey kişi, bu senin annen midir?
    -Evet, annemdir. Çok ihtiyar ve mecalsizdir. Her gün böylece dükkândan geldiğim zaman hizmet ederim.
    - Yemek yedirirken dudakları kıpırdadı. Sözü anlaşılır mı?
    - Evet anlaşılır. Her ne zaman, karnını doyurup hizmetini yaptığımda «Ya Rabbî, bu oğlumu cennette Musa'ya arkadaş eyle.» diye dua eder.
    - Ey kimse! Sana müjdeler olsun kî, annenin duası dergah-ı izzette kabul oldu. Musa benim, der ve ilham-ı ilâhî ile oraya geldiğini söyler.
    O kimse de çok sevinir ve bütün günahlarına tevbe ve istiğfar ederek ibadet ile meşgul olmaya başlar.
    Böylece annesine yapmış olduğu hizmet sebebi ile, salihler zümresine dahil olur


  9. 04.Kasım.2009, 23:17
    5
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Hz.Musa'nın kıssalarından

    Birgün Yüce Allah, Hz. Musa'ya:
    izafet.Com - Hz.Musa ve Hızır
    - Kullarımdan bir kul iki denizin birleştiği yerdedir. O senden daha alimdir, buyurdu.

    Hz. Musa:

    - Ey Rabbim, ben onu nasıl bulacağım? diye sordu.

    Allah kendisine şöyle buyurdu:

    - Torbanın içinde bir balık taşı. Onu nerede kaybedersen orada Hızır'ı bulursun.

    Böylece Hz. Musa bir arkadaşı ile Hızır'ı aramaya koyuldu. Beraberlerinde bir balık taşıyorlardı.

    Bir kayanın yanına vardıklarında uykuya daldılar. O esnada balık canlanıp torbadan denize atlayıverdi.

    Uyandıktan sonra denizin kıyısına vardıklarında bir elbiseye bürünmüş bir insan gördüler ki bu Hızır idi Musa ona selam verdi.

    Hızır ona şöyle dedi:

    - Senin memleketinde selam nerede vardır. Yani senin memleketinde huzur kalmamıştır.

    Musa:Ben Musa'yım.İsrailoğullanndaki Musa mı?

    Evet... Sana öğretilen ilimden bana öğretmek şartıyla sana uyayım mı? diye devam etti Musa.Hızır şöyle dedi:
    - Doğrusu sen benim yanımda dayanamazsın.
    Musa şu karşılığı verdi:

    - İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın. Ben senin işlerine karışmayacağım.

    Böylece deniz kıyısında yürümeye başladılar. Gemileri yoktu. Yanlarına bir gemi uğradığında binmek için konuşup anlaştılar.

    Gemiciler Hızır'ı tanıyıp ikisini de ücretsiz olarak taşıdılar.

    Bir kuş gelip geminin kenarına kondu. Bir iki defa denize gagasını vurdu. Bunun üzerine Hızır:Ey Musa, senin ve benim ilmim Allah'ın ilminden ancak şu kuşun denize gagasını vurup aldığı su kadardır, dedi ve geminin tahtalarından bir kaçını söktü. Musa:

    Bunlar bizi ücretsiz gemilerine aldılar sen buna karşılık gemilerini söküyorsun...Hızır:

    - Sen benimle sabredemezsin, dayanamazsın demedim mi? dedi.

    Musa birinci defa unutmuştu. Kıyıya çıktılar, yollarına devam ettiler. Arkadaşlarıyla oynayan bir çocuğun yanından geçerlerken Hızır o çocuğu öldürüverdi. Musa hemen:

    - Bir suçsuz insanı öldürdün.
    Hızır:

    - Ben sana benimle sabredemezsin demedim
    mi? dedi.

    Devam ettiler. Sonunda bir yere geldiler. Yıkılmak üzere olan bir duvar kalıntısına rastgeldiler. Hızır duvarı onarmak için uğraştı ve o duvarı tamir etti. Musa:

    - Bu boş işlerle ne uğraşıyorsun? deyince, Hızır:

    - İşte artık yollarımız ayrılmalıdır, dedi.

    Ve o zamana kadar olan garip işlerin anlamlarını anlatmaya başladı

    - Önce gemi, denizde çalışan fakirlerindi. Gemiyi eski göstermek istedim. Çünkü sahilde bir zalim hükümdar var, güzel gemileri zorla alıyor. Çocuğu öldürdüm, çünkü anne ve babası müslümandı. O ise yoldan çıkacaktı, onları da yoldan çıkarmasın diye ölmesi daha hayırlı idi.

    Duvara gelince, o duvar iki yetim çocuğun idi. Duvarın altında bir hazine var. Çocuklar büyüyünce defineyi bulacaklar ve Allah'ın rahmetini kazanacaklar.

    Böylece Musa, bir kişinin Allah'ın ilmini anlamaya güç yetiremeyeceğini açık bir şekilde anlamıştı.

    Ve her alimden üstün bir başka alim vardır.(bu ilim ilmi ledündür)

    alıntıdır


  10. 04.Kasım.2009, 23:17
    5
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    Birgün Yüce Allah, Hz. Musa'ya:
    izafet.Com - Hz.Musa ve Hızır
    - Kullarımdan bir kul iki denizin birleştiği yerdedir. O senden daha alimdir, buyurdu.

    Hz. Musa:

    - Ey Rabbim, ben onu nasıl bulacağım? diye sordu.

    Allah kendisine şöyle buyurdu:

    - Torbanın içinde bir balık taşı. Onu nerede kaybedersen orada Hızır'ı bulursun.

    Böylece Hz. Musa bir arkadaşı ile Hızır'ı aramaya koyuldu. Beraberlerinde bir balık taşıyorlardı.

    Bir kayanın yanına vardıklarında uykuya daldılar. O esnada balık canlanıp torbadan denize atlayıverdi.

    Uyandıktan sonra denizin kıyısına vardıklarında bir elbiseye bürünmüş bir insan gördüler ki bu Hızır idi Musa ona selam verdi.

    Hızır ona şöyle dedi:

    - Senin memleketinde selam nerede vardır. Yani senin memleketinde huzur kalmamıştır.

    Musa:Ben Musa'yım.İsrailoğullanndaki Musa mı?

    Evet... Sana öğretilen ilimden bana öğretmek şartıyla sana uyayım mı? diye devam etti Musa.Hızır şöyle dedi:
    - Doğrusu sen benim yanımda dayanamazsın.
    Musa şu karşılığı verdi:

    - İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın. Ben senin işlerine karışmayacağım.

    Böylece deniz kıyısında yürümeye başladılar. Gemileri yoktu. Yanlarına bir gemi uğradığında binmek için konuşup anlaştılar.

    Gemiciler Hızır'ı tanıyıp ikisini de ücretsiz olarak taşıdılar.

    Bir kuş gelip geminin kenarına kondu. Bir iki defa denize gagasını vurdu. Bunun üzerine Hızır:Ey Musa, senin ve benim ilmim Allah'ın ilminden ancak şu kuşun denize gagasını vurup aldığı su kadardır, dedi ve geminin tahtalarından bir kaçını söktü. Musa:

    Bunlar bizi ücretsiz gemilerine aldılar sen buna karşılık gemilerini söküyorsun...Hızır:

    - Sen benimle sabredemezsin, dayanamazsın demedim mi? dedi.

    Musa birinci defa unutmuştu. Kıyıya çıktılar, yollarına devam ettiler. Arkadaşlarıyla oynayan bir çocuğun yanından geçerlerken Hızır o çocuğu öldürüverdi. Musa hemen:

    - Bir suçsuz insanı öldürdün.
    Hızır:

    - Ben sana benimle sabredemezsin demedim
    mi? dedi.

    Devam ettiler. Sonunda bir yere geldiler. Yıkılmak üzere olan bir duvar kalıntısına rastgeldiler. Hızır duvarı onarmak için uğraştı ve o duvarı tamir etti. Musa:

    - Bu boş işlerle ne uğraşıyorsun? deyince, Hızır:

    - İşte artık yollarımız ayrılmalıdır, dedi.

    Ve o zamana kadar olan garip işlerin anlamlarını anlatmaya başladı

    - Önce gemi, denizde çalışan fakirlerindi. Gemiyi eski göstermek istedim. Çünkü sahilde bir zalim hükümdar var, güzel gemileri zorla alıyor. Çocuğu öldürdüm, çünkü anne ve babası müslümandı. O ise yoldan çıkacaktı, onları da yoldan çıkarmasın diye ölmesi daha hayırlı idi.

    Duvara gelince, o duvar iki yetim çocuğun idi. Duvarın altında bir hazine var. Çocuklar büyüyünce defineyi bulacaklar ve Allah'ın rahmetini kazanacaklar.

    Böylece Musa, bir kişinin Allah'ın ilmini anlamaya güç yetiremeyeceğini açık bir şekilde anlamıştı.

    Ve her alimden üstün bir başka alim vardır.(bu ilim ilmi ledündür)

    alıntıdır





+ Yorum Gönder