Konusunu Oylayın.: İmam ve müezzinlerin görev paylaşımı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmam ve müezzinlerin görev paylaşımı
  1. 04.Kasım.2009, 07:20
    1
    Misafir

    İmam ve müezzinlerin görev paylaşımı

  2. 04.Kasım.2009, 14:11
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: İmam ve müezzinlerin görev paylaşımı




    müezzinler.....

    Müezzinin vasıfları nelerdir? Kimlerin ezan ve ikamet okuması caiz değildir? Abdestsiz ezan okunur mu?

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Müezzinin vasıfları nelerdir? Kimlerin ezan ve ikamet okuması caiz değildir?
    İslâm'da şerefli hizmetlerden biri de şüphesiz ki müezzinliktir İnsanları Allah'a ibâdete çağıran kimsenin sözünden daha güzel söz mü vardır? Günde beş vakit minareye ya da yüksekçe bir yere çıkıp Allah'tan başka ilâh olmadığını, Hazreti Muhammed'in Allah'ın kulu ve resulü bulunduğunu ilân edip mü'minleri namaza ve kurtuluşa dâvet etmek kadar güzel amel ne olabilir? Cenâb-ı Hak bu bahtiyarlığı dilediği kullarına ihsan eder
    Ancak ne var ki bu şerefli görevi yürüten kimsede bir takım vasıfların olması, hizmetin şeref ve yüceliğiyle uyum sağlaması sünnettir :
    1 — Kıbleyi iyice belirleyen ve namaz vakitlerini her gün ayarlayabilen bir kimse olması,
    2 — Aklı başında olması,
    3 — İyi bir insan, günahlardan kendisini korumasını bilmesi ve tatbik etmesi,
    4 — Resûlullah (AS) Efendimizin sünnetini bilmesi (Fetavâ-yi Kaadıhan - En Nihâye)
    5 — Ağırbaşlı, nezih ve nezaketli bulunması,
    6 — Cemaatini iyi tanıması, cemaate gelemeyenleri tespit edip kırıcı ve üzücü bir söz ve davranış ortaya koymaksızın onları cemaate katılmaya teşvik etmesi, (El-Kınye)
    7 — Vakitleri iyi kollaması ve devamlılık göstermesi, meşru' bir mazereti olmadığında bu şerefli göreve herkesten önce koşması,
    8 — Görevi -mümkünse- Allah rızası için yapması, buna karşılık bir ücret talep etmemesi,
    «Sırf Allah rızasını isteyerek ücretsiz müezzinlik yapan kimse, kanına bulanmış şehîd gibidir, kabrinde kurtlanıp çürümez» Buyuran Resûlullah (AS) Efendimiz, müezzini bu sıfatıyla şehitler mertebesine yükseltmiş, yani büyük sevap ve üstün mazhariyetler vadetmiştir
    9 — Güç getirebiliyorsa hem imamlık hem müezzinlik görevini beraber yürütmesi, (Mi'racü'd-Dirayye)
    10 — Mümkünse eğleşik bulunması, (yolculuk halinde bulunan kimsenin de ezan okuması caizdir, ancak eğleşik olması daha uygundur)
    11— Ezan ve ikameti aynı şahsın yerine getirmesi, Müezzin ezan okuduktan sonra bir tarafa ayrılıp cami'de hazır olmazsa, o takdirde başka birinin ikamet getirmesi caiz olur Ama kendisi hazır olur da müsaade etmeden başkası ikamet getirirse, bu hususta kerahet olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır O halde müezzinden müsaade almadan rasgele kimselerin kalkıp ikamet getirmesi mekruhtur (El-Muhit : Badiyüddin Sarahsı)
    12 — Ergen olması, Henüz ergen olmamış ama aklı başında bulunan ve temyiz çağına giren çocuğun okuduğu ezan sahihtir, bunda kerahet görülmemiştir Mezhebin zahir rivayeti bu anlamdadır Ama ergen kimsenin okuması eftaldır
    Aklı tam olmayan çocuğun ezanı sahih değildir, iadesi gerekir Delinin okuduğu ezan da böyledir (En-Nihâye)
    Sarhoşun ezan okuması mekruhtur Okuyacak olursa iadesi müstehabdır
    Kadının da okuması böyledir Ancak onun iadesi mendûp sayılmıştır Çünkü bunlar ezana ehil değildir
    Açıktan günah işleyen, şunun bunun alay konusu olan davranışlarda bulunan, sokak ve caddelerde, mahalle içinde dolaşırken kapı ve pencerelere bakan ahlâken düşük kimselerin de ezan okuması mekruhtur Çünkü başkasını ibâdete ve kurtuluşa davet eden kimsenin buna ehil ve lâyık olması gerekir Ne var ki böylesinin okuduğu ezanın iadesi gerekmez (Et-Tebyin - El Kâfi - Fetâvâ-yi Hindiyye)
    Abdestsiz kimsenin ezan okuması mekruh sayılmamışsa da taharet üzere okuması saygıya daha yakın görülmüştür Abdestsizin okuduğu ezan, zahir rivayete göre iade olunmaz Ancak EI-Hasen'in Ebû Hanîfe (RA)'den yaptığı rivayete göre, iade edilir İmam Ebû Yusuf ise, abdestsizin ikamet getirmesini mekruh saymıştır (Bedâyiu's-Sanayi' / Kâsâni)
    Cünüp kimsenin ezan ve ikameti mekruhtur; bu hususta rivayetlerin ittifakı vardır
    Genel kaideye daha çok benzer olan hüküm şudur :
    Cünübün okuduğu ezan iade edilir, ikameti iade edilmez (Fetavâ-yi Hindiyye : 1/54)
    Müezzin ezan okuduktan sonra mürted olursa (dinden çıkarsa) ezan iade olunmaz Ancak iade edilmesi aftaldir Çünkü bu durumda ehil olmaktan çıkmıştır Her ne kadar okuduğu zaman buna ehilse de bu ehliyetini namaz ile bağlayamamıştır (Siracü'l-Vehhac : Şerhu Fethi'l-Kadir)
    Köle, köylü çölde ve dağda yaşayan kimse ile veled-i zina ve a'manın (iki gözden mahrum) ezan okuması caizdir Ancak daha ehil kişilerin okuması eftaldir Bazı namazlar için ezan okuyup bazıları için okumayan, şöyle ki gündüzleri çarşı camiinde bu görevi yerine getiren, geceleri ise mahalle camiinde ezan okuyan kimsenin de okuduğu ezan kerahetsiz caizdir Ancak beş vakit aynı camide hizmet yapanın okuması daha uygundur (El-Muhit / Radiyüddin Sarahsî - Fetâvâ-yi Hindiyye)
    A'mayı beş vakit yedeyecek kimse bulunursa, onunla gözü sağlam kimsenin ezan okuması arasında fark kalmaz Nitekim Resûlullah (AS) Efendimiz devrinde a'ma olan İbn Ümmü Mektum bu şerefli hizmeti yıllarca sürdürmüştür
    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, 1/152-154)

    Sie


  3. 04.Kasım.2009, 14:11
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



    müezzinler.....

    Müezzinin vasıfları nelerdir? Kimlerin ezan ve ikamet okuması caiz değildir? Abdestsiz ezan okunur mu?

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Müezzinin vasıfları nelerdir? Kimlerin ezan ve ikamet okuması caiz değildir?
    İslâm'da şerefli hizmetlerden biri de şüphesiz ki müezzinliktir İnsanları Allah'a ibâdete çağıran kimsenin sözünden daha güzel söz mü vardır? Günde beş vakit minareye ya da yüksekçe bir yere çıkıp Allah'tan başka ilâh olmadığını, Hazreti Muhammed'in Allah'ın kulu ve resulü bulunduğunu ilân edip mü'minleri namaza ve kurtuluşa dâvet etmek kadar güzel amel ne olabilir? Cenâb-ı Hak bu bahtiyarlığı dilediği kullarına ihsan eder
    Ancak ne var ki bu şerefli görevi yürüten kimsede bir takım vasıfların olması, hizmetin şeref ve yüceliğiyle uyum sağlaması sünnettir :
    1 — Kıbleyi iyice belirleyen ve namaz vakitlerini her gün ayarlayabilen bir kimse olması,
    2 — Aklı başında olması,
    3 — İyi bir insan, günahlardan kendisini korumasını bilmesi ve tatbik etmesi,
    4 — Resûlullah (AS) Efendimizin sünnetini bilmesi (Fetavâ-yi Kaadıhan - En Nihâye)
    5 — Ağırbaşlı, nezih ve nezaketli bulunması,
    6 — Cemaatini iyi tanıması, cemaate gelemeyenleri tespit edip kırıcı ve üzücü bir söz ve davranış ortaya koymaksızın onları cemaate katılmaya teşvik etmesi, (El-Kınye)
    7 — Vakitleri iyi kollaması ve devamlılık göstermesi, meşru' bir mazereti olmadığında bu şerefli göreve herkesten önce koşması,
    8 — Görevi -mümkünse- Allah rızası için yapması, buna karşılık bir ücret talep etmemesi,
    «Sırf Allah rızasını isteyerek ücretsiz müezzinlik yapan kimse, kanına bulanmış şehîd gibidir, kabrinde kurtlanıp çürümez» Buyuran Resûlullah (AS) Efendimiz, müezzini bu sıfatıyla şehitler mertebesine yükseltmiş, yani büyük sevap ve üstün mazhariyetler vadetmiştir
    9 — Güç getirebiliyorsa hem imamlık hem müezzinlik görevini beraber yürütmesi, (Mi'racü'd-Dirayye)
    10 — Mümkünse eğleşik bulunması, (yolculuk halinde bulunan kimsenin de ezan okuması caizdir, ancak eğleşik olması daha uygundur)
    11— Ezan ve ikameti aynı şahsın yerine getirmesi, Müezzin ezan okuduktan sonra bir tarafa ayrılıp cami'de hazır olmazsa, o takdirde başka birinin ikamet getirmesi caiz olur Ama kendisi hazır olur da müsaade etmeden başkası ikamet getirirse, bu hususta kerahet olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır O halde müezzinden müsaade almadan rasgele kimselerin kalkıp ikamet getirmesi mekruhtur (El-Muhit : Badiyüddin Sarahsı)
    12 — Ergen olması, Henüz ergen olmamış ama aklı başında bulunan ve temyiz çağına giren çocuğun okuduğu ezan sahihtir, bunda kerahet görülmemiştir Mezhebin zahir rivayeti bu anlamdadır Ama ergen kimsenin okuması eftaldır
    Aklı tam olmayan çocuğun ezanı sahih değildir, iadesi gerekir Delinin okuduğu ezan da böyledir (En-Nihâye)
    Sarhoşun ezan okuması mekruhtur Okuyacak olursa iadesi müstehabdır
    Kadının da okuması böyledir Ancak onun iadesi mendûp sayılmıştır Çünkü bunlar ezana ehil değildir
    Açıktan günah işleyen, şunun bunun alay konusu olan davranışlarda bulunan, sokak ve caddelerde, mahalle içinde dolaşırken kapı ve pencerelere bakan ahlâken düşük kimselerin de ezan okuması mekruhtur Çünkü başkasını ibâdete ve kurtuluşa davet eden kimsenin buna ehil ve lâyık olması gerekir Ne var ki böylesinin okuduğu ezanın iadesi gerekmez (Et-Tebyin - El Kâfi - Fetâvâ-yi Hindiyye)
    Abdestsiz kimsenin ezan okuması mekruh sayılmamışsa da taharet üzere okuması saygıya daha yakın görülmüştür Abdestsizin okuduğu ezan, zahir rivayete göre iade olunmaz Ancak EI-Hasen'in Ebû Hanîfe (RA)'den yaptığı rivayete göre, iade edilir İmam Ebû Yusuf ise, abdestsizin ikamet getirmesini mekruh saymıştır (Bedâyiu's-Sanayi' / Kâsâni)
    Cünüp kimsenin ezan ve ikameti mekruhtur; bu hususta rivayetlerin ittifakı vardır
    Genel kaideye daha çok benzer olan hüküm şudur :
    Cünübün okuduğu ezan iade edilir, ikameti iade edilmez (Fetavâ-yi Hindiyye : 1/54)
    Müezzin ezan okuduktan sonra mürted olursa (dinden çıkarsa) ezan iade olunmaz Ancak iade edilmesi aftaldir Çünkü bu durumda ehil olmaktan çıkmıştır Her ne kadar okuduğu zaman buna ehilse de bu ehliyetini namaz ile bağlayamamıştır (Siracü'l-Vehhac : Şerhu Fethi'l-Kadir)
    Köle, köylü çölde ve dağda yaşayan kimse ile veled-i zina ve a'manın (iki gözden mahrum) ezan okuması caizdir Ancak daha ehil kişilerin okuması eftaldir Bazı namazlar için ezan okuyup bazıları için okumayan, şöyle ki gündüzleri çarşı camiinde bu görevi yerine getiren, geceleri ise mahalle camiinde ezan okuyan kimsenin de okuduğu ezan kerahetsiz caizdir Ancak beş vakit aynı camide hizmet yapanın okuması daha uygundur (El-Muhit / Radiyüddin Sarahsî - Fetâvâ-yi Hindiyye)
    A'mayı beş vakit yedeyecek kimse bulunursa, onunla gözü sağlam kimsenin ezan okuması arasında fark kalmaz Nitekim Resûlullah (AS) Efendimiz devrinde a'ma olan İbn Ümmü Mektum bu şerefli hizmeti yıllarca sürdürmüştür
    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, 1/152-154)

    Sie


  4. 04.Kasım.2009, 14:13
    3
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: İmam ve müezzinlerin görev paylaşımı

    imamlar....

    Önde bulunan zat, kendisine uyulan kimse, önder. İmam kelimesi tekil olarak Kur'an-ı Kerim'de sekiz yerde geçmektedir (el-Bakara, 2/124; Hûd, 11/17; el-Hicr, 15/79; el-İsrâ, 17/71; el-Furkân, 25/74; Yasîn, 36/12; el-Ahkâf, 46/12). Çoğul olarak "eimme" şeklinde de beş yerde geçmektedir (et-Tevbe, 9/12; el-Enbiyâ, 21/73; el-Kasas, 28/5, 41; es-Secde, 32/24). İmam kelimesi bu ayetlerde şu anlamlarda kullanılmıştır:
    Allah Teâlâ Hz. İbrahim'den bahsederken; "Seni insanlara imam (önder) kılacağım" (el-Bakara, 2/124) buyurmuştur.
    Allah iyi kullarından bahsederken: onların: "Bizi, Allah'a karşı gelmek fen sakınanlara imam (önder) yap" (el-Furkân, 25/74) dediklerini nakleder.
    "Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar, dinimize dil uzatırlarsa, küfrün imamları (önderleri)yle savaşın" (et-Tevbe, 9/12).
    Bu ayet-i kerime, küfre öncülük yapanlara da imam denilebileceğini gösterir.
    "Önlerinde Musa'nın kitabı imam (önder, rehber) ve rahmet olarak bulunanlar..." (Hûd, 11/17).
    Ayette, insanların uyduğu kitap ve benzeri şeyler için de imam ifadesi kullanılmıştır. Buna göre devlet başkanına, halifeye bir birlik komutanına, bir toplumun öncüsüne de imam denir.
    İnsanlar kendilerine uyup fikirleri etrafında toplandıkları için, büyük İslâm bilginlerine, müctehidlere de imam denmiştir. İmam Azam, İmam Şâfiî, İmam Mâlik gibi.
    Şiîler ise "İmam" tabirini daha değişik anlamlarda kullanmışlardır. (Daha geniş bilgi için bk. Hilâfet ve Ca'feriyye mad.).
    Terim olarak fıkıhta imam; cemaatin önüne geçip onlara namaz kıldıran kimseye denir. İmamın yapmış olduğu göreve de imamet denir. İmamlık faziletli bir görevdir. Peygamber efendimiz ve kendisinden sonra gelen râşid halifeler bu görevi yapmışlardır. Gelişi güzel herkes bu görevi yapamaz. İmam olabilmek için bir takım şartlar vardır. Bunlar;
    1- Müslüman olmak. Müslüman olmayanlar imam olamaz. Fâsık ve bid'at sahibi kimselerin imam olması ise tahrimen mekruhtur.
    2- Erkek olmak. Kadının imam olması caiz değildir. Ancak kadının kadınlara imam olması kerahetle caizdir. Bu durumda imam olan kadın öne geçmez, cemaat olan kadınların sağında bulunur.
    3- Akıllı olmak. Akıl hastasının imamlığı caiz değildir.
    4- Erginlik çağına ermiş olmak. Erginlik çağına ermemiş olan çocuğun büyüklere imam olması caiz değildir. Ancak kendisi gibi çocuklara imam olabilir.
    5- Özürlü olmamak. İdrarı tutamamak, devamlı olarak burundan veya yaradan kan gelmesi gibi durumlar birer özürdür. Bu gibi özürleri olan kimseler imam olamazlar. Ancak aynı cins özre sahip olanlara imam olabilirler. Özürleri farklı ise imam olması caiz değildir.
    6- Namaz sahih olacak kadar ezbere düzgün Kur'an okumasını bilmek. Okuma yazma bilmeyenlere "Ümmî" denir. Ümmî kendisi gibi olanlara imam olabilir. Ümmînin ümmîye imamlığı caizdir. Kur'an'ı iyi okuyamayanların, iyi okuyanlara imam olması sahih değildir.
    Camide namaz kıldırmak, görevli olan imamın hakkıdır.
    Evde ev sahibinin kıldırması daha uygundur.
    Cemaatle namaz kılacaklar arasında ev sahibi, görevli bir imam veya yetkili amir yoksa, sırasıyla şunlar imam olurlar:
    1- Namazın hükümlerini en iyi bilen,
    2- Kur'an-ı Kerimi en güzel okuyan,
    3- En fazla günahlardan sakınan.
    4- En yaşlı olan,
    5- Ahlâkı en güzel olan,
    6- Yüzü daha çok nurlu olan
    7- Sesi en güzel olan,
    8- Elbisesi daha temiz olan.
    Bütün bu hususlarda eşit olurlarsa aralarında kur'a çekilir ya da cemaat onlardan birisini imamlığa seçer.
    Abdullah YÜCEL



  5. 04.Kasım.2009, 14:13
    3
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    imamlar....

    Önde bulunan zat, kendisine uyulan kimse, önder. İmam kelimesi tekil olarak Kur'an-ı Kerim'de sekiz yerde geçmektedir (el-Bakara, 2/124; Hûd, 11/17; el-Hicr, 15/79; el-İsrâ, 17/71; el-Furkân, 25/74; Yasîn, 36/12; el-Ahkâf, 46/12). Çoğul olarak "eimme" şeklinde de beş yerde geçmektedir (et-Tevbe, 9/12; el-Enbiyâ, 21/73; el-Kasas, 28/5, 41; es-Secde, 32/24). İmam kelimesi bu ayetlerde şu anlamlarda kullanılmıştır:
    Allah Teâlâ Hz. İbrahim'den bahsederken; "Seni insanlara imam (önder) kılacağım" (el-Bakara, 2/124) buyurmuştur.
    Allah iyi kullarından bahsederken: onların: "Bizi, Allah'a karşı gelmek fen sakınanlara imam (önder) yap" (el-Furkân, 25/74) dediklerini nakleder.
    "Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar, dinimize dil uzatırlarsa, küfrün imamları (önderleri)yle savaşın" (et-Tevbe, 9/12).
    Bu ayet-i kerime, küfre öncülük yapanlara da imam denilebileceğini gösterir.
    "Önlerinde Musa'nın kitabı imam (önder, rehber) ve rahmet olarak bulunanlar..." (Hûd, 11/17).
    Ayette, insanların uyduğu kitap ve benzeri şeyler için de imam ifadesi kullanılmıştır. Buna göre devlet başkanına, halifeye bir birlik komutanına, bir toplumun öncüsüne de imam denir.
    İnsanlar kendilerine uyup fikirleri etrafında toplandıkları için, büyük İslâm bilginlerine, müctehidlere de imam denmiştir. İmam Azam, İmam Şâfiî, İmam Mâlik gibi.
    Şiîler ise "İmam" tabirini daha değişik anlamlarda kullanmışlardır. (Daha geniş bilgi için bk. Hilâfet ve Ca'feriyye mad.).
    Terim olarak fıkıhta imam; cemaatin önüne geçip onlara namaz kıldıran kimseye denir. İmamın yapmış olduğu göreve de imamet denir. İmamlık faziletli bir görevdir. Peygamber efendimiz ve kendisinden sonra gelen râşid halifeler bu görevi yapmışlardır. Gelişi güzel herkes bu görevi yapamaz. İmam olabilmek için bir takım şartlar vardır. Bunlar;
    1- Müslüman olmak. Müslüman olmayanlar imam olamaz. Fâsık ve bid'at sahibi kimselerin imam olması ise tahrimen mekruhtur.
    2- Erkek olmak. Kadının imam olması caiz değildir. Ancak kadının kadınlara imam olması kerahetle caizdir. Bu durumda imam olan kadın öne geçmez, cemaat olan kadınların sağında bulunur.
    3- Akıllı olmak. Akıl hastasının imamlığı caiz değildir.
    4- Erginlik çağına ermiş olmak. Erginlik çağına ermemiş olan çocuğun büyüklere imam olması caiz değildir. Ancak kendisi gibi çocuklara imam olabilir.
    5- Özürlü olmamak. İdrarı tutamamak, devamlı olarak burundan veya yaradan kan gelmesi gibi durumlar birer özürdür. Bu gibi özürleri olan kimseler imam olamazlar. Ancak aynı cins özre sahip olanlara imam olabilirler. Özürleri farklı ise imam olması caiz değildir.
    6- Namaz sahih olacak kadar ezbere düzgün Kur'an okumasını bilmek. Okuma yazma bilmeyenlere "Ümmî" denir. Ümmî kendisi gibi olanlara imam olabilir. Ümmînin ümmîye imamlığı caizdir. Kur'an'ı iyi okuyamayanların, iyi okuyanlara imam olması sahih değildir.
    Camide namaz kıldırmak, görevli olan imamın hakkıdır.
    Evde ev sahibinin kıldırması daha uygundur.
    Cemaatle namaz kılacaklar arasında ev sahibi, görevli bir imam veya yetkili amir yoksa, sırasıyla şunlar imam olurlar:
    1- Namazın hükümlerini en iyi bilen,
    2- Kur'an-ı Kerimi en güzel okuyan,
    3- En fazla günahlardan sakınan.
    4- En yaşlı olan,
    5- Ahlâkı en güzel olan,
    6- Yüzü daha çok nurlu olan
    7- Sesi en güzel olan,
    8- Elbisesi daha temiz olan.
    Bütün bu hususlarda eşit olurlarsa aralarında kur'a çekilir ya da cemaat onlardan birisini imamlığa seçer.
    Abdullah YÜCEL



  6. 01.Ocak.2012, 11:52
    4
    Misafir

    Cevap: İmam ve müezzinlerin görev paylaşımı

    imam ve müezzin


  7. 01.Ocak.2012, 11:52
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    imam ve müezzin





+ Yorum Gönder