+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Kuran Hikayeleri Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Kuran Hikayeleri





    Sual: Kuran Hikayelerinden bazılarını eklermisainiz ?







  2. Hoca
    erimeye devam...

    --->: Kuran Hikayeleri


    Reklam



    Cevap: İKİ DAVACI BİR İBRET
    Davud(a.s.) bir çok kadınla evlenmişti 99 tane karısı vardı.Günlerden birgün bir gün sarayının otururken, güzel bir kadın gördü, eşlerinin sayısını yüze tamamlamayı ve onunla da evlenmeyi arzu etti.fakat kadının evli olması, buna mani oluyordu.Ne yapabilir?
    Birgün namaz kılmak üzere ibadet odasına girdi, kendisini ibadete verdi, o sırada sarayın önüne iki adam geldi, hükümdarla görüşmek için içeri girmek istediklerini söylediler.Saray muhafızları onlara:Bugün hükümdar sizinle görüşemez,çünkü bugün onun ibadet günüdür,dediler ve onların içeri girmelerine engel oldular.Bunun üzerine bu adamlar bir kolayını bulup duvardan atladılar, hükümdarın ibadet odasına kadar girdiler.Davud(a.s.) namaz kılıyordu;odada iki kişinin kendisini beklemekte olduğunu farkedince,biz, biri diğerinin hakkına tecavüz eden iki davacıyız.Şimdi sen bizim aramızda adaletle hüküm et, dediler.
    Davud(a.s.) davanızı bana anlatınız, dedi.
    Bir tanesi söze başladı,hasmına işaret ederek:
    -Bu benim kardeşimdir.Onun 99 tane dişi koyunu var, benim ise 1 tane dişi koyunum var.Bu istiyor ki, benim elimdeki dişi koyunumu da alsın 100 adet olsun.
    Davud(a.s.):
    -''And olsun ki i senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulüm etmiştir'' dedi.
    O anda adamların ikiside kayboluverdi,Davud(a.s.), bunların, kendi hatasını anlatmak için Allah tarafından gönderilmiş iki melek olduğunu anladı.Ve hemen secdeye kapandı, ağlamaya başladı.Kendisine Allah tarafından vahy gelinceye kadar ağlamakta, yalvarmakta,tövbe ve istiğfar etmekte devam etti.Allah vahyini gönderdi:
    -Ey Davud! Kaldır başını; seni affettim ve sana Süleyman adında bir evlatta ihsan ettim, oda senin gibi akıl ve hikmet sahibi olacak, buyurdu.

    SÜLEYMAN'IN ADALETLİ KARARI
    Allah Davut Peygamber'e oğlu Süleyman'ı ihsan edince, Allah'ın bu lutfundan dolayı Davud(a.s.) pek sevindi ve memnun oldu, onun terbiyesine tahsiline çok dikkat etti ve itina gösterdi.Süleyman, böyle bir itina ile büyüdü, olgunluk çağına geldi, her bakımdan üstün bir delikanlı oldu.
    Süleyman, babasıyla beraber bulunuyor,bilhassa babasına halk tarafından arzolunan davaları izler, babasının hak ve adalete uygun olarak verdiği hükümleri dikkatle takip ederdi.
    Yine birgün Davud(a.s.) oğlu Süleymanla beraber otururken, birbirlerinden davacı iki adam içeri girdiler.
    Davacılardan biri hasmını göstererek:
    - Bu adamın koyunları benim ekili tarlama girdiler, harap ettiler, bütün ekinlerimi yiyip tükettiler, dedi.
    Davut(a.s.) koyunların sahibine:
    -Bu adamın dediği gibi senin koyunların onun ekinlerini tahrip ettimi? dedi.
    -Evet.Ey adil hükümdarımız.Malesef öyle olmuş dedi.
    Davud(a.s.)
    -Öyle ise tarla sahibi ,harap olan ekinlerinin zarar, ziyan karşılığı olarak bu koyunlara sahip olur,dedi.
    Ozaman Süleyman , ayağa kalktı ve şöyle söyledi;
    -Ey Allah'ın Peygamberi.Bu meselede benimde bir fikrim var, müsaade ederseniz arzedeyim,dedi.
    Davud(a.s.):
    - Söyle bakalım.
    Süleyman:
    -Koyunların sahibi tarlayı alır, ıslah eder, eker,diker.Tarla sahibi de koyunları alır, koyunların sütünden ve diğer şeylerinden faydalanır; tarla eski eski haline gelkince tarla sahibi tarlasını, koyunların sahibide kounlarını geri alırlar, dedi.
    Davut(a.s.) oğlunun bu buluşunu pek beğendi ve ona:
    Bundan sonra halkın bu davalarına senin bakman lazım, ben artık ihtiyarladım sen ise-maşallah- olgun fikirli bir adam oldun, dedi.

  3. jerusselam
    Devamlı Üye
    Kabil ile Habilin hikayesi



    Vaktiyle, kardeş olan Kabil ve Habil isminde iki Adem oğlu, Allahü Teâlâ için birer kurban, ona manevî yakınlık sağlayacak birer nesne arz etmişlerdi. Kabil katı tabiatlı, Habil ise takva sahibi bir kimse idi. Herhangi bîr delil ile Habil'in kurbanının kabul olunduğu Kabil'in kurbanının ise kabul olunmadığı anlaşıldı. Kurbanı kabul edilmeyen Kabil, Habil'in kurbanının kabul edilmesinden dolayı ona hased ederek:

    — Ahdim olsun seni öldüreceğim, dedi. Habil de dedi ki:

    — Allahü Teâlâ ancak takva sahiplerinden kabul buyurur. Binaenaleyh Allah'dan kork, niyyetini düzelt. Eğer sen beni öldürmek için elini uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi uzatmam. Çünkü ben, âlemlerin Rabb'ı olan Allah'dan her halde korkarım. Ben bu suretle şunu isterim ki, beni günaha sokmayasın da hem benim günahım, hem de kendi günahınla dönüp gidesin, bu iki günahı yüklenerek can verip Hakk'ın huzuruna Varasin da Cehennem ehlinden olasın. Zira zalimlerin cezası budur.

    Bu takva, bu salim fikir, bu hayır ve nasihat, bu kardeşlik hissi üzerine, kurbanı kabul edilmeyen zalim Kabil'in nefsi, kendisine kardeşi Habil'i öldürmeyi arzu ettirdi. Yani vaz geçirmek şöyle dursun öyle bir cinayet güya bur tâat şevkiyle endişesiz yapılabilecek, mâniden uzak, arzusuna uyulur bir şey gibi gösterdi, kolaylık hatta gayret verdi. Bu suretle nefsi, Kabil'e bu cinayeti bir yem gibi önüne gerilmiş pek hoş bir şey gibi gösterip ve bu isyanı icrası lâzım bir tâat gibi kabul ettirince de Kabil kardeşini öldürdü. Ancak, bu cinayeti ile kendisine bir fayda sağlama ihtimali olmadığından başka, dininde de, dünyasında da hüsrana uğradı, zarar ve ziyan içinde kaldı, öldürdüğü kardeşinin cesedini ne yapacağını şaşırdı, çaresizlikler içerisinde kıvrandı. Sonra Allahü Teâlâ, yerde deşinen bir karga gönderdi. Bu gönderiş ve deşiniş ona kardeşinin cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek içindi. Katil, karganın bu hareketinden ilham alarak:

    — «Eyvahlar olsun, vay bana, ben şu karga kadar olup da kardeşimin iaşesini gömüp gizlemekten aciz oldum ha!»

    Dedi ve bunun üzerine nadimler güruhundan oldu, pişmanlıklar içerisinde kaldı.

    Bu kıssadaki Kabil ve Habil ismindeki iki kardeşin Adem aleyhisselâmın kendisinin iki oğlu olduğu, ekseri müfessirlerin görüşü olmakla beraber israil oğullarından iki Adem oğlu olduklarını söyleyenler de vardır. Ancak dikkat edilmesi lâzım gelen husus, şahısların tâyini değil, vak'anın hakikatidir. Çünkü Kabil ve Habil kıssası namıyla acaip ve garip bir çok şeyler söylenmiştir. Binaenaleyh hata olmak ihtimalinden kurtulamayacak olan türlü türlü rivayetlerden ve tafsilâttan sakınarak Kur'ân-ı Kerîm'deki beyanın esas alınmasına dikkat çekilmiştir. Nitekim mealen şöyle buyurulmuştur:

    — «Allahü Teâlâ iki Adem oğlu ile bir mesel darb etti, bunun hayrını tutun, şerrini bırakın.»


    (Mâide Sûresi)

+ Yorum Gönder