Konusunu Oylayın.: Doğumdan önceki hayat

5 üzerinden 3.00 | Toplam : 2 kişi
Doğumdan önceki hayat
  1. 02.Kasım.2009, 16:53
    1
    Misafir

    Doğumdan önceki hayat

  2. 30.Mayıs.2013, 20:34
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: doğumdan önceki hayat




    Ruhlar ne zaman yaratıldı; bedenden önce mi sonra mı yaratıldı?




    Ruhların yaratılmasının bedenlerden önce olduğu anlaşılıyor. Ruhlar aleminden anne karnına, oradan çocukluğa, gençliğe, ihtiyarlığa ve kabir, berzah, cennet veya cehenneme giden yoldayız. Bu yolun başı ruhlar alemidir. Bu itibarla ruhların yaratılması cesetlerinden öncedir.

    Nitekim, Peygamber Efendimiz (asm),

    "Ruhlar, toplanmış cemaatler gibidir. Onlardan önceden birbiriyle tanışanlar, iyi anlaşırlar. Tanışmayanlar ayrılırlar, pek anlaşamazlar."(1)

    buyurmuştur. Hadis- şerif, insanların dünyaya gelmeden bir yerlerde tanışıp kaynaştığını haber vermektedir. Bu durum anne karnında olamayacağına göre, demek ki ruhların daha önceden var olduklarının ve anne karnına gelmeden yaratıldıklarının en açık delilidir.

    Âzımabadî, bu hadisi şerh ederken "ruhların cesetlerine gelmeden önce tanışıp kaynaşmaları" diyerek ruhların cesetlerden önce yaratıldığını ifade eder. (2)

    Burada diğer bir konu daha vardır. O da Allah'ın ruhlardan söz aldığı "Kalü Bela" dediğimiz anlaşmanın ne zaman olduğudur. Yani, Allah Teala, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye ruhlara sorduğunda, onlar da "Evet, Sen bizim Rabbimizsin!.." diye cevap vermişlerdi. İşte bu husus ne zaman gerçekleşmiştir?.. Bu konuda alimlerin görüşleri özetle şöyledir:

    Bazı müfessirler, misakın "temsil" ve "istiare" yoluyla bir ilâhî irşat olduğunu söyleyerek şöyle derler:

    "Bu bir benzetmedir. İnsanların, Allah'ın rububiyetini tanımaya muktedir bir kabiliyette yaratılmış olmaları, bir bakıma, şahit tutulmaları olarak değerlendirilmiştir."

    Tefsir âlimlerinin büyük çoğunluğu ise, hem ilâhî hitabın, hem de ruhun verdiği cevabın sembolik değil, hakiki olduğu görüşündedirler. Bu görüşü son asrın müfessirlerinden Mehmed Vehbi Efendi şöyle dile getirir:

    "Akıl ve hayat vermeksizin lisan-ı hâlle cevap vermek ihtimalleri varsa da, daha doğru olanı, akıl, hayat ve nutuk verdi, halıkıyetine ve rububiyetine delalet edecek delilleri gösterdi... Onlar da suali fehmedip (anlayıp), akılları idrak ederek lisanlarıyla söylemek suretiyle cevap verdiler."






  3. 30.Mayıs.2013, 20:34
    2
    Devamlı Üye



    Ruhlar ne zaman yaratıldı; bedenden önce mi sonra mı yaratıldı?




    Ruhların yaratılmasının bedenlerden önce olduğu anlaşılıyor. Ruhlar aleminden anne karnına, oradan çocukluğa, gençliğe, ihtiyarlığa ve kabir, berzah, cennet veya cehenneme giden yoldayız. Bu yolun başı ruhlar alemidir. Bu itibarla ruhların yaratılması cesetlerinden öncedir.

    Nitekim, Peygamber Efendimiz (asm),

    "Ruhlar, toplanmış cemaatler gibidir. Onlardan önceden birbiriyle tanışanlar, iyi anlaşırlar. Tanışmayanlar ayrılırlar, pek anlaşamazlar."(1)

    buyurmuştur. Hadis- şerif, insanların dünyaya gelmeden bir yerlerde tanışıp kaynaştığını haber vermektedir. Bu durum anne karnında olamayacağına göre, demek ki ruhların daha önceden var olduklarının ve anne karnına gelmeden yaratıldıklarının en açık delilidir.

    Âzımabadî, bu hadisi şerh ederken "ruhların cesetlerine gelmeden önce tanışıp kaynaşmaları" diyerek ruhların cesetlerden önce yaratıldığını ifade eder. (2)

    Burada diğer bir konu daha vardır. O da Allah'ın ruhlardan söz aldığı "Kalü Bela" dediğimiz anlaşmanın ne zaman olduğudur. Yani, Allah Teala, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye ruhlara sorduğunda, onlar da "Evet, Sen bizim Rabbimizsin!.." diye cevap vermişlerdi. İşte bu husus ne zaman gerçekleşmiştir?.. Bu konuda alimlerin görüşleri özetle şöyledir:

    Bazı müfessirler, misakın "temsil" ve "istiare" yoluyla bir ilâhî irşat olduğunu söyleyerek şöyle derler:

    "Bu bir benzetmedir. İnsanların, Allah'ın rububiyetini tanımaya muktedir bir kabiliyette yaratılmış olmaları, bir bakıma, şahit tutulmaları olarak değerlendirilmiştir."

    Tefsir âlimlerinin büyük çoğunluğu ise, hem ilâhî hitabın, hem de ruhun verdiği cevabın sembolik değil, hakiki olduğu görüşündedirler. Bu görüşü son asrın müfessirlerinden Mehmed Vehbi Efendi şöyle dile getirir:

    "Akıl ve hayat vermeksizin lisan-ı hâlle cevap vermek ihtimalleri varsa da, daha doğru olanı, akıl, hayat ve nutuk verdi, halıkıyetine ve rububiyetine delalet edecek delilleri gösterdi... Onlar da suali fehmedip (anlayıp), akılları idrak ederek lisanlarıyla söylemek suretiyle cevap verdiler."






  4. 30.Mayıs.2013, 20:37
    3
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: doğumdan önceki hayat

    Berzah aleminde hayat nasıl olacaktır; rüyadaki gibi bir hayat mı yaşayacaklardır?


    Berzah alemindekilerin de kendilerine göre bir hayatı vardır, lezzetleri, elemleri, ferah ve sevinçleri hisseder. Fakat henüz madde aleminde bulunanlar, ruhun bedenden sonraki hayatını ve orada kişinin neler hissettiğini, nelerle karşılaşacağını normal duyularıyla hissedip bilemez. Bu hususu, ancak ilahi gerçeklere vakıf olan Peygambermiz (asm)'den öğreniriz.

    Mümin ruhların berzah aleminde birbirleriyle görüştüklerini Peygamberimizin (asm) hadislerinden anlamaktayız. Ayrıca ölülerin hayattakilerden haber aldıkları ve kabirlerinin başına giden kimseleri gördükleri yine rivayetlerde vardır. Onlar için yapılan dua ve manevi hediyelerin kimlerden geldiğini bilebilirler.

    Mümin ruhlar nimet içinde oldukları için ve ruhları serbest oldukları için serbest dolaşabilirler. Ancak kafirlerin ruhları ve günahları fazla olan müminlerin ruhları azabla meşguldurlar.

    "Berzah alemindeki yaşayış nasıldır?" sorusunun cevabında Şah Veliyyullah ed-Dehlevî şöyle der:

    "Bu âlemde insanların (yani ruhlarının) sayılamayacak kadar çok tabakaları vardır. Fakat bu tabakalar başlıca dört sınıftır.

    Birincisi uyanıklık (yakaza) ehli olanlar ki, iyiliklerinden ve kötülüklerinden dolayı iyilik veya azap görecek olan ruhlardır.

    İkincisi ise tabiî uyku halinde olup rüya gören, rüya ile ferahlandırılan veya azaplandırılan ruhlardır.

    Üçüncüsü behîmî (hayvanî) ve melekî yönleri zayıf olanlardır.

    Bunlardan başka bir de fazilet ehli iyi ruhlar vardır ki (dördüncü sınıf olsa gerek) bunlar meleklere karışır, melekî bir hayat sürerler." (Huccetullahi'l-Bâliğa, Kahire 1355, I/34-36).

    Nesefi'nin Bahrü'l-Kelâm’ında şöyle denilmiştir:

    "Ruhlar dört guruptur:

    Peygamberlerin ruhları ki, cesedinden çıkar, misk ve kâfur gibi güzel kokulu cesedinin şekline girer. Cennette olur. Yer içer fayda*lanır, geceleyin de Arşa asılı kandillerin içinde barınır.

    Şehidlerin ruhları ki, cesedlerinden çıkar, Cennette yeşil kuşlar içinde olurlar, yer, içer, faydalanır ve geceleyin Arşa asılı kandiller*in içinde olur.

    Müminlerden ehl-i itaat olan ruhlar ki, Cennet etrafında olurlar. Yemez, içmez, faydalanmazlar, fakat Cennete bakmakla istifa*de ederler.

    Mü'minlerden ehl-i isyan ruhları ise gökte ve yerde havada olur*lar. Kâfirlerin ruhları ise onlar, Siccinde yerin yedinci katının dibinde siyah kuşlar içindedirler. Cesedleriyle ilişkileri vardır. Güneş gökte iken ışığı yerde olduğu gibi..."

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *



  5. 30.Mayıs.2013, 20:37
    3
    Devamlı Üye
    Berzah aleminde hayat nasıl olacaktır; rüyadaki gibi bir hayat mı yaşayacaklardır?


    Berzah alemindekilerin de kendilerine göre bir hayatı vardır, lezzetleri, elemleri, ferah ve sevinçleri hisseder. Fakat henüz madde aleminde bulunanlar, ruhun bedenden sonraki hayatını ve orada kişinin neler hissettiğini, nelerle karşılaşacağını normal duyularıyla hissedip bilemez. Bu hususu, ancak ilahi gerçeklere vakıf olan Peygambermiz (asm)'den öğreniriz.

    Mümin ruhların berzah aleminde birbirleriyle görüştüklerini Peygamberimizin (asm) hadislerinden anlamaktayız. Ayrıca ölülerin hayattakilerden haber aldıkları ve kabirlerinin başına giden kimseleri gördükleri yine rivayetlerde vardır. Onlar için yapılan dua ve manevi hediyelerin kimlerden geldiğini bilebilirler.

    Mümin ruhlar nimet içinde oldukları için ve ruhları serbest oldukları için serbest dolaşabilirler. Ancak kafirlerin ruhları ve günahları fazla olan müminlerin ruhları azabla meşguldurlar.

    "Berzah alemindeki yaşayış nasıldır?" sorusunun cevabında Şah Veliyyullah ed-Dehlevî şöyle der:

    "Bu âlemde insanların (yani ruhlarının) sayılamayacak kadar çok tabakaları vardır. Fakat bu tabakalar başlıca dört sınıftır.

    Birincisi uyanıklık (yakaza) ehli olanlar ki, iyiliklerinden ve kötülüklerinden dolayı iyilik veya azap görecek olan ruhlardır.

    İkincisi ise tabiî uyku halinde olup rüya gören, rüya ile ferahlandırılan veya azaplandırılan ruhlardır.

    Üçüncüsü behîmî (hayvanî) ve melekî yönleri zayıf olanlardır.

    Bunlardan başka bir de fazilet ehli iyi ruhlar vardır ki (dördüncü sınıf olsa gerek) bunlar meleklere karışır, melekî bir hayat sürerler." (Huccetullahi'l-Bâliğa, Kahire 1355, I/34-36).

    Nesefi'nin Bahrü'l-Kelâm’ında şöyle denilmiştir:

    "Ruhlar dört guruptur:

    Peygamberlerin ruhları ki, cesedinden çıkar, misk ve kâfur gibi güzel kokulu cesedinin şekline girer. Cennette olur. Yer içer fayda*lanır, geceleyin de Arşa asılı kandillerin içinde barınır.

    Şehidlerin ruhları ki, cesedlerinden çıkar, Cennette yeşil kuşlar içinde olurlar, yer, içer, faydalanır ve geceleyin Arşa asılı kandiller*in içinde olur.

    Müminlerden ehl-i itaat olan ruhlar ki, Cennet etrafında olurlar. Yemez, içmez, faydalanmazlar, fakat Cennete bakmakla istifa*de ederler.

    Mü'minlerden ehl-i isyan ruhları ise gökte ve yerde havada olur*lar. Kâfirlerin ruhları ise onlar, Siccinde yerin yedinci katının dibinde siyah kuşlar içindedirler. Cesedleriyle ilişkileri vardır. Güneş gökte iken ışığı yerde olduğu gibi..."

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *






+ Yorum Gönder