Konusunu Oylayın.: Allah kullarını nasıl sever?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 11 kişi
Allah kullarını nasıl sever?
  1. 02.Kasım.2009, 13:28
    1
    Misafir

    Allah kullarını nasıl sever?






    Allah kullarını nasıl sever? Mumsema Allah kullarını nasıl sever? Allahın kullarını nasıl sevdiği hakkında bir yazı yazar mısınız ?


  2. 02.Kasım.2009, 13:56
    2
    İsrâ
    İsrâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ekim.2009
    Üye No: 59972
    Mesaj Sayısı: 1,575
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: Allah kullarını nasıl sever?




    bak Rahman cevap vermis kuran-ı kerimde sevgi ayetleri


    Bakara Suresi(93)
    Hani, Tûr'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

    Bakara Suresi(165)
    İnsanlar arasında ALLAH'ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, ALLAH'ı severcesine severler. Mü'minlerin ALLAH'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin ALLAH'ın olduğunu ve ALLAH'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi.

    Bakara Suresi(177)
    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, ALLAH'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, ALLAH'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

    Maide Suresi(18)
    (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz ALLAH'ın oğulları ve sevgili kullarıyız" dediler. De ki: "Öyleyse (ALLAH) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz." (ALLAH) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı ALLAH'ındır. Dönüş de ancak onadır.

    Maide Suresi( 8 2 )
    (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile ALLAH'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.

    Tevbe Suresi(24)
    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size ALLAH'tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık ALLAH'ın emri gelinceye kadar bekleyin! ALLAH fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

    Yusuf Suresi( 8 )
    Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."

    Meryem Suresi(96)
    İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.

    Ta Ha Suresi(39)
    "Onu (bebek Mûsâ'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."

    Ankebut Suresi(25)
    İbrahim onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna ALLAH'ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."

    Rum Suresi(21)
    Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

    Şura Suresi(23)
    İşte bu ALLAH'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ALLAH, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

    Mücadele Suresi(22)
    ALLAH'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, ALLAH'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte ALLAH onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. ALLAH onlardan razı olmuş, onlar da ALLAH'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, ALLAH'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, ALLAH'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    Mümtehine Suresi(1)
    Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan ALLAH'a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa mutlaka doğru yoldan sapmıştır.

    Mümtehine Suresi(7)
    Ola ki ALLAH sizinle, içlerinden düşman olduğunuz kimseler arasına bir sevgi (ve yakınlık) koyar. ALLAH hakkıyla gücü yetendir. ALLAH çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Adiyat Suresi( 8 )
    Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.



  3. 02.Kasım.2009, 13:56
    2
    İsrâ



    bak Rahman cevap vermis kuran-ı kerimde sevgi ayetleri


    Bakara Suresi(93)
    Hani, Tûr'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

    Bakara Suresi(165)
    İnsanlar arasında ALLAH'ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, ALLAH'ı severcesine severler. Mü'minlerin ALLAH'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin ALLAH'ın olduğunu ve ALLAH'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi.

    Bakara Suresi(177)
    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, ALLAH'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, ALLAH'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

    Maide Suresi(18)
    (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz ALLAH'ın oğulları ve sevgili kullarıyız" dediler. De ki: "Öyleyse (ALLAH) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz." (ALLAH) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı ALLAH'ındır. Dönüş de ancak onadır.

    Maide Suresi( 8 2 )
    (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile ALLAH'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.

    Tevbe Suresi(24)
    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size ALLAH'tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık ALLAH'ın emri gelinceye kadar bekleyin! ALLAH fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

    Yusuf Suresi( 8 )
    Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."

    Meryem Suresi(96)
    İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.

    Ta Ha Suresi(39)
    "Onu (bebek Mûsâ'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."

    Ankebut Suresi(25)
    İbrahim onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna ALLAH'ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."

    Rum Suresi(21)
    Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

    Şura Suresi(23)
    İşte bu ALLAH'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ALLAH, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

    Mücadele Suresi(22)
    ALLAH'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, ALLAH'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte ALLAH onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. ALLAH onlardan razı olmuş, onlar da ALLAH'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, ALLAH'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, ALLAH'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    Mümtehine Suresi(1)
    Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan ALLAH'a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa mutlaka doğru yoldan sapmıştır.

    Mümtehine Suresi(7)
    Ola ki ALLAH sizinle, içlerinden düşman olduğunuz kimseler arasına bir sevgi (ve yakınlık) koyar. ALLAH hakkıyla gücü yetendir. ALLAH çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Adiyat Suresi( 8 )
    Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.



  4. 04.Ocak.2011, 15:15
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,610
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Yanıt: Allah kullarını nasıl sever?

    Allah kullarını neden sever?

    Kur'an-ı Kerim'i açtığımızda karşımıza çıkan ilk ayet Bismillahirrahmanirrahim'dir. Rabbimiz ilk olarak Rahman ve Rahim sıfatlarıyla kendisini bizlere tanıtmaktadır. Her iki mübarek isim de Allah’ın sonsuz bir merhamet sahibi olduğunu ifade ederler. Elbette sonsuz merhamet sahibi olan Allah (c.c.) yarattığı her insanı sever.
    Yokluk aleminin karanlıklarından varlık aleminin nurani tepelerine çıkardığı mahlukunu sevmemesi düşünülebilir mi?
    Kendisine verilen nimetlere baktığında Allah'ın kendisini sevdiğini anlayacaktır. Allahu Teala'nın kullarına olan sevgisinin tezahürlerinden bazılarını açıklayalım:
    1- İnsanı yoktan var etmesi: İnsan bir hiçken Allahın rahmeti sayesinde en güzel bir surette can sahibi olmuştur. Allah insanı yoklukta bırakmayıp, varlık nimetine kavuşturmuştur. Bu, nimetlerin en büyüğüdür. Yine varlık içinde cansız ve camit bırakmayıp, hayat nimetini vermiştir. Hayatlılar içinde ruhsuz bırakmayıp ruh nimetini vermiştir. Ruhlular içinde şuursuz ve akılsız bırakmayıp akıl ve şuur nimetini ihsan etmiştir. Akıl ve şuurlular içinde insaniyet nimetini bahşetmiştir. İnsaniyet içinde hidayet ve iman nimetini vermiştir. Bu sayılan bütün nimetler verilmiş ve sabık nimetlerdir. Bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöyle açıklanmaktadır:
    "O değil mi se-ni ya-ra-tan, bü-tün vü-cud sis-te-mi-ni dü-zen-le-yen ve sa-na den-ge-li bir hil-kat ve-ren, Ve se-ni di-le-di-ği bir su-ret-te ter-kib eden?"(İnfitar 82/7-8)
    "Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık." (Tin 95/4)
    2- İnsana sayısız nimetler vermesi: Nimet, Allah tarafından insanlara her çeşit iyiliğin verilmesi ve her çeşit zararın uzaklaştırılması anlamına gelmektedir. Bu Rahman ve Rahim isimlerinin tecellisidir.
    Rahmet ve merhamet; kısaca, ‘hayrı irade etmek ve sonsuz ihsan ve ikramda bulunmak’ mânâsına gelir.

    Merhamet için yapılan şu tarif çok güzeldir:

    “Merhamet; acıları, afetleri, sıkıntıları gidererek yerlerine hayrı, sürur ve saadeti ikame etme duygusudur.”

    Rahmân ismi, ‘insan-hayvan, mü’min-kâfir farkı gözetmeksizin her canlının her türlü rızkını veren ve onları koruyup gözeten” mânâsına gelir.

    Rahîm ise, “iradesini doğru kullanan kullarına iman, ibadet, hidayet saadetini kazandıran ve onlara ebedî Cennetler hazırlayan” demektir.

    Rahmân
    ismi, ilk yaratılışa bakar. Nitekim, Cenâb-ı Hak, yarattığı her varlığı, onların iradeleri dışında nice ihsanlara mazhar kılar.

    Rahîm ismi ise, daha çok, ikinci yaratılışa bakar ve iradelerini hayra, doğruya, güzele yönlendiren bahtiyar kullar için, ikinci yaratılışta, sonsuz lütuflar, nimetler, ikramlar verileceği müjdesini taşır.
    "O ki, yeryüzünde ne varsa, hepsini sizin için yarattı" (Bakara, 2/29).
    3- Uyarıcı Peygamberler göndermesi: Peygamberlerin gönderilmesi Allahu Tealanın merhametinin göstergesidir. Hak ve batıl her ümmetin önüne, bir elçi aracılığı ile serilmiş, Allah emir ve yasaklarını onlara duyurmuştur. Peygamberler aynı zamanda insanların dünyevi işlerinde birer rehberdirler. Medeniyetlerin gelişmesi Peygamberlerin rehberliğiyle olmuştur.
    "And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler." (Al-i İmran 3/164)
    4- İslam dininin kolaylık dini olması: İnsanı yoktan var eden Allah, şüphesiz onun nelere ihtiyaç duyacağını, hangi ibadetleri yapmaya güç yetirebileceğini, nasıl sağlıklı, huzurlu ve mutlu olacağını en iyi bilendir. Dolayısıyla Rabbimiz'den bir lütuf olarak İslam dini insanlara çok kolay, çok güzel ve çok rahat bir yaşam sunmaktadır.
    "... O, sizi seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kuran'da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!" (Hacc 22/78)
    5- Dünya hayatında tevbe için muhlet vermesi: Allah isyan eden kullarına hemen ceza vermez. Hatalarını anlayıp tevbe etmeleri için onlara mühlet verir.
    "Senden önce de nice peygamberlerle alay edildi. Fakat Ben, o kâfirlere akıllarını başlarına toplamaları için bir süre mühlet verdim. Ama onlar akıllanmayınca sonra da onları azabımla kıskıvrak yakaladım, cezam nasılmış, gördüler." (Ra’d 13/32)
    6- Kendisine inanan kulları Cennetle mükafatlandırması: Cennet Allah’ın bir lütfü ve fazlıdır.
    "Tövbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmayarak Cennet`e, çok esirgeyici Allah`ın kullarına gıyâben va`d buyurduğu Adn Cennet`lerine gireceklerdir. Onun vadi şüphesiz yerini bulacaktır. Orada selâmdan başka boş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyle Cennet`tir ki biz ona kullarımızdan gerçekten müttakî olanları vâris kılacağız." (Meryem, 18/60-63).
    7- Dualara icabet etmesi: Dua, Rabbimiz'in Rahman ve Rahim isminin üstün tecellilerinden bir diğeridir. En zor şartlarda bile, imanlı bir insan asla ümitsizliğe kapılmadan, Allah'tan kuvvet ve sabır diler. Allah'ın her zaman her şeyin en hayırlısını yarattığını bilerek umutla yalnızca Allah'a yalvarır. Allah'tan istediği her şeyin en hayırlı şekilde son bulacağını bilir. Allah’ın kullarına verdiği bu sınırsız imkan hiç şüphesiz O’nun sonsuz rahmetinin bir tecellisidir. Bütün güç Allah'ın elindedir. Rahman ve Rahim olan Allah, ihtiyaç içinde olan insanların Kendisi'ne yöneldikleri takdirde işlerini kolaylaştıracağını şu ayetle bildirir:
    "Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)" (Mü'minûn, 23/60).
    "Kullarım sana beni sorunca, haber ver ki, ben şüphesiz onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim." (Bakara, 2/186)
    8- Kullarının tevbesine sevinmesi: Rabb'imiz gereği gibi tövbe edenlerin tövbesini kabul edip onları mükafatlandıracağını, böyle davrandıkları takdirde yarınlarından emin ve güvenli olacaklarını, yitirdikleri ümitlerini yeniden ele geçireceklerini açıkça haber vermektedir.
    "Onların hareketlerinin karşılığı Rab'lerinden bağışlanma ve içlerinde ırmaklar akan, temelli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapıp davrananların mükafatı ne güzeldir" (Âl-i İmrân, 3/136).
    "Hiç şüphesiz Allah hem çok tövbe edenleri, hem de çok temizlenenleri sever” (Bakara, 2/222)
    9 - Yaratılanlar içerisinde en üstün kılması: İnsanın üstün yaratıldığına dair bazı ayetler şöyledir:
    "Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği vakit onlar: “Â!.. Oradaki nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahlûk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, Sen’i tenzih etmekteyiz.” dediler. Allah: “Ben, sizin bilmediğiniz pek çok şey bilirim.” buyurdu."(Bakara, 2/30)
    "Gerçekten biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık, karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helâl ve hoş rızıklar verdik ve onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık."(İsra, 1/70)
    "Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır."(Tin, 95/4-6)
    Allah, insanı en mükemmel şekilde yaratıp ona tüm mevcudat üzerinde bir üstünlük vermiş ve onu kainatın halifesi kılmıştır. İnsan, bu üstün vasfını iman ve ibadetle muhafaza etmelidir. Aksi takdirde esfeli safiline düşerek bu halifeliğini kaybedecek ve Kur'an'ın ifadesi ile belki hayvandan daha aşağı bir duruma gelecektir. İman insanı meleklerden daha üstün bir nertebeye getirirken, küfür insanı esfeli safiline atıp cehennemin derekelerine düşecek bir hale getirir.
    Nitekim Allah Teala insan için "ahsen-i takvim" demektedir. İnsan için "en güzel" denilmesi, mahlukat içinde ondan daha güzelinin olmadığı anlamına gelir.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  5. 04.Ocak.2011, 15:15
    3
    Moderatör
    Allah kullarını neden sever?

    Kur'an-ı Kerim'i açtığımızda karşımıza çıkan ilk ayet Bismillahirrahmanirrahim'dir. Rabbimiz ilk olarak Rahman ve Rahim sıfatlarıyla kendisini bizlere tanıtmaktadır. Her iki mübarek isim de Allah’ın sonsuz bir merhamet sahibi olduğunu ifade ederler. Elbette sonsuz merhamet sahibi olan Allah (c.c.) yarattığı her insanı sever.
    Yokluk aleminin karanlıklarından varlık aleminin nurani tepelerine çıkardığı mahlukunu sevmemesi düşünülebilir mi?
    Kendisine verilen nimetlere baktığında Allah'ın kendisini sevdiğini anlayacaktır. Allahu Teala'nın kullarına olan sevgisinin tezahürlerinden bazılarını açıklayalım:
    1- İnsanı yoktan var etmesi: İnsan bir hiçken Allahın rahmeti sayesinde en güzel bir surette can sahibi olmuştur. Allah insanı yoklukta bırakmayıp, varlık nimetine kavuşturmuştur. Bu, nimetlerin en büyüğüdür. Yine varlık içinde cansız ve camit bırakmayıp, hayat nimetini vermiştir. Hayatlılar içinde ruhsuz bırakmayıp ruh nimetini vermiştir. Ruhlular içinde şuursuz ve akılsız bırakmayıp akıl ve şuur nimetini ihsan etmiştir. Akıl ve şuurlular içinde insaniyet nimetini bahşetmiştir. İnsaniyet içinde hidayet ve iman nimetini vermiştir. Bu sayılan bütün nimetler verilmiş ve sabık nimetlerdir. Bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöyle açıklanmaktadır:
    "O değil mi se-ni ya-ra-tan, bü-tün vü-cud sis-te-mi-ni dü-zen-le-yen ve sa-na den-ge-li bir hil-kat ve-ren, Ve se-ni di-le-di-ği bir su-ret-te ter-kib eden?"(İnfitar 82/7-8)
    "Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık." (Tin 95/4)
    2- İnsana sayısız nimetler vermesi: Nimet, Allah tarafından insanlara her çeşit iyiliğin verilmesi ve her çeşit zararın uzaklaştırılması anlamına gelmektedir. Bu Rahman ve Rahim isimlerinin tecellisidir.
    Rahmet ve merhamet; kısaca, ‘hayrı irade etmek ve sonsuz ihsan ve ikramda bulunmak’ mânâsına gelir.

    Merhamet için yapılan şu tarif çok güzeldir:

    “Merhamet; acıları, afetleri, sıkıntıları gidererek yerlerine hayrı, sürur ve saadeti ikame etme duygusudur.”

    Rahmân ismi, ‘insan-hayvan, mü’min-kâfir farkı gözetmeksizin her canlının her türlü rızkını veren ve onları koruyup gözeten” mânâsına gelir.

    Rahîm ise, “iradesini doğru kullanan kullarına iman, ibadet, hidayet saadetini kazandıran ve onlara ebedî Cennetler hazırlayan” demektir.

    Rahmân
    ismi, ilk yaratılışa bakar. Nitekim, Cenâb-ı Hak, yarattığı her varlığı, onların iradeleri dışında nice ihsanlara mazhar kılar.

    Rahîm ismi ise, daha çok, ikinci yaratılışa bakar ve iradelerini hayra, doğruya, güzele yönlendiren bahtiyar kullar için, ikinci yaratılışta, sonsuz lütuflar, nimetler, ikramlar verileceği müjdesini taşır.
    "O ki, yeryüzünde ne varsa, hepsini sizin için yarattı" (Bakara, 2/29).
    3- Uyarıcı Peygamberler göndermesi: Peygamberlerin gönderilmesi Allahu Tealanın merhametinin göstergesidir. Hak ve batıl her ümmetin önüne, bir elçi aracılığı ile serilmiş, Allah emir ve yasaklarını onlara duyurmuştur. Peygamberler aynı zamanda insanların dünyevi işlerinde birer rehberdirler. Medeniyetlerin gelişmesi Peygamberlerin rehberliğiyle olmuştur.
    "And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler." (Al-i İmran 3/164)
    4- İslam dininin kolaylık dini olması: İnsanı yoktan var eden Allah, şüphesiz onun nelere ihtiyaç duyacağını, hangi ibadetleri yapmaya güç yetirebileceğini, nasıl sağlıklı, huzurlu ve mutlu olacağını en iyi bilendir. Dolayısıyla Rabbimiz'den bir lütuf olarak İslam dini insanlara çok kolay, çok güzel ve çok rahat bir yaşam sunmaktadır.
    "... O, sizi seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kuran'da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!" (Hacc 22/78)
    5- Dünya hayatında tevbe için muhlet vermesi: Allah isyan eden kullarına hemen ceza vermez. Hatalarını anlayıp tevbe etmeleri için onlara mühlet verir.
    "Senden önce de nice peygamberlerle alay edildi. Fakat Ben, o kâfirlere akıllarını başlarına toplamaları için bir süre mühlet verdim. Ama onlar akıllanmayınca sonra da onları azabımla kıskıvrak yakaladım, cezam nasılmış, gördüler." (Ra’d 13/32)
    6- Kendisine inanan kulları Cennetle mükafatlandırması: Cennet Allah’ın bir lütfü ve fazlıdır.
    "Tövbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmayarak Cennet`e, çok esirgeyici Allah`ın kullarına gıyâben va`d buyurduğu Adn Cennet`lerine gireceklerdir. Onun vadi şüphesiz yerini bulacaktır. Orada selâmdan başka boş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyle Cennet`tir ki biz ona kullarımızdan gerçekten müttakî olanları vâris kılacağız." (Meryem, 18/60-63).
    7- Dualara icabet etmesi: Dua, Rabbimiz'in Rahman ve Rahim isminin üstün tecellilerinden bir diğeridir. En zor şartlarda bile, imanlı bir insan asla ümitsizliğe kapılmadan, Allah'tan kuvvet ve sabır diler. Allah'ın her zaman her şeyin en hayırlısını yarattığını bilerek umutla yalnızca Allah'a yalvarır. Allah'tan istediği her şeyin en hayırlı şekilde son bulacağını bilir. Allah’ın kullarına verdiği bu sınırsız imkan hiç şüphesiz O’nun sonsuz rahmetinin bir tecellisidir. Bütün güç Allah'ın elindedir. Rahman ve Rahim olan Allah, ihtiyaç içinde olan insanların Kendisi'ne yöneldikleri takdirde işlerini kolaylaştıracağını şu ayetle bildirir:
    "Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)" (Mü'minûn, 23/60).
    "Kullarım sana beni sorunca, haber ver ki, ben şüphesiz onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim." (Bakara, 2/186)
    8- Kullarının tevbesine sevinmesi: Rabb'imiz gereği gibi tövbe edenlerin tövbesini kabul edip onları mükafatlandıracağını, böyle davrandıkları takdirde yarınlarından emin ve güvenli olacaklarını, yitirdikleri ümitlerini yeniden ele geçireceklerini açıkça haber vermektedir.
    "Onların hareketlerinin karşılığı Rab'lerinden bağışlanma ve içlerinde ırmaklar akan, temelli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapıp davrananların mükafatı ne güzeldir" (Âl-i İmrân, 3/136).
    "Hiç şüphesiz Allah hem çok tövbe edenleri, hem de çok temizlenenleri sever” (Bakara, 2/222)
    9 - Yaratılanlar içerisinde en üstün kılması: İnsanın üstün yaratıldığına dair bazı ayetler şöyledir:
    "Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği vakit onlar: “Â!.. Oradaki nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahlûk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, Sen’i tenzih etmekteyiz.” dediler. Allah: “Ben, sizin bilmediğiniz pek çok şey bilirim.” buyurdu."(Bakara, 2/30)
    "Gerçekten biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık, karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helâl ve hoş rızıklar verdik ve onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık."(İsra, 1/70)
    "Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır."(Tin, 95/4-6)
    Allah, insanı en mükemmel şekilde yaratıp ona tüm mevcudat üzerinde bir üstünlük vermiş ve onu kainatın halifesi kılmıştır. İnsan, bu üstün vasfını iman ve ibadetle muhafaza etmelidir. Aksi takdirde esfeli safiline düşerek bu halifeliğini kaybedecek ve Kur'an'ın ifadesi ile belki hayvandan daha aşağı bir duruma gelecektir. İman insanı meleklerden daha üstün bir nertebeye getirirken, küfür insanı esfeli safiline atıp cehennemin derekelerine düşecek bir hale getirir.
    Nitekim Allah Teala insan için "ahsen-i takvim" demektedir. İnsan için "en güzel" denilmesi, mahlukat içinde ondan daha güzelinin olmadığı anlamına gelir.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  6. 30.Aralık.2014, 17:28
    4
    Misafir

    Cevap: Allah kullarını nasıl sever?

    Allaha kulluğumuzu yerine getirelim Rabbimiz mükafatını verir.


  7. 30.Aralık.2014, 17:28
    4
    edayaman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    edayaman
    Misafir
    Allaha kulluğumuzu yerine getirelim Rabbimiz mükafatını verir.





+ Yorum Gönder