Konusunu Oylayın.: En güzel hasletlerle yaratılan ve günahsız olan peygamberler kendi iradelerini hangi nispette kullan

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
En güzel hasletlerle yaratılan ve günahsız olan peygamberler kendi iradelerini hangi nispette kullan
  1. 31.Ekim.2009, 17:54
    1
    Misafir

    En güzel hasletlerle yaratılan ve günahsız olan peygamberler kendi iradelerini hangi nispette kullan






    En güzel hasletlerle yaratılan ve günahsız olan peygamberler kendi iradelerini hangi nispette kullan Mumsema başta efendimiz olmak üzere tüm peygamberler son derece güzel hasletlerle yaratılmışlar ve günahtan korunmuşlardır.bu durumda olan peygamberler elbetteki yanlışa ve günaha meyl etmez.böyle bir durumda onların irade ve ihtiyarlarının sınanması imtihanları nasıl vuku bulur.teşekkürler


  2. 31.Ekim.2009, 17:54
    1
    lival - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    lival
    Misafir



    başta efendimiz olmak üzere tüm peygamberler son derece güzel hasletlerle yaratılmışlar ve günahtan korunmuşlardır.bu durumda olan peygamberler elbetteki yanlışa ve günaha meyl etmez.böyle bir durumda onların irade ve ihtiyarlarının sınanması imtihanları nasıl vuku bulur.teşekkürler


    Benzer Konular

    - Mucizeleri olan peygamberler

    - Kitabı olan peygamberler

    - Rum suresi 47. ayet: Andolsun ki, biz senden önce kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de o

    - Kur'an Ahlakına Sahip olan biriside hangi güzel huylar bulunur?

    - Araf suresi 35. ayet: Ey Âdem oğulları! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir

  3. 02.Haziran.2013, 17:46
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: en güzel hasletlerle yaratılan ve günahsız olan peygamberler kendi iradelerini hangi nispette




    Değerli kardeşimiz. Hiçbir peygamber yoktur ki imtihandan geçmemiş olsun. Allah-u Teâlâ o sevdiği seçtiği peygamber kullarından her birini çeşitli şekillerde imtihanlara tâbi tutmuştur. Kimisi kavmi tarafından hüsn-ü kabul görmeyip yalanlanmış, alay edilmiş, hakaret ve işkencelere mâruz kalmış; Davut ve Süleyman peygamberler gibi kimisine bol nimetler verilmiş; Eyyub Aleyhisselâm gibi kimisini de sıkıntı ve ıstıraplarla imtihan etmiştir.
    Allah-u Teâlâ bir Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:
    “Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler, sizin başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?
    Başlarına öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi, öyle sarsıldılar ki, nihayet peygamber ve beraberindeki müminler: ’Allah’ın yardımı ne zaman?’demişlerdi. Biliniz ki Allah’ın yardımı çok yakındır.” (Bakara: 214)
    Onlara verdiği bu ibtilâ ve mihnetleri onlara gazap ettiği için değil, bir iyilik ve bir mükâfat olarak bahşetmiştir. Onlar ise o ibtilânın içine ne gibi bir cevher yerleştirildiğini çok iyi bildikleri için, bir ibtilâ ile karşılaştıklarında hiç şikâyet etmemişler, son derece haz duymuşlardır.
    Allah-u Teâlâ bir peygamberi gönderirken birçok hediye-i ilâhî ile gönderir.
    Havsalanın dahi alamayacağı nimetlerle, rızıklarla, feyiz ve bereketlerle gönderir. Bütün insanların rızıklanmasına vesile olurlar. Fakat insanlar bunu bilmez.
    O emanet-i ilâhî’yi taşıyan her peygamber, o yükün altında inler, ibtilâların her çeşidine maruz kalır, her türlü hakarete uğrar.
    Bir Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “Resulüm! Senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler. Nihayet yardımımız onlara yetişti.” (En’am: 34)
    Ona bütün bunlar revâ görülmesine rağmen, o ise ilâhi hediyeleri ile geldiği için hediye-i ilâhi’yi nasipdar olanlara ulaştırmayı arzu eder. Bütün güçlüklere, ezâ ve cefalara katlanır.
    Âyet-i kerime’de şöyle söyledikleri beyan buyurulmaktadır:
    “Bize yollarımızı gösteren Allah’a niçin güvenmeyelim? Sizin bize ettiğiniz eziyete elbette katlanacağız.” (İbrahim: 12)
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
    “İnsanlar içinde en ziyade mihnet ve meşakkatle imtihan olunan Enbiyâ-i izam, ikinci derecede Evliyâ-i kiram ve üçüncü derecede onlara benzeyen kimselerdir.” (Tirmizi)
    Bir Hadis-i şerif’lerinde de şöyle buyuruyorlar:
    “Mükâfatın büyüklüğü, ibtilânın büyüklüğü nisbetindedir.” (Tirmizi)
    Ashâb-ı kiram’dan Ebu Saîd-i Hudrî -radiyallahu anh- der ki:
    “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- humma hastalığından yatakta iken yanına girdim. Elimi onun üzerine koyunca, hararetini örtünün üstünde ellerimle hissettim ve: ’Yâ Resulellah! Ateşinin hararetine hayret ederim.’ deyince:
    ’Biz (peygamberler) böyleyiz. Bizim için ibtilâ kat kat fazla olur ve sevabı da bizim için (bu derecede) kat kat fazla olur.’buyurdu. ’Yâ Resulellah! Hangi insanlar en şiddetli ibtilâya uğrarlar?’ diye sordum.
    ’Peygamberler.’ buyurdu.
    ’Onlardan sonra kimlerdir?’ diye sordum.
    ’Sonra sâlih insanlardır. Onlardan herhangi biri fakirliğe cidden öyle mübtelâ olur ki, büründüğü abadan başka hiçbir şey bulamaz ve biriniz mutlulukla sevindiği gibi onlardan herhangi birisi ibtilâya uğramakla cidden sevinir.’ buyurdu. (İbn-i Mâce)



  4. 02.Haziran.2013, 17:46
    2
    Moderatör



    Değerli kardeşimiz. Hiçbir peygamber yoktur ki imtihandan geçmemiş olsun. Allah-u Teâlâ o sevdiği seçtiği peygamber kullarından her birini çeşitli şekillerde imtihanlara tâbi tutmuştur. Kimisi kavmi tarafından hüsn-ü kabul görmeyip yalanlanmış, alay edilmiş, hakaret ve işkencelere mâruz kalmış; Davut ve Süleyman peygamberler gibi kimisine bol nimetler verilmiş; Eyyub Aleyhisselâm gibi kimisini de sıkıntı ve ıstıraplarla imtihan etmiştir.
    Allah-u Teâlâ bir Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:
    “Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler, sizin başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?
    Başlarına öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi, öyle sarsıldılar ki, nihayet peygamber ve beraberindeki müminler: ’Allah’ın yardımı ne zaman?’demişlerdi. Biliniz ki Allah’ın yardımı çok yakındır.” (Bakara: 214)
    Onlara verdiği bu ibtilâ ve mihnetleri onlara gazap ettiği için değil, bir iyilik ve bir mükâfat olarak bahşetmiştir. Onlar ise o ibtilânın içine ne gibi bir cevher yerleştirildiğini çok iyi bildikleri için, bir ibtilâ ile karşılaştıklarında hiç şikâyet etmemişler, son derece haz duymuşlardır.
    Allah-u Teâlâ bir peygamberi gönderirken birçok hediye-i ilâhî ile gönderir.
    Havsalanın dahi alamayacağı nimetlerle, rızıklarla, feyiz ve bereketlerle gönderir. Bütün insanların rızıklanmasına vesile olurlar. Fakat insanlar bunu bilmez.
    O emanet-i ilâhî’yi taşıyan her peygamber, o yükün altında inler, ibtilâların her çeşidine maruz kalır, her türlü hakarete uğrar.
    Bir Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “Resulüm! Senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler. Nihayet yardımımız onlara yetişti.” (En’am: 34)
    Ona bütün bunlar revâ görülmesine rağmen, o ise ilâhi hediyeleri ile geldiği için hediye-i ilâhi’yi nasipdar olanlara ulaştırmayı arzu eder. Bütün güçlüklere, ezâ ve cefalara katlanır.
    Âyet-i kerime’de şöyle söyledikleri beyan buyurulmaktadır:
    “Bize yollarımızı gösteren Allah’a niçin güvenmeyelim? Sizin bize ettiğiniz eziyete elbette katlanacağız.” (İbrahim: 12)
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
    “İnsanlar içinde en ziyade mihnet ve meşakkatle imtihan olunan Enbiyâ-i izam, ikinci derecede Evliyâ-i kiram ve üçüncü derecede onlara benzeyen kimselerdir.” (Tirmizi)
    Bir Hadis-i şerif’lerinde de şöyle buyuruyorlar:
    “Mükâfatın büyüklüğü, ibtilânın büyüklüğü nisbetindedir.” (Tirmizi)
    Ashâb-ı kiram’dan Ebu Saîd-i Hudrî -radiyallahu anh- der ki:
    “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- humma hastalığından yatakta iken yanına girdim. Elimi onun üzerine koyunca, hararetini örtünün üstünde ellerimle hissettim ve: ’Yâ Resulellah! Ateşinin hararetine hayret ederim.’ deyince:
    ’Biz (peygamberler) böyleyiz. Bizim için ibtilâ kat kat fazla olur ve sevabı da bizim için (bu derecede) kat kat fazla olur.’buyurdu. ’Yâ Resulellah! Hangi insanlar en şiddetli ibtilâya uğrarlar?’ diye sordum.
    ’Peygamberler.’ buyurdu.
    ’Onlardan sonra kimlerdir?’ diye sordum.
    ’Sonra sâlih insanlardır. Onlardan herhangi biri fakirliğe cidden öyle mübtelâ olur ki, büründüğü abadan başka hiçbir şey bulamaz ve biriniz mutlulukla sevindiği gibi onlardan herhangi birisi ibtilâya uğramakla cidden sevinir.’ buyurdu. (İbn-i Mâce)






+ Yorum Gönder