Konusunu Oylayın.: İslam'da kadın hakında hutbe yazmak istiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslam'da kadın hakında hutbe yazmak istiyorum
  1. 25.Ekim.2009, 23:58
    1
    Misafir

    İslam'da kadın hakında hutbe yazmak istiyorum

  2. 29.Mayıs.2013, 14:44
    2
    Efdal
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2007
    Üye No: 441
    Mesaj Sayısı: 1,211
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: islam'da kadın hakında hutbe yazmak istiyorum




    islamda kadınlar hakkında bir hutbe




    EŞİMİZ, EVLADIMIZ, ANNEMİZ: KADIN

    Muhterem Müminler!
    Erkek ve kadın olarak insan, Allah’ın yarattığı en mükemmel varlıktır. Şüphesiz insanın, erkek ve kadın olarak yaratılmasında sayısız hikmetler mevcuttur. Yaratılışın kanunu budur. Her şey çift olarak yaratılmıştır.[1]

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Efendimizin dilinde, kadınıyla erkeğiyle Müslümanlar birbirlerini koruyan, birbirlerine destek olan, sevgi ve saygıyla hayatı paylaşan kardeşler ve dostlar olarak ifade edilmektedir. “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, ihanet etmez, yalan söylemez ve onu sıkıntıda bırakmaz. Müslümanın kanı (canı), namusu ve malı dokunulmazdır, saygındır…”[2]

    Kardeşlerim!
    Şiddet, baskı ve aşağılama hayatın hangi alanında ve kime karşı olursa olsun büyük bir zulümdür ve suçtur. Yüce Rabbimiz bizden hayatımızı, adalet, sadakat, sorumluluk, dürüstlük, vefa, yardımlaşma, alçak gönüllülük ve merhamet gibi yüksek ahlaki erdemlerle donatmamızı istemektedir. Yalan, ihanet, sorumsuzluk, kibir, öfke, nefret ve işkence gibi eylemlerden ise kesin bir şekilde bizleri men etmektedir. Zira, “Müslüman, Müslümanın elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.”[3]

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla bütün insanlara büyük değer vermiştir. Bilhassa kadınlar ve kız çocukları konusunda özel tavsiyelerde bulunmuştur. Kadınların ve kız çocuklarının, şiddet, baskı ve aşağılamadan uzak tutulması için her fırsatta uyarılarda bulunmuştur. Zira kadın, insanlığın varlık sebebidir. Yüce Kitabımızda kadın; bütün insanlığın anası Havva’dır. Cesaret ve asaletiyle Asiye’dir. İffet ve temizliğiyle Meryem’dir. Sadâkat ve teslimiyetiyle Hacer’dir. Hayatın zorlukları karşısında eşine verdiği destekle Hatice’dir. Peygamber hikmetini kendisinde tevârüs ettiğimiz Âişe’dir. Nesli Pâki Muhammedî’nin annesi Fâtıma’dır. Cefakâr annelerimiz, vefakâr kız kardeşlerimiz, kader ortağımız çilekeş eşlerimiz olarak kadın her türlü hürmet ve saygıya layıktır. Nitekim Resul-i Ekrem Efendimiz; “Sizin en hayırlılarınız hanımlarına karşı en iyi davrananınızdır”[4], “Sizden eşine karşı el kaldıranlarınız, hayırlı kimseler, iyi insanlar değildir”[5], “Kadınlarınızın hakları konusunda Allaha hesap vereceğinizi unutmayın. Çünkü onlar Allah’ın size emanetidir.”[6] buyurmaktadır.


    Muhterem Müslümanlar! Aziz Kardeşlerim!
    Bugün insanlık, bilhassa kadın hakları konusunda büyük bir imtihan ile karşı karşıyadır. Dünyanın hala pek çok yerinde kadınlar; akıl almaz, vicdanlara sığdırılamaz baskı, şiddet ve zorbalıklara maruz kalmaktadır. Öteden beri kadınlarımıza ve kız çocuklarımıza yönelik baskı, şiddet ve aşağılamanın arkasında cehalet, kaba kuvvet ve kadın algısına dair bir takım yanlış ve köhne görüş ve düşünceler yatmaktadır. Aslında bütün bunlar cahiliyye devrinin anlayış ve düşünceleridir.

    Nitekim, adalet timsali büyük halife Hz. Ömer, bu yanlış telakkiyi şu sözüyle açık bir biçimde ortaya koymuştur: “Biz Cahiliyye döneminde kadınları insan yerine koymazdık. İslam geldi ve bizden onlarla en iyi şekilde ilişki ve iletişim kurmamızı istedi. İşte o zaman biz, onların da bizim üzerimizde hakları olduğunu anladık.”[7]
    Cahiliyye insanının kadını aşağılayan tutum ve tavrını en çarpıcı ve etkileyici biçimde Cenab-ı Hak bize resmetmektedir: “Onlardan birine bir kızının dünyaya geldiği müjdelendiğinde, içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen bu kötü haber yüzünden utanır ve eşinden dostundan gizlenirdi.”[8]

    İşte cahiliyye insanının acınası ruh hali bu idi. Kadına karşı yönelen şiddet sebebiyle, çağdaş cahiliyyenin ruh hali de bundan daha iyi değildir. Bunda kadını metalaştıran, onu eşya seviyesine indiren inkârcı-materyalist anlayışın payı unutulmamalıdır. Manevi değerleri yok sayan, hayatı hazcılığa indirgeyen yaklaşımın payı da inkâr edilemez. Kadın ve çocuğa yönelik şiddette, alkolizmin etkisi de göz ardı edilemez. Bilhassa, Batı muhitlerinde ortaya çıkan ve giderek dünyanın diğer bölgelerine de sirayet eden cinsellik ve şiddetin nesnesi haline getirilmiş kadınların, âhu enînleri, feryatları insanlığın vicdanını sızlatmaktadır. Bu realitenin ticari bir sektöre malzeme edilmesi de yürek burkan bir trajedidir.
    İslam ise, bu algıyı tamamen tersine çevirmiş, kadın ve kız çocuklarının saygıya en layık kimseler olduğunu insanlığa öğretmiştir. Nitekim, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bu konuda şöyle bir tanıklıkta bulunmaktadır: “Biz Peygamber(sas) zamanında hakkımızda vahiy indirilir korkusuyla, hanımlarımıza kaba davranmaktan ve onları incitici söz söylemekten çekinirdik. Maalesef Efendimizin(sas) vefatından sonra aynı duyarlılığı gösteremez olduk.”[9]

    Aziz Kardeşlerim!
    Rabbimiz, haksızlık ve zulmü asla sevmez. Zulüm ve şiddeti hoş gören hiçbir yaklaşımın, düşüncenin, geleneğin ve inanışın; kendisine Kuran ve Sünnet’te yer bulması mümkün değildir. Dinimizin hedefi, kadını ve erkeğiyle bütünleşmiş, ayrılığı ve parçalanmayı tasvip etmeyen, herkesin hak ve hukukunun gözetildiği erdemli bir fert ve toplum inşa etmektir.

    Kardeşlerim! Geliniz, kendimizden başlamak üzere, acısıyla, tatlısıyla ömrümüzü birlikte geçirdiğimiz eşlerimizi, ailelerimizi, komşularımızı ve tüm çevremizi elimizden, dilimizden, emin kılalım. Zira mümin, güven veren emin kimsedir. Geleneğimizdeki, “karıncayı dahi incitmeme” ilkesi hayatımızın vazgeçilmez düsturu olsun. Gönül kırmanın Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük bir vebal olarak telakki edildiğini hiçbir zaman unutmayalım. Şiddet, hayatımızdan uzak olsun. Sevgi, saygı hoşgörü hayatımıza hakim olsun. Aziz kardeşlerim, kadınını alçaltan milletlerin yükseldiğine tarih şahit olmamıştır.



    Hazırlayan ve Redaksiyon:
    Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü



    [1] Zariyat, 51/49.

    [2] Buhârî, Mezâlim, 3;Müslim, Birr, 58;Tirmizî, Birr, 18.

    [3] Buhari, İman, 4-5; Müslim, İman, 64; Ebu Davud, Cihad, 2; Tirmizi, Kıyame, 52.

    [4] Tirmizi, Rada’, 11.

    [5] Ebû Dâvûd, Nikâh 42.

    [6] Müslim, Hac, 19.

    [7] Buhâri, Libâs, 31; Tefsîr 66, 2.

    [8] Nahl, 58/59

    [9] Buhârî, Nikâh, 81.


  3. 29.Mayıs.2013, 14:44
    2
    Kıdemli Üye



    islamda kadınlar hakkında bir hutbe




    EŞİMİZ, EVLADIMIZ, ANNEMİZ: KADIN

    Muhterem Müminler!
    Erkek ve kadın olarak insan, Allah’ın yarattığı en mükemmel varlıktır. Şüphesiz insanın, erkek ve kadın olarak yaratılmasında sayısız hikmetler mevcuttur. Yaratılışın kanunu budur. Her şey çift olarak yaratılmıştır.[1]

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Efendimizin dilinde, kadınıyla erkeğiyle Müslümanlar birbirlerini koruyan, birbirlerine destek olan, sevgi ve saygıyla hayatı paylaşan kardeşler ve dostlar olarak ifade edilmektedir. “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, ihanet etmez, yalan söylemez ve onu sıkıntıda bırakmaz. Müslümanın kanı (canı), namusu ve malı dokunulmazdır, saygındır…”[2]

    Kardeşlerim!
    Şiddet, baskı ve aşağılama hayatın hangi alanında ve kime karşı olursa olsun büyük bir zulümdür ve suçtur. Yüce Rabbimiz bizden hayatımızı, adalet, sadakat, sorumluluk, dürüstlük, vefa, yardımlaşma, alçak gönüllülük ve merhamet gibi yüksek ahlaki erdemlerle donatmamızı istemektedir. Yalan, ihanet, sorumsuzluk, kibir, öfke, nefret ve işkence gibi eylemlerden ise kesin bir şekilde bizleri men etmektedir. Zira, “Müslüman, Müslümanın elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.”[3]

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla bütün insanlara büyük değer vermiştir. Bilhassa kadınlar ve kız çocukları konusunda özel tavsiyelerde bulunmuştur. Kadınların ve kız çocuklarının, şiddet, baskı ve aşağılamadan uzak tutulması için her fırsatta uyarılarda bulunmuştur. Zira kadın, insanlığın varlık sebebidir. Yüce Kitabımızda kadın; bütün insanlığın anası Havva’dır. Cesaret ve asaletiyle Asiye’dir. İffet ve temizliğiyle Meryem’dir. Sadâkat ve teslimiyetiyle Hacer’dir. Hayatın zorlukları karşısında eşine verdiği destekle Hatice’dir. Peygamber hikmetini kendisinde tevârüs ettiğimiz Âişe’dir. Nesli Pâki Muhammedî’nin annesi Fâtıma’dır. Cefakâr annelerimiz, vefakâr kız kardeşlerimiz, kader ortağımız çilekeş eşlerimiz olarak kadın her türlü hürmet ve saygıya layıktır. Nitekim Resul-i Ekrem Efendimiz; “Sizin en hayırlılarınız hanımlarına karşı en iyi davrananınızdır”[4], “Sizden eşine karşı el kaldıranlarınız, hayırlı kimseler, iyi insanlar değildir”[5], “Kadınlarınızın hakları konusunda Allaha hesap vereceğinizi unutmayın. Çünkü onlar Allah’ın size emanetidir.”[6] buyurmaktadır.


    Muhterem Müslümanlar! Aziz Kardeşlerim!
    Bugün insanlık, bilhassa kadın hakları konusunda büyük bir imtihan ile karşı karşıyadır. Dünyanın hala pek çok yerinde kadınlar; akıl almaz, vicdanlara sığdırılamaz baskı, şiddet ve zorbalıklara maruz kalmaktadır. Öteden beri kadınlarımıza ve kız çocuklarımıza yönelik baskı, şiddet ve aşağılamanın arkasında cehalet, kaba kuvvet ve kadın algısına dair bir takım yanlış ve köhne görüş ve düşünceler yatmaktadır. Aslında bütün bunlar cahiliyye devrinin anlayış ve düşünceleridir.

    Nitekim, adalet timsali büyük halife Hz. Ömer, bu yanlış telakkiyi şu sözüyle açık bir biçimde ortaya koymuştur: “Biz Cahiliyye döneminde kadınları insan yerine koymazdık. İslam geldi ve bizden onlarla en iyi şekilde ilişki ve iletişim kurmamızı istedi. İşte o zaman biz, onların da bizim üzerimizde hakları olduğunu anladık.”[7]
    Cahiliyye insanının kadını aşağılayan tutum ve tavrını en çarpıcı ve etkileyici biçimde Cenab-ı Hak bize resmetmektedir: “Onlardan birine bir kızının dünyaya geldiği müjdelendiğinde, içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen bu kötü haber yüzünden utanır ve eşinden dostundan gizlenirdi.”[8]

    İşte cahiliyye insanının acınası ruh hali bu idi. Kadına karşı yönelen şiddet sebebiyle, çağdaş cahiliyyenin ruh hali de bundan daha iyi değildir. Bunda kadını metalaştıran, onu eşya seviyesine indiren inkârcı-materyalist anlayışın payı unutulmamalıdır. Manevi değerleri yok sayan, hayatı hazcılığa indirgeyen yaklaşımın payı da inkâr edilemez. Kadın ve çocuğa yönelik şiddette, alkolizmin etkisi de göz ardı edilemez. Bilhassa, Batı muhitlerinde ortaya çıkan ve giderek dünyanın diğer bölgelerine de sirayet eden cinsellik ve şiddetin nesnesi haline getirilmiş kadınların, âhu enînleri, feryatları insanlığın vicdanını sızlatmaktadır. Bu realitenin ticari bir sektöre malzeme edilmesi de yürek burkan bir trajedidir.
    İslam ise, bu algıyı tamamen tersine çevirmiş, kadın ve kız çocuklarının saygıya en layık kimseler olduğunu insanlığa öğretmiştir. Nitekim, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bu konuda şöyle bir tanıklıkta bulunmaktadır: “Biz Peygamber(sas) zamanında hakkımızda vahiy indirilir korkusuyla, hanımlarımıza kaba davranmaktan ve onları incitici söz söylemekten çekinirdik. Maalesef Efendimizin(sas) vefatından sonra aynı duyarlılığı gösteremez olduk.”[9]

    Aziz Kardeşlerim!
    Rabbimiz, haksızlık ve zulmü asla sevmez. Zulüm ve şiddeti hoş gören hiçbir yaklaşımın, düşüncenin, geleneğin ve inanışın; kendisine Kuran ve Sünnet’te yer bulması mümkün değildir. Dinimizin hedefi, kadını ve erkeğiyle bütünleşmiş, ayrılığı ve parçalanmayı tasvip etmeyen, herkesin hak ve hukukunun gözetildiği erdemli bir fert ve toplum inşa etmektir.

    Kardeşlerim! Geliniz, kendimizden başlamak üzere, acısıyla, tatlısıyla ömrümüzü birlikte geçirdiğimiz eşlerimizi, ailelerimizi, komşularımızı ve tüm çevremizi elimizden, dilimizden, emin kılalım. Zira mümin, güven veren emin kimsedir. Geleneğimizdeki, “karıncayı dahi incitmeme” ilkesi hayatımızın vazgeçilmez düsturu olsun. Gönül kırmanın Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük bir vebal olarak telakki edildiğini hiçbir zaman unutmayalım. Şiddet, hayatımızdan uzak olsun. Sevgi, saygı hoşgörü hayatımıza hakim olsun. Aziz kardeşlerim, kadınını alçaltan milletlerin yükseldiğine tarih şahit olmamıştır.



    Hazırlayan ve Redaksiyon:
    Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü



    [1] Zariyat, 51/49.

    [2] Buhârî, Mezâlim, 3;Müslim, Birr, 58;Tirmizî, Birr, 18.

    [3] Buhari, İman, 4-5; Müslim, İman, 64; Ebu Davud, Cihad, 2; Tirmizi, Kıyame, 52.

    [4] Tirmizi, Rada’, 11.

    [5] Ebû Dâvûd, Nikâh 42.

    [6] Müslim, Hac, 19.

    [7] Buhâri, Libâs, 31; Tefsîr 66, 2.

    [8] Nahl, 58/59

    [9] Buhârî, Nikâh, 81.


  4. 29.Mayıs.2013, 14:46
    3
    Efdal
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2007
    Üye No: 441
    Mesaj Sayısı: 1,211
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: islam'da kadın hakında hutbe yazmak istiyorum

    islamda kadın ile ilgili hutbe




    وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ




    İSLAM'A GÖRE KADIN


    Aziz Mü'minler!
    Dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen İslam Dini, toplumun temeli olan aileyi sevgi ve saygıya dayanan bir kurum olarak tanımlamıştır.


    Nitekim Kur'an-ı Kerim'de; “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” buyrulmaktadır.


    İslam'da eşler birbirlerine karşı yükümlü ve sorumlu kılınmışlardır. Ailede erkeğin kadına nasıl davranacağı konusunda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "İmanı en olgun olan mü'min, ahlakça en güzel olandır. En hayırlınız da hanımına en güzel davranandır."


    Her hususta olduğu gibi aile hayatı konusunda da en güzel örneğimiz olan Peygamberimiz (s.a.v.), hiçbir zaman hanımlarına sert muamelede bulunmamış ve onlara karşı daima iyi davranarak, şefkatle muamele etmiştir.


    Muhterem Müslümanlar!
    Kadınlar, Yüce Allah'ın bizlere birer emanetidir. Dolayısıyla bu emaneti korumak ve kollamak görevi de erkeğin boynunun borcudur. Nitekim Sevgili Peygamberimiz Veda Hutbesinde; "Kadınlar size Allah'ın bir emanetidir." buyurmuştur.


    İslamiyet, kadının toplumdaki yerini çok iyi ve sağlam bir şekilde belirlemiştir. Kadın, insanı doğuran ve yetiştiren muhterem bir varlıktır.












    Onun kalbi, sevgi ile nakış nakış işlenmelidir ki, çocuklarını o sevgiyle korusun, büyütsün ve topluma yararlı insanlar haline getirebilsin.


    Kadın ailenin ve dolayısıyla da toplumun temel taşıdır. Onun mükemmelliği, toplumun mükemmelliğini hazırlayacaktır.


    Dinimiz, ana-babaya, geleceğin anneleri olması bakımından; kız çocuğunun terbiyesi üzerine daha bir hassasiyetle ve sevgiyle eğilmeyi tavsiye etmektedir. Kız çocuğunu bakıp büyütüp, güzelce terbiye edene cennet, hem de cennette en güzel makam, Resulüllah (s.a.v.)’e komşu olma makamı va'd edilmektedir.


    Değerli Müslümanlar!
    Kadın, bazılarının iddia ettikleri gibi; kişiliği olmayan, kendisini yönetmekten aciz, aklı bir şeye ermeyen bir varlık asla değildir. İslam'da kadın, insan temel hak ve hürriyetleri bakımından şahsiyetli bir varlıktır. Bütün bu güvenceler karşısında, inançlı bir kadının aldığı insani ve dini terbiye; onun, çocuğunu şefkatle emzirmesini de, evin işlerinde kocasına yardımcı olmayı da ona telkin eder. İslamiyet, kocasına itaat eden, geçim ehli bir hanımın, Allah'ın rızasına nail olacağını müjdeler ve ona layık olduğu değeri verir.


    Aziz Mü'minler!
    Hutbemizi Rabbimizin şu beyanı ile bitirelim:
    “Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.” buyurarak kadının erkekle karşılıklı sorumluluklarını beyan etmiştir. Gerçek huzur ve mutluluk hiç şüphesiz ki Allah ve Resulünün emir ve tavsiyelerine uymakla mümkün olacaktır.




    HAZIRLAYANIN ADI-SOYADI: İsmail DEMİR




    Kocaeli Müftülüğünün 04.03.2011 tarihli hutbesidir.


  5. 29.Mayıs.2013, 14:46
    3
    Kıdemli Üye
    islamda kadın ile ilgili hutbe




    وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ




    İSLAM'A GÖRE KADIN


    Aziz Mü'minler!
    Dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen İslam Dini, toplumun temeli olan aileyi sevgi ve saygıya dayanan bir kurum olarak tanımlamıştır.


    Nitekim Kur'an-ı Kerim'de; “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” buyrulmaktadır.


    İslam'da eşler birbirlerine karşı yükümlü ve sorumlu kılınmışlardır. Ailede erkeğin kadına nasıl davranacağı konusunda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "İmanı en olgun olan mü'min, ahlakça en güzel olandır. En hayırlınız da hanımına en güzel davranandır."


    Her hususta olduğu gibi aile hayatı konusunda da en güzel örneğimiz olan Peygamberimiz (s.a.v.), hiçbir zaman hanımlarına sert muamelede bulunmamış ve onlara karşı daima iyi davranarak, şefkatle muamele etmiştir.


    Muhterem Müslümanlar!
    Kadınlar, Yüce Allah'ın bizlere birer emanetidir. Dolayısıyla bu emaneti korumak ve kollamak görevi de erkeğin boynunun borcudur. Nitekim Sevgili Peygamberimiz Veda Hutbesinde; "Kadınlar size Allah'ın bir emanetidir." buyurmuştur.


    İslamiyet, kadının toplumdaki yerini çok iyi ve sağlam bir şekilde belirlemiştir. Kadın, insanı doğuran ve yetiştiren muhterem bir varlıktır.












    Onun kalbi, sevgi ile nakış nakış işlenmelidir ki, çocuklarını o sevgiyle korusun, büyütsün ve topluma yararlı insanlar haline getirebilsin.


    Kadın ailenin ve dolayısıyla da toplumun temel taşıdır. Onun mükemmelliği, toplumun mükemmelliğini hazırlayacaktır.


    Dinimiz, ana-babaya, geleceğin anneleri olması bakımından; kız çocuğunun terbiyesi üzerine daha bir hassasiyetle ve sevgiyle eğilmeyi tavsiye etmektedir. Kız çocuğunu bakıp büyütüp, güzelce terbiye edene cennet, hem de cennette en güzel makam, Resulüllah (s.a.v.)’e komşu olma makamı va'd edilmektedir.


    Değerli Müslümanlar!
    Kadın, bazılarının iddia ettikleri gibi; kişiliği olmayan, kendisini yönetmekten aciz, aklı bir şeye ermeyen bir varlık asla değildir. İslam'da kadın, insan temel hak ve hürriyetleri bakımından şahsiyetli bir varlıktır. Bütün bu güvenceler karşısında, inançlı bir kadının aldığı insani ve dini terbiye; onun, çocuğunu şefkatle emzirmesini de, evin işlerinde kocasına yardımcı olmayı da ona telkin eder. İslamiyet, kocasına itaat eden, geçim ehli bir hanımın, Allah'ın rızasına nail olacağını müjdeler ve ona layık olduğu değeri verir.


    Aziz Mü'minler!
    Hutbemizi Rabbimizin şu beyanı ile bitirelim:
    “Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.” buyurarak kadının erkekle karşılıklı sorumluluklarını beyan etmiştir. Gerçek huzur ve mutluluk hiç şüphesiz ki Allah ve Resulünün emir ve tavsiyelerine uymakla mümkün olacaktır.




    HAZIRLAYANIN ADI-SOYADI: İsmail DEMİR




    Kocaeli Müftülüğünün 04.03.2011 tarihli hutbesidir.





+ Yorum Gönder