Konusunu Oylayın.: Şeytanın fiziki tarifi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şeytanın fiziki tarifi
  1. 25.Ekim.2009, 03:16
    1
    Misafir

    Şeytanın fiziki tarifi

  2. 25.Ekim.2009, 03:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 29.Mayıs.2013, 14:50
    2
    Efdal
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2007
    Üye No: 441
    Mesaj Sayısı: 1,211
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: şeytanın fiziki tarifi




    Şeytanın fiziki tarifi

    Şeytanı tanıyor muyuz?
    Sınırlarını bilmediğimiz muhteşem bir âlemde yaşıyoruz. Üzerinde doğup büyüdüğümüz ve hayatımızı devam ettirdiğimiz dünyamız, güneş sistemine bağlı gezegenlerden biri. Güneş, Samanyolu Galaksisi’nde bulunan ve sayıları iki yüz milyar kadar olduğu sanılan yıldızlardan sadece bir tanesi. Samanyolu Galaksisi’nde bir seyahat yapmak istesek, onu bir baştan bir başa kat etmek içinyüz bin ışık yılı gerekiyor. Yani saniyede üç yüz bin km. yol almak şartıyla, bu kadar uzun bir sürede ancak öbür ucuna ulaşabiliriz. Bu hızla yol aldığımızda, bir saniyeden çok az bir zaman sonra aya ulaşılmakta, sekiz dakikada ise güneşe varılmakta…
    Uzmanların tahminlerine göre, âlemde Samanyolu Galaksisi gibi en az yüz milyar galaksi bulunmakta…

    İlim adamlarının tespitlerine göre, bu kadar geniş olan âlemde hayat sadece dünyada var. Ama bu başka yerlerde hayat yok anlamına gelmiyor. Çünkü insanoğlu şimdiye kadar hemen yanı başımızda bulunan aya kadar gidebildi. 1492 yılına kadar Amerika bilinmiyordu, ama bu “Amerika yok” anlamına da gelmiyordu.
    Bilindiği gibi, mesken sakinleri içindir. Mesken varsa, orda yaşayanlar da vardır. Kulübelerde yaşayanlar varsa, elbette ilerde görülen saraylarda da yaşayanlar olacaktır. Benzeri bir yaklaşımla, uzayın hemen her tarafında hayat olduğunu söyleyebiliriz. Ayda yapılan araştırmalarda bir hayat izine rast*lan*maması, orada hayatın olmadığını göstermez. Zira “görülmemek olmamaya delil olamaz.” Varlık, gözle görülenlerden ibaret değildir.
    Bir zamanlar “görmediğime inanmam” felsefesi vardı. Bu ifade, Allah, melek, cin ve şeytan gibi dinin haber verdiği gay*bi şeyleri inkâr için kullanılırdı. Pek çok insan, dinin değerlerini inkâr ederken bu felsefeye dayanırdı. Ama gelişen ilim ve fen, bu görüşün ne kadar cılız ve temelsiz olduğunu gös*terdi. Başta insanın kendi mahiyetinde olmak üzere, etrafımız görülmeyen şeylerle dopdolu. Mesela, aklımız, hayalimiz, duygularımız görülmüyor. Ne sevgi ne de nefret elle tutulan, gözle görülen şeylerden değil. Ama bunların inkârı da mümkün değil.

    Öte yandan, her taraf X ışınları, ultra viyola ışınları, radyo ve televizyon dalgaları ile dolu. Hatta ilim adamlarının tespitine göre, göremediklerimiz görebildiklerimizden çok çok faz*la, kâinatı adeta bir anahtar deliğinden seyretmekteyiz.
    İşte, şeytan, gözle görmediğimiz varlıklardandır.





  4. 29.Mayıs.2013, 14:50
    2
    Kıdemli Üye



    Şeytanın fiziki tarifi

    Şeytanı tanıyor muyuz?
    Sınırlarını bilmediğimiz muhteşem bir âlemde yaşıyoruz. Üzerinde doğup büyüdüğümüz ve hayatımızı devam ettirdiğimiz dünyamız, güneş sistemine bağlı gezegenlerden biri. Güneş, Samanyolu Galaksisi’nde bulunan ve sayıları iki yüz milyar kadar olduğu sanılan yıldızlardan sadece bir tanesi. Samanyolu Galaksisi’nde bir seyahat yapmak istesek, onu bir baştan bir başa kat etmek içinyüz bin ışık yılı gerekiyor. Yani saniyede üç yüz bin km. yol almak şartıyla, bu kadar uzun bir sürede ancak öbür ucuna ulaşabiliriz. Bu hızla yol aldığımızda, bir saniyeden çok az bir zaman sonra aya ulaşılmakta, sekiz dakikada ise güneşe varılmakta…
    Uzmanların tahminlerine göre, âlemde Samanyolu Galaksisi gibi en az yüz milyar galaksi bulunmakta…

    İlim adamlarının tespitlerine göre, bu kadar geniş olan âlemde hayat sadece dünyada var. Ama bu başka yerlerde hayat yok anlamına gelmiyor. Çünkü insanoğlu şimdiye kadar hemen yanı başımızda bulunan aya kadar gidebildi. 1492 yılına kadar Amerika bilinmiyordu, ama bu “Amerika yok” anlamına da gelmiyordu.
    Bilindiği gibi, mesken sakinleri içindir. Mesken varsa, orda yaşayanlar da vardır. Kulübelerde yaşayanlar varsa, elbette ilerde görülen saraylarda da yaşayanlar olacaktır. Benzeri bir yaklaşımla, uzayın hemen her tarafında hayat olduğunu söyleyebiliriz. Ayda yapılan araştırmalarda bir hayat izine rast*lan*maması, orada hayatın olmadığını göstermez. Zira “görülmemek olmamaya delil olamaz.” Varlık, gözle görülenlerden ibaret değildir.
    Bir zamanlar “görmediğime inanmam” felsefesi vardı. Bu ifade, Allah, melek, cin ve şeytan gibi dinin haber verdiği gay*bi şeyleri inkâr için kullanılırdı. Pek çok insan, dinin değerlerini inkâr ederken bu felsefeye dayanırdı. Ama gelişen ilim ve fen, bu görüşün ne kadar cılız ve temelsiz olduğunu gös*terdi. Başta insanın kendi mahiyetinde olmak üzere, etrafımız görülmeyen şeylerle dopdolu. Mesela, aklımız, hayalimiz, duygularımız görülmüyor. Ne sevgi ne de nefret elle tutulan, gözle görülen şeylerden değil. Ama bunların inkârı da mümkün değil.

    Öte yandan, her taraf X ışınları, ultra viyola ışınları, radyo ve televizyon dalgaları ile dolu. Hatta ilim adamlarının tespitine göre, göremediklerimiz görebildiklerimizden çok çok faz*la, kâinatı adeta bir anahtar deliğinden seyretmekteyiz.
    İşte, şeytan, gözle görmediğimiz varlıklardandır.





  5. 29.Mayıs.2013, 14:51
    3
    Efdal
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2007
    Üye No: 441
    Mesaj Sayısı: 1,211
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: şeytanın fiziki tarifi

    Şeytanın Yemesi ve İçmesi
    Acaba şeytan ne yer, ne içer? Bunu kendi aklımızla bilmemiz mümkün değildir. Ama Peygamber Efendimizden nakledilen bazı rivayetler bize bu konuda ışık tutar. Şöyle ki:
    Şeytan, besmelesiz başlanan yemeğe ortak olur.
    “Kişi evine döndüğünde, içeri girerken ve yemek yerken besmele çekip Allah’ın adını zikretse, şeytan yardımcılarına ‘Size burada gecelemek de yok, akşam yemeği de yoktur.’ der. Ama o kişi, evine girerken Allah’ı zikreder fakat yemeğini yerken zikretmezse, şeytan yardımcılarına ‘Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil’ der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken besmele çekmezse, şeytan yardımcılarına ‘Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!’ der.” (Müslim, Eşribe, 103)
    Hadis-i şeriflerde eve girerken ve yemeğe başlarken besmele çekilmesi halinde şeytanın o evden ve sofradan uzaklaşacağı anlatılmakta, şeytanın besmelesiz yenilen yemeği ev sahipleriyle beraber yiyeceği, bu sebeple de yemeğin bereketinin gideceği bildirilmektedir.
    Başka bir rivayette ise şöyle bildirilir:
    “Sol el ile yiyip içmeyin. Zira şeytan sol eliyle yer ve içer.” (Müslim, Eşribe, 104-106)
    İmam Gazalî, İhyâ’da şöyle bir rivayete yer verir:
    “Bir gün bir müminin şeytanı ile bir kâfirin şeytanı karşılaşırlar. Kâfirin şeytanı kilolu, semiz, temiz ve şık giyimlidir. Müminin şeytanı ise, zayıf, pis, kirli ve çıplaktır. Kâfirin şeytanı, müminin şeytanına ‘Bu ne hâl?’ diye sorar.
    Müminin şeytanı ‘Ne yapayım, bir adama düştüm ki, adam yiyeceği zaman besmeleyi okur, ben aç kalırım. İçeceği zaman besmeleyi okur, ben susuz kalırım. Giydiği zaman elbiseyi besmele ile giyer, çıplak kalırım. Temizlendiği zaman besmele ile temizlenir, ben de pis kalırım’ der.
    Bunun üzerine kâfirin şeytanı da, ‘Ben öyle bir adam ile arkadaşım ki bunlardan hiçbirisine besmele getirmez. Yemesinde, içmesinde ve giymesinde ben kendisine ortak olurum,’ der.”
    Öyle anlaşılıyor ki, insan yemesinde içmesinde besmele çekmemek veya şeytana uymakla kendi şeytanını beslemiş olmaktadır.



  6. 29.Mayıs.2013, 14:51
    3
    Kıdemli Üye
    Şeytanın Yemesi ve İçmesi
    Acaba şeytan ne yer, ne içer? Bunu kendi aklımızla bilmemiz mümkün değildir. Ama Peygamber Efendimizden nakledilen bazı rivayetler bize bu konuda ışık tutar. Şöyle ki:
    Şeytan, besmelesiz başlanan yemeğe ortak olur.
    “Kişi evine döndüğünde, içeri girerken ve yemek yerken besmele çekip Allah’ın adını zikretse, şeytan yardımcılarına ‘Size burada gecelemek de yok, akşam yemeği de yoktur.’ der. Ama o kişi, evine girerken Allah’ı zikreder fakat yemeğini yerken zikretmezse, şeytan yardımcılarına ‘Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil’ der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken besmele çekmezse, şeytan yardımcılarına ‘Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!’ der.” (Müslim, Eşribe, 103)
    Hadis-i şeriflerde eve girerken ve yemeğe başlarken besmele çekilmesi halinde şeytanın o evden ve sofradan uzaklaşacağı anlatılmakta, şeytanın besmelesiz yenilen yemeği ev sahipleriyle beraber yiyeceği, bu sebeple de yemeğin bereketinin gideceği bildirilmektedir.
    Başka bir rivayette ise şöyle bildirilir:
    “Sol el ile yiyip içmeyin. Zira şeytan sol eliyle yer ve içer.” (Müslim, Eşribe, 104-106)
    İmam Gazalî, İhyâ’da şöyle bir rivayete yer verir:
    “Bir gün bir müminin şeytanı ile bir kâfirin şeytanı karşılaşırlar. Kâfirin şeytanı kilolu, semiz, temiz ve şık giyimlidir. Müminin şeytanı ise, zayıf, pis, kirli ve çıplaktır. Kâfirin şeytanı, müminin şeytanına ‘Bu ne hâl?’ diye sorar.
    Müminin şeytanı ‘Ne yapayım, bir adama düştüm ki, adam yiyeceği zaman besmeleyi okur, ben aç kalırım. İçeceği zaman besmeleyi okur, ben susuz kalırım. Giydiği zaman elbiseyi besmele ile giyer, çıplak kalırım. Temizlendiği zaman besmele ile temizlenir, ben de pis kalırım’ der.
    Bunun üzerine kâfirin şeytanı da, ‘Ben öyle bir adam ile arkadaşım ki bunlardan hiçbirisine besmele getirmez. Yemesinde, içmesinde ve giymesinde ben kendisine ortak olurum,’ der.”
    Öyle anlaşılıyor ki, insan yemesinde içmesinde besmele çekmemek veya şeytana uymakla kendi şeytanını beslemiş olmaktadır.



  7. 29.Mayıs.2013, 14:53
    4
    Efdal
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2007
    Üye No: 441
    Mesaj Sayısı: 1,211
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: şeytanın fiziki tarifi

    Damarlarda Dolaşan Şeytan
    Peygamber Efendimizin eşi Hz. Safiye şöyle anlatır:
    “Hz. Peygamber Ramazan ayında itikâfta iken akşam vakti yanına uğradım. Bir müddet konuştuk. Sonra geri dönmek üzere kalktım. Uğurlamak üzere de o kalktı. Kapıya kadar gelmişti ki Ensardan iki kişi oradan geçiyordu. Hz. Peygamber’i görünce hızlandılar. Rasulullah onlara ‘Biraz bekleyin yanımdaki eşim Safiyye’dir’ dedi.
    Onlar: ‘Sübhânallah,’ dediler, ‘Bu da ne demek ey Allah’ın Re*sulu? (Sana su-i zanda mı bulunacağız?)’
    Hz. Peygamber şöyle dedi: ‘Şeytan, damarlardaki kan gibi insanda dolaşır. Ben, onun kalplerinize bir kötülük atmasından korkarım.’” (Ebu Davut, Sünnet, 18)
    Şeytanın insanın damarlarında dolaşması, onun insana yakınlığını ifade eder. Şeytan, pusudaki düşmana benzer, insanın en küçük hatasını da değerlendirmeye çalışır. Öyle ki Hz. Peygamber’in arkadaşlarına bile böyle bir olayda “Acaba Peygamberin yanındaki kimdi?” şeklinde bir vesvese verdirebilir.
    Peygamber Efendimiz böyle bir olay vesilesiyle şeytana karşı daima uyanık olmak dersini vermiştir.
    Yine bu olaydan öğreniyoruz ki insanlara su-i zanda bulunmamak bir esastır, ama su-i zanna yol açabilecek durumlara da açıklık getirmekte fayda vardır.


    Şeytan zorla bir şey yaptırabilir mi?

    Acaba şeytan insanlar üzerinde bir yaptırım gücüne sahip midir?
    Pek çok insan, şeytanın çok güçlü olduğunu zanneder. Hâlbuki Kur’an bunun böyle olmadığını şöyle haber verir:
    “Şüphesiz şeytanın hilesi çok zayıftır.” (Nisa Suresi, 76)
    Pek çok ayet de şeytanın insanlar üzerinde bir yaptırım gücü (sultanı) olmadığını bildirir. (Mesela, İbrahim, 22; Hicr, 42; Nahl, 99; İsra, 65; Sebe, 21)
    Bu durum, insanın sorumluluğu açısından son derece önemlidir. Eğer şeytan, böyle bir güce sahip olsaydı, o zaman insanlar “Ya Rabbi, sen bize şeytanı musallat ettin. O da bizim irademizi elimizden aldı. Bize bu günahları zorla yaptırdı...” şeklinde Allah’ın huzurunda özür beyan ederlerdi. Hâlbuki şeytanın yaptığı sadece vesvese vermekten, çirkinlikleri, günahları güzel göstermekten ibarettir. İnsan, ister bu vesveseye uyar, günahkâr olur; isterse uymaz, Allah katında derece kazanır.
    Şeytanın hilesi çok zayıf ve insanlar üzerinde bir yaptırım gücü olmamakla beraber, insanların şeytana takılıp kalmalarını nasıl anlamak gerekir?
    Örümceğin ağı zayıftır ama sinekler ona takılmaktan kurtulamazlar. Benzeri bir şekilde şeytanın da hileleri çok zayıf olmakla beraber nice insan onun hile ve tuzaklarına takılır kalır. Bu durum onun güç ve kuvvetinden değil, insanın cehalet, gaflet, iradesizlik gibi hallerinden kaynaklanmaktadır.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  8. 29.Mayıs.2013, 14:53
    4
    Kıdemli Üye
    Damarlarda Dolaşan Şeytan
    Peygamber Efendimizin eşi Hz. Safiye şöyle anlatır:
    “Hz. Peygamber Ramazan ayında itikâfta iken akşam vakti yanına uğradım. Bir müddet konuştuk. Sonra geri dönmek üzere kalktım. Uğurlamak üzere de o kalktı. Kapıya kadar gelmişti ki Ensardan iki kişi oradan geçiyordu. Hz. Peygamber’i görünce hızlandılar. Rasulullah onlara ‘Biraz bekleyin yanımdaki eşim Safiyye’dir’ dedi.
    Onlar: ‘Sübhânallah,’ dediler, ‘Bu da ne demek ey Allah’ın Re*sulu? (Sana su-i zanda mı bulunacağız?)’
    Hz. Peygamber şöyle dedi: ‘Şeytan, damarlardaki kan gibi insanda dolaşır. Ben, onun kalplerinize bir kötülük atmasından korkarım.’” (Ebu Davut, Sünnet, 18)
    Şeytanın insanın damarlarında dolaşması, onun insana yakınlığını ifade eder. Şeytan, pusudaki düşmana benzer, insanın en küçük hatasını da değerlendirmeye çalışır. Öyle ki Hz. Peygamber’in arkadaşlarına bile böyle bir olayda “Acaba Peygamberin yanındaki kimdi?” şeklinde bir vesvese verdirebilir.
    Peygamber Efendimiz böyle bir olay vesilesiyle şeytana karşı daima uyanık olmak dersini vermiştir.
    Yine bu olaydan öğreniyoruz ki insanlara su-i zanda bulunmamak bir esastır, ama su-i zanna yol açabilecek durumlara da açıklık getirmekte fayda vardır.


    Şeytan zorla bir şey yaptırabilir mi?

    Acaba şeytan insanlar üzerinde bir yaptırım gücüne sahip midir?
    Pek çok insan, şeytanın çok güçlü olduğunu zanneder. Hâlbuki Kur’an bunun böyle olmadığını şöyle haber verir:
    “Şüphesiz şeytanın hilesi çok zayıftır.” (Nisa Suresi, 76)
    Pek çok ayet de şeytanın insanlar üzerinde bir yaptırım gücü (sultanı) olmadığını bildirir. (Mesela, İbrahim, 22; Hicr, 42; Nahl, 99; İsra, 65; Sebe, 21)
    Bu durum, insanın sorumluluğu açısından son derece önemlidir. Eğer şeytan, böyle bir güce sahip olsaydı, o zaman insanlar “Ya Rabbi, sen bize şeytanı musallat ettin. O da bizim irademizi elimizden aldı. Bize bu günahları zorla yaptırdı...” şeklinde Allah’ın huzurunda özür beyan ederlerdi. Hâlbuki şeytanın yaptığı sadece vesvese vermekten, çirkinlikleri, günahları güzel göstermekten ibarettir. İnsan, ister bu vesveseye uyar, günahkâr olur; isterse uymaz, Allah katında derece kazanır.
    Şeytanın hilesi çok zayıf ve insanlar üzerinde bir yaptırım gücü olmamakla beraber, insanların şeytana takılıp kalmalarını nasıl anlamak gerekir?
    Örümceğin ağı zayıftır ama sinekler ona takılmaktan kurtulamazlar. Benzeri bir şekilde şeytanın da hileleri çok zayıf olmakla beraber nice insan onun hile ve tuzaklarına takılır kalır. Bu durum onun güç ve kuvvetinden değil, insanın cehalet, gaflet, iradesizlik gibi hallerinden kaynaklanmaktadır.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder