Konusunu Oylayın.: Hazreti Aişe' nin Künyesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Hazreti Aişe' nin Künyesi
  1. 22.Ekim.2009, 19:20
    1
    Misafir

    Hazreti Aişe' nin Künyesi

  2. 22.Ekim.2009, 19:53
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: hazreti Aişe' nin Künyesi




    HZ. AİŞE
    Mekke'nin ileri gelen ailelerinden olan Hz.Aişe Mekke'de doğup orada büyümüştür. Babası Teym soyundan gelen Abdullah bin Ebu Kuhafe'dir. Annesi Kinane soyundan gelen künyesi ile bilinen Ümmü Ruman'dır
    Hz. Aişe annemiz için büyük bir avantaj olan ailesi, bilgisine, düşünce yapısına ve kültürüne büyük katkıda bulunmuştur. Künyesi ile tanınan babası Ebubekir Arap şairlerinin yazdığı şiirleri tashih ettiği için bir edipti. Edebiyat, tarih, nesep konularında temel bilgileri babasından alır.
    Tarih konusunda geniş bilgiye sahip olması, örf ve adetleri iyi bilmesine ve ayrıca bu örf ve adetlerin insan üzerindeki etkilerini çözümlemesine yardımcı oluyordu. Tarih bilgisinin kendisi için en büyük faydası Kur'an kıssalarını ve hadisleri daha iyi tahlil edebilmesi olmuştur.
    Daha çok küçük yaşta oyuncakları ile oynarken Rasullullah efendimiz yanına gelir oyuncaklarının arasında bulunan kanatları olan atın neden kanatları olduğunu sorar. Hz. Aişe annemiz Süleyman (a.s) atlarının da kanatlı olduğunu söyler
    Güçlü hafıza ve harika bir muhakeme kabiliyetine sahip olan Hz. Aişe güçlü hafızası sayesinde Kab bin Malik'in kasideleri, Hassan bin Sabit ve Abdullah bin Malik'in kasideleri ve manzumeleri tamamen ezbere bildiği şiirler arasında idi. Ve bu konuda “Çocuklarınıza şiir ezberletin ki dilleri tatlansın” diye tavsiyede bulunmuştur.
    Arap dilini çok iyi bilmesi ile beraber hitabet yeteneğinin de çok kuvvetli olduğunu anlatan birçok örnekler vardır.
    Bir gün Muaviye, Ziyad'a sorar:
    - Hitabet yeteneği en güçlü kimdir?
    Ziyad Hz.Aişe olduğunu söyleyerek ekler:
    — Onun kapatmak isteyip de kapattığı konuyu asla açamadım. Onun açmak isteyip de açtığı konuyu asla kapatamadım.
    Hz.Aişe hayata, insanlara bakarken kendisine fayda sağlayacak bilgileri hiç kaçırmayan ve elde ettiği bilgi birikimini hayatın her safhasında kullanan bir şahsiyetti. Kendisine tıp ilmini nereden aldığını soranlara, aile çevresinden ve Rasulallah'ın son dönemlerinde onu tedavi etmeye gelen doktorlardan aldığını söyler. Yine gökyüzü ile ilgili bildiklerini yeğeni ve aynı zamanda talebesi olan Ayşe binti Talha'dan temin ettiğini söyler.
    Hz.Aişe annemizi ilmi ciddiye alması ve merakı onu ilim konusunda başarılı yapmıştır. Vahiy ve hadislerle ilgili günümüze kadar gelen harika tahliller yapmıştır.
    Fakat merakı özel hayatına yansımış kimi zaman merakından dolayı kendisi için hayıflanmıştır. Ve kendi dilinden: “Geceleri uyanıp onu yanımda bulamayınca hemen araştırırdım çoğu zaman onu namaz kılıyor olarak bulurdum. Birinde yine gece Rasulallah'ı yatağında göremeyince acaba diğer hanımlarının yanına mı gitti diyerek kalktım. Onu dışarıda gördüm, hemen üzerime örtümü aldım ve onu takip etmeye başladım. Onun mezarlığa giderek orada dua ettiğini gördüm. O dönüp gelirken ondan önce odama varmak için hızlı hızlı gelerek hemen yatağıma girdim.
    Allah Resulü odaya girdiğinde bana “Seni böyle soluk soluğa koyan şey nedir? Ey Aişe” dedi.
    • Ben “Ey Allah'ın Resulü sen ne yapıyorsun ben ne yapıyorum” diyerek kendi kendime hayıflandı.
    Hz. Aişe'nin şahsiyet ve özgüveninin temelinde, bilgisi ve olgunluğu ile tanınan babası Ebubekir ve Allah Resulünü görmekteyiz.


  3. 22.Ekim.2009, 19:53
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    HZ. AİŞE
    Mekke'nin ileri gelen ailelerinden olan Hz.Aişe Mekke'de doğup orada büyümüştür. Babası Teym soyundan gelen Abdullah bin Ebu Kuhafe'dir. Annesi Kinane soyundan gelen künyesi ile bilinen Ümmü Ruman'dır
    Hz. Aişe annemiz için büyük bir avantaj olan ailesi, bilgisine, düşünce yapısına ve kültürüne büyük katkıda bulunmuştur. Künyesi ile tanınan babası Ebubekir Arap şairlerinin yazdığı şiirleri tashih ettiği için bir edipti. Edebiyat, tarih, nesep konularında temel bilgileri babasından alır.
    Tarih konusunda geniş bilgiye sahip olması, örf ve adetleri iyi bilmesine ve ayrıca bu örf ve adetlerin insan üzerindeki etkilerini çözümlemesine yardımcı oluyordu. Tarih bilgisinin kendisi için en büyük faydası Kur'an kıssalarını ve hadisleri daha iyi tahlil edebilmesi olmuştur.
    Daha çok küçük yaşta oyuncakları ile oynarken Rasullullah efendimiz yanına gelir oyuncaklarının arasında bulunan kanatları olan atın neden kanatları olduğunu sorar. Hz. Aişe annemiz Süleyman (a.s) atlarının da kanatlı olduğunu söyler
    Güçlü hafıza ve harika bir muhakeme kabiliyetine sahip olan Hz. Aişe güçlü hafızası sayesinde Kab bin Malik'in kasideleri, Hassan bin Sabit ve Abdullah bin Malik'in kasideleri ve manzumeleri tamamen ezbere bildiği şiirler arasında idi. Ve bu konuda “Çocuklarınıza şiir ezberletin ki dilleri tatlansın” diye tavsiyede bulunmuştur.
    Arap dilini çok iyi bilmesi ile beraber hitabet yeteneğinin de çok kuvvetli olduğunu anlatan birçok örnekler vardır.
    Bir gün Muaviye, Ziyad'a sorar:
    - Hitabet yeteneği en güçlü kimdir?
    Ziyad Hz.Aişe olduğunu söyleyerek ekler:
    — Onun kapatmak isteyip de kapattığı konuyu asla açamadım. Onun açmak isteyip de açtığı konuyu asla kapatamadım.
    Hz.Aişe hayata, insanlara bakarken kendisine fayda sağlayacak bilgileri hiç kaçırmayan ve elde ettiği bilgi birikimini hayatın her safhasında kullanan bir şahsiyetti. Kendisine tıp ilmini nereden aldığını soranlara, aile çevresinden ve Rasulallah'ın son dönemlerinde onu tedavi etmeye gelen doktorlardan aldığını söyler. Yine gökyüzü ile ilgili bildiklerini yeğeni ve aynı zamanda talebesi olan Ayşe binti Talha'dan temin ettiğini söyler.
    Hz.Aişe annemizi ilmi ciddiye alması ve merakı onu ilim konusunda başarılı yapmıştır. Vahiy ve hadislerle ilgili günümüze kadar gelen harika tahliller yapmıştır.
    Fakat merakı özel hayatına yansımış kimi zaman merakından dolayı kendisi için hayıflanmıştır. Ve kendi dilinden: “Geceleri uyanıp onu yanımda bulamayınca hemen araştırırdım çoğu zaman onu namaz kılıyor olarak bulurdum. Birinde yine gece Rasulallah'ı yatağında göremeyince acaba diğer hanımlarının yanına mı gitti diyerek kalktım. Onu dışarıda gördüm, hemen üzerime örtümü aldım ve onu takip etmeye başladım. Onun mezarlığa giderek orada dua ettiğini gördüm. O dönüp gelirken ondan önce odama varmak için hızlı hızlı gelerek hemen yatağıma girdim.
    Allah Resulü odaya girdiğinde bana “Seni böyle soluk soluğa koyan şey nedir? Ey Aişe” dedi.
    • Ben “Ey Allah'ın Resulü sen ne yapıyorsun ben ne yapıyorum” diyerek kendi kendime hayıflandı.
    Hz. Aişe'nin şahsiyet ve özgüveninin temelinde, bilgisi ve olgunluğu ile tanınan babası Ebubekir ve Allah Resulünü görmekteyiz.


  4. 13.Eylül.2011, 17:20
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: hazreti Aişe' nin Künyesi

    Hz. Aişe'nin (r.a.) çocuğu yoktu. Bunun için künyesi de yoktu.
    Araplarda künyeye çok ehemmiyet verilirdi. Bunun için Hz. Aişe üzülürdü.
    Bir gün Hz. Peygamber’e (s.a.s.) bunu arz etmiş ve Peygamberimiz (s.a.s.)
    de buyurmuştu ki:

    “Sen yeğenin Abdullah bin Zübeyr'i kendine evlat edinirsin ve onun ismine
    izafeten de künye alırsın.” Bundan sonra Hz. Aişe yeğeni Abdullah bin Zübeyr'e
    izafeten Ümm-ü Abdillah diye künyelendi. (İbn Sa’d, Tabakât, 8/66).




  5. 13.Eylül.2011, 17:20
    3
    Silent and lonely rains
    Hz. Aişe'nin (r.a.) çocuğu yoktu. Bunun için künyesi de yoktu.
    Araplarda künyeye çok ehemmiyet verilirdi. Bunun için Hz. Aişe üzülürdü.
    Bir gün Hz. Peygamber’e (s.a.s.) bunu arz etmiş ve Peygamberimiz (s.a.s.)
    de buyurmuştu ki:

    “Sen yeğenin Abdullah bin Zübeyr'i kendine evlat edinirsin ve onun ismine
    izafeten de künye alırsın.” Bundan sonra Hz. Aişe yeğeni Abdullah bin Zübeyr'e
    izafeten Ümm-ü Abdillah diye künyelendi. (İbn Sa’d, Tabakât, 8/66).







+ Yorum Gönder