Konusunu Oylayın.: Borcu aldıktan sonra bu parayı aynı kişiye zekat olarak verebilir miyiz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Borcu aldıktan sonra bu parayı aynı kişiye zekat olarak verebilir miyiz
  1. 14.Temmuz.2015, 21:12
    1
    Misafir

    Borcu aldıktan sonra bu parayı aynı kişiye zekat olarak verebilir miyiz






    Borcu aldıktan sonra bu parayı aynı kişiye zekat olarak verebilir miyiz Mumsema Borçlu bir yakınım var ama ödeme durumu yok şuan borcu Alıp aldıktan sonra bu parayı aynı kişiye zekat olarak verebilirmiyiz borçtan ümidimi kestim ama zekat olarak saydırmak doğru olurmu çünkü borcu zekattan sayamıyoruZ bu Yöntem yanlışmı olur


  2. 14.Temmuz.2015, 21:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Borçlu bir yakınım var ama ödeme durumu yok şuan borcu Alıp aldıktan sonra bu parayı aynı kişiye zekat olarak verebilirmiyiz borçtan ümidimi kestim ama zekat olarak saydırmak doğru olurmu çünkü borcu zekattan sayamıyoruZ bu Yöntem yanlışmı olur


    Benzer Konular

    - Hayız sonrası gusül aldıktan sonra vakti gelen namazı kılabilir miyiz?

    - Alacağımızı zekat yerine sayabilir miyiz? Borç olarak verdiğimiz parayı borçlu geri ödemiyor ve inka

    - Gusül abdesti aldıktan sonra aynı kıyafet giyilir mi?

    - Kürtaj Yaptıran Diyet Olarak Ödeyeceği Parayı Eşine Verebilir Mi?

    - Evlenecek bir kıza bu seneki zekat paramızı takı olarak verebilir miyiz?

  3. 16.Ağustos.2015, 14:13
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Borcu aldıktan sonra bu parayı aynı kişiye zekat olarak verebilir miyiz




    Hanefilere göre alacağı zekâta saymak uygun görülmüyor. Çünkü "zekât verirken paranın sahibinin mülkiyetinde olması ve zekât niyetiyle vermesi gerekir." denilmektedir. Bu açıdan en güzeli alacaklının borçluya zekâtını vermesi, borçlunun da alacaklıya borcunu ödemesidir. Fakat bunu bir şart olarak ileri sürmek doğru olmaz. Yani zekât vermekle sorumlu olan kimse, borçlusu bulunan bir muhtaca "Bana olan borcunu vereceksen sana zekât veririm." diyerek zekât verirse caiz olmaz.
    Ancak şart koşmadan her iki taraf bunu niyet ederlerse verilen şey zekât sayıldığı gibi borç da kapanmış olur. Hatta borçlu olan kimse alacaklıya "Benim durumum müsait değildir, bana zekât verirsen ben senin borcunu kapatırım." dese, o da verirse yine caizdir. Çünkü şartlı olarak verilmemiştir. Belki bir teklif vaki olmuştur(el-Envar, l/151).
    Konunun bu özelliğinden dolayı borçludaki parayı zekâta saymak için, "Borçluya önce zekât vermeli, sonra da alacağını hemen arkasından istemeli." diyenler olduğu gibi; "Borçlu borç para bulup borcunu ödemeli, ödediği borçtan da kendisine hemen zekât verilerek yaptığı borçtan kurtarılmalı." diyenler de vardır... Geçmişteki uygulamalar da böyle olmuştur. Batık parayı zekâta sayar duruma düşmemek ve fıkıhtaki temlik şartını da uygulamış olmak için buna gerek görülmüştür.

    Ancak temliki dar manada anlamadan doğan bu uygulama, borçluyu rencide edebileceğinden dolayı, İslami Araştırmalar’ın (İlmihali)’nde ve Diyanet’in diğer görüşlerini yansıtan tespitlerinde verilen bilgilere göre, borçluya, “Sendeki alacağımı zekâta saydım, kendini borçlu hissetme, artık rahat ol! Borcun silinmiştir...” demek de zekâtı vermiş olmak için yeterli bir ifade olarak kabul edilebilir. Para verip geri isteme gibi rencide edici temlik zorlamasına gerek yoktur. Temliği böyle geniş manada anlamak ihtiyaç sahiplerinin lehine olduğundan tercih edilen görüş olmalıdır, denmektedir.
    Bu görüşün ihtiyaç sahibi borçluları rahatlattığına dikkat çekilmekte, böylece alacağı zekâta saymanın kolaylaştığı da ifade edilmektedir. Eğer başka bir çare yoksa, borçlu da muhtaç ve fakir ise bu tercihten yararlanılabilir.



  4. 16.Ağustos.2015, 14:13
    2
    Devamlı Üye



    Hanefilere göre alacağı zekâta saymak uygun görülmüyor. Çünkü "zekât verirken paranın sahibinin mülkiyetinde olması ve zekât niyetiyle vermesi gerekir." denilmektedir. Bu açıdan en güzeli alacaklının borçluya zekâtını vermesi, borçlunun da alacaklıya borcunu ödemesidir. Fakat bunu bir şart olarak ileri sürmek doğru olmaz. Yani zekât vermekle sorumlu olan kimse, borçlusu bulunan bir muhtaca "Bana olan borcunu vereceksen sana zekât veririm." diyerek zekât verirse caiz olmaz.
    Ancak şart koşmadan her iki taraf bunu niyet ederlerse verilen şey zekât sayıldığı gibi borç da kapanmış olur. Hatta borçlu olan kimse alacaklıya "Benim durumum müsait değildir, bana zekât verirsen ben senin borcunu kapatırım." dese, o da verirse yine caizdir. Çünkü şartlı olarak verilmemiştir. Belki bir teklif vaki olmuştur(el-Envar, l/151).
    Konunun bu özelliğinden dolayı borçludaki parayı zekâta saymak için, "Borçluya önce zekât vermeli, sonra da alacağını hemen arkasından istemeli." diyenler olduğu gibi; "Borçlu borç para bulup borcunu ödemeli, ödediği borçtan da kendisine hemen zekât verilerek yaptığı borçtan kurtarılmalı." diyenler de vardır... Geçmişteki uygulamalar da böyle olmuştur. Batık parayı zekâta sayar duruma düşmemek ve fıkıhtaki temlik şartını da uygulamış olmak için buna gerek görülmüştür.

    Ancak temliki dar manada anlamadan doğan bu uygulama, borçluyu rencide edebileceğinden dolayı, İslami Araştırmalar’ın (İlmihali)’nde ve Diyanet’in diğer görüşlerini yansıtan tespitlerinde verilen bilgilere göre, borçluya, “Sendeki alacağımı zekâta saydım, kendini borçlu hissetme, artık rahat ol! Borcun silinmiştir...” demek de zekâtı vermiş olmak için yeterli bir ifade olarak kabul edilebilir. Para verip geri isteme gibi rencide edici temlik zorlamasına gerek yoktur. Temliği böyle geniş manada anlamak ihtiyaç sahiplerinin lehine olduğundan tercih edilen görüş olmalıdır, denmektedir.
    Bu görüşün ihtiyaç sahibi borçluları rahatlattığına dikkat çekilmekte, böylece alacağı zekâta saymanın kolaylaştığı da ifade edilmektedir. Eğer başka bir çare yoksa, borçlu da muhtaç ve fakir ise bu tercihten yararlanılabilir.






+ Yorum Gönder