Konusunu Oylayın.: Fetih suresinin ilk ayeti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Fetih suresinin ilk ayeti
  1. 10.Temmuz.2015, 00:43
    1
    Misafir

    Fetih suresinin ilk ayeti






    Fetih suresinin ilk ayeti Mumsema Fetih suresinin ilk ayetini sayi gozetmeden okumakta sakinca var midir? Bir yerde belli bir sayi vermisler ve su kadar okursaniz evlilik buyusu olacagini belirtmisler ve bu da benim kafami karistirdi. Sayisiz okumanin bir sakincasi varmidir?


  2. 10.Temmuz.2015, 00:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Fetih suresinin ilk ayetini sayi gozetmeden okumakta sakinca var midir? Bir yerde belli bir sayi vermisler ve su kadar okursaniz evlilik buyusu olacagini belirtmisler ve bu da benim kafami karistirdi. Sayisiz okumanin bir sakincasi varmidir?


    Benzer Konular

    - Cin suresinin ilk 4 ayeti

    - Fetih suresinin son ayeti ve meali

    - Fetih suresinin türkçe okunuşu

    - Haşr Suresinin Son 4 Ayeti

    - Abdurrahman sadien fetih suresi (son 3 ayeti)

  3. 16.Ağustos.2015, 13:51
    2
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Fetih suresinin ilk ayeti




    Fetih süresinin büyü ile hiç bir alakası yok. Ayrıca hadislerde zikir dua ve Kuran ayetleri okumada sayı belirtilmemiş ise bu gibi sayılara uyulmaz.
    Fetih süresi ilk 3 ayetin Tefsirini ve mealini yazayım siz okuyun ve karar verin.

    MEAL:

    1, 2, 3- Biz sana apaçık bir fetih ih*san ettik. Bu, Allah Tealâ'nın senin geçmiş ve gelecek günahlarını ba*ğışlaması, sana olan nimetini ta*mamlaması, seni dosduğru yola iletmesi ve sana hiç kimsenin karşı koyamayacağı bir zaferle yardım etmesi içindir.

    TEFSİR:
    Açıklaması:


    "Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik." Ey peygamber doğrusu biz sana asla şüphe olmayacak şekilde açık bir fetih nasip ettik. Bu da ya Mekke fethinin ve imanın yayılmasının sebebi olan Hudeybiye antlaşmasıdır, yahut da bizzat Mekke'nin fethidir. Allah Tealâ daha gerçekleşmeden onu vaadetmiş, bu vaad kesinlikle tahakkuk edeceği için de onu geçmiş zaman (mazi) sigasıyla zikretmiştir. Kelime ve ibareler bahsinde açıklandığı gibi bu fetih, Rasulullah (s.a.) ve müminler için Allah'ın büyük bir müjdesi olmuştur.
    "Allah'ın senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlaması için" yani ilâhî mağfirete nail olman ile birlikte fetih hakkındaki nimetin tamamlanması doğru yola iletilme ve karşı konulamaz zaferin sana bahsedilmesi için; işte bütün bunlar sebebiyle iki dünya izzeti ve dünya ahiret mutluluğu gerçekleşir. Mağfiret, peygamberlikten önce senden sadır olan kusurlar ile daha sonra sahip olduğun yüce makama göre daha doğru, daha güzel olanın eksiği kabul edilen ufak hataların hepsine şamildir. Halbuki peygamber iken işlediği hatalar başkalarına nispetle hata sayılmaz. Bunlar, iyilerin hasenatının Allah'a yakın olanlar (mukarrabîn) için kusur olması kabilindendir. Bu*rada Rasulullah için büyük bir yüceltme söz konusudur. Hiç kimseyle ortak olmadığı en önemli özelliklerinden biri de işte bu özelliğidir.
    Bir grup muhaddis (Ahmed ve Ebu Davud dışındaki kütüb-i sitte müellifleri) Muğire b. Şebe'nin şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: Nebi (s.a.) ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Ona "Senin geçmiş ve gelecek günahların affedilmedi mi? " denilince Allah'a şükreden bir kul da olmayayım mı?" buyurdu.
    Ahmed ve Müslüm Aişe (r.a.)'nin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Rasulullah (s.a.) namaz kılar ve ayakları yarılmcaya kadar da kıyamda kalırdı. Hz. Aişe ona: "Ey Allah'ın Rasulü! Allah Tealâ senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamışken böyle mi yapıyorsun?" Bunun üzerine Rasulullah (s.a.) "Ya Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurdular.
    "Sana olan nimetini tamamlaması, seni dosdoğru yola ulaştırması ve sana, karşı konulmaz bir zaferle yardım etmesi için." Yani dini hakim kılmak, İslâmı yaymak, doğudaki ve batıdaki ülkelerin fethedilmesi, senin şan ve şerefinin yüceltilmesi, sana en büyük dini vererek Allah'ın seni dosdoğru yola iletmesi, ruhunu kabzedinceye kadar seni hidayet üzere sabit kılması, karşı konulmaz kendinden sonra zillet gelmez bir galibiyet ve zaferle düşmanlarına karşı yardım etmesi için sana apaçık bir fetih verdik.


  4. 16.Ağustos.2015, 13:51
    2
    mum
    Administrator



    Fetih süresinin büyü ile hiç bir alakası yok. Ayrıca hadislerde zikir dua ve Kuran ayetleri okumada sayı belirtilmemiş ise bu gibi sayılara uyulmaz.
    Fetih süresi ilk 3 ayetin Tefsirini ve mealini yazayım siz okuyun ve karar verin.

    MEAL:

    1, 2, 3- Biz sana apaçık bir fetih ih*san ettik. Bu, Allah Tealâ'nın senin geçmiş ve gelecek günahlarını ba*ğışlaması, sana olan nimetini ta*mamlaması, seni dosduğru yola iletmesi ve sana hiç kimsenin karşı koyamayacağı bir zaferle yardım etmesi içindir.

    TEFSİR:
    Açıklaması:


    "Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik." Ey peygamber doğrusu biz sana asla şüphe olmayacak şekilde açık bir fetih nasip ettik. Bu da ya Mekke fethinin ve imanın yayılmasının sebebi olan Hudeybiye antlaşmasıdır, yahut da bizzat Mekke'nin fethidir. Allah Tealâ daha gerçekleşmeden onu vaadetmiş, bu vaad kesinlikle tahakkuk edeceği için de onu geçmiş zaman (mazi) sigasıyla zikretmiştir. Kelime ve ibareler bahsinde açıklandığı gibi bu fetih, Rasulullah (s.a.) ve müminler için Allah'ın büyük bir müjdesi olmuştur.
    "Allah'ın senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlaması için" yani ilâhî mağfirete nail olman ile birlikte fetih hakkındaki nimetin tamamlanması doğru yola iletilme ve karşı konulamaz zaferin sana bahsedilmesi için; işte bütün bunlar sebebiyle iki dünya izzeti ve dünya ahiret mutluluğu gerçekleşir. Mağfiret, peygamberlikten önce senden sadır olan kusurlar ile daha sonra sahip olduğun yüce makama göre daha doğru, daha güzel olanın eksiği kabul edilen ufak hataların hepsine şamildir. Halbuki peygamber iken işlediği hatalar başkalarına nispetle hata sayılmaz. Bunlar, iyilerin hasenatının Allah'a yakın olanlar (mukarrabîn) için kusur olması kabilindendir. Bu*rada Rasulullah için büyük bir yüceltme söz konusudur. Hiç kimseyle ortak olmadığı en önemli özelliklerinden biri de işte bu özelliğidir.
    Bir grup muhaddis (Ahmed ve Ebu Davud dışındaki kütüb-i sitte müellifleri) Muğire b. Şebe'nin şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: Nebi (s.a.) ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Ona "Senin geçmiş ve gelecek günahların affedilmedi mi? " denilince Allah'a şükreden bir kul da olmayayım mı?" buyurdu.
    Ahmed ve Müslüm Aişe (r.a.)'nin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Rasulullah (s.a.) namaz kılar ve ayakları yarılmcaya kadar da kıyamda kalırdı. Hz. Aişe ona: "Ey Allah'ın Rasulü! Allah Tealâ senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamışken böyle mi yapıyorsun?" Bunun üzerine Rasulullah (s.a.) "Ya Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurdular.
    "Sana olan nimetini tamamlaması, seni dosdoğru yola ulaştırması ve sana, karşı konulmaz bir zaferle yardım etmesi için." Yani dini hakim kılmak, İslâmı yaymak, doğudaki ve batıdaki ülkelerin fethedilmesi, senin şan ve şerefinin yüceltilmesi, sana en büyük dini vererek Allah'ın seni dosdoğru yola iletmesi, ruhunu kabzedinceye kadar seni hidayet üzere sabit kılması, karşı konulmaz kendinden sonra zillet gelmez bir galibiyet ve zaferle düşmanlarına karşı yardım etmesi için sana apaçık bir fetih verdik.





+ Yorum Gönder