Konusunu Oylayın.: Yatalak hastalar nasıl abdest alır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yatalak hastalar nasıl abdest alır?
  1. 26.Haziran.2015, 00:59
    1
    Misafir

    Yatalak hastalar nasıl abdest alır?






    Yatalak hastalar nasıl abdest alır? Mumsema Benim çok önemli bir sorum olacaktı
    Yatalak ve ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan hastamız abdestini nasıl almalıdır?


  2. 26.Haziran.2015, 00:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Haziran.2015, 00:36
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Yatalak hastalar nasıl abdest alır?




    Yatalak ve ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan hastamız abdestini nasıl almalıdır?



    Gelin de kayın babasının bir kızı sayılır. Bir kızın da, bir gelinin de –normal şartlarda-babasının mahrem yerlerine bakması veya dokunması caiz değildir. Bu işi yapacak durumda ise yapması gereken eşidir. Fakat, başkaca bir çare yoksa, kızı veya gelini –ihtiyaç olduğu zaman- babasının/kayın babasının en mahrem yerlerinin bakımını yapması caiz olmanın ötesinde –çok sevaplı- bir vecibedir. Mümkün olduğunca eldiven takması, hem sağlık hem dokunma açısından daha uygundur.

    1. Bir kimsenin muhtaç olan anne ve babasının temel ihtiyaçlarını yerine getirme ve her halükârda iyilikte bulunma sorumluluğu vardır. Eşler, birbirlerine sevgi ve saygı gereği olarak güçlerini aşmayacak ölçüde kayın valide ve kayın pederine yardımcı olmalı ve iyi muamelede bulunmalıdırlar. Dolayısıyla eşinin bulunmadığı zamanlarda abdest alırken kayın pederine yardımcı olmalıdır. Bu konuda isteği yoksa bunu eşine bildirmesi uygun olur.

    Kendi ihtiyaçlarını gideremeyen bir hastaya aile fertleri hem dinî, hem insanî, hem vicdanî açıdan bakmak zorundadır.

    Bu işi yapanların bunu isteyerek yapmaları son derece önemli olmakla beraber, bir insan olarak bazen rahatsız olması, tiksinti duyması da normal karşılanmalıdır. Özellikle gelinin yapmak zorunda kaldığı bu işi yaparken, asıl kızlarından daha fazla rahatsızlık duyması da anlaşılır bulunmalıdır. Tabii ki, kişilerin kişiliklerine bağlı olarak, çoğu kez bir gelin, kayınana ve kayınbabasına onların öz çocuklarından daha güzel bakabilir.

    2. Abdest azalarının çoğunu yıkayabilen bir kişi, bu azalarını yıkayarak abdestini alır, teyemmüm edemez.

    Bu itibarla ellerini ve yüzünü yıkayabilen, fakat ayaklarını yıkayamayan abdestte yardım alabiliyorsa yardım alır. Buna imkanı yoksa, ayaklarını suyun altına tutarak veya ayaklarını su dolu bir kaba koyarak yıkayabildiği kadarıyla yıkar. Buna da gücü yetmiyorsa yalnız ellerini ve yüzünü yıkayarak abdestini alır.

    3. Şimdi özel konumuza gelince, eğer hasta kendi başına abdest alacak durumda değilse, oğlu veya gelini de bakamıyorsa, maddî imkânı varsa oğlunun bu hizmeti görecek birini ücretle tutması gerekir.

    Eğer böyle bir imkân da yoksa, işi daha da kolaylaştırmak için, hastaya mest alınmalıdır. Çünkü, en zor olan ayakların yıkanmasıdır. Malikî Mezhebi dışındaki mezheplere göre, misafir olmayan/evinde mukim olan kimse yimi dört saat mestlerini çıkarmadan meshedebilir.

    Bu yirmi dört saatlik müddetin başlangıcı ise, -mestleri giydiği andan itibaren değil-, mestleri giydikten sonra abdesti bozulduğu ve yeniden abdest aldığı zamandan itibaren sayılır.

    Şayet bu da gerçekten yine ağır olduysa, Malikî Mezhebi'ni taklit ederek sınırsız olarak meshedebilir. Bu mezhebe göre, mestleri çıkarmadığı ve cünüplük hali vuku bulmadığı sürece mestlerini çıkarmadan sürekli meshedebilir.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 1/334-335).

    Eğer hastaya bu şekilde de bakacak kimsesi yoksa, teyemmüm edebilir.

    4. İhtiyaçlarını gidermesi için belden aşağısına hortum takılı olup, bazen bu hortumdan bağırsaklardan gelen gaz sesi çıkaran hasta, abdest konusunda özürlü sayılır.

    Özürlüler, her vakit için abdest alır ve mazeret teşkil eden rahatsızlığından başka abdest bozan bir hal meydana gelmedikçe, bu abdestle o vakit içerisinde dilediği gibi namaz kılar, Kur'an-ı Kerim okur ve diğer ibadetlerini yaparlar. Namaz vaktinin çıkmasıyla veya başka abdest bozan bir halin meydana gelmesiyle özürlü kimsenin abdesti bozulur.

    Bunun yanında Malikî Mezhebi'ne göre özürlü kimsenin abdesti namaz vaktinin çıkmasıyla bozulmaz. Dolayısıyla ihtiyaç halinde bu görüşten de yararlanılabilir.

    Maliki Mezhebi'ne göre, bu özrünüzden dolayı namaz vakitlerinin girip çıkmasıyla abdestiniz bozulmadığından, namaz vaktinden istediğiniz kadar önce abdest alabilirsiniz. Ancak abdesti bozan diğer şeyleri yaptığınız zaman abdestiniz bozulur.

    Maliki Mezhebi'ne göre; abdest alırken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" demeniz yeterlidir. Niyet etmek, yıkanacak yerleri uzun süre ara vermeden arka arkaya yıkamak ve yıkanan yerleri ovmak Maliki Mezhebi'ne göre abdestin farzlarındandır.

    5. Evde hiç huzursuzluk çıkarmadan yumuşak bir üslupla, hatta gerekirse bazı okşayıcı ifadeler kullanarak, manevi ödüller vermekle bu hizmet sağlanmalıdır. Belki hasta yakın bir zamanda rahmete kavuşur. Cennetin en kısa yolu hastaya bakmaktan geçebilir. Hele bu hasta baba veya anne ise hemen cennete çıkar inşallah…


  4. 27.Haziran.2015, 00:36
    2
    Devamlı Üye



    Yatalak ve ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan hastamız abdestini nasıl almalıdır?



    Gelin de kayın babasının bir kızı sayılır. Bir kızın da, bir gelinin de –normal şartlarda-babasının mahrem yerlerine bakması veya dokunması caiz değildir. Bu işi yapacak durumda ise yapması gereken eşidir. Fakat, başkaca bir çare yoksa, kızı veya gelini –ihtiyaç olduğu zaman- babasının/kayın babasının en mahrem yerlerinin bakımını yapması caiz olmanın ötesinde –çok sevaplı- bir vecibedir. Mümkün olduğunca eldiven takması, hem sağlık hem dokunma açısından daha uygundur.

    1. Bir kimsenin muhtaç olan anne ve babasının temel ihtiyaçlarını yerine getirme ve her halükârda iyilikte bulunma sorumluluğu vardır. Eşler, birbirlerine sevgi ve saygı gereği olarak güçlerini aşmayacak ölçüde kayın valide ve kayın pederine yardımcı olmalı ve iyi muamelede bulunmalıdırlar. Dolayısıyla eşinin bulunmadığı zamanlarda abdest alırken kayın pederine yardımcı olmalıdır. Bu konuda isteği yoksa bunu eşine bildirmesi uygun olur.

    Kendi ihtiyaçlarını gideremeyen bir hastaya aile fertleri hem dinî, hem insanî, hem vicdanî açıdan bakmak zorundadır.

    Bu işi yapanların bunu isteyerek yapmaları son derece önemli olmakla beraber, bir insan olarak bazen rahatsız olması, tiksinti duyması da normal karşılanmalıdır. Özellikle gelinin yapmak zorunda kaldığı bu işi yaparken, asıl kızlarından daha fazla rahatsızlık duyması da anlaşılır bulunmalıdır. Tabii ki, kişilerin kişiliklerine bağlı olarak, çoğu kez bir gelin, kayınana ve kayınbabasına onların öz çocuklarından daha güzel bakabilir.

    2. Abdest azalarının çoğunu yıkayabilen bir kişi, bu azalarını yıkayarak abdestini alır, teyemmüm edemez.

    Bu itibarla ellerini ve yüzünü yıkayabilen, fakat ayaklarını yıkayamayan abdestte yardım alabiliyorsa yardım alır. Buna imkanı yoksa, ayaklarını suyun altına tutarak veya ayaklarını su dolu bir kaba koyarak yıkayabildiği kadarıyla yıkar. Buna da gücü yetmiyorsa yalnız ellerini ve yüzünü yıkayarak abdestini alır.

    3. Şimdi özel konumuza gelince, eğer hasta kendi başına abdest alacak durumda değilse, oğlu veya gelini de bakamıyorsa, maddî imkânı varsa oğlunun bu hizmeti görecek birini ücretle tutması gerekir.

    Eğer böyle bir imkân da yoksa, işi daha da kolaylaştırmak için, hastaya mest alınmalıdır. Çünkü, en zor olan ayakların yıkanmasıdır. Malikî Mezhebi dışındaki mezheplere göre, misafir olmayan/evinde mukim olan kimse yimi dört saat mestlerini çıkarmadan meshedebilir.

    Bu yirmi dört saatlik müddetin başlangıcı ise, -mestleri giydiği andan itibaren değil-, mestleri giydikten sonra abdesti bozulduğu ve yeniden abdest aldığı zamandan itibaren sayılır.

    Şayet bu da gerçekten yine ağır olduysa, Malikî Mezhebi'ni taklit ederek sınırsız olarak meshedebilir. Bu mezhebe göre, mestleri çıkarmadığı ve cünüplük hali vuku bulmadığı sürece mestlerini çıkarmadan sürekli meshedebilir.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 1/334-335).

    Eğer hastaya bu şekilde de bakacak kimsesi yoksa, teyemmüm edebilir.

    4. İhtiyaçlarını gidermesi için belden aşağısına hortum takılı olup, bazen bu hortumdan bağırsaklardan gelen gaz sesi çıkaran hasta, abdest konusunda özürlü sayılır.

    Özürlüler, her vakit için abdest alır ve mazeret teşkil eden rahatsızlığından başka abdest bozan bir hal meydana gelmedikçe, bu abdestle o vakit içerisinde dilediği gibi namaz kılar, Kur'an-ı Kerim okur ve diğer ibadetlerini yaparlar. Namaz vaktinin çıkmasıyla veya başka abdest bozan bir halin meydana gelmesiyle özürlü kimsenin abdesti bozulur.

    Bunun yanında Malikî Mezhebi'ne göre özürlü kimsenin abdesti namaz vaktinin çıkmasıyla bozulmaz. Dolayısıyla ihtiyaç halinde bu görüşten de yararlanılabilir.

    Maliki Mezhebi'ne göre, bu özrünüzden dolayı namaz vakitlerinin girip çıkmasıyla abdestiniz bozulmadığından, namaz vaktinden istediğiniz kadar önce abdest alabilirsiniz. Ancak abdesti bozan diğer şeyleri yaptığınız zaman abdestiniz bozulur.

    Maliki Mezhebi'ne göre; abdest alırken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" demeniz yeterlidir. Niyet etmek, yıkanacak yerleri uzun süre ara vermeden arka arkaya yıkamak ve yıkanan yerleri ovmak Maliki Mezhebi'ne göre abdestin farzlarındandır.

    5. Evde hiç huzursuzluk çıkarmadan yumuşak bir üslupla, hatta gerekirse bazı okşayıcı ifadeler kullanarak, manevi ödüller vermekle bu hizmet sağlanmalıdır. Belki hasta yakın bir zamanda rahmete kavuşur. Cennetin en kısa yolu hastaya bakmaktan geçebilir. Hele bu hasta baba veya anne ise hemen cennete çıkar inşallah…





+ Yorum Gönder