Konusunu Oylayın.: Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe
  1. 11.Haziran.2015, 22:17
    1
    Misafir

    Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe






    Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe Mumsema Ramazan ve oruç ile ilgili dört adet cuma hutbesi istiyorum


  2. 11.Haziran.2015, 22:17
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 15.Haziran.2015, 12:09
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe




    CUMA HUTBESİ: ORUCUN HİKMETLERİ

    بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُتِبَ عَلَيۡڪُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِڪُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ۞

    Muhterem Müslümanlar!
    Cenab-ı Allah’a şükürler olsun ki bir mübarek Ramazan ayına daha kavuşmanın mutluluğu içindeyiz. İdraki ile şereflendiğimiz bu Ramazan ayının en önemli özelliği oruç ayı olmasıdır.
    İslam’ın beş temel esasından biri olan oruç, niyet ederek imsak vaktinden itibaren güneşin batmasına kadar, yemeden, içmeden ve nefsani arzulardan uzak durarak yerine getirilen bir ibadettir. Bedeni ibadetlerimizden olan oruç, hicretten bir buçuk yıl sonra farz kılınmış ve Akıllı ergenlik çağına gelmiş, sağlığı yerinde kadın-erkek her Müslüman’a farzdır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (1)

    Aziz Müminler!
    Orucun farz kılınmasında, insanî, ahlâkî, içtimaî, ruhî ve sıhhî pek çok hikmetler vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Oruç, kötülüklere ve cehenneme karşı bir kalkan ve bir siperdir.” (2) buyurmuştur.
    İnsan, oruç sayesinde, nefsine ve nefsinin kötü arzularına hâkim olma iradesini güçlendirir. Böylece kötü istek ve arzulardan uzak durur ve günah işlemekten sakınması daha kolay olur.
    Oruç, sağlık açısından da önemlidir. Çok yemek vücudu yormakta ve birçok hastalıklara sebep olmaktadır. Bu bakımdan doktorlar, hastaların çoğuna perhiz tavsiye etmektedirler. Oruç ise, vücudu ve özellikle sindirim sistemini büyük ölçüde dinlendirmektedir. Nitekim bir hadiste: “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız.” (3) buyrulmuş ve orucun insana ne kadar faydalı olduğu ortaya konulmuştur. Tıp ilerledikçe, orucun vücut için ne kadar yararlı olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

    Aziz Müslümanlar!
    Oruç; kalpte incelik, vicdanda duyarlılık meydana getirir. Bu sayede fakirlerin, yoksulların hallerini düşünerek insanda yardımlaşma hissini uyandırır. Böylelikle Müslümanlar arasında sosyal dengenin korunmasına yardımcı olur. Kin, nefret ve bencillik gibi duygulardan insanı uzaklaştırır; huzurlu ve mutlu bir toplumun oluşmasına vesile olur.
    Orucun farz olmasındaki hikmetler, insanlara ve cemiyetlere sağladığı yararlar göz önüne alındığında, bu ibadetin, İnsanlara Allah’ ın büyük bir ihsanı olduğu görülür. Bunun için, meşru bir mazeret olmadıkça, mutlaka oruçlarımızı tutmalıyız. Hutbemi bir Hadis-i Şerifle bitiriyorum: “Meşrû bir mazeret ve hastalık olmadan Ramazanda tutulmayan bir gün orucun yerine, başka günlerde uzun süre tutulan oruçlar denk olmaz.” (4)




    KAYNAKLAR:
    1- Bakara S. 183.
    2- Fethul Kebir 2/206.
    3- Fethul Kebir 2/194.
    4- Ebû Dâvûd, Savm,38.



    HAZIRLAYAN : Mustafa IŞIK


  4. 15.Haziran.2015, 12:09
    2
    Üye



    CUMA HUTBESİ: ORUCUN HİKMETLERİ

    بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُتِبَ عَلَيۡڪُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِڪُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ۞

    Muhterem Müslümanlar!
    Cenab-ı Allah’a şükürler olsun ki bir mübarek Ramazan ayına daha kavuşmanın mutluluğu içindeyiz. İdraki ile şereflendiğimiz bu Ramazan ayının en önemli özelliği oruç ayı olmasıdır.
    İslam’ın beş temel esasından biri olan oruç, niyet ederek imsak vaktinden itibaren güneşin batmasına kadar, yemeden, içmeden ve nefsani arzulardan uzak durarak yerine getirilen bir ibadettir. Bedeni ibadetlerimizden olan oruç, hicretten bir buçuk yıl sonra farz kılınmış ve Akıllı ergenlik çağına gelmiş, sağlığı yerinde kadın-erkek her Müslüman’a farzdır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (1)

    Aziz Müminler!
    Orucun farz kılınmasında, insanî, ahlâkî, içtimaî, ruhî ve sıhhî pek çok hikmetler vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Oruç, kötülüklere ve cehenneme karşı bir kalkan ve bir siperdir.” (2) buyurmuştur.
    İnsan, oruç sayesinde, nefsine ve nefsinin kötü arzularına hâkim olma iradesini güçlendirir. Böylece kötü istek ve arzulardan uzak durur ve günah işlemekten sakınması daha kolay olur.
    Oruç, sağlık açısından da önemlidir. Çok yemek vücudu yormakta ve birçok hastalıklara sebep olmaktadır. Bu bakımdan doktorlar, hastaların çoğuna perhiz tavsiye etmektedirler. Oruç ise, vücudu ve özellikle sindirim sistemini büyük ölçüde dinlendirmektedir. Nitekim bir hadiste: “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız.” (3) buyrulmuş ve orucun insana ne kadar faydalı olduğu ortaya konulmuştur. Tıp ilerledikçe, orucun vücut için ne kadar yararlı olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

    Aziz Müslümanlar!
    Oruç; kalpte incelik, vicdanda duyarlılık meydana getirir. Bu sayede fakirlerin, yoksulların hallerini düşünerek insanda yardımlaşma hissini uyandırır. Böylelikle Müslümanlar arasında sosyal dengenin korunmasına yardımcı olur. Kin, nefret ve bencillik gibi duygulardan insanı uzaklaştırır; huzurlu ve mutlu bir toplumun oluşmasına vesile olur.
    Orucun farz olmasındaki hikmetler, insanlara ve cemiyetlere sağladığı yararlar göz önüne alındığında, bu ibadetin, İnsanlara Allah’ ın büyük bir ihsanı olduğu görülür. Bunun için, meşru bir mazeret olmadıkça, mutlaka oruçlarımızı tutmalıyız. Hutbemi bir Hadis-i Şerifle bitiriyorum: “Meşrû bir mazeret ve hastalık olmadan Ramazanda tutulmayan bir gün orucun yerine, başka günlerde uzun süre tutulan oruçlar denk olmaz.” (4)




    KAYNAKLAR:
    1- Bakara S. 183.
    2- Fethul Kebir 2/206.
    3- Fethul Kebir 2/194.
    4- Ebû Dâvûd, Savm,38.



    HAZIRLAYAN : Mustafa IŞIK


  5. 15.Haziran.2015, 12:10
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe

    RAMAZAN VE ORUÇ HAKKINDA HUTBE

    Muhterem Müslümanlar…!
    Manevi dünyamızı bir güneş gibi aydınlatan, körelen insani duygularımızı canlandırıp gönüllerimizi coşturan mübarek Ramazan ayının gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde rahmet ve mağfiret ayının tüm İslam alemine hayırlı olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.
    Her yönüyle bereket, rahmet ve mağfiret vesilesi olan bu müstesna ayın, gündüz ve gecelerinden azami istifadeyi amaçlayan müminler, tuttukları oruçlarıyla yemek, içmek ve bedeni hazların tamamından kendi iradeleriyle belli bir müddet ayrı kalarak sabır ve metanetlerinde zirveye ulaşırlar. İftarlarını, nimete şükürle açan ve tarifi imkânsız bir manevi huzuru her akşam yaşayanların dudaklarından, dökülen dualar, Allah katında makbuldür. Cemaatle namaz, Vaaz, teravih veya mukabele için camilere koşan müminlerin oluşturduğu saflar, meleklerin dahi gıpta ile baktıkları ortamlardır. Karşılıklı akraba ve dost ziyaretleriyle, sıla-i rahimde bulunanlar, manevi beratı elde etmeye çalışırken, yüce Allah’ın : “ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” [1] emrini düşünürler.
    Ayrıca müminler, içinde bulunduğumuz, on iki ayın sultanı Ramazan’ın, İlâhi inayet ve mağfiret günleri olduğunu, Efendimiz (sav)’in müjdelerle dolu şu hadislerini düşünerek, iftar ve sahurlarının tamamını, bayram tadında yaparlar : “Ramazanın evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Her kim bu ayda idaresi altındakilerin iş yükünü hafifletirse, Allah (cc) ona mağfiret eder ve cehennem azabından kurtarır.”[2] ; “ Bu ayda sema kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur, Allah’ın bu ayda bir gecesi vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. O gecenin hayır ve mükâfatlarına nail olamayan büyük mahrumiyete uğramıştır” [3]
    Aziz Müminler…!
    Bu fani dünyaya imtihan için gönderilen bizler her an nefsin ve şeytanın saadet ve mutluluğumuzu hedef alan tuzaklarına, Yüce Allah’ın : ‘ Bizzat benim içindir. Dediği oruçla karşı koymaya çalışalım. İftar ve davetlerimizde, sadece zenginlerin çağrıldığı davetler değil, belki fakir ve yoksulların da unutulmadığı, hayır ve bereket nişanesi kuşatıcı, birleştirici olmalarına dikkat edelim. Aynı zamanda her türlü lüks ve israftan gayet uzak, ihlas ve samimiyetle hazırlanan bu davetler, insanlar arasındaki, paylaşma, yardımlaşma, sevgi ve saygıyı da artıracağı açıktır. Yardımlaşma ayı olan bu mübarek Ramazan’ın bereketinden azami derecede istifade ederken Efendimiz (sav)’in ‘En kötü davet, zenginlerin çağrılıp yoksulların çağrılmadığı davettir.’[5] ikazlarını hatırda tutalım
    Aziz Müminler..!
    Manevi arınmamızın garantisi, sevabı bizzat Rabbü-l Alemin tarafından verilecek olan oruçlarımızı, mazeretsiz terk etmeyelim. Kötü söz ve davranışlarla da her zamankinden daha çok uzak duralım, bütün uzuvlarımızla orucumuzu tutalım. Sadece Ramazan ayında değil, bütün bir yıl boyunca ibadetlerimizi yerine getirmeye ve iyi insan olmaya çalışalım. Bu mübarek ayda yapacağımız iyilik ve ibadetlerle cennet kapılarını ardına kadar açan, Allah’ın af ve mağfiretine kavuşma fırsatını kaçırmayalım
    HAZIRLAYANIN ADI: Zahir ARSLAN


  6. 15.Haziran.2015, 12:10
    3
    Üye
    RAMAZAN VE ORUÇ HAKKINDA HUTBE

    Muhterem Müslümanlar…!
    Manevi dünyamızı bir güneş gibi aydınlatan, körelen insani duygularımızı canlandırıp gönüllerimizi coşturan mübarek Ramazan ayının gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde rahmet ve mağfiret ayının tüm İslam alemine hayırlı olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.
    Her yönüyle bereket, rahmet ve mağfiret vesilesi olan bu müstesna ayın, gündüz ve gecelerinden azami istifadeyi amaçlayan müminler, tuttukları oruçlarıyla yemek, içmek ve bedeni hazların tamamından kendi iradeleriyle belli bir müddet ayrı kalarak sabır ve metanetlerinde zirveye ulaşırlar. İftarlarını, nimete şükürle açan ve tarifi imkânsız bir manevi huzuru her akşam yaşayanların dudaklarından, dökülen dualar, Allah katında makbuldür. Cemaatle namaz, Vaaz, teravih veya mukabele için camilere koşan müminlerin oluşturduğu saflar, meleklerin dahi gıpta ile baktıkları ortamlardır. Karşılıklı akraba ve dost ziyaretleriyle, sıla-i rahimde bulunanlar, manevi beratı elde etmeye çalışırken, yüce Allah’ın : “ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” [1] emrini düşünürler.
    Ayrıca müminler, içinde bulunduğumuz, on iki ayın sultanı Ramazan’ın, İlâhi inayet ve mağfiret günleri olduğunu, Efendimiz (sav)’in müjdelerle dolu şu hadislerini düşünerek, iftar ve sahurlarının tamamını, bayram tadında yaparlar : “Ramazanın evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Her kim bu ayda idaresi altındakilerin iş yükünü hafifletirse, Allah (cc) ona mağfiret eder ve cehennem azabından kurtarır.”[2] ; “ Bu ayda sema kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur, Allah’ın bu ayda bir gecesi vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. O gecenin hayır ve mükâfatlarına nail olamayan büyük mahrumiyete uğramıştır” [3]
    Aziz Müminler…!
    Bu fani dünyaya imtihan için gönderilen bizler her an nefsin ve şeytanın saadet ve mutluluğumuzu hedef alan tuzaklarına, Yüce Allah’ın : ‘ Bizzat benim içindir. Dediği oruçla karşı koymaya çalışalım. İftar ve davetlerimizde, sadece zenginlerin çağrıldığı davetler değil, belki fakir ve yoksulların da unutulmadığı, hayır ve bereket nişanesi kuşatıcı, birleştirici olmalarına dikkat edelim. Aynı zamanda her türlü lüks ve israftan gayet uzak, ihlas ve samimiyetle hazırlanan bu davetler, insanlar arasındaki, paylaşma, yardımlaşma, sevgi ve saygıyı da artıracağı açıktır. Yardımlaşma ayı olan bu mübarek Ramazan’ın bereketinden azami derecede istifade ederken Efendimiz (sav)’in ‘En kötü davet, zenginlerin çağrılıp yoksulların çağrılmadığı davettir.’[5] ikazlarını hatırda tutalım
    Aziz Müminler..!
    Manevi arınmamızın garantisi, sevabı bizzat Rabbü-l Alemin tarafından verilecek olan oruçlarımızı, mazeretsiz terk etmeyelim. Kötü söz ve davranışlarla da her zamankinden daha çok uzak duralım, bütün uzuvlarımızla orucumuzu tutalım. Sadece Ramazan ayında değil, bütün bir yıl boyunca ibadetlerimizi yerine getirmeye ve iyi insan olmaya çalışalım. Bu mübarek ayda yapacağımız iyilik ve ibadetlerle cennet kapılarını ardına kadar açan, Allah’ın af ve mağfiretine kavuşma fırsatını kaçırmayalım
    HAZIRLAYANIN ADI: Zahir ARSLAN


  7. 15.Haziran.2015, 12:11
    4
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe

    ORUÇ İBADETİNİN KAZANDIRDIKLARI
    GÜZEL KISA HUTBE

    Muhterem Mü’minler!
    Gündüzlerini oruç tutmak, gecelerini ise teravih namazı kılmakla değerlendirmeye çalıştığımız, on bir ayın sultanı Ramazan ayı, başta oruç olmak üzere ibadet hayatımızı zenginleştiren pek çok güzelliklerle doludur.

    Oruç, İslam’ın beş temel şartından biridir. Hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Sıhhati yerinde olan, kadın-erkek bütün mükelleflerin oruç tutması farzdır. Nitekim Kur’an-ı Kerimde: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”1 buyrulmaktadır.

    Oruç, insana sabrı, kanaati ve şükrü öğretir. Zenginlere yoksulların durumunu hatırlatır. Ahlakı güzelleştirir. Kalpleri haset, kin, buğuz ve intikam duygularından uzaklaştırır. İnsanı ihlâslı ve samimi olmaya alıştırır. Nitekim bir hadis-i kutsîde Cenab-ı Hakkın şöyle buyurduğu Efendimizden rivayet olunmuştur: “Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir. Fakat oruç öyle değildir. Oruç benim içindir, onun ecrini de ben vereceğim.”2

    Aziz Cemaat!
    Oruç her ne kadar yıllanan, yıpranan, horlanan bedenlerimizin yeniden sağlığına kavuşmasına sebep ise de, esasen ruhumuzun dirilişi, vicdanlarımızın yeniden şuura erişine vesiledir. Oruç, aç kalmak değil açların halini anlamak demektir. Oruç, Cenab-ı Allah’ın üzerimizde olan sonsuz nimetlerinin kadrini kıymetini bilmek





    demektir. Oruç, nefsin bitmek tükenmek bilmeyen istek ve arzularına karşı ona dur diyebilmektir.
    Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadisi şeriflerinde: “Her kim Ramazanda inanarak ve yalnız Allah rızasını umarak oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”3 buyurmaktadırlar.
    Allah’ın rızasını umarak oruç tutan müminler onun rızasına uygun olmayan kötülüklerden uzak durmalıdırlar. Bile bile günah işlemekten sakınmalıdırlar. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Yalan, gıybet ve dedikodu gibi sözleri terk etmeyen bir kimsenin yemesini, içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”4

    Değerli Kardeşlerim!
    İçerisinde bulunduğumuz şu mübarek günler, her an değerlendirilmesi gereken zamanlardır. Bu aya mahsus olan oruç ibadetini, bütün uzuvlarımızla tutmaya çalışalım. Orucun maddî ve manevî nimetlerinden faydalanmaya çalışalım. Çünkü, ibadetin ruhu ihlastır. İhlas ise, ibadeti sadece Allah emrettiği için yapmaktır. İbadetlerden asıl maksat ise Allah’ın rızasını kazanmaktır.

    Tutacağımız oruçlarda da bu noktaya dikkat edelim. Orucumuza zarar verici her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışlardan uzak duralım. Bütün kalbimizle yüce Allah’ımıza niyaz edelim ki; Ramazan imanımızı pekiştirsin. Oruç günahlarımızı döksün. Kur’an ebediyen yolumuzu aydınlatsın.

    Hutbemi, bir hadis-i şerifle bitiriyorum: “Ramazan ayı girdiğinde cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar da zincire vurulur.”(5)




    HAZIRLAYAN: Adem TİMUR


    1-Bakara Suresi 2/183
    2-Riyazü-s Salihin Trc. 2/486
    3- Buhari III/33, Müslim 1/423, Nesai III/164
    4- Buhari, Savm 9.
    5- Buhari, Savm, 5; Bed’ül-halk II; Muslim, Sıyam, 2;
    Nesai, Sıyam, 5.


  8. 15.Haziran.2015, 12:11
    4
    Üye
    ORUÇ İBADETİNİN KAZANDIRDIKLARI
    GÜZEL KISA HUTBE

    Muhterem Mü’minler!
    Gündüzlerini oruç tutmak, gecelerini ise teravih namazı kılmakla değerlendirmeye çalıştığımız, on bir ayın sultanı Ramazan ayı, başta oruç olmak üzere ibadet hayatımızı zenginleştiren pek çok güzelliklerle doludur.

    Oruç, İslam’ın beş temel şartından biridir. Hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Sıhhati yerinde olan, kadın-erkek bütün mükelleflerin oruç tutması farzdır. Nitekim Kur’an-ı Kerimde: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”1 buyrulmaktadır.

    Oruç, insana sabrı, kanaati ve şükrü öğretir. Zenginlere yoksulların durumunu hatırlatır. Ahlakı güzelleştirir. Kalpleri haset, kin, buğuz ve intikam duygularından uzaklaştırır. İnsanı ihlâslı ve samimi olmaya alıştırır. Nitekim bir hadis-i kutsîde Cenab-ı Hakkın şöyle buyurduğu Efendimizden rivayet olunmuştur: “Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir. Fakat oruç öyle değildir. Oruç benim içindir, onun ecrini de ben vereceğim.”2

    Aziz Cemaat!
    Oruç her ne kadar yıllanan, yıpranan, horlanan bedenlerimizin yeniden sağlığına kavuşmasına sebep ise de, esasen ruhumuzun dirilişi, vicdanlarımızın yeniden şuura erişine vesiledir. Oruç, aç kalmak değil açların halini anlamak demektir. Oruç, Cenab-ı Allah’ın üzerimizde olan sonsuz nimetlerinin kadrini kıymetini bilmek





    demektir. Oruç, nefsin bitmek tükenmek bilmeyen istek ve arzularına karşı ona dur diyebilmektir.
    Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadisi şeriflerinde: “Her kim Ramazanda inanarak ve yalnız Allah rızasını umarak oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”3 buyurmaktadırlar.
    Allah’ın rızasını umarak oruç tutan müminler onun rızasına uygun olmayan kötülüklerden uzak durmalıdırlar. Bile bile günah işlemekten sakınmalıdırlar. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Yalan, gıybet ve dedikodu gibi sözleri terk etmeyen bir kimsenin yemesini, içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”4

    Değerli Kardeşlerim!
    İçerisinde bulunduğumuz şu mübarek günler, her an değerlendirilmesi gereken zamanlardır. Bu aya mahsus olan oruç ibadetini, bütün uzuvlarımızla tutmaya çalışalım. Orucun maddî ve manevî nimetlerinden faydalanmaya çalışalım. Çünkü, ibadetin ruhu ihlastır. İhlas ise, ibadeti sadece Allah emrettiği için yapmaktır. İbadetlerden asıl maksat ise Allah’ın rızasını kazanmaktır.

    Tutacağımız oruçlarda da bu noktaya dikkat edelim. Orucumuza zarar verici her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışlardan uzak duralım. Bütün kalbimizle yüce Allah’ımıza niyaz edelim ki; Ramazan imanımızı pekiştirsin. Oruç günahlarımızı döksün. Kur’an ebediyen yolumuzu aydınlatsın.

    Hutbemi, bir hadis-i şerifle bitiriyorum: “Ramazan ayı girdiğinde cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar da zincire vurulur.”(5)




    HAZIRLAYAN: Adem TİMUR


    1-Bakara Suresi 2/183
    2-Riyazü-s Salihin Trc. 2/486
    3- Buhari III/33, Müslim 1/423, Nesai III/164
    4- Buhari, Savm 9.
    5- Buhari, Savm, 5; Bed’ül-halk II; Muslim, Sıyam, 2;
    Nesai, Sıyam, 5.


  9. 15.Haziran.2015, 12:12
    5
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ramazan ayı içerisinde okunabilecek oruçla ilgili 4 güzel hutbe

    RAMAZANA VEDA VE KADİR GECESİ
    Aziz Kardeşlerim!
    “O geliyor” diye kapılara koştuk. Onu heyecanla karşıladık. Rahmet ayı Ramazan misafir oldu bizlere. Nadide hediyeleri ile... Sabır, takva, kanaat, iftar, sahur, mukabele, teravih, Kadir Gecesi ve bağışlanma...
    Bugünlerde bereketli misafirin ayrılık haberi ile gönüllerimiz mahzun. On bir ay onun hasretiyle yanan yüreklerimize ayrılık acısı düştü. Firkatin acısını Kadir Gecesi ile dindirmek istiyoruz. Rabbimizin izni ile yarın akşam vasıl olacağız o Kadri yüksek geceye…
    Ey rahmet ayı! Ne kadar alışmıştık sana. Evimizin bir ferdi olmuştun. Seninle yüreğimiz yumuşamış, bedenimiz sıhhat bulmuştu. Açken ağzımızın misk gibi koktuğunu senin vesilenle öğrenmiştik Rahmet Elçisinden. Sabrı öğretmiştin bize. Aç insanların halinden haberdar etmiştin hepimizi. Nefsimizi yenmenin, bitmek tükenmek bilmeyen arzularımıza “dur” demenin gayretine düşmüştük seninle.
    Şimdi gidiyorsun. Bir sonraki Ramazana kadar minarelerde yanan kandillere, mahyalara, birlik ve bereket vesilesi iftar sofralarına, teravihlere, salât-ı ümmiyelere hasret kalacağız.
    On bir ayın sultanı mübarek Ramazan! Sana bir daha kavuşur muyuz bilemiyoruz. Ancak yine hasret ve özlemle bekleyeceğiz seni. İncittiysek, kadrini bilemediysek bizden Rabbimize şikâyetçi olma! Hesapların verileceği mahşer günü lehimizde şahit ol!
    Kıymetli Kardeşlerim!
    Rahmet ayı veda ediyor bizlere. “Ramazandaki takvanızı, ihlasınızı, sadakatinizi ve sabrınızı yıl boyunca koruyup devam ettirin” diyerek gidiyor. “Zekâtınızı ihmal etmeyin, kimsenin verilmedik fitresi kalmasın!” hatırlatmasıyla gidiyor. Ve ayrılık vaktinin yaklaştığı şu günlerde bizleri bir kez daha bağrına basarken en kutlu gecesiyle buluşturuyor.
    Kardeşlerim!
    Bu kutlu gece, feyiz ve bereketin, rahmet ve mağfiretin nihayetsiz bahşedildiği Kadir Gecesidir. Kadir Gecesi, doğru yolu gösteren, aydınlığa çıkaran, dünya ve ahiret saadetine erdiren Yüce Kitabımızın indirilmeye başladığı gecedir. Bu gece, insanlığın hasretle beklediği, Hira ufuklarında beliren İslam güneşinin yeryüzünü aydınlatmaya başladığı gecedir. Bu gece hakkında Rabbimiz şöyle buyurur:
    “Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”
    Değerli Kardeşlerim!
    Bir düşünelim: Kur’an’ın indiği geceye bin ay değeri veren Yüce Rabbimiz, Kur’an’ın indiği kalbe, hayat olup yaşandığı bir bedene acaba nasıl bir şeref bahşeder?
    Fahr-i Kâinât Efendimiz ise şöyle buyurmaktadır: “İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affolunur.”
    Bir kez daha hatırlayalım: Kadir gecesini, ancak Kur’an’ın kadrini, kıymetini bildiğimiz müddetçe ihyâ etmiş oluruz. Kur’an’ın hak, hakikat, ahlâk ve adalet ilkelerine sarıldığımız ölçüde bu gecede bir ömre bedel manevî gelişmeler yaşayabiliriz. Kur’an’ın barış ve esenlik mesajlarına değer verdiğimiz nispette Allah’ın meleklerinin, yeryüzüne esenlik getirmek üzere indiklerinin idrakine varabiliriz. “Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bil!” şuuruyla hayatımızı sürdürdüğümüz müddetçe Kadir gecesinden hakkıyla istifade edebiliriz.
    Bir kez daha idrak edelim: Bu gece, kaybettiklerimizi bulma gecesidir. Zihinleri ve gönülleri Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’e göre yeniden inşa etme, onun hayat veren soluklarıyla yeniden dirilme gecesidir. Bu gece imana, merhamete, adalete sarılma gecesidir. Kendimizi hesaba çekme ve darda olan kardeşlerimiz için gözyaşı dökme gecesidir.
    Değerli Kardeşlerim!
    Ramazan ayı boyunca İslâm coğrafyasında kadın, çocuk, yaşlı demeden kardeşlerimize reva görülen zulüm, şiddet ve cinayetlerin üzüntüsü yüreğimizi dağlıyor. Bu hüzünle Ramazanımız buruk geçti. Kadir gecesini idrâk ederken, dünyanın neresinde olursa olsun açların, yoksulların, mahrumların, mağdurların, zayıf bırakılmışların, zulme uğramışların haklarına dikkat kesilmek, onların dertleriyle dertlenmek, acılarına ortak olmak, yaralarını sarmak hepimizin vazifesidir. Zalimlerin hak ve hukuk tanımayan, azgınlaşan ve şımaran iradelerine karşı tavır almak, kısacası insanlığın barış ve huzuru için hayrın anahtarı şerrin kilidi olmak, yeryüzündeki bütün Müslümanların sorumluluğudur. Bu vazife ve sorumluluk, bu gece yeryüzüne inen meleklere ve Cebrail aleyhisselâma eşlik edecek maneviyata uygun bir kulluğa sahip olmak için de yerine getirilmesi gereken bir ödevdir.
    Kadir Gecemiz mübarek olsun. Bu gece, Rabbimiz katındaki kadrimizin yücelmesine vesile olsun.
    Yâ Rab! Bu gece hürmetine, İslam coğrafyasında akan kan ve gözyaşlarının durmasını, bütün kardeşlerimizin bayrama huzur ve güven içerisinde ulaşmasını nasip eyle.
    “Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizi de affeyle”


  10. 15.Haziran.2015, 12:12
    5
    Üye
    RAMAZANA VEDA VE KADİR GECESİ
    Aziz Kardeşlerim!
    “O geliyor” diye kapılara koştuk. Onu heyecanla karşıladık. Rahmet ayı Ramazan misafir oldu bizlere. Nadide hediyeleri ile... Sabır, takva, kanaat, iftar, sahur, mukabele, teravih, Kadir Gecesi ve bağışlanma...
    Bugünlerde bereketli misafirin ayrılık haberi ile gönüllerimiz mahzun. On bir ay onun hasretiyle yanan yüreklerimize ayrılık acısı düştü. Firkatin acısını Kadir Gecesi ile dindirmek istiyoruz. Rabbimizin izni ile yarın akşam vasıl olacağız o Kadri yüksek geceye…
    Ey rahmet ayı! Ne kadar alışmıştık sana. Evimizin bir ferdi olmuştun. Seninle yüreğimiz yumuşamış, bedenimiz sıhhat bulmuştu. Açken ağzımızın misk gibi koktuğunu senin vesilenle öğrenmiştik Rahmet Elçisinden. Sabrı öğretmiştin bize. Aç insanların halinden haberdar etmiştin hepimizi. Nefsimizi yenmenin, bitmek tükenmek bilmeyen arzularımıza “dur” demenin gayretine düşmüştük seninle.
    Şimdi gidiyorsun. Bir sonraki Ramazana kadar minarelerde yanan kandillere, mahyalara, birlik ve bereket vesilesi iftar sofralarına, teravihlere, salât-ı ümmiyelere hasret kalacağız.
    On bir ayın sultanı mübarek Ramazan! Sana bir daha kavuşur muyuz bilemiyoruz. Ancak yine hasret ve özlemle bekleyeceğiz seni. İncittiysek, kadrini bilemediysek bizden Rabbimize şikâyetçi olma! Hesapların verileceği mahşer günü lehimizde şahit ol!
    Kıymetli Kardeşlerim!
    Rahmet ayı veda ediyor bizlere. “Ramazandaki takvanızı, ihlasınızı, sadakatinizi ve sabrınızı yıl boyunca koruyup devam ettirin” diyerek gidiyor. “Zekâtınızı ihmal etmeyin, kimsenin verilmedik fitresi kalmasın!” hatırlatmasıyla gidiyor. Ve ayrılık vaktinin yaklaştığı şu günlerde bizleri bir kez daha bağrına basarken en kutlu gecesiyle buluşturuyor.
    Kardeşlerim!
    Bu kutlu gece, feyiz ve bereketin, rahmet ve mağfiretin nihayetsiz bahşedildiği Kadir Gecesidir. Kadir Gecesi, doğru yolu gösteren, aydınlığa çıkaran, dünya ve ahiret saadetine erdiren Yüce Kitabımızın indirilmeye başladığı gecedir. Bu gece, insanlığın hasretle beklediği, Hira ufuklarında beliren İslam güneşinin yeryüzünü aydınlatmaya başladığı gecedir. Bu gece hakkında Rabbimiz şöyle buyurur:
    “Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”
    Değerli Kardeşlerim!
    Bir düşünelim: Kur’an’ın indiği geceye bin ay değeri veren Yüce Rabbimiz, Kur’an’ın indiği kalbe, hayat olup yaşandığı bir bedene acaba nasıl bir şeref bahşeder?
    Fahr-i Kâinât Efendimiz ise şöyle buyurmaktadır: “İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affolunur.”
    Bir kez daha hatırlayalım: Kadir gecesini, ancak Kur’an’ın kadrini, kıymetini bildiğimiz müddetçe ihyâ etmiş oluruz. Kur’an’ın hak, hakikat, ahlâk ve adalet ilkelerine sarıldığımız ölçüde bu gecede bir ömre bedel manevî gelişmeler yaşayabiliriz. Kur’an’ın barış ve esenlik mesajlarına değer verdiğimiz nispette Allah’ın meleklerinin, yeryüzüne esenlik getirmek üzere indiklerinin idrakine varabiliriz. “Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bil!” şuuruyla hayatımızı sürdürdüğümüz müddetçe Kadir gecesinden hakkıyla istifade edebiliriz.
    Bir kez daha idrak edelim: Bu gece, kaybettiklerimizi bulma gecesidir. Zihinleri ve gönülleri Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’e göre yeniden inşa etme, onun hayat veren soluklarıyla yeniden dirilme gecesidir. Bu gece imana, merhamete, adalete sarılma gecesidir. Kendimizi hesaba çekme ve darda olan kardeşlerimiz için gözyaşı dökme gecesidir.
    Değerli Kardeşlerim!
    Ramazan ayı boyunca İslâm coğrafyasında kadın, çocuk, yaşlı demeden kardeşlerimize reva görülen zulüm, şiddet ve cinayetlerin üzüntüsü yüreğimizi dağlıyor. Bu hüzünle Ramazanımız buruk geçti. Kadir gecesini idrâk ederken, dünyanın neresinde olursa olsun açların, yoksulların, mahrumların, mağdurların, zayıf bırakılmışların, zulme uğramışların haklarına dikkat kesilmek, onların dertleriyle dertlenmek, acılarına ortak olmak, yaralarını sarmak hepimizin vazifesidir. Zalimlerin hak ve hukuk tanımayan, azgınlaşan ve şımaran iradelerine karşı tavır almak, kısacası insanlığın barış ve huzuru için hayrın anahtarı şerrin kilidi olmak, yeryüzündeki bütün Müslümanların sorumluluğudur. Bu vazife ve sorumluluk, bu gece yeryüzüne inen meleklere ve Cebrail aleyhisselâma eşlik edecek maneviyata uygun bir kulluğa sahip olmak için de yerine getirilmesi gereken bir ödevdir.
    Kadir Gecemiz mübarek olsun. Bu gece, Rabbimiz katındaki kadrimizin yücelmesine vesile olsun.
    Yâ Rab! Bu gece hürmetine, İslam coğrafyasında akan kan ve gözyaşlarının durmasını, bütün kardeşlerimizin bayrama huzur ve güven içerisinde ulaşmasını nasip eyle.
    “Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizi de affeyle”





+ Yorum Gönder