Konusunu Oylayın.: İslamda sarf akdi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslamda sarf akdi nedir?
  1. 03.Haziran.2015, 22:44
    1
    Misafir

    İslamda sarf akdi nedir?






    İslamda sarf akdi nedir? Mumsema Selamünaleyküm hayırlı akşamlar sarf akdi koşullarından birine uymadığımızda kar getiriside haram olur mu yani dövizi elden satmadığımızda sarf akdine girmiyor ama dövizin artışıyla kar yapmış oluyoruz bunun hükmü nedir ?


  2. 03.Haziran.2015, 22:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Selamünaleyküm hayırlı akşamlar sarf akdi koşullarından birine uymadığımızda kar getiriside haram olur mu yani dövizi elden satmadığımızda sarf akdine girmiyor ama dövizin artışıyla kar yapmış oluyoruz bunun hükmü nedir ?


    Benzer Konular

    - Sarf İlminin Önemi Nedir?

    - Nikah akdi ile ilgili hadisler

    - Kira akdi tek taraflı olarak feshedilebilir mi?

    - Muhâcir ve Ensâr Arasında Kardeşlik Akdi: Muâhât

    - Evli Olan Kadınlarla Nikâh Akdi Yapmak Haramdır

  3. 06.Haziran.2015, 21:53
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: islamda sarf akdi nedir?




    SARF AKDİ

    Mahiyeti:

    “Harcamak, para bozdurmak, geri çevirmek.” gibi mânâlara gelen sarf; “Aynı cinsten olsun veya olmasın, parayı para ile satmak.” demektir. Altının altınla, gümüşün gümüşle veya bunların tedavüldeki bir para ile ya da döviz çeşitlerinin biriyle mübadelesine “Sarf muâmelesi” denir.

    Günümüzdeki sarrafların veya döviz alım-satım yapan kişi ve kuruluşların muâmeleleri bu konu içinde yer alır.



    Sarf Muâmelesinin Şartları:

    1. İki bedelin peşin olarak ödenmesi:

    Bir sarf muâmelesinde tarafların birbirinden ayrılmadan önce her iki bedelin de taraflarca kabzedilmiş (teslim alınmış) olması gerekir. Taraflardan birisi veya her ikisi, bedeli teslim almadan ayrılsalar sarf muâmelesi ortadan kalkar. Alış-verişi sürdürmek istedikleri takdirde yeniden muâmele yapmaları gerekir.

    Eğer bedellerden birisi vâdeli olursa “Nesie fâizi” meydana gelir. Böyle bir durumda eğer sarraf müşterisine yardımcı olmak istiyorsa, meselâ verdiği altını karz-ı hasen yani borç olarak verebilir. Bu takdirde alıcı, teslim aldığı miktardaki altını sarrafa borçlanmış olur. Geri verme tarihinde aynı miktar ve ayardaki altını veya o tarihteki bedeli ne ise onu ödemesi gerekir. Ancak karz-ı hasendeki bu vâde hukuken değil ahlâk bakımından bağlayıcı olur. Sarrafın müşterisine yardımcı olması isteği ile husule gelmiştir.

    Sarf akdinde taraflardan birisi bedeli teslim almadan bulundukları yerden ayrılırsa satış fâsit olur. Bedellerin fiilen tesliminin gerçekleşmesi gerekir.

    2. Cins birliğinde eşit miktarların mübadelesi esası:

    Altın altınla gümüş gümüşle, bir cins döviz kendi cinsi ile değiştirilmek istendiğinde eşit miktarlar değiştirilebilir.

    Araya bir bedel girmeksizin kullanılmış altın yeni altınla değiştirilecekse, ancak eşit ağırlıkla değiştirilebilir. Çünkü bunlar öz madeninde eşittir. Sarraf kârsız olarak böyle bir mübadeleyi yapmak istemezse, önce kullanılmış altını satın alır, alıcı bunların bedeli ile ister o sarraftan, dilerse başka bir sarraftan yeniden zinet alabilir.

    3. Şart muhayyerliğinin bulunmaması:

    Sarf muamelelerinde iki tarafın şart muhayyerliği öne sürmesi câiz değildir. Meselâ sarraftan peşin para ile yüz gram altın alan kimsenin üç gün süreyle muhayyerlik sürmesi gibi.

    Sarf akdinde karşılıklı kabz (teslim alma) şart olduğu gibi böyle bir seçim hakkının bulunması mülkiyetin intikaline engel olur. Böyle bir sarf akdi fâsit olur.

    Kusur muhayyerliği ise her muamelede konuşulmasa bile var olan bir haktır. 22 ayar diye alınan bir bileziğin, sonradan 18 ayar olduğunun anlaşılması gibi. Bu durumda alıcının akdi bozma hakkı doğar.

    4. Vâde olmamalıdır:

    Sarf muamelesinde her iki taraf veya bir taraf için vâdenin bahis mevzuu olmaması gerekir. Aksi halde akit fâsit olur. Çünkü vâde teslim almayı erteler.

    Döviz Ticareti:

    Altın ve gümüşün gerek zinet ve gerekse sikkeli para olarak birbiriyle mubâdelesi câiz olduğu gibi, diğer mâdeni veya kâğıt paraların ya da satın alma gücünü devletlerin iktisadi gücünden alan kâğıt paraların birbiriyle mubâdelesi câizdir.

    Şu kadar var ki döviz alım-satımının peşin yapılması gerekir. Eğer vâdeli satış yapılırsa “Nesie fâizi” meydana gelir.

    Ashâb-ı kiram’dan Mâlik bin Evs -radiyallahu anh- yüz dinar altın parayı, gümüş para dirhemle değiştirmek istemişti. Talha bin Ubeydullah -radiyallahu anh- ile pazarlık yapıp anlaştılar ve Mâlik -radiyallahu anh- dinarları ona teslim etti. Diğeri, yanında dirhem bulunmadığı için bedelini akşam üzeri verebileceğini bildirdi. Bu alış-verişe şahit olan Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- tarafların birbirinden ayrılmadan önce bedellerinin peşin verilmesi gerektiğini söyledi.

    Abdullah bin Ömer -radiyallahu anhümâ- nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

    “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- in yanına vardım ve ‘Ben Bakî’de deve satıyorum. Dinar karşılığında satıp dirhem alıyorum. Dirhem karşılığında satıp dinar alıyorum.’ dedim.

    Buyurdu ki:

    “Aranızda henüz kabzedilmemiş bir şey varken henüz o meclisten ayrılmadan o günün rayicine göre altın yerine gümüş almanızda beis yoktur.” (Ebu Dâvud: 3354)


  4. 06.Haziran.2015, 21:53
    2
    Üye



    SARF AKDİ

    Mahiyeti:

    “Harcamak, para bozdurmak, geri çevirmek.” gibi mânâlara gelen sarf; “Aynı cinsten olsun veya olmasın, parayı para ile satmak.” demektir. Altının altınla, gümüşün gümüşle veya bunların tedavüldeki bir para ile ya da döviz çeşitlerinin biriyle mübadelesine “Sarf muâmelesi” denir.

    Günümüzdeki sarrafların veya döviz alım-satım yapan kişi ve kuruluşların muâmeleleri bu konu içinde yer alır.



    Sarf Muâmelesinin Şartları:

    1. İki bedelin peşin olarak ödenmesi:

    Bir sarf muâmelesinde tarafların birbirinden ayrılmadan önce her iki bedelin de taraflarca kabzedilmiş (teslim alınmış) olması gerekir. Taraflardan birisi veya her ikisi, bedeli teslim almadan ayrılsalar sarf muâmelesi ortadan kalkar. Alış-verişi sürdürmek istedikleri takdirde yeniden muâmele yapmaları gerekir.

    Eğer bedellerden birisi vâdeli olursa “Nesie fâizi” meydana gelir. Böyle bir durumda eğer sarraf müşterisine yardımcı olmak istiyorsa, meselâ verdiği altını karz-ı hasen yani borç olarak verebilir. Bu takdirde alıcı, teslim aldığı miktardaki altını sarrafa borçlanmış olur. Geri verme tarihinde aynı miktar ve ayardaki altını veya o tarihteki bedeli ne ise onu ödemesi gerekir. Ancak karz-ı hasendeki bu vâde hukuken değil ahlâk bakımından bağlayıcı olur. Sarrafın müşterisine yardımcı olması isteği ile husule gelmiştir.

    Sarf akdinde taraflardan birisi bedeli teslim almadan bulundukları yerden ayrılırsa satış fâsit olur. Bedellerin fiilen tesliminin gerçekleşmesi gerekir.

    2. Cins birliğinde eşit miktarların mübadelesi esası:

    Altın altınla gümüş gümüşle, bir cins döviz kendi cinsi ile değiştirilmek istendiğinde eşit miktarlar değiştirilebilir.

    Araya bir bedel girmeksizin kullanılmış altın yeni altınla değiştirilecekse, ancak eşit ağırlıkla değiştirilebilir. Çünkü bunlar öz madeninde eşittir. Sarraf kârsız olarak böyle bir mübadeleyi yapmak istemezse, önce kullanılmış altını satın alır, alıcı bunların bedeli ile ister o sarraftan, dilerse başka bir sarraftan yeniden zinet alabilir.

    3. Şart muhayyerliğinin bulunmaması:

    Sarf muamelelerinde iki tarafın şart muhayyerliği öne sürmesi câiz değildir. Meselâ sarraftan peşin para ile yüz gram altın alan kimsenin üç gün süreyle muhayyerlik sürmesi gibi.

    Sarf akdinde karşılıklı kabz (teslim alma) şart olduğu gibi böyle bir seçim hakkının bulunması mülkiyetin intikaline engel olur. Böyle bir sarf akdi fâsit olur.

    Kusur muhayyerliği ise her muamelede konuşulmasa bile var olan bir haktır. 22 ayar diye alınan bir bileziğin, sonradan 18 ayar olduğunun anlaşılması gibi. Bu durumda alıcının akdi bozma hakkı doğar.

    4. Vâde olmamalıdır:

    Sarf muamelesinde her iki taraf veya bir taraf için vâdenin bahis mevzuu olmaması gerekir. Aksi halde akit fâsit olur. Çünkü vâde teslim almayı erteler.

    Döviz Ticareti:

    Altın ve gümüşün gerek zinet ve gerekse sikkeli para olarak birbiriyle mubâdelesi câiz olduğu gibi, diğer mâdeni veya kâğıt paraların ya da satın alma gücünü devletlerin iktisadi gücünden alan kâğıt paraların birbiriyle mubâdelesi câizdir.

    Şu kadar var ki döviz alım-satımının peşin yapılması gerekir. Eğer vâdeli satış yapılırsa “Nesie fâizi” meydana gelir.

    Ashâb-ı kiram’dan Mâlik bin Evs -radiyallahu anh- yüz dinar altın parayı, gümüş para dirhemle değiştirmek istemişti. Talha bin Ubeydullah -radiyallahu anh- ile pazarlık yapıp anlaştılar ve Mâlik -radiyallahu anh- dinarları ona teslim etti. Diğeri, yanında dirhem bulunmadığı için bedelini akşam üzeri verebileceğini bildirdi. Bu alış-verişe şahit olan Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- tarafların birbirinden ayrılmadan önce bedellerinin peşin verilmesi gerektiğini söyledi.

    Abdullah bin Ömer -radiyallahu anhümâ- nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

    “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- in yanına vardım ve ‘Ben Bakî’de deve satıyorum. Dinar karşılığında satıp dirhem alıyorum. Dirhem karşılığında satıp dinar alıyorum.’ dedim.

    Buyurdu ki:

    “Aranızda henüz kabzedilmemiş bir şey varken henüz o meclisten ayrılmadan o günün rayicine göre altın yerine gümüş almanızda beis yoktur.” (Ebu Dâvud: 3354)


  5. 08.Haziran.2015, 01:46
    3
    Misafir

    Cevap: islamda sarf akdi nedir?

    Hocam tam olarak sorduğum aslında sarf akdi koşullarına uymayan kar getirisi helal midir Allah razı olsun


  6. 08.Haziran.2015, 01:46
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Hocam tam olarak sorduğum aslında sarf akdi koşullarına uymayan kar getirisi helal midir Allah razı olsun





+ Yorum Gönder