Konusunu Oylayın.: Dini istismar etmek ne demek

5 üzerinden 3.00 | Toplam : 2 kişi
Dini istismar etmek ne demek
  1. 14.Mayıs.2015, 02:08
    1
    Misafir

    Dini istismar etmek ne demek

  2. 14.Mayıs.2015, 10:52
    2
    Misafir

    Cevap: Dini istismar etmek ne demek




    Din İstismarı

    Dini dünyalık menfaat için kullanmaya, kimi gizli emellerin üzerini dinle örtmeye din istismarı denir.

    Biz müslümanlar olarak bu istismarı sadece yerini İslâm’ın karşısında seçenlerden görmedik. Ne yazık ki kimi dost ve kardeş bildiklerimiz de bu cürmü işlediler bazen. Kimileri cehalet ve gafleti yüzünden, kimileri de iman zafiyetiyle yakasını nefsine ve dünyaya kaptırdığı için.

    İstismar dinin ve dindarlığın en büyük düşmanlarından biridir ve buna karşı ferasetli ve dikkatli olmak gerekir.

    Geçtiğimiz aylarda, bir giyim firması hakkında bir dava açılmıştı. Davanın sebebi firmanın kullandığı markaydı. Daha açıkça söylersek, firma “Kutsal dinî kavramların manevi içeriğinin tahrip edildiği, din istismarı sonucu ticari kazanç elde edildiği, herkes tarafından kutsal kabul edilen bir kavramı marka haline getirerek benzer markalar karşısında haksız kazanç oluşmasına neden olduğu” gerekçeleriyle suçlanıyordu.

    Böyle dinî atıfları olan kelime ve kavramların marka olarak kullanıldığı durumlarda ilk tepki olarak lehte tavır alırız. Dinî hassasiyet sahibi insanlar olarak sempati duyarız. İşte bugünkü ticarî zihniyete göre o kelimelerin seçilmesi tam da bu sebepledir. İddianamede yer alan ifadeler hiç de yabana atılır cinsten değil. Burada hakikaten bilerek-bilmeyerek bir istismar kokusu hissedilir.

    Kim neyi istismar ediyor?

    “Din istismarı” son yıllara kadar daha sık işittiğimiz bir kavramdı. Dönem dönem kızışan politik ortamda din istismarı suçlamaları daha çok dindarlara yöneltiliyordu. Suçlamayı yapanlar ise dine daha mesafeli gözükenler idi.

    Oysa bu kez dindar kesim kendi içinde bir temizliğe çağrı yaparken kullanıyor istismar kelimesini. “Dindar kesim” derken, bu ifadenin bir ağız alışkanlığı olduğunu hatırlamak gerekiyor. Aslında bu toplumun her kesimi her devirde İslâm’la bir şekilde temas içinde bulunmuştur. Bugün için farklı olan durum dine, dinin unsurlarına atıf yapan faaliyetlerin artmış olmasıdır. İşte bu nedenle sorgulama çağrısı önemini koruyor.

    Gerçekten de bugün yayın dünyasından pazarlama şirketlerine, vakıflardan eğitim kurumlarına kadar dinin bir “etiket”e dönüştürüldüğüne sıkça rastlıyoruz. Bu sadece İslâmî kimlik iddiası taşıyanlara has bir durum değil. Özellikle ramazan aylarında merkez medyanın dinî içerikli promosyonlarına, çokuluslu şirketlerin bile reklamlarında İslâmî unsurlara yer verdiğine şahit oluyoruz.

    Temiz niyetle yola çıkanları tenzih ediyoruz. Fakat her iyi niyetin bir faydaya karşılık geleceğinin garantisi yok. Bu bakımdan dinin istismar edilmesi konusunda önce duyarlı olmamız, sonra da en temel insanî hasleti, samimiyeti canlandırmamız gerekiyor.

    İstismar, sömürü, değersizleştirme

    ‘Din istismarı’nın bir suçlama olarak genellikle müslümanlara karşı kullanıldığını biliyoruz. Örneğin, herhangi bir İslâmî kuruma karşı bir yıpratma kampanyası düzenlenecekse, ilk akla gelen saldırı yöntemi dini istismar etmekle suçlamak. Diyelim ki bu kurum bir Kur’an kursu. Hemen kursun yöneticileri hakkında olmadık iddialar öne sürülür, buradaki hocaların dini kendi çıkarlarına alet ettikleri, kendi ceplerinden başka dertleri olmadığı propaganda edilir.

    Aslında bu tip suçlamaların sahipleri “din istismarı”nı bir istismar aracına dönüştürmektedir. Fakat bu tür sözler o kadar sık tekrarlandı ki, sonunda saldırının ucu dinin temel değerlerine uzandı. Kur’an kursları bir ilim ve ahlâk yuvası değil sanki bir istismar merkezi, her hoca da bir çıkarcı olarak gösterilmeye çalışıldı. Böylece İslâmî faaliyetlere mesafeli durmaya iten bir anlayış belli ölçüde yerleşti.

    Bugün müslümanlar arasında dinî terimlerin, isimlerin, göndermelerin bir istismara maruz kalması tehlikesinde de benzer bir tehlike söz konusu. “Miraç asansör” veya “Tekbir sucuk” gibi markalar da dinimizin temel değerlerinin içini boşaltmıyor mu? Yani miraç, ihlâs, tekbir, tevhid, zemzem, hicap, tesettür denince artık İslâmî kavram ve hisler yerine bu kelimeleri kullanan marka ve ürünler aklımıza gelmeyecek mi? Zaten gelmiyor mu?

    İstismarın kelime anlamı yeterince açık. Kötüye kullanma, sömürme gibi son derece olumsuz manalar bunlar. İngilizcede ise istismar için kullanılan kelimelerden birisi “abuse”. İngilizce-Türkçe bir sözlükten bu kelimenin anlamını okumak, istismardaki tehlikenin dehşetini yeterince anlatıyor. Abuse, kötüye kullanmak, taciz etmek, suistimal etmek, kötü emellerine alet etmek, kötü davranmak, tecavüz etmek demek. Bu anlam çerçevesinden bakınca mesele dinin temel yapısına zarar vermeye kadar uzanıyor.

    İstismarın “kötüye kullanma” anlamını niyet konusu üzerinden hassasiyetle düşünmemiz gerekir. Çünkü halis niyetlerle dine hizmet etmek için yapılan işleri anlamadan dinlemeden topyekün istismarcılık olarak suçlamak son derece yanlıştır. Dinî faaliyetlerin yukarıda belirttiğimiz gibi dini istismar çabaları olduğuna dair yaygın bir propaganda zaten var. Ne yazık ki bu propagandanın ve kimi kötü örneklerin tesiriyle bazı namazında niyazında insanlar da temiz niyetli, faydalı işler yapan organizasyonlara bu gözle bakabiliyor.

    Hem istismar tehlikesini hem de bu yöndeki suçlamaları bertaraf etmek için girişilen işlerde daima samimiyetimizi ölçmemiz gerekiyor. Dinimizin koyduğu sınırlardan taviz vermeden niyet ettiğimiz işi en güzel şekilde yerine getirmeye azami dikkat göstermek İslâmî bir faaliyetin olmazsa olmazıdır.

    Böyle hayırlı faaliyetlerde İslâm’ın hüküm ve ölçülerine riayet etmemiz, izlediğimiz usulün sıhhatini sürekli kontrol etmemiz gerekir. Mesela hak hukuk tanıyor muyuz? Yoksa “işlerin tabiatı böyle” deyip o anda işimize nasıl geliyorsa öyle mi hareket ediliyor? Kendi doğruluğumuzu sorgulayabiliyor muyuz, yoksa doğruluk ahkâmı mı satıyoruz?
    Semerkand Dergisi


  3. 14.Mayıs.2015, 10:52
    2
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Din İstismarı

    Dini dünyalık menfaat için kullanmaya, kimi gizli emellerin üzerini dinle örtmeye din istismarı denir.

    Biz müslümanlar olarak bu istismarı sadece yerini İslâm’ın karşısında seçenlerden görmedik. Ne yazık ki kimi dost ve kardeş bildiklerimiz de bu cürmü işlediler bazen. Kimileri cehalet ve gafleti yüzünden, kimileri de iman zafiyetiyle yakasını nefsine ve dünyaya kaptırdığı için.

    İstismar dinin ve dindarlığın en büyük düşmanlarından biridir ve buna karşı ferasetli ve dikkatli olmak gerekir.

    Geçtiğimiz aylarda, bir giyim firması hakkında bir dava açılmıştı. Davanın sebebi firmanın kullandığı markaydı. Daha açıkça söylersek, firma “Kutsal dinî kavramların manevi içeriğinin tahrip edildiği, din istismarı sonucu ticari kazanç elde edildiği, herkes tarafından kutsal kabul edilen bir kavramı marka haline getirerek benzer markalar karşısında haksız kazanç oluşmasına neden olduğu” gerekçeleriyle suçlanıyordu.

    Böyle dinî atıfları olan kelime ve kavramların marka olarak kullanıldığı durumlarda ilk tepki olarak lehte tavır alırız. Dinî hassasiyet sahibi insanlar olarak sempati duyarız. İşte bugünkü ticarî zihniyete göre o kelimelerin seçilmesi tam da bu sebepledir. İddianamede yer alan ifadeler hiç de yabana atılır cinsten değil. Burada hakikaten bilerek-bilmeyerek bir istismar kokusu hissedilir.

    Kim neyi istismar ediyor?

    “Din istismarı” son yıllara kadar daha sık işittiğimiz bir kavramdı. Dönem dönem kızışan politik ortamda din istismarı suçlamaları daha çok dindarlara yöneltiliyordu. Suçlamayı yapanlar ise dine daha mesafeli gözükenler idi.

    Oysa bu kez dindar kesim kendi içinde bir temizliğe çağrı yaparken kullanıyor istismar kelimesini. “Dindar kesim” derken, bu ifadenin bir ağız alışkanlığı olduğunu hatırlamak gerekiyor. Aslında bu toplumun her kesimi her devirde İslâm’la bir şekilde temas içinde bulunmuştur. Bugün için farklı olan durum dine, dinin unsurlarına atıf yapan faaliyetlerin artmış olmasıdır. İşte bu nedenle sorgulama çağrısı önemini koruyor.

    Gerçekten de bugün yayın dünyasından pazarlama şirketlerine, vakıflardan eğitim kurumlarına kadar dinin bir “etiket”e dönüştürüldüğüne sıkça rastlıyoruz. Bu sadece İslâmî kimlik iddiası taşıyanlara has bir durum değil. Özellikle ramazan aylarında merkez medyanın dinî içerikli promosyonlarına, çokuluslu şirketlerin bile reklamlarında İslâmî unsurlara yer verdiğine şahit oluyoruz.

    Temiz niyetle yola çıkanları tenzih ediyoruz. Fakat her iyi niyetin bir faydaya karşılık geleceğinin garantisi yok. Bu bakımdan dinin istismar edilmesi konusunda önce duyarlı olmamız, sonra da en temel insanî hasleti, samimiyeti canlandırmamız gerekiyor.

    İstismar, sömürü, değersizleştirme

    ‘Din istismarı’nın bir suçlama olarak genellikle müslümanlara karşı kullanıldığını biliyoruz. Örneğin, herhangi bir İslâmî kuruma karşı bir yıpratma kampanyası düzenlenecekse, ilk akla gelen saldırı yöntemi dini istismar etmekle suçlamak. Diyelim ki bu kurum bir Kur’an kursu. Hemen kursun yöneticileri hakkında olmadık iddialar öne sürülür, buradaki hocaların dini kendi çıkarlarına alet ettikleri, kendi ceplerinden başka dertleri olmadığı propaganda edilir.

    Aslında bu tip suçlamaların sahipleri “din istismarı”nı bir istismar aracına dönüştürmektedir. Fakat bu tür sözler o kadar sık tekrarlandı ki, sonunda saldırının ucu dinin temel değerlerine uzandı. Kur’an kursları bir ilim ve ahlâk yuvası değil sanki bir istismar merkezi, her hoca da bir çıkarcı olarak gösterilmeye çalışıldı. Böylece İslâmî faaliyetlere mesafeli durmaya iten bir anlayış belli ölçüde yerleşti.

    Bugün müslümanlar arasında dinî terimlerin, isimlerin, göndermelerin bir istismara maruz kalması tehlikesinde de benzer bir tehlike söz konusu. “Miraç asansör” veya “Tekbir sucuk” gibi markalar da dinimizin temel değerlerinin içini boşaltmıyor mu? Yani miraç, ihlâs, tekbir, tevhid, zemzem, hicap, tesettür denince artık İslâmî kavram ve hisler yerine bu kelimeleri kullanan marka ve ürünler aklımıza gelmeyecek mi? Zaten gelmiyor mu?

    İstismarın kelime anlamı yeterince açık. Kötüye kullanma, sömürme gibi son derece olumsuz manalar bunlar. İngilizcede ise istismar için kullanılan kelimelerden birisi “abuse”. İngilizce-Türkçe bir sözlükten bu kelimenin anlamını okumak, istismardaki tehlikenin dehşetini yeterince anlatıyor. Abuse, kötüye kullanmak, taciz etmek, suistimal etmek, kötü emellerine alet etmek, kötü davranmak, tecavüz etmek demek. Bu anlam çerçevesinden bakınca mesele dinin temel yapısına zarar vermeye kadar uzanıyor.

    İstismarın “kötüye kullanma” anlamını niyet konusu üzerinden hassasiyetle düşünmemiz gerekir. Çünkü halis niyetlerle dine hizmet etmek için yapılan işleri anlamadan dinlemeden topyekün istismarcılık olarak suçlamak son derece yanlıştır. Dinî faaliyetlerin yukarıda belirttiğimiz gibi dini istismar çabaları olduğuna dair yaygın bir propaganda zaten var. Ne yazık ki bu propagandanın ve kimi kötü örneklerin tesiriyle bazı namazında niyazında insanlar da temiz niyetli, faydalı işler yapan organizasyonlara bu gözle bakabiliyor.

    Hem istismar tehlikesini hem de bu yöndeki suçlamaları bertaraf etmek için girişilen işlerde daima samimiyetimizi ölçmemiz gerekiyor. Dinimizin koyduğu sınırlardan taviz vermeden niyet ettiğimiz işi en güzel şekilde yerine getirmeye azami dikkat göstermek İslâmî bir faaliyetin olmazsa olmazıdır.

    Böyle hayırlı faaliyetlerde İslâm’ın hüküm ve ölçülerine riayet etmemiz, izlediğimiz usulün sıhhatini sürekli kontrol etmemiz gerekir. Mesela hak hukuk tanıyor muyuz? Yoksa “işlerin tabiatı böyle” deyip o anda işimize nasıl geliyorsa öyle mi hareket ediliyor? Kendi doğruluğumuzu sorgulayabiliyor muyuz, yoksa doğruluk ahkâmı mı satıyoruz?
    Semerkand Dergisi


  4. 14.Mayıs.2015, 15:03
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Dini istismar etmek ne demek

    Dini istismar, dini kendi çıkarlarına alet etmek anlamında kullanılır.


  5. 14.Mayıs.2015, 15:03
    3
    Üye
    Dini istismar, dini kendi çıkarlarına alet etmek anlamında kullanılır.





+ Yorum Gönder