Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin ümmetine şahit olması ne anlama gelir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimizin ümmetine şahit olması ne anlama gelir?
  1. 07.Nisan.2015, 15:07
    1
    Misafir

    Peygamberimizin ümmetine şahit olması ne anlama gelir?






    Peygamberimizin ümmetine şahit olması ne anlama gelir? Mumsema Peygamberimizin ümmetine şahit olması ne demektir?


  2. 15.Nisan.2015, 09:11
    2
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Peygamberimizin ümmetine şahit olması ne anlama gelir?




    Şehîd ismi, müşahede edilebilir varlıklar söz konusu olduğunda “örnek ve model” anlamını da içerir. Allah bizzat müşahede edilebilir varlıklardan olmadığı için, Allah’ın Şehîd olmasında “örnek ve model” manası kesinlikle aranamaz. Fakat peygamberler için kullanılan şehîd sıfatı, “örnek ve model” manasını içerir.



    Peygamberlerin gönderildikleri topluma “örnek ve model” anlamında şehîd kılındıkları izahtan varestedir. Kur’an’da Hz. İbrahim ve Hz. Peygamber için kullanılan usvetun hasenetun (güzel bir örnek) tabiri de, peygamberlerin şehîd oluşları kapsamında değerlendirilmelidir.



    Hz. Muhammed aleyhisselam şahit olarak gönderilmiştir. Şu âyet, bu hakikati müteaddit olarak söyleyen âyetlerden sadece biridir:



    يَاۤ اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّاۤ اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًا ﴿٤٥﴾



    “Sen ey Peygamber! Şüphe yok ki Biz seni şâhit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Ahzâb 33:45).



    Allah Rasulü’nün şahit olması, ümmetine tanık olmasıdır. Zira Hesap Günü, peygamberlik görevini yapıp yapmadığından Allah huzurunda hesaba çekilecektir. (7:6). Bu yüzdendir ki, Allah Rasulü, hayata veda etmeden hemen önce gerçekleştirdiği ilk ve son haccında irat ettiği veda hutbelerinde üç kez “Bakın! Tebliğ ettim mi?” diye sormuştur. “Evet, işittik ve itaat ettik ya Rasulallah!” cevabını alınca da; “Şahid ol ya Rab!” demiştir. Bu, hem şahit olmanın, hem de şahit kılmanın telaşıydı.



    Allah Rasulü, yalnızca şahit olarak gönderilmemişti. O aynı zamanda, şehîd olarak da gönderilmişti. Onun şehîd olarak gönderilmesi, gönderildiği insanlara “örnek ve model” olması anlamını taşıyordu. İşte ona bu sorumluluğu yükleyen âyet:



    وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَاۤءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَه۪يدًا ﴿١٤٣﴾



    “İşte böylece sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Rasul de size örnek ve model olsun.” (Bakara 2:143).



    Hz. Peygamber’e yüklenen sorumluluk şahid olmasının yanında ayrıca bir de şehîd olmasıdır. Şehîd olmak, insanlara model ve örnek olmaktır. Bunun anlamı, tebliğ ettiği hayat tarzını önce kendi hayatında yaşamasıdır. Kur’an örnek ve model bir hayat yaşamaya, “şehîd olmak” diyor.



    Elçi’nin şehîd olması gereken kitle, ümmettir. Zira elçi ümmetin imamıdır. İmam, “anne anlamındaki umm kökünden gelir. Yani imam, “ana yürekli adam” demektir. Hz. Peygamber’den istenen, ana yürekli olmasıdır. Zira annelerin evladına şefkat ve merhameti daha üstündür. Peygamberlerin de ümmetlerine, annenin evladına duyduğu şefkat gibi şefkat duyması istenmektedir. Ümmete şefkat ve merhamet göstermenin Allah indindeki en güzel karşılığı, onların “örnek” alabileceği, model olarak üretebilecekleri bir hayatı yaşamaktır.



    Şehîd olmak, sadece Rasulün ümmetine karşı görevi değildir. Şehîd olmak, aynı zamanda ümmetin insanlığa karşı görevidir. Âyette ifade buyrulan ikinci hakikat budur.



    Şuhed⒠kelimesi şehîd’in çoğuludur. Ümmet-i Muhammed’den insanlığa “örnek ve model bir ümmet” olması istenmektedir. Adeta şöyle söylenmektedir: Nasıl ki Rasul size yaşadığı hayatla örnek ve model olduysa, siz de bütün bir insanlık için öyle olun. Ümmet olarak öyle bir model ortaya koyun ki, başka ümmetler ve milletler sizi örnek alsın.



    Sözün özü: Şehîd olmak örnek olmaktır. Şehîd olmak, insanın üzerinde söz hakkı olan değerlerini imanına şahit kılmaktır. Bunu yapanlar ilahi mahkemede sanık olarak değil, tanık olarak arz-ı endam eder.



    M . İslamoğlu



  3. 15.Nisan.2015, 09:11
    2
    Mum Ve Merhem Olabilmek..



    Şehîd ismi, müşahede edilebilir varlıklar söz konusu olduğunda “örnek ve model” anlamını da içerir. Allah bizzat müşahede edilebilir varlıklardan olmadığı için, Allah’ın Şehîd olmasında “örnek ve model” manası kesinlikle aranamaz. Fakat peygamberler için kullanılan şehîd sıfatı, “örnek ve model” manasını içerir.



    Peygamberlerin gönderildikleri topluma “örnek ve model” anlamında şehîd kılındıkları izahtan varestedir. Kur’an’da Hz. İbrahim ve Hz. Peygamber için kullanılan usvetun hasenetun (güzel bir örnek) tabiri de, peygamberlerin şehîd oluşları kapsamında değerlendirilmelidir.



    Hz. Muhammed aleyhisselam şahit olarak gönderilmiştir. Şu âyet, bu hakikati müteaddit olarak söyleyen âyetlerden sadece biridir:



    يَاۤ اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّاۤ اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًا ﴿٤٥﴾



    “Sen ey Peygamber! Şüphe yok ki Biz seni şâhit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Ahzâb 33:45).



    Allah Rasulü’nün şahit olması, ümmetine tanık olmasıdır. Zira Hesap Günü, peygamberlik görevini yapıp yapmadığından Allah huzurunda hesaba çekilecektir. (7:6). Bu yüzdendir ki, Allah Rasulü, hayata veda etmeden hemen önce gerçekleştirdiği ilk ve son haccında irat ettiği veda hutbelerinde üç kez “Bakın! Tebliğ ettim mi?” diye sormuştur. “Evet, işittik ve itaat ettik ya Rasulallah!” cevabını alınca da; “Şahid ol ya Rab!” demiştir. Bu, hem şahit olmanın, hem de şahit kılmanın telaşıydı.



    Allah Rasulü, yalnızca şahit olarak gönderilmemişti. O aynı zamanda, şehîd olarak da gönderilmişti. Onun şehîd olarak gönderilmesi, gönderildiği insanlara “örnek ve model” olması anlamını taşıyordu. İşte ona bu sorumluluğu yükleyen âyet:



    وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَاۤءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَه۪يدًا ﴿١٤٣﴾



    “İşte böylece sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Rasul de size örnek ve model olsun.” (Bakara 2:143).



    Hz. Peygamber’e yüklenen sorumluluk şahid olmasının yanında ayrıca bir de şehîd olmasıdır. Şehîd olmak, insanlara model ve örnek olmaktır. Bunun anlamı, tebliğ ettiği hayat tarzını önce kendi hayatında yaşamasıdır. Kur’an örnek ve model bir hayat yaşamaya, “şehîd olmak” diyor.



    Elçi’nin şehîd olması gereken kitle, ümmettir. Zira elçi ümmetin imamıdır. İmam, “anne anlamındaki umm kökünden gelir. Yani imam, “ana yürekli adam” demektir. Hz. Peygamber’den istenen, ana yürekli olmasıdır. Zira annelerin evladına şefkat ve merhameti daha üstündür. Peygamberlerin de ümmetlerine, annenin evladına duyduğu şefkat gibi şefkat duyması istenmektedir. Ümmete şefkat ve merhamet göstermenin Allah indindeki en güzel karşılığı, onların “örnek” alabileceği, model olarak üretebilecekleri bir hayatı yaşamaktır.



    Şehîd olmak, sadece Rasulün ümmetine karşı görevi değildir. Şehîd olmak, aynı zamanda ümmetin insanlığa karşı görevidir. Âyette ifade buyrulan ikinci hakikat budur.



    Şuhed⒠kelimesi şehîd’in çoğuludur. Ümmet-i Muhammed’den insanlığa “örnek ve model bir ümmet” olması istenmektedir. Adeta şöyle söylenmektedir: Nasıl ki Rasul size yaşadığı hayatla örnek ve model olduysa, siz de bütün bir insanlık için öyle olun. Ümmet olarak öyle bir model ortaya koyun ki, başka ümmetler ve milletler sizi örnek alsın.



    Sözün özü: Şehîd olmak örnek olmaktır. Şehîd olmak, insanın üzerinde söz hakkı olan değerlerini imanına şahit kılmaktır. Bunu yapanlar ilahi mahkemede sanık olarak değil, tanık olarak arz-ı endam eder.



    M . İslamoğlu



  4. 15.Nisan.2015, 09:12
    3
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Peygamberimizin ümmetine şahit olması ne anlama gelir?

    *“Sen ey Peygamber! Şüphe yok ki Biz seni şâhit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Ahzâb 33:45).



    - Ahzab suresinin 45. ayetinde yer alan “şahit”lik konusu bir kaç şekilde yorumlanmıştır:

    a) Hz. Peygamber (asm), kıyamet gününde bütün insanlar hakkında yapacağı şahitlik.

    b) Hz. Peygamber, Allah’ın vahdaniyetine/tevhid inancına şahitlik yapmaktadır.

    c) Hz. Peygamber, dünyada iken, ahiretin varlığına, oradaki cennet-cehennem gibi saadet ve şekavet yerlerine şahadet ettiği gibi, ahirette de dünyada yapılan itaat ve isyanlara şahitlik edecektir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

    Buradaki şahitlik, Hz. Peygamberin (haşa Allah gibi) her şeyi bildiği anlamına asla gelmez. Bu şahitlik daha çok vahyin öğretisine dayalı olarak ortaya çıkan bilgiye göredir. Nitekim biz de “kelime-i şahadet” ile iman ederiz. İlmel-yakin, aynel-yakin, hakkal-yakin derecesinde görülen gerçeklere dayalı olarak yapılan şahadetler derce derecedir ve elbette çok farklıdır. Bizim şahadetimiz ile Resulullah’ın şahadeti de şüphesiz yerden göğe farklıdır.

    d) Bu şahitlik, kimin vahyi tasdik kimin tekzip ettiği, dolayısıyla kimin mükâfat kimin cezayı hak ettiğine dair şahitliktir. (Beydavî, ilgili yer)

    Bu yorumdan da anlaşılıyor ki, Hz. Peygamberin bu şahitliği mutlak gaybı bilmek manasında değil, Allah’ın vahyine dayanan bir bilgidir.

    Nitekim bazı alimler de bu bilginin “Kitap ve sünnet”e bağlı olarak bilinen bilgi olduğunu bildirmişlerdir. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

    “O (Allah) bütün gaybı bilir. Fakat bildirmek istediği peygamberler dışında gaybını hiç kimseye açmaz.” (Cin, 72/26-27) mealindeki ayetten açıkça anlaşıldığı gibi, Hz. Peygamber Allah’ın bildirmediği, öğretmediği gaybın hiçbir bilgisine sahip değildir.

    Şüphesiz, o, Allah’ın bildirdiği dünya ve ahiretle ilgili pek çok bilgiye de sahiptir. Onun öğrencileri olan evliyalar bile Allah’ın öğretmesiyle keramet nevinden bazı gaybi bilgilere ulaştıklarına göre, kendisinin onlardan bin kata daha fazla böyle bir ilahî ikrama mazhar olması açıktır.
    Selam ve dua ile...



    Sorularla İslamiyet



  5. 15.Nisan.2015, 09:12
    3
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    *“Sen ey Peygamber! Şüphe yok ki Biz seni şâhit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Ahzâb 33:45).



    - Ahzab suresinin 45. ayetinde yer alan “şahit”lik konusu bir kaç şekilde yorumlanmıştır:

    a) Hz. Peygamber (asm), kıyamet gününde bütün insanlar hakkında yapacağı şahitlik.

    b) Hz. Peygamber, Allah’ın vahdaniyetine/tevhid inancına şahitlik yapmaktadır.

    c) Hz. Peygamber, dünyada iken, ahiretin varlığına, oradaki cennet-cehennem gibi saadet ve şekavet yerlerine şahadet ettiği gibi, ahirette de dünyada yapılan itaat ve isyanlara şahitlik edecektir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

    Buradaki şahitlik, Hz. Peygamberin (haşa Allah gibi) her şeyi bildiği anlamına asla gelmez. Bu şahitlik daha çok vahyin öğretisine dayalı olarak ortaya çıkan bilgiye göredir. Nitekim biz de “kelime-i şahadet” ile iman ederiz. İlmel-yakin, aynel-yakin, hakkal-yakin derecesinde görülen gerçeklere dayalı olarak yapılan şahadetler derce derecedir ve elbette çok farklıdır. Bizim şahadetimiz ile Resulullah’ın şahadeti de şüphesiz yerden göğe farklıdır.

    d) Bu şahitlik, kimin vahyi tasdik kimin tekzip ettiği, dolayısıyla kimin mükâfat kimin cezayı hak ettiğine dair şahitliktir. (Beydavî, ilgili yer)

    Bu yorumdan da anlaşılıyor ki, Hz. Peygamberin bu şahitliği mutlak gaybı bilmek manasında değil, Allah’ın vahyine dayanan bir bilgidir.

    Nitekim bazı alimler de bu bilginin “Kitap ve sünnet”e bağlı olarak bilinen bilgi olduğunu bildirmişlerdir. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

    “O (Allah) bütün gaybı bilir. Fakat bildirmek istediği peygamberler dışında gaybını hiç kimseye açmaz.” (Cin, 72/26-27) mealindeki ayetten açıkça anlaşıldığı gibi, Hz. Peygamber Allah’ın bildirmediği, öğretmediği gaybın hiçbir bilgisine sahip değildir.

    Şüphesiz, o, Allah’ın bildirdiği dünya ve ahiretle ilgili pek çok bilgiye de sahiptir. Onun öğrencileri olan evliyalar bile Allah’ın öğretmesiyle keramet nevinden bazı gaybi bilgilere ulaştıklarına göre, kendisinin onlardan bin kata daha fazla böyle bir ilahî ikrama mazhar olması açıktır.
    Selam ve dua ile...



    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder