Konusunu Oylayın.: Kul hakkı yedim böyle bir telafi olabilir mi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kul hakkı yedim böyle bir telafi olabilir mi
  1. 16.Mart.2015, 21:08
    1
    Misafir

    Kul hakkı yedim böyle bir telafi olabilir mi






    Kul hakkı yedim böyle bir telafi olabilir mi Mumsema Ben on dört yaşındayım ama ilme yöneldikçe günahlarım aklıma geliyor ve vicdan azabı duyuyorum. on iki yaşımdayken Türkçeden proje almıştım. (ergindim) . hoca bana şiir okuma görevi vermişti ben de yaptım. onbeş tane demiştişiirimi okudum sonra yorumlara geçildi birisi uzun yapsaydın daha iyi olurdu dedi hoca da ben demiştim ona 'diyip sana tane demiştim demi dedi ben de evet der gibi onay verdim. Ben bu kul hakkını nasıl öderim? Allah rızası için söyleyin her gün aklıma geliyor. DİYORUM Ki hani her not önemli ya aldığımız puanlar liseye geçiş için: sınav yapabildiğim soruyu boş bıraksam onun yerine denk gelir mi? mesela on puanlık bildiğim bi soruyu yapmasam denkleşmiş olur mu?.


  2. 16.Mart.2015, 21:08
    1
    BerrinNurr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    BerrinNurr
    Misafir



    Ben on dört yaşındayım ama ilme yöneldikçe günahlarım aklıma geliyor ve vicdan azabı duyuyorum. on iki yaşımdayken Türkçeden proje almıştım. (ergindim) . hoca bana şiir okuma görevi vermişti ben de yaptım. onbeş tane demiştişiirimi okudum sonra yorumlara geçildi birisi uzun yapsaydın daha iyi olurdu dedi hoca da ben demiştim ona 'diyip sana tane demiştim demi dedi ben de evet der gibi onay verdim. Ben bu kul hakkını nasıl öderim? Allah rızası için söyleyin her gün aklıma geliyor. DİYORUM Ki hani her not önemli ya aldığımız puanlar liseye geçiş için: sınav yapabildiğim soruyu boş bıraksam onun yerine denk gelir mi? mesela on puanlık bildiğim bi soruyu yapmasam denkleşmiş olur mu?.


    Benzer Konular

    - Kul Hakkı Yedim Pişmanım

    - Kul Hakkı Yedim mi?

    - Kul hakkı yedim nasıl öderim ?

    - Kul hakkı nasıl telafi edilir?

    - 16 yaslarında iken birkere kul hakkı yedim

  3. 20.Mart.2015, 04:39
    2
    halilcan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2014
    Üye No: 104101
    Mesaj Sayısı: 390
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Kul hakkı yedim böyle bir telafi olabilir mi




    bu kadar özen göstermeniz çok güzel ama vesvese de yapmamak lazım. Kul hakkı mı bilemiyorum fakat sınavda boş bırakmayın bence, belkide kul hakkı değildir, sevap işleyip onlara bagıslamak ve Allahtan af dilemek iyi olur. Kopya vs cekmemek lazım, onlarda kul hakkı.


  4. 20.Mart.2015, 04:39
    2
    halilcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    bu kadar özen göstermeniz çok güzel ama vesvese de yapmamak lazım. Kul hakkı mı bilemiyorum fakat sınavda boş bırakmayın bence, belkide kul hakkı değildir, sevap işleyip onlara bagıslamak ve Allahtan af dilemek iyi olur. Kopya vs cekmemek lazım, onlarda kul hakkı.


  5. 20.Mart.2015, 05:14
    3
    halilcan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2014
    Üye No: 104101
    Mesaj Sayısı: 390
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Kul hakkı yedim böyle bir telafi olabilir mi

    Helalleşme imkanı olmayan kul hakkı konusunda bilgi verir misiniz? Acaba yüce Allah, Settar ismi şerifinin gereği olarak, kul hakkına giren günahları gizler mi?

    Değerli kardeşimiz;

    Kul hakkını ancak kul affeder. Buna göre, daha dünyada iken bu hakkı telafi etmenin yolunu bulmak gerekir. Şayet bulamaz isek, ahirete kalmış olur ki, bu durum daha tehlikelidir. Şayet üzerimizde kul hakkı olan adam ölmüş ise, varislerine bu hakkı vermek gerekir.

    Ancak günahlarına tövbe edip hakkını yediği kimselerle helalleşmek istediği halde onlara ulaşamıyor ya da bulamıyorsa, bu durumda onların adına hayır yapmak, sadaka vermek ve onlar için dua etmek gerekir.

    Şayet hakkını eda etmek zor görünen bir adamın hakkını açıktan yemiş isek, o zaman bu adama doğrudan ödemenin yolunu bulmak ya da bir vekil vasıtasıyla ona hakkını vermeye çalışmak gerekir. Şayet hakkını yediğimiz kişi, hakkını yediğimizi bilmiyor ve ona açıktan söylemek mümkün değilse, o zaman masasına, evine veya başka bir vasıtasıyla bu parayı ona ulaştırıp, durumu da bir pusulayla bildirmek gerekir. Ona açıktan isim vermeye de gerek yoktur.

    İnsan şerefli bir mahluktur. Onun hürriyet, haysiyet, namus ve şeref gibi manevî hukukuna yönelik bir haksızlık kadar, canına ve malına yapılan bir tecavüz de o nisbette ağır bir mesuliyeti gerektirir.

    İnsan bilerek veya bilmeyerek, farkında olarak veya olmayarak birisine haksız bir davranışta bulunmuş olabilir. Hattâ onu mağdur bir duruma düşürüp bazı haklarının elinden çıkmasına sebep olacak bir muamelede de bulunabilir. Bir fert olarak kendimizi her ne kadar çekip çevirsek, hakpereset olarak kalmaya azmetsek de, birtakım hata ve kusurlara kapılmaktan tamamiyle kurtulamıyoruz.

    İnsanlık hali olan böyle bir durum karşısında ne yapmalıyız? "Bir defa oldu, bir daha yapmayız, keşke yapmasaydım." diyerek, iç dünyamızda hesaplaşmamız kâfi gelir m? Yoksa meselenin telâfisine gidip de hatamızı düzelterek helallik dileyerek pişmanlığımızı mı bildiririz?

    İslâmda esas itibariyle bir Allah hakkı, bir de kul hakkı vardır. Allah hakkı, her insanın Rabbine karşı yapması gereken kulluk vazifeleridir. Bu hususta yaptığı bir kusur, günah ve eksiklikten dolayı Allah'a yalvarır, tövbe istiğfar ederek affını diler.

    Fakat kul hakkı öyle değildir. Onun bir tek telâfisi vardır, o da haksızlığa uğrayan, hukuku zayi olan kişiyle bizzat görüşüp özür beyan etmek, helâllik dilemekle birlikte , maddi bir kaybı varsa telâfisine gitmektir.

    Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyururlar:

    "Bir kimse kardeşinin haysiyetine, yahut malına haksız olarak taarruz etmişse, iltimas olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (kıyamet) önce helâlleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nisbetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir."1

    Evet, Peygamberimizin (asm) de tavsiyesine göre, bu durumda helâlleşmekten başka çıkar yol yoktur. O kadar ki, insan şehit bile olsa, üzerinde kul hakları varsa, Allah diğer günahlarını bağışladığı halde kul hakkını bağışlamamaktadır. Bunun için mesele, hak sahibinin gönlünü almada, rızasını kazanmada kalıyor. Siz, zarara uğramasına sebep olduğunuz kimseye gider, önce bir hata yaptığınızı itiraf ederek özür beyan eder, sizi affetmesini, hakkını helâl etmesini rica edersiniz. Maddi bir kaybı varsa, imkânınız nisbetinde onun razı olabileceği nisbette hakkını verirsiniz.

    Böylece elinizden geleni yapmış olursunuz. Muhatabınız da sizi hoş karşılar, müsamaha ve anlayış gösterirse, mes'uliyetiniz kalkmış, hadis-i şerifte açıklandığı gibi, dünyada iken helâlleşerek âhiretteki hesaplaşma ve azaptan kurtulmuş olursunuz.

    Bununla birlikte vicdan azabı çekiyorsanız, ayrıca tövbe isitğfar edersiniz.

    "Pişmanlık tövbenin kendisidir.",

    "Günahından tövbe eden hiç günah işlememiş gibi olur."2

    mealindeki hadis-i şeriflerin sırrıyla Allah katında da rahata kavuşmuş olursunuz.

    Bir insan tövbesinin kabul olduğunu, günahtan kurtulduğunu nasıl anlar, nasıl fark eder, bu hal nasıl bilinir?

    Cevabını Peygamber Efendimizden (a.s.m.) öğrenelim:

    "Bir günah işledikten sonra tövbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer." 3

    Gerek Rabbine karşı bir günah işleyen, gerekse bir insana haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın akabinde pişmanlık duyarak sevaplı ameller işler, Kur'ân ve imana yönelik hizmetlerini ve çalışmalarını arttırırsa günah zırhının düğmeleri teker teker çözülür, kısa zamanda o günahlardan kurtulur. Artık bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o bir kul olarak hâlis bir niyet ve ihlâsla elinden geleni yapmış sayılır.

    Bu arada şu mealdeki âyet-i kerimeyi de unutmayalım:

    "Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan, günahlarla kendi nefsine kötülük eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Muhakkak Allah günahları affeder. O Gafur ve Rahimdir." 4

    Kaynaklar:

    1. Buhari, Mezalim, 10
    2. et-Tergîb ve't-Terhîb, IV/97.
    3. a. g. e., IV/106
    4. Zümer Sûresi, 53.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazar
    Sorularla İslamiyet


  6. 20.Mart.2015, 05:14
    3
    halilcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Helalleşme imkanı olmayan kul hakkı konusunda bilgi verir misiniz? Acaba yüce Allah, Settar ismi şerifinin gereği olarak, kul hakkına giren günahları gizler mi?

    Değerli kardeşimiz;

    Kul hakkını ancak kul affeder. Buna göre, daha dünyada iken bu hakkı telafi etmenin yolunu bulmak gerekir. Şayet bulamaz isek, ahirete kalmış olur ki, bu durum daha tehlikelidir. Şayet üzerimizde kul hakkı olan adam ölmüş ise, varislerine bu hakkı vermek gerekir.

    Ancak günahlarına tövbe edip hakkını yediği kimselerle helalleşmek istediği halde onlara ulaşamıyor ya da bulamıyorsa, bu durumda onların adına hayır yapmak, sadaka vermek ve onlar için dua etmek gerekir.

    Şayet hakkını eda etmek zor görünen bir adamın hakkını açıktan yemiş isek, o zaman bu adama doğrudan ödemenin yolunu bulmak ya da bir vekil vasıtasıyla ona hakkını vermeye çalışmak gerekir. Şayet hakkını yediğimiz kişi, hakkını yediğimizi bilmiyor ve ona açıktan söylemek mümkün değilse, o zaman masasına, evine veya başka bir vasıtasıyla bu parayı ona ulaştırıp, durumu da bir pusulayla bildirmek gerekir. Ona açıktan isim vermeye de gerek yoktur.

    İnsan şerefli bir mahluktur. Onun hürriyet, haysiyet, namus ve şeref gibi manevî hukukuna yönelik bir haksızlık kadar, canına ve malına yapılan bir tecavüz de o nisbette ağır bir mesuliyeti gerektirir.

    İnsan bilerek veya bilmeyerek, farkında olarak veya olmayarak birisine haksız bir davranışta bulunmuş olabilir. Hattâ onu mağdur bir duruma düşürüp bazı haklarının elinden çıkmasına sebep olacak bir muamelede de bulunabilir. Bir fert olarak kendimizi her ne kadar çekip çevirsek, hakpereset olarak kalmaya azmetsek de, birtakım hata ve kusurlara kapılmaktan tamamiyle kurtulamıyoruz.

    İnsanlık hali olan böyle bir durum karşısında ne yapmalıyız? "Bir defa oldu, bir daha yapmayız, keşke yapmasaydım." diyerek, iç dünyamızda hesaplaşmamız kâfi gelir m? Yoksa meselenin telâfisine gidip de hatamızı düzelterek helallik dileyerek pişmanlığımızı mı bildiririz?

    İslâmda esas itibariyle bir Allah hakkı, bir de kul hakkı vardır. Allah hakkı, her insanın Rabbine karşı yapması gereken kulluk vazifeleridir. Bu hususta yaptığı bir kusur, günah ve eksiklikten dolayı Allah'a yalvarır, tövbe istiğfar ederek affını diler.

    Fakat kul hakkı öyle değildir. Onun bir tek telâfisi vardır, o da haksızlığa uğrayan, hukuku zayi olan kişiyle bizzat görüşüp özür beyan etmek, helâllik dilemekle birlikte , maddi bir kaybı varsa telâfisine gitmektir.

    Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyururlar:

    "Bir kimse kardeşinin haysiyetine, yahut malına haksız olarak taarruz etmişse, iltimas olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (kıyamet) önce helâlleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nisbetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir."1

    Evet, Peygamberimizin (asm) de tavsiyesine göre, bu durumda helâlleşmekten başka çıkar yol yoktur. O kadar ki, insan şehit bile olsa, üzerinde kul hakları varsa, Allah diğer günahlarını bağışladığı halde kul hakkını bağışlamamaktadır. Bunun için mesele, hak sahibinin gönlünü almada, rızasını kazanmada kalıyor. Siz, zarara uğramasına sebep olduğunuz kimseye gider, önce bir hata yaptığınızı itiraf ederek özür beyan eder, sizi affetmesini, hakkını helâl etmesini rica edersiniz. Maddi bir kaybı varsa, imkânınız nisbetinde onun razı olabileceği nisbette hakkını verirsiniz.

    Böylece elinizden geleni yapmış olursunuz. Muhatabınız da sizi hoş karşılar, müsamaha ve anlayış gösterirse, mes'uliyetiniz kalkmış, hadis-i şerifte açıklandığı gibi, dünyada iken helâlleşerek âhiretteki hesaplaşma ve azaptan kurtulmuş olursunuz.

    Bununla birlikte vicdan azabı çekiyorsanız, ayrıca tövbe isitğfar edersiniz.

    "Pişmanlık tövbenin kendisidir.",

    "Günahından tövbe eden hiç günah işlememiş gibi olur."2

    mealindeki hadis-i şeriflerin sırrıyla Allah katında da rahata kavuşmuş olursunuz.

    Bir insan tövbesinin kabul olduğunu, günahtan kurtulduğunu nasıl anlar, nasıl fark eder, bu hal nasıl bilinir?

    Cevabını Peygamber Efendimizden (a.s.m.) öğrenelim:

    "Bir günah işledikten sonra tövbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer." 3

    Gerek Rabbine karşı bir günah işleyen, gerekse bir insana haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın akabinde pişmanlık duyarak sevaplı ameller işler, Kur'ân ve imana yönelik hizmetlerini ve çalışmalarını arttırırsa günah zırhının düğmeleri teker teker çözülür, kısa zamanda o günahlardan kurtulur. Artık bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o bir kul olarak hâlis bir niyet ve ihlâsla elinden geleni yapmış sayılır.

    Bu arada şu mealdeki âyet-i kerimeyi de unutmayalım:

    "Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan, günahlarla kendi nefsine kötülük eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Muhakkak Allah günahları affeder. O Gafur ve Rahimdir." 4

    Kaynaklar:

    1. Buhari, Mezalim, 10
    2. et-Tergîb ve't-Terhîb, IV/97.
    3. a. g. e., IV/106
    4. Zümer Sûresi, 53.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazar
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder