Konusunu Oylayın.: Çirkinlik kader midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Çirkinlik kader midir?
  1. 04.Ocak.2015, 03:43
    1
    Misafir

    Çirkinlik kader midir?






    Çirkinlik kader midir? Mumsema Selamün aleyküm, bu konu beni çok zamandır etkileyen bir konu. 25 yaşında tahsili iyi biri olarak bu konu karşıma sürekli engel oalrak çıkıyor. Sadece karşı cinsle değil günlük hayattada aynı şekilde. (bu arada şunuda söylemeliyimki öyle kimse çirkin demedi bugüne kadar ama daha çok antipatik demeliyim belki). bir ara sosyal olmadığımı düşünüp 2 farklı dil kursuna gittim, müzik aleti çaldım, sosyal kluplere girdim, sısk olduğumu düşünüp vucut geliştirmeye yapıp 20 kilo aldım, ancak ne yaparsam yapıyım olmuyor. Gittkçe daha dibe batıyorum. Benim istediğim tek şey adelet ve eşitlik. Kendi akrabalarım bile konuşmak istemiyor. Mesala bugün bir misafirliğe gittik, akrabalarım bile yanımdaki küçük kardeşime nasılsın napıyorsun diyorlar, birkişide bana demiyor nasılsın diye. Daha girişken olmalısın dersenizde onuda denedim bu sefer dahada antipatik oluyorum her lafa atlayınca. Mesala iş yerine gittiğimizde yanımdakine hoşgeldiniz, meraba derler beni kaale bile almazlar çoğu zaman. Bu durumdan dolayı üniversiteyide uzattım. Doğru düzgün arkadaşım bile olmadı. İnsanlar konuşurken benden çekiniyor. Mesala geçen eski arkadaşlar toplandık çay içiyoruz 4 erkek 1 kız var. kız herkese sırayla nerdeyse kız arkadaşın varmı, ne düşnüyorsun diye sordu, bana sormadı bile nerdeyse. Arkadaşlar bu durum çok ağırıma gidiyor. Son zamanlarda sürekli intihar düşünürek güne uyanıyorum. Çünkü bu şekilde hayatta yol alamıyorum ve bu durumu ilerde de değiştiremicek gibi hissettiğimden dahada çıkmaza giriyorum. Benim amacım hiçbirzaman yakışıklı olmak değil ancak günlük ilişkilerimi sağlıklı ve Eşit bir şekilde devam ettirmek istiyorum buda mümkün değilmiş gibi geliyor. Allahda bu yaşadığımı görüyor ancak artık dayanamıyorum...


  2. 04.Ocak.2015, 03:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Selamün aleyküm, bu konu beni çok zamandır etkileyen bir konu. 25 yaşında tahsili iyi biri olarak bu konu karşıma sürekli engel oalrak çıkıyor. Sadece karşı cinsle değil günlük hayattada aynı şekilde. (bu arada şunuda söylemeliyimki öyle kimse çirkin demedi bugüne kadar ama daha çok antipatik demeliyim belki). bir ara sosyal olmadığımı düşünüp 2 farklı dil kursuna gittim, müzik aleti çaldım, sosyal kluplere girdim, sısk olduğumu düşünüp vucut geliştirmeye yapıp 20 kilo aldım, ancak ne yaparsam yapıyım olmuyor. Gittkçe daha dibe batıyorum. Benim istediğim tek şey adelet ve eşitlik. Kendi akrabalarım bile konuşmak istemiyor. Mesala bugün bir misafirliğe gittik, akrabalarım bile yanımdaki küçük kardeşime nasılsın napıyorsun diyorlar, birkişide bana demiyor nasılsın diye. Daha girişken olmalısın dersenizde onuda denedim bu sefer dahada antipatik oluyorum her lafa atlayınca. Mesala iş yerine gittiğimizde yanımdakine hoşgeldiniz, meraba derler beni kaale bile almazlar çoğu zaman. Bu durumdan dolayı üniversiteyide uzattım. Doğru düzgün arkadaşım bile olmadı. İnsanlar konuşurken benden çekiniyor. Mesala geçen eski arkadaşlar toplandık çay içiyoruz 4 erkek 1 kız var. kız herkese sırayla nerdeyse kız arkadaşın varmı, ne düşnüyorsun diye sordu, bana sormadı bile nerdeyse. Arkadaşlar bu durum çok ağırıma gidiyor. Son zamanlarda sürekli intihar düşünürek güne uyanıyorum. Çünkü bu şekilde hayatta yol alamıyorum ve bu durumu ilerde de değiştiremicek gibi hissettiğimden dahada çıkmaza giriyorum. Benim amacım hiçbirzaman yakışıklı olmak değil ancak günlük ilişkilerimi sağlıklı ve Eşit bir şekilde devam ettirmek istiyorum buda mümkün değilmiş gibi geliyor. Allahda bu yaşadığımı görüyor ancak artık dayanamıyorum...


    Benzer Konular

    - Kader hakkında bilgi veriniz? Her şey kader midir? Kişinin kötülük yapması onun kaderi midir?

    - Evlilik kader midir yoksa sadece insanın seçimiyle alakalı bir şey midir?

    - Kader nedir ? Doğumdan ölüme kadar yaşadıklarımız kader midir ?

    - Her şey kader midir? her şey kader ise bizim irademiz ne oluyor?

    - Evlilik kader midir? Seçtiğimiz iyi bir eş sonradan değişirse bu da kader midir?

  3. 04.Ocak.2015, 13:38
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Çirkinlik kader midir?




    Çirkinlik kader midir?



    Umarım bu soru, direk sizinle alakalı değil de bir genel takdir anlamında sorulmuş sorudur. Zira sorunun içeriğinde büyük bir kompleks belirtisi bulunmaktadır. Mü’min insan, hayata insan olarak sadece kendi gözü ile baktığında komplekse de girer şeytanın tuzağına da takılır. Gerçek Mü’minin gözü ise Allah’ın göstermeyi murat ettiğini görmelidir.

    Evet böyle bir bakış ve görüş sahibi olmak zordur ama cennet de kolay değildir.
    Nihayetinde imtihan olmak için varız bu alemde. İmtihanımız, akıbetimizin göstergesidir. Filistin’deki mü’min kardeşimiz de imtihandadır, Mekke’de tavaf eden manevi huzuru yerindeki mü’min kardeşimiz de.
    Hep imtihan durumundayız.
    Yer gök imtihandır.
    Karada suda imtihandayız.
    Gecemiz gündüzümüz imtihandır.
    Kadın erkek herkes imtihandadır.
    Sıhhatlisi hastası, güzeli çirkini imtihandadır.
    Burada var olma sebebimiz imtihan olduğuna göre, dışta kalan kimse olamaz. Kimse yaratılış tarzını seçme hakkı ile yaratılmadı. Allah diledi ve dilediği gibi yarattı. İman etmek, Allah’ın varlığını kabul etmek olduğu kadar, O’nun her yaratma tarzını da kabul etmektir.
    Buna göre şu noktaları yeniden düşünebiliriz:
    a- Güzellik neye göre belirlenecek, kimin gözünün gördüğüne güzel diyeceğiz? Güzellik insandan insana, bakıştan bakışa değişkendir. Afrika’da ‘güzel’ ile Asya’da ‘güzel’ aynı anlamları ifade etmez. Simsiyaha da güzel denebilir, bembeyaza da güzel denebilir. Güzellik nisbîdir; insandan insana, toplumdan topluma, gözden göze değişir. Bunu birinci hakikat kabul edelim. Buna göre de teyzelerin ve komşuların sadece içlerindeki özentileri, kendilerinde göremediklerini veya gördüklerini zannettikleri çehreleri dillendirmektedirler. Eğer dikkat edersen, birilerine güzel diyenler ‘benim gibi güzel’ demezler de ‘güzel’ demekle yetinirler. Asıl gizli sıkıntı ise kendilerinde bulamadıklarını başkalarının derisinde görmeleridir. Bir genelleme yapmıyoruz ama iki yeğeninden birine diğerinin yanında incitecek bir lisanla güzellik/çirkinlik takdir edenlerin yorumlanabileceği başka bir kalıp yoktur.
    b- Siz emsallerinize göre kendinizi çirkin kabul ettiğiniz için sıkılıyorsunuz. ‘Çirkin’ bile denemeyecek kadar özürlü/engelli yaratılmış emsallerinize göre siz kıyas edildiğinizde, onlar kendilerini nasıl yorumlamalıdırlar acaba, ne dersiniz?
    Rableri onları burunsuz, kulağı uzun, çenesi eğri, eli tutmaz, idrar yapamaz ve benzeri binlerce engelle yarattı.
    Onlar hayata nasıl bakmalılar, ne dersiniz?
    Yoksa ben sadece kendimi hesap ederim mi diyeceksiniz? Neden hayata, insan tiplerinin ve hayat fırsatlarının toplamını dikkate alan ortalama bir gözle bakmıyoruz da sadece aynada kendimizi görebileceğimiz açıdan bakıyoruz ki?
    Rabbimiz herkesi bir çeşit imtihan edecekse eğer, kimini doktorların çok yaşamaz dedikleri bir hastalıkla kimini de sizin gibi ‘çirkin’ yaftasına mahkûm edilmek istenen bir yapıda yarattı. Razı olanın kalbindeki engin huzuru başka bir yerde bulamayacağınızı bilin. Allah’a razı olmak sadece çaresiz ölüm yatağına yatarken değildir. İşte siz, iyi bir razı olmak/olmamak imtihanındasınız.
    c- Hayatı bugün için mi yaşıyoruz biz? Ahiret hatta ahiretten önce burada bulunduğumuz sürece mutlu olacağımız geniş bir yelpaze değil midir beklentimiz? Güzel olduğu perçinlenen nice kızlar veya erkekler, mutluluğa en çok muhtaç oldukları zamanlarında ölüme rahmet okuyacak sıkıntılar çekmediler mi? Güzelliklerine bakıp onlarla bir araya gelenler daha sonra, onların güzellikleri bir nedenle kaybolunca eriyen karın ardından çamurlu yollarda yürüyenler gibi sempatisini kaybetmiş olmanın zilletini yaşamadılar mı?
    Eldeki dondurmanın eridiği gibi eriyen bir güzellikle, hayat ilerledikçe artan bir olgunluk ve insanlık karşılaştırılabilir mi acaba?Evet, güzel olmak ya da insanların güzel dediği biri olmak iyidir hoştur ama kaybederken güzellerin kaybı, güzel olmayanların kaybından daha fazladır.

    d- Size nihaî olarak şu nebevî öğüdü salıvereceğim, bir hayat ve saadet ilkesi olarak bunu avucunuzun içine yazın:
    ‘Dünyalık değerleri ele alırken kendinden daha aşağıda olanlara bak. Ahiret değerlerine bakarken de senden yukarıda olanlara bak!’
    Bu kadar.
    Sakın üzülme..
    O, güzel diye şişirilenleri belki en önce şişirenler terk edecek, bilesin ve inanasın buna.
    Sen ise dondurma gibi erimeyen değerlere sahip olmaya bak. Mevcut durumunu Rabbinin sana bir imtihanı gibi gör. Kömürden, bütün karalığına rağmen enerji üretmeye bak sen. Kara madenden parlak güzellikler üret. İmanın varsa sen bir harikasın. İmanın yoksa sen kendine bile bir tuzaksın. Üç gün çirkin ol, ebedî güzel kal. İnsanlar mezarlarda çürümek için yaratılmış cesetlere tapınsın varsın, sen ebedî cennetlere koş.
    Küçülme, küçük kalmışlarla takılma.
    Sana Rabbin yeter, kalbin seni ihya eder.
    Dualar ederim sana, duanı da beklerim.


    Diğer taraftan, bu dünyada bazı güzelliklerden mahrum kalanlar, bu hallerine sabredip şükrederse, kabir hayatında ve ahirette diğer Müslümanlardan daha güzel olacaklardır.

    Nureddin Yıldız haca





  4. 04.Ocak.2015, 13:38
    2
    Devamlı Üye



    Çirkinlik kader midir?



    Umarım bu soru, direk sizinle alakalı değil de bir genel takdir anlamında sorulmuş sorudur. Zira sorunun içeriğinde büyük bir kompleks belirtisi bulunmaktadır. Mü’min insan, hayata insan olarak sadece kendi gözü ile baktığında komplekse de girer şeytanın tuzağına da takılır. Gerçek Mü’minin gözü ise Allah’ın göstermeyi murat ettiğini görmelidir.

    Evet böyle bir bakış ve görüş sahibi olmak zordur ama cennet de kolay değildir.
    Nihayetinde imtihan olmak için varız bu alemde. İmtihanımız, akıbetimizin göstergesidir. Filistin’deki mü’min kardeşimiz de imtihandadır, Mekke’de tavaf eden manevi huzuru yerindeki mü’min kardeşimiz de.
    Hep imtihan durumundayız.
    Yer gök imtihandır.
    Karada suda imtihandayız.
    Gecemiz gündüzümüz imtihandır.
    Kadın erkek herkes imtihandadır.
    Sıhhatlisi hastası, güzeli çirkini imtihandadır.
    Burada var olma sebebimiz imtihan olduğuna göre, dışta kalan kimse olamaz. Kimse yaratılış tarzını seçme hakkı ile yaratılmadı. Allah diledi ve dilediği gibi yarattı. İman etmek, Allah’ın varlığını kabul etmek olduğu kadar, O’nun her yaratma tarzını da kabul etmektir.
    Buna göre şu noktaları yeniden düşünebiliriz:
    a- Güzellik neye göre belirlenecek, kimin gözünün gördüğüne güzel diyeceğiz? Güzellik insandan insana, bakıştan bakışa değişkendir. Afrika’da ‘güzel’ ile Asya’da ‘güzel’ aynı anlamları ifade etmez. Simsiyaha da güzel denebilir, bembeyaza da güzel denebilir. Güzellik nisbîdir; insandan insana, toplumdan topluma, gözden göze değişir. Bunu birinci hakikat kabul edelim. Buna göre de teyzelerin ve komşuların sadece içlerindeki özentileri, kendilerinde göremediklerini veya gördüklerini zannettikleri çehreleri dillendirmektedirler. Eğer dikkat edersen, birilerine güzel diyenler ‘benim gibi güzel’ demezler de ‘güzel’ demekle yetinirler. Asıl gizli sıkıntı ise kendilerinde bulamadıklarını başkalarının derisinde görmeleridir. Bir genelleme yapmıyoruz ama iki yeğeninden birine diğerinin yanında incitecek bir lisanla güzellik/çirkinlik takdir edenlerin yorumlanabileceği başka bir kalıp yoktur.
    b- Siz emsallerinize göre kendinizi çirkin kabul ettiğiniz için sıkılıyorsunuz. ‘Çirkin’ bile denemeyecek kadar özürlü/engelli yaratılmış emsallerinize göre siz kıyas edildiğinizde, onlar kendilerini nasıl yorumlamalıdırlar acaba, ne dersiniz?
    Rableri onları burunsuz, kulağı uzun, çenesi eğri, eli tutmaz, idrar yapamaz ve benzeri binlerce engelle yarattı.
    Onlar hayata nasıl bakmalılar, ne dersiniz?
    Yoksa ben sadece kendimi hesap ederim mi diyeceksiniz? Neden hayata, insan tiplerinin ve hayat fırsatlarının toplamını dikkate alan ortalama bir gözle bakmıyoruz da sadece aynada kendimizi görebileceğimiz açıdan bakıyoruz ki?
    Rabbimiz herkesi bir çeşit imtihan edecekse eğer, kimini doktorların çok yaşamaz dedikleri bir hastalıkla kimini de sizin gibi ‘çirkin’ yaftasına mahkûm edilmek istenen bir yapıda yarattı. Razı olanın kalbindeki engin huzuru başka bir yerde bulamayacağınızı bilin. Allah’a razı olmak sadece çaresiz ölüm yatağına yatarken değildir. İşte siz, iyi bir razı olmak/olmamak imtihanındasınız.
    c- Hayatı bugün için mi yaşıyoruz biz? Ahiret hatta ahiretten önce burada bulunduğumuz sürece mutlu olacağımız geniş bir yelpaze değil midir beklentimiz? Güzel olduğu perçinlenen nice kızlar veya erkekler, mutluluğa en çok muhtaç oldukları zamanlarında ölüme rahmet okuyacak sıkıntılar çekmediler mi? Güzelliklerine bakıp onlarla bir araya gelenler daha sonra, onların güzellikleri bir nedenle kaybolunca eriyen karın ardından çamurlu yollarda yürüyenler gibi sempatisini kaybetmiş olmanın zilletini yaşamadılar mı?
    Eldeki dondurmanın eridiği gibi eriyen bir güzellikle, hayat ilerledikçe artan bir olgunluk ve insanlık karşılaştırılabilir mi acaba?Evet, güzel olmak ya da insanların güzel dediği biri olmak iyidir hoştur ama kaybederken güzellerin kaybı, güzel olmayanların kaybından daha fazladır.

    d- Size nihaî olarak şu nebevî öğüdü salıvereceğim, bir hayat ve saadet ilkesi olarak bunu avucunuzun içine yazın:
    ‘Dünyalık değerleri ele alırken kendinden daha aşağıda olanlara bak. Ahiret değerlerine bakarken de senden yukarıda olanlara bak!’
    Bu kadar.
    Sakın üzülme..
    O, güzel diye şişirilenleri belki en önce şişirenler terk edecek, bilesin ve inanasın buna.
    Sen ise dondurma gibi erimeyen değerlere sahip olmaya bak. Mevcut durumunu Rabbinin sana bir imtihanı gibi gör. Kömürden, bütün karalığına rağmen enerji üretmeye bak sen. Kara madenden parlak güzellikler üret. İmanın varsa sen bir harikasın. İmanın yoksa sen kendine bile bir tuzaksın. Üç gün çirkin ol, ebedî güzel kal. İnsanlar mezarlarda çürümek için yaratılmış cesetlere tapınsın varsın, sen ebedî cennetlere koş.
    Küçülme, küçük kalmışlarla takılma.
    Sana Rabbin yeter, kalbin seni ihya eder.
    Dualar ederim sana, duanı da beklerim.


    Diğer taraftan, bu dünyada bazı güzelliklerden mahrum kalanlar, bu hallerine sabredip şükrederse, kabir hayatında ve ahirette diğer Müslümanlardan daha güzel olacaklardır.

    Nureddin Yıldız haca








+ Yorum Gönder