Konusunu Oylayın.: İslam Kolaylık Dinidir - Makale

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslam Kolaylık Dinidir - Makale
  1. 28.Eylül.2014, 16:36
    1
    Misafir

    İslam Kolaylık Dinidir - Makale






    İslam Kolaylık Dinidir - Makale Mumsema Kolaylık dindir makale
    Lütfn yrdmcı olun kolaylık dindirle ilgili MAKALE istiyrm


  2. 28.Eylül.2014, 16:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 30.Eylül.2014, 21:39
    2
    NuN
    Üye

    Profili:
    NuN
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2007
    Üye No: 1953
    Mesaj Sayısı: 2,081
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: İslam Kolaylık Dinidir - Makale




    İslam Kolaylık Dinidir (Diyanet Dergi makalesi)

    Yüce Allah, varlıkların en üstünü ve yeryüzünün halifesi olarak yarattığı insana akıl, irade, düşünme, anlama, yazma, konuşma ve benzeri yetenekler vermiş, yeryüzünde ve göklerde bulunan bütün varlıkları hizmetine sunmuş, onu “ibadet” ile de sorumlu tutmuştur. Bu sorumluluğunu yerine getirebilmesi için ona kitap ve peygamberler ile rehberlik etmiştir. İnsanın dünya ve ahiret mutluluğunu elde edebilmesi için kitap ve peygamberin rehberliğinden yararlanması, Allah için çalışması, ilahî buyruk ve yasaklara uyması, örnek bir insan olması gerekir. Bu görevi yerine getirmek insanın gücü dâhilindedir. Çünkü din insanlara zorluk için gönderilmemiştir. Bu hususu ifade eden ayetlerden birisi de şudur:

    “(Ey Müminler!) Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiç bir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur'an’da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!” (Hac, 78)

    Dinde Güçlük Yoktur

    Hak dinin amacı; insanların iman, ibadet, ahlak ve sosyal ilişkilerinde; kişinin Allah’a, kendisine, hemcinslerine ve diğer varlıklara karşı görevlerinde rehberlik etmek ve böylece onların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamaktır. (bk. Bakara, 185; İsra, 9) Bu amaçla hak din; insanlar için gerekli kuralları, emir ve yasakları getirmiştir. Ancak hak din; bu kurallar, emir ve yasaklar ile insanları sıkıntıya ve zorluğa sokmak istemez. İslam zorluk ve sıkıntı değil, kolaylık ve ruhsatları esas alan bir dindir. “Dinde üzerinize hiç bir güçlük yüklemedi” cümlesi, bu gerçeği ifade etmektedir.

    Kâinattaki her şey insan için yaratıldığı ve onun hizmetine sunulduğu (bk. Lokman, 20) gibi, peygamberler ve kutsal kitaplar da insanlar için gönderilmiştir. Dolayısıyla dinin temelinde meşakkat ve zorluk değil, rahmet ve kolaylık vardır. İnsanların güven, huzur ve mutluluğunu amaçlayan bir din; emir ve yasaklarında, hüküm ve ilkelerinde insana sıkıntı vermeyi istemez. Onun için dinimiz İslam, kolaylık dinidir. Kur'an ve Sünnet'te bunun birçok delili vardır. Şu ayetler açık seçik İslam’ın kolaylık dini olduğunu ifade eder: “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.” (Bakara, 185) “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.” (Bakara, 286)

    Peygamberimiz (s.a.s.), dinimizin kolaylık dini olduğunu şu sözleriyle dile getirmiştir: “Allah’a en sevimli olan din, hoşgörü ve kolaylık dini olan İslam dinidir.” (Buhârî, İman, 29, No: 39) “Şüphesiz Allah bazı görevleri farz kıldı, sünnetler koydu, sınırlar belirledi, bazı şeyleri helal, bazı şeyleri de haram kıldı ve dini teşri etti. Dini kolay, hoşgörülü ve geniş kıldı, asla daraltmadı.” (Taberanî, Mu’cemü’l-Kebir, 11/213) “Gerçekten bu din kolaydır. Herhangi bir kimse din konusunda aşırı giderse mutlaka din ona galip gelir. Onun için aşırı gitmeden doğru ve en iyi olanı yapın, en iyi olanı yapamazsan buna yakın olanı yapın, müjdeleyin, kolaylaştırın, sabah, öğle ve gece vaktinde gücünüzün yeteceği ibadetleri yapma konusunda Allah’tan yardım isteyin.” (Nesaî, İman, 28)

    Hz. Âişe validemiz, Peygamber Efendimizin, ümmetinin yükünü hafifleten şeyleri sevdiğini bildirmiş (Buhârî, Mevakîtü’s-Salât, 32), bir defasında da şöyle demiştir: “Rasulüllah (s.a.s) iki durumdan birini tercih etmekle karşı karşıya kaldığında, günah olmadığı sürece mutlaka kolay olanı tercih ederdi.” (Buhârî, Menakıb, 20; Ebu Dâvûd, 5, No: 4785)

    Ayet ve hadisler, dinin hüküm ve ilkelerinin, emir ve yasaklarının insana zorluk için konulmadığını açıkça ifade etmektedir. “Andolsun biz, Kur'an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.” (Kamer, 17) “Onu (Kur'an’ı) senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.” (Meryem, 97) Bu kolaylık, hem Kur'an’ın anlaşılması hem de hükümlerinin uygulanması için söz konusudur.

    Kur'an hem anlama ve anlatma, hem hükümlerini uygulama konusunda zorluk ve meşakkat için indirilmemiştir: “(Ey Peygamberim!) Biz Kur'an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (uyarı) olsun diye indirdik.” (Taha, 1-3)

    Peygamberimiz, insanlara zorluk vermek ve zorlayıcı olmak için değil, âlemlere rahmet olmak için gönderilmiştir. (Enbiya, 107) Peygamberimiz de bunu söz, uygulama ve davranışlarıyla ortaya koymuştur: “Allah beni sıkıntı ve zahmet veren ve bunu arzu eden biri olarak göndermedi, fakat beni dini öğreten ve kolaylaştıran olarak gönderdi.” (Müslim, Talak, 29) “Kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin” (Buhârî, İlim, 11, No: 69) anlamındaki sözleri bunun delilidir.

    Yüce Allah, hiçbir dinî hükmü insana sıkıntı vermek için koymadığı gibi, onu gücünün üstünde bir görevle de sorumlu tutmamıştır. Namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetler, insanın gücünün yetip yapabileceği görevlerdir. Namazın günde beş vakit farz olmasına karşılık, oruç yılda bir ay, hac ise ömürde bir defa farz kılınmıştır. (Müslim, Hac, 412) Hac her yıl farz kılınsaydı insan için zor ve sıkıntılı olurdu. Kur'an’da da haccın ancak gücü yetenlere farz kılındığı bildirilmiştir. (Âl-i İmran, 97) Zekât ibadeti de her mükellefe değil, varlıklı olanlara farz kılınmıştır. Peygamberimiz ibadetler konusunda insanların kendilerine sıkıntı verecek bir yola girmelerine izin vermemiştir. Sahabeden Enes bin Malik anlatıyor. Üç Müslüman Hz. Peygamber'in evine gelip onun ibadetini sorarlar. Hz. Peygamber'in ibadeti kendilerine haber verilince kendi ibadetlerini azımsarlar ve şöyle derler: ‘Biz kim, Peygamber kim! Onun gelmiş geçmiş bütün günahları bağışlanmıştır.’ Sonra onlardan biri, ‘Ben bütün geceleri ibadetle geçireceğim’ dedi. İkincisi, ‘Ben hep oruç tutacağım, oruçsuz hiçbir gün geçirmeyeceğim’ dedi. Üçüncüsü ise, ‘Ben de kadınlardan uzak duracağım, hiç evlenmeyeceğim’ dedi. Allah Rasulü geldi ve onlara, ‘Siz şöyle diyen kimselersiniz (öyle mi diye tepki gösterdi ve şöyle dedi ‘Bilin ki ben en çok Allah’tan korkanınız ve en çok takva sahibi olanınızım. Buna rağmen ben oruç tutarım, oruç tutmadığım günler de olur. Namaz kılarım, uyurum da. Evlenirim de. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Buhârî, Nikâh, 1, No: 4776)

    Peygamberimizin eşi Hz. Âişe validemiz anlatıyor: Yanımda bir kadın vardı. Hz. Peygamber (s.a.s.) eve geldi ve ‘Bu kadın kim?’ diye sordu. Ben de, onu ‘Bu filan kadındır, geceleri uyumaz ve hep namaz kılar” diye tanıttım. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), ‘Böyle yapmayı bırakın, gücünüz yettiği kadar ibadet edin. Allah’a yemin ederim ki, siz usanmadıkça Allah usanmaz’ buyurdu.” (İbn Mâce, Zühd, 28, No: 4238)

    Peygamberlerin tebliğ ettiği hak dinin temel ilkelerinde bir değişme olmasa da; bazı ibadet, haram ve dinî görevlerde değişme olmuş, özellikle zor, meşakkatli ve ağır hükümler Kur'an’ın inmesiyle kaldırılmıştır. Şu ayetler bu hususa işaret etmektedir: “O (Peygamber), onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yüklerini ve zincirlerini atar.” (A’râf, 157) “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme!” (Bakara, 286)

    Hak dinin ilkelerinde her insanın sıkıntısına, ihtiyacına ve mazeretine göre ruhsat ve kolaylıklar vardır. Mesela ayakta namaz kılamayan oturarak, oturarak kılamayan îmâ ile namazını kılabilir. Cihad ile sorumluluk kişinin gücü ile sınırlıdır. (Feth, 17) Günah işleyen için tevbe kapısı daima açıktır. (Zümer, 53) Müslüman yolcu iken oruç tutmayabilir, hasta iken orucunu erteleyebilir (Bakara, 186), dört rekâtlı farz namazları iki rekât kılar. Zaruret ve ihtiyaç hâlinde namazları birleştirerek kılabilir. Sahabeden Abdullah ibn Abbas, “Rasulüllah (s.a.s.), Medine’de korku ve yağmur olmaksızın öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldı” demiştir. Ravî Vekî’ b. Cerrah, (ö.197/812) İbn Abbas’a, “bunu niçin yaptı?” diye sormuş, o da, “Ümmetine zorluk çıkarmamak için yaptı” cevabını vermiştir. (Müslim, Salatü’l-Müsâfirîn, 54)


  4. 30.Eylül.2014, 21:39
    2
    NuN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    NuN
    Üye



    İslam Kolaylık Dinidir (Diyanet Dergi makalesi)

    Yüce Allah, varlıkların en üstünü ve yeryüzünün halifesi olarak yarattığı insana akıl, irade, düşünme, anlama, yazma, konuşma ve benzeri yetenekler vermiş, yeryüzünde ve göklerde bulunan bütün varlıkları hizmetine sunmuş, onu “ibadet” ile de sorumlu tutmuştur. Bu sorumluluğunu yerine getirebilmesi için ona kitap ve peygamberler ile rehberlik etmiştir. İnsanın dünya ve ahiret mutluluğunu elde edebilmesi için kitap ve peygamberin rehberliğinden yararlanması, Allah için çalışması, ilahî buyruk ve yasaklara uyması, örnek bir insan olması gerekir. Bu görevi yerine getirmek insanın gücü dâhilindedir. Çünkü din insanlara zorluk için gönderilmemiştir. Bu hususu ifade eden ayetlerden birisi de şudur:

    “(Ey Müminler!) Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiç bir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur'an’da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!” (Hac, 78)

    Dinde Güçlük Yoktur

    Hak dinin amacı; insanların iman, ibadet, ahlak ve sosyal ilişkilerinde; kişinin Allah’a, kendisine, hemcinslerine ve diğer varlıklara karşı görevlerinde rehberlik etmek ve böylece onların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamaktır. (bk. Bakara, 185; İsra, 9) Bu amaçla hak din; insanlar için gerekli kuralları, emir ve yasakları getirmiştir. Ancak hak din; bu kurallar, emir ve yasaklar ile insanları sıkıntıya ve zorluğa sokmak istemez. İslam zorluk ve sıkıntı değil, kolaylık ve ruhsatları esas alan bir dindir. “Dinde üzerinize hiç bir güçlük yüklemedi” cümlesi, bu gerçeği ifade etmektedir.

    Kâinattaki her şey insan için yaratıldığı ve onun hizmetine sunulduğu (bk. Lokman, 20) gibi, peygamberler ve kutsal kitaplar da insanlar için gönderilmiştir. Dolayısıyla dinin temelinde meşakkat ve zorluk değil, rahmet ve kolaylık vardır. İnsanların güven, huzur ve mutluluğunu amaçlayan bir din; emir ve yasaklarında, hüküm ve ilkelerinde insana sıkıntı vermeyi istemez. Onun için dinimiz İslam, kolaylık dinidir. Kur'an ve Sünnet'te bunun birçok delili vardır. Şu ayetler açık seçik İslam’ın kolaylık dini olduğunu ifade eder: “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.” (Bakara, 185) “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.” (Bakara, 286)

    Peygamberimiz (s.a.s.), dinimizin kolaylık dini olduğunu şu sözleriyle dile getirmiştir: “Allah’a en sevimli olan din, hoşgörü ve kolaylık dini olan İslam dinidir.” (Buhârî, İman, 29, No: 39) “Şüphesiz Allah bazı görevleri farz kıldı, sünnetler koydu, sınırlar belirledi, bazı şeyleri helal, bazı şeyleri de haram kıldı ve dini teşri etti. Dini kolay, hoşgörülü ve geniş kıldı, asla daraltmadı.” (Taberanî, Mu’cemü’l-Kebir, 11/213) “Gerçekten bu din kolaydır. Herhangi bir kimse din konusunda aşırı giderse mutlaka din ona galip gelir. Onun için aşırı gitmeden doğru ve en iyi olanı yapın, en iyi olanı yapamazsan buna yakın olanı yapın, müjdeleyin, kolaylaştırın, sabah, öğle ve gece vaktinde gücünüzün yeteceği ibadetleri yapma konusunda Allah’tan yardım isteyin.” (Nesaî, İman, 28)

    Hz. Âişe validemiz, Peygamber Efendimizin, ümmetinin yükünü hafifleten şeyleri sevdiğini bildirmiş (Buhârî, Mevakîtü’s-Salât, 32), bir defasında da şöyle demiştir: “Rasulüllah (s.a.s) iki durumdan birini tercih etmekle karşı karşıya kaldığında, günah olmadığı sürece mutlaka kolay olanı tercih ederdi.” (Buhârî, Menakıb, 20; Ebu Dâvûd, 5, No: 4785)

    Ayet ve hadisler, dinin hüküm ve ilkelerinin, emir ve yasaklarının insana zorluk için konulmadığını açıkça ifade etmektedir. “Andolsun biz, Kur'an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.” (Kamer, 17) “Onu (Kur'an’ı) senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.” (Meryem, 97) Bu kolaylık, hem Kur'an’ın anlaşılması hem de hükümlerinin uygulanması için söz konusudur.

    Kur'an hem anlama ve anlatma, hem hükümlerini uygulama konusunda zorluk ve meşakkat için indirilmemiştir: “(Ey Peygamberim!) Biz Kur'an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (uyarı) olsun diye indirdik.” (Taha, 1-3)

    Peygamberimiz, insanlara zorluk vermek ve zorlayıcı olmak için değil, âlemlere rahmet olmak için gönderilmiştir. (Enbiya, 107) Peygamberimiz de bunu söz, uygulama ve davranışlarıyla ortaya koymuştur: “Allah beni sıkıntı ve zahmet veren ve bunu arzu eden biri olarak göndermedi, fakat beni dini öğreten ve kolaylaştıran olarak gönderdi.” (Müslim, Talak, 29) “Kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin” (Buhârî, İlim, 11, No: 69) anlamındaki sözleri bunun delilidir.

    Yüce Allah, hiçbir dinî hükmü insana sıkıntı vermek için koymadığı gibi, onu gücünün üstünde bir görevle de sorumlu tutmamıştır. Namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetler, insanın gücünün yetip yapabileceği görevlerdir. Namazın günde beş vakit farz olmasına karşılık, oruç yılda bir ay, hac ise ömürde bir defa farz kılınmıştır. (Müslim, Hac, 412) Hac her yıl farz kılınsaydı insan için zor ve sıkıntılı olurdu. Kur'an’da da haccın ancak gücü yetenlere farz kılındığı bildirilmiştir. (Âl-i İmran, 97) Zekât ibadeti de her mükellefe değil, varlıklı olanlara farz kılınmıştır. Peygamberimiz ibadetler konusunda insanların kendilerine sıkıntı verecek bir yola girmelerine izin vermemiştir. Sahabeden Enes bin Malik anlatıyor. Üç Müslüman Hz. Peygamber'in evine gelip onun ibadetini sorarlar. Hz. Peygamber'in ibadeti kendilerine haber verilince kendi ibadetlerini azımsarlar ve şöyle derler: ‘Biz kim, Peygamber kim! Onun gelmiş geçmiş bütün günahları bağışlanmıştır.’ Sonra onlardan biri, ‘Ben bütün geceleri ibadetle geçireceğim’ dedi. İkincisi, ‘Ben hep oruç tutacağım, oruçsuz hiçbir gün geçirmeyeceğim’ dedi. Üçüncüsü ise, ‘Ben de kadınlardan uzak duracağım, hiç evlenmeyeceğim’ dedi. Allah Rasulü geldi ve onlara, ‘Siz şöyle diyen kimselersiniz (öyle mi diye tepki gösterdi ve şöyle dedi ‘Bilin ki ben en çok Allah’tan korkanınız ve en çok takva sahibi olanınızım. Buna rağmen ben oruç tutarım, oruç tutmadığım günler de olur. Namaz kılarım, uyurum da. Evlenirim de. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Buhârî, Nikâh, 1, No: 4776)

    Peygamberimizin eşi Hz. Âişe validemiz anlatıyor: Yanımda bir kadın vardı. Hz. Peygamber (s.a.s.) eve geldi ve ‘Bu kadın kim?’ diye sordu. Ben de, onu ‘Bu filan kadındır, geceleri uyumaz ve hep namaz kılar” diye tanıttım. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), ‘Böyle yapmayı bırakın, gücünüz yettiği kadar ibadet edin. Allah’a yemin ederim ki, siz usanmadıkça Allah usanmaz’ buyurdu.” (İbn Mâce, Zühd, 28, No: 4238)

    Peygamberlerin tebliğ ettiği hak dinin temel ilkelerinde bir değişme olmasa da; bazı ibadet, haram ve dinî görevlerde değişme olmuş, özellikle zor, meşakkatli ve ağır hükümler Kur'an’ın inmesiyle kaldırılmıştır. Şu ayetler bu hususa işaret etmektedir: “O (Peygamber), onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yüklerini ve zincirlerini atar.” (A’râf, 157) “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme!” (Bakara, 286)

    Hak dinin ilkelerinde her insanın sıkıntısına, ihtiyacına ve mazeretine göre ruhsat ve kolaylıklar vardır. Mesela ayakta namaz kılamayan oturarak, oturarak kılamayan îmâ ile namazını kılabilir. Cihad ile sorumluluk kişinin gücü ile sınırlıdır. (Feth, 17) Günah işleyen için tevbe kapısı daima açıktır. (Zümer, 53) Müslüman yolcu iken oruç tutmayabilir, hasta iken orucunu erteleyebilir (Bakara, 186), dört rekâtlı farz namazları iki rekât kılar. Zaruret ve ihtiyaç hâlinde namazları birleştirerek kılabilir. Sahabeden Abdullah ibn Abbas, “Rasulüllah (s.a.s.), Medine’de korku ve yağmur olmaksızın öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldı” demiştir. Ravî Vekî’ b. Cerrah, (ö.197/812) İbn Abbas’a, “bunu niçin yaptı?” diye sormuş, o da, “Ümmetine zorluk çıkarmamak için yaptı” cevabını vermiştir. (Müslim, Salatü’l-Müsâfirîn, 54)





+ Yorum Gönder