Konusunu Oylayın.: Namaz kılmanın şart olduğu nasıl anlatılır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Namaz kılmanın şart olduğu nasıl anlatılır?
  1. 24.Eylül.2014, 14:43
    1
    Misafir

    Namaz kılmanın şart olduğu nasıl anlatılır?






    Namaz kılmanın şart olduğu nasıl anlatılır? Mumsema Selamün aleyküm,

    Namaz kılmayan bir yakınıma namaz kılması gerektiğini söylediğimde "Ben Allah'a inanıyorum. Peygamberimizin "La ilahe illallah" diyen herkesin cennete gireceğine dair hadisi var." diyor. Verecek cevap bulamıyorum çünkü gerçekten öyle Hadisi Şerifler var.

    Hadisi Şerif - Son sözü "La ilahe illallah" olan cennete girer. [Müslim]

    Allah, Peygamberimizi yalancı çıkartmayacağına göre gerçekten öyle olacak.

    Öte yandan namaz kılınması gerektiğini belirten Hadisi Şerifler de var. Bu şekildeki çelişkili hadisler hakkındaki çözüm öneriniz nedir?

    Yalnızca "La ilahe illallah" demenin yeteceğini belirten bir hadis varken bunun yetmeyeceğini nasıl anlatabilirim?

    Şimdiden teşekkür ederim.


  2. 24.Eylül.2014, 14:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Selamün aleyküm,

    Namaz kılmayan bir yakınıma namaz kılması gerektiğini söylediğimde "Ben Allah'a inanıyorum. Peygamberimizin "La ilahe illallah" diyen herkesin cennete gireceğine dair hadisi var." diyor. Verecek cevap bulamıyorum çünkü gerçekten öyle Hadisi Şerifler var.

    Hadisi Şerif - Son sözü "La ilahe illallah" olan cennete girer. [Müslim]

    Allah, Peygamberimizi yalancı çıkartmayacağına göre gerçekten öyle olacak.

    Öte yandan namaz kılınması gerektiğini belirten Hadisi Şerifler de var. Bu şekildeki çelişkili hadisler hakkındaki çözüm öneriniz nedir?

    Yalnızca "La ilahe illallah" demenin yeteceğini belirten bir hadis varken bunun yetmeyeceğini nasıl anlatabilirim?

    Şimdiden teşekkür ederim.


    Benzer Konular

    - Kabirlere Doğru Namaz Kılmanın Yasak olduğu

    - Zinanın ve ırkçılığın günah olduğu nasıl anlatılır

    - Şafiide Namaz Kılmanın Mekruh Olduğu Vakitler

    - Namaz kılmanın yasak olduğu yerler

    - Namaz Kılmanın Mekruh Olduğu Haller

  3. 25.Eylül.2014, 23:33
    2
    NuN
    Üye

    Profili:
    NuN
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2007
    Üye No: 1953
    Mesaj Sayısı: 2,081
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Namaz kılmanın şart olduğu nasıl anlatılır?




    Lâ ilâhe illallâh demek cennet için yeterli mi?

    “Lâ ilâhe illallâh” demek Müslüman olmak için yeterli mi? Merak ettiğiniz dini konulardaki sorular haber 7'de cevap bulmaya devam ediyor:

    LA İLAHE İLLALLAH DEMEK CENNETE GÖTÜRÜR MÜ?

    Soru 6: “Kim Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” anlamında hadisler var. Bu hadislere göre “Muhammedün Rasûlullah” demeksizin “Lâ ilâhe illallâh” demek Müslüman olmak için yeterli olur mu?

    Cevap 6: Esasen “Lâ ilâhe illallâh” (Allah’tan başka ilah yoktur) diyen bir Müslüman’ın kelime-i tevhidi içinde Hz. Peygamber’i kabul ve tasdik anlamı vardır, var olmalıdır. Ancak yalnızca “Lâ ilâhe illallâh” deyip de peygamberler zincirinin son incisi olan Rasûl-i Ekrem’e inanmayan bir insan Müslüman olamaz. Başka bir deyişle, Rasûl-i Ekrem’i kısmen veya tamamen devre dışı bırakarak onu kişisel ve toplumsal hayattan uzak tutan bir zihniyet, İslâm inanç ve tasavvuruyla asla bağdaşamaz.

    Kaldı ki pek çok hadiste, Lâ ilâhe illallâh ile birlikte Muhammedün Rasûlullah ifadesi de yer alır. Bu hadislerden birinde; “Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah’ın resûlüdür diye şehâdet getiren kimseye Allah Teâlâ cehennemi haram kılar” (Müslim, Îmân, 47) buyurulur. Yine Rasûlullah (s.a) şöyle buyurur: “Direnenler hâriç ümmetimin hepsi cennete girer.” Dediler ki, “Ey Allah’ın Resûlü, kimler direnir? Peygamber (s.a.v.): “Bana itaat edenler cennete girer, bana isyan edenler de direnenlerdir” (Buhârî, İ’tisâm, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 361) buyurdu.

    Yine bir gün Peygamberimiz (s.a), genç sahâbî Ebû Saîd el-Hudrî’ye (r.a) hitaben, “Ey Ebû Saîd! Her kim rab olarak Allah’a, din olarak İslâm’a, peygamber olarak da Muhammed’e râzı olursa, cennet ona vacip olur” buyurdu (Müslim, İmâre, 116). Burada râzı olmak, ona kâni olmak ve onunla iktifa ederek başka bir arayışa girmemek mânasına gelir. Bu demektir ki cennetin yolu, Peygamber Efendimize inanıp onun Kur’an eksenli hayat tarzı ve ahlâkı demek olan sünnetinin ciddiye alınmasından geçer.

    AMEL OLMADAN İMAN ETMEK KURTULUŞA VESİLE OLUR MU?

    Soru 7: Câmi vaaz ve hutbelerinde bir yandan “Kim Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” hadisi okunurken, diğer yandan namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerin yerine getirilmesi veya içki, kumar, rüşvet, faiz gibi günahlardan kaçınılması gerektiğine çok vurgu yapılıyor. Amel olmadan yalnızca iman etmek, kurtuluş için yeterli bir sebep olamaz mı?

    Cevap 7: Öncelikle bilinmelidir ki, hangi ortamda olursa olsun, prensip olarak bir hadisin doğru anlaşılması ve yorumlanması için, Kur’an âyetleri ışığında bir yol ve yöntemin izlenmesi, ilgili hadisin diğer tariklerinin göz önünde bulundurulması ve selef âlimleri tarafından yapılan açıklamaların önemsenmesi gerekir.

    Hatırlattığınız “Kim Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” hadisi, tâbiîn âlimlerinden İbn Şihâb ez-Zührî’ye sorulmuş, o da bu durumun henüz farzların, emir ve yasakların inip söz konusu olmadığı İslâm’ın ilk yılları için geçerli olduğunu söylemiştir. Ayrıca sâlih amel ve ibadet olmaksızın sırf iman ile yetinerek âhiret saâdetine erişilebileceği izlenimini veren bu hadis, ihlâs, yakîn gibi kayıtların yer aldığı diğer hadislerle birlikte düşünülmelidir. “Kim, ihlâs ile (veya kalbi mutmain, sıdk ve yakîn üzere) Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” hadisi onlardan biridir.

    Kurtuluşa erenlerin kimler oldukları hususunda Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Azabıma dilediğimi uğratırım, rahmetim ise her şeyi ku*şatmıştır. Ne var ki rahmetimi Allah korkusu taşıyıp (dinî-ahlâkî konularda) titizlik gösterenlere, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Ki onlar, ellerindeki Tevrat'ta ve İn*cil'de yazılı buldukları o Elçiye, o ümmî Peygamber'e uyarlar. Peygamber on*lara iyiliği emreder ve onları kötülükten nıeneder. Onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını kaldırır, üzerlerindeki zincirleri çözer. O Peygamber'e inanan, onu koruyup destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura uyanlar, işte bunlardır kurtuluşa erenler”(A’râf 7/156-157).

    Sonuç itibariyle, kelime-i tevhîdin kayıtsız (mutlak) vârid olduğu hadisin, ihlâs ve sıdk/sadâkat lafzının geçtiği kayıtlı (mukayyed) hadis gibi anlaşılması gerekir. Kuşkusuz, sorumluluk bilincini düşündüren ihlâs ve yakîn / sıdk kaydı, ibadet, sâlih amel ve ahlâk-ı hamîdeyi beraberinde getirmesi bakımından önem taşır. Bu yüzden, Müslüman olduğunu söyleyen bir insanın, sadece kalp ve vicdan temizliğini öne sürerek seküler bir ağızla kendini temize çıkarması, beyhude bir söylem olmaktan başka bir anlam taşımaz.


    Prof. Dr. Zekeriya Güler


  4. 25.Eylül.2014, 23:33
    2
    NuN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    NuN
    Üye



    Lâ ilâhe illallâh demek cennet için yeterli mi?

    “Lâ ilâhe illallâh” demek Müslüman olmak için yeterli mi? Merak ettiğiniz dini konulardaki sorular haber 7'de cevap bulmaya devam ediyor:

    LA İLAHE İLLALLAH DEMEK CENNETE GÖTÜRÜR MÜ?

    Soru 6: “Kim Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” anlamında hadisler var. Bu hadislere göre “Muhammedün Rasûlullah” demeksizin “Lâ ilâhe illallâh” demek Müslüman olmak için yeterli olur mu?

    Cevap 6: Esasen “Lâ ilâhe illallâh” (Allah’tan başka ilah yoktur) diyen bir Müslüman’ın kelime-i tevhidi içinde Hz. Peygamber’i kabul ve tasdik anlamı vardır, var olmalıdır. Ancak yalnızca “Lâ ilâhe illallâh” deyip de peygamberler zincirinin son incisi olan Rasûl-i Ekrem’e inanmayan bir insan Müslüman olamaz. Başka bir deyişle, Rasûl-i Ekrem’i kısmen veya tamamen devre dışı bırakarak onu kişisel ve toplumsal hayattan uzak tutan bir zihniyet, İslâm inanç ve tasavvuruyla asla bağdaşamaz.

    Kaldı ki pek çok hadiste, Lâ ilâhe illallâh ile birlikte Muhammedün Rasûlullah ifadesi de yer alır. Bu hadislerden birinde; “Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah’ın resûlüdür diye şehâdet getiren kimseye Allah Teâlâ cehennemi haram kılar” (Müslim, Îmân, 47) buyurulur. Yine Rasûlullah (s.a) şöyle buyurur: “Direnenler hâriç ümmetimin hepsi cennete girer.” Dediler ki, “Ey Allah’ın Resûlü, kimler direnir? Peygamber (s.a.v.): “Bana itaat edenler cennete girer, bana isyan edenler de direnenlerdir” (Buhârî, İ’tisâm, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 361) buyurdu.

    Yine bir gün Peygamberimiz (s.a), genç sahâbî Ebû Saîd el-Hudrî’ye (r.a) hitaben, “Ey Ebû Saîd! Her kim rab olarak Allah’a, din olarak İslâm’a, peygamber olarak da Muhammed’e râzı olursa, cennet ona vacip olur” buyurdu (Müslim, İmâre, 116). Burada râzı olmak, ona kâni olmak ve onunla iktifa ederek başka bir arayışa girmemek mânasına gelir. Bu demektir ki cennetin yolu, Peygamber Efendimize inanıp onun Kur’an eksenli hayat tarzı ve ahlâkı demek olan sünnetinin ciddiye alınmasından geçer.

    AMEL OLMADAN İMAN ETMEK KURTULUŞA VESİLE OLUR MU?

    Soru 7: Câmi vaaz ve hutbelerinde bir yandan “Kim Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” hadisi okunurken, diğer yandan namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerin yerine getirilmesi veya içki, kumar, rüşvet, faiz gibi günahlardan kaçınılması gerektiğine çok vurgu yapılıyor. Amel olmadan yalnızca iman etmek, kurtuluş için yeterli bir sebep olamaz mı?

    Cevap 7: Öncelikle bilinmelidir ki, hangi ortamda olursa olsun, prensip olarak bir hadisin doğru anlaşılması ve yorumlanması için, Kur’an âyetleri ışığında bir yol ve yöntemin izlenmesi, ilgili hadisin diğer tariklerinin göz önünde bulundurulması ve selef âlimleri tarafından yapılan açıklamaların önemsenmesi gerekir.

    Hatırlattığınız “Kim Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” hadisi, tâbiîn âlimlerinden İbn Şihâb ez-Zührî’ye sorulmuş, o da bu durumun henüz farzların, emir ve yasakların inip söz konusu olmadığı İslâm’ın ilk yılları için geçerli olduğunu söylemiştir. Ayrıca sâlih amel ve ibadet olmaksızın sırf iman ile yetinerek âhiret saâdetine erişilebileceği izlenimini veren bu hadis, ihlâs, yakîn gibi kayıtların yer aldığı diğer hadislerle birlikte düşünülmelidir. “Kim, ihlâs ile (veya kalbi mutmain, sıdk ve yakîn üzere) Lâ ilâhe illallâh derse cennete girer” hadisi onlardan biridir.

    Kurtuluşa erenlerin kimler oldukları hususunda Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Azabıma dilediğimi uğratırım, rahmetim ise her şeyi ku*şatmıştır. Ne var ki rahmetimi Allah korkusu taşıyıp (dinî-ahlâkî konularda) titizlik gösterenlere, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Ki onlar, ellerindeki Tevrat'ta ve İn*cil'de yazılı buldukları o Elçiye, o ümmî Peygamber'e uyarlar. Peygamber on*lara iyiliği emreder ve onları kötülükten nıeneder. Onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını kaldırır, üzerlerindeki zincirleri çözer. O Peygamber'e inanan, onu koruyup destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura uyanlar, işte bunlardır kurtuluşa erenler”(A’râf 7/156-157).

    Sonuç itibariyle, kelime-i tevhîdin kayıtsız (mutlak) vârid olduğu hadisin, ihlâs ve sıdk/sadâkat lafzının geçtiği kayıtlı (mukayyed) hadis gibi anlaşılması gerekir. Kuşkusuz, sorumluluk bilincini düşündüren ihlâs ve yakîn / sıdk kaydı, ibadet, sâlih amel ve ahlâk-ı hamîdeyi beraberinde getirmesi bakımından önem taşır. Bu yüzden, Müslüman olduğunu söyleyen bir insanın, sadece kalp ve vicdan temizliğini öne sürerek seküler bir ağızla kendini temize çıkarması, beyhude bir söylem olmaktan başka bir anlam taşımaz.


    Prof. Dr. Zekeriya Güler





+ Yorum Gönder