Konusunu Oylayın.: Neden Cami Var Cemaatle namaz kılmanın önemi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Neden Cami Var Cemaatle namaz kılmanın önemi nedir?
  1. 22.Ağustos.2014, 12:09
    1
    Misafir

    Neden Cami Var Cemaatle namaz kılmanın önemi nedir?






    Neden Cami Var Cemaatle namaz kılmanın önemi nedir? Mumsema Selamun aleyküm mumsema evde işyerinde vs yerlerde namaz kılınabiliyorken neden camide namaz kılmak daha faziletlidir


  2. 22.Ağustos.2014, 12:09
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Ağustos.2014, 17:23
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Neden Cami Var




    Cemaatle namaz kılmanın önemi nedir?

    Evde işyerinde vs yerlerde namaz kılınabiliyorken neden camide namaz kılmak daha faziletlidir

    Neden Cami Var

    Peygamber Efendimiz (asv), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42) Allah Resulü (asv), hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise cemaate katılarak Hz. Ebu Bekir (ra)'in arkasında namaz kılmıştır. Bu itibarla cemaatle namaz kılma, İslâm'ın bir şiarı ve sembolüdür. Asr-ı saadet'ten günümüze vazgeçilmez bir uygulama olarak gelmiş ve aynen de kıyamete kadar devam edecektir


    Cami, insanları namaz için bir araya toplayan mekân; mescit, secde edilen yer demektir. Minare, ezanın okunduğu yüksek mekân; ezan da insanları namaza davet eden ve içinde Allah’ın birliğini, Muhammed s.a.s.’in elçiliğini ilan eden cümlelerin bulunduğu çağrıdır. Başka bir ifade ile ezan, beş vakitte kılınması gereken namaz için davettir; cami ise bu beş vakitte kılınması gereken namazların birlikte yani cemaatle kılınması için inşa edilmiş olan mekândır.
    Sözün özü camiler, beş vakit namazın birlikte yani cemaatle kılınması içindir. Yoksa inanan her insan tek başına da namaz kılabilir. Çünkü yeryüzünün her tarafı bu ümmete mescit kılınmıştır. Herkes namazını evinde de kılabilir. Bireyselcilerin de ekmeğine yağ sürülmüş olur.

    Namazların Cemaatle Kılınması Hükmü Olmasaydı!

    Şöyle bir düşünelim: İslâm dininde beş vakit namazın camide ve cemaatle kılınması hükmü olmasaydı, memleketimiz nasıl bir memleket olurdu?
    Herhalde şöyle bir memleket olurdu:
    Camilere ihtiyaç olmazdı, ezan için minareler yapılmazdı. Uğruna sayısız şehitler verdiğimiz ezanın okunmadığı, minarelerinin gök kubbeyi delercesine yükseldiği şehirler ve köyler de olmazdı. Gayrimüslimlerin memleketi ile bizim memleketimiz arasında fark kalmazdı.
    Madem bu camiler ve bu ezanlar beş vakitte müslümanların camide bir araya gelerek secdelere kapanması için vardır…

    Madem bu camiler ve ezanlar bizi biz yapan temel unsurlardandır…
    Madem bu camiler ve bu ezanlar yüce dinimiz İslâm’ın şiarlarıdır…
    Madem dinimize göre müslüman olan bir belde ahalisi kasten ezanı kaldırsa veya namazın
    Cemaatle kılınmasına engel olsa bu bir savaş sebebi olarak kabul edilmiştir…

    O halde namazların camide cemaatle kılınması konusundaki şu vurdumduymazlığımız niye?
    Bunun makul bir sebebi ve izahı var mı?

    Resul-i Ekrem s.a.s. ve Cemaat
    Hepimiz biliriz Resul-i Ekrem s.a.s. Efendimizin hicret yolculuğu sonucu Medine-i Münevvere topraklarında ilk konakladığı mahalle olan Kubâ’da ilk yaptığı işlerden birisi mescit inşa etmek olmuştur. O günden sonra hayatının sonuna kadar -ağır hastalık ve zorunlu birkaç durum hariç- bütün namazlarını cemaatle kılmıştır. Medine-i Münevvere’de bulunduğu zamanlarda camide, seferde bulunduğu zamanlarda ise arazide mutlaka namazları cemaatle kılmıştır.
    Her fırsatta Sahabe-i Kiram r.a.’ı camiye cemaate ısrarla teşvik etmiştir.

    Resul-i Ekrem s.a.s. Efendimiz Zatürrikâ Gazvesinde ordusuyla birlikte savaş meydanındaydı. Düşman karşı tarafta yerini almıştı. Ordunun bir kısmı siperde, bir kısmı da Resulullah s.a.s.’in yanında cephe gerisinde bulunuyordu. İkindi namazı vakti girmişti… Cebrail a.s. Yüce Mevlâ’nın ayetlerini Efendimiz s.a.s.’e indiriyordu:
    -“Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin sizi gafil avlamalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun, silahlarını da alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde ötekiler arkanızda olsunlar, sonra henüz namazlarını kılmamış bulunan bölük gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve bunlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. Kâfirler isterler ki, siz silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil olsanız da üzerinize ansızın baskın yapsınlar! Eğer yağmur yüzünden bir zarar görürseniz veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Yine de ihtiyat tedbirinizi alın! Allah elbette kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Namazı bitirince de ayakta iken, otururken ve yatarken Allah’ı anın…” (Nisâ, 4/101–103)



    Camiler; ibadet etme, Allahı anma, eğitim-öğretim, birlik ve dirlik, huzur ve sükun mekanlarıdır. Bu itibarla dinimiz; camilere büyük önem vermiştir.
    Yüce Rabbimiz, Kuran-Kerimde şöyle buyurmaktadır:
    Şüphesiz mescitler, Allahındır O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.
    Ey Ademoğulları! Her mescide gittiğinizde güzel elbiselerinizi giyinin.

    Ayet-i kerimelerden de anlaşılacağı üzere, İslamda camilerin önemli bir yeri vardır. Allahın evi kabul edilen camiler, İslâmın alâmeti sayılmıştır. Camiler, bulunduğu yerin halkının Müslüman olduğunu gösterir. Sevgili Peygamberimiz, yeryüzünde Allaha en sevimli yerlerin camiler olduğunu bildirmiştir. Öyle ise camilere gelişigüzel değil, en güzel elbiseler giyilerek girilmelidir. Camileri kirletecek, havasını bozacak ve cemaati rahatsız edecek davranışlardan sakının.

    Yüce Allah, caminin önemini Kuranda şöyle bildiriyor:
    Allahın mescitlerini, ancak Allaha ve ahiret gününe iman eden, namazlarını dosdoğru kılan, zekatlarını veren ve Allahtan başkasından korkmayan kimseler imar eder İşte, doğru yola erenlerden olmaları umulanlar bunlardır.
    Sevgili Peygamberimiz (as) ise:
    Kim Allah rızası için bir mescit yaptırırsa, Allah da bunun karşılığında ona cennette bir köşk ihsan eder.
    buyurmuştur.

    Cami ve mescitler, aynı zamanda insanlara helal ve haramın, güzel ahlakın, doğruluk ve dürüstlüğün öğretildiği, sevgi saygı ve kardeşlik ruhunun işlendiği mukaddes mekanlardır. Şehitlik ve gazilik mertebesinin yüceliği, vatan savunmasının önemi, iffet ve namusu korumanın onuru gibi birçok dini ve milli şuurun insanlarımıza verildiği ilim ve irfan yuvalarıdır.

    Camiler, bulundukları yörenin sosyal hizmet ve ilişkilerinde, devamlı ışıldayan ve çevresini aydınlatan birer kandil gibidirler. Camiler, insanların birbirini sevmelerine de vesile olur. Camilerin ortak kalbimiz olduğunu, oralarda hayat varsa, bizlerde de hayat olacağını bilelim. Bu sebeple camilerle aramızdaki bağları sıcak tutalım. Çocuklarımızı da camilere alıştıralım. Onların temiz kalplerine, din, iman, vatan, bayrak, millet sevgisini yerleştirelim. Müminlerden uzak kalan camiler, matem havasına bürünürler. Onları mahzun bırakmayalım.

    Hz Peygamber (sav), şöyle buyurmuştur.:
    Bir kişi, Allahın farzlarından birini eda etmek üzere evinde güzelce temizlenir ve camiye giderse, onun attığı adımlardan biri günahlarının silinmesine, diğeri de onun derecesinin yükselmesine vesile olur.
    Yüce Allah, sabah ve akşam camiye giden kimsenin, her gidiş ve gelişine cennette bir yer hazırlar.


    Savaş Meydanında da mı?
    Bu olay savaş meydanında geçmiştir. Yüce Mevlâ namazın cemaatle kılınmasını emir buyurmaktadır. Öyle ki seferi oldukları için iki rekât kılınacak namazın birinci rekâtını cephe gerisinde olanlar imamla yani Resulullah s.a.s. ile kılacaklar, birinci rekât bitince kalkıp siperde bekleyen askerlerin yerine nöbete geçecekler. Nöbetteki askerler imamın arkasında saf bağlayıp imama uyacaklar ve imamla namazın ikinci rekâtını kılacaklar. Her bir guruptaki askerler diğer rekâtı kendi başlarına tamamlayacaklar.

    Resul-i Ekrem s.a.s. Efendimizin hayatında gerçekleşmiş ve Yüce Mevlâ tarafından bizzat emir buyrularak icra edilmiş olan bu olay, namazların cemaatle kılınması konusunda dikkatlerimizi çekmek için yeterli değil mi?
    Savaş meydanında, düşman karşısında bile namazın cemaatle kılınması, hatta cemaatten hiç kimsenin geri kalmayacak şekilde bütün ayrıntıların Yüce Mevlâ tarafından emir buyrulmuş olması, kalbinde Allah ve Resul sevgisi taşıyan her insan için yeterli olmalı…
    Namazlarımızı, camide ve ilk cemaatle kılmanın önemini ümmet olarak anlama ümidi ve duasıyla…


  4. 22.Ağustos.2014, 17:23
    2
    Devamlı Üye



    Cemaatle namaz kılmanın önemi nedir?

    Evde işyerinde vs yerlerde namaz kılınabiliyorken neden camide namaz kılmak daha faziletlidir

    Neden Cami Var

    Peygamber Efendimiz (asv), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42) Allah Resulü (asv), hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise cemaate katılarak Hz. Ebu Bekir (ra)'in arkasında namaz kılmıştır. Bu itibarla cemaatle namaz kılma, İslâm'ın bir şiarı ve sembolüdür. Asr-ı saadet'ten günümüze vazgeçilmez bir uygulama olarak gelmiş ve aynen de kıyamete kadar devam edecektir


    Cami, insanları namaz için bir araya toplayan mekân; mescit, secde edilen yer demektir. Minare, ezanın okunduğu yüksek mekân; ezan da insanları namaza davet eden ve içinde Allah’ın birliğini, Muhammed s.a.s.’in elçiliğini ilan eden cümlelerin bulunduğu çağrıdır. Başka bir ifade ile ezan, beş vakitte kılınması gereken namaz için davettir; cami ise bu beş vakitte kılınması gereken namazların birlikte yani cemaatle kılınması için inşa edilmiş olan mekândır.
    Sözün özü camiler, beş vakit namazın birlikte yani cemaatle kılınması içindir. Yoksa inanan her insan tek başına da namaz kılabilir. Çünkü yeryüzünün her tarafı bu ümmete mescit kılınmıştır. Herkes namazını evinde de kılabilir. Bireyselcilerin de ekmeğine yağ sürülmüş olur.

    Namazların Cemaatle Kılınması Hükmü Olmasaydı!

    Şöyle bir düşünelim: İslâm dininde beş vakit namazın camide ve cemaatle kılınması hükmü olmasaydı, memleketimiz nasıl bir memleket olurdu?
    Herhalde şöyle bir memleket olurdu:
    Camilere ihtiyaç olmazdı, ezan için minareler yapılmazdı. Uğruna sayısız şehitler verdiğimiz ezanın okunmadığı, minarelerinin gök kubbeyi delercesine yükseldiği şehirler ve köyler de olmazdı. Gayrimüslimlerin memleketi ile bizim memleketimiz arasında fark kalmazdı.
    Madem bu camiler ve bu ezanlar beş vakitte müslümanların camide bir araya gelerek secdelere kapanması için vardır…

    Madem bu camiler ve ezanlar bizi biz yapan temel unsurlardandır…
    Madem bu camiler ve bu ezanlar yüce dinimiz İslâm’ın şiarlarıdır…
    Madem dinimize göre müslüman olan bir belde ahalisi kasten ezanı kaldırsa veya namazın
    Cemaatle kılınmasına engel olsa bu bir savaş sebebi olarak kabul edilmiştir…

    O halde namazların camide cemaatle kılınması konusundaki şu vurdumduymazlığımız niye?
    Bunun makul bir sebebi ve izahı var mı?

    Resul-i Ekrem s.a.s. ve Cemaat
    Hepimiz biliriz Resul-i Ekrem s.a.s. Efendimizin hicret yolculuğu sonucu Medine-i Münevvere topraklarında ilk konakladığı mahalle olan Kubâ’da ilk yaptığı işlerden birisi mescit inşa etmek olmuştur. O günden sonra hayatının sonuna kadar -ağır hastalık ve zorunlu birkaç durum hariç- bütün namazlarını cemaatle kılmıştır. Medine-i Münevvere’de bulunduğu zamanlarda camide, seferde bulunduğu zamanlarda ise arazide mutlaka namazları cemaatle kılmıştır.
    Her fırsatta Sahabe-i Kiram r.a.’ı camiye cemaate ısrarla teşvik etmiştir.

    Resul-i Ekrem s.a.s. Efendimiz Zatürrikâ Gazvesinde ordusuyla birlikte savaş meydanındaydı. Düşman karşı tarafta yerini almıştı. Ordunun bir kısmı siperde, bir kısmı da Resulullah s.a.s.’in yanında cephe gerisinde bulunuyordu. İkindi namazı vakti girmişti… Cebrail a.s. Yüce Mevlâ’nın ayetlerini Efendimiz s.a.s.’e indiriyordu:
    -“Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin sizi gafil avlamalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun, silahlarını da alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde ötekiler arkanızda olsunlar, sonra henüz namazlarını kılmamış bulunan bölük gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve bunlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. Kâfirler isterler ki, siz silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil olsanız da üzerinize ansızın baskın yapsınlar! Eğer yağmur yüzünden bir zarar görürseniz veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Yine de ihtiyat tedbirinizi alın! Allah elbette kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Namazı bitirince de ayakta iken, otururken ve yatarken Allah’ı anın…” (Nisâ, 4/101–103)



    Camiler; ibadet etme, Allahı anma, eğitim-öğretim, birlik ve dirlik, huzur ve sükun mekanlarıdır. Bu itibarla dinimiz; camilere büyük önem vermiştir.
    Yüce Rabbimiz, Kuran-Kerimde şöyle buyurmaktadır:
    Şüphesiz mescitler, Allahındır O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.
    Ey Ademoğulları! Her mescide gittiğinizde güzel elbiselerinizi giyinin.

    Ayet-i kerimelerden de anlaşılacağı üzere, İslamda camilerin önemli bir yeri vardır. Allahın evi kabul edilen camiler, İslâmın alâmeti sayılmıştır. Camiler, bulunduğu yerin halkının Müslüman olduğunu gösterir. Sevgili Peygamberimiz, yeryüzünde Allaha en sevimli yerlerin camiler olduğunu bildirmiştir. Öyle ise camilere gelişigüzel değil, en güzel elbiseler giyilerek girilmelidir. Camileri kirletecek, havasını bozacak ve cemaati rahatsız edecek davranışlardan sakının.

    Yüce Allah, caminin önemini Kuranda şöyle bildiriyor:
    Allahın mescitlerini, ancak Allaha ve ahiret gününe iman eden, namazlarını dosdoğru kılan, zekatlarını veren ve Allahtan başkasından korkmayan kimseler imar eder İşte, doğru yola erenlerden olmaları umulanlar bunlardır.
    Sevgili Peygamberimiz (as) ise:
    Kim Allah rızası için bir mescit yaptırırsa, Allah da bunun karşılığında ona cennette bir köşk ihsan eder.
    buyurmuştur.

    Cami ve mescitler, aynı zamanda insanlara helal ve haramın, güzel ahlakın, doğruluk ve dürüstlüğün öğretildiği, sevgi saygı ve kardeşlik ruhunun işlendiği mukaddes mekanlardır. Şehitlik ve gazilik mertebesinin yüceliği, vatan savunmasının önemi, iffet ve namusu korumanın onuru gibi birçok dini ve milli şuurun insanlarımıza verildiği ilim ve irfan yuvalarıdır.

    Camiler, bulundukları yörenin sosyal hizmet ve ilişkilerinde, devamlı ışıldayan ve çevresini aydınlatan birer kandil gibidirler. Camiler, insanların birbirini sevmelerine de vesile olur. Camilerin ortak kalbimiz olduğunu, oralarda hayat varsa, bizlerde de hayat olacağını bilelim. Bu sebeple camilerle aramızdaki bağları sıcak tutalım. Çocuklarımızı da camilere alıştıralım. Onların temiz kalplerine, din, iman, vatan, bayrak, millet sevgisini yerleştirelim. Müminlerden uzak kalan camiler, matem havasına bürünürler. Onları mahzun bırakmayalım.

    Hz Peygamber (sav), şöyle buyurmuştur.:
    Bir kişi, Allahın farzlarından birini eda etmek üzere evinde güzelce temizlenir ve camiye giderse, onun attığı adımlardan biri günahlarının silinmesine, diğeri de onun derecesinin yükselmesine vesile olur.
    Yüce Allah, sabah ve akşam camiye giden kimsenin, her gidiş ve gelişine cennette bir yer hazırlar.


    Savaş Meydanında da mı?
    Bu olay savaş meydanında geçmiştir. Yüce Mevlâ namazın cemaatle kılınmasını emir buyurmaktadır. Öyle ki seferi oldukları için iki rekât kılınacak namazın birinci rekâtını cephe gerisinde olanlar imamla yani Resulullah s.a.s. ile kılacaklar, birinci rekât bitince kalkıp siperde bekleyen askerlerin yerine nöbete geçecekler. Nöbetteki askerler imamın arkasında saf bağlayıp imama uyacaklar ve imamla namazın ikinci rekâtını kılacaklar. Her bir guruptaki askerler diğer rekâtı kendi başlarına tamamlayacaklar.

    Resul-i Ekrem s.a.s. Efendimizin hayatında gerçekleşmiş ve Yüce Mevlâ tarafından bizzat emir buyrularak icra edilmiş olan bu olay, namazların cemaatle kılınması konusunda dikkatlerimizi çekmek için yeterli değil mi?
    Savaş meydanında, düşman karşısında bile namazın cemaatle kılınması, hatta cemaatten hiç kimsenin geri kalmayacak şekilde bütün ayrıntıların Yüce Mevlâ tarafından emir buyrulmuş olması, kalbinde Allah ve Resul sevgisi taşıyan her insan için yeterli olmalı…
    Namazlarımızı, camide ve ilk cemaatle kılmanın önemini ümmet olarak anlama ümidi ve duasıyla…





+ Yorum Gönder