Konusunu Oylayın.: Yezidiler neden şeytana tapar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yezidiler neden şeytana tapar
  1. 06.Ağustos.2014, 14:42
    1
    Misafir

    Yezidiler neden şeytana tapar






    Yezidiler neden şeytana tapar Mumsema Selamın aleyküm. Arkadaşlar
    Yezidiler neden şeytanı ve tavus kuşunu kutsallaştırır
    Yezidilerin hikayesi nedir


  2. 06.Ağustos.2014, 14:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 06.Ağustos.2014, 15:23
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Yezidiler neden şeytana tapar




    Yezidiler neden şeytanı ve tavus kuşunu kutsallaştırır
    Yezidilerin hikayesi nedir




    Yezidiler ve İnançları


    1. İSMi VE MENŞEİ

    Çeşitli dillerde, pekçok araştırmalar yapıldığı, kitap ve makaleler yayınlandığı halde Yezidilerin ismi ve menşei hakkında kesin bir sonuca varılmış değildir. Yezidi ismi, eski İran dinindeki "hayır" tanrısı olan "izd" veya "yezdân" kelimesinden gelmektedir. Diğer taraftan Zerdüştlükte "horoz" kutsal bir hayvandır. Yezidilikte de mukaddes ve herşeyin yaratıcısı durumunda olan "Melek Tavus" horoza benzer bir şekilde tasvir edilir ama aynı zamanda da Horoz Yezidilik inancında kutsal tanımlanır. Ayrıca bu topluluğa göre Adem peygamberden sonraki ikinci ataları Ezda (Tanrı verdi)’dir. Bunlara ona nisbetle "Ezdai (Ezidi=Yezidi)"denmiştir. Nitekim kendilerinin "Ez-da"dan geldiklerine inanan Yezidiler, kendi soylarından olmayan birinin bu mezhebe girebilmesini mümkün görmezler; çünkü onlara göre Yezidi soyu temizdir, üstündür. Onlar saf olarak Hz. Adem’in terinden yaratılmıştır; oysa diğer mezheblere mensup insanlar Havva´nın terinden olmalarıdır
    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı İslam Ansiklopedisi’nin Yezidiler maddesini yazan Menzel ile bu maddeyi geniş bir şekilde tadil ve ikmal eden İhsan Süreyya Sırma ise bu konuda şu görüştedirler:

    Yezidilerin bizzat yeni olduğu hussunu taşıdıkları Yezidi adı, hiçbir şekilde, ne Yezid b. Muaviye, ne Yezid b. Unaysa, ne de İran’daki Yezd şehri ile ilgilidir. Bu isim, muhtemelen fonetik kanunlarına uygun olarak gelişen şekli gösteren yeni Farsça’daki İzed (melek, tanrı ), Avesta dilinde yazata (saygıya, tapınmaya layık olmak), Pehlevi dilinde Yezdan, modern Farsça’da Yazdan (Tanrı), Avesta’da Yazatanam, Pehlevi’de Yaztan, Yazdan, İzed’den gelmektedir ve Avesta’da geçen Yazdan ayin ve merasimle ilgili olarak Yeni Farsça’ya girmiştir. Buna göre, bu kelime bizzat kendileri tarafından kullanıldığı gibi, Ezidi, İzidi veya İzdi (Tanrıya tapanlar), Yezidiler tarafından da bilinen bir iştikak olmalıdır.

    Şeyh Adiy b. Musafir, muhtelif islam kaynaklarının bildirdiklerine göre Suriye’de Baalbek dolaylarında doğmuştur. Yezidiler tanrısal varlığın iyilik ve kötülük şeklinde ikiye ayrıldığğını kabul eder; Tanrı’nın iyiliği, melek-i tavus (şeytan) kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile melek-i tavus (şeytan) arasında sürekli bir çekişme bulunduğuna inanırlar. Çünkü Tanrı hiç bir zaman kötülükleri sevmez ve iyiliği savunur.


    2. KUTSAL KITAPLARI

    Yezidilerin Kitêb a-Cilwa (Vahiy kitabi) ve Mishafa-Reş(Kara kitap) olmak üzere iki kutsal kitabi vardır. Yezidiliğin temel ilkeleri bu iki kitaptan kaynaklanmaktadır.

    Bunlardan ilki, Melek Şeyhsın(Melek Şêxsin) ne " Melek" Tavus tarafindan vahyedildiğine, Kitêb a-Cilve’dir. Kitêb a-Cilve,kitabin Kürtçe adidir. Yezidiler buna çogunlukla Kitab-a Celve derler. Bilinen nüshasi 8 sahife, 109 satırdır.
    Kitêb a-Cilve hakkında Menzel şu bilgileri vermektedir:

    Yezidilerin iki mukaddes kitaplarından biri olup, Mıshaf a-Reş ile birlikte, mezheplerinin dini temelini teşkil eder. Yezidilerin ibadet dili ve bizce malum olan bütün Yezidi duaları Kürtçe olduğundan mevcudiyetleri uzun zamandan beri bilinen ve asıllarının kopyeleri nihayet Avrupalıların eline geçmiş bulunan, Yezidilerin bu iki mukaddes kitabının (eski Kürtçe yazmaları) Arapça ya benzer bir şekli olduğundan dolayı hep Arapça yazılmıştır diyorlar!!!!

    İlk defa olarak Bağdatlı P. Anastase Marie, Sincar’daki kitapların muhafızına para vermek suretiyle, 1904-1906’da iki mukaddes kitabın asıllarının doğru kopyelerini yaptırmaya muvaffak oldu. Asılları muhtemel olarak deri üzerine, eski bir Kürt lehçesi ile ve Arami yazısına benzeyen, oldukça nadir ve şifreli bir yazı ile yazılmıştır. Bu şifreli yazı ile yazılmış olan metin aslında Arap yazısı ile yazılmış bir nüshadan istinsah edilmiş olduğunu, kati bir şekilde (gösterir)??. Fakat bu kopye işine esrarlı bir mahiyet verilmiş olması muhtemeldir; nitekim Avrupalı alimlerin Yezidilere karşı gösterdikleri alakanın neticesi olarak Musul’daki mütehassıslar daima yeni metinler keşfetmek gayretine düşmüşlerdir.

    Migana, Alkoş manastırının eski bir rahibi olan ve 1906’da ölen Kerkük metropolitlişinden Şammas Eremia Şamir’i, Browne, Chobot, Giamil ve Isya Joseph taraflarından neşredilen bütün metinleri uydurmakla itham ederek, maskesini düşürmeye çalıştı. Bununla beraber Kürtçe metnin mevcudiyeti Max Bittner’in Die heiligen bücher der Yeziden oder Teufelsanbeter adlı monografisinde Denkschriftten d. Wien. Ak. D. Wiss.daki ilavesinde yaptığı lisani araştırmalar sayesinde reddedilmez bir şekilde ispat edilmiş oldu. Bu kitapların dili bugün (bütün) Yezidilerin kullandıkları konuşma dilinin aynı değildir.

    Mevcudiyetleri uzun zamandan beri bilinen ve asıllarının kopyaları Avrupalı bazı oryantalistlerin eline geçmiş bulunan Yezidilerin bu iki mukaddes kitabının muhtevası hurafelerle doludur. Yukarıda belirttiğimiz gibi Melek Şeyhsın(Melek Şêxsin) tarafından kendi kalemiyle yazılmıştır ama kesin yazılış tarihi elimizde olmamasına rahmen M.Ö 2700 ile 4200 Yılları arasında yazılmış olabilir. Asıl nüshası 1982 tarihinde Bahadre’de Pî Haydar’ın evinde bulunan ve yılda iki defa Şeyh Adiy’nin mezarına götürülüp orada okunan Kitabu’l-Cilve küçük bir eserdir(burası kesin bir bulguyu ele vermiyordur)??. Mıshaf a-Reş ise daha geniştir. Kürtçe aslı, 152 satırlı şifreli bir yazı ile yazılmış bir tomar halindedir. Bu, daha çok dünyevi, daha normal ve esasında Kitêba a-Cilve’den daha anlaşılır haldedir. Tezatlar ile doludur ve birden bire kesiliverir.


    3. TANRI, İNSAN, KAiNAT VE AHiRET TASAVVURLARI

    Yezidiler’e göre tanrı kendi özünden, ateşinden ve nurundan Melek Tavus’u yaratmış ve ona evreni biçimlendirme ve insanı yaratma görevini vermiştir.

    Gnostisizm’de görülen insanın tamamlanmamış, mükemmel olmayan bir varlık olduğu düğüncesi Yezidilikte de vardır. Öte dünyaya, ölümden sonraki bir yaşama inanmayan Yezidiler, insanın bu dünyada cezalandırılmasını ve ödüllendirilmesini savunurlar. Onlarda cennet veya cehennem hayatının olacağı inancı yoktur. Mükemmel bir varlık olmayan insan, daha iyi olmak için çaba göstermelidir. Ölümden sonra beden toprağa karışır ve ölmüş olan insana tanrı tarafından yeniden yaşam verilmez. İnsan ölür, toprağa karışır, toz olur; yalnız ruh ölümsüzdür.

    Mıshaf a- Reş’te insan ve kainatın yaratılışıyla ilgili enteresan bilgiler vardır:

    Allah kainatı yalnız başına yaratmıştır. Başlangıçta beyaz bir inci yaratıp bunu, "Enfer" veya "Anfar" adlı kendi yarattığı kuşun sırtına koydu. O zaman sadece denizin olması Tanrı bir ağaç yarattı, adı Daimi Ağaç tır(Dara Herherê) Tanrı Melek-i Tawusa buyurur" Ben kimim sen kimsin? Melek-i Tawus cevap verir" Ben benim sen sensin" Tanrı 90.000 yıl Tawis-i Melek Anfar olan kuşun sırtında uçar. 90.000 yıl sonra ikinci sefer Anfar kuşu Ebedi Ağacın dallarına konar, yine Tanrı Tawis-i Melek´e buyurur ve der; Ben kimim sen kimsin? Twais-i-Melek yine cevap verir; Ben benim sen sensin. Yine ikinci sefer Tanrı onun sırıtına oturur ve 90.000 yıl Tawis-i-Melek Anfar kuşu karanlıklar arasında uçar ve sonunda Ebedi Ağacın dalarına konar ve yine Tanrı ona buyurur; Sen kimsin ben kimim? der; Tawis-i-Melek Tanriya buyurur; Sen beni yaratansın ben ise senin yaratanınım, Bir rivayete göre önce dünya su ile kaplıydı, kimse yoktu. insan yaratılmamıştı. Tanrının emri üzerine bir ağaç Ebedi Ağaç,Kürtçesi Dara Herherê) yükseldi. Kökleri yere gömülüydü, dalları göğe yükseliyordu. Tanrı bir kuş şeklinde bu ağaca konmuştu. Melek Tavus da birkuş şeklinde dünyada dolaşıyordu, yorgundu, konacak yer yoktu, ağaca yaklaştı, tanrı konmasına engel oldu. Sonra tanrının kendisiyle karşılaştı. Tanrı sordu: Dünyada bir şey gördün mü? Melek Tavus:"Hayir, her yer su ile kaplı, bir agaç ile üstünde bir kuş var, konmama razı olmadı" dedi. Bunun üzerine Allah "Git ve ona sen halk edensin, ben halkedenim de" deyince Melek Tavus aynisini yapti ve böylelikle ağaca konabildi.. Sonra, Yezidilerin tarikat şeyhlerinin onların vekilliğini yapacağı 7 ilahi meleği yarattı.

    Allah Pazar günü yedi meleğin en büyüğü olan Azrail’i yarattı ki bu, Melek Tavus’tur. Pazartesi günü Melek Derdail’i yarattı ki bu, Şeyh Hasan’dır. Salı günü melek İsrafil’i yarattı ki bu, Şeyh Şems’tir. Çarşamba günü Melek Mikail’i yarattı ki bu, Şeyh Ebu Bekir’dir. Perşembe günü Melek Cebrail’i yaratti ki bu Seccadeddin’dir. Cuma günü melek Şemnail’i yaratti ki bu, Nasiruddin’dir. Cumartesi günü Melek Nurail’i yaratti ki bu da Fahreddin’dir.

    Sonra yedi kat göğü, yeri, güneşi ve ayı yarattı. Daha sonra, son yaratılan Melek Fahreddin insan ve hayvanları yarattı veonları hırkasının yakasına koydu.

    Allah o zaman meleklerle birlikte inciden çıktı ve inciye öyle bir bağırdı ki, inci derhal dört parçaya ayrıldı. İnciden akan sularla deniz meydana geldi. Dünya da deliksiz deşiksiz yusyuvarlak oldu ve Allah Cebrail (Seccadeddin)’i bir kuş şeklinde yarattı ve salıverdi. O da incinin parçalarından güneşi, ayı ve yıldızları, dağları, bitkileri, meyve ağaçlarını ve arşı yarattı. Allah’ın kendisi de bir gemi yaratarak içinde 30.000 yıl seyahat etti. Sonra gelip Laleş’te oturdu.

    Mıshaf a-Reş’te şu bilgiler de yer almaktadır: Tanrı Karadağ’a indi, haykırdı ve 30.000 melek yarattı ve onları göğe çıkardı. Meleklerin kendisine 40.000 yıl ibadet etmesinden sonra tanrı, Cebrail’e dünyanın dört köşesinden toprak, hava, ateş ve su getirmesini emretti. Bunların cümlesinden Adem’i yarattı ve Cebrail’e Adem’i cennete yerleştirmesini söyledi ve Allah, Adem’e buğdaydan başka bütün meyvaları yemesini emretti. 100 sene sonra Melek Tavus, Adem’in neslinin çoğalamayacağını Tanrıya söyleyince, Tanrı ona tam bir hareket serbestliği verdi. Melek Tavus Adem’i yasaklanmış buğdayı yemeğe ikna etti; bunun neticesinde henüz karnında bir açıklık bulunmayan Adem cennetten kovuldu ve Allah bir kuı gagası ile karnını yardırıncaya kadar müthiş ızdıraplar çekti. Yeniden geçen bir yüz sene daha sonra Tanrı Cebrail vasıtasıyla Adem’in sol koltuk boşluğunun aşağı parçasından Havva’yı yarattı. Bunlardan yer yüzünde bir millet oluıtu. Bu millet Melek Tavus’a hürmet edecektir ve Yezidi diye anılacaktır.

    Yezidi inancını aksettiren Mıshaf a- Reş’e göre de hiçbir şey yokken yüce bir varlık olan "Tanrı" vardı. Tanrı,
    1) Göğü (ve buna bağlı olarak; güneşi, ayı, yıldızları...)
    2) Yeri (ve buna bağlı olarak; dağları, ovaları, suyu, bitkileri, ağaçları...)
    3) İnsanlığı (Adem ve Havva’yı ve bunlardan zuhur eden Yezidi soyunu ve 7 kutsal "şeyh"i ki, bu şeyhler "melek" kabul edilerek yüceltilmişlerdir)
    4) Yezidi soyu için "Şeyh Adiy"i yaratti ve onu Laleş’e gönderdi.

    4. DÎNÎ İNANÇ VE İBADETLERİ

    Yezidilerin dini bakımdan yerine getirmeleri zorunlu olan bazı görevleri vardır. Bunun baışnda namaz, oruç, hac ve zekat gelmektedir.

    NAMAZ: Yezidiler, sabah güneş doğarken ve akşam güneşin batişi sirasinda, güneşe yönelerek üç defa rükuya varip toprağa kapanmak suretiyle namaz kılmış olurlar. Namazdan önce el ve yüzlerini yikarlar. Namazda Kürtçe, bir dua okurlar. Yezidi duası dört tanedir: Sabah duası, Eğver duası (bu dua da sabahları okunur), Güneş batışı duası, Akşam veya şehadet duası.

    Yezidilerin güneşe taparlar ve ona saygi gösterirler.
    Yezidiler namaz kılarken bunu başka dine mensup kimselerin görmesini kesinlikle istemezler. Şayet yanlarında başka dine mensup biri varsa, o zaman, avucunun içini güneş ışığına tutarak, ellerini gizlice ağızlarına götürüp öperler ve böylece namazlarını kılmış sayılırlar.

    ORUÇ: Yezidilerin iki çeşit orucu vardir. Birincisi genel oruçtur. Bunu her Yezidi tutmak zorundadir. Bu oruç, her yıl Aralık ayında üç gün olarak tutulur. Yezidi inancina göre Allah üç gün oruç tutulmasini buyurmuştur. Kürtçe yaziyla se, yani üç.
    Özel oruç seksen gün tutulur kışın ve yazın ikiye bölünür. Bu orucu din adamları ve yaşlı kesim tutarlar. Orucun 40 günü Haziran´nin 24. başlar ve ikinci 40 günü de 24 Aralıkta, başlar. Sonra Şeyh Adiy’in Laleş’teki türbesini ziyarete gidilir ve orada da üç gün oruç tutulur. Oruç, sabahleyin güneşin sarılığının görülmesiyle başlar, akşam gün batıncaya kadar devam eder. İftarda yemekle birlikte şarap içilir. Gün boyu yemek içmek yasaktır. Şayet bu arada oruçluya bir şey ikram edilirse geri çevrilmez, yenir veya içilir.

    ZEKAT: Yezidilerin en alt tabakasını meydana getiren müritler, yekatlarını kendi kabile şeyhlerine verirler ve bunların dışında Fakirler de halkın arasında dolaşır ve Fakirlere her yönden yardımlar verilir. Ama yekat ise sadece müritler ile kabile şeyhleri verilir. Ne ve nekadar verilecek müridin kendisi belirler.
    HAC: Yezidiler Şeyh Adiy’in Laleş’teki mezarini ziyaret ederler, böylece hac görevlerini yerine getirmiş olurlar. Yezidiler her yil Eylül ayinin son haftasında buradaki Şeyh Adiy’in türbesini büyük bir coşku ile ziyaret etmekte, kurbanlar kesmekte, davul, def, kaval vs. gibi çeşitli çalgılar eşliğinde dini törenler icra ederek ilahiler söylemektedirler. Mevlevilerin yaptikları semalar gibi bunlar da etraflarında dönerek (sema çekerler). Bu törenleri "kavval" ve "koçek" denilen din adamları yönetmektedir. Bunların eski. Bu esnada Koçek, uzun saçlarını salıverip etrafında dönmeye başlar ve diğerlerini de vecde getirir






  4. 06.Ağustos.2014, 15:23
    2
    Devamlı Üye



    Yezidiler neden şeytanı ve tavus kuşunu kutsallaştırır
    Yezidilerin hikayesi nedir




    Yezidiler ve İnançları


    1. İSMi VE MENŞEİ

    Çeşitli dillerde, pekçok araştırmalar yapıldığı, kitap ve makaleler yayınlandığı halde Yezidilerin ismi ve menşei hakkında kesin bir sonuca varılmış değildir. Yezidi ismi, eski İran dinindeki "hayır" tanrısı olan "izd" veya "yezdân" kelimesinden gelmektedir. Diğer taraftan Zerdüştlükte "horoz" kutsal bir hayvandır. Yezidilikte de mukaddes ve herşeyin yaratıcısı durumunda olan "Melek Tavus" horoza benzer bir şekilde tasvir edilir ama aynı zamanda da Horoz Yezidilik inancında kutsal tanımlanır. Ayrıca bu topluluğa göre Adem peygamberden sonraki ikinci ataları Ezda (Tanrı verdi)’dir. Bunlara ona nisbetle "Ezdai (Ezidi=Yezidi)"denmiştir. Nitekim kendilerinin "Ez-da"dan geldiklerine inanan Yezidiler, kendi soylarından olmayan birinin bu mezhebe girebilmesini mümkün görmezler; çünkü onlara göre Yezidi soyu temizdir, üstündür. Onlar saf olarak Hz. Adem’in terinden yaratılmıştır; oysa diğer mezheblere mensup insanlar Havva´nın terinden olmalarıdır
    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı İslam Ansiklopedisi’nin Yezidiler maddesini yazan Menzel ile bu maddeyi geniş bir şekilde tadil ve ikmal eden İhsan Süreyya Sırma ise bu konuda şu görüştedirler:

    Yezidilerin bizzat yeni olduğu hussunu taşıdıkları Yezidi adı, hiçbir şekilde, ne Yezid b. Muaviye, ne Yezid b. Unaysa, ne de İran’daki Yezd şehri ile ilgilidir. Bu isim, muhtemelen fonetik kanunlarına uygun olarak gelişen şekli gösteren yeni Farsça’daki İzed (melek, tanrı ), Avesta dilinde yazata (saygıya, tapınmaya layık olmak), Pehlevi dilinde Yezdan, modern Farsça’da Yazdan (Tanrı), Avesta’da Yazatanam, Pehlevi’de Yaztan, Yazdan, İzed’den gelmektedir ve Avesta’da geçen Yazdan ayin ve merasimle ilgili olarak Yeni Farsça’ya girmiştir. Buna göre, bu kelime bizzat kendileri tarafından kullanıldığı gibi, Ezidi, İzidi veya İzdi (Tanrıya tapanlar), Yezidiler tarafından da bilinen bir iştikak olmalıdır.

    Şeyh Adiy b. Musafir, muhtelif islam kaynaklarının bildirdiklerine göre Suriye’de Baalbek dolaylarında doğmuştur. Yezidiler tanrısal varlığın iyilik ve kötülük şeklinde ikiye ayrıldığğını kabul eder; Tanrı’nın iyiliği, melek-i tavus (şeytan) kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile melek-i tavus (şeytan) arasında sürekli bir çekişme bulunduğuna inanırlar. Çünkü Tanrı hiç bir zaman kötülükleri sevmez ve iyiliği savunur.


    2. KUTSAL KITAPLARI

    Yezidilerin Kitêb a-Cilwa (Vahiy kitabi) ve Mishafa-Reş(Kara kitap) olmak üzere iki kutsal kitabi vardır. Yezidiliğin temel ilkeleri bu iki kitaptan kaynaklanmaktadır.

    Bunlardan ilki, Melek Şeyhsın(Melek Şêxsin) ne " Melek" Tavus tarafindan vahyedildiğine, Kitêb a-Cilve’dir. Kitêb a-Cilve,kitabin Kürtçe adidir. Yezidiler buna çogunlukla Kitab-a Celve derler. Bilinen nüshasi 8 sahife, 109 satırdır.
    Kitêb a-Cilve hakkında Menzel şu bilgileri vermektedir:

    Yezidilerin iki mukaddes kitaplarından biri olup, Mıshaf a-Reş ile birlikte, mezheplerinin dini temelini teşkil eder. Yezidilerin ibadet dili ve bizce malum olan bütün Yezidi duaları Kürtçe olduğundan mevcudiyetleri uzun zamandan beri bilinen ve asıllarının kopyeleri nihayet Avrupalıların eline geçmiş bulunan, Yezidilerin bu iki mukaddes kitabının (eski Kürtçe yazmaları) Arapça ya benzer bir şekli olduğundan dolayı hep Arapça yazılmıştır diyorlar!!!!

    İlk defa olarak Bağdatlı P. Anastase Marie, Sincar’daki kitapların muhafızına para vermek suretiyle, 1904-1906’da iki mukaddes kitabın asıllarının doğru kopyelerini yaptırmaya muvaffak oldu. Asılları muhtemel olarak deri üzerine, eski bir Kürt lehçesi ile ve Arami yazısına benzeyen, oldukça nadir ve şifreli bir yazı ile yazılmıştır. Bu şifreli yazı ile yazılmış olan metin aslında Arap yazısı ile yazılmış bir nüshadan istinsah edilmiş olduğunu, kati bir şekilde (gösterir)??. Fakat bu kopye işine esrarlı bir mahiyet verilmiş olması muhtemeldir; nitekim Avrupalı alimlerin Yezidilere karşı gösterdikleri alakanın neticesi olarak Musul’daki mütehassıslar daima yeni metinler keşfetmek gayretine düşmüşlerdir.

    Migana, Alkoş manastırının eski bir rahibi olan ve 1906’da ölen Kerkük metropolitlişinden Şammas Eremia Şamir’i, Browne, Chobot, Giamil ve Isya Joseph taraflarından neşredilen bütün metinleri uydurmakla itham ederek, maskesini düşürmeye çalıştı. Bununla beraber Kürtçe metnin mevcudiyeti Max Bittner’in Die heiligen bücher der Yeziden oder Teufelsanbeter adlı monografisinde Denkschriftten d. Wien. Ak. D. Wiss.daki ilavesinde yaptığı lisani araştırmalar sayesinde reddedilmez bir şekilde ispat edilmiş oldu. Bu kitapların dili bugün (bütün) Yezidilerin kullandıkları konuşma dilinin aynı değildir.

    Mevcudiyetleri uzun zamandan beri bilinen ve asıllarının kopyaları Avrupalı bazı oryantalistlerin eline geçmiş bulunan Yezidilerin bu iki mukaddes kitabının muhtevası hurafelerle doludur. Yukarıda belirttiğimiz gibi Melek Şeyhsın(Melek Şêxsin) tarafından kendi kalemiyle yazılmıştır ama kesin yazılış tarihi elimizde olmamasına rahmen M.Ö 2700 ile 4200 Yılları arasında yazılmış olabilir. Asıl nüshası 1982 tarihinde Bahadre’de Pî Haydar’ın evinde bulunan ve yılda iki defa Şeyh Adiy’nin mezarına götürülüp orada okunan Kitabu’l-Cilve küçük bir eserdir(burası kesin bir bulguyu ele vermiyordur)??. Mıshaf a-Reş ise daha geniştir. Kürtçe aslı, 152 satırlı şifreli bir yazı ile yazılmış bir tomar halindedir. Bu, daha çok dünyevi, daha normal ve esasında Kitêba a-Cilve’den daha anlaşılır haldedir. Tezatlar ile doludur ve birden bire kesiliverir.


    3. TANRI, İNSAN, KAiNAT VE AHiRET TASAVVURLARI

    Yezidiler’e göre tanrı kendi özünden, ateşinden ve nurundan Melek Tavus’u yaratmış ve ona evreni biçimlendirme ve insanı yaratma görevini vermiştir.

    Gnostisizm’de görülen insanın tamamlanmamış, mükemmel olmayan bir varlık olduğu düğüncesi Yezidilikte de vardır. Öte dünyaya, ölümden sonraki bir yaşama inanmayan Yezidiler, insanın bu dünyada cezalandırılmasını ve ödüllendirilmesini savunurlar. Onlarda cennet veya cehennem hayatının olacağı inancı yoktur. Mükemmel bir varlık olmayan insan, daha iyi olmak için çaba göstermelidir. Ölümden sonra beden toprağa karışır ve ölmüş olan insana tanrı tarafından yeniden yaşam verilmez. İnsan ölür, toprağa karışır, toz olur; yalnız ruh ölümsüzdür.

    Mıshaf a- Reş’te insan ve kainatın yaratılışıyla ilgili enteresan bilgiler vardır:

    Allah kainatı yalnız başına yaratmıştır. Başlangıçta beyaz bir inci yaratıp bunu, "Enfer" veya "Anfar" adlı kendi yarattığı kuşun sırtına koydu. O zaman sadece denizin olması Tanrı bir ağaç yarattı, adı Daimi Ağaç tır(Dara Herherê) Tanrı Melek-i Tawusa buyurur" Ben kimim sen kimsin? Melek-i Tawus cevap verir" Ben benim sen sensin" Tanrı 90.000 yıl Tawis-i Melek Anfar olan kuşun sırtında uçar. 90.000 yıl sonra ikinci sefer Anfar kuşu Ebedi Ağacın dallarına konar, yine Tanrı Tawis-i Melek´e buyurur ve der; Ben kimim sen kimsin? Twais-i-Melek yine cevap verir; Ben benim sen sensin. Yine ikinci sefer Tanrı onun sırıtına oturur ve 90.000 yıl Tawis-i-Melek Anfar kuşu karanlıklar arasında uçar ve sonunda Ebedi Ağacın dalarına konar ve yine Tanrı ona buyurur; Sen kimsin ben kimim? der; Tawis-i-Melek Tanriya buyurur; Sen beni yaratansın ben ise senin yaratanınım, Bir rivayete göre önce dünya su ile kaplıydı, kimse yoktu. insan yaratılmamıştı. Tanrının emri üzerine bir ağaç Ebedi Ağaç,Kürtçesi Dara Herherê) yükseldi. Kökleri yere gömülüydü, dalları göğe yükseliyordu. Tanrı bir kuş şeklinde bu ağaca konmuştu. Melek Tavus da birkuş şeklinde dünyada dolaşıyordu, yorgundu, konacak yer yoktu, ağaca yaklaştı, tanrı konmasına engel oldu. Sonra tanrının kendisiyle karşılaştı. Tanrı sordu: Dünyada bir şey gördün mü? Melek Tavus:"Hayir, her yer su ile kaplı, bir agaç ile üstünde bir kuş var, konmama razı olmadı" dedi. Bunun üzerine Allah "Git ve ona sen halk edensin, ben halkedenim de" deyince Melek Tavus aynisini yapti ve böylelikle ağaca konabildi.. Sonra, Yezidilerin tarikat şeyhlerinin onların vekilliğini yapacağı 7 ilahi meleği yarattı.

    Allah Pazar günü yedi meleğin en büyüğü olan Azrail’i yarattı ki bu, Melek Tavus’tur. Pazartesi günü Melek Derdail’i yarattı ki bu, Şeyh Hasan’dır. Salı günü melek İsrafil’i yarattı ki bu, Şeyh Şems’tir. Çarşamba günü Melek Mikail’i yarattı ki bu, Şeyh Ebu Bekir’dir. Perşembe günü Melek Cebrail’i yaratti ki bu Seccadeddin’dir. Cuma günü melek Şemnail’i yaratti ki bu, Nasiruddin’dir. Cumartesi günü Melek Nurail’i yaratti ki bu da Fahreddin’dir.

    Sonra yedi kat göğü, yeri, güneşi ve ayı yarattı. Daha sonra, son yaratılan Melek Fahreddin insan ve hayvanları yarattı veonları hırkasının yakasına koydu.

    Allah o zaman meleklerle birlikte inciden çıktı ve inciye öyle bir bağırdı ki, inci derhal dört parçaya ayrıldı. İnciden akan sularla deniz meydana geldi. Dünya da deliksiz deşiksiz yusyuvarlak oldu ve Allah Cebrail (Seccadeddin)’i bir kuş şeklinde yarattı ve salıverdi. O da incinin parçalarından güneşi, ayı ve yıldızları, dağları, bitkileri, meyve ağaçlarını ve arşı yarattı. Allah’ın kendisi de bir gemi yaratarak içinde 30.000 yıl seyahat etti. Sonra gelip Laleş’te oturdu.

    Mıshaf a-Reş’te şu bilgiler de yer almaktadır: Tanrı Karadağ’a indi, haykırdı ve 30.000 melek yarattı ve onları göğe çıkardı. Meleklerin kendisine 40.000 yıl ibadet etmesinden sonra tanrı, Cebrail’e dünyanın dört köşesinden toprak, hava, ateş ve su getirmesini emretti. Bunların cümlesinden Adem’i yarattı ve Cebrail’e Adem’i cennete yerleştirmesini söyledi ve Allah, Adem’e buğdaydan başka bütün meyvaları yemesini emretti. 100 sene sonra Melek Tavus, Adem’in neslinin çoğalamayacağını Tanrıya söyleyince, Tanrı ona tam bir hareket serbestliği verdi. Melek Tavus Adem’i yasaklanmış buğdayı yemeğe ikna etti; bunun neticesinde henüz karnında bir açıklık bulunmayan Adem cennetten kovuldu ve Allah bir kuı gagası ile karnını yardırıncaya kadar müthiş ızdıraplar çekti. Yeniden geçen bir yüz sene daha sonra Tanrı Cebrail vasıtasıyla Adem’in sol koltuk boşluğunun aşağı parçasından Havva’yı yarattı. Bunlardan yer yüzünde bir millet oluıtu. Bu millet Melek Tavus’a hürmet edecektir ve Yezidi diye anılacaktır.

    Yezidi inancını aksettiren Mıshaf a- Reş’e göre de hiçbir şey yokken yüce bir varlık olan "Tanrı" vardı. Tanrı,
    1) Göğü (ve buna bağlı olarak; güneşi, ayı, yıldızları...)
    2) Yeri (ve buna bağlı olarak; dağları, ovaları, suyu, bitkileri, ağaçları...)
    3) İnsanlığı (Adem ve Havva’yı ve bunlardan zuhur eden Yezidi soyunu ve 7 kutsal "şeyh"i ki, bu şeyhler "melek" kabul edilerek yüceltilmişlerdir)
    4) Yezidi soyu için "Şeyh Adiy"i yaratti ve onu Laleş’e gönderdi.

    4. DÎNÎ İNANÇ VE İBADETLERİ

    Yezidilerin dini bakımdan yerine getirmeleri zorunlu olan bazı görevleri vardır. Bunun baışnda namaz, oruç, hac ve zekat gelmektedir.

    NAMAZ: Yezidiler, sabah güneş doğarken ve akşam güneşin batişi sirasinda, güneşe yönelerek üç defa rükuya varip toprağa kapanmak suretiyle namaz kılmış olurlar. Namazdan önce el ve yüzlerini yikarlar. Namazda Kürtçe, bir dua okurlar. Yezidi duası dört tanedir: Sabah duası, Eğver duası (bu dua da sabahları okunur), Güneş batışı duası, Akşam veya şehadet duası.

    Yezidilerin güneşe taparlar ve ona saygi gösterirler.
    Yezidiler namaz kılarken bunu başka dine mensup kimselerin görmesini kesinlikle istemezler. Şayet yanlarında başka dine mensup biri varsa, o zaman, avucunun içini güneş ışığına tutarak, ellerini gizlice ağızlarına götürüp öperler ve böylece namazlarını kılmış sayılırlar.

    ORUÇ: Yezidilerin iki çeşit orucu vardir. Birincisi genel oruçtur. Bunu her Yezidi tutmak zorundadir. Bu oruç, her yıl Aralık ayında üç gün olarak tutulur. Yezidi inancina göre Allah üç gün oruç tutulmasini buyurmuştur. Kürtçe yaziyla se, yani üç.
    Özel oruç seksen gün tutulur kışın ve yazın ikiye bölünür. Bu orucu din adamları ve yaşlı kesim tutarlar. Orucun 40 günü Haziran´nin 24. başlar ve ikinci 40 günü de 24 Aralıkta, başlar. Sonra Şeyh Adiy’in Laleş’teki türbesini ziyarete gidilir ve orada da üç gün oruç tutulur. Oruç, sabahleyin güneşin sarılığının görülmesiyle başlar, akşam gün batıncaya kadar devam eder. İftarda yemekle birlikte şarap içilir. Gün boyu yemek içmek yasaktır. Şayet bu arada oruçluya bir şey ikram edilirse geri çevrilmez, yenir veya içilir.

    ZEKAT: Yezidilerin en alt tabakasını meydana getiren müritler, yekatlarını kendi kabile şeyhlerine verirler ve bunların dışında Fakirler de halkın arasında dolaşır ve Fakirlere her yönden yardımlar verilir. Ama yekat ise sadece müritler ile kabile şeyhleri verilir. Ne ve nekadar verilecek müridin kendisi belirler.
    HAC: Yezidiler Şeyh Adiy’in Laleş’teki mezarini ziyaret ederler, böylece hac görevlerini yerine getirmiş olurlar. Yezidiler her yil Eylül ayinin son haftasında buradaki Şeyh Adiy’in türbesini büyük bir coşku ile ziyaret etmekte, kurbanlar kesmekte, davul, def, kaval vs. gibi çeşitli çalgılar eşliğinde dini törenler icra ederek ilahiler söylemektedirler. Mevlevilerin yaptikları semalar gibi bunlar da etraflarında dönerek (sema çekerler). Bu törenleri "kavval" ve "koçek" denilen din adamları yönetmektedir. Bunların eski. Bu esnada Koçek, uzun saçlarını salıverip etrafında dönmeye başlar ve diğerlerini de vecde getirir






  5. 06.Ağustos.2014, 15:23
    3
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Yezidiler neden şeytana tapar

    Yezidiler neden şeytanı ve tavus kuşunu kutsallaştırır
    Yezidilerin hikayesi nedir

    Yezidiler kastlara ayrılmış bir topluluktur. Antik çağın Gnostik topluluklarında görülen bu hiyerarşiyi Yezidiler bugüne kadar sürdürmüşlerdir.

    MİRLER: En üst yönetici tabakayıı oluştururlar. Soylarını Şeyh Adiye, kadar götürürler. Bugünkü inanışa göre, Şeyh Adi dünyadaki görevini tamamladıktan sonra yerine Mala Mira kabilesinden Berekat’ı bırakmıştır. O tarihten itibaren Mirler bu aileden seçilir. Mirler, din ve her türlü dünya işlerinde buyruk sahibidirler. Diğer sınıflardan kız alıp vermezler.

    ŞEYHLER: Bunların ihtiyar veya Baba Şeyh adı verilen üst tabakada bulunanları, Şeyh Fahreddin soyundan gelmelidirler.Mir bulunmadığı zaman ona vekalet ederler. Yezidilerin en yüksek fevta makamını temsil etmektedirler. Saç ve sakallarını asla kesmezler, beyaz bir elbise giyinirler. Diğer şeyhler ise üç kabileden gelmektedir: Adaniler, Şemsaniler, Kataniler. Bunların en önemli görevleri halkı irşat etmektir. Beyaz elbise ve cübbe giyerler.

    FAKİRLER: Sürekli olarak Yezidiler arasında dolaşır ve onlara vaaz verir, telkin ve nasihatta bulunur, aralarındaki anlaşmazlıkları gidermeye çalışan bir sınıftır. Bunlar bu ağır ve yorucu işlerinden ötürü cennetle müjdelenmişlerdir. Sırtlarına giydikleri siyah kıldan örülmüş hırkalarını, ölünceye kadar sırtlarından çıkarmazlar. Boyunlarına "tok" dedikleri bir tasma takarlar. Başlarında aynı zamanda kırmızımsi da bulunan siyah bir sarık vardır. Sadaka ile geçimlerini saglarar. Siyah bir sarik sararlar. Bellerinde kirmizi, sari veya portokal rengi bir kuşak vardır. Cenaze törenlerini bunlar yönetir, zekat toplayarak gerekli yerlere dagıtırlar.

    PİRLER: Daha çok soylu bir kökenden gelen ruhanilerder. Yalnız kendi aşiretlerinden evlenebilirler. Hacca gidenlerin yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarını gidermek bunların görevidir. Kıdem bakımından şeyhlerden sonra gelirler. Cenazenin yıkanması sırasında şeyhin eline su dökerler. Pirler ve Şeyhler gerçek din adamları olarak halka doğru yolu göstermede bayram, oruç, sünnet, vaftiz gibi işlerde öncü olurlar. Kutsal toprak uygulamasıyla hastaları tedavi ederler. Pirlerin elbiseleri siyahtır. Başlarında siyah veya kırmızı renkli sarık bulunur.

    KAVVALLAR: Şeyh Adi’nin türbesi etrafinda otururlar. Beyaz, bazen de alacali bir elbise giyerler. Başlarında siyah bir sarık vardır. Yilda bir defa Yezidi köylerini dolaşmak ve hacca gelmeyenlerle konuşmak için Laleş’ten ayrilirlar. Kavvallar ayrica Şeyh Adiy türbesinden getirdikleri toprak ve zemzem suyu ile hastalari tedavi ederler, bu toprak ve suyu satarak bir nevi ticaret yaparlar. Birde yılda bir Tawus’un şekli olan Yezidilerin Dini sancağı yezidilerin arasında dolaştırırlar.

    KOÇEKLER: Bunların görevi Şey Adiy’nin türbesinde bekçilik edenleri kontrol ve yönetmektir. Sayıları 30 ile 300 arasında değişir. Bayramlarda uzun çözük saçları ile korkunç ve ilginç bir cezbe ile oynarlar. Koçekler de başka sınıflardan kız alamazlar. Sadece Müritlerle evlenebiliyorlar çünkü onlarda mürittirler.

    MÜRİDLER: Yezidilerin en alt tabakısını oluşturan müritler, köylerde yaşarlar ve genellikle çiftçilikler uşraşırlar. Kendi kabilesinden olanlarla evlenebilirler. Temel görevleri "efendimiz" dedikleri üst sınıflara mensup olanlara hizmet etmek, vergi ödemektir.

    Yezidilikteki bu sınıflar son derece katıdır ve bir sınıftan diğerine geçiş, kesinlikle mümkün değildir.


    6. GELENEK VE GÖRENEKLERİ

    Yezidiler Mıshaf a- Reş’te yasaklanan hususlardan başka, şeytan ismini telaffuzdan sakınırlar. Şayet ondan söz etmek zorundakalırlarsa, ya Tavus Melek ya da dolaşık bir ifade ile "o bildiğin, cahillerle mecnunların telin ettiği o" şeklinde konuşurlar. Yezidiler şarap içerler.

    Yezidilerin Yezidi olmayan bir kadının yüzüne bakması haramdır. Yezidi bir kadın, Yezidi olmayanlarla, evlenemezler. En büyük yeminleri Melek Tavus, Êzid ve Şeyh Adi adı üzerine yapılan yeminlerdir.

    Her Yezidinin bir ustası, bir şeyhi, bir piri, bir mürebbisi ve ahiret kardeşi bulunur. Her Yezidi kendi denkleri arasından biri erkek, diğeri kadın olmak üzere iki ahiret kardeşi edinmek zorundadır. Bu ahiret kardeşleri ömür boyunca birbirlerine yardım ederler, armağanlarlar verirler. Bunlardan biri ölümlük bir hastalığa tutulduğu zaman diğeri ona Yezidi imanını telkin etmekle yükümlüdür. Öldüğünde öbür dünyada rahat edebilmesi için niyazda bulunmak onun görevidir.
    Bir kız kocasını kendi seçme hakkını haizdir. Rızası alınmadan evlendirilmez. Kocasını seçen kız, babasına haber vermelidir.

    Evlenmede esas yaygın olan geleneğe göre tek kadınla evliliktir. Birden çok kadınla her yezidi evlenebilir. Evlenmede başlık verme geleneği yürürlüktedir. Evlenme, Şeyh veya Pir tarafından bir ekmeğin ikiye bölünüp yarısının geline yarısının da güveye verilmesi ile yerine getirilmiş olur.

    Düğünlerde gelin Kırmızıbeyaz elbise giyer. Güvey, gelin eve girerken itaatin bir işareti olarak ona bir Elma vurur. Yezidi olmayan biriyle evlenen kız veya erkek aforoz edilir. Tarafların birbirlerini boşama hakları vardır. Karısını boşamak isteyen erkek, karısına üç defa "sen benim şeyhim ve pirimsin" demekle onu boşamiş olur. Kadin da ayni şekilde kocasini boşama hakkina sahiptir.

    Yezidilerde boşanma yok denecek kadar azdir. Baldizla evlenme yoktur.
    Doğan çocuklarını mümkün ise bir hafta içinde değilsi iki yaşına kadar mutlaka vaftiz ederler. Vaftiz, şeyhin doğan çocuğu Şeyh Adi’nin türbesi civarında bulunan zemzem suyuna üç defa sokup çıkarmasıyla yapılmış olur. Laleş dışında yaşayan Yezidiler Kavvalların getirdikleri zemzem suyunu kullanırlar. Vaftizten sonra Şeyh, Melek Tavus’tan çocuğun imanı salih, uğurlu, yararlı, uzun ömürlü, mutlu bir çocuk olması için niyazda bulunur, dua eder. Sünnet de vaftizten kısa bir süre sonra yapılmalıdır. Çocuk ölü dahi doğsa sünnet ederler. Kirvelik geleneği Yezidilerde de vardır. Kirve kızı alınmadığı için kendi sınıfları dışından başka bir deyişle şeyh, fakir, pir sınıfına mensup bir kirve temin edemedikleri takdirde, sünnilerden bir kirve seçerler. Kendi aralarından birine kirve yapmayı, nüfusları az olduğundan birbirlerinden kız alıp vermeyi engellememek için sakıncalı bulurlar.

    Ölü, yüksek sesle salavat getirilerek, ahiret kardeşinin huzurunda Yezidi şeyhi veya fakir tarafindan yikanir; ölüye abdest aldirma onlarda yoktur. Ceset kollari çapraz vaziyette ve baş kismi doguya, yani güneşin doğduğu tarafa gelecek şekilde gömülür.

    Ölenin mirası yalnız erkek çocuklarına kalır. Eğer erkek çocuk yoksa, miras ölenin kardeşlerine, amcalarına, bunlar da yoksa ailedeki diğer erkeklere intikal eder.

    Kutsal günleri Çarşamba, istirahat günleri cumartesidir.
    En büyük bayramları yeni yıl bayramıdır. Buna sersal derler. Her yılın Nisan ayının ilk Çarşamba günü, en güzel elbiselerini giyip kıra çıkarlar. Her aile kendi yiyecek ve içeceğini getirir veya orada pişirir. Bu yiyecek ve içecekler orta yere dizilir. Hep birlikte öğle yemeğini yerler. Kurban bayramını da kutlarlar ve bu bayramda kurban keserler.
    Yezidilerin diğer bayramları şunlardır:

    Îda Şêşims (Güneş bayramı): Aralık ayının birinci günü kutlanır. Bu bayram sebebiyle üç gün oruç tutarlar.
    Îda Êzî (Ezi bayramı): Îda Şêşims orucunun sonunda kutlanır.
    Îda Xidir-İlyas (Hızır-İlyas bayramı): Bu bayramları 18 Şubattadır. 15-17 Şubatta üç gün oruç tutarlar, sonunda bu bayramı kutlarlar.


  6. 06.Ağustos.2014, 15:23
    3
    Devamlı Üye
    Yezidiler neden şeytanı ve tavus kuşunu kutsallaştırır
    Yezidilerin hikayesi nedir

    Yezidiler kastlara ayrılmış bir topluluktur. Antik çağın Gnostik topluluklarında görülen bu hiyerarşiyi Yezidiler bugüne kadar sürdürmüşlerdir.

    MİRLER: En üst yönetici tabakayıı oluştururlar. Soylarını Şeyh Adiye, kadar götürürler. Bugünkü inanışa göre, Şeyh Adi dünyadaki görevini tamamladıktan sonra yerine Mala Mira kabilesinden Berekat’ı bırakmıştır. O tarihten itibaren Mirler bu aileden seçilir. Mirler, din ve her türlü dünya işlerinde buyruk sahibidirler. Diğer sınıflardan kız alıp vermezler.

    ŞEYHLER: Bunların ihtiyar veya Baba Şeyh adı verilen üst tabakada bulunanları, Şeyh Fahreddin soyundan gelmelidirler.Mir bulunmadığı zaman ona vekalet ederler. Yezidilerin en yüksek fevta makamını temsil etmektedirler. Saç ve sakallarını asla kesmezler, beyaz bir elbise giyinirler. Diğer şeyhler ise üç kabileden gelmektedir: Adaniler, Şemsaniler, Kataniler. Bunların en önemli görevleri halkı irşat etmektir. Beyaz elbise ve cübbe giyerler.

    FAKİRLER: Sürekli olarak Yezidiler arasında dolaşır ve onlara vaaz verir, telkin ve nasihatta bulunur, aralarındaki anlaşmazlıkları gidermeye çalışan bir sınıftır. Bunlar bu ağır ve yorucu işlerinden ötürü cennetle müjdelenmişlerdir. Sırtlarına giydikleri siyah kıldan örülmüş hırkalarını, ölünceye kadar sırtlarından çıkarmazlar. Boyunlarına "tok" dedikleri bir tasma takarlar. Başlarında aynı zamanda kırmızımsi da bulunan siyah bir sarık vardır. Sadaka ile geçimlerini saglarar. Siyah bir sarik sararlar. Bellerinde kirmizi, sari veya portokal rengi bir kuşak vardır. Cenaze törenlerini bunlar yönetir, zekat toplayarak gerekli yerlere dagıtırlar.

    PİRLER: Daha çok soylu bir kökenden gelen ruhanilerder. Yalnız kendi aşiretlerinden evlenebilirler. Hacca gidenlerin yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarını gidermek bunların görevidir. Kıdem bakımından şeyhlerden sonra gelirler. Cenazenin yıkanması sırasında şeyhin eline su dökerler. Pirler ve Şeyhler gerçek din adamları olarak halka doğru yolu göstermede bayram, oruç, sünnet, vaftiz gibi işlerde öncü olurlar. Kutsal toprak uygulamasıyla hastaları tedavi ederler. Pirlerin elbiseleri siyahtır. Başlarında siyah veya kırmızı renkli sarık bulunur.

    KAVVALLAR: Şeyh Adi’nin türbesi etrafinda otururlar. Beyaz, bazen de alacali bir elbise giyerler. Başlarında siyah bir sarık vardır. Yilda bir defa Yezidi köylerini dolaşmak ve hacca gelmeyenlerle konuşmak için Laleş’ten ayrilirlar. Kavvallar ayrica Şeyh Adiy türbesinden getirdikleri toprak ve zemzem suyu ile hastalari tedavi ederler, bu toprak ve suyu satarak bir nevi ticaret yaparlar. Birde yılda bir Tawus’un şekli olan Yezidilerin Dini sancağı yezidilerin arasında dolaştırırlar.

    KOÇEKLER: Bunların görevi Şey Adiy’nin türbesinde bekçilik edenleri kontrol ve yönetmektir. Sayıları 30 ile 300 arasında değişir. Bayramlarda uzun çözük saçları ile korkunç ve ilginç bir cezbe ile oynarlar. Koçekler de başka sınıflardan kız alamazlar. Sadece Müritlerle evlenebiliyorlar çünkü onlarda mürittirler.

    MÜRİDLER: Yezidilerin en alt tabakısını oluşturan müritler, köylerde yaşarlar ve genellikle çiftçilikler uşraşırlar. Kendi kabilesinden olanlarla evlenebilirler. Temel görevleri "efendimiz" dedikleri üst sınıflara mensup olanlara hizmet etmek, vergi ödemektir.

    Yezidilikteki bu sınıflar son derece katıdır ve bir sınıftan diğerine geçiş, kesinlikle mümkün değildir.


    6. GELENEK VE GÖRENEKLERİ

    Yezidiler Mıshaf a- Reş’te yasaklanan hususlardan başka, şeytan ismini telaffuzdan sakınırlar. Şayet ondan söz etmek zorundakalırlarsa, ya Tavus Melek ya da dolaşık bir ifade ile "o bildiğin, cahillerle mecnunların telin ettiği o" şeklinde konuşurlar. Yezidiler şarap içerler.

    Yezidilerin Yezidi olmayan bir kadının yüzüne bakması haramdır. Yezidi bir kadın, Yezidi olmayanlarla, evlenemezler. En büyük yeminleri Melek Tavus, Êzid ve Şeyh Adi adı üzerine yapılan yeminlerdir.

    Her Yezidinin bir ustası, bir şeyhi, bir piri, bir mürebbisi ve ahiret kardeşi bulunur. Her Yezidi kendi denkleri arasından biri erkek, diğeri kadın olmak üzere iki ahiret kardeşi edinmek zorundadır. Bu ahiret kardeşleri ömür boyunca birbirlerine yardım ederler, armağanlarlar verirler. Bunlardan biri ölümlük bir hastalığa tutulduğu zaman diğeri ona Yezidi imanını telkin etmekle yükümlüdür. Öldüğünde öbür dünyada rahat edebilmesi için niyazda bulunmak onun görevidir.
    Bir kız kocasını kendi seçme hakkını haizdir. Rızası alınmadan evlendirilmez. Kocasını seçen kız, babasına haber vermelidir.

    Evlenmede esas yaygın olan geleneğe göre tek kadınla evliliktir. Birden çok kadınla her yezidi evlenebilir. Evlenmede başlık verme geleneği yürürlüktedir. Evlenme, Şeyh veya Pir tarafından bir ekmeğin ikiye bölünüp yarısının geline yarısının da güveye verilmesi ile yerine getirilmiş olur.

    Düğünlerde gelin Kırmızıbeyaz elbise giyer. Güvey, gelin eve girerken itaatin bir işareti olarak ona bir Elma vurur. Yezidi olmayan biriyle evlenen kız veya erkek aforoz edilir. Tarafların birbirlerini boşama hakları vardır. Karısını boşamak isteyen erkek, karısına üç defa "sen benim şeyhim ve pirimsin" demekle onu boşamiş olur. Kadin da ayni şekilde kocasini boşama hakkina sahiptir.

    Yezidilerde boşanma yok denecek kadar azdir. Baldizla evlenme yoktur.
    Doğan çocuklarını mümkün ise bir hafta içinde değilsi iki yaşına kadar mutlaka vaftiz ederler. Vaftiz, şeyhin doğan çocuğu Şeyh Adi’nin türbesi civarında bulunan zemzem suyuna üç defa sokup çıkarmasıyla yapılmış olur. Laleş dışında yaşayan Yezidiler Kavvalların getirdikleri zemzem suyunu kullanırlar. Vaftizten sonra Şeyh, Melek Tavus’tan çocuğun imanı salih, uğurlu, yararlı, uzun ömürlü, mutlu bir çocuk olması için niyazda bulunur, dua eder. Sünnet de vaftizten kısa bir süre sonra yapılmalıdır. Çocuk ölü dahi doğsa sünnet ederler. Kirvelik geleneği Yezidilerde de vardır. Kirve kızı alınmadığı için kendi sınıfları dışından başka bir deyişle şeyh, fakir, pir sınıfına mensup bir kirve temin edemedikleri takdirde, sünnilerden bir kirve seçerler. Kendi aralarından birine kirve yapmayı, nüfusları az olduğundan birbirlerinden kız alıp vermeyi engellememek için sakıncalı bulurlar.

    Ölü, yüksek sesle salavat getirilerek, ahiret kardeşinin huzurunda Yezidi şeyhi veya fakir tarafindan yikanir; ölüye abdest aldirma onlarda yoktur. Ceset kollari çapraz vaziyette ve baş kismi doguya, yani güneşin doğduğu tarafa gelecek şekilde gömülür.

    Ölenin mirası yalnız erkek çocuklarına kalır. Eğer erkek çocuk yoksa, miras ölenin kardeşlerine, amcalarına, bunlar da yoksa ailedeki diğer erkeklere intikal eder.

    Kutsal günleri Çarşamba, istirahat günleri cumartesidir.
    En büyük bayramları yeni yıl bayramıdır. Buna sersal derler. Her yılın Nisan ayının ilk Çarşamba günü, en güzel elbiselerini giyip kıra çıkarlar. Her aile kendi yiyecek ve içeceğini getirir veya orada pişirir. Bu yiyecek ve içecekler orta yere dizilir. Hep birlikte öğle yemeğini yerler. Kurban bayramını da kutlarlar ve bu bayramda kurban keserler.
    Yezidilerin diğer bayramları şunlardır:

    Îda Şêşims (Güneş bayramı): Aralık ayının birinci günü kutlanır. Bu bayram sebebiyle üç gün oruç tutarlar.
    Îda Êzî (Ezi bayramı): Îda Şêşims orucunun sonunda kutlanır.
    Îda Xidir-İlyas (Hızır-İlyas bayramı): Bu bayramları 18 Şubattadır. 15-17 Şubatta üç gün oruç tutarlar, sonunda bu bayramı kutlarlar.





+ Yorum Gönder