Konusunu Oylayın.: Miraç olayı hakkında hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Miraç olayı hakkında hadisler
  1. 15.Mayıs.2014, 18:50
    1
    Misafir

    Miraç olayı hakkında hadisler






    Miraç olayı hakkında hadisler Mumsema Miraç mucizesi hakkında hadisler var mı?


  2. 15.Mayıs.2014, 18:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 23.Mayıs.2014, 12:15
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Miraç olayı hakkında hadisler




    miraç hakkındaki hadisler



    Râvî: Peygamber, Mescidu'l-Harâm içinde uykusunda iken uyandı, demiştir
    Yedinci semâda Musa'yı Allah' kelâmiyle tafdîli" sözünden alınır. Bunu yerinde tenbîh ettik. Buhârî bu Isrâ hadîsinin bir rivayetini ez Zuhrî'den; o da Enes'ten; o da Ebû Zerr'den olmak üzere Namaz Kitâbı'nın evvellerinde; bir rivayetini Katâde'den; o da Enes'ten; o da Mâlik ibn Sa'saa'dan olmak üzere Bed'u'l-Halk'ta; birini Hicret'ten Evvel Bi'set'in evvellerinde; ve Peygamber'in sıfatı'nda da getirdi.

    Muslim de îmân'da, İsmâîl ibn Ebî Uveys'ten getirdi: Muslim Ter., I, 217-230, 259 "162-164-165"].
    Sahih-i Buhari ; tevhid Bölüm; 38- Yüce Allah'ın: Allah, Musa'ya Hitâb İle Konuştu" (En-Nisâ: 164) Kavli Babı , Hadis No :143 )


    876- عن أنس رضي الله عنه في حديثه المشهور في الإسراء قال : قال رسول الله صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، « ثُمَّ صَعِدَ بي جِبْريلُ إلى السّماء الدُّنيا فاستفتح » فقيل : منْ هذا ؟ قال : جبْريلُ، قِيلَ : وَمَنْ مَعَك ؟ قال : مُحمَّدٌ . ثمَّ صَعِدَ إلى السَّماء الثّانية فاستفتح ، قيل : مَنْ هذا ؟ قال : جبريلُ ، قيل : وَمَنْ مَعَكَ ؟ قال : مُحَمدٌَّ » والثّالثة والرَّابعة وَسَائرهنَّ وَيُقالُ في باب كل سماء : مَنْ هذا ؟ فَيقُولُ : جبريل متفق عليه .

    876. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, meşhur mi’rac hadisinde, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Sonra Cibrîl beni en yakın semâya çıkardı ve kapının açılmasını istedi.”

    – Kim o denilince:

    – Ben Cibrîl’im, dedi.

    – Yanındaki kim denildi.

    – Muhammed, dedi. Sonra ikinci kat semâya çıkardı ve kapının açılmasını istedi.

    – Kim o denildi.

    – Ben Cibrîl’im, diye karşılık verdi.

    – Yanındaki kim denildi.

    – Muhammed, dedi. Üçüncü, dördüncü ve diğer semâlara yükseldikçe, her birinin kapısında:

    – Kim o deniliyordu. O da:

    – Ben Cibrîl’im cevabını veriyordu.

    Buhârî, Bed’u’l-halk 6; Enbiyâ 43; Menâkıbu’l-ensâr 42; Muslim, Îmân 259-264., Riyazu's Salihin , C. 4, S. 463 Ayrıca bk. Nesâî, Salât 1




    Câbir b. Abdullâh'tan (r.a.) Rivâyete göre Rasûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir:
    (Mescid-i Aksâ'ya sefer ettiğimi söylediğimde) Kureyş beni yalanlayınca (Mescid-i Harâm'a gidip) Hicir'de ayakta durdum. Müteâkıben Allah bana, Beyt-i Makdis'i ile gözümün arasındaki mesâfeyi kaldırdı da (denemek için ne sordularsa) Mescid-i Aksâ'ya bakarak onun nişânelerinden Kureyş'e haber vermeğe başladım.
    (Sahih-i Buhari ; 1550)

    Mâlik İbn-i Sa'saa'dan (r.a.) Rivâyete göre Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem İsrâ ve seyâhat ettirildiği gece (nin esrârın) dan Ashâbına haber verip buyurmuştur ki:
    Bir kere ben Hatîm'de yatmış (uyurla uyanık arası) bulunuyordum. -Birçok rivâyet tariklerinde râvî Katâde Hatîm yerinde Hicir rivâyet etmiştir-. Bu sırada bana gelen Cibrîl geldi de (göğsümü) yardı. -Râvî Katâde Enes İbn-i Mâlik'in: "Şuradan şuraya kadar yardı" dediğini işittim, demiştir ki, râvî bu işâret olunan mahallin boğaz çukurundan kıl bittiği yere kadar yâni ön mahalli olduğunu bildirmiştir- ve kalbimi çıkardı. Sonra içi îmân (ve hikmet) dolu bir tas getirildi. Kalbim de (Zemzem suyu ile) yıkandıktan sonra için îmân (ve hikmet) dolduruldu. Sonra eski hâline iâde olundu. Daha sonra katırdan küçük ve merkepten büyük beyaz bir binit getirildi. -Râvî (Enes İbn-i Mâlik): "Bunun adı Burak'tır ki o, adımını gözünün irişebildiği yerin müntehâsına atardı" demişti:- Ben bunu üzerine bindirildim.
    Cibrîl de benimle yollandı, bana refâkat etti. (Sonra ben Cibrîl ile berâber Beyt-i Makdis'e vardım. Namaz kıldım. Bütün peygamberler de benimle kıldılar. Sonra âlî makamlara çıkılacak bir Mi'rac, bir merdiven kuruldu Buna Cibrîl ile bindirildim ve onunla berâber yükseldim) Nihâyet dünyâ semâsına vardı. Cibrîl gök kapısını çaldı. (Hâzin, bekçi melek tarafından): - Kim o? denildi. Cibrîl: - Cibrîl'im! dedi.
    (Hâzin tarafından): - Yanındaki kimdir? diye soruldu. Cibrîl: - Muhammed! diye cevap verdi. (Hâzin tarafından): - Yâ (göğe çıkmak için) ona (vahiy ve Mi'râc da'veti) gönderildi mi? diye soruldu. Cibrîl: - Evet gönderildi! diye tasdîk etti. (Hâzin tarafından): - Merhabâ gelen zâta! Bu gelen kişi ne güzel yolcu? denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı. Ben birinci semâya varınca orada Âdem (peygamber)le karşılaştım. Cibrîl bana: - Bu senin baban Âdem'dir; ona selâm ver! dedi. Ben de selâm verdim. Âdem selâmıma mukabele etti. Sonra: - Merhabâ hayırlı, iyi oğlum, sâlih peygamber! dedi. Sonra Cibrîl benimle yukarı yükseldi. Tâ ikinci semâya geldi. Bunun da kapısını çaldı: - Kim o? denildi. Cibrîl: - Cibrîl'im! dedi. - Yanındaki kimdir? denildi. Cibrîl: - Muhammed! diye cevap verdi. - Ya! Ona vahiy ve Mi'râc gönderildi mi? denildi. Cibrîl: - Evet gönderildi! dedi. - Merhabâ gelen zâta! Bu gelen kişi ne güzel yolcu, denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı. Ben ikinci semâya varınca orada Yahyâ ve Îsâ (peygamberler) ile karşılaştım. Yahyâ ile Îsâ teyze oğullarıdır. Cibrîl bana: - Bu gördüklerin Yahyâ ve Îsâ'dır; bunlara selâm ver! dedi. Ben de onlara selâm verdim. Onlar da selâmıma mukabele ettiler. Sonra: - Merhabâ hayırlı kardeş, sâlih peygamber! dediler. Sonra Cibrîl benimle üçüncü semâya yükseldi. Bunun da kapısın çaldı. - Kim o! denildi. Cibrîl: - Cibrîl'im! dedi. - Yanındaki kimdir? denildi. Cibrîl: - Muhammed! dedi. - Ya ona vahiy ve Mi'râc gönderildi mi? denildi. Cibrîl: - Evet gönderildi! dedi. Hâzin tarafından: - Merhabâ gelen zâta! Bu gelen kişi ne güzel yolcu, denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı. Ben üçüncü semâya vardığımda Yûsuf (peygamber) ile karşılaştım. Cibrîl: - Bu gördüğün Yûsuf'tur; ona selâm ver! dedi. Ben de Yûsuf'a selâm verdim. O da mukabele etti. Sonra: Merhabâ hayırlı kardeş, sâlih peygamber! dedi. Sonra Cibrîl benimle yükseldi. Tâ dördüncü semâya vardı. Bunun da kapısını çaldı.
    (Sahih-i Buhari ; 1551)


    279 - (173) Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu Usârae rivayet etti. (Dedi ki): Bize Malik b. Migvel rivayet etti. H.

    Bize İbnî Numeyr ile Zuheyr b. Harb da hep birden Abdullah b. Numeyr'den rivayet ettiler lâfızları birbirine yakındır. İbni Numeyr dedi ki: Bize babam rivayet etti (Dedi ki): Bize Malik b. Miğvel, Zubeyr b. Adiy'den, o da Talha'dan, [Talha b. Musanif] o da Murra'dan, o da Abdullah'tan [Abdullah ibni Mesud] naklen rivayet etti.

    Abdullah şöyle demiş: Rasulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) göklere çıkarıldığı gece Sidretu'I-Muntehaya götürüldü. Sidre altıncı semâdadır. Yer yüzünden semâya çıkarılan onda nihayet bulur ve sonra ondan alınır. Onun yukarısından inen şeyler de onda karar kılar sonra ondan alınır. (Abdullah burada) o dem ki:
    «Sidreyi Allah'ın azamet ve celâli (toplayabildiğine kaplıyordu.) Âyetini okumuş ve onu altından pervaneler diye tefsir etmiştir. Sonra (rivayetine devamla): Rasulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Seliem)'e (orada) üç şey verilmiştir.

    1) Beş vakit namaz verilmiştir.

    2) Bakara suresinin son âyetleri verilmiştir.

    3) Ummetinden Allah'a şirk koşmayanların büyük günahları mağfiret olunmuştur.» demiş.
    (Muslim; İman, Hadis No : 279)



  4. 23.Mayıs.2014, 12:15
    2
    Devamlı Üye



    miraç hakkındaki hadisler



    Râvî: Peygamber, Mescidu'l-Harâm içinde uykusunda iken uyandı, demiştir
    Yedinci semâda Musa'yı Allah' kelâmiyle tafdîli" sözünden alınır. Bunu yerinde tenbîh ettik. Buhârî bu Isrâ hadîsinin bir rivayetini ez Zuhrî'den; o da Enes'ten; o da Ebû Zerr'den olmak üzere Namaz Kitâbı'nın evvellerinde; bir rivayetini Katâde'den; o da Enes'ten; o da Mâlik ibn Sa'saa'dan olmak üzere Bed'u'l-Halk'ta; birini Hicret'ten Evvel Bi'set'in evvellerinde; ve Peygamber'in sıfatı'nda da getirdi.

    Muslim de îmân'da, İsmâîl ibn Ebî Uveys'ten getirdi: Muslim Ter., I, 217-230, 259 "162-164-165"].
    Sahih-i Buhari ; tevhid Bölüm; 38- Yüce Allah'ın: Allah, Musa'ya Hitâb İle Konuştu" (En-Nisâ: 164) Kavli Babı , Hadis No :143 )


    876- عن أنس رضي الله عنه في حديثه المشهور في الإسراء قال : قال رسول الله صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، « ثُمَّ صَعِدَ بي جِبْريلُ إلى السّماء الدُّنيا فاستفتح » فقيل : منْ هذا ؟ قال : جبْريلُ، قِيلَ : وَمَنْ مَعَك ؟ قال : مُحمَّدٌ . ثمَّ صَعِدَ إلى السَّماء الثّانية فاستفتح ، قيل : مَنْ هذا ؟ قال : جبريلُ ، قيل : وَمَنْ مَعَكَ ؟ قال : مُحَمدٌَّ » والثّالثة والرَّابعة وَسَائرهنَّ وَيُقالُ في باب كل سماء : مَنْ هذا ؟ فَيقُولُ : جبريل متفق عليه .

    876. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, meşhur mi’rac hadisinde, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Sonra Cibrîl beni en yakın semâya çıkardı ve kapının açılmasını istedi.”

    – Kim o denilince:

    – Ben Cibrîl’im, dedi.

    – Yanındaki kim denildi.

    – Muhammed, dedi. Sonra ikinci kat semâya çıkardı ve kapının açılmasını istedi.

    – Kim o denildi.

    – Ben Cibrîl’im, diye karşılık verdi.

    – Yanındaki kim denildi.

    – Muhammed, dedi. Üçüncü, dördüncü ve diğer semâlara yükseldikçe, her birinin kapısında:

    – Kim o deniliyordu. O da:

    – Ben Cibrîl’im cevabını veriyordu.

    Buhârî, Bed’u’l-halk 6; Enbiyâ 43; Menâkıbu’l-ensâr 42; Muslim, Îmân 259-264., Riyazu's Salihin , C. 4, S. 463 Ayrıca bk. Nesâî, Salât 1




    Câbir b. Abdullâh'tan (r.a.) Rivâyete göre Rasûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir:
    (Mescid-i Aksâ'ya sefer ettiğimi söylediğimde) Kureyş beni yalanlayınca (Mescid-i Harâm'a gidip) Hicir'de ayakta durdum. Müteâkıben Allah bana, Beyt-i Makdis'i ile gözümün arasındaki mesâfeyi kaldırdı da (denemek için ne sordularsa) Mescid-i Aksâ'ya bakarak onun nişânelerinden Kureyş'e haber vermeğe başladım.
    (Sahih-i Buhari ; 1550)

    Mâlik İbn-i Sa'saa'dan (r.a.) Rivâyete göre Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem İsrâ ve seyâhat ettirildiği gece (nin esrârın) dan Ashâbına haber verip buyurmuştur ki:
    Bir kere ben Hatîm'de yatmış (uyurla uyanık arası) bulunuyordum. -Birçok rivâyet tariklerinde râvî Katâde Hatîm yerinde Hicir rivâyet etmiştir-. Bu sırada bana gelen Cibrîl geldi de (göğsümü) yardı. -Râvî Katâde Enes İbn-i Mâlik'in: "Şuradan şuraya kadar yardı" dediğini işittim, demiştir ki, râvî bu işâret olunan mahallin boğaz çukurundan kıl bittiği yere kadar yâni ön mahalli olduğunu bildirmiştir- ve kalbimi çıkardı. Sonra içi îmân (ve hikmet) dolu bir tas getirildi. Kalbim de (Zemzem suyu ile) yıkandıktan sonra için îmân (ve hikmet) dolduruldu. Sonra eski hâline iâde olundu. Daha sonra katırdan küçük ve merkepten büyük beyaz bir binit getirildi. -Râvî (Enes İbn-i Mâlik): "Bunun adı Burak'tır ki o, adımını gözünün irişebildiği yerin müntehâsına atardı" demişti:- Ben bunu üzerine bindirildim.
    Cibrîl de benimle yollandı, bana refâkat etti. (Sonra ben Cibrîl ile berâber Beyt-i Makdis'e vardım. Namaz kıldım. Bütün peygamberler de benimle kıldılar. Sonra âlî makamlara çıkılacak bir Mi'rac, bir merdiven kuruldu Buna Cibrîl ile bindirildim ve onunla berâber yükseldim) Nihâyet dünyâ semâsına vardı. Cibrîl gök kapısını çaldı. (Hâzin, bekçi melek tarafından): - Kim o? denildi. Cibrîl: - Cibrîl'im! dedi.
    (Hâzin tarafından): - Yanındaki kimdir? diye soruldu. Cibrîl: - Muhammed! diye cevap verdi. (Hâzin tarafından): - Yâ (göğe çıkmak için) ona (vahiy ve Mi'râc da'veti) gönderildi mi? diye soruldu. Cibrîl: - Evet gönderildi! diye tasdîk etti. (Hâzin tarafından): - Merhabâ gelen zâta! Bu gelen kişi ne güzel yolcu? denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı. Ben birinci semâya varınca orada Âdem (peygamber)le karşılaştım. Cibrîl bana: - Bu senin baban Âdem'dir; ona selâm ver! dedi. Ben de selâm verdim. Âdem selâmıma mukabele etti. Sonra: - Merhabâ hayırlı, iyi oğlum, sâlih peygamber! dedi. Sonra Cibrîl benimle yukarı yükseldi. Tâ ikinci semâya geldi. Bunun da kapısını çaldı: - Kim o? denildi. Cibrîl: - Cibrîl'im! dedi. - Yanındaki kimdir? denildi. Cibrîl: - Muhammed! diye cevap verdi. - Ya! Ona vahiy ve Mi'râc gönderildi mi? denildi. Cibrîl: - Evet gönderildi! dedi. - Merhabâ gelen zâta! Bu gelen kişi ne güzel yolcu, denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı. Ben ikinci semâya varınca orada Yahyâ ve Îsâ (peygamberler) ile karşılaştım. Yahyâ ile Îsâ teyze oğullarıdır. Cibrîl bana: - Bu gördüklerin Yahyâ ve Îsâ'dır; bunlara selâm ver! dedi. Ben de onlara selâm verdim. Onlar da selâmıma mukabele ettiler. Sonra: - Merhabâ hayırlı kardeş, sâlih peygamber! dediler. Sonra Cibrîl benimle üçüncü semâya yükseldi. Bunun da kapısın çaldı. - Kim o! denildi. Cibrîl: - Cibrîl'im! dedi. - Yanındaki kimdir? denildi. Cibrîl: - Muhammed! dedi. - Ya ona vahiy ve Mi'râc gönderildi mi? denildi. Cibrîl: - Evet gönderildi! dedi. Hâzin tarafından: - Merhabâ gelen zâta! Bu gelen kişi ne güzel yolcu, denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı. Ben üçüncü semâya vardığımda Yûsuf (peygamber) ile karşılaştım. Cibrîl: - Bu gördüğün Yûsuf'tur; ona selâm ver! dedi. Ben de Yûsuf'a selâm verdim. O da mukabele etti. Sonra: Merhabâ hayırlı kardeş, sâlih peygamber! dedi. Sonra Cibrîl benimle yükseldi. Tâ dördüncü semâya vardı. Bunun da kapısını çaldı.
    (Sahih-i Buhari ; 1551)


    279 - (173) Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu Usârae rivayet etti. (Dedi ki): Bize Malik b. Migvel rivayet etti. H.

    Bize İbnî Numeyr ile Zuheyr b. Harb da hep birden Abdullah b. Numeyr'den rivayet ettiler lâfızları birbirine yakındır. İbni Numeyr dedi ki: Bize babam rivayet etti (Dedi ki): Bize Malik b. Miğvel, Zubeyr b. Adiy'den, o da Talha'dan, [Talha b. Musanif] o da Murra'dan, o da Abdullah'tan [Abdullah ibni Mesud] naklen rivayet etti.

    Abdullah şöyle demiş: Rasulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) göklere çıkarıldığı gece Sidretu'I-Muntehaya götürüldü. Sidre altıncı semâdadır. Yer yüzünden semâya çıkarılan onda nihayet bulur ve sonra ondan alınır. Onun yukarısından inen şeyler de onda karar kılar sonra ondan alınır. (Abdullah burada) o dem ki:
    «Sidreyi Allah'ın azamet ve celâli (toplayabildiğine kaplıyordu.) Âyetini okumuş ve onu altından pervaneler diye tefsir etmiştir. Sonra (rivayetine devamla): Rasulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Seliem)'e (orada) üç şey verilmiştir.

    1) Beş vakit namaz verilmiştir.

    2) Bakara suresinin son âyetleri verilmiştir.

    3) Ummetinden Allah'a şirk koşmayanların büyük günahları mağfiret olunmuştur.» demiş.
    (Muslim; İman, Hadis No : 279)






+ Yorum Gönder