Konusunu Oylayın.: Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi
  1. 04.Mayıs.2014, 01:16
    1
    Misafir

    Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi






    Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi Mumsema Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması hakkında bilgi verir misiniz?


  2. 04.Mayıs.2014, 01:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması hakkında bilgi verir misiniz?


    Benzer Konular

    - Dış pazar araştırması nasıl yapılır

    - Bilgi ile ilgili hadisler

    - Nas suresi ile ilgili bilgi

    - Namaz ile ilgili bilgi

    - Tefsir araştırması

  3. 13.Mayıs.2014, 15:01
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi




    Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması hakkında bilgi verir misiniz?




    - Şu anda Dr. Gerd Puın’ın böyle bir araştırmasını araştırma imkânımız yoktur. Bunu detaylı bir şekilde araştırmadan, sadece bir belgesele göre yorum yapmanın da doğru olmayacağını düşünüyoruz.

    - Acaba hayatları boyunca Kur’an’ın mucize olup olmadığını araştıran ve sonuç itibariyle onun bir mucize ve Allah’ın kelamı olduğunu ispat eden konunun uzmanı, Arapça ifade tarzının, üslubunun dahi imamları olan yüz binlerce İslam alimlerinin Kur’an hakkındaki görüşleri ortada iken, bu konunun en yabancısı olan gayr-ı müslim bir adamın aykırı hezeyanlarına itibar etmek akla ziyan bir yaklaşımdır.

    - Bununla beraber, bu adamın söylediklerinin özeti şudur: “Yemen’de bulunan bir eski Kur’an nüshasında yazılım farklılıkları vardır. Öyle anlaşılıyor ki, Kur’an’ın “harekeleri ve bazı harfler” daha sonra ilave edilmiştir.”

    - Ki bu konular 13 asırdır İslam alimlerinin bize bildirdiği bir konudur. Gerçekte Kur’an’ın muhtevasıyla yakından uzaktan bir alakası yoktur.

    - Bu konuyla alakalı sitemizde oldukça fazla malumat vardır. Bu sebeple bu konuyu fazla uzatmayacağız. Yalnız Dücane Cündioğlu’nun makalesinden bazı açıklayıcı ifadeleri alıntılayacağız:

    “Radikal özür dilesin

    - 16 Ağustos 2000 tarihli Radikal gazetesinde, The Guardian kaynak gösterilmek sûretiyle Mukaddes Kitabımız Kur'an-ı Kerîm'i ucuz ve çirkin iftiralarla karalamayı amaçlayan bir yazı yayımlandı…

    -"İslâm Alemini Sarsacak İddia" manşeti altında yayımlanan bu yazıda Saarland Üniversitesi'nde görevli Alman bilimadamı Dr. Gerd Puin "Selman Rüşdi'nin benzeri" olarak nitelenmekte ve bu zâtın, Kur'an'ın 14 asırdır değişmediği inancını bilimsel olarak sorgulamaya cesaret ettiği yazılmaktadır. Radikal gazetesine göre, Dr. Puin Yemen'de bulunan elyazması bir nüsha üzerinde yaptığı uzun incelemelerden sonra Kur'an'ın zaman içinde çeşitli müdahalelere maruz kaldığı sonucuna varmış... Elinde de bu tezini destekleyecek ciddi deliller (!) bulunmaktaymış…

    - "Puin, Kur'an'ın Hz. Muhammed daha ortaya çıkmadan yazılmaya başlandığı ve zaman içinde yenilendiği tezini ortaya koyuyor." (Doğrusu cehaletin bu kadarına pes! Kâfirin de insan olması haysiyetiyle bir haysiyetinin olması gerekir).

    - Yemen Eski Eserler Müdürlüğü Reisi Kadı İsmail el-Akva'nın bulduğu 7.-8. yüzyıllara ait olduğu tahmin edilen elyazması bir Kur'an metni, 1979'da Yemen'e giden Puin'in dikkatini çekmiş ve incelemeleri neticesinde, Kur'an'ın evrim geçirdiği sonucuna varmış... Kur'an saf Arapça sözcüklerden oluşmuyormuş, hattında değişiklikler vuku bulmuş, hareke işaretleri eklenmiş... Puin'in eserini Alman İslâm Arşivi'nin yöneticisi Salim Abdullah yayımlayacakmış... Tezlerinin büyük gürültü koparacağı iddialarına da aldırmıyormuş... vs.

    - Daha Türkçe'ye çevirtip yayımladıkları metni bile anlamaktan aciz olan bu gazetenin sorumluları, "Kur'an'ın Hz. Muhammed daha ortaya çıkmadan yazılmaya başlandığı" (!) şeklinde akıl almaz uydurmalarla milleti tahrik etmekten çekinmedikleri gibi, Amerika'da tezgâhlanan uluslararası bir tertibe aracılık yapmaktan da kaçınmıyorlar…”

    - (Bu makaleyi okumanızı tavsiye deriz. Burada bu makaleyi yazan dr. GER Puin ve arkadaşlarının en son sözleri şöyledir


  4. 13.Mayıs.2014, 15:01
    2
    Devamlı Üye



    Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması hakkında bilgi verir misiniz?




    - Şu anda Dr. Gerd Puın’ın böyle bir araştırmasını araştırma imkânımız yoktur. Bunu detaylı bir şekilde araştırmadan, sadece bir belgesele göre yorum yapmanın da doğru olmayacağını düşünüyoruz.

    - Acaba hayatları boyunca Kur’an’ın mucize olup olmadığını araştıran ve sonuç itibariyle onun bir mucize ve Allah’ın kelamı olduğunu ispat eden konunun uzmanı, Arapça ifade tarzının, üslubunun dahi imamları olan yüz binlerce İslam alimlerinin Kur’an hakkındaki görüşleri ortada iken, bu konunun en yabancısı olan gayr-ı müslim bir adamın aykırı hezeyanlarına itibar etmek akla ziyan bir yaklaşımdır.

    - Bununla beraber, bu adamın söylediklerinin özeti şudur: “Yemen’de bulunan bir eski Kur’an nüshasında yazılım farklılıkları vardır. Öyle anlaşılıyor ki, Kur’an’ın “harekeleri ve bazı harfler” daha sonra ilave edilmiştir.”

    - Ki bu konular 13 asırdır İslam alimlerinin bize bildirdiği bir konudur. Gerçekte Kur’an’ın muhtevasıyla yakından uzaktan bir alakası yoktur.

    - Bu konuyla alakalı sitemizde oldukça fazla malumat vardır. Bu sebeple bu konuyu fazla uzatmayacağız. Yalnız Dücane Cündioğlu’nun makalesinden bazı açıklayıcı ifadeleri alıntılayacağız:

    “Radikal özür dilesin

    - 16 Ağustos 2000 tarihli Radikal gazetesinde, The Guardian kaynak gösterilmek sûretiyle Mukaddes Kitabımız Kur'an-ı Kerîm'i ucuz ve çirkin iftiralarla karalamayı amaçlayan bir yazı yayımlandı…

    -"İslâm Alemini Sarsacak İddia" manşeti altında yayımlanan bu yazıda Saarland Üniversitesi'nde görevli Alman bilimadamı Dr. Gerd Puin "Selman Rüşdi'nin benzeri" olarak nitelenmekte ve bu zâtın, Kur'an'ın 14 asırdır değişmediği inancını bilimsel olarak sorgulamaya cesaret ettiği yazılmaktadır. Radikal gazetesine göre, Dr. Puin Yemen'de bulunan elyazması bir nüsha üzerinde yaptığı uzun incelemelerden sonra Kur'an'ın zaman içinde çeşitli müdahalelere maruz kaldığı sonucuna varmış... Elinde de bu tezini destekleyecek ciddi deliller (!) bulunmaktaymış…

    - "Puin, Kur'an'ın Hz. Muhammed daha ortaya çıkmadan yazılmaya başlandığı ve zaman içinde yenilendiği tezini ortaya koyuyor." (Doğrusu cehaletin bu kadarına pes! Kâfirin de insan olması haysiyetiyle bir haysiyetinin olması gerekir).

    - Yemen Eski Eserler Müdürlüğü Reisi Kadı İsmail el-Akva'nın bulduğu 7.-8. yüzyıllara ait olduğu tahmin edilen elyazması bir Kur'an metni, 1979'da Yemen'e giden Puin'in dikkatini çekmiş ve incelemeleri neticesinde, Kur'an'ın evrim geçirdiği sonucuna varmış... Kur'an saf Arapça sözcüklerden oluşmuyormuş, hattında değişiklikler vuku bulmuş, hareke işaretleri eklenmiş... Puin'in eserini Alman İslâm Arşivi'nin yöneticisi Salim Abdullah yayımlayacakmış... Tezlerinin büyük gürültü koparacağı iddialarına da aldırmıyormuş... vs.

    - Daha Türkçe'ye çevirtip yayımladıkları metni bile anlamaktan aciz olan bu gazetenin sorumluları, "Kur'an'ın Hz. Muhammed daha ortaya çıkmadan yazılmaya başlandığı" (!) şeklinde akıl almaz uydurmalarla milleti tahrik etmekten çekinmedikleri gibi, Amerika'da tezgâhlanan uluslararası bir tertibe aracılık yapmaktan da kaçınmıyorlar…”

    - (Bu makaleyi okumanızı tavsiye deriz. Burada bu makaleyi yazan dr. GER Puin ve arkadaşlarının en son sözleri şöyledir


  5. 13.Mayıs.2014, 15:02
    3
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi

    Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi

    “Hikâye'nin başı (Yani konuyu dünyaya duyurma hikayesi) Toby Lester adlı vasıfsız (!) bir gazeteci tarafından The Atlantic Monthly'de (vol. 283, no. 1, sh. 43-56, Ocak 1999, USA) yayımlanan "What is the Koran?" (Kur'an Nedir?) başlıklı geniş bir makaleye dayanıyor. Lester'in iftiraları, Yemen'de yayımlanan el-Belağ dergisinde ele alınınca -tam da tahmin edildiği gibi- ortalık karışıyor, Yemen'deki araştırmaları sırasında Puin'e ve meslektaşı Von Bothmer'e çok büyük yardımları dokunan Yemen Eski Eserler Müdürlüğü'nün Reisi Kadı İsmail el-Ekva ile diğer kurum görevlileri halk tarafından büyük tepki görüyorlar... Bunun üzerine her iki Alman bilimadamı da el-Ekva'ya 14 ve 15 Şubat 1999 tarihli birer mektup göndererek gelişmelerden ötürü duydukları üzüntüyü dile getirip özür diliyorlar; ortada siyasî bir komplo olduğunu, kendilerinin bu tür sözler söylemediklerini; aksine, yaptıkları incelemelerden sonra Yemen nüshalarıyla müslümanların bugün ellerinde bulunan standart Kur'an nüshaları arasında ciddi hiçbir farklılığın bulunmadığı sonucuna vardıklarını ve Leiden'de düzenlenen bilimsel bir konferansta da bu sonuçları ilim dünyasına açıkladıklarınıbelirtiyorlar…

    - “(Bu çarpıtmalar karşısında üzüntüsünü dile getiren) Puin'in, bu Amerika kaynaklı "siyasî" komployla ilgili açıklaması oldukça mânidardır: "Yemen ile Almanya'nın bilimsel işbirliği çabalarını baltalamayı hedef alan bu müessif saldırılardan dolayı fevkâlede üzgün olduğumu belirtmeliyim. Bu saldırıyı tertib eden odakların hedeflerine ulaşmak için zamanlama itibariyle Almanya Dışişleri Bakanı'nın Yemen'i ziyaret ettiği haftayı seçmeleri size de ilginç gelmiyor mu?" (bk. Yeni Şafak, 29 Ağustos 2000)

    - Bu gayr-ı müslim İslam düşmanı bir adamın düşünceleri üzerinde durup vakit kaybedeceğimize, “Kur'an-ı Hakîm'in kuvvetiyle sizin dinsizleriniz dâhil olduğu halde, bütün Avrupa'ya meydan okuyorum. Bütün neşrettiğim envâr-ı imaniye ile onların fünun-u müsbete ve tabiat dedikleri muhkem kal'alarını zîr ü zeber etmişim. Onların en büyük dinsiz feylesoflarını, hayvandan aşağı düşürmüşüm. Dinsizleriniz dahi içinde bulunan bütün Avrupa toplansa, Allah'ın tevfikiyle beni o mesleğimin bir mes'elesinden geri çeviremezler; inşâallah mağlub edemezler” (Mektubat, 72) sözünün sahibi olan Bediüzzaman’ın eserlerini okumamak büyük bir eksikliktir.

    Her tülü şüpheyi izale edecek kudret ve salahiyetteki bu nurlu eserler dururken Dr. Gerd Puın gibi bir İslam düşmanının hezeyanlarına değer vermek iman nuruyla aydınlanmış bir akl-ı selimle bağdaşmaz.

    Konuyla ilgili Hayrettin Karaman hocamızın da kendi sitesinde Kuran Değişmemiştir isimli bir makalesi vardır. Orada Kur’an’ın indiği günden itibaren bütün ayetlerinin yazılarak korunduğunu ve yazılan yedi adet Mushafların bulunduğunu özetleyen Hayrettin bey’in açıklamalarındna bir kısmı şöyledir:

    Allah'ın, son kitabını koruma vaadi şu tedbirlerle gerçekleşmiştir:

    a) Hz. Peygamber (s.a.v.) ve bir kısım ashabı tarafından tamamı, diğerlerince de çeşitli kısımları ezberlenmiştir.

    b) Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Cebrail, Peygamberimiz (s.a.v.) ile bazı sahâbiler ve bir kısım sahâbe kendi aralarında Kur'an'ı karşılıklı okumuşlar, birinin ezbere okuduğunu diğeri dinlemiş ve gerektiğinde yanlış okumaları düzelterek doğru ve sağlam ezberlemeyi sağlamışlardır.

    c) Âyetler geldikçe Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından vahiy katiplerine, ileride mushaflaştırılırken riâyet edilecek sıra bildirilmek sûretiyle yazdırılmış ve yazılan metin Resûlullah'ın hanesinde muhâfaza edilmiştir. Ayrıca sahâbenin de ellerinde yazılı parçalar bulunmuştur.

    d) Kur'an'ın nüzûlu tamamlandıktan kısa bir müddet sonra (Hz. Ebû-Bekr'in halifeliğinde), Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilen nihai sıralamaya göre bütün parçalar birleştirilmiş ve yeniden yazılarak muhâfaza altına alınmıştır.

    e) Hz. Osman'ın halifeliği devrinde, ana metinden, gerektiği kadar yeni nüsha kopya edilmiş ve İslâm dünyasının çeşitli bölgelerine gönderilmiştir.

    Allah Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim'i koruma vadinin bir tecellîsi olmalıdır ki, bu yedi nüshadan üçü günümüze kadar gelebilmiştir.

    Bu üç nüshadan biri, Osmanlıların Medine'den çıkarken yanlarında getirdikleri ve hâlen Topkapı Sarayında bulunan nüshadır.

    İkincisi Timur'un Şam'dan alıp götürdüğü nüshadır ve hâlen Taşkent'te bulunmaktadır.

    Üçüncüsü ise İngilizlerin Moğol hükümdarlarının sarayından alıp Londra'ya götürdükleri ve İndia Offica kütüphanesine koydukları nüshadır. Araştırmacılar bu üç nüsha üzerinde yaptıkları inceleme sonunda hem muhtevâ hem de şekil bakımından tam bir uygunluk ve birlik bulunduğunu tesbit etmişlerdir. Tarih içinde yapılan hizmetlerin metni değiştirme ile bir ilgisi olmayıp tamamı, okumayı kolaylaştırmaya yönelik çalışmalardır.”



  6. 13.Mayıs.2014, 15:02
    3
    Devamlı Üye
    Dr. Gerd Puın'ın Kur'an araştırması ile ilgili bilgi

    “Hikâye'nin başı (Yani konuyu dünyaya duyurma hikayesi) Toby Lester adlı vasıfsız (!) bir gazeteci tarafından The Atlantic Monthly'de (vol. 283, no. 1, sh. 43-56, Ocak 1999, USA) yayımlanan "What is the Koran?" (Kur'an Nedir?) başlıklı geniş bir makaleye dayanıyor. Lester'in iftiraları, Yemen'de yayımlanan el-Belağ dergisinde ele alınınca -tam da tahmin edildiği gibi- ortalık karışıyor, Yemen'deki araştırmaları sırasında Puin'e ve meslektaşı Von Bothmer'e çok büyük yardımları dokunan Yemen Eski Eserler Müdürlüğü'nün Reisi Kadı İsmail el-Ekva ile diğer kurum görevlileri halk tarafından büyük tepki görüyorlar... Bunun üzerine her iki Alman bilimadamı da el-Ekva'ya 14 ve 15 Şubat 1999 tarihli birer mektup göndererek gelişmelerden ötürü duydukları üzüntüyü dile getirip özür diliyorlar; ortada siyasî bir komplo olduğunu, kendilerinin bu tür sözler söylemediklerini; aksine, yaptıkları incelemelerden sonra Yemen nüshalarıyla müslümanların bugün ellerinde bulunan standart Kur'an nüshaları arasında ciddi hiçbir farklılığın bulunmadığı sonucuna vardıklarını ve Leiden'de düzenlenen bilimsel bir konferansta da bu sonuçları ilim dünyasına açıkladıklarınıbelirtiyorlar…

    - “(Bu çarpıtmalar karşısında üzüntüsünü dile getiren) Puin'in, bu Amerika kaynaklı "siyasî" komployla ilgili açıklaması oldukça mânidardır: "Yemen ile Almanya'nın bilimsel işbirliği çabalarını baltalamayı hedef alan bu müessif saldırılardan dolayı fevkâlede üzgün olduğumu belirtmeliyim. Bu saldırıyı tertib eden odakların hedeflerine ulaşmak için zamanlama itibariyle Almanya Dışişleri Bakanı'nın Yemen'i ziyaret ettiği haftayı seçmeleri size de ilginç gelmiyor mu?" (bk. Yeni Şafak, 29 Ağustos 2000)

    - Bu gayr-ı müslim İslam düşmanı bir adamın düşünceleri üzerinde durup vakit kaybedeceğimize, “Kur'an-ı Hakîm'in kuvvetiyle sizin dinsizleriniz dâhil olduğu halde, bütün Avrupa'ya meydan okuyorum. Bütün neşrettiğim envâr-ı imaniye ile onların fünun-u müsbete ve tabiat dedikleri muhkem kal'alarını zîr ü zeber etmişim. Onların en büyük dinsiz feylesoflarını, hayvandan aşağı düşürmüşüm. Dinsizleriniz dahi içinde bulunan bütün Avrupa toplansa, Allah'ın tevfikiyle beni o mesleğimin bir mes'elesinden geri çeviremezler; inşâallah mağlub edemezler” (Mektubat, 72) sözünün sahibi olan Bediüzzaman’ın eserlerini okumamak büyük bir eksikliktir.

    Her tülü şüpheyi izale edecek kudret ve salahiyetteki bu nurlu eserler dururken Dr. Gerd Puın gibi bir İslam düşmanının hezeyanlarına değer vermek iman nuruyla aydınlanmış bir akl-ı selimle bağdaşmaz.

    Konuyla ilgili Hayrettin Karaman hocamızın da kendi sitesinde Kuran Değişmemiştir isimli bir makalesi vardır. Orada Kur’an’ın indiği günden itibaren bütün ayetlerinin yazılarak korunduğunu ve yazılan yedi adet Mushafların bulunduğunu özetleyen Hayrettin bey’in açıklamalarındna bir kısmı şöyledir:

    Allah'ın, son kitabını koruma vaadi şu tedbirlerle gerçekleşmiştir:

    a) Hz. Peygamber (s.a.v.) ve bir kısım ashabı tarafından tamamı, diğerlerince de çeşitli kısımları ezberlenmiştir.

    b) Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Cebrail, Peygamberimiz (s.a.v.) ile bazı sahâbiler ve bir kısım sahâbe kendi aralarında Kur'an'ı karşılıklı okumuşlar, birinin ezbere okuduğunu diğeri dinlemiş ve gerektiğinde yanlış okumaları düzelterek doğru ve sağlam ezberlemeyi sağlamışlardır.

    c) Âyetler geldikçe Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından vahiy katiplerine, ileride mushaflaştırılırken riâyet edilecek sıra bildirilmek sûretiyle yazdırılmış ve yazılan metin Resûlullah'ın hanesinde muhâfaza edilmiştir. Ayrıca sahâbenin de ellerinde yazılı parçalar bulunmuştur.

    d) Kur'an'ın nüzûlu tamamlandıktan kısa bir müddet sonra (Hz. Ebû-Bekr'in halifeliğinde), Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilen nihai sıralamaya göre bütün parçalar birleştirilmiş ve yeniden yazılarak muhâfaza altına alınmıştır.

    e) Hz. Osman'ın halifeliği devrinde, ana metinden, gerektiği kadar yeni nüsha kopya edilmiş ve İslâm dünyasının çeşitli bölgelerine gönderilmiştir.

    Allah Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim'i koruma vadinin bir tecellîsi olmalıdır ki, bu yedi nüshadan üçü günümüze kadar gelebilmiştir.

    Bu üç nüshadan biri, Osmanlıların Medine'den çıkarken yanlarında getirdikleri ve hâlen Topkapı Sarayında bulunan nüshadır.

    İkincisi Timur'un Şam'dan alıp götürdüğü nüshadır ve hâlen Taşkent'te bulunmaktadır.

    Üçüncüsü ise İngilizlerin Moğol hükümdarlarının sarayından alıp Londra'ya götürdükleri ve İndia Offica kütüphanesine koydukları nüshadır. Araştırmacılar bu üç nüsha üzerinde yaptıkları inceleme sonunda hem muhtevâ hem de şekil bakımından tam bir uygunluk ve birlik bulunduğunu tesbit etmişlerdir. Tarih içinde yapılan hizmetlerin metni değiştirme ile bir ilgisi olmayıp tamamı, okumayı kolaylaştırmaya yönelik çalışmalardır.”






+ Yorum Gönder