Konusunu Oylayın.: Allah neden bizi imtihan eder? Neden sınavdan geçirir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah neden bizi imtihan eder? Neden sınavdan geçirir?
  1. 26.Nisan.2014, 12:16
    1
    Misafir

    Allah neden bizi imtihan eder? Neden sınavdan geçirir?






    Allah neden bizi imtihan eder? Neden sınavdan geçirir? Mumsema Kimsesiz, aç ve açlıktan ölen, savaşlarda ölmeye mahkum insanlar ve çocuklar var? Allah neden onlara yardım etmiyo? Neden insanlara böyle bi imtihan veriyo? Ben müslümanım ama kafama çok takıldı


  2. 26.Nisan.2014, 12:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kimsesiz, aç ve açlıktan ölen, savaşlarda ölmeye mahkum insanlar ve çocuklar var? Allah neden onlara yardım etmiyo? Neden insanlara böyle bi imtihan veriyo? Ben müslümanım ama kafama çok takıldı


    Benzer Konular

    - Allah, neden bizi kötülüklerle imtihan eder?

    - Bu dünyaya neden geldik ve neden imtihan ediliyoruz ?

    - Allah neden bizi yaratmış?

    - Nisa suresi 147. ayet: Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre

    - Allah Bizi Neden Yaratmış Ve Dünyayı Neden Yaratmış

  3. 27.Nisan.2014, 14:45
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Allah neden bizi imtihan eder? Neden sınavdan geçirir?




    Allah neden bizi imtihan eder? Neden sınavdan geçirir?



    kardeşim peygamber efendimizin ve sahabeleri çektiği sıkıntıları ve eziyetleri kimse çekmedi günümüzde yaşananlar normaldır peygamberimizin hayatını örnek alalım.
    bu yolda en fazla sıkıntı çekenlerin başında Allah resulü s.a.v gelir. Allah’u Azze ve Celle’nin habibi ve biricik resulü olmasına rağmen, bu yolda en çok sıkıntı çeken o olmuştur.
    Enes r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Allah yolunda bana sıkıntı verildiği kadar hiç kimseye verilmemiştir.

    Camiu’s sağir : 3.c.3378 – el Albani Camiu’s sahih : 5567 – 5568

    Muhammed Mustafa etrafındaki kafir, müşrik ve munafıklardan birçok incitici laflar sözler işitmiş ve onların alaylarına muhatap olmuştur. Allah’u Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır :

    O halde emrolunduğun şeyi açıkça söyle, müşriklere aldırma. Biz, alay edenlere karşı sana yeteriz. “
    Hicr : 94.95.AY.​
    Şüphesiz ki bu Ayeti kerimede de anlatıldığı gibi Mekke’nin müşrikleri Allah resulü s.a.v ile alay ediyorlardı.

    Abdullah b.Cafer r.a’dan. Dedi ki :
    Ebu Tâlib vefat ettiği zaman Rasûlullah’ın yolunu Kureyş’in ahmaklarından birisi kesti ve peygamberin üzerine toprak attı. Peygamber s.a.v böylece evine döndü. Kızlarından biri yüzündeki toprağı hem siliyor, hem de ağlıyordu. Peygamber s.a.v’de :
    Ağlama kızım, kesinlikle Allah senin babanı koruyacaktır, dedi. Peygamber s.a.v her zaman : Amcam sağ bulunduğu süre içinde Kureyşliler tarafından bana bir kötülük dokunmadı. Ancak onun ölümünden sonra bana hakaret ve işkence etmeye başladılar, derdi. “

    El Bidaye : 3 / 134 – Hayatu’s Sahabe : 1/ 340.s​
    Ebu Hureyre r.a dan. Dedi ki : Ebu Tâlib vefat ettikten sonra Peygamber s.a.v’e şiddet gösterilmeye başlandı. Peygamber s.a.v de :
    - Ey amcam ! Senin ayrılığını ne kadar da çabuk hissettim, buyurdular.“

    El Hilye : 8 / 308.s – Hayatu’s Sahabe : 1/ 341.s​

    Abdullah ibn Mes'ûd şöyle tahdîs etmiştir : Peygamber s.a.v Beyt'in yanında namaz kılıyordu. Ebû Cehl ile bâzı arkadaşları da oturuyorlardı. Derken onların biri diğerine : Fulan oğullarının - yeni kesilen - devesinin döl leşini hanginiz getirir de, secdeye vardığında onu Muhammed'in sırtına koyar ? dedi. O toplu*luğun en şakî olanı seğirdip onu getirdi. Bekledi, Peygamber s.a.v sec*deye varınca o leşi sırtının üzerine iki omuzu arasına koydu. Ben ise hiçbir işe yaramıyarak bakıyordum. Keşke benim için onları men'edici kuvvetim olaydı. İbn Mes'ûd dedi ki : Onlar gülmeğe ve birbirine isnâd etmeğe başladılar. Rasûlullah ise secdeden başını kaldırmıyordu. Nihayet Fâtıma yanına geldi ve onu sırtından attı. Rasûlullah başını kaldırdı sonra üç defa : " Yâ Allah! Kureyş'i sana havale ederim " dedi. Rasûlullah onlara beddua edince, bu onlara ağır gel*di.

    İbn Mes'ûd der ki : Çünkü onlar bu şehirde duanın kabul edilecek olduğuna kaail idiler. Ondan sonra Rasûlullah isim sayarak :
    " Yâ Allah Ebû Cehl'i sana havale ederim ; Utbe ibn Rabîa'yı, Şeybe ibn Rabî-a'yı, Velîd ibn Utbe'yi, Umeyye ibn Halef'i, ükbe ibn Ebî Muayt'ı sana havale ederim " dedi. Yedinciyi de saydı, fakat biz onu ezberleyemedik.
    İbn Mes'ûd der ki : Nefsim elinde bulunan Allah'a yemîn ederim ki, Rasûlullah'ın saydığı isimlerin hepsini Kalîb'de, - yânı Bedir çukurunda - yere serilmiş olarak gördüm. “
    Buhari : 1 / 361.s​

    Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.
    Teşbihte hata olmasın, Allah da, bizim ömrümüz boyunca yapacaklarımızı “ezeli kamerasıyla “levh-i mahfuz” denilen bir banda alıyor. Fakat biz o filmde neler bulunduğunu asla bilmiyoruz. Bu tespit hareketimize, niçin tesir etsin! Gerçek bu olunca, mesuliyet elbette bizimdir. Hür irademizle kötüyü seçip, günah işlediğimiz için suçlanıyoruz, başka şey için değil. “kaderimde yazılıysa suçum ne?” Demeye hiç hakkımız yok. İsteyerek suç işlemek “suç” değilse, suç ne peki?

    Bize düşen, günahımıza tövbe etmek, affı için yalvarmak ve güzel ameller işleyip cezadan kurtulmaya çalışmak. Suçu kadere yüklemeye çalışmakla ancak kendimizi aldatabiliriz, Allah'ı, asla.



  4. 27.Nisan.2014, 14:45
    2
    Devamlı Üye



    Allah neden bizi imtihan eder? Neden sınavdan geçirir?



    kardeşim peygamber efendimizin ve sahabeleri çektiği sıkıntıları ve eziyetleri kimse çekmedi günümüzde yaşananlar normaldır peygamberimizin hayatını örnek alalım.
    bu yolda en fazla sıkıntı çekenlerin başında Allah resulü s.a.v gelir. Allah’u Azze ve Celle’nin habibi ve biricik resulü olmasına rağmen, bu yolda en çok sıkıntı çeken o olmuştur.
    Enes r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Allah yolunda bana sıkıntı verildiği kadar hiç kimseye verilmemiştir.

    Camiu’s sağir : 3.c.3378 – el Albani Camiu’s sahih : 5567 – 5568

    Muhammed Mustafa etrafındaki kafir, müşrik ve munafıklardan birçok incitici laflar sözler işitmiş ve onların alaylarına muhatap olmuştur. Allah’u Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır :

    O halde emrolunduğun şeyi açıkça söyle, müşriklere aldırma. Biz, alay edenlere karşı sana yeteriz. “
    Hicr : 94.95.AY.​
    Şüphesiz ki bu Ayeti kerimede de anlatıldığı gibi Mekke’nin müşrikleri Allah resulü s.a.v ile alay ediyorlardı.

    Abdullah b.Cafer r.a’dan. Dedi ki :
    Ebu Tâlib vefat ettiği zaman Rasûlullah’ın yolunu Kureyş’in ahmaklarından birisi kesti ve peygamberin üzerine toprak attı. Peygamber s.a.v böylece evine döndü. Kızlarından biri yüzündeki toprağı hem siliyor, hem de ağlıyordu. Peygamber s.a.v’de :
    Ağlama kızım, kesinlikle Allah senin babanı koruyacaktır, dedi. Peygamber s.a.v her zaman : Amcam sağ bulunduğu süre içinde Kureyşliler tarafından bana bir kötülük dokunmadı. Ancak onun ölümünden sonra bana hakaret ve işkence etmeye başladılar, derdi. “

    El Bidaye : 3 / 134 – Hayatu’s Sahabe : 1/ 340.s​
    Ebu Hureyre r.a dan. Dedi ki : Ebu Tâlib vefat ettikten sonra Peygamber s.a.v’e şiddet gösterilmeye başlandı. Peygamber s.a.v de :
    - Ey amcam ! Senin ayrılığını ne kadar da çabuk hissettim, buyurdular.“

    El Hilye : 8 / 308.s – Hayatu’s Sahabe : 1/ 341.s​

    Abdullah ibn Mes'ûd şöyle tahdîs etmiştir : Peygamber s.a.v Beyt'in yanında namaz kılıyordu. Ebû Cehl ile bâzı arkadaşları da oturuyorlardı. Derken onların biri diğerine : Fulan oğullarının - yeni kesilen - devesinin döl leşini hanginiz getirir de, secdeye vardığında onu Muhammed'in sırtına koyar ? dedi. O toplu*luğun en şakî olanı seğirdip onu getirdi. Bekledi, Peygamber s.a.v sec*deye varınca o leşi sırtının üzerine iki omuzu arasına koydu. Ben ise hiçbir işe yaramıyarak bakıyordum. Keşke benim için onları men'edici kuvvetim olaydı. İbn Mes'ûd dedi ki : Onlar gülmeğe ve birbirine isnâd etmeğe başladılar. Rasûlullah ise secdeden başını kaldırmıyordu. Nihayet Fâtıma yanına geldi ve onu sırtından attı. Rasûlullah başını kaldırdı sonra üç defa : " Yâ Allah! Kureyş'i sana havale ederim " dedi. Rasûlullah onlara beddua edince, bu onlara ağır gel*di.

    İbn Mes'ûd der ki : Çünkü onlar bu şehirde duanın kabul edilecek olduğuna kaail idiler. Ondan sonra Rasûlullah isim sayarak :
    " Yâ Allah Ebû Cehl'i sana havale ederim ; Utbe ibn Rabîa'yı, Şeybe ibn Rabî-a'yı, Velîd ibn Utbe'yi, Umeyye ibn Halef'i, ükbe ibn Ebî Muayt'ı sana havale ederim " dedi. Yedinciyi de saydı, fakat biz onu ezberleyemedik.
    İbn Mes'ûd der ki : Nefsim elinde bulunan Allah'a yemîn ederim ki, Rasûlullah'ın saydığı isimlerin hepsini Kalîb'de, - yânı Bedir çukurunda - yere serilmiş olarak gördüm. “
    Buhari : 1 / 361.s​

    Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.
    Teşbihte hata olmasın, Allah da, bizim ömrümüz boyunca yapacaklarımızı “ezeli kamerasıyla “levh-i mahfuz” denilen bir banda alıyor. Fakat biz o filmde neler bulunduğunu asla bilmiyoruz. Bu tespit hareketimize, niçin tesir etsin! Gerçek bu olunca, mesuliyet elbette bizimdir. Hür irademizle kötüyü seçip, günah işlediğimiz için suçlanıyoruz, başka şey için değil. “kaderimde yazılıysa suçum ne?” Demeye hiç hakkımız yok. İsteyerek suç işlemek “suç” değilse, suç ne peki?

    Bize düşen, günahımıza tövbe etmek, affı için yalvarmak ve güzel ameller işleyip cezadan kurtulmaya çalışmak. Suçu kadere yüklemeye çalışmakla ancak kendimizi aldatabiliriz, Allah'ı, asla.






+ Yorum Gönder