Konusunu Oylayın.: Deistlerin düşünceleri Nedir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Deistlerin düşünceleri Nedir
  1. 03.Nisan.2014, 22:18
    1
    Misafir

    Deistlerin düşünceleri Nedir






    Deistlerin düşünceleri Nedir Mumsema Deistlik nedir
    Deistlerin özellikleri nelerdir


  2. 09.Nisan.2014, 14:15
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Deistlerin düşünceleri Nedir




    Deist, Allahın varlığını birliğini kabul ettiği halde, Peygamberi ve Kuranı kabul etmeyen kişiye denir.


  3. 09.Nisan.2014, 14:15
    2
    Üye



    Deist, Allahın varlığını birliğini kabul ettiği halde, Peygamberi ve Kuranı kabul etmeyen kişiye denir.


  4. 01.Aralık.2014, 20:20
    3
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Deistlerin düşünceleri Nedir

    Şeytan bu gibi durumlarda oldukça başarılı sanırım . Allah'ın varlığına inanıyor, Kuranı Kerimi tasdiklemiyor . Saçmalığa bakın , O Kuranı Kerim , o Peygamber olmasaydı Allahı nasıl ve nerden bilcekti acaba ?


  5. 01.Aralık.2014, 20:20
    3
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Şeytan bu gibi durumlarda oldukça başarılı sanırım . Allah'ın varlığına inanıyor, Kuranı Kerimi tasdiklemiyor . Saçmalığa bakın , O Kuranı Kerim , o Peygamber olmasaydı Allahı nasıl ve nerden bilcekti acaba ?


  6. 04.Ekim.2017, 15:06
    4
    Misafir

    Yorum: Deistlerin düşünceleri Nedir

    TÜM İNSANLAR “HAK DİN” NOKTASINDA EŞİT MİDİR?

    Allah 7 milyar insana aklı verecek kudrete sahip iken, onlara ahlak talimatlarını vermek için niye tek noktadan yayılması ve tüm insanlara ulaşmaması gibi bir risk alsın! Tüm insanlar eşit değil midir? Avrupa’da yada Japonya’da doğanlar arasında, İslam ile tanışma noktasında adaletsizlik söz konusu değil mi? Bu konu, Allah’ın kudretini küçümsemek değil mi?

    Allah’ın kudreti ve büyüklüğü

    Samanyolu galaksisindeki yıldız ve gezegenlerin toplam kütlesi, güneşten 100 milyar kat büyük olduğu tahmin ediliyor. Güneş kütlesi, dünyanın 332,946 katıdır. Yani İnsanların hepsi birleşse Marmara denizini yaratamaz ama, “İslam coğrafyası dışında, Allah’ın gönderdiği din insanlarca değiştirilmiş diyerek” konuyu geçiştirmek akla uygun mudur?

    Eğer Allah “Namaz kıl, kapalı gez, oruç, hacca git, günah çıkar …. vs” demiş ise bundan niye Kore’dekilerin haberi yok? Onlara haksızlık olmuyor mu? Bu güzelliklerden onların da sahip olması gerekmez mi? Din Akıl ile oluyor ise; hep mi akıllı insanlar ortadoğu coğrafyasında doğuyorlar ! Hak din’e sahip olmak kader ise hep mi aynı bölgede insanlar cennete ulaşma noktasında kısmetli ve diğerlerinin hiç şansı yok!

    Milyon çeşit balığı mükemmel yaratan kudret sahibi; talimatlarını her insana aracısız ulaştıracak daha iyi yöntemi bulamaz mıydı? Mesela;

    a) Ergen çağında rüyada görme ile doğru dinin yolunun gösterilmesi.

    b) Namaz-Oruç saatinde gökkuşağı benzeri bir şeyin belirmesi. (Bu sayede bazen 21 saat bazen 3 saat oruç tutmadaki çelişki olmazdı, Saatin ve Caminin olmadığı yerde, namaz saatine ulaşabilme imkanı olurdu.)

    c) Okyanusa kara parçaları ile Kur’an ı işaret edebilir. (Bizler; uçak icat olduktan sonra da olsa doğru yolun işaretini, hatta anadilimizde görebilmemizi sağlardı)

    d) Bir çok coğrafyadaki madenlerden altın çıkar. Aynı şekilde bütün Kuran Kerim de çıkamaz mıydı? Benim gibi bir zavallı insanın bu konuyu tartışmasının önüne geçilemez miydi?

    e) Allah ; Arap halkından sade-ahlaklı birine din göndermeyi seçmek yerine, İyi ahlak sahibi bir padişah-kral (Cengiz han, Roma’da, Eski Mısır’da bile hep zalim yöneticilerin olmadığı dönemler yaşanmıştır.) seçilseydi de, bu kutsal kitap, daha sağlıklı, pekiştirilerek yayılsa, çoğaltılsa kimse de bunu çürütmeyi başaramasa daha iyi olmaz mıydı? Zaten Allah’ın çizdiği yolsa o uygarlık gücüne güç katacak ve fitneyi içinde barındırmayacaktır.

    Kısacası dinin sahibi hak dine ulaşılacak yolu, her insana mucizevi şekilde iletebilir. Bunu kulaktan kulağa aktaran, yaratılmış insanların anlatımına bırakmayacağı açıktır. Tüm insanlığa 15 yaşında ulaşabileceği bir yöntem kurgulayabilir. Saflık içinde inanarak başladığımız dünyaya başkalarınca verilmiş (Hak olmayan dinler) anlamlara teslim olmamıza ‘dini gönderen kudret’ neden seyirci kalıyor?

    Daha yirmili yaşlarda ölen bir insanın cehenneme gitmesi(cennete gidememesi) sizce adil mi?

    İnsan dinini miras olarak doğduğu ailesi ve çevresinden alır. Değiştirebilmesi için de kendisine soru sormak zorundadır. Böyle karmakarışık bir durumda ise en kötüsü, etrafınızda farklı düşünen çok az sayıda insan olmasıdır. Örneğin; 20 yaşındaki bir gencin ‘ben doğru dine mi inanıyorum?’ deme ihtimali pek yoktur. Çünkü gençlik, eğitim, iş kaygıları vardır. Belki 30 yaşından sonra şüphe uyanabilir. Örneğin benim Müslüman bir anne babanın çocuğu olduğumu varsayalım. Doğal olarak çevremdeki insanlarla aynı anlayışla büyüme ihtimalim oldukça yüksektir.

    Peki Yahudi yada Hristiyan bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelseydim ve Yahudi ve Hristiyan bir toplumda yaşayıp büyüseydim de yine aynı şekilde çevremin doğrularına tabii olmayacak mıydım? Bu sorunun cevabı ne olurdu? EVET.

    Bu doğal gerçeklik bize şunu gösteriyor ki; insanların hak dine ulaşabilmesinin yegane yolu, içerisinde bulunduğu durumu sorgulayarak, çocukluktan öğrendiği ve ait olduğu dinine kuşku ile yaklaşmasından geçiyor.

    Pratikte din akıl ile olmuyor, kendi coğrafyanın doğruları ve sana yüklediği aidiyet ile oluşuyor. Bu da Allah’ın adalet sahibi olması gerekliliğinin karşılanmadığı anlamına gelir.

    Din akıl ile olsa idi aşağıdaki sorunun cevabı olmazdı.”Hep mi akıllı insanlar Ortadoğu coğrafyasında doğuyor. Kore ve Kanada da doğanların içinde din noktasında; akıllı insanlara bu kadar az rastlanıyor!”



    BİRDEN FAZLA PEYGAMBER;

    Son peygamberden bahsedilir. Düşündüm ve soruyorum. Allah’ın kudreti peygamberi destekledi, Peygamberler Allah’ın mucizesi olduğuna göre ;
    Nasıl oluyor da bir tek peygamber göndererek hak dinin tebliğini gerçekleştirmeye gücü yetmiyor. Bu düşünce, Allah’ın kudretini küçümsemek değil midir! Allah insanlara Hz. Musa-Adem ile kitap göndermeye karar vermiş ise; insanların bunu değiştirmeye nasıl gücü yeter?

    “İnsanoğlu önce gönderilen dinleri değiştirildiği için son gönderilen İslam’ı kendi koruyor” denir. Güneşi yaratan nasıl oluyor da, önceki değişen kitapların değiştirilmesine göz yumsun? Tekrar göndermekten kolay değil mi? Bu anlayış ‘Evreni yaratan o yüce kudreti’ küçümsemenin kanıtı değil midir?

    Hz. Musa ya din gelmiş ise insanlar (bir Ağrı dağını bile yaratamayan canlılar) nasıl olur da bunu değiştirir. Hz. İsa’ya tekrar gönderir de yine değişir?

    Bize göre “Hak din” olmayan yahudilik de kalmış algıların- inançların hala sürmesi, o yahudilere haksızlık değil mi? Bu inanma eğilimi yüksek insanlar “Dinin değişmesinden olumsuz etkilenmiş olmuyorlar mı?” Hiç değişmeseydi ve dinsiz olsalar idi “Hak dini” bulmaları daha kolay olmaz mıydı?

    İnsanlar değiştirdi ise; son kitabın değişmediği nereden belli?

    Kur’an da geçen peygamber ismi sayısı 25 tir. Buna göre 25-1=24 kez, (Sünni öğretiye göre 124000 kez) Allah buna seyirci mi kaldı? Sonradan mı, dinin değişmesini koruyum bari dedi ! Büyük patlamanın yada dünyanın girdisi olan onca maddeyi yaratan, zaman ötesi kudrete, bu durumu nasıl yakıştırdınız?

    Hz. Musa ile gelen kitabı örneği 7 milyon insandan 1 milyonu değiştirmek istedi ise diğer, 6 milyona ve yeni doğanlara haksızlık olmadı mı? O gün 1 milyon kötü niyetli insanın kalbi durdurulsa idi de bugünkü insanlığa daha az çelişki ulaşsa, daha iyi olmaz mıydı?

    Tek yaratıcı kudret Tanrı, insanlar gibi bazen başarısız mı oldu sizce? Başarısız yada yenisini göndermek istedi ise bile eski algıların(eski dinlerin) sürmesine niye izin veriyor. Onların ibadetlerden haz almasının önüne geçemez mi?

    KUR’AN-I KERİM DEKİ “KADIN” ALGISI İNCELENEBİLİNİR. BU ALGI YETERLİ Mİ?

    BEN OLSAM NE YAZARDIM!

    Erkekler; kadınlarınıza değer verin, Onları sevin. Onlar size en büyük hikmettir. Erkeğe eşi dışında bir güzellik yoktur. Erkek bünyesinin ihtiyacı da, tek eşini sevmekten geçer. Etrafta gözünüze güzel gelen kadınlara yaklaşmayın. Yalnız gözlerine bakın. Heyecanlanıyorsanız başka tarafa bakın. Sizin sınavınız nefsinizi bu konuda kontrol etmenize göre yapılacaktır.
    Erkek nüfusunun az olduğu bazı dönemlerde başka kadınları evinizde ikamet ettirmeniz gerekirse bile, onlar size helal değildir. Allah; aksi davranış içine girenleri sevmez.
    Cennette yaşayacağınız hazlar; sizin bu dünyada eşinizle en iyi zaman geçirdiğiniz dilimlerinden seçilecektir. Bu yüzden ki onlara iyi davranın, yardımcı olun, zamanınızı evde çocuklarınızla geçirmeye çalışın. Eşinizin anne olacağını hatırlayıp, annenizin sizin üzerinizdeki emeğini unutmayın.
    Anne ve babalara düşen de, erkek çocuklarına tavsiyede bulunmaktır. Onların yanında sevginizi, saygınızı anlatan güzel sözleri söyleyin ki, evliliğin cinsellikten öte bir birliktelik olduğunu bilsinler.

    SORU:

    Evreninin keşfedilen hacmi > 100 trilyon adet dünya hacmi büyüklüğünde!

    Ben ise 7 milyar insandan sadece birisi olarak soruyorum;

    Kadın algısını Yaradan’ nın benden daha iyi anlatması beklenmez mi ?



    Bazı Çelişkiler;

    Kültürümüzde de olan; “eşinin teyze – halasını öpmesi-sarılması ” normal iken dinde haram sayılır. Haram olacak ne varbuluyorsunuz?
    Dinde “kız çocuğu en erken evlenme yaşı” belli midir?
    Kapalı bir bayanın başını açması ile başı açık bir bayanın kapanması arasında (dini sebep dışında) ne fark vardır? Açık bayanlar “yollu” bayanlar mıdır? Niye kapanmak iyi bir şey oluyor. Kimin doğru yaptığını nereden biliyorsun da başkasına empoze etmeye çalışıyorsun.
    Kapalı bayan kendi cinselliğini sakladığına göre, kendisinin cinsel obje olduğunu daha çok belli etmiş olmuyor mu? (Özellikler oranca az oldukları coğrafya için !)
    Eşinin kapalı olması gerektiğini,( dini sebep dışında) düşünen erkeğin ahlakı, sorgulanması gerekmez mi? İç dünyası ne kadar temiz !
    Kapalı kadın: Yaşadığı toplumdaki erkekler için ‘kadınlar hep cinsel objedir, erkeklerin kadın algısı medenileşemez!’ sonucuna varmış olmuyor mu?
    Bu durum; aynı kadınların erkek çocuklarına; ‘onların sevilen, değer verilmesi gereken insanlar olduğunu anlatmak’ la çelişmiyor mu?
    Toplumdaki erkekler gelişip “kadının cinsel obje” dışındaki faydalarını görecek noktaya gelemez mi? Tek tük sapık bakışlıların olması pes etmeyi mi gerektirir? Kanun nizam yok mudur?


  7. 04.Ekim.2017, 15:06
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    TÜM İNSANLAR “HAK DİN” NOKTASINDA EŞİT MİDİR?

    Allah 7 milyar insana aklı verecek kudrete sahip iken, onlara ahlak talimatlarını vermek için niye tek noktadan yayılması ve tüm insanlara ulaşmaması gibi bir risk alsın! Tüm insanlar eşit değil midir? Avrupa’da yada Japonya’da doğanlar arasında, İslam ile tanışma noktasında adaletsizlik söz konusu değil mi? Bu konu, Allah’ın kudretini küçümsemek değil mi?

    Allah’ın kudreti ve büyüklüğü

    Samanyolu galaksisindeki yıldız ve gezegenlerin toplam kütlesi, güneşten 100 milyar kat büyük olduğu tahmin ediliyor. Güneş kütlesi, dünyanın 332,946 katıdır. Yani İnsanların hepsi birleşse Marmara denizini yaratamaz ama, “İslam coğrafyası dışında, Allah’ın gönderdiği din insanlarca değiştirilmiş diyerek” konuyu geçiştirmek akla uygun mudur?

    Eğer Allah “Namaz kıl, kapalı gez, oruç, hacca git, günah çıkar …. vs” demiş ise bundan niye Kore’dekilerin haberi yok? Onlara haksızlık olmuyor mu? Bu güzelliklerden onların da sahip olması gerekmez mi? Din Akıl ile oluyor ise; hep mi akıllı insanlar ortadoğu coğrafyasında doğuyorlar ! Hak din’e sahip olmak kader ise hep mi aynı bölgede insanlar cennete ulaşma noktasında kısmetli ve diğerlerinin hiç şansı yok!

    Milyon çeşit balığı mükemmel yaratan kudret sahibi; talimatlarını her insana aracısız ulaştıracak daha iyi yöntemi bulamaz mıydı? Mesela;

    a) Ergen çağında rüyada görme ile doğru dinin yolunun gösterilmesi.

    b) Namaz-Oruç saatinde gökkuşağı benzeri bir şeyin belirmesi. (Bu sayede bazen 21 saat bazen 3 saat oruç tutmadaki çelişki olmazdı, Saatin ve Caminin olmadığı yerde, namaz saatine ulaşabilme imkanı olurdu.)

    c) Okyanusa kara parçaları ile Kur’an ı işaret edebilir. (Bizler; uçak icat olduktan sonra da olsa doğru yolun işaretini, hatta anadilimizde görebilmemizi sağlardı)

    d) Bir çok coğrafyadaki madenlerden altın çıkar. Aynı şekilde bütün Kuran Kerim de çıkamaz mıydı? Benim gibi bir zavallı insanın bu konuyu tartışmasının önüne geçilemez miydi?

    e) Allah ; Arap halkından sade-ahlaklı birine din göndermeyi seçmek yerine, İyi ahlak sahibi bir padişah-kral (Cengiz han, Roma’da, Eski Mısır’da bile hep zalim yöneticilerin olmadığı dönemler yaşanmıştır.) seçilseydi de, bu kutsal kitap, daha sağlıklı, pekiştirilerek yayılsa, çoğaltılsa kimse de bunu çürütmeyi başaramasa daha iyi olmaz mıydı? Zaten Allah’ın çizdiği yolsa o uygarlık gücüne güç katacak ve fitneyi içinde barındırmayacaktır.

    Kısacası dinin sahibi hak dine ulaşılacak yolu, her insana mucizevi şekilde iletebilir. Bunu kulaktan kulağa aktaran, yaratılmış insanların anlatımına bırakmayacağı açıktır. Tüm insanlığa 15 yaşında ulaşabileceği bir yöntem kurgulayabilir. Saflık içinde inanarak başladığımız dünyaya başkalarınca verilmiş (Hak olmayan dinler) anlamlara teslim olmamıza ‘dini gönderen kudret’ neden seyirci kalıyor?

    Daha yirmili yaşlarda ölen bir insanın cehenneme gitmesi(cennete gidememesi) sizce adil mi?

    İnsan dinini miras olarak doğduğu ailesi ve çevresinden alır. Değiştirebilmesi için de kendisine soru sormak zorundadır. Böyle karmakarışık bir durumda ise en kötüsü, etrafınızda farklı düşünen çok az sayıda insan olmasıdır. Örneğin; 20 yaşındaki bir gencin ‘ben doğru dine mi inanıyorum?’ deme ihtimali pek yoktur. Çünkü gençlik, eğitim, iş kaygıları vardır. Belki 30 yaşından sonra şüphe uyanabilir. Örneğin benim Müslüman bir anne babanın çocuğu olduğumu varsayalım. Doğal olarak çevremdeki insanlarla aynı anlayışla büyüme ihtimalim oldukça yüksektir.

    Peki Yahudi yada Hristiyan bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelseydim ve Yahudi ve Hristiyan bir toplumda yaşayıp büyüseydim de yine aynı şekilde çevremin doğrularına tabii olmayacak mıydım? Bu sorunun cevabı ne olurdu? EVET.

    Bu doğal gerçeklik bize şunu gösteriyor ki; insanların hak dine ulaşabilmesinin yegane yolu, içerisinde bulunduğu durumu sorgulayarak, çocukluktan öğrendiği ve ait olduğu dinine kuşku ile yaklaşmasından geçiyor.

    Pratikte din akıl ile olmuyor, kendi coğrafyanın doğruları ve sana yüklediği aidiyet ile oluşuyor. Bu da Allah’ın adalet sahibi olması gerekliliğinin karşılanmadığı anlamına gelir.

    Din akıl ile olsa idi aşağıdaki sorunun cevabı olmazdı.”Hep mi akıllı insanlar Ortadoğu coğrafyasında doğuyor. Kore ve Kanada da doğanların içinde din noktasında; akıllı insanlara bu kadar az rastlanıyor!”



    BİRDEN FAZLA PEYGAMBER;

    Son peygamberden bahsedilir. Düşündüm ve soruyorum. Allah’ın kudreti peygamberi destekledi, Peygamberler Allah’ın mucizesi olduğuna göre ;
    Nasıl oluyor da bir tek peygamber göndererek hak dinin tebliğini gerçekleştirmeye gücü yetmiyor. Bu düşünce, Allah’ın kudretini küçümsemek değil midir! Allah insanlara Hz. Musa-Adem ile kitap göndermeye karar vermiş ise; insanların bunu değiştirmeye nasıl gücü yeter?

    “İnsanoğlu önce gönderilen dinleri değiştirildiği için son gönderilen İslam’ı kendi koruyor” denir. Güneşi yaratan nasıl oluyor da, önceki değişen kitapların değiştirilmesine göz yumsun? Tekrar göndermekten kolay değil mi? Bu anlayış ‘Evreni yaratan o yüce kudreti’ küçümsemenin kanıtı değil midir?

    Hz. Musa ya din gelmiş ise insanlar (bir Ağrı dağını bile yaratamayan canlılar) nasıl olur da bunu değiştirir. Hz. İsa’ya tekrar gönderir de yine değişir?

    Bize göre “Hak din” olmayan yahudilik de kalmış algıların- inançların hala sürmesi, o yahudilere haksızlık değil mi? Bu inanma eğilimi yüksek insanlar “Dinin değişmesinden olumsuz etkilenmiş olmuyorlar mı?” Hiç değişmeseydi ve dinsiz olsalar idi “Hak dini” bulmaları daha kolay olmaz mıydı?

    İnsanlar değiştirdi ise; son kitabın değişmediği nereden belli?

    Kur’an da geçen peygamber ismi sayısı 25 tir. Buna göre 25-1=24 kez, (Sünni öğretiye göre 124000 kez) Allah buna seyirci mi kaldı? Sonradan mı, dinin değişmesini koruyum bari dedi ! Büyük patlamanın yada dünyanın girdisi olan onca maddeyi yaratan, zaman ötesi kudrete, bu durumu nasıl yakıştırdınız?

    Hz. Musa ile gelen kitabı örneği 7 milyon insandan 1 milyonu değiştirmek istedi ise diğer, 6 milyona ve yeni doğanlara haksızlık olmadı mı? O gün 1 milyon kötü niyetli insanın kalbi durdurulsa idi de bugünkü insanlığa daha az çelişki ulaşsa, daha iyi olmaz mıydı?

    Tek yaratıcı kudret Tanrı, insanlar gibi bazen başarısız mı oldu sizce? Başarısız yada yenisini göndermek istedi ise bile eski algıların(eski dinlerin) sürmesine niye izin veriyor. Onların ibadetlerden haz almasının önüne geçemez mi?

    KUR’AN-I KERİM DEKİ “KADIN” ALGISI İNCELENEBİLİNİR. BU ALGI YETERLİ Mİ?

    BEN OLSAM NE YAZARDIM!

    Erkekler; kadınlarınıza değer verin, Onları sevin. Onlar size en büyük hikmettir. Erkeğe eşi dışında bir güzellik yoktur. Erkek bünyesinin ihtiyacı da, tek eşini sevmekten geçer. Etrafta gözünüze güzel gelen kadınlara yaklaşmayın. Yalnız gözlerine bakın. Heyecanlanıyorsanız başka tarafa bakın. Sizin sınavınız nefsinizi bu konuda kontrol etmenize göre yapılacaktır.
    Erkek nüfusunun az olduğu bazı dönemlerde başka kadınları evinizde ikamet ettirmeniz gerekirse bile, onlar size helal değildir. Allah; aksi davranış içine girenleri sevmez.
    Cennette yaşayacağınız hazlar; sizin bu dünyada eşinizle en iyi zaman geçirdiğiniz dilimlerinden seçilecektir. Bu yüzden ki onlara iyi davranın, yardımcı olun, zamanınızı evde çocuklarınızla geçirmeye çalışın. Eşinizin anne olacağını hatırlayıp, annenizin sizin üzerinizdeki emeğini unutmayın.
    Anne ve babalara düşen de, erkek çocuklarına tavsiyede bulunmaktır. Onların yanında sevginizi, saygınızı anlatan güzel sözleri söyleyin ki, evliliğin cinsellikten öte bir birliktelik olduğunu bilsinler.

    SORU:

    Evreninin keşfedilen hacmi > 100 trilyon adet dünya hacmi büyüklüğünde!

    Ben ise 7 milyar insandan sadece birisi olarak soruyorum;

    Kadın algısını Yaradan’ nın benden daha iyi anlatması beklenmez mi ?



    Bazı Çelişkiler;

    Kültürümüzde de olan; “eşinin teyze – halasını öpmesi-sarılması ” normal iken dinde haram sayılır. Haram olacak ne varbuluyorsunuz?
    Dinde “kız çocuğu en erken evlenme yaşı” belli midir?
    Kapalı bir bayanın başını açması ile başı açık bir bayanın kapanması arasında (dini sebep dışında) ne fark vardır? Açık bayanlar “yollu” bayanlar mıdır? Niye kapanmak iyi bir şey oluyor. Kimin doğru yaptığını nereden biliyorsun da başkasına empoze etmeye çalışıyorsun.
    Kapalı bayan kendi cinselliğini sakladığına göre, kendisinin cinsel obje olduğunu daha çok belli etmiş olmuyor mu? (Özellikler oranca az oldukları coğrafya için !)
    Eşinin kapalı olması gerektiğini,( dini sebep dışında) düşünen erkeğin ahlakı, sorgulanması gerekmez mi? İç dünyası ne kadar temiz !
    Kapalı kadın: Yaşadığı toplumdaki erkekler için ‘kadınlar hep cinsel objedir, erkeklerin kadın algısı medenileşemez!’ sonucuna varmış olmuyor mu?
    Bu durum; aynı kadınların erkek çocuklarına; ‘onların sevilen, değer verilmesi gereken insanlar olduğunu anlatmak’ la çelişmiyor mu?
    Toplumdaki erkekler gelişip “kadının cinsel obje” dışındaki faydalarını görecek noktaya gelemez mi? Tek tük sapık bakışlıların olması pes etmeyi mi gerektirir? Kanun nizam yok mudur?





+ Yorum Gönder