Konusunu Oylayın.: Kurban kesmek vacip midir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Kurban kesmek vacip midir ?
  1. 13.Ekim.2013, 15:33
    1
    Misafir

    Kurban kesmek vacip midir ?

  2. 04.Kasım.2013, 10:15
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kurban kesmek vacip midir ?




    Kurban vacip midir, yoksa sünnet mi?

    Kurban konusunda yersiz yorumlar yapılıyor, televizyon seyircilerinin kafasını karıştıracak şaibeli üsluplar kullanılıyor.

    Halbuki böyle zihin karıştıracak yorumlara hiç gerek yoktur. Çünkü kurban hayatımıza yeni girmiş bir ibadet değildir ki, bizim yeni yorumlarımıza ihtiyaç olsun...
    Kurban Medine’de hicretin ikinci senesinde meşru kılınmış, Efendimiz de yaşadığı her kurban bayramında kurbanını asla ihmal etmemiş, hem kendi, hem de ümmeti adına kurbanlar kesmiştir. Müçtehitlerimiz de yaşanmış bu olaylara bakarak anladıklarını açıklamışlardır...
    Bu sebeple biz bugün önce kurbanın meşru kılınış delillerine bir göz atalım, kurban hangi delillerle mali ibadetlerimiz arasına girmiştir bir görelim. Sonra da müçtehitlerimizin görüşlerine göre konuyu genişletebiliriz... Allahü Azimüşşan Kevser Suresi’nde; “Rabbin için namaz kıl, kurban kes!.” buyurmuştur. Peygamberimiz de, bu ayetten sonra yaşadığı her bayramda önce bayram namazı kılmış, sonra da kurbanını kesmiştir. Hiçbir bayramda kurbanını ihmal etmemiş, hem de birden fazla kurban kesmiştir. Ayrıca durumu müsait olup da kurban kesmeyen zenginleri korkutucu bir üslupla da ikaz ederek buyurmuş ki:
    - Ekonomik durumunda genişlik olup da gücü yettiği halde kurbanını kesmeyen zengin, namazgâhımıza yaklaşmasın!
    Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, kurban öyle bazılarının ima ettiği gibi, mühimsenmeyecek sıradan bir âdet olsaydı, yerine getirmeyen zenginlerin namazgâhtan uzak kalmaları gereken kimseler olduğu ilan edilmeyecekti... Demek ki kurbanı ihmal eden zengin, cemaatten uzak kalması istenecek kadar yanlışın içinde olan kimsedir.
    Bunlardan dolayıdır ki, Hanefi müçtehitlerinin çoğunluğu, kurbanın, durumu müsait olan zenginlere vacip olduğunu ifade etmişler, Şafiiler ise (onlarda vacip kavramı olmadığından) sünnet olduğu görüşünü benimsemişlerdir... Ama her iki taraf da kurbanın yerine getirilmesi gerekli, mali bir ibadet olduğunda ittifak etmişlerdir...
    Yani, ister vacip, isterse sünnet olsun kurban, gücü yetenlerin ihmal edemeyecekleri mali ibadetlerimizden biri olduğunda görüş birliği söz konusudur... Vacip de olsa, kuvvetli sünnet de olsa yerine getirilmelidir... Çünkü sosyal bir yardımlaşma ve kucaklaşma da vardır kurbanda...
    Bence burada tespiti gereken mühim bir nokta, kurbanla mükellef kılınan zenginliğin miktarının tespiti noktası olsa gerektir.
    - Ne kadar zenginlik kurban mükellefiyeti getirmektedir sahibine? Esas mesele buradadır.
    Biz burada geçmiş tespitlere bağlı kalarak diyoruz ki: Zekattaki gibi kurbanda da nisap, yani zenginlik ölçüsü, seksen gramı geçen altını satın alacak paradır. Sabit geliriyle normal ihtiyaçlarını devamlı karşılayan kimsenin boşta bekleyen bir buçuk milyar civarında parası varsa, kendini kurban kesmekle mükellef bilse yanlış düşünmüş olmaz. Şahsına ait kurbanını keserek ihtilaftan kurtulmuş, bu mutluluğu yaşamış olur. Hanefi’de servet kiminse kurban borcu da onun olduğundan, aile içinde kimin şahsına ait parası varsa onun kurban kesmesi gerekir. Ancak diğer mezheplerde aile adına bir tek kurban kafi gelir, ayrı ayrı aile fertlerine kurban gerekmez.
    Fazla kurban kesmede zorlanan Hanefiler, isterlerse diğer mezheplerin bu kolaylık getiren görüşüyle amel ederek aile adına tek kurbanla da yetinebilirler.
    ***
    Aslında kurban kesme konusunda sözü öyle fazla uzatmaya gerek de yoktur. Efendimiz (sas) Hazretleri insanları kendi vicdanlarıyla baş başa bıraktığı meşhur hadisinde şöyle bir ölçü de vererek buyurmuş ki:
    - “Müftü sana fetva verse de sen bir de kalbine sor!”
    Gerçekten de bilgi ile beslenmiş selim bir kalpte doğru cevap veren müftünün sesi her zaman duyulur:
    - ‘Senin durumun iyidir. Kurban kesmekle mükellefsin. Kurban masrafı seni zor durumda bırakmaz. Cimrilik etme, kurbanını kes’ ya da ‘Senin ihtiyaçların var, kurbanla mükellef değilsin, boşuna zorlama, sıkıntıya girme!’ diyebilir.
    Kimseye sorma gereği de duymadan kararını kendisi verebilir. Rabbimiz hepimize hayırlı kararlar verdirsin inşallah!..



  3. 04.Kasım.2013, 10:15
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Kurban vacip midir, yoksa sünnet mi?

    Kurban konusunda yersiz yorumlar yapılıyor, televizyon seyircilerinin kafasını karıştıracak şaibeli üsluplar kullanılıyor.

    Halbuki böyle zihin karıştıracak yorumlara hiç gerek yoktur. Çünkü kurban hayatımıza yeni girmiş bir ibadet değildir ki, bizim yeni yorumlarımıza ihtiyaç olsun...
    Kurban Medine’de hicretin ikinci senesinde meşru kılınmış, Efendimiz de yaşadığı her kurban bayramında kurbanını asla ihmal etmemiş, hem kendi, hem de ümmeti adına kurbanlar kesmiştir. Müçtehitlerimiz de yaşanmış bu olaylara bakarak anladıklarını açıklamışlardır...
    Bu sebeple biz bugün önce kurbanın meşru kılınış delillerine bir göz atalım, kurban hangi delillerle mali ibadetlerimiz arasına girmiştir bir görelim. Sonra da müçtehitlerimizin görüşlerine göre konuyu genişletebiliriz... Allahü Azimüşşan Kevser Suresi’nde; “Rabbin için namaz kıl, kurban kes!.” buyurmuştur. Peygamberimiz de, bu ayetten sonra yaşadığı her bayramda önce bayram namazı kılmış, sonra da kurbanını kesmiştir. Hiçbir bayramda kurbanını ihmal etmemiş, hem de birden fazla kurban kesmiştir. Ayrıca durumu müsait olup da kurban kesmeyen zenginleri korkutucu bir üslupla da ikaz ederek buyurmuş ki:
    - Ekonomik durumunda genişlik olup da gücü yettiği halde kurbanını kesmeyen zengin, namazgâhımıza yaklaşmasın!
    Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, kurban öyle bazılarının ima ettiği gibi, mühimsenmeyecek sıradan bir âdet olsaydı, yerine getirmeyen zenginlerin namazgâhtan uzak kalmaları gereken kimseler olduğu ilan edilmeyecekti... Demek ki kurbanı ihmal eden zengin, cemaatten uzak kalması istenecek kadar yanlışın içinde olan kimsedir.
    Bunlardan dolayıdır ki, Hanefi müçtehitlerinin çoğunluğu, kurbanın, durumu müsait olan zenginlere vacip olduğunu ifade etmişler, Şafiiler ise (onlarda vacip kavramı olmadığından) sünnet olduğu görüşünü benimsemişlerdir... Ama her iki taraf da kurbanın yerine getirilmesi gerekli, mali bir ibadet olduğunda ittifak etmişlerdir...
    Yani, ister vacip, isterse sünnet olsun kurban, gücü yetenlerin ihmal edemeyecekleri mali ibadetlerimizden biri olduğunda görüş birliği söz konusudur... Vacip de olsa, kuvvetli sünnet de olsa yerine getirilmelidir... Çünkü sosyal bir yardımlaşma ve kucaklaşma da vardır kurbanda...
    Bence burada tespiti gereken mühim bir nokta, kurbanla mükellef kılınan zenginliğin miktarının tespiti noktası olsa gerektir.
    - Ne kadar zenginlik kurban mükellefiyeti getirmektedir sahibine? Esas mesele buradadır.
    Biz burada geçmiş tespitlere bağlı kalarak diyoruz ki: Zekattaki gibi kurbanda da nisap, yani zenginlik ölçüsü, seksen gramı geçen altını satın alacak paradır. Sabit geliriyle normal ihtiyaçlarını devamlı karşılayan kimsenin boşta bekleyen bir buçuk milyar civarında parası varsa, kendini kurban kesmekle mükellef bilse yanlış düşünmüş olmaz. Şahsına ait kurbanını keserek ihtilaftan kurtulmuş, bu mutluluğu yaşamış olur. Hanefi’de servet kiminse kurban borcu da onun olduğundan, aile içinde kimin şahsına ait parası varsa onun kurban kesmesi gerekir. Ancak diğer mezheplerde aile adına bir tek kurban kafi gelir, ayrı ayrı aile fertlerine kurban gerekmez.
    Fazla kurban kesmede zorlanan Hanefiler, isterlerse diğer mezheplerin bu kolaylık getiren görüşüyle amel ederek aile adına tek kurbanla da yetinebilirler.
    ***
    Aslında kurban kesme konusunda sözü öyle fazla uzatmaya gerek de yoktur. Efendimiz (sas) Hazretleri insanları kendi vicdanlarıyla baş başa bıraktığı meşhur hadisinde şöyle bir ölçü de vererek buyurmuş ki:
    - “Müftü sana fetva verse de sen bir de kalbine sor!”
    Gerçekten de bilgi ile beslenmiş selim bir kalpte doğru cevap veren müftünün sesi her zaman duyulur:
    - ‘Senin durumun iyidir. Kurban kesmekle mükellefsin. Kurban masrafı seni zor durumda bırakmaz. Cimrilik etme, kurbanını kes’ ya da ‘Senin ihtiyaçların var, kurbanla mükellef değilsin, boşuna zorlama, sıkıntıya girme!’ diyebilir.
    Kimseye sorma gereği de duymadan kararını kendisi verebilir. Rabbimiz hepimize hayırlı kararlar verdirsin inşallah!..






+ Yorum Gönder