Konusunu Oylayın.: İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz mı?
  1. 06.Ekim.2013, 03:01
    1
    Misafir

    İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz mı?






    İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz mı? Mumsema İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz mı?


  2. 06.Ekim.2013, 03:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 07.Ekim.2013, 15:17
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz m




    İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz mı?


    Ayetlerde, kâfirlerin cezalarının hafifletilmeyeceğine dair ifade edilen hükümler, umumi prensiplerdir. Kur’an’ın bildirdiği bu kurallar elbette şüphesizidir. Fakat, “genel prensiplerin her zaman istisnaları olur ve istisnalar kaideyi bozmaz” manasına gelen “istisnaî durumlar” kaidesi de ilmen kabul edilmektedir. Bu sebeple bu umum kaideler aykırı olan hususlar -sahih olmak şartıyla- sadece birer isitisnadır ve Kur’an’ın ilgili genel hükümlerine bir çelişki teşkil etmez.

    Bununla beraber, İlgili hadis rivayetlerine bakmakta fayda vardır.

    - Ebu Katade’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber: “Cuma günü hariç, zeval vakti namaz kılmayı mekruh görmüş ve şunu ilave etmiştir: ‘ Çünkü Cuma günü dışındaki günlerde Cehennem ateşi iyice tutuşturulur.” (Ebu Davud, Salat, 223)

    Hadisi zikreden Ebu Davud’un bizzat kendisi,“bu rivayetin mürsel/munkatı’ olduğunu” belirtmek suretiyle zayıf olduğuna hükmetmiştir. (bk. a.y.)

    Bu hadisi tahkik eden Elbânî de bu rivayetin zayıf olduğunu belirtmiştir. (bk. Elbanî, Sahih ve daifu süneni Ebi Davud, 1/ 2)

    Bazı alimlere göre, bu hadiste zikredilen “cehennemin Cuma gününde tutuşturulmayacağına” dair hüküm dünyaya aittir. Yani insanlar bu dünyada iken, daha kıyamet gelmemişken, cehennem cuma günü hafifler. Yoksa kıyamet geldikten sonra artık cuma dahil her gün cehennem alev alev yanmaya devam eder.” (bk. Münavî, Fedu’l-Kadîr, 2/446) Bu yorum pek tatmin edici olmamakla beraber, alimlerin “kıyametten sonra cehennemin asla hafiflemeyeceğine” dair görüşleri bakımından önemlidir.

    Hafız Zeynu’l-Iraki de Ebu Davud’un “bu hadisin munkatı olduğunu söylediğin” belitmek suretiyle rivayetin zayıf olduğuna işaret etmiştir. (bk. Tahricu ahadisi’l-İhya, -İhya ile birlikt-, 1/179)

    Nesaî, “zeval vaktinde namaz kılmanın mekruh olduğunu, çünkü o vakitte cehennemin daha fazla tutuşturulacağını” ifade eden hadis rivayetinde “cuma hariç” gibi bir istisna kaydetmemesi de Ebu Davud’un ilgili hadis rivayetinin zayıf olduğunun ayrı bir delilidir. (bk. Nesaî, Mevakit, 40)

    - “Allahü teâlâ, Cehennem kapıcısına, cömert kâfir için, “Buna azap et, fakat dünyadaki cömertliği derecesinde azabını hafiflet.” (Deylemi, 1/152) manasındaki hadis rivayetinin yer aldığı DEYLEMİ zayıf kaynaklardan sayılır. Bununla beraber, bu rivayetin “azabın hafifletilmeyeceğini” belirten ayetlerle bir çelişki teşkil etmez. Çünkü, her suçlunun cezası suçunun büyüklüğü veya küçüklüğü nispetindedir.

    Dünyada bazı iyilik yapan kâfirlerin bu iyiliklerinin değerlendirilmesi ilahi adaletin ve merhametin bir tezahürüdür. Zaten yedi cehennem tabakalarının münafık, müşrik, Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman günahkârlar gibi aşağıdan yukarıya/zordan hafife doğru bir seyir takip edeceği Müslümanlarca kabul edilen bir hakikattir.

    “Münafıklar cehennemin en aşağı derekesinde olurlar.” (Nisa, 4/145) mealindeki ayetin ifadesi de cehennemdeki azabın adamına göre farklılık arzedeceğini ortaya koymaktadır. Cömertliğine göre cezası 100 gram olan bu adamın cezası hep yüz gram olarak kalabilir. Yanındakinin cezası da bin gram olur. Bununki de değişmeyebilir. Aradaki fark genel bir hafifletme değil, suçun durumuna göre verilen bir cezadır.

    - Mevlut gününde azabın duracağına dair sağlam bir bilgiye rastlayamadık.

    - Ebu Leheb meselesine gelince;

    Urve’nin bildirdiğine göre, Ebu Leheb’in Süveybe adlı bir cariyesi vardı. Ebu Leheb onu azat etmişti. Bu kadın aynı zamanda Hz. Peygamberi emzirmişti. Ebu Leheb ölünce, onun bazı yakınları rüyada kendisini çok kötü bir durumda görmüş ve halini sormuştu. Ebu Leheb: “Sizden (ayrıldıktan/öldükten) sonra bir rahat yüzü görmedim. Sadece Suveybe’yi azat ettiğimden dolayı bana su içirildi” diyerek cevap verdi.” (bk. Buhari, Nikah, 20)

    Suhayli’nin Hz. Abbas’tan yaptığı rivayet daha açıktır:

    Bu rivayete göre, Hz. Abbas (Ebu Leheb’in kardeşi) şunları söylemiştir:

    “Ebu Leheb öldükten bir yıl sonra, rüyada kendisini çok kötü bir durumda gördüm. Dedi ki: ‘Ben sizden(ayrıldıktan/öldükten) sonra rahat yüzü görmedim. Şu var ki, her pazartesi günü azabım hafifletiliyor’ Hz. Abbas bunu şöyle açıklıyor: ‘Bunun sebebi de şudur: Hz. Peygamber pazartesi günü doğmuştu. Süveybe bunu Ebu Leheb’e müjde vermişti. Ebu Leheb de verdiği bu müjdeden dolayı Süveybe’yi azat etmişti.’ “ (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bâri, 9/145)

    Görüldüğü gibi bu meselenin aslı bir rüyadır. Rüyalarla amel edilemeyeceği, özellikle böyle bir hükmün delili olarak kullanılamayacağı açıktır.

    Nitekim İbn Hacer de “Urve’nin bu ifadeleri mürseldir, kimden naklettiğine dair bir beyanı yoktur. Bununla beraber şayet bu haber sağlam da olsa, rüyalar bu konuda delil olamaz.” demiştir. (İbn Hacer, a.y.)

    - Kadı Iyaz gibi bazı alimlere göre, kâfirlerden azabın hafifletilmesinin söz konusu olamayacağı hususu, alimlerin ittifakıyla sabittir.

    Buna mukabil diğer bazı alimler, cehennemde ebedi kalmakla beraber kâfirlerin daha önce yaptıkları iyiliklerine karşılık olarak azaplarının bir kısmının hafifletilmesinin olabileceğini, bunun ilgili ayetlere aykırı olmadığını söylemişlerdir.

    Diğer bazı alimlere göre, Ebu Leheb’le ilgili azabın hafifletilmesi yalnız Hz. Peygamberin durumuyla ilgilidir. (İbn Hacer, a.y.)

    - Görüldüğü gibi bu gibi bilgilerin İnternette boy göstermesi, gerçekliğin delili değil, bir açıdan bilgi kirliliğine de sebep olmaktadır


  4. 07.Ekim.2013, 15:17
    2
    Devamlı Üye



    İnkarcıların azaplarının hafiflemeyeceği ayetleri ile hafifleyeceği hadisleri çelişki olmaz mı?


    Ayetlerde, kâfirlerin cezalarının hafifletilmeyeceğine dair ifade edilen hükümler, umumi prensiplerdir. Kur’an’ın bildirdiği bu kurallar elbette şüphesizidir. Fakat, “genel prensiplerin her zaman istisnaları olur ve istisnalar kaideyi bozmaz” manasına gelen “istisnaî durumlar” kaidesi de ilmen kabul edilmektedir. Bu sebeple bu umum kaideler aykırı olan hususlar -sahih olmak şartıyla- sadece birer isitisnadır ve Kur’an’ın ilgili genel hükümlerine bir çelişki teşkil etmez.

    Bununla beraber, İlgili hadis rivayetlerine bakmakta fayda vardır.

    - Ebu Katade’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber: “Cuma günü hariç, zeval vakti namaz kılmayı mekruh görmüş ve şunu ilave etmiştir: ‘ Çünkü Cuma günü dışındaki günlerde Cehennem ateşi iyice tutuşturulur.” (Ebu Davud, Salat, 223)

    Hadisi zikreden Ebu Davud’un bizzat kendisi,“bu rivayetin mürsel/munkatı’ olduğunu” belirtmek suretiyle zayıf olduğuna hükmetmiştir. (bk. a.y.)

    Bu hadisi tahkik eden Elbânî de bu rivayetin zayıf olduğunu belirtmiştir. (bk. Elbanî, Sahih ve daifu süneni Ebi Davud, 1/ 2)

    Bazı alimlere göre, bu hadiste zikredilen “cehennemin Cuma gününde tutuşturulmayacağına” dair hüküm dünyaya aittir. Yani insanlar bu dünyada iken, daha kıyamet gelmemişken, cehennem cuma günü hafifler. Yoksa kıyamet geldikten sonra artık cuma dahil her gün cehennem alev alev yanmaya devam eder.” (bk. Münavî, Fedu’l-Kadîr, 2/446) Bu yorum pek tatmin edici olmamakla beraber, alimlerin “kıyametten sonra cehennemin asla hafiflemeyeceğine” dair görüşleri bakımından önemlidir.

    Hafız Zeynu’l-Iraki de Ebu Davud’un “bu hadisin munkatı olduğunu söylediğin” belitmek suretiyle rivayetin zayıf olduğuna işaret etmiştir. (bk. Tahricu ahadisi’l-İhya, -İhya ile birlikt-, 1/179)

    Nesaî, “zeval vaktinde namaz kılmanın mekruh olduğunu, çünkü o vakitte cehennemin daha fazla tutuşturulacağını” ifade eden hadis rivayetinde “cuma hariç” gibi bir istisna kaydetmemesi de Ebu Davud’un ilgili hadis rivayetinin zayıf olduğunun ayrı bir delilidir. (bk. Nesaî, Mevakit, 40)

    - “Allahü teâlâ, Cehennem kapıcısına, cömert kâfir için, “Buna azap et, fakat dünyadaki cömertliği derecesinde azabını hafiflet.” (Deylemi, 1/152) manasındaki hadis rivayetinin yer aldığı DEYLEMİ zayıf kaynaklardan sayılır. Bununla beraber, bu rivayetin “azabın hafifletilmeyeceğini” belirten ayetlerle bir çelişki teşkil etmez. Çünkü, her suçlunun cezası suçunun büyüklüğü veya küçüklüğü nispetindedir.

    Dünyada bazı iyilik yapan kâfirlerin bu iyiliklerinin değerlendirilmesi ilahi adaletin ve merhametin bir tezahürüdür. Zaten yedi cehennem tabakalarının münafık, müşrik, Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman günahkârlar gibi aşağıdan yukarıya/zordan hafife doğru bir seyir takip edeceği Müslümanlarca kabul edilen bir hakikattir.

    “Münafıklar cehennemin en aşağı derekesinde olurlar.” (Nisa, 4/145) mealindeki ayetin ifadesi de cehennemdeki azabın adamına göre farklılık arzedeceğini ortaya koymaktadır. Cömertliğine göre cezası 100 gram olan bu adamın cezası hep yüz gram olarak kalabilir. Yanındakinin cezası da bin gram olur. Bununki de değişmeyebilir. Aradaki fark genel bir hafifletme değil, suçun durumuna göre verilen bir cezadır.

    - Mevlut gününde azabın duracağına dair sağlam bir bilgiye rastlayamadık.

    - Ebu Leheb meselesine gelince;

    Urve’nin bildirdiğine göre, Ebu Leheb’in Süveybe adlı bir cariyesi vardı. Ebu Leheb onu azat etmişti. Bu kadın aynı zamanda Hz. Peygamberi emzirmişti. Ebu Leheb ölünce, onun bazı yakınları rüyada kendisini çok kötü bir durumda görmüş ve halini sormuştu. Ebu Leheb: “Sizden (ayrıldıktan/öldükten) sonra bir rahat yüzü görmedim. Sadece Suveybe’yi azat ettiğimden dolayı bana su içirildi” diyerek cevap verdi.” (bk. Buhari, Nikah, 20)

    Suhayli’nin Hz. Abbas’tan yaptığı rivayet daha açıktır:

    Bu rivayete göre, Hz. Abbas (Ebu Leheb’in kardeşi) şunları söylemiştir:

    “Ebu Leheb öldükten bir yıl sonra, rüyada kendisini çok kötü bir durumda gördüm. Dedi ki: ‘Ben sizden(ayrıldıktan/öldükten) sonra rahat yüzü görmedim. Şu var ki, her pazartesi günü azabım hafifletiliyor’ Hz. Abbas bunu şöyle açıklıyor: ‘Bunun sebebi de şudur: Hz. Peygamber pazartesi günü doğmuştu. Süveybe bunu Ebu Leheb’e müjde vermişti. Ebu Leheb de verdiği bu müjdeden dolayı Süveybe’yi azat etmişti.’ “ (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bâri, 9/145)

    Görüldüğü gibi bu meselenin aslı bir rüyadır. Rüyalarla amel edilemeyeceği, özellikle böyle bir hükmün delili olarak kullanılamayacağı açıktır.

    Nitekim İbn Hacer de “Urve’nin bu ifadeleri mürseldir, kimden naklettiğine dair bir beyanı yoktur. Bununla beraber şayet bu haber sağlam da olsa, rüyalar bu konuda delil olamaz.” demiştir. (İbn Hacer, a.y.)

    - Kadı Iyaz gibi bazı alimlere göre, kâfirlerden azabın hafifletilmesinin söz konusu olamayacağı hususu, alimlerin ittifakıyla sabittir.

    Buna mukabil diğer bazı alimler, cehennemde ebedi kalmakla beraber kâfirlerin daha önce yaptıkları iyiliklerine karşılık olarak azaplarının bir kısmının hafifletilmesinin olabileceğini, bunun ilgili ayetlere aykırı olmadığını söylemişlerdir.

    Diğer bazı alimlere göre, Ebu Leheb’le ilgili azabın hafifletilmesi yalnız Hz. Peygamberin durumuyla ilgilidir. (İbn Hacer, a.y.)

    - Görüldüğü gibi bu gibi bilgilerin İnternette boy göstermesi, gerçekliğin delili değil, bir açıdan bilgi kirliliğine de sebep olmaktadır





+ Yorum Gönder