Konusunu Oylayın.: Taheret yapamiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Taheret yapamiyorum
  1. 18.Eylül.2013, 23:36
    1
    Misafir

    Taheret yapamiyorum






    Taheret yapamiyorum Mumsema Tuvalette bol suyla taharet almaya calisiyorum t.kafidayla silince pislik oluyo bagieaaklar bozuk zaten 2senedir herhalde ondan oluyor bazaen taharet alibiliyorum alamayinca bu ard ardada oluyor ve namazi bu sekilde kilsam birsey olumu hep banyo mu yapicm ozurlumuyum


  2. 18.Eylül.2013, 23:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Tuvalette bol suyla taharet almaya calisiyorum t.kafidayla silince pislik oluyo bagieaaklar bozuk zaten 2senedir herhalde ondan oluyor bazaen taharet alibiliyorum alamayinca bu ard ardada oluyor ve namazi bu sekilde kilsam birsey olumu hep banyo mu yapicm ozurlumuyum


    Benzer Konular

    - İntihari düsünüyorum ama yapamiyorum lakin son zamanlardada öldürmeyi düsünüyorum kendimden korkuyor

    - Arkadasıma taheret anlatmamda yardım edın

    - Bir tarla ısıne gıtığımızde taheret almamızda kı durum nedır=?

  3. 20.Eylül.2013, 19:45
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Taheret yapamiyorum




    NASIL TAHARETLENMELİYİZ TAHARET ADABI

    Necasetten taharet namazın farzlarından biri olunca, bu konuya gereken ihtimamı göstermek şarttır.

    İhtiyacını gidermek üzere tuvalete girecek olan mümin, kendisine lâzım olacak su, kurulanacağı taharet mendili, tuvalet kâğıdı, kâğıt havlu, pamuk v.b. şeyleri önceden temin ettikten sonra, tuvalete bir kaç adım kala “bismillah, e’ûzü billâhi mine’l-hubsi ve’l-habâis” diye istiâzede bulunarak, yani “Allah’ın adıyla, bütün çirkin ve kötü şeylerden Allah’a sığınırım” diyerek sol ayağı ile tuvalete girer. Veya “bismillah, Allâhümme innî e’ûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habâis” diyerek de girebilir. Aynı anlamdadır.

    Peygamber Efendimiz tuvalete girerken çekilen besmelenin, yani “bismillah” demenin cinlerle bizim aramızdaki perde olduğunu ifade etmişlerdir.

    Sonra önü ve arkası kıbleye gelmeyecek şekilde oturarak ihtiyacını giderir. Bu arada, otururken vücut ağırlığını sol tarafa vermek, boşaltım organlarının daha rahat iş görmesini temin edecektir. İhtiyaç giderilirken sıçrantılardan mutlaka sakınmalıdır. Bunun için, sadece idrarı yaparken bile oturarak yapmalı, tuvalet taşının durumuna göre dikkatli olunmalıdır. Peygamber Efendimiz, sahabenin anlattıklarına göre, ihtiyaç giderecekleri zaman çok uzaklara giderler, mutlaka bir engel arkasına çekilirler, yere oturmadan görülmeyecek yerlerini açmazlar, ihtiyaç giderdikleri yer sert bir toprak ise, sıçrantıyı engellemek için bir çubuk veya benzeri şeyle toprağı kabartırlar, açıklıkta ihtiyaç giderdikleri için edeben başlarını örterlerdi.

    Tuvalet, meleklerin olmadığı bir gaflet mahallidir. İhtiyaçtan fazla orada oturmak doğru değildir. Ancak acele edip tahareti noksan yapmak da asla doğru değildir.

    İhtiyacı giderdikten sonra önce katı necasetten temizlik yapılmalıdır.

    Sahrada, bağda bahçede ihtiyaçlarını giderenler, ellerini daha az kirletmek için önce en az üç defa veya ihtiyaca göre, ancak tek sayıda taşla temizlenmelidirler. Buna isticmar denilir. Bu arada kemik, gübre ve gıda maddeleri asla kullanılmamalı, vücuda zarar verecek sivri veya keskin cisimlerden de sakınmalıdır.

    Ev ve benzeri yerlerdeki tuvaletlerde taş ve benzeri şeyler kullanılamayacağı için, önce tuvalet kâğıdı ile necasetin fazlasını silmek, kimi kardeşlerimizin tercih ettikleri bir yoldur. Ancak kimi kardeşlerimiz de, tuvalet kâğıdı da olsa, kâğıda saygılı olmak ve israfı önlemek için bu yolu mahzurlu görmektedirler. Biz her iki görüşe de saygı duymakta, meseleyi kardeşlerimizin vicdanına havale etmekteyiz. Ameller niyetlere göre olduğuna göre, elim fazla kirlenmesin, bu kâğıt nihayet temizlik için imal edilmiştir, şu halde taharette kullanabilirim diyenlerin görüşleri de makul kabul edilebilir. Hayır, tuvalet kâğıdı da olsa saygılı olmak gerekir diyenlerin görüşlerine de saygı duyulur. Ancak eski kitaplarımızda dahi, yazıda kullanılmayan kaba kâğıtların, temizlikte kullanılabileceği yazılmıştır. Şu halde israf etmeden tuvalet kâğıtlarını temizlikte ve kurulanmada kullanmak mümkündür denilebilir.

    Katı necasetin kalanının temizliği için mutlaka sol el kullanılmalı ve su ile temizlik yapılmalıdır. Kitaplarımızda üç parmaktan fazla parmağı kirletmemeli diye tavsiyeler vardır. Ayrıca parmakların uç kısımlarının kullanılmasının basura neden olacağı da söylenmiştir.

    Katı necasetten taharetlenirken, sol elin şehâdet orta ve yüzük parmakları birleştirilir ve orta parmak biraz üste alınır. Kirli mahal, önce, arkadan öne doğru elle silinir ve eller yıkanır. Sonra önden arkaya, sonra arkadan öne… veya alışılan bir şekille. Temizliğin tamamen hâsıl olduğuna kanaat getirinceye kadar su ile temizliğe devam etmelidir.

    Bazı fıkıh kaynaklarımızda, hanımların iki parmaklarını öne çıkararak ve ilk defa, fercleri kirlenmesin diye önden arkaya doğru temizliğe başlayarak taharetlerini gerçekleştirmeleri tavsiye olunmaktadır. Tabi bütün bunlar tavsiye niteliğindedir. Herkes istediği gibi, kendine kolay gelen bir yolla temizlenebilir. Mühim olan taharetin tertemizce yapılmış olması, çıkış mahallinde necasetin kalmamış olmasıdır.

    Taharetlenmek için su bulamayanlar, taş veya kâğıt mendille iyice temizlenmelidirler. Makatta kalan necaset 4 gramı bulur veya geçerse namaz olmaz diye yukarıda kaydetmiştik. Çok nadir de olsa böyle bir durumda dikkatli olunmalıdır.

    Makatı temizlerken kendimizi serbest bırakmalı, vücudumuzu aşağıya doğru salmalı, kendimizi sıkmamalıyız ki, yıkanan yer iyice temizlenmiş olsun. Ancak Ramazanda veya sair zamanlarda oruçlu iken kendimizi biraz sıkı tutmalıyız ki, makattan içeriye su kaçmasın. Zira makattan içeriye kaçan su orucu bozabilir denmiştir.

    Makatın yıkanmasında biraz mübalağa etmek yani fazlaca yıkamak gerekir. Zira makata su el ile götürülmektedir. Makatta kalan çok az bir necaset eseri bile elimizdeki suyu kirletecek ve şer’an kullanılmaz hale getirecektir. Mümkün olursa yukarıdan su dökerek veya şayet tuvalette hortum kullanılıyorsa, üzerimize sıçratmadan suyu o mahalle kadar götürerek ya da kolayımıza giden başka bir yolla o mahalli güzelce yıkayarak en güzel temizliği elde etmek gereklidir. Sadece elle temizlik yapılır ancak yeteri kadar o mahal güzelce yıkanmazsa, taharet tamamlanmış olmaz.

    Katı necaset mahalli iyice temizlendikten sonra erkekler, idrar yolunu temizlemek için, idrar yaptıkları organlarını fazla sıkmadan ve tahriş etmeden üç defa sıyırmalıdırlar. Bu sıyırma, kanalda kalan idrarın dışarıya atılması için Peygamber Efendimizin tavsiye-i âlileridir.

    Erkeklerin idrar kanalları 16 ila 18 cm. uzunluğunda ve yaklaşık 8 mm. çapındadır. Erkeklerde bu yapıdan dolayı, idrar yapma işi bittikten sonra dahi idrar sızıntısı belirli bir süre daha devam eder. İşte bu sızıntıyı bitirebilmek için organı sıyırmak ve beklemek gerekir.

    Bu sıyırma işi şöyle yapılabilir:

    İdrar bittikten, makat su ile güzelce temizlendikten sonra, erkeklik organı, alt taraftan işaret, orta ve yüzük parmaklar ile ta dipten, öne doğru, yumurtalıklara doğru acıtılmayacak bir sıkıştırma ile sıvazlanır veya sıyrılır. Böylece idrar kanalının dip tarafında kalan idrar, uzvun ön tarafına geçirilmiş olur. İkinci defa tenasül uzvu kökünden parmak uçları ile tutularak idrar çıkış deliğine kadar kuvvetlice sıyrılır. Böylece kanalda hemen hemen idrar kalmamış olur. Üçüncü defada da uzvun uç tarafı tekrar güzelce parmaklarla sıyrılarak kanal tamamen idrardan temizlenmiş olunur. Buna istibra, yani idrar sızıntısından iyice temizlenme denir. Ancak bu arada dikkat edilecek bir husus vardır. Cinsel organın dip tarafında bulunan ve temas ve dokunmakla tahrik olan mezi salgılama bezini tahrik etmemek gerekir. Bu merkez, organın sıyrılması esnasında tahrik olursa kendi sıvısını salgılayacağı için temizlik yani istibra çok daha zorlaşabilir. Onun için herkes istibrada bünyesinin hassasiyetlerini de dikkate almalıdır.

    Sonra su ile ihtiyaç kadar, güzelce yıkanılıp kurulanılır. Bundan sonra ihtiyaç duyanlar veya isteyenler tarafından diğer tavsiye olunan şeyler, yani pamuk koyma işlemi uygulanır.

    Burada şunu belirtelim. Rasûlullah Sallâllahü aleyhi ve sellem Efendimiz üç defa sıyırmamızı tavsiye buyurmuşlar fakat şeklini tarif etmemişlerdir. Yine diyoruz ki alışkanlıklar değişik şekillerde olabilir.

    Güzelce ve dikkatlice yapılan bir istibradan sonra gelen idrar sızıntısı için bazı kitaplarımızda, abdesti bozmaz, zararlı değildir denilmişse de, ihtiyatlı olmak ve her ne olursa olsun idrar sızıntısından sakınmak ihtiyata daha uygundur.

    İdrar sızıntısının kesildiğine kanaat getirmeden, organın yıkanılmasına geçilmemelidir.

    Erkeklerdeki bu idrar sızıntısının sonunu alabilmek için herkes kendine göre bir metod bulmalıdır. Çünkü sızıntının devamı, erkekten erkeğe de farklılık göstermektedir. Bulunduğu yerde yeterli miktar oturup kalkmak veya birkaç defalar öksürerek vücudu sarsmak yahut ayakları sağa sola sallayarak, dizleri karına doğru çekerek vücudun sarsılmasını sağlamak gibi.

    Uzmanların bildirdiklerine göre, idrar kanalında idrar bulunduğu müddetçe cinsel organ büzülmez ve biraz uzun kalır. Zira yaratıcı, idrarın dışarıya kolay atılmasını temin için o kanalı idrar yapma esnasında uzar bir halde yaratmıştır. Boğumlar halindeki idrar kanalı, içinde az da olsa idrar bulunduğu sürece uzun kalacak ve büzülmeyecektir. Kanalda hiç idrar kalmazsa organ tamamen büzülür ve küçülür. Bu durum idrar kanalında idrarın kalmadığının işaretidir.

    İdrar sızıntısının sonu alındıktan sonra, artık idrar gelmeyecektir. Zira yaratıcı kudret o kanalı özel yaratmıştır. İdrar kanalında idrar, eldeki cıva gibidir. Bulunduğu yere bulaşmaz, ıslaklık devam etmez. Sızıntı bitti mi, arkası kesilmiş, kanalda idrar kalmamış demektir.

    Fıkhi tabirle istibra denilen bu idrar sızıntısının bitmesini temin etmede bazı dostlarımızın uyguladıkları bir metodu anlatmakta yarar görmekteyiz.

    Şöyle ki:

    Tuvalete girdiğimizde yanımızda, çok küçük bir naylon torba içerisinde veya bir parça kâğıt mendil arasında, bir miktar pamuk ile uçları sivri olmayan küçük bir çöp bulunduralım. Meselâ, bir diş çöpünün uçlarını yuvarlayalım sivriliğini giderelim. İdrarın tamamlanmasından sonra, idrar kanalını üç defa sıyıralım, daha sonra su ile güzelce yıkanalım ve kurulanalım. Sonra o pamuğumuzdan çok küçük bir parçayı alıp, dikkatlice, uç tarafı dışarıda kalacak şekilde, çöpümüzün yardımı ile idrar yoluna koyalım. (İhtiyaca veya alışkanlığa göre, mercimekten biraz büyük, nohuttan daha küçük bir parça). Birazcık daha bekleyelim ve bu arada öksürerek veya olduğumuz yerde oturup kalkarak ya da ayaklarımızı sağa sola sallayarak kalan sızıntının tamamının pamuk tarafından emilmesini sağlayalım. Sonra dışarıda kalan küçük kısmından tutup, pamuğu çıkarıp atalım ve yerine tekrar, yeni çok küçük bir pamuk parçası koyalım. Yalnız bu defa konulan pamuğun idrar kanalının içine konulması ve dışarıdan görülmemesi gerekir. Zira pamuğun emeceği çok az bile olsa bir miktar idrar, dışarıya çıkacak ve çamaşıra ulaşacak olursa yine abdestin bozulmasına sebep olacaktır. Belki zor veya külfetli gibi görülen bu metodun titiz hocalarımız ve âlimlerimizce kullanılan ve tavsiye edilen bir metod olduğu bilinmelidir. Bilhassa cemaatinin mesuliyetini yüklenen imam kardeşlerimize tavsiye olunan sağlam bir metottur. Doktorların, belki bazı mahsurlu hallere yol açabilir diye pek tasvip etmedikleri bu metodu kullanırken çok dikkatli olunmalı, organ tahriş edilmemeli ve pamuk içeriye çok kaçırılmamalı, bilhassa ikinci defa konulan ve devamlı kalacak olan pamuk, organın yumuşak olan uç tarafında kalmalıdır. Zira fazla içeriye konulan pamuk sahibini çok rahatsız edecektir. Zamanla alışılan bu metod, tatbik edenleri, sızıntı ihtimaline karşı rahatlatan bir yoldur. Kanalda kalan pamuk, sonra idrar yapılırken kendiliğinden dışarı atılacaktır. Ayrıca pamuğun temiz olmasına da dikkat etmelidir.

    Burada hemen şunu hatırlatalım ki: oruç tutulan zamanlarda, son merhalede de pamuğun tamamı idrar yolunda kaybolmamalı, çok az bir kısmı dışarıda kalmalı ancak, istibrayı çok iyi yaparak, sızıntı olmasına da meydan vermemelidir. Zira vücuda girip kaybolan şeyler kimi imamlarımıza göre orucu bozmaktadır. Bu bir ihtiyat tavsiyesidir.

    Evlerinde abdest tazeleyen kimseler, birinci defa pamuğu koyduktan sonra tuvaletten çıkıp, üç beş dakika sonra tekrar dönerler ve pamuklarını değiştirirlerse, tuvalette fazla kalma mahzurundan da kurtulmuş olurlar. Ayrıca yürüyerek, oturarak daha iyi bir istibra yapmış, sızıntının tamamen sonunu almış olurlar. Tabii ki bütün bunlar tercih veya alışkanlık meselesidir.

    Kimi kardeşlerimiz, pamuk yerine bükerek uygun hale getirdikleri küçük bir kâğıt mendil parçasını idrar yoluna koymaktadırlar. Tercih herkesin kendine aittir.

    İdrar sızıntısının tamamen bittiğine kanaat getirdik, artık idrar gelmez diye inandık mı, gönül rahatlığı ile abdestimizi alıp namazımızı kılabiliriz.

    Ancak bu arada şeytan da boş durmayacak ve bize vesvese verecektir. Çamaşırımızda bir ıslaklık varmış hissi oluşacaktır. Bu vesveseye engel olmak için, abdestin sonunda elimize alacağımız temiz suyun kalıntılarını külotumuzun ön kısmına serpmek Peygamber Efendimizin bize tavsiyeleridir ki, bizi bu vesveseden kurtaracaktır.

    Hanım kardeşlerimizin istibrada yani idrarın sonunu almada, işleri daha kolaydır. Zira onlarda idrar kanalı sadece 3-4 cm. dir. İdrar sızıntısı yok denecek kadar azdır. Az bir beklentiden sonra yıkanıp kurulanmaları kâfi gelecektir. Onlar da kendilerini kontrol ederek, bu bekleme zamanını takdir etmelidirler.

    Kimi daha dikkatli hanımların, ferclerinin ağzına pamuk veya benzeri şeyler koyarak tampon yaptıkları da bilinmektedir. İhtiyatlı bir yoldur denilebilir. İçeriye kaçmayacak ve fakat dışarıda da kalmayacak şekilde, dikkatlice konulan bu pamuk, gelen muhtemel sızıntıyı tutacak ve temizliği, istibrayı garantiye alacaktır. Fercin dışına değil de iç kısmına doğru konulan pamuğa gelen herhangi bir sızıntı dışarıya çıkmadıkça, kenarlara doğru gelmedikçe de abdesti koruyacaktır. Ancak, ıslaklık pamuğun dışına çıkacak olursa abdest bozulmuş olur.

    Hanımlar, pamuk değil de, ped kullanırlarsa, ped çamaşırda veya dışarıda kalacağı için, bu pede ulaşan sızıntı, akıntı veya ıslaklık abdesti bozar, bilinmelidir. Çünkü kullanılan ped, pamuğun aksine vücuttan ayrı haldedir. Oraya dikkatlice konulan pamuk ise vücuttan bir parça haline gelmiştir ve organın içinde sayılır.

    Bazı hocalarımız, idrar ve hastalık sebebiyle oluşan akıntıdan, iltihaptan başka, vajinayı ıslak tutan ve kayganlığını sağlayan tabii sıvının temiz olduğunu, fercden dışarıya çıksa bile tükürük gibi abdesti bozmayacağını söylemişlerdir. Bu da bir görüştür demekle birlikte, ihtiyatlı davranmakta, bu sızıntının dışarıya çıkması halinde abdesti yenilemekte fayda vardır deriz. Zira akıntılarda karışmalar olabilme ihtimali de vardır.

    İhtiyaç giderildikten, güzelce yıkanıp kurulandıktan sonra tuvaletten sağ ayakla çıkılmalıdır. Birazcık uzaklaştıktan sonra “Ğufrâneke” “elhamdülillâhillezî ezhebe anni’l-ezâ ve ‘afânî” “Allah’ım bağışlamanı dilerim” “Benden bu ezayı gideren ve bana afiyet bahşeden Allah’a hamdolsun” diye hamd etmelidir.

    Tuvaletten çıkarken tuvaleti tertemiz yıkayıp sonraya tertemiz bırakmak İslâm büyüklerinin alışkanlık ve tavsiyelerindendir.

    Sonra ellerimizi sabunla yıkamanın gerektiği de hepimizin malumudur.

    Evlerinde abdest tazeleyen kardeşlerimizin daha çok ihtiyatlı olmak için namaz kılmadıkları elbiseleri ile, meselâ pijamaları ile abdest tazelemeleri uygun olacağı kanaatindeyiz. Her ne kadar namaz için özel bir elbisenin olması diye bir şey sünnette yok ise de, idrar sıçrantılarından, taharet esnasında olabilecek sıçramalardan, abdest suyunun sıçrantılarından korunabilmek için uygun bir yoldur denilebilir.

    Klozet dediğimiz tuvaletlerde ihtiyaç gideren kardeşlerimizin çok daha dikkatli olmaları, gerek ihtiyaç giderirken, gerekse taharetlenirken gerekli titizliği göstermeleri tavsiye olunur.

    Klozette idrar yaparken, karşı duvardan idrar sıçrantılarının bacaklara sıçraması, temizlenirken yine arkadan gelen tazyikli suyun bacakları kirletebileceği ihtimali unutulmamalıdır.

    Unutulmamalıdır ki, zaruret olmadan klozet kullanmayı, taharet konusunda titiz davrananlar tasvip etmemektedirler.

    Ayakta idrar yapmanın asla doğru olmayacağı da bilinmelidir. Bu günün tıbbının da mahzurlu gördüğü bu halin Sevgili Peygamberimiz tarafından da hiç hoş karşılanmadığı unutulmamalıdır. Ancak zaruretler istisnadır. Bel veya dizlerdeki rahatsızlıklar sebebiyle temiz bir klozeti kullanmakta da kolaylık vardır.

    Ayakta idrarını yapmayı alışkanlık haline getirenlerin farkında olmadan kirlenen paçalarında veya çoraplarında biriken idrar sıçrantılarının çoğalma ve birikme neticesi namazlarının kabulüne engel olacağını unutmamaları gerekir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi küçük sıçrantılar belki sadece sevabı azaltırlar. Ancak zamanla çoğalan ve toplandığında avuç ortası büyüklüğe ulaşan idrarın namazın kabulüne engel olacağı bilinmelidir. Kirlendiğinden şüphe duyulan elbiselerin ne pahasına olursa olsun yıkanması gereklidir. Eskimesinden veya pörsümesinden korkularak yıkanmayan elbiseler namaz konusunda bize sıkıntı çıkarabilirler.

    Taharetten gaye ALLAH’ın huzuruna temiz çıkmaktır. Zira o huzura ancak temiz olanlar yakışır.


  4. 20.Eylül.2013, 19:45
    2
    Devamlı Üye



    NASIL TAHARETLENMELİYİZ TAHARET ADABI

    Necasetten taharet namazın farzlarından biri olunca, bu konuya gereken ihtimamı göstermek şarttır.

    İhtiyacını gidermek üzere tuvalete girecek olan mümin, kendisine lâzım olacak su, kurulanacağı taharet mendili, tuvalet kâğıdı, kâğıt havlu, pamuk v.b. şeyleri önceden temin ettikten sonra, tuvalete bir kaç adım kala “bismillah, e’ûzü billâhi mine’l-hubsi ve’l-habâis” diye istiâzede bulunarak, yani “Allah’ın adıyla, bütün çirkin ve kötü şeylerden Allah’a sığınırım” diyerek sol ayağı ile tuvalete girer. Veya “bismillah, Allâhümme innî e’ûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habâis” diyerek de girebilir. Aynı anlamdadır.

    Peygamber Efendimiz tuvalete girerken çekilen besmelenin, yani “bismillah” demenin cinlerle bizim aramızdaki perde olduğunu ifade etmişlerdir.

    Sonra önü ve arkası kıbleye gelmeyecek şekilde oturarak ihtiyacını giderir. Bu arada, otururken vücut ağırlığını sol tarafa vermek, boşaltım organlarının daha rahat iş görmesini temin edecektir. İhtiyaç giderilirken sıçrantılardan mutlaka sakınmalıdır. Bunun için, sadece idrarı yaparken bile oturarak yapmalı, tuvalet taşının durumuna göre dikkatli olunmalıdır. Peygamber Efendimiz, sahabenin anlattıklarına göre, ihtiyaç giderecekleri zaman çok uzaklara giderler, mutlaka bir engel arkasına çekilirler, yere oturmadan görülmeyecek yerlerini açmazlar, ihtiyaç giderdikleri yer sert bir toprak ise, sıçrantıyı engellemek için bir çubuk veya benzeri şeyle toprağı kabartırlar, açıklıkta ihtiyaç giderdikleri için edeben başlarını örterlerdi.

    Tuvalet, meleklerin olmadığı bir gaflet mahallidir. İhtiyaçtan fazla orada oturmak doğru değildir. Ancak acele edip tahareti noksan yapmak da asla doğru değildir.

    İhtiyacı giderdikten sonra önce katı necasetten temizlik yapılmalıdır.

    Sahrada, bağda bahçede ihtiyaçlarını giderenler, ellerini daha az kirletmek için önce en az üç defa veya ihtiyaca göre, ancak tek sayıda taşla temizlenmelidirler. Buna isticmar denilir. Bu arada kemik, gübre ve gıda maddeleri asla kullanılmamalı, vücuda zarar verecek sivri veya keskin cisimlerden de sakınmalıdır.

    Ev ve benzeri yerlerdeki tuvaletlerde taş ve benzeri şeyler kullanılamayacağı için, önce tuvalet kâğıdı ile necasetin fazlasını silmek, kimi kardeşlerimizin tercih ettikleri bir yoldur. Ancak kimi kardeşlerimiz de, tuvalet kâğıdı da olsa, kâğıda saygılı olmak ve israfı önlemek için bu yolu mahzurlu görmektedirler. Biz her iki görüşe de saygı duymakta, meseleyi kardeşlerimizin vicdanına havale etmekteyiz. Ameller niyetlere göre olduğuna göre, elim fazla kirlenmesin, bu kâğıt nihayet temizlik için imal edilmiştir, şu halde taharette kullanabilirim diyenlerin görüşleri de makul kabul edilebilir. Hayır, tuvalet kâğıdı da olsa saygılı olmak gerekir diyenlerin görüşlerine de saygı duyulur. Ancak eski kitaplarımızda dahi, yazıda kullanılmayan kaba kâğıtların, temizlikte kullanılabileceği yazılmıştır. Şu halde israf etmeden tuvalet kâğıtlarını temizlikte ve kurulanmada kullanmak mümkündür denilebilir.

    Katı necasetin kalanının temizliği için mutlaka sol el kullanılmalı ve su ile temizlik yapılmalıdır. Kitaplarımızda üç parmaktan fazla parmağı kirletmemeli diye tavsiyeler vardır. Ayrıca parmakların uç kısımlarının kullanılmasının basura neden olacağı da söylenmiştir.

    Katı necasetten taharetlenirken, sol elin şehâdet orta ve yüzük parmakları birleştirilir ve orta parmak biraz üste alınır. Kirli mahal, önce, arkadan öne doğru elle silinir ve eller yıkanır. Sonra önden arkaya, sonra arkadan öne… veya alışılan bir şekille. Temizliğin tamamen hâsıl olduğuna kanaat getirinceye kadar su ile temizliğe devam etmelidir.

    Bazı fıkıh kaynaklarımızda, hanımların iki parmaklarını öne çıkararak ve ilk defa, fercleri kirlenmesin diye önden arkaya doğru temizliğe başlayarak taharetlerini gerçekleştirmeleri tavsiye olunmaktadır. Tabi bütün bunlar tavsiye niteliğindedir. Herkes istediği gibi, kendine kolay gelen bir yolla temizlenebilir. Mühim olan taharetin tertemizce yapılmış olması, çıkış mahallinde necasetin kalmamış olmasıdır.

    Taharetlenmek için su bulamayanlar, taş veya kâğıt mendille iyice temizlenmelidirler. Makatta kalan necaset 4 gramı bulur veya geçerse namaz olmaz diye yukarıda kaydetmiştik. Çok nadir de olsa böyle bir durumda dikkatli olunmalıdır.

    Makatı temizlerken kendimizi serbest bırakmalı, vücudumuzu aşağıya doğru salmalı, kendimizi sıkmamalıyız ki, yıkanan yer iyice temizlenmiş olsun. Ancak Ramazanda veya sair zamanlarda oruçlu iken kendimizi biraz sıkı tutmalıyız ki, makattan içeriye su kaçmasın. Zira makattan içeriye kaçan su orucu bozabilir denmiştir.

    Makatın yıkanmasında biraz mübalağa etmek yani fazlaca yıkamak gerekir. Zira makata su el ile götürülmektedir. Makatta kalan çok az bir necaset eseri bile elimizdeki suyu kirletecek ve şer’an kullanılmaz hale getirecektir. Mümkün olursa yukarıdan su dökerek veya şayet tuvalette hortum kullanılıyorsa, üzerimize sıçratmadan suyu o mahalle kadar götürerek ya da kolayımıza giden başka bir yolla o mahalli güzelce yıkayarak en güzel temizliği elde etmek gereklidir. Sadece elle temizlik yapılır ancak yeteri kadar o mahal güzelce yıkanmazsa, taharet tamamlanmış olmaz.

    Katı necaset mahalli iyice temizlendikten sonra erkekler, idrar yolunu temizlemek için, idrar yaptıkları organlarını fazla sıkmadan ve tahriş etmeden üç defa sıyırmalıdırlar. Bu sıyırma, kanalda kalan idrarın dışarıya atılması için Peygamber Efendimizin tavsiye-i âlileridir.

    Erkeklerin idrar kanalları 16 ila 18 cm. uzunluğunda ve yaklaşık 8 mm. çapındadır. Erkeklerde bu yapıdan dolayı, idrar yapma işi bittikten sonra dahi idrar sızıntısı belirli bir süre daha devam eder. İşte bu sızıntıyı bitirebilmek için organı sıyırmak ve beklemek gerekir.

    Bu sıyırma işi şöyle yapılabilir:

    İdrar bittikten, makat su ile güzelce temizlendikten sonra, erkeklik organı, alt taraftan işaret, orta ve yüzük parmaklar ile ta dipten, öne doğru, yumurtalıklara doğru acıtılmayacak bir sıkıştırma ile sıvazlanır veya sıyrılır. Böylece idrar kanalının dip tarafında kalan idrar, uzvun ön tarafına geçirilmiş olur. İkinci defa tenasül uzvu kökünden parmak uçları ile tutularak idrar çıkış deliğine kadar kuvvetlice sıyrılır. Böylece kanalda hemen hemen idrar kalmamış olur. Üçüncü defada da uzvun uç tarafı tekrar güzelce parmaklarla sıyrılarak kanal tamamen idrardan temizlenmiş olunur. Buna istibra, yani idrar sızıntısından iyice temizlenme denir. Ancak bu arada dikkat edilecek bir husus vardır. Cinsel organın dip tarafında bulunan ve temas ve dokunmakla tahrik olan mezi salgılama bezini tahrik etmemek gerekir. Bu merkez, organın sıyrılması esnasında tahrik olursa kendi sıvısını salgılayacağı için temizlik yani istibra çok daha zorlaşabilir. Onun için herkes istibrada bünyesinin hassasiyetlerini de dikkate almalıdır.

    Sonra su ile ihtiyaç kadar, güzelce yıkanılıp kurulanılır. Bundan sonra ihtiyaç duyanlar veya isteyenler tarafından diğer tavsiye olunan şeyler, yani pamuk koyma işlemi uygulanır.

    Burada şunu belirtelim. Rasûlullah Sallâllahü aleyhi ve sellem Efendimiz üç defa sıyırmamızı tavsiye buyurmuşlar fakat şeklini tarif etmemişlerdir. Yine diyoruz ki alışkanlıklar değişik şekillerde olabilir.

    Güzelce ve dikkatlice yapılan bir istibradan sonra gelen idrar sızıntısı için bazı kitaplarımızda, abdesti bozmaz, zararlı değildir denilmişse de, ihtiyatlı olmak ve her ne olursa olsun idrar sızıntısından sakınmak ihtiyata daha uygundur.

    İdrar sızıntısının kesildiğine kanaat getirmeden, organın yıkanılmasına geçilmemelidir.

    Erkeklerdeki bu idrar sızıntısının sonunu alabilmek için herkes kendine göre bir metod bulmalıdır. Çünkü sızıntının devamı, erkekten erkeğe de farklılık göstermektedir. Bulunduğu yerde yeterli miktar oturup kalkmak veya birkaç defalar öksürerek vücudu sarsmak yahut ayakları sağa sola sallayarak, dizleri karına doğru çekerek vücudun sarsılmasını sağlamak gibi.

    Uzmanların bildirdiklerine göre, idrar kanalında idrar bulunduğu müddetçe cinsel organ büzülmez ve biraz uzun kalır. Zira yaratıcı, idrarın dışarıya kolay atılmasını temin için o kanalı idrar yapma esnasında uzar bir halde yaratmıştır. Boğumlar halindeki idrar kanalı, içinde az da olsa idrar bulunduğu sürece uzun kalacak ve büzülmeyecektir. Kanalda hiç idrar kalmazsa organ tamamen büzülür ve küçülür. Bu durum idrar kanalında idrarın kalmadığının işaretidir.

    İdrar sızıntısının sonu alındıktan sonra, artık idrar gelmeyecektir. Zira yaratıcı kudret o kanalı özel yaratmıştır. İdrar kanalında idrar, eldeki cıva gibidir. Bulunduğu yere bulaşmaz, ıslaklık devam etmez. Sızıntı bitti mi, arkası kesilmiş, kanalda idrar kalmamış demektir.

    Fıkhi tabirle istibra denilen bu idrar sızıntısının bitmesini temin etmede bazı dostlarımızın uyguladıkları bir metodu anlatmakta yarar görmekteyiz.

    Şöyle ki:

    Tuvalete girdiğimizde yanımızda, çok küçük bir naylon torba içerisinde veya bir parça kâğıt mendil arasında, bir miktar pamuk ile uçları sivri olmayan küçük bir çöp bulunduralım. Meselâ, bir diş çöpünün uçlarını yuvarlayalım sivriliğini giderelim. İdrarın tamamlanmasından sonra, idrar kanalını üç defa sıyıralım, daha sonra su ile güzelce yıkanalım ve kurulanalım. Sonra o pamuğumuzdan çok küçük bir parçayı alıp, dikkatlice, uç tarafı dışarıda kalacak şekilde, çöpümüzün yardımı ile idrar yoluna koyalım. (İhtiyaca veya alışkanlığa göre, mercimekten biraz büyük, nohuttan daha küçük bir parça). Birazcık daha bekleyelim ve bu arada öksürerek veya olduğumuz yerde oturup kalkarak ya da ayaklarımızı sağa sola sallayarak kalan sızıntının tamamının pamuk tarafından emilmesini sağlayalım. Sonra dışarıda kalan küçük kısmından tutup, pamuğu çıkarıp atalım ve yerine tekrar, yeni çok küçük bir pamuk parçası koyalım. Yalnız bu defa konulan pamuğun idrar kanalının içine konulması ve dışarıdan görülmemesi gerekir. Zira pamuğun emeceği çok az bile olsa bir miktar idrar, dışarıya çıkacak ve çamaşıra ulaşacak olursa yine abdestin bozulmasına sebep olacaktır. Belki zor veya külfetli gibi görülen bu metodun titiz hocalarımız ve âlimlerimizce kullanılan ve tavsiye edilen bir metod olduğu bilinmelidir. Bilhassa cemaatinin mesuliyetini yüklenen imam kardeşlerimize tavsiye olunan sağlam bir metottur. Doktorların, belki bazı mahsurlu hallere yol açabilir diye pek tasvip etmedikleri bu metodu kullanırken çok dikkatli olunmalı, organ tahriş edilmemeli ve pamuk içeriye çok kaçırılmamalı, bilhassa ikinci defa konulan ve devamlı kalacak olan pamuk, organın yumuşak olan uç tarafında kalmalıdır. Zira fazla içeriye konulan pamuk sahibini çok rahatsız edecektir. Zamanla alışılan bu metod, tatbik edenleri, sızıntı ihtimaline karşı rahatlatan bir yoldur. Kanalda kalan pamuk, sonra idrar yapılırken kendiliğinden dışarı atılacaktır. Ayrıca pamuğun temiz olmasına da dikkat etmelidir.

    Burada hemen şunu hatırlatalım ki: oruç tutulan zamanlarda, son merhalede de pamuğun tamamı idrar yolunda kaybolmamalı, çok az bir kısmı dışarıda kalmalı ancak, istibrayı çok iyi yaparak, sızıntı olmasına da meydan vermemelidir. Zira vücuda girip kaybolan şeyler kimi imamlarımıza göre orucu bozmaktadır. Bu bir ihtiyat tavsiyesidir.

    Evlerinde abdest tazeleyen kimseler, birinci defa pamuğu koyduktan sonra tuvaletten çıkıp, üç beş dakika sonra tekrar dönerler ve pamuklarını değiştirirlerse, tuvalette fazla kalma mahzurundan da kurtulmuş olurlar. Ayrıca yürüyerek, oturarak daha iyi bir istibra yapmış, sızıntının tamamen sonunu almış olurlar. Tabii ki bütün bunlar tercih veya alışkanlık meselesidir.

    Kimi kardeşlerimiz, pamuk yerine bükerek uygun hale getirdikleri küçük bir kâğıt mendil parçasını idrar yoluna koymaktadırlar. Tercih herkesin kendine aittir.

    İdrar sızıntısının tamamen bittiğine kanaat getirdik, artık idrar gelmez diye inandık mı, gönül rahatlığı ile abdestimizi alıp namazımızı kılabiliriz.

    Ancak bu arada şeytan da boş durmayacak ve bize vesvese verecektir. Çamaşırımızda bir ıslaklık varmış hissi oluşacaktır. Bu vesveseye engel olmak için, abdestin sonunda elimize alacağımız temiz suyun kalıntılarını külotumuzun ön kısmına serpmek Peygamber Efendimizin bize tavsiyeleridir ki, bizi bu vesveseden kurtaracaktır.

    Hanım kardeşlerimizin istibrada yani idrarın sonunu almada, işleri daha kolaydır. Zira onlarda idrar kanalı sadece 3-4 cm. dir. İdrar sızıntısı yok denecek kadar azdır. Az bir beklentiden sonra yıkanıp kurulanmaları kâfi gelecektir. Onlar da kendilerini kontrol ederek, bu bekleme zamanını takdir etmelidirler.

    Kimi daha dikkatli hanımların, ferclerinin ağzına pamuk veya benzeri şeyler koyarak tampon yaptıkları da bilinmektedir. İhtiyatlı bir yoldur denilebilir. İçeriye kaçmayacak ve fakat dışarıda da kalmayacak şekilde, dikkatlice konulan bu pamuk, gelen muhtemel sızıntıyı tutacak ve temizliği, istibrayı garantiye alacaktır. Fercin dışına değil de iç kısmına doğru konulan pamuğa gelen herhangi bir sızıntı dışarıya çıkmadıkça, kenarlara doğru gelmedikçe de abdesti koruyacaktır. Ancak, ıslaklık pamuğun dışına çıkacak olursa abdest bozulmuş olur.

    Hanımlar, pamuk değil de, ped kullanırlarsa, ped çamaşırda veya dışarıda kalacağı için, bu pede ulaşan sızıntı, akıntı veya ıslaklık abdesti bozar, bilinmelidir. Çünkü kullanılan ped, pamuğun aksine vücuttan ayrı haldedir. Oraya dikkatlice konulan pamuk ise vücuttan bir parça haline gelmiştir ve organın içinde sayılır.

    Bazı hocalarımız, idrar ve hastalık sebebiyle oluşan akıntıdan, iltihaptan başka, vajinayı ıslak tutan ve kayganlığını sağlayan tabii sıvının temiz olduğunu, fercden dışarıya çıksa bile tükürük gibi abdesti bozmayacağını söylemişlerdir. Bu da bir görüştür demekle birlikte, ihtiyatlı davranmakta, bu sızıntının dışarıya çıkması halinde abdesti yenilemekte fayda vardır deriz. Zira akıntılarda karışmalar olabilme ihtimali de vardır.

    İhtiyaç giderildikten, güzelce yıkanıp kurulandıktan sonra tuvaletten sağ ayakla çıkılmalıdır. Birazcık uzaklaştıktan sonra “Ğufrâneke” “elhamdülillâhillezî ezhebe anni’l-ezâ ve ‘afânî” “Allah’ım bağışlamanı dilerim” “Benden bu ezayı gideren ve bana afiyet bahşeden Allah’a hamdolsun” diye hamd etmelidir.

    Tuvaletten çıkarken tuvaleti tertemiz yıkayıp sonraya tertemiz bırakmak İslâm büyüklerinin alışkanlık ve tavsiyelerindendir.

    Sonra ellerimizi sabunla yıkamanın gerektiği de hepimizin malumudur.

    Evlerinde abdest tazeleyen kardeşlerimizin daha çok ihtiyatlı olmak için namaz kılmadıkları elbiseleri ile, meselâ pijamaları ile abdest tazelemeleri uygun olacağı kanaatindeyiz. Her ne kadar namaz için özel bir elbisenin olması diye bir şey sünnette yok ise de, idrar sıçrantılarından, taharet esnasında olabilecek sıçramalardan, abdest suyunun sıçrantılarından korunabilmek için uygun bir yoldur denilebilir.

    Klozet dediğimiz tuvaletlerde ihtiyaç gideren kardeşlerimizin çok daha dikkatli olmaları, gerek ihtiyaç giderirken, gerekse taharetlenirken gerekli titizliği göstermeleri tavsiye olunur.

    Klozette idrar yaparken, karşı duvardan idrar sıçrantılarının bacaklara sıçraması, temizlenirken yine arkadan gelen tazyikli suyun bacakları kirletebileceği ihtimali unutulmamalıdır.

    Unutulmamalıdır ki, zaruret olmadan klozet kullanmayı, taharet konusunda titiz davrananlar tasvip etmemektedirler.

    Ayakta idrar yapmanın asla doğru olmayacağı da bilinmelidir. Bu günün tıbbının da mahzurlu gördüğü bu halin Sevgili Peygamberimiz tarafından da hiç hoş karşılanmadığı unutulmamalıdır. Ancak zaruretler istisnadır. Bel veya dizlerdeki rahatsızlıklar sebebiyle temiz bir klozeti kullanmakta da kolaylık vardır.

    Ayakta idrarını yapmayı alışkanlık haline getirenlerin farkında olmadan kirlenen paçalarında veya çoraplarında biriken idrar sıçrantılarının çoğalma ve birikme neticesi namazlarının kabulüne engel olacağını unutmamaları gerekir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi küçük sıçrantılar belki sadece sevabı azaltırlar. Ancak zamanla çoğalan ve toplandığında avuç ortası büyüklüğe ulaşan idrarın namazın kabulüne engel olacağı bilinmelidir. Kirlendiğinden şüphe duyulan elbiselerin ne pahasına olursa olsun yıkanması gereklidir. Eskimesinden veya pörsümesinden korkularak yıkanmayan elbiseler namaz konusunda bize sıkıntı çıkarabilirler.

    Taharetten gaye ALLAH’ın huzuruna temiz çıkmaktır. Zira o huzura ancak temiz olanlar yakışır.





+ Yorum Gönder